Sweet Bonanza Logo
 Sigarayı bırakmak için...
Sağlık Bakanlığı, sigarayı bırakmak isteyenler için "reçete" hazırladı. Bakanlık sigaradan kurtulmak isteyenlere önce "bırakma gününü belirlemelerini" önerirken sigarayı bıraktıktan hemen sonra bazı sağlık problemlerinin yok olacağı kaydedildi.


Sağlık Bakanlığı Temel sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün "Sigaradan Kurtulma Rehberi"nde sigarayı bırakmak isteyenlere tavsilerde bulunuldu.

Sigaranın bırakılması ile 6 binden fazla zehirli maddenin gün boyunca solunmayacağı belirtilirken, iştah bozuklukları, solukluk, çabuk yorulma başta olmak üzere bir çok sağlık sorununun biranda düzeleceği, yüzdeki çizgilerin hafifleyeceği, gözaltındaki torbalanmaların ineceği, sesteki kalınlaşma ve bozulmanın düzeleceği, nefesin küllük gibi kokmayacağı kaydedildi. İsteyen herkesin sigarayı bırakabileceği belirtilirken, öncelikle "bırakma gününü" belirlemeleri önerildi. Sigarayı bırakma gününün hatırlamada zorlanmayacak özel bir gün olarak seçilmesi ve herkese ilan edilmesi gerektiği bildirildi.

Tütünün macerası veya sigara illeti

Bildiğimiz, hissettiğimiz hatta yaşadığımız bütün tehlikelerine rağmen ne yazık ki, birçoğumuz sigarayı bir türlü bırakamıyor.
İnsanda, “bağımlılık” doğuran sigaranın ve onun asıl ham maddesi olan tütünün macerası gerçekten de çok ilgi çekici.
Ancak, sigaranın doğurduğu tahribat karşısında da, endişelenmemek elde değil.
Geçenlerde, aile dostumuz, değerli bilim adamı Prof. Dr. Seyhan Çelikoğlu’nun tütün dolayısıyla sigara hakkındaki konferansını takip etme fırsatını bulduk.
Çelikoğlu’nun, anlattıklarını okuyucularımızla paylaşarak, hiç olmazsa birkaç sigara veya birkaç duman eksik içimi sağlayabilsek bile bundan mutluluk duyarız.
İki hafta üst üste vereceğimiz konuşma, dileriz ki, yarar getirsin.
İşte, tütünün macerası veya sigara illeti:
Tütün 1550’lere kadar insanları ilgilendirmeyen bir hadise iken bundan sonraki üç asır oldukça yavaş ilerleyen bir ilgi oluşmuş. Fakat daha sonra bütün dünya toplumlarını ilgilendiren bir çılgınlık haline gelmiştir.
Tütün, ilk defa Güney Amerika’da Kızılderililer’in bildiği bir keyif verici maddedir. Yeni araştırmalar bu maddenin çok ilginçtir ki, eski Mısır’da da mevcut olduğunu gösteriyor. Acaba Mısırlılar’ın o tarihlerde Amerika ile temasları oldu mu kesin bilmiyoruz. Kesin kanıtlar M.Ö. 2000 senelerinde dahi Mısır’da tütüne benzer bir keyif vericinin kullanıldığını gösteriyor.
Kızılderililerin kullandığı şekil ters çevrilmiş bir sapanın iki ucu burna gelecek şekildeydi. Kızılderililer dumanı burna çekerek kullanırlardı tütünü. Bunun ismi tobaktır ve tobacco kelimesi buradan gelmektedir. Ayrıca mısır veya palmiye yapraklarını kullanarak içine kıyma tütün koyarak bir sarma yapıp bunu içmişler.
Tütün doğal bir bitki olarak kullanılıyordu ve henüz kültürü bilinmiyordu. 1860’lara doğru Avrupa’da tütün ortaya çıkıyor. ilk olarak Lizbon’da Fransız elçisi Jean Nicco tütün tohumunu Avrupa’ya gönderiyor. Nikotin kelimesi de buradan kaynaklanıyor.
Avrupa’da ilk zamanlarda tıbbi madde olarak kullanılıyor. Uzun yıllar bu şekilde kullanılmış. Fakat 1860’larda bu cigar şeklinde kulanılmaya başlandı. Cigar kelimesi bir Maya sözcüğü olan ‘sikar’dan geliyor. Tütün dumanını içine çekmek anlamına geliyor.
1900’lere kadar Dünya’da tütün pipo veya cigar şeklinde kullanıldı ve bir sorun oluşturmadı çünkü çok pahalı olduğundan sadece aristokratların ve zenginlerin kullandığı bir keyif vericiydi.
Bu arada özellikle İspanya’da berduşlar puronun izmaritlerini yerden toplayıp kağıda sarıp kullanmaya başlıyor. Buna cigarillos deniyor. Çok hakir bir şey ve ancak perişan insanların kullandığı bir keyif verici.
Cigarillos’un kullanımının kolay olması tüketimin bu tarafa kalmasını sağladı ve 19. asırda çok fakir adamın kullandığı cigarillos yayıldı. Gene bunun bir hazırlama işlemi var. Bu elde yapılıyor bu yüzden çok pahalı. Sigaranın tanesi en azından 1 dolara mal oluyor. Bu arada 1860’lara doğru sigara yapma makinası icat ediliyor. 1 dolara mal olan bir sigara 20-30 cente düşüyor ve bir felaket başlıyor.
1880’lerde ABD’de yılda 500.000 adet sigara üretiliyor. 1885’te bu sayı bir milyara çıkıyor. 1895’te 4 milyar oluyor. Bunun artışı ile birlikte bir takım sorunlar insanların dikkatini çekmeye başlıyor.
İlk olarak 1900’lerin başlarında Montalye şehrinde bir yayın görüyoruz. Yapılan araştırmada pipo içiminin dudak, boğaz ve bademcik kanserine yol açtığı belirtiliyor. O tarihlerde kilden yapılmış çok kısa saplı pipo kullanılıyor. Kısa saplı olduğu için dudağa daha yüksek sıcaklıkta ulaşıyor bu da yüksek konsantrasyonda alınmasına sebep oluyor. Tıp alemi ilk defa tütün ve kanser ilişkisini o zaman görüyor. Bu pipolar terk ediliyor ve olay unutuluyor.
1. ve 2. Dünya harbinden sonra sigara kullanımı müthiş bir artış gösteriyor. Asrın başlarında sigara bir felaket haline geliyor. 1950’lerde ABD ve İngiltere’de bunun bir sağlık sorunun olduğu ortaya çıkıyor ve hekimler akciğer kanserinin olağanüstü sık rastlandığını müşahede ederek bunun sigaraya bağlı olabileceğini düşünüyorlar.

Sigara ve alkol

Uzun süre hastahanede çalıştım. Doktorlardan işittim. Özellikle dahiliye uzmanları, kardiyoloji uzmanları, kalp damar cerrahları poliklinikte muayene ettikleri hastalarına sigara ve alkolü kesinlikle bırakmalarını söylüyorlardı; ama içenlerin sayısı her geçen gün artıyordu.
Yıllarca sigaranın, alkolün zararlarını anlatan sempozyumlar, konferanslar, paneller düzenlendi; üniversitelerden öğretim üyeleri konuşturuldu ama içenlerin sayısı daha da arttı.
Sağlık Bakanlığı, yasal bir uyarı olarak, sigara paketinin üzerine “sigara sağlığa zararlıdır” yazdırttı, ama içenlerin sayısı daha da arttı.
Yasa çıkarıldı, “kapalı yerlerde sigara içilmesinin yasak olduğunu, para cezasının miktarını gösteren” afişler asıldı, ama insanımız yasaya meydan okurcasına afişlerin önünde ağzında sigarayla poz verdi, resimler çektirdi, içenlerin sayısı daha da arttı.
Liselere Sağlık Bilgisi dersi kondu. Sağlık Bilgisi kitaplarına sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerin sağlığa zararları sayfalarca yazıldı, ama okul tuvaletlerinde sigara içen öğrenci sayısı arttıkça arttı ve sigara içenlerin yaş ortalaması daha da düştü.
İlginç değil mi? Toplumda sigara ve alkol kullanımını azaltmak için bir dizi tedbir alınıyor, ama tersi oluyor; önlenemediği gibi daha da artıyor.
Nerede yanlışlık yapılıyor?
Gazete ve televizyon haberlerine göre en çok kaza yapanlar alkollü sürücüler; en çok cinayet işleyenler, cinnet geçirenler, hanımını öldürenler alkol alanlar. Yıllardır bu haberler okunur, dinlenir ama alkol içenlerin sayısı daha da artar...
İnsanlar artık daha rahat içebilmek için, içerken rahatsız edilmemek için çeşitli kılıflar uyduruyorlar. Neymiş efendim; ağrıları kesiyormuş, böbrek taşını düşürüyormuş... Adam içmeye karar vermiş, aslı astarı olmayan bu sözlerin arkasına sığınıyor...
Gerçekten toplumda sigara ve alkol kullanımı, alkol tüketimi niçin daha da artıyor? Alkollü araç kullanıp kaza yapanların sayısı, aracıyla denize uçanlar...
Bu sorunun cevabını ararken, bir başka soru geliyor akla. Alkol ülkemizde daha çok nerelerde içiliyor, tüketiliyor? Çok kişinin ortak cevabı şu: En çok kamu kurum ve kuruluşlarının sosyal tesislerinde, misafirhanelerinde, yazlıklarında, kamplarında... Düşündürücü değil mi?
Resmi konferanslardan, seminerlerden, panellerden, kurslardan önce veya sonra,
Ünlü kişiler, sanatçılar, futbolcular ağzında sigara, elinde kadehiyle televizyon ekranlarında, gazete sayfalarında poz verdikçe toplumda sigara ve alkol kullanımı daha da ayaygınlaşacak; yakın zamanda ilköğretim okulu öğrencileri de okul tuvaletlerinde sigara içmeye başlayacaktır.
Sigara ve “Kamusal alan”

Onbeş yirmi sene önce Amerika’dan Türkiye’ye gelişlerimde iki ülke arasında hayli fark bulurdum. Son zamanlarda memleketimizin maşallahı var, farkları hızla kapattı! Hele Atatürk Havalimanı’nın ihtişamı?! Kennedy Havalimanı kaç para?!
Yalnız bir fark var ki beni şaşırtmaya devam ediyor: Sigara! Son yıllarda medenî dünyada sigaraya karşı olumsuz bir bakış açısı gelişti. Sigaranın insan sağlığına ne kadar zararlı olduğu anlaşıldı ve aklı başında insanlar bu muzırdan hızla el çektiler. Bizim insanımız bu sigara düşmanlığından hiç mi hiç etkilenmiyor. Ayağınızı vatan toprağına basar basmaz burnunuza bir tütün kokusu gelmeye başlıyor. Lokantalarda müşterilerin elinde sigara. Ocak başında pide servisi yapan ahçının dudağında sigara. İşhanında çay servisi yapan delikanlının elinde sigara. Motosiklette giden adamın ağzında sigara. (Önünde de küçücük kızı oturuyor. Kızını, motosikleti ve sigarayı aynı anda idare ediyor. Ne kaabiliyet Yarabbim?!) Direksiyondaki şoförün camdan sarkıttığı elinde sigara. Makamında oturmakta olan okul müdürünün elinde sigara. Çöp kamyonuyla gelen temizlik işçilerinin ağzında sigara. Bohçacı kadın, -ki bence pazarlama elemanlarının ilk örneğidir-, öteberi satmaya gittiği evde selâm verdikten sonra size “bir sigaranız var mı?” diye soruyor. Asgarî ücretten, geçim sıkıntısından, işsizlikten dert yanan insanların ağzında sigara tütüyor. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği, cahili, okumuşu herkeste bir sigara düşkünlüğüdür gidiyor.
Halbuki medenî dünyada artık kamusal alanda sigara içilmiyor! Hani şu meşhur “kamusal alanlar” var ya! İşte oralarda sigara içilmiyor. Evet, oralarda asıl olmaması gereken şey -türban değil- sigaradır. Kamuya açık yerlerde kamuya zararlı iş yapamazsınız. Tiryakiyseniz evinizde, odanızda, etrafınızda kimse yokken -ya da bir başka tiryaki dostunuzla karşılıklı- tüttürün! Ama son tıbbî araştırmalar ışığında kamu alanında sigara içmenin kamuyu yavaş yavaş zehirlemek olduğu anlaşılmıştır. Kimsenin kamuyu zehirleme hakkı yoktur. Devlet de kamunun zehirlenmesine göz yumamaz. Amerika’da sigara içenlere artık ikinci sınıf vatandaş gözüyle bakılmaktadır. Lokanta ve barlar dahil olmak üzere bütün kapalı yerlerde sigara içmek yasaktır.
Kamu kamu deyip duruyoruz da, kamunun ne olduğunu biliyoruz değil mi? Son zamanlarda “kamusal alan” deyince devlet daireleri, resmî kurumlar anlaşılır oldu. Halbuki, kamu, -eski dilde amme denirdi-, halk demektir. (İkinci bir mânâsı da “bütün, hep”). Yani “kamu hizmeti” halk hizmeti demektir. Kamusal alan “halka açık yerler” demektir. Bu itibarla insanın evinin dışındaki her yer kamu alanıdır. Sinema da kamu alanıdır, lokanta da, stadyum da, hastahâne de, postahâne de... (“Ama orası kamu alanı...” deniyor ya, siz bana evin dışında kamu alanı olmayan bir yer gösterin!) Ve bütün bu yerlerde sigara içilmesinin yasaklanması gerekir. Yasağa uymayanlara para cezası verilmesi gerekir.
Sigaranın fiyatı da ikiye katlanmalıdır. 21 yaşından küçüklere sigara satılması kesinlikle yasak olmalıdır. Sigaraya ulaşmayı ve ulaşanların da içmesini zorlaştırmak için ne gerekirse yapılmalıdır. Amerika’da bir galon (yaklaşık 4 litre) benzinin ortalama 2 dolar, en ucuzundan bir paket sigaranın 4 dolar olduğunu da yazayım.

Sigarayı bırakmanın 7 Yöntemi

1.Yöntem:
Nikotin telafisi tıbbî tedavinin en iyi destekçisi olarak kendini göstermiştir. Piyasada nikotin bandı ve sakızı olarak satılmaktadır. Temel amaç tiryakinin vücuduna sigaradan başka bir yol ile nikotin verip, sigara içmemenin sıkıntısını azaltarak bu alışkanlıktan kurtarmaktır.
Başarı oranı ve süresi:
Nikotin ilavesi bağımlılıktan kurtulmayı kolaylaştırıyor. Telkin ile birlikte yüzde 16 başarı sağlıyor. Bağımlılıktan kurtulma süresi bir aydan bir kaç aya kadar uzanıyor.

2.Yöntem:
Bu terapi bilimsel olarak en iyi incelenmiş terapidir.
İlaç ile desteklenebilinir. Asıl amacı sigarayı
yakmaya teşvik eden durumlarda kontrolü sağlıyabilmek ve bırakan kişiler için tekrar başlamayı önlemektir. Uygulanan bu terapide asıl amaç sigaraya karşı olan tutumu değiştirmek.
Başarı oranı ve süresi
Bağımlılıktan kurtulma süresi 6 haftaya kadar uzanıyor, buna 4-6 haftalık yeniden başlamamak için uygulanan bir terapi ekleniyor. Başarı yüzde 40-yüzde 60 oranında.

3.Yöntem:
Zyban adındaki bu haplar beyindeki bağımlılık hissini azaltıyor. İlk üç gün bir hap, sonra günde 2 hap alınıyor. Böylelikle yavaş yavaş sigara bırakılıyor. Dünyada 5 milyon insan bu hapı kullanmış. Amerika, Canada ve Hollanda’da piyasaya sürülen Zyban Türkiye’de bulunmuyor.
Başarı oranı ve süresi:
Zyban kullanmış olan tiryakilerin yüzde 30.3’ü bir sene sonra dahi sigaradan uzak kalabilmişler.

4.Yöntem:
Hipnoz sırasında tiryaki uyutuluyor ve bilinç altında sigara olumsuz düşüncelerle birleştiriliyor.
Mesela içerken ağızda kül varmış gibi bir his alt bilince yerleştiriliyor. Bunun yanında sigara içmemek güzel duygularla bağdaştırılıyor.
Başarı oranı ve süresi:
Resim başarı oranı yüzde 30 fakat terapistler bunu yüzde 80 olarak gösteriyor.
Bir kaç seans gerekebiliyor.

5.Yöntem:
Bu metodla tiryaki tamamen kendi isteği ile sigarayı bırakıyor ve hiçbir profesyonel yardım almıyor.
Aile ve arkadaş desteği büyük önem taşıyor.
Başarı oranı ve süresi:
En ucuz olan bu metod çevre desteği olmadan yüzde 5 başarılı oluyor.
Doktorun en az üç dakikalık bir telkini ile başarı oranı yükseliyor.

6.Yöntem:
Bestseller olan “Kolay yoldan sigarayı bırakmak” kitabında yazar Allen Carr sigarayı değersiz ve gereksiz olarak telkin ediyor. Fakat hiçbir şekilde sağlık yönünden bırakma mecburiyetine değinmiyor. Değersiz bir parça tütüne esir olmamayı telkin eden bu metoda göre, kişi kendi istediği zaman sigarayı bırakıyor.
Başarı oranı ve süresi:
IBM şirketinin doktoru, çalışanlara düzenli seminer-lerle bu metodu uygulamış ve yüzde 30 başarı sağladığını belirtmiş. Bir seminerin süresi 6 saat.

7.Yöntem:
Eski bir Çin terapisi olan akupunktur da terapist, hassas olan bağımlılık noktasını kör bir iğne ile saptıyor ve genelde asıl üç tane asıl iğne saplıyor. İğneler bir müddet saplı kalıyor. Akupunktur kimi kişilerde sigara içme isteğini tamamen azaltıyor, kimi kişiler etkileniyor, bazı kişiler ise hiç etkilenmiyor.
Başarı oranı ve süresi:
1997 yılında 2000 kişiye uygulanan bu
metod yüzde 50 başarı sağlamış, fakat bu kesin
bir sonuç olarak kabullenmiyor.

Bırakınca neler oluyor?

Sigarayı bıraktıktan 20 dakika sonra kalp atışları düzene giriyor ve vücut ısısı sigara içmeyen bir insanla eşitleniyor.
Sigarayı bıraktıktan
8 saat sonra kandaki
karbondioksitin tamama yakını temizleniyor. Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski azalıyor, sağlıklı insana yakın duruma geliniyor.
Sigarayı bıraktıktan 2 gün sonra tat ve koku alma hassaslaşıyor. Üç gün sonra nefes almak hissedilir derecede iyileşiyor.
Sigarayı bıraktıktan Üç ay sonra akciğerler yüzde 30 daha fazla çalışıyor, içerisindeki kiri de atmaya başlıyor.
Sigarayı bıraktıktan 1 sene sonra kalp kafesinden hastalanma rizikosu yüzde 50 azalıyor.
Sigarayı bıraktıktan 10 sene sonra akciğer kanseri olma ihtimali hiç sigara içmeyen bir insanla denk oluyor.
Sigarayı bıraktıktan 15 sene sonra
kalp ve tansiyon hiç sigara
içmemiş gibi normalleşiyor.

ABD’den sigaraya karşı yeni bir proje
Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde 1989 ve 1997 yılları arasında 33 bin 300 kişinin sigaranın neden olduğu hastalıklar sonucu ölmesinin ardından 1992 yılında geliştirilen “tütün kontrol programı” adlı projenin uygulanacağı bildirildi.
Yeni programda ilk aşamada sigara tüketiminin azaltılması amaçlanıyor. Program dahilinde, sigaradan kaynaklanan ölümlerin aza indirilmesi için sigara ve tütüne karşı yüksek vergi ve interaktif halkla ilişkiler çalışmaları yapılacak. Araştırmacılar, tütün endüstrisi ile yasal makamlar arasında 1998’de yapılan anlaşmalarda, kontrol programı için milyarlarca doların kullanılmasının öngörüldüğünü söylediler.
Kaliforniya eyaletinde, sigaradan dolayı artan ölüm oranının, tütün kontrol programının uygulanmaya başlamasından sonra düşme gösterdiği kaydedildi. Yayınlanan bir rapora göre, 1989-1997 yılları arasında tütün üreten firmaların 4 milyar dolarlık sigara sattıkları belirlendi. Ancak kontrol programının devreye girmesiyle bu satışın 2 milyar 900 milyon dolara indiği belirtildi. ABD’de çocuklar arasında da yayılan sigara alışkanlığının bu program sayesinde önlenmeye çalışıldığı bildirildi.

Sigarayı bırak genç kal

İngiltere’de yapılan araştırmalar, yaşlılığa direnmek için çareyi cilt bakım ürünlerine ve yüz gerdirme ameliyatlarına kucak dolusu para dökmekte bulanları hayal kırıklığına uğrattı.

Kraliyet İlaç Araştırma Birliği tarafından konferansta konuşan hemen hemen bütün uzmanlar, genç ya da yaşlı görünmenin öncelikle bir kalıtım sorunu olduğuna dikkat çektiler. Araştırmalara göre, piyasadaki en ucuzundan en pahalısına hemen hemen hiçbir cilt bakım ürünü yaşlılığa çare değil.

Aynı uzmanlar, kırışıklığın, kalıtımsal özellikler, sigara kullanımı, aşırı stres ve güneşin kötü etkilerinden kaynaklandığını kaydederek, yaşlılıktan kaçmanın mümkün olmadığını, ancak diğer üç etkiyi ortadan kaldırarak yaşlanmayı yavaşlatmanın insanların elinde olduğunu ifade ettiler. Tavsiyeler, sigarayı bırakma, stressiz hayata ve güneşin zararlı etkilerinden uzak durma üzerinde yoğunlaşıyor. Uzmanlar, güneşli günlerde sokağa çıkarken mutlaka en az 15 koruyucu faktör içeren güneş kremleri kullanmayı öneriyorlar. Bunların arasında, içeriğinde retinoik asit bulunduranları seçmek de önemli.

Sigarayı bırakmak ve kilo almak
 
Hekim tavsiyesi kadınların sigarayı bırakmalarına yardımcı olabilir. Fakat yapılan çalışmalarda sigara içen kadınların sadece % 50’si hekimlerinin kendilerine sigarayı bırakmalarını önerdiğini söylemiştir. Kadınlar ergenlik çağında ise, genç erişkin ise, doğum kontrol hapı kullanmıyorsa ve sigarayla ilgili hastalığı yoksa danışmanlık hizmeti alma şanslarının az olduğu görülmüştür.
Sigarayı bırakmış olanlardan sadece % 3.6’sı hekimlerinin sigarayı bırakmalarına yardımcı olduğunu belirtmiştir. Etkinin gücü konusunda çelişkili veriler bulunmasına rağmen hekim danışmanlığı ve önerileri bazı kadınları sigarayı bırakmaları için motive edebilmektedir. Ancak sigarayı bırakabilmek, sistemli uygulanacak protokollere uymak ve birkaç yıl takip gerektirir. Bir destek programına yardımcı olarak kullanıldıklarında nikotin içeren ilaçların uygulanması sigarayı bırakma hızlarındaki başarıyı iki veya üç kat arttırabilir.
Nikotin yoksunluğu
Sigara içenlerin çoğu sigarayı bıraktıktan sonraki bir hafta içinde yeniden başlarlar, bu dönemde nikotin yoksunluk belirtileri birkaç saat sonra başlar, birkaç gün içinde en üst seviyeye ulaşır. Ve çoğunlukla bir ay kadar sürer. Tipik belirtileri; uykusuzluk, sıkıntı hissi, konsantrasyon güçlüğü, huzursuzluk, kalp hızında azalma ve iştah artmasıdır. Sigara içiciler yeni sigarasız hayata adapte olurlarken nikotin içeren ilaçlar yoksunluk belirtilerinin kaybolmasını sağlarlar. Nikotin ilaçları hekim kontrolünde uygulanmalıdır. Özellikle kalp krizi ve beyin kanaması riskinin artması ihtimali olduğundan seçilmiş kişilere uygulanır.
Sigara içen pek çok kadın sigarayı bıraktıktan sonra kilo alacağı endişesi taşır. Yapılan bir çalışmada sigarayı bırakanlarda on yıllık bir süre içinde ortalama kilo artışı 10 kg’dır. Sigarayı bıraktıktan sonraki kilo alımının nedeni yemenin artmasına bağlıdır. Sigarayı bırakan kadınların hafif bir diyet ve egzersiz yapmaları ile bu kilo artımı önlenebilir. Düşük yağlı yiyecekler, düzenli egzersiz ile nikotin yoksunluk semptomları ile baş edilip kilo alımı da engellenebilir.

Sigara içen kadınlar

Sigara içimi kadınlarda en önemli önlenebilir ölüm ve hastalık nedenidir. Sigara içiminin zararları hakkındaki tıbbi delillerin gittikçe artmasına rağmen Amerika’da 22 milyondan fazla kadın sigara içmektedir.
Türkiye’de henüz sağlıklı bir istatistik sayı olmamasına rağmen gün geçtikçe artan sayıda Türk kadını sigara içmektedir. Lise öğrencileri arasında sigara içme yüzdesi 1991 yılında % 27 iken, 1995 yılında % 35’e yükselmiştir. 1995 yılında yapılan; Gençlerde Riskli Davranışlar Araştırması’nda liseli kızların % 34.3’ünün son 30 gün içinde sigara içtiklerini belirtmişlerdir. Genç kızlık dönemi kadınların çoğunun sigaraya başladığı kritik bir dönemdir.
Erişkin sigara içicilerin % 90’ı ilk sigaralarını 20 yaşından önce içmiş ve % 77’si 20 yaşından önce her gün düzenli sigara içer olmuşlardır.
Kadınların pek azı 20 yaşından sonra sigaraya başlamaktadır. Yoksulluk içinde yaşayan ve liseden daha az eğitim görmüş kadınlarda sigara içimi daha fazladır. Gebe kadınların % 20-30’u sigara içmeye devam ederek kendilerini ve bebeklerini birtakım kötü olayların riskine atmaktadırlar. İş yerinde ve toplu bulunulan yerlerde sigara içimini yasaklayan politikalar, 1992 ile 1993 yılları arasında her gün sigara içen kadınların önemli bir kısmının zaman zaman sigara içer hale gelmesine yardımcı olmuştur, ancak sigara içen kadın sayısında bir değişiklik olmamıştır. Sigara içen kadınların % 70’i sigarayı bırakmak istediklerini belirtmişlerdir. Her yıl %34’ü bırakmayı denemekte sadece % 2.5 kadarı bırakmayı başarabilmektedir.
Sigara dumanında 2500’den fazla kimyasal madde mevcuttur. Bunların çoğunun sağlık üzerine etkileri bilinmez. 300 adet kanserojen madde içerdiği belirtilmiştir. Sigara içimini kötü etkilerinden sorumlu olduğu düşünülen iki ana madde nikotin ve karbon monoksittir. Hem aktif hem de pasif içicilerde duman, solunum yolu ile alındıktan sonra akciğer damarlarıyla kana emilir.
Sigara tüm kanserlerin yaklaşık % 29’undan sorumludur. Kadınlarda kanser ölümlerinde ilk sırayı 1987’den beri akciğer kanseri almaktadır. Sigara içen kadınların akciğer kanserinden ölme riski içmeyenlerden 12 kat fazladır. 10 yıl süreyle sigara içmemek akciğer kanseri riskini sigara içmeyenlerin seviyesine indirir. Sigara içimi yemek borusu, soluk borusu, böbrek, mesane, pankreas ve rahim ağzı kanseri riskini artırır.
Sigara 65 yaşından küçük kadınların kalp damar hastalık nedenli ölümlerin % 55’inden sorumludur. Bu grup hastalık riski sigara içenlerde içmeyenlere oranla 4 kat fazladır. Sigarayı bıraktıktan 2 yıl sonra koroner arter hastalığı riski hiç sigara içmemişlerin seviyesine iner.
35 yaş üzerinde olup doğum kontrol hapları kullanırken sigara içen kadınlarda derin damarlarda pıhtılaşma, kalp krizi ve beyin damar problemleri riski yüksektir. Bu nedenle 35 yaşın üzerinde sigara içenlere doğum kontrol hapı genellikle tavsiye edilmez. Sigara içen kadınlarda erken menopoz, erken kemik erimesi, düşük yapma riski, düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski sigara içmeyenlere göre daha fazladır.

Sigaranın kadına etkileri
 
Sigara dumanında 2500’den fazla kimyasal madde mevcuttur. Bunların çoğunun sağlık üzerine etkileri araştırılmamıştır. Sigara içiminin kötü etkilerinden sorumlu olduğu düşünülen iki ana madde nikotin ve karbon monoksittir. Hem aktif hem de pasif içicilerde duman, solunduktan sonra akciğerde damarlarla emilime uğrar.
Sigaranın pek çok kötü ektisi vardır. Bunlardan biri kanser üzerinedir. Sigara tüm kanserlerin yaklaşık % 29’undan sorumludur. Kadınlarda kanser ölümlerinde ilk sırayı 1987’den beri akciğer kanseri almaktadır. Sigara içen kadınların akciğer kanserinden ölme şansı içmeyenlerden 12 kat daha fazladır. On yıl sigara içmemek akciğer kanseri riskini sigara içmeyenlerin seviyesine indirir. Ayrıca sigara içimi gırtlak, yemek borusu, böbrek, idrar torbası, pankreas ve rahim ağzı kanseri riskini arttırır. Sigara 65 yaşından küçük kadınlarda kalp damar hastalığı nedenli ölümlerin % 55’inden sorumludur. Sigarayı bıraktıktan iki yıl sonra kalp damar hastalığı riski hiç sigara içmemişlerin seviyesine iner. 35 yaş üzerinde olup doğum kontrol hapı kullanan ve sigara içen kadınlarda derin damar tıkanması, kalp krizi ve beyin kanaması riski yüksektir. Bu nedenle 35 yaşın üzerinde sigara içenlere doğum kontrol hapı genellikle tavsiye edilmez. Sigara içenlerde menopoza girme süresi içmeyenlere göre 2 yıl daha öncedir. Bu etki doza bağımlıdır. Ayrıca 60 yaşın üzerinde sigara içenlerde kalçadaki kemik yoğunluğu azalması içmeyenlerden belirgin şekilde düşüktür. Sigara içen kadınlarda akciğer hastalığı (bronşit vs.) gelişme riski fazladır. Sigara içen kadınlarda doğurganlığın azaldığına dair deliller mevcuttur. Sigara içimi ovulasyon (yumurtlama) fonksiyonlarında bozukluğa neden olabilir. Ayrıca erken gebelik kaybında da etkili olduğu bilinmektedir. Yapılan bir çalışmada 24.000 kadında anormal vaginal kanama sıklığı sigara içenlerde (günde 21 adetten fazla) içmeyenlerden % 67 daha fazla bulunmuştur. Sigara gebelikte de zararlı etkilerden sorumludur. Sigara dumanındaki karbon monoksit ve nikotin, bebek için gerekli oksijen miktarını azaltır. Sigara içen gebelerin bebekleri içmeyenlere göre 3.5- 4 kat daha düşük doğum ağırlığına sahiptir.

Yapılan araştırmaya göre anne karnında nikotine maruz kalan bebeklerin kalbi, büyüdükten sonra görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. 

Sigarayı bırakmak

Birçok meslektaşımız anında ‘‘Sigarayı hemen bırak’’ der. Bir dakika, sigarayı nasıl bıraksın insanlar. Sigara onun gizli duygusal partneri, gizli depresyon ilacı. Başka şeyden alamadığı sevgi ve şefkat enerjisini sigaradan alıyor. Stres anında sigara içiyor, böylece belki de stresin daha büyük zararına engel oluyor. Bunu söylerken asla sigara içilsin demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama, tedaviyle o enerji açığını kapayacak başka bir şey vermeden sigarayı bıraktırırsanız, hastaya gaddarlık yapmış olursunuz. Kimi hipnoz, kimi akupunktur yapıyor, ben belli noktalara yapılan aromatik gevşeme masajlarıyla sigarayı bıraktırıyorum. Bunun yanısıra hiçbir zararı, yan etkisi olmayan bitkisel antidepresanlar veriyorum.

Sigara bırakma kliniği

İstanbul Çapa Tıp Fakültesi bünyesinde ‘‘sigara bırakma polikliniği’’ açıldı. Ünlü yazar Yaşar Kemal, geçen haftayı bu klinikte geçirdi ve sigarayı bıraktı.

İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'nın 7 yıl başkanlığını yürüten Prof. Dr. Tuğrul Çavdar'ın veda töreniyle, kliniğin 27 milyar liraya yaptırılan yeni bölümlerinin açılışı aynı günde yapıldı. Normal süresine 3 yıl kala sağlık nedenleriyle erken emeklilik isteyen Prof. Dr. Çavdar, akademisyenliğin ve hekimliğin meslek değil, yaşam biçimi olduğunu söyledi. İbrahim Bodur Konferans Salonu'nda dün düzenlenen törende, Prof. Dr. Çavdar'ı, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Berkarda, fakültenin dekanı Prof. Dr. Mesut Parlak, bağışlarda bulunan işadamı İbrahim Bodur, bir hafta önce klinikte sigarayı bırakan yazar Yaşar Kemal ve çok sayıda meslektaşı uğurladı. Bu arada, modern cihazlarla donatılan Uyku Laboratuvarı, Sigara Bırakma Polikliğini ve Hasta Eğitim Dersanesi'nin de açılışı yapıldı. Uyku-apne sendromunun ve uykuda gelişen diğer solunum fonksiyon bozukluklarının tanısı ve tedavisi uyku laboratuvarında yapılacak. Tıp fakültesi mensuplarının öncelikli olacağı Sigarayı Bırakma Polikliniği'nde, grup tedavisi, psikoterapi, nikotin flasterleri uygulanacak.

Kadın kalbi tehlikede

Kadınların kalbi sandığınızdan daha narin ve kırılgan. Bu sadece ruhsal değil. Yapısal bakımdan da böyle. Kadın kalbi kolesterole, sigaraya, strese, hipertansiyona, fazla kiloya, uykusuzluğa, şiddete, hiddete, korkuya pek dayanıklı değil. Kadınların kalbini iyi korumak, mümkünse güçlendirmek gerekiyor. 14 Şubat’ı ‘Kadın Kalbini Güçlendirme Bayramı’ olarak da kutlama önerimizi ciddiye alın!


14 Şubat’ı ‘Kadın Kalbini Güçlendirme Bayramı’ olarak da kutlama önerimizi ciddiye alın diyoruz çünkü dünyada her yıl yaklaşık 17 milyon insan kalp ve damar hastalıklarından ölüyor. Ve bunun neredeyse yarısı kadın! Ciddiye alın, çünkü kalp damar hastalıkları kadınlar için en önemli yaşam tehdidi sayılıyor. 45 yaş sonrasında her iki kadından biri koroner kalp hastalığından ölüyor. Kalp-damar hastalıkları bir ‘erkek hastalığı’ olma özelliğini hızla bırakıp, kadınlar için en önemli sağlık sorunu haline geliyor. Kalp-damar hastalıklarında ‘Avrupa birincisi’ olduğumuzu dikkate alırsanız kalp sağlığına yönelik tehditler ‘Bizim kadınlarımızı’ biraz daha fazla tehdit ediyor.

SORUN HIZLA ARTIYOR

Kadınlar arasında sigara kullanımının hızla artması, fazla kilolu kadınların çoğalması, hipertansiyonun yaygınlaşması, ‘menıpozda yaşam’ süresinin 8-10 yıldan 20-25 yıla ulaşması, kadınların pek egzersiz yapmaması, stres toleranslarının düşük, depresyon eğilimlerinin fazla olması koroner kalp hastalıklarının kadınlar için en önemli sağlık tehdidi haline gelmesinin başlıca sebepleri sayılıyor. Siz buna, modern yaşamın ‘kadın kalbine’ gösterilen özeni azaltmasını, aşkın son yıllarda şekilsiz ve gayri-ciddi bir hal almasını, sevginin epeyce yüzeyselleşip fazlaca hızlanmasını, kısacası aşkın tadının tuzunun kalmamasını da ekleyebilirsiniz!

Kadın kalbi menopoz dönemine kadar zaten çok yoruluyor. Tam da ‘Çocuklar büyüdü, okullar tamamlandı, rahata az kaldı’ derken menopoz ile birlikte östrojen hormonunun damarlar üzerindeki koruması ortadan kalkıyor. Zararlı LDL kolesterol yükselmeye, faydalı HDL kolesterol azalmaya, kanda pıhtılaştırıcı güçler hakim olmaya başlıyor. Kısacası menopozda ateşler içinde yanıp tutuşan, terleyip oflayan puflayan sadece cildiniz-yüzünüz değil. Asıl yangın damarlarda başlıyor.

Sigara kadın kalbinin en önemli tehdidi. Sigarayla birlikte doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda bu tehdit daha fazla! Kan basıncı yüksek, kilosu fazla, hamilelik dönemlerinde kan basıncında ve/veya kan şekerinde yükselme sorunu yaşayanlarda tehlike daha büyük.

KADINLAR FARKINDA DEĞİL

En büyük tehlike ise kadınların koroner kalp hastalığı ve inme-felç sorunlarını bir erkek hastalığı olarak algılamaları, konuyu ciddiye almamaları, ilgi duymamaları. Sağlıkları konusunda kadınların daha özenli oldukları biliniyor. Koroner kalp hastalığına olan ilgisizlik muhtemelen biz hekimlerin onları yeterince uyarmamasından, iletişim araçlarının dikkatlerini, meme kanseri , osteoporoz, estetik sorunlar gibi farklı alanlara taşımasından kaynaklanıyor. Kısacası biz hekimler ve medya da bilgilendirme ve uyarma görevlerini yeterince yapmıyor.

NE YAPILABİLİR

Menopoz döneminde östrojen ile hormon destek tedavisi -HDT- görenlerde kalp-damar hastalığı riski azalıyor. Yaşam biçiminizde yapacağınız değişikliklerin de koruyucu etkisi çok yüksek. Sigarayı bırakmak, kolesterol ve hipertansiyon sorununu kontrol altına almak, fazla kilolardan kurtulup 20’li yaşlardaki kilolara olabildiğince yaklaşmak, düzenli egzersiz yapmak ve depresyondan, stresten uzak, huzurlu, keyifli, neşeli bir yaşam tarzı oluşturmak en etkili yaşam biçimi değişimleri. Riskinizi daha da azaltmak için daha sık balık, sebze-meyve, magnezyum zengini besinler, omega-3 kaynağı bitkisel ürünler, likopen deposu domates, polifenol yüklü yeşil çay, kuarsetin ve pektin dolu elma tüketin. Üzüm suyundan, günde 1-2 bardak kırmızı şaraptan yararlanın.

14 ŞUBAT FIRSATLARI

Sigarayı bırakın.

Kalori tüketiminizi azaltın. (Kadınlar için ortalama günlük kalori ihtiyacı 1600-1800 kaloridir)

Kan basıncınızı, kolesterol düzeyinizi kontrol altına alın.

Fazla kilolarınızı atın.

Duygusal detoks yapın. Emosyonel-ruhsal, duygusal bagajınızı boşaltın.

Düzenli bir egzersiz planı yapın ve uygulamaya hemen başlayın.

Daha az kızın, öfkelenin, darılın. Daha çok sevin, affedin, hoşgörün, daha çok sarılın.

Sigarayı aşıyla bırakın

Sigara bağımlılığından kurtulmak artık işkence olmaktan çıkacak. Amerikalı bilim adamları, sigaradan kurtuluşu kolaylaştıran bir aşı üzerinde çalışıyorlar. ImmuLogic adlı firmanın bilim adamları tarafından geliştirilen aşı, vücudun, nikotini daha beyne gitmeden nötrolize eden bir antikor oluşturmasını sağlıyor. Böylece sigara arzusu azalıyor, tiryakinin canı sigara istemiyor. Bilim adamları, kokain bağımlılığına karşı etkili olacak bir aşı üzerinde de çalıştıklarını söylediler.

© 2022 Tüm hakları Saklıdır.
Şartlar ve Koşullar  |   Gizlilik ve Çerez Politikası