Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Yemek Tarifleri

» Yemek kitapları

Yemek kitapları

2010-03-24 18:03:51 Kadinlaricin.net sitesinde Yemek kitapları baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Yemek kitapları ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Yemek kitapları

 

Bu sıralarda  yemek konusuna taktım. Ama ne takma, aklınız durur.

Okumalarımın yüzde 80'i yemek ve genelde gastronomi üzerine dönüştü.

Yani anlıyacağınız artık istersem yazılarımda bolca ukalalık yapabileceğim kadar bol malzeme elimde mevcut.

Şimdiden uyarıyorum ki ilerde çok bilgi yüklü gastronomik düşünceler okursanız bu köşede, şaşırmayın.

Bugün size masamın başımdan hiç ayırmadığım kitaplarım hakkında yazacağim.

Meraklıysanız konuya sizlere de yardımcı olurum belki diye düşündüm.

Bunları baştan sona okumasanız da yanınızda bulundurmakta yarar var. Bakarsınız birgün hiç ummadığınız bir anda işinize yararlar.

İşte Gastronomi kitap listem;

‘LAROUSSE ENCYCLOPEDİA OF WINE

Şarap hakkında bilmek istediğiniz her türlü bilgi bu 608 sayfalık ansiklopedide yer alıyor. Hatta bilmek istemediğiniz bilgiler bile bu kitapta var. İçinde fazla fotoğraf yok ancak, haritalar ve grafikler son derece yararlı. Tabii bunu yanınızda taşımanız imkansız.

HUGH JOHNSON’S POCKET ENCYCLOPEDİA OF WINE

Yanınızda her an taşıyabileceğiniz ve restoranlarda şarap seçerken özellikle başvurabileceğiniz bir el kitabı. Ülkelere göre yapılan sınıflandırmasıyla ve her şarap hakkındaki özet ama kapsamlı bilgileriyle her yerde iyi şarap peşinde olanların vazgeçilmez kılavuzu.

THE GOURMET ATLAS

Her türlü bitkinin, etin, baharatın kökenlerinin incelendiği, yemeklerin tarihinin verildiği gurmelere özgü 220 sayfalık başvuru atlası. Grafikler, fotoğraflar mükemmel.

CHEESES OF THE WORLD

Dünyadaki bütün peynirlerin kökenleri ve üretildikleri kültürel ortam ile birlikte anlatıldığı ansiklopedi. Özellikle peynir fotoğrafları o kadar canlı ve güzel ki insanın kitabı yiyesi geliyor.

MICHELIN 1998 FRANCE

Yıllardır Fransa'ya gitmiyorum. İçimde öyle bir his var ki kısa süre içinde oralara yolum düşecek. Michelin Fransa'da yemek yemeyi planlayan bir insanın yanından bir an bile ayırmaması gereken rehberdir. Üç yıldız alan restoranlara belki gidemem çünkü hem rezervasyon sorunu var hem de buraları çok pahalı. Ama kesinlikle iki yıldızlıları deneyeceğim.

ZAGAT SURVEY 1998 NEW YORK CITY RESTAURANTS

New York'ta dolaşırken yanınızda mutlaka taşımanız gereken tek rehber. Binlerce kişiyle yapılan araştırma sonucunda restoranlar hakkında çok zengin bilgiler içeren bir rehber olarak çıkıyor her yıl ZAGAT. Buradan seçim yaptığınızda yanılmanız hemen hemen imkansız.

ISTANBUL'DA YEME İÇME SANATI

5 ve 6 numaradakilerin İstanbul için olanı. İstanbul'da gece nerede yemeliyim diye düşünürken başvurulması gereken tek kılavuz.

‘THE ART OF EATING’, M.F.K Fisher

Yemeğe ve yemekle ilgili herşeye tutkun olan bayan Fisher'ın kitabı muhteşem kapağı ile her zaman masadaki kitaplarımın en üstünde duruyor. Fisher'ın yemekle ilgili kısa makalelerinin toplamı olan bu kitabı uzun yıllar boyunca yavaş yavaş okumak için mutlaka satın alın. Fisher ile ilgili olarak W.H.Auden ‘Bugün onun gibi kalemini kullanabilen başka bir insan Amerika’da tanımıyorum' demişti. Bunu da hatırlarsanız kitabın sadece bir yemek kitabı olmadığını da anlarsınız.

