Transandantal meditasyonun 60’lı yaşlarda ölüm riskini yüzde 25 azalttığı ortaya çıktı. ABD hükümeti tarafından finanse edilen bir araştırmanın sonuçları, Amerikan Kardioloji Dergisi tarafından yayınlandı. Araştırmayı yöneten Iowa’daki Maharishi İşletme Üniversitesi’nden Robert Schneider, ‘Transandantal meditasyon uygulayan yüksek tansiyonlu yaşlı kişilerin ölüm riski yüzde 23 oranında azalıyor’ dedi.
Araştırmada orta yaşlı 202 kişilik bir grup 18 yıl boyunca incelendi. Çalışma için oluşturulan transandantal meditasyon grubunda kalp hastalıklarından ölenlerin sayısı yüzde 30, kanserden ölenlerin ise yüzde 49 daha az olduğu belirlendi. Bilim adamları, ‘Model grup sayıca az olmasına rağmen, elde ettiğimiz ilk veriler, etkili bir şekilde stresi azaltmanın ölüm oranını düşürdüğünü gösterdi’ dedi. Önceden yapılan araştırmalar transandantal meditasyonun, stres hormonları oranını ve tansiyonu düşürdüğünü ortaya koymuştu. Dr. Schneider, ‘Bu çalışma diğerini tamamlayıcı bir nitelikte ve yaşam sürecindeki fiziksel ve psikolojik değişimleri ortaya koyuyor’ dedi.
Almanya'nın en çok okunan haftalık haber dergilerinden Stern, son sayısında modern tıp adamlarının hastaların direnç gücünü artırabilmek için hangi alternatif yöntemlere başvurduklarını araştırdı. Dergi, bu amaçla dünyanın sayılı bilim adamlarının görüşlerini aldı. Bunlardan biri de New York'ta yaşayan 38 yaşındaki Türk cerrah Mehmet Öz...
New York'taki Presbyterian Tıp Merkezi'nin kurucularından biri olan Türk cerrah Mehmet Öz, son birkaç yıldır hastalarının ruhunu mistik müzikle besliyor. Kalp nakli yaptığı hastalarına Mevlevi müziği dinleten Dr. Mehmet Öz, Mevlevilerin müziği dinlerken transa geçip dönmeye başlamalarından esinlenmiş. Normalde insanların dakikada 60 kez dönebilmesinin güç bir iş olduğunu belirten Dr. Öz, ‘‘Acaba benim hastalarım da transa geçip ameliyatı unutabilirler mi diye düşünerek bir program hazırladım’’ diye bulduğu yöntemi anlatıyor.
Daha düne kadar sadece alternatif tıp uzmanlarının başvurduğu meditasyon tekniklerini uygulayan Dr.Mehmet Öz, hastalara mücadele gücü aşılayabilmek için, özel nefes alma tekniklerini öğretiyor. Hindu ve Budist rahiplerin yüzyıllar önce geliştirdiği ruh ve beden terbiyesi yöntemlerini hastalarına öğreten Dr.Öz, böylece hastaların direnç gücünü artırarak hayatla barışık kalmalarını sağlıyor.
İsrail'deki Beth Tıp Merkezi'nde geçtiğimiz günlerde bir araya gelen ünlü beyin uzmanlarının, ileri meditasyon tekniklerinin tıbbi sonuçlarını tartıştıklarını kaydeden Stern, ‘‘Ancak ortada önemli bir sorun var. Nedir bu meditasyon?’’ diye yazıyor. Çünkü Hindu ve Budist meditasyon tekniklerinin yanı sıra, Hıristiyan, Müslüman, hatta ateist meditasyon yöntemleri de bulunuyor. Örneğin Budist rahipler, sabah erkenden kalkıp dualarını ettikten sonra meditasyona başlıyorlar. Budistlerde değişik meditasyon türleri mevcut. Konsantrasyon yöntemi uygulandığı zaman rahip, dikkatini sadece belirli bir nesne üzerinde yoğunlaştırıp başka düşünceler zihnine hücum etmeden bu nesneyi belleğinde canlı tutmaya çalışıyor.
Dünyanın tanınmış tıp adamları, meditasyon konusundaki çalışmalarının ‘‘esotorik’’ bir yanı olmadığını, hastaların bu konuda çok dikkatli davranması gerektiğini ve medyumların, tarikatların eline düşmemeleri gerektiğini özellikle belirtiyorlar.
Amerika'da meditasyon tekniklerini kullanan bilim adamlarının büyük çoğunluğu Tibet'in ruhani lideri Dalay Lama'dan feyz alıyor. Bu tıp uzmanlarından biri de Massachusetts Üniversitesi Tıp Merkezi bünyesindeki Stresten Arındırma Programı'nın yöneticisi olan Jon Kabat-Zinn. Uzun zamandır hastalara meditasyon teknikleri öğreten Kabat-Zinn, sekiz haftalık kurs sonunda hastaların şikayetlerinde yüzde 25 azalma meydana geldiğini belirtiyor. Hastalardaki korku, öfke ve depresyon gibi psikolojik semptomlarda yüzde 32 oranında gerileme meydana geliyor. Bu hastaların büyük çoğunluğu, ortalama sekiz yıl ağrı ve sızı çekmiş, ancak bütün tedavi yöntemlerine karşın bu dertten kurtulamamış kişilerden oluşuyor.
Başlangıç olarak hastalar, haftada bir kez grup meditasyonuna katılıyor, haftanın diğer günlerinde ise evde 45 dakikalık egzersiz yapıyorlar. Hiç kıpırdamadan oturup, tam anlamıyla huzur bulmayı öğreniyorlar. Sonra bu egzersizlerin zorluk derecesi kademeli olarak artırılıyor.
ABD'de yapılan araştırmalara göre meditasyon, trans ve gevşeme teknikleri, bedensel hastalığı bulunan kişilerin psikolojik iyileşme sürecinde çok önemli rol oynuyor.
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, materyalizmin pençesinden bunalan, ancak İslam’ın nurlu aydınlığına, gönüllere huzur veren iklimine kavuşmamış bazı insanların Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi birkısım odakların ağlarına düştüğüne şahit olmaktayız.
Bu odaklar çok masumane hareketlermiş gibi çalışıyorlar. İşte en son örnek: Hintli bir kadın, yani Shri Mataji Nirmala. Kim bu kadın ve neyi kullanıyor? Geçen günlerde, ülkemizde bir otelde, bir kısım insanları adeta kendisine secde ettiren, onlara ayaklarını öptüren...
Bu kadın, insanın yalnızca bir maddi varlık olmadığını, “maddi ve manevi” bir bütünlüğünün olduğunu bildiğinden, bunu kullanıyor. Gerçekten de insan yalnızca bir maddi varlık değildir. İnsan, maddi ve manevi tarafı olan bir mahluktur. İnsanın maddi ciheti çok açık ve tartışılmayacak bir gerçektir. Çünkü etten ve kemikten yaratılmışız. Fakat, insanda bir de manevi cihet var.
İşte, kah Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi masumane adlarla kah Satanizm gibi tamamen düşmanca adlarla ortaya çıkan ve ortak noktaları, “Özümüze, Milli benliğimiz tamamen aykırı, kökü dışarıda ve neticede Misyonerlik ve uzantısı” olan bu hareketler, tamamen akıl dışıdırlar.
Yetkililere de bir çift lafım olacak... “Ülke bütünlüğümüze, milli ve manevi değerlerimize aykırı ve bölücü unsurlar içeren, alenen, otellerde, motellerde, yazlık kamplarda sergilenen; Transandantal Meditasyon, Yoga, Yahova Şahitleri ve Moon Tarikatı gibi hareketlere seyirci kalmasınlar” diyorum.
Perulu Alvaria, İsveçli Elvi, Fransız Monique, Hindistanlı Padhaya ve Japon Michi salonun köşesinde, gitarının akordunu yapan boncuk kolyeli genç adamın çevresinde kümelendiler... Modern zamanların gezgin ozanı James Twyman gitarını eline aldı ve akıcı sesiyle barış mesajına başladı:
‘‘Ben, aydınlık saçan bir elçiyim. İçimdeki sevgi ve şefkat ışığını tüm insanlara sunuyorum. Hepsinin, benliğimde bütünleştiğine inanıyorum. Şu anda, dünya şifa bulup ıslah oluyor. Ben de bu akım içindeyim. Dertler, sorunlar, ihtilaflar yok oluyor ve hep olacak. Amin.’’
Amerikalı Doreen Virtue kaval çalmaya başlayınca, gitar susuyor. Tıklım tıklım dolu salonda Mısır Büyükelçisi Alaraby ile İsviçre, Macaristan, Haiti, Ekvator, Tunus, Gürcistan ve diğer ülkelerin diplomatları, BM personeli, insancıl derneklerin üyeleri ayakta, kaval sesine eşlik ediyorlar. Gitarlı ozan James'in, ‘Büyük tecrübe’ diye adlandırdığı global meditasyon, böylece beş dakika sürüyor. Twyman, seansı ‘‘Tamam, oldu artık. Ben herkesle bütünleştim, yaralar sarıldı. Artık korku yerine sevgi hüküm sürecek dünyada. Kendim ve dünya adına bunu kabul ediyorum. Aydınlık elçisiyim ben.. Şimdi ve sonsuza kