|
Bolu Yemekleri Tarifleri
2010-08-05 16:52:47 Kadinlaricin.net sitesinde Bolu Yemekleri Tarifleri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Bolu Yemekleri Tarifleri ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Mengen pilavı, cevizli keşli erişte, Yedigöller, Kartalya ve Abant kebapları. İşte Bolu’nun en güzel yemekleri.

ABANT KEBABI
(4 porsiyon)
Fikret Arslan-Abant Palas
Malzeme: 600 gr kuzu budu, 40 gr tereyağı, tuz, karabiber, 2 domates, 4 yeşil biber, 200 gr süzme yoğurt, yarım bağ dere otu, 4 patlıcan, 1 kuru soğan, 50 gr mantar, yarım bağ maydonoz, 25 gr domates salçası, 40 gr kaşar peyniri, 1 salatalık.
Yapılışı: Kuşbaşı doğranmış kuzu eti tavada tereyağıyla sote edilir. Doğranmış soğan, sivri biber, mantar, domates eklenir. Salça, tuz, kekik, kara biber ve su konup pişirilir. Patlıcanlar ızgarada pişirilip soyulur. Ortaları karnı yarık gibi açılır. Hazırlanan sote içine doldurulur. Üzerine rende kaşar peyniri konur. Fırında 175 derecede 6-7 dakika piştikten sonra servis tabağına konur. Tabağın kenarına cacık sos ile servis edilir.
KARTALKAYA KEBABI
(10 porsiyon)
Mücahit Özcan-Kartal Otel
Malzeme: 1 kilo 800 gram kuzu kuşbaşı, 1 kg milföy hamuru, 4 büyük havuç, 4 dolmalık taze kabak, yarım kilo arpacık soğan, 200 gr tereyağı, 100 gr çiçek yağı, tuz, beyaz toz biber ve kekik
Yapılışı: Kuzu kuşbaşları tavada çiçek yağında hafif kızartılır, tencereye alınır. 100 gr tereyağı ve biraz su eklenir bir saat kısık ateşte pişirilir. Havuç, kabak ve arpacık soğanları da 100 gr tereyağında kısa süre kavrulup tencereye atılır karıştırılır. Milföy hamurları 100 gramlık parçalara bölünür. İnceltilip tabak şekli verilir. Üzerine yumurta sarısı sürülür. 180 derecelik fırında 20 dakika pişirilir. Pişen hamurların içine önce et-sebze yemeğini konulup üzerine et suyu gezdirilir.
CEVİZLİ KEŞLİ ERİŞTE
(7 porsiyon)
Faruk Gören-Petro Club
Malzeme: 1 kilo erişte makarna, 200 gr keş, 250 gr tereyağı, 100 gr ceviz, 300 gr süzme yoğurt.
Yapılışı: 3 litre kaynamış suya yöresel erişte ilave edilir ve 3 dakika haşlanır. Erişte süzülür. Tavada tereyağı eritilir. Keş eklenip pembeleşinceye kadar kavrulur. Haşlanmış erişte makarna ilave edilir ve tavada sote edilir. Erişte makarnanın üzerine ceviz dökülür, yanına süzme yoğurt konulup servis yapılır.
BOLU MENGEN PİLAVI
(6 kişilik)
Fatih Kılıç-Mengen Aşçılık Meslek Lisesi Müdürü
Malzeme: Yarım kilo pirinç, 1 su bardağı tereyağ, 2 baş soğan, 8 bardak et suyu, 1 tatlı kaşığı kekik, 1 su bardağı ceviz içi, 250 gram kuşbaşı kuzu eti, 2 su bardağı mantar, 3 domates, 1 kaşık şeker, 1 demet dereotu, tuz karabiber.
Yapılışı: Pirinci bir tencerede ıslatın. Kuzu etlerini, soğanı, mantarları kabukları soyulmuş domatesleri doğrayıp kenarda bekletin. Bir tencerede tereyağında kızdırın. Doğranmış soğanları ve eti ekleyip karıştırın. Birkaç dakika sonra et suyunu boşaltın. Oluşan köpüğü alın. Yarım saat kaynatın. Başka bir tencerede tereyağı kızdırın ve pirinçleri ilave edin. Biraz kavurduktan sonra ocakta pişen etleri suyuyla ekleyin. Biraz su, şekeri, tuzu, biberi koyun. 15 dakika ağır ateşte pişirin. Pişince kapağını açıp kekiği, doğranmış dereotunu ve cevizi serpin. Karıştırın servis yapın.
YEDİGÖLLER KEBABI
(1 porsiyon)
Fikret Arslan-Abant Palas
Malzeme: 100 gr kuzu budu, 100 gr piliç fileto, 60 gr köy ekmeği, 50 gr tereyağı, tuz, 1 domates, 2 yeşil biber, 50 gr süzme yoğurt, 2 gr kırmızı biber, 25 gr et suyu, 1 demet dereotu.
Yapılışı: Kuzu eti ve piliç eti üçer parça halinde ince dövülür. Tuzlanıp biberlendikten sonra ızgarada pişirilir. Bolu köy ekmeği küp şeklinde doğranır, tereyağıyla kızartılılır. Üzerine et suyu ilave edilir. Servis tabağına konur. Ekmeklerin üzerine süzme yoğurt ilave edilir. Izgarada pişen etler ikiye bölünür. Tabaktaki malzemelerin üzerine dizilir. Garnitür olarak ızgarada hazırlanan domates ve biber tabağa konur. Üzerine tereyağı, biber sos ve dereotu ile servis yapılır.
Bolu Bolu Kültür ve Turizm Müdürü olan, değerli dostum Salih Efiloğlu, göreve başladığından beri her telefon konuşmamızda beni Bolu’ya davet eder; ben de bir fırsatını bulup bu davete icabet edememenin üzüntüsünü duyardım. Geçtiğimiz hafta sonu Müdürlüğün Bolu’yu tanıtmak amacıyla tertiplediği basın gezisine katılıp yurdumuzun bu cennet köşesini gezme fırsatı buldum. Baharı, Bolu’nun, derelerin şırıl şırıl aktığı, sümbüller, çiğdemlerle kaplı dağlarında, yaylalarında karşıladım. Buraların tertemiz havasını teneffüs ederek kışın İstanbul’un kirli havasından daralan ciğerlerime bayram ettirdim. Bolu dağlarına çıkıp da 16. yüzyılın halk ozanı Köroğlu’nu hatırlayıp gönül sesiyle: “Benden selam olsun Bolu Beyine/Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır” türküsünü söylememek; şairane duyguların ilhamıyla coşan sevda dalgalanmaları içinde: “Sevdiceğim karşımda salın/Bilmez misin âşık halin/Yare gönderdiğim gülün/Yapracığı solmasaydı” mısralarını mırıldanmamak mümkün mü? Hani “Severim, kimseler bilmez” diye bir şarkı vardır ya, gördüğüm olağanüstü tabiat güzellikleri karşısında gönlümün dergahında yalnız Köroğlu değil, bütün halk âşıkları öyle bir dile geldi ki, kimseler duymadı... Bir üniversite şehri olan Bolu, Ankara ve İstanbul metropolleri arasında yer alan Ankara’ya 190, İstanbul’a 260 kilometre uzaklıkta bulunuyor. İkibin yıl önce Bitinyalılar tarafından kurulmuş. İlk adı “Claudio”. Zamanla “Poli” olarak anılmış.14. yüzyıl başlarında bölgeye hakim olan Türkler şehre “Bolu” adını vermişler. Şehrin % 55’i ormanla kaplı. Karadeniz ikliminin özellikleri hakim. Son yıllarda kültür turizmine ilginin artmasıyla iç turizmde bir hareketlenme var. Tanıdıklarımın içinde turizm şirketlerine bağlı olarak veya özel gruplar oluşturarak kültür turları yapanlar bir hayli çok. Güneydoğu şehirleri, yıldızı parlayan Safranbolu, Beypazarı revaçta. Nedense hiç hak etmediği halde Bolu biraz geride kalıyor gibi geldi bana. Gerçi kışın kayak ve sağlık turizmi hareketliymiş ama bence bu güzelim bahar günlerinde Bolu’ya gitmek çok isabetli bir seçim olur. Kendi aralarında grup oluşturup da nereye gidelim diye düşünen sevgili okuyucularıma özellikle tavsiye ederim. Unutamayacağınız doğal güzelliklerle dolu yerleri nereleri mi? İki günlük gezi sırasında gördüklerimi yazayım: Piknik ve kamp yeri olarak Yedi Göller Milli Parkı; Bolu’nun 42 km kuzeyinde. Ulaşım ancak özel araçla yapılabiliyor. Abant Gölü, sportif balıkçılık, doğa yürüyüşü, botla, faytonla gezi ve piknik yapmak için ideal bir yer. Güzelliklerine hayran kalacağınız Aladağ Yaylaları, Gerede ilçesine bağlı Esentepe (Kartalkaya’nın yanı sıra kışın burada da uluslararası kayak yarışmaları yapılıyormuş). Bolu bilindiği gibi kaplıcalar şehri. Kaplıcalar merkezin 5 km ötesinde Karasu Beldesinde bulunuyor. Doğal kaynaklı bu kaplıcalar deri, kalp, romatizma gibi birçok hastalıklara iyi geliyormuş. Tarihî hamamın yanı sıra, aile pansiyonları da var. Dört dörtlük rahatlık arayanlar için Termal Otel ihtiyaçlarınıza cevap verecek nitelikte. İstanbul’un karmaşasından, gürültüsünden sonra bana bütün şehirler sakin ve huzurlu görünüyor. Arabayla geçtiğimiz Bolu sokaklarının tenhalığı, hakim olan asude hava sanki burada yaşayan insanların stresle tanışmadığı izlenimini veriyor. Merkezin caddelerinde rastladığımız gençler buranın bir üniversite şehri olduğunu hatırlatıyor. Bir akşam yemeğinde sohbet etme fırsatı bulduğumuz genç Vali Muavini Mustafa Öztaş, “Bolu, emekliler için ideal bir yerleşim yeri. Bol miktarda hastanesiyle sağlık güvencesi olan, çeşitli gezme alanları ve dinlenme imkanları ile huzur köşesi...” dedi. Gerçekten öyle görünüyor. Şehrin sosyal hayatı, çarşı pazar durumu, esnafın sorunları hakkında bu kısa gezi süresinde fikir edinme imkanımız olmadı. Salih Efiloğlu, “Sonbaharda gazeteciler için daha uzun süreli bir gezi tertipleyeceğiz” dedi. Allah kısmet eder de bu geziye katılma fırsatı bulursam siz sevgili okuyucularıma Bolu’da hayat hakkında daha detaylı bilgiler vereceğim.
Türk yemeklerini öğrendiler Güney Kore Kyonggı Üniversitesi'nden bir grup öğretim üyesi, Bolu'nun Mengen İlçesi'ne gelerek, Türk mutfağı konusunda bilgi aldı.
Mengen Aşçılar Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi'ne gelen Güney Koreli heyete, okulda görev yapan öğretmenler tarafından Türk veOsmanlı mutfakları konusunda seminer verildi.
Seminerden sonra, Mengen Aşçılar Derneği Başkanı Durmuş Çetin'in de katılımıyla, Türk mutfağının çeşitli yemekleri yapıldı. Güney Korelilerin yemekleri iştahla yemeleri ilgiyle izlendi.
Güney Kore Kyonggı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ki-Young Kim, yaptığı açıklamada, ülkelerinde yemek alanında üç okul bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Yemekleri ile ünlü Mengen'e, Türk yemeklerinin yapılışını öğrenmeye geldik. Ülkelerimiz arasındaki sıcak ilişkilerin yemek kültürüyle de gelişmesini istiyoruz. Mengen Aşçılık Okulu ile akademikdüzeyde öğrenci değişimi yapılmalı. Kore ve Türk yemekleri birbirine çok benziyor. Türk ve Osmanlı mutfağını ülkemizde ders olarak öğretmek istiyoruz.'' Daha sonra, yörenin turistik ve tarihi yerlerinin slayt gösterisi ile anlatıldığı katılımcılara sertifika verildi.
Mudurnu ve Göynük Mudurnu ve Göynük, Bolu’nun görülmeye değer (tıpkı Safranbolu ve Beypazarı gibi) yıldızı parlak; bahtı açık, tarihî İpek Yolu üzerinde bulunan iki ilçesi. İkisi de Tarihî Kentler Birliği üyesi. Mudurnu dendiği zaman, benim aklıma tavuk gelir. Bir zamanlar Türkiye’nin tavuk üretiminin %20’sini sağlayan Mudurnu Tavukçuluk Tesislerinin kapanması, Mudurnu Ekonomisine büyük darbe vurmuş. Ancak, tesisler yakında tekrar açılacakmış. Dünya karmaşasından, şehir gürültüsünden uzaklaşıp da huzur atmosferi içinde kendinizi bulacağınız; tarih ve kültür dokusu titizlikle korunan bir yer arıyorsanız, bu iki şirin ilçeye gitmenizi size hararetle tavsiye edebilirim. Mudurnu, Bolu’dan yaklaşık bir saatlik mesafede... Her yarım saatte bir vasıta bulmanız mümkün. Şehrin merkezinde indiğinizde Mudurnu evlerinin küçücük, şirin örneğiyle karşılaşırsınız. Şöyle çevreye bakındığınızda bu evlerin yaşayan, canlı örneklerine rastlarsınız. Kimi restore edilmiş, kimi kırık dökük halleriyle tarihe direnmektedir. Hani canınız şöyle orijinal bir geçmiş zaman mekanında kalmayı çekiyorsa Kazanlar Konağı veya Keyvanlar Konağı veya Hacı Şakirler Konağı tam aradığınız mekanlar... Mudurnu Kültürüne ait otantizmi buralarda görebilirsiniz. Mudurnu, misafirperver, gelenek ve göreneklerine bağlı, emekli olduğunuzda yerleşebileceğiniz huzurlu bir ilçe. Sobacılık, bakırcılık, semercilik gibi geleneksel meslekler son temsilcileriyle yaşatılmaya çalışılmakta. Halk sanatlarının en zengin örneklerine burada rastlamanız mümkün... Her yıl, ekim ayının ikinci cuma günü geleneksel olarak başlatılan Ahilik Kültür Haftası boyunca özellikle turistlerin ilgisini çeken paneller, sergiler, yarışmalar düzenlenmekteymiş. Duyduğumda, çok ilgimi çeken bir başka Mudurnu etkinliği, yöre halkının birlik ve beraberliğini sağlama amacı güden Hacet Bayramları... Bu bayramlarda güreşler tutulur, köyler arası ziyaretler yapılır, misafirlere etli pilav ikram edilirmiş. Mudurnu, sağlık turizmi açısından da geleceği parlak bir yer. Orman eteklerinde kurulmuş olan Babas Kaplıcaları’nın şifalı suları romatizma, metabolizma ve diyabet hastalarına iyi geliyormuş. İlçeye ait özellikler ve görülmeye değer güzellikler bir hayli fazla... En iyisi gidip görmek... Göynük’e gelince... Burası, insana derin bir nostalji yaşatan, her yanı buram buram tarih kokan; görür görmez ruhunuza nakşolan, dağlık, tepelik; akarsuların derin vadiler açtığı bir arazi üstünde kurulan şirin mi şirin bir belde. Nostaljik bir hafta sonu geçirmek için ideal bir yer. Gönül rahatlığı ile kalabileceğiniz, restore edilmiş konakları ve Göynük’ün hemen girişinde bir oteli var. Osmanlı hükümdarı Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin’in Göynüklü olması ve türbesinin burada bulunması sebebiyle Diyar-ı Akşemsettin olarak da anılıyor. Mudurnulular gibi gelenek ve göreneklerine bağlı olan Göynüklüler, bu ünlü bilim adamının hatırasını yaşatmak amacıyla her yıl, mayıs ayının üçüncü haftasında Akşemsettin’i anma günleri tertipliyorlarmış. Bugünlerde konferanslar, seminerler tertiplenip mehter konserleri veriliyormuş. Göynük’ün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Yumurta ve besi tavukçuluğu önemli bir gelir kaynağı oluşturuyor. En önemli zenginlik kaynağı linyit kömürü. İnsan, buraları gelip görünce, şehrin gürültülü havasından ve karmaşasından ne kadar yorgun düştüğünü anlıyor ve büyük bir huzur duyuyor. Dar sokaklardan geçip dik yokuşlardan çıkarken yorgunluk duymayışınız bir gönül ikliminde dolaşıyor olmanızdandır. Şairseniz, burada ilhamlarla dolar, taşarsınız; ressam veya filmciyseniz karşılaşacağınız peyzajlar sizi şaşırtabilir. Hikâyeci veya romancıysanız, ne diyeyim, rahat rahat düşünmek ve yazmak için buyrun Göynük’e...
Gizli kalmış Bolu Fotoğrafçılar için bulunmaz doğal güzellikleri ile eşsiz manzaralar sunan Bolu, “2. Jeep-Foto Safari Turu”na ev sâhipliği etti. Valilik ve belediyenin birlikte düzenlediği Foto-Safari’de, kentin turistik yerlerini jeeplerle gezen konuklar, Bolu’nun sahip olduğu doğal güzellikleri görme fırsatını yakaladı. Tabiatın tüm güzelliklerini bulabileceğiniz Bolu; Abant, Yedi Göller, Gölcük, Sünnet Gölü gibi meşhur göllerin yanı sıra, toplam 14 göl ve gölete, 320 yaylaya, 3 tabiatı koruma alanına, 7 orman içi dinlenme tesisine, 4 yaban hayatı koruma sahasına sâhip. Bolu’da ayrıca, yayla turizmi, doğa yürüyüşü, binicilik, okçuluk, av turizmi, dağ bisikleti, off-road yarışları, kamp ve karavan turizmi yapılabiliyor. Abant, Yedi Göller, Kartal Kaya ile tanınan Bolu’nun bir de, pek az bilinen öteki yüzü var. İşte Bolu’nun saklı kalmış yerleri...
Gerede Gerede’de ustaların el emeği ile işlediği bakır ibrikler, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. İlçede artık tükenmek üzere olan bakırcılığı 35 yıldır yapan Yusuf Tül, çırak bulamamaktan şikâyetçi...
Ana kamp
Ala Dağlar’da, dört mevsim hizmet vermek üzere kurulan Mountain Ana Kamp, yoğun iş stresinin ardından enerji depolamak için ideal.
Eski Çağa Burada, Yıldırım Bayezit Camii ve hamamını ziyaret edenleri hoş sürprizler bekliyor. Evlerin avlusunda örgü ören kadınlar ve pencereden bakan çocuklar ise, fotoğrafçılar için vazgeçilmez...
Yeni Çağa Gölü Bolu-Ankara karayolu üzerinde Yeni Çağa ilçe merkezinde bulunan göl, balıkçılar için eşsiz bir avlanma yeri. Yeni Çağa Gölü üzerinde, gün batımını izlemek de ayrı bir zevk. Ayrıca, 300’den fazla yaylanın bulunduğu Bolu, Doğu Karadeniz’i pek aratmıyor. Dört Divan’daki Köroğlu şelâlesi ise, Bolu’nun bitmez tükenmez doğal zenginliğinin bir kanıtı gibi akıyor.
Gölcük Bolu’nun 13 kilometre güneyinde dağların arasında yer alan bu göl, eşsiz manzarası ile her mevsim muhteşem bir görüntü sunuyor. Göl kenarında Orman Bakanlığı’na ait şirin bir ev ve 4 mevsim açık bir restoran bulunuyor. Yeşilçam’ın vazgeçemediği kır evleri, her mevsim ziyâretçi akınına uğruyor. Bolu Yemekleri Tarifleri hakkinda aciklamalar Bolu Yemekleri Tarifleri konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Bolu Yemekleri Tarifleri, Bolu Yemek Tarifleri, Bolu Yemekleri ,bolu kebabı bolu tarifleri, bolu mutfağı
|
|