‘EATING IN ITALY’,

Faith Heller Willinger:

Italya'da nerede ne yiyeyim sorusuna verilen tek ve son cevap bu kitapta. Bu yanınızdayken İtalya'yı baştan sona dolaşmak dünyanın en keyifli işi olabilir.

‘NOBODY KNOWS THE TRUFFLES THAT...’ George Lang:

Amerika'da yeni çıktı bu kitap. Vakit geçirmeden www.amazon.com'dan ısmarlayıp getirttim. Ünlü şef ve New Yok'taki ünlü Cafe des Artistes'ın sahibi Lang'ın anıları müthiş keyifle okunuyor.

‘THE MAN WHO ATE EVERYTHING‘ Jeffrey Steingarten

Vogue dergisinin yemek editörü Steingarten'ın makalelerinden oluşan bu kitap hem çok öğretici hem de son zamanlarda okuduğum en güzel mizah kitabı. Bunu okudukça yemeğe kafayı takmanın ne anlama geldiğini görüyorum ve acaba benim de sonum böyle mi olacak diye fevkalade üzülüyorum.

‘THE BUTTER DID IT', Philis Richman:

‘The Butler did it' (Cinayeti uşak işledi) üzerine kelime oyun yapılıp ‘Cinayeti Butter( tereyağı) işledi' şekline dönüştürülerek adlandırılan yemek/cinayet romanı. Gastronomi ve dedektif romanı hobilerini aynı anda tatmim eden az sayıda eserden biri.

‘WAITING' Bruce Griffin Henderson

Garsonların çalışırken başlarına gelen komik ve tuhaf olayları onların kendi ağızlarından anlatan kitap.

‘TRATTORIA COOKING' Biba Gaggiano

Evde İtalyan yemeği pişirmek isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak. Reçeteler son derece basit ve kolay uygulamaya açık. Risotto yapmayı ben buradan öğrendim.

*

Ve dergiler

Wine Spectator

Eğer şaraba tutkunsanız mutlaka abone olmalısınız. Ayrıca www.winespectator. com adresinden Internet'den de bağlanabiirsiniz. Nisan sayılarında bir New York özel eki yapmışlar böyle şey ne gördüm ne de duydum. Olağanüstüydü. Oralarda bir tanıdığınız fila varsa bunu mutlak edinin.

EAT SOUP

İngilizler tarafından çıkarılan muhteşem bir dergi. Hem eğlenceli hem de bilgi verici. Özellikle Londra restoranlarında yaşanan büyük patlamadan sonra dergi daha da bir güzelleşti.

GURME

Türkiye'deki tek gerçek gurme ve keyif dergisi. Gerçi mizanpajı büyük ölçüde Saveur adlı dergiden kopye edilmiş ama olsun yine de her ay dört dörtlük çıkıyor.

İnternet’te yemek

 Her konuda olduğu gibi yemek ve içki konusunda elektronik dünya insana inanılmaz ufuklar açıyor.

Bugün meraklılara bazı adresler, yani İnternet siteleri vereceğim.

Ben bunları ‘bookmark’ yaptım, yani adres arşivime aldım.

Bu sitelerde hem inanılmaz keyifli şeyler öğreniyorsunuz, hem de evde iyi bir aşçı olmak yolunda hızla ilerleme yolunu açıyorsunuz.

Daha da ileriye giderek diyebilirim ki profesyonel olarak yemek işi içinde olsanız bile bu siteleri zaman zaman ziyaret etmenizde büyük yarar var.

Çünkü bildiğiniz gibi özellikle yemek konusunda yeniliklerin ve dolayısıyla da öğrenmenin sonu yok.

İşte benim bilgisayarımdaki İnternet site adresleri:

*

www.perrier.com:

Bu adreste Gayot Restaurant rehberine girip Los Angeles, New York, Miami, Chigago, San Fransisco ve Hawai'deki bütün restoranların değerlendirmelerine ve adreslerine ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca bizim okuyucu mektuplarına benzer bir köşe de açmışlar. Perrier People's Choice'da müşteriler gittikleri lokantaları değerlendiriyorlar.

www.pathfinder.com:

Bu adresi ‘tıkladığınızda’ karşınıza önce pathfinder'ın ‘homepage’i çıkacak. Oradan travel bölümünü ‘tıklayın’. Sonuçta yeni gelecek ekranda ‘Zagat Survey’ın de yer aldığını göreceksiniz. Bu adresi tıkladığınızda da Zagat Survey'in yani benim New York'ta kitap olarak elimden düşürmediğim restoran rehberinin ana sayfasına ulaşacaksınız. İşin daha keyifli yanı, bu sayfadan Amerika'nın bütün şehirleri için yapılmış Zagat Survey'lere ulaşabiliyorsunuz. Harika bir güç bu, çünkü buradan okuyarak restoran seçtiğinizde fazla yanılmanıza imkan yok.

www.kitchenlink.com:

Bu adreste inanılmaz sayıda yemek tarifi var. Ayrıca bu siteden gurme yemek ve mutfak malzemesi satın alma imkanınız var. Yine bu site tam tamına 7923 adet yemek sitesine ‘link’ yani bağlantı yapma imkanını sağlamış.

www.virtualvin.com:

Şarap tutkunları için harika bir site. Şarap ve yemek dükkanına buradan giriş yapılıyor. Gerçi şarabın nakliyesi oldukça pahalı ama buna da yapacak bir şey yok. Son olarak siteyi ziyaret ettiğimde 1997 ‘Terra Rosa’ Cabernet'in satışa sunulmasının haberi de vardı. Bu siteye girerken kredi kartınızı yanınızda bulundurun.

www.receptionfrance.com:

Fransa'nın master şeflerinin isim listesi bu sitede. Bazı isimler üzerine tıkladığınızda o şefin çalışmakta olduğu lokanta, hazırladığı yemekler üzerine detaylı bilgi alabiliyorsunuz.

www.geocities.com/

Napa/Valley:

Adresten de anlaşılabileceği gibi Napa vadisindeyiz bu sitede. Vadideki şarap üreticileri ve restoranlar hakkında keyifli bilgiler var burada. Ayrıca çeşitli yemek kategorileri oluşturarak bunlar hakındaki bilgileri güzel bir şekilde toparlamışlar.

www.foodtv.com: Amerika'da kablolu yayında yeralan bütün yemek programlarıyla ilgili son bilgiler, bu programlarda yapılan yemeklerin tarifi, şeflerle röportajlar bu sitede elinizin altında.

http://food.epicurious.com:

Bu adresten Conde Nast medya imparatorluğunun yemek sitesine giriyorsunuz. Ayrıca bu siteden aynı imparatorluğun ‘seyahat’ sitesine de bağlantı var.

www.enews.com:

Bu site İnternet'in magazin dükkanı. Magazinler konulara göre sınıflandırılmış. Binlerce magazinin sitesine buradan kolayca ulaşıyorsunuz. ‘Gourmet’ bölümünde de yüzlerce magazinin site adresi var. Örneğin ‘Food and Wine’, ‘Gourmet’, ‘Cigar Aficionado’, ‘Wine Spectator’ sitelerine buradan rahatça ulaşabilirsiniz.

*

Gelelim okuyucu değerlendirmelerine.

El Patio adlı restoran ile ilgili bu hafta iki ayrı şikayet mektubu aldım.

Ebru Kurtuluş ve Ayşe Koru adlı okuyucularım e-mail göndererek bu restoran ile ilgili bazı gözlemlerini aktarmışlar. Anladığım kadarıyla zaman zaman bu restorandaki garsonların bir ‘tavır’ sorunları oluyor. Müşteriye gerektiği şekilde nasıl hitap edileceği, davranılacağı konusunda fazla duyarlı değiller. Tabii aslında bu bir yönetim meselesi ve yöneticiler bu soruna el atarsa mesele hemen çözülür.

Bunun yanında istenen fiyatlara göre gelen yemeklerin porsiyonlarının küçük olduğu da belirtiliyor. Bir de burada siparişlerin bir bölümü oldukça uzun zamanda geliyormuş. Ebru hanım yemekler için tam 45 dakika beklediklerini yazıyor.

El Patio'daki şeflerin yemeklerin tuz dengelerinde de bir istikrar sağlamaları lazım okuyuculara göre. Örneğin ‘El Patio Tapas’ bazen yenemeyecek kadar tuzlu bile gelebiliyormuş.

Bunun dışında ortam gayet iyiymiş.

Ayşe hanım bu mekan ile ilgili şikayetlerini sıraladıktan sonra Bostancı sahil yolundaki Adil Bistro'yu öve öve bitirememiş.

Ben de merak ettim şu Adil Bistro'yu.

*

Nuran Altın ise İstanbul yolu ile İzmir yolunun kesiştiği kavşaktaki Kafkas pastanesinden şikayetçi.

Buradan her sabah 07:00-07:30 arasında kek ve poğaça aldığını söyleyen okurum özellikle poğaçaların çoğu zaman taş gibi çıktığını söylüyor.

Sabah vakti taze mal sunamamayı nasıl becerebiliyorlar anlamadım ama eğer malı alan nasılsa yola çıkıyor geri dönüp şikayet etmez diye düşünüyorlarsa çok da ayıp ediyorlar.

*

Gelelim Janus Restaurant'a.

Dr. Cengiz bey Alanya'daki bu işletmeden şikayet etmişti.

Bunun üzerine Janus yöneticileri detaylı bir açıklama gönderdiler. Kendilerine teşekkür ederim.

Doktor beye e-mail gönderdim, bir hafta bekledim cevap yok.

Bugün haklıyı haksızı ayırmanın zamanıdır.

Janus Restaurant'dan ben doktor ve arkadaşları adına özür diliyorum.

Bunlar galiba pahalı kavramının ne olduğunu ya bilmiyorlar ya kötü niyetliler.

Bakın içip yediklerine. 70'lik rakı, 35'lik rakı, 70'lik Çankaya, bir adet bira, bir adet Baileys, bir adet Remy Martin, 10 adet Tekila, altı posiyon ahtapot salatası, altı patlıcan gratine, altı posiyon haydari, altı porsiyon beyaz peynir, dört porsiyon karides salatası, bir porsiyon hamsi, yedi porsiyon kaşar pane, bir porsiyon kalamar tava, beş adet Çin böreği, dört adet fırın sütlaç, üç adet kup tropikal, dört adet meyve salatası, üç dondurma, üç karışık meyve, altı kola, iki fanta, üç Türk kahvesi, iki neskafe.

Bu kadar yerli yabancı içki de dahil altı kişi toplam hesap 61 milyon 605 bin lira ödemişler, sonra da şikayet ediyorlar.

Olayda Janus Restaurant yüzde yüz haklıdır.

Dondurma baş ağrıtır

Her on kişiden üçü, dondurma yedikten sonra baş ağrısından şikayet ediyor. Genellikle, migrenden şikayet eden ya da bağ dokusunun artması sonucu kafatası irileşmiş (kefali) kişilerde görülüyor. Aslında baş ağrısı sadece dondurma ile bağlantılı değil. Soğuk ya da buzlu tüketilen diğer besinlerin de bu etkiyi yapabildiği saptanmış. Sorun, çok soğuk bir besinin ağzın arka bölümlerindeki sinirlere değmesiyle başlıyor. Aniden meydana gelen ısı değişikliği ile sinirler, beyin çevresindeki anadamarların genişlemelerini sağlayacak sinyaller gönderiyor.

Ağrı, genellikle alın ve şakaklarda, bazen de kafatası çevresinde görülüyor ve birkaç dakika içerisinde geçiyor. Devamlı baş ağrısı çeken kişilerde ise biraz daha uzun sürüyor. Bütün bunlara rağmen kaygılanmanıza gerek yok. Bu küçük sorunun çözümü de çoktan bulunmuş. Baş ağrısı olmadan dondurma yemenin tadını çıkarmak istiyorsanız unutmamanız gereken tek bir nokta bulunuyor. Dondurma ya da soğuk besinin ağzınızda daha uzun süre kalması gerekiyor.


Yemek kültürü

Yemek kültürü sadece yenilen, içilen şeylerdeki kaliteyle tanımlanan bir şey değildir.

Bir şehrin yemeğe yaklaşımı, restoranlarının durumu, çeşitlilik bu kültürün tanımını belirler.

İstanbul’da yaşayanlar son yıllarda müthiş bir restoran patlamasına şahit oluyorlar.

Çoğu zaman da şehirde çeşitliliğin nasıl da arttığı yolunda laflar duyuluyor.

Ancak meseleye yakından bakınca İstanbul’un yemek kültüründe olayın hâlâ daha çok başında olduğunu ve hatta gelişmelerin çeşitliliği arttırma yerine tekdüzeliğe gitme yolunda olduğunu görebilirsiniz.

Tabii burada bir dip not koymak gerekiyor.

Yemek kültüründe yolun başındayız derken bize özgü olan, bizim kültürümüzün içinde olan yemekleri kastetmiyorum.

Ama Türk yemeklerinde bugün büyük çeşitlilik var demek, sadece bununla övünmek kabul edersiniz ki manasız bir şey.

Tabii ki böyle olacak, bu normal.

Ancak metropollerde yemek kültürü sadece o ülkeye özgü olanın değil, yepyeni ve farklı olan kültürlerin de temsil edilmesiyle anlam kazanabilir.

İstanbul’da yabancı restoran denilince İtalyan mutfağı anlaşılıyor.

Diğer bütün metropollerde ön planda olan Fransız mutfağı burada çok az sayıda temsil ediliyor.

Beş yıldızlı oteller dışında şehirde Fransız mutfak kültürünü tam yansıtan restoranı arasanız da zor bulursunuz.

İtalyan ise girişimciler tarafından tercih ediliyor. Çünkü sonuçta makarna veriliyor ve bunun maliyeti çok düşük.

Makarna kökenli yemekler inanılmaz fiyatlarla pazarlandığından kâr marjı çok artıyor.

Bu da tabii ki her yabancı restoran açma fikrinin İtalyan’a kaymasına neden oluyor.

Son yıllarda başta New York olmak üzere bütün diğer metropollerde tırmanışta olan Tayland mutfağı İstanbul’da sadece tek bir restoranda temsil ediliyor.

O da karlılık sağlamak için mücadele vermek zorunda.

Çin derseniz, bunların sayısı çok arttı, ama kaliteli Çin yemeğini iki restoranda yiyebiliyorsunuz.

Hint lokantası yok.

Daha az çeşitliliğe dayanan Pakistan ise büyükelçiliğinin de katkılarıyla bir restoranla temsil ediliyor.

Listeyi uzatabilirim, ama gerek yok.

Deniz ürünleri satan Türk lokantalarındaki mönüler ise neredeyse tek bir merkezden basılmışcasına aynı.

Aynı mezeleri veriyorlar, balık aynı şekilde pişiyor.

Birkaç istisna dışında denemeye girişen, pişirme yöntemiyle risk alan yok.

Kebapçılar ise malum. Tabii ki lezzetli, ama hepsi aynı kavram, yine değişiklikle risk alma yok.

Durum böyle olunca sayı olarak restoranlar durmadan artıyor, ama farklılık olmuyor.

Bu ise çok riskli. Çünkü sayısı artan restoranlar, sayısı aynı derecede hızla artmayan tüketici / müşteri için rekabet etmek zorundalar.

Farklılık olmayınca yeni açılan restoranların da üstlenmiş olduğu ağır riskleri kaldırabilmeleri zorlaşacaktır.

Yeni yemekler denemekten pek hoşlanmıyoruz galiba.

Çünkü yemek aynı zamanda bir maceradır ve bunun riskleri de vardır.

Bu kavram yerleşmedikçe, insanlar yemekte risk almadıkça İstanbul’da yemek kültürü birkaç yıl içinde bence tekrar rutinleşecektir.

Televizyon aşçıları

ABD'de tv'lerde yemek programları Türkiye'dekinden çok daha fazla. Yemek yapma sanatı da televizyon hilelerine kurban gidiyor. New York Times Magazine'de bir yazıya ‘‘televizyondaki herşey gibi yemek de gerçek değil’’ başlığı atılmış. Amerikan tv'lerinde her türlü yemek programı var: Büyük şefler gösterişli yemekler yapıyor, anneanneler ev yemekleri pişiriyor, profesyonel aşçılarla amatör aşçılar yarışıyor, bazı programlar da Gülriz Sururi'nin ‘‘A la Luna’’ programı gibi bir ev mutfağı ortamında çekiliyor.

Amerikan televizyonları, yemek yapmaya meraklı insanların hevesini de kırıyor. Televizyon aşçıları kocaman bir havucu birkaç saniyede birbirine tam eşit sekiz küp halinde kesiveriyor ya da bir yumurtayı çırpıverip Himalayaların karlı tepelerine benzetebiliyorlar. Yazar vurguluyor: Özellikle saatle yarışan bu programlarda televizyon hileleri kullanıldığını seyircilerin bilmesi gerek.

TABİAT MUTFAKLARDA Turunç kokulu düşler

Bugünkü yazımda bir doğa âşığını, bir yemek uzmanını, bir yazarı anlatacağım size... Tijen İnaltong... Bir süre Amerika’da yaşadıktan sonra sağlıklı beslenme üzerine önemli çalışmalar yaptı... Bilgilerini kitaplaştırdı ve yemeğe bakışta yeni bir pencere açtı... Yayınlanmış kitaplarının başlıklarını okursanız, O’nu daha iyi anlayacak, doğaya duyduğu hayranlığa şahit olacaksınız; > Mevsimlerle Gelen Lezzetler > Tak Koluna Sepeti: Bodrum Pazarından Tatlar, Renkler, Portreler > Bir Ot Masalı > Meyve Ağacından Hikayeler > Her Güne Bir Yemek > Ve Oğlak Yayınları’ndan çıkan son kitabı Turunç Kokulu Düşler...

Postayla gelen paketleri pek severim... Çoğunda paketten yeni bir kitap çıkar...
İlgi alanım gereği gelen kitapların konusu da çoğunlukla yemek, içmek, mutfak, mutfak kültürü üzerinedir.
Geçen hafta postacının getirdiği paketten de çok sevdiğim bir yemek yazarı arkadaşımın, son kitabı çıktı.
Arkadaşım, Türkiye’nin doğal yiyeceklerini, yenilebilir otlarını inceleyen, bunlardan yemekler yapan, kıyıda köşede kalmış el ürünü tatlarını araştıran, tabiatı mutfağa taşıyan üretici yemek yazarı: Tijen İnaltong...
Onun tutkusu sadece Türkiye’nin değil dünyanın çeşitli ülkelerinde halk pazarlarını gezmek, köylülerin kendi bahçelerinden, tarlalarından getirdiği yerel ürünlere bakmak, onlara dokunmak, satıcıları ile sohbetler etmek ve tüm bu ol ayları yazarak bizlere aktarmak...
Tijen’in bitkilerin dünyasına girmesi, onları lezzetleri ve faydaları ile mutfaklarımıza taşıması 1999 yılında “Bodrum Yararlı Bitkiler Araştırma Projesi”nde çalışması ile başlamış...

BASİT YEMEK TARİFLERİ
Yazıma konu edeceğim son kitabı ise, günlük şeklinde yazılmış. Antalya’da oturan İnaltong, 2002’de başlamış ve tam 5 yıl Antalya’nın pazarlarını, pazarcılarını, pazarlardaki sebze, meyve, yiyecek ürünlerini pazarların renklerini kokularını masal gibi anlatmış. Onunla birlikte yürüyorsunuz, birlikte geziyorsunuz tezgahları... Gözünüzü kapatıp taze ürünlerin kokusunu içinize çekiyorsunuz. Tarifleri okuyunca ağzınız sulanıyor. “-Cıvıltılarıyla uyandığım kuşlar, sokağa adım atar atmaz karşıma çıkan Akdeniz, içimi sevinçle dolduran çiçekler, ağaçlar, meyveler... Antalya’da en çok bunları seviyorum” diyor... Kitapta 100 civarında, Tijen tarafından bulunmuş, her biri değişik, doğal, basit yemek, salata ve tatlı tarifi, 30 adet iştah kabartan resim mevcut. Yazarın, pazarda geçen bir gününü anlattığı yazısını sizinle paylaşıyorum;

Benden başka kim gün aşırı pazara gider bilmiyorum. Vardır belki benzer deliler. Pazardaki renkler arasında kendini kaybeden, hangi birine bakıp ne alacağını bilemeyen çılgınlardan biriyim ben de işte. Biliyorsunuz zaten bu durumu... İflah olmaz hastalıklardan biridir bu... Hediyesi ise pazarlarda edindiğiniz dostlar ve karşınıza çıkan lezzetler...
Hele de köylülerin olduğu pazarlara gidiyorsanız, daha öğrenecek çok şey olduğunu görüyorsunuz... Bugün de Cuma Pazarı’na gittim... Büyük pazarlardan biridir o da... Bana sorsanız Antalya’nın en güzel üç pazarından biri... Cuma Pazarı’nın özelliklerinden biri çok köylü gelmesi...
Otlar açısından da en zengin olanlardan biridir... Bugün epeyce ot gördüm... Bir yere not etmedim ama zihnimi yoklayıp listeleyeyim: Arapsaçı, ebegümeci, ısırgan, su teresi, turp otu, acı bici (dağ marulu), haşhaş, çiriş, kokulu ot, radika, su teresi ve haşhaş...
Su teresiyla haşhaşın bir kısmını hemen kullandım... Akdeniz Bölgesi’nde haşhaş yetiştirilirken büyüme döneminde seyreltilir ve kesilen yesşillik pazara getirilir... Körpe, sulu ve lezzetlidir. Dolayısıyla pişirmeye gerek kalmaz. Doğrayın, üzerine yağ gezdirin, limon sıkıp tuz ekleyin. İşte salatanız hazır. Acıbiciyi ayıklayıp bakliyatlarla birlikte pişireceğim. Biraz nohut ve fasulye ıslattım, biraz da yeşil mecimek ekleyeceğim.”
Gördüğünüz gibi, kitapta Tijen’le beraber geziyoruz, alış veriş yapıyoruz.
Sonra da hep birlikte mutfağa girip hep birlikte yemek yapıyoruz.

Söylemlerin İçinden

Dostum Artun Ünsal, geçenlerde yeni çıkan ve ilgimi çekeceğini sandığı bir kitabı okumamı önerdi. Sözkonusu kitap, Tahsin Yücel'in son denemelerini içeren ‘‘Söylemlerin İçinden’’di. Yapı Kredi Yayınları'nı izleyenler kitabın adını hemen hatırlayacak.

Kitap tanıtımı işim değil. Yine de ciddi yayınevleri kitapların arkasına güzel tanıtım yazıları koyuyor. Tahsin Yücel'in denemelerinin arka kapağında da böyle bir yazı yer almakta.

Ancak daha önce kitabı okuduktan sonra yaptığım bir çıkarsamadan söz edeyim. Tahsin Yücel üstadımız, futbol, yemek, pop müzik gibi bazı alanlarda kalem oynatanların yazılarında yakaladığı çapanoğluna ait ipuçlarını sergilemiş. Bir tür edebi psikanaliz gibi bir şey.

Cahil adamın tarifi bu kadar olur deyip, sözü daha entelektüel bir düzeydeki açıklamaya getireyim. Meraklısı olmayanlar elbette alttaki paragrafı atlayarak benim sıraişi yorumumla yetinebilir. Ama yine de meraklısı için yazmadan geçemeyeceğim.

Kitabın tanıtım yazısını kaleme alan -üslubundan denemelerin yazarı olduğunu sandığım- meçhul kişi şöyle yazıyor: ‘‘Futbol yazısı deyip geçeriz, mutfak yazısı deyip geçeriz, kadın dergisi deyip geçeriz, köşe yazısı deyip geçeriz, pop şarkısı deyip geçeriz; her birinin ardında belli bir anlamlandırma ve yorumlama biçimi, belli bir söylen ve düşüngü dağarcığı, tek sözcükle, bir anlam evreni yattığını düşünmeyiz genellikle. 'Söylemlerin İçinden'i oluşturan denemelerde, bir yandan belli söylem toplamları biçimsel açıdan irdelenirken, bir yandan da içerdikleri anlam evrenleri gün ışığına çıkarılıyor. Her biri günümüz toplumuna, günümüz toplumunun değer ölçülerine tutulan birer ayna niteliği taşıyan anlam evrenleri.’’

ELEŞTİRMENİN ELEŞTİRİSİ

Açıkçası kitabın yazı dünyasının ötesinde, toplumsal bir değeri var. Ancak Artun'un kitabı bana tavsiye etmesi böylesine toplumbilimsel bir yarara yönelik değildi. Tahsin Yücel, kitabında adımı anmaksızın -zaten kimsenin de adını anmamaya besbelli özen göstermiş- benden söz etmiş. Daha doğrusu yazılarımı düşüncelerini açıklamak üzere kullanmış.

İyi de olmuş. Böylece sararmaya bile fırsat bulamayan ve çoğu kez artık kesekağıdı bile yapılmadan çöpe atılan gazete sayfalarında yokolup gitmem önlenmiş. Tahsin Yücel eserleriyle yaşadıkça, şu garip yemek yazarı da -ismi anılmamış olsa bile- ‘‘Söylemlerin İçinde’’ye girmeyi başarmış yitip gitmeyen cümleleriyle yaşamaya devam edecek. Tahsin Yücel üstadımızın Türkçesi gelecek kuşaklarca ne ölçüde anlaşılır bilemem ama, en azından büyük bir üslup ustası olması ve dili kullanmadaki büyük beceresi ve bütün bunlara eklenen engin kültürü sayesinde böyle ufak tefek kazaların bir biçimde atlatılabileceğinden hiç şüphem yok. Eh böyle bir ölümsüzlük sözkonusu olunca benim gibi bir gazete köşesine sığınmış yazı emekçisi için bundan daha büyük mutluluk olabilir mi?

Kitabın ‘‘Mutfak Yazını’’ bölümünde rastladım eski yazılarımdan bazı alıntılara. Sonra bu alıntılar sürüp gitti. Doktorun teşhisini merak eden hasta psikolojisi içinde o sayfaları yutar gibi okuduğumu söylemem bile fazla. Kendi hesabıma Tahsin Yücel'in teşhisine genel olarak bir itirazım bulunmuyor. İşlediğim bütün kusur, kabahat ve suçları gönüllü olarak kabul ediyorum. Tahsin Yücel'in o ince ve zarif alaylarını kabul ediyorum. Madem bu işe soyunduk, dünyaya farklı bir pencereden bakanların bizimle alay etmesine kızmaya hakkımız yok.

Yalnız profiterolün içine dondurma konmasını bir yenilik veya yaratıcılık olarak hiçbir zaman söylemedim. Söyleyemem de. Çünkü mutfak tarihini biraz bilen ve Fransız mutfak kültürüne aşina herkes gibi ben de profiterolün orijinalinin içine dondurma -hem de vanilyalı dondurma- doldurulmuş çıtırımsı şu hamur topları olduğunu iyi bilirim. O yüzden bu yanlış yorumu sahibine iade etmek isterim ve bu da sanırım hakkımdır.

Tahsin Yücel üstadımızın eleştirisi elbette yalnız beni ilgilendirmiyor. Bir önceki paragraftaki son cümlede bu yüzden birinci çoğul şahıs zamiri kullandım. Söylemleri didikleyen denemelerin yazarı, başta ‘‘Mr. Gurme’’ müstear adıyla yazan köşekomşum olmak üzere sihamı kaza'sını başka meslektaşlarıma da yöneltmiş.

Nasrettin Hoca'nın ‘‘bilenler bilmeyenler anlatsın’’ nasihatı gereği duyurmak isterim.

KİTAPLAR

Yemek yeme eyleminin ihtiyaçtan öteye geçip ‘kültür’ metası haline dönüşmesi yıllar alacak bir süreç. Ve bu süreç içinde Türk yemek kültürünün gelişim sürecini anlatan ‘Yemek Kitabı’ şimdiye kadar yazılmış çizilmiş pek çok araştırmayı, anıyı, gözlemi içinde barındıran bir kaynak görevi üstleniyor.

XI. Yüzyıldan bu yana Türk yemek kültürünün değişim ve gelişim sürecinin anlatıldığı kitapta, yıllar içinde gelişen yeme içme kültürüne ilişkin araştırmalar dört ayrı bölüm ile okuyucuya sunuluyor. M. Sabri Koz’un hazırladığı ‘Yemek Kitabı’ adı dahi duyulmamış yemek tariflerini de içinde barındırdığı gibi ‘Yemek’ olgusunu, tarih, edebiyat ve halkbilim potasında eritmeye çalışmış.

Türk yemek kültürüne ilişkin yazı ve araştırmaların dört ayrı bölümde incelendiği kitabın ilk bölümünde; tarih ağırlıklı, geçmişe dair gözlemlerin yer aldığı ‘Ocaklık’tan ‘Matban ı Amire’ye’ adlı bölümde yeme-içme eyleminin Türk kültüründeki gelişimi ‘Selçuk Devri Yemekleri ve Ekmekleri’ ve ‘Harem’de Yemekler’ gibi ilginç yazılar eşliğinde anlatılıyor. ‘Yeryüzünde Binbir Sofra’ adını taşıyan ikinci bölümde ise çeşitli sofralara ve yöresel mutfaklara ilişkin yazılar bulunuyor.

‘Kitabevi’nden çıkan kitabın üçüncü bölümü olan ‘Tatlı yiyelimÖ’ ise adından da anlaşılacağı üzere tatlı konuşmayı mümkün kılan çeşitli Osmanlı ve Anadolu tatlılarının yer aldığı tarif ve anlatımları içinde barındırıyor.

Yemek kitaplarının gün geçtikçe arttığı günümüzde alelade yemek tarifleri yerine yemek kültürümüzü araştıran ‘Yemek Kitabı’ M. Sabri Koz’un hazırladığı ‘Türk Mutfak Kültürü üzerine Seçme Kaynakça’ adlı bölüm ile son buluyor.

Yemek kitapları hakkinda aciklamalar Yemek kitapları konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Yemek kitapları,yemek kitabı,yemek kitabı yazarları,yemek kitabı

 

 

Yemek Tarifleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Dalyan tatil yerleri
Dalyan tatil yerleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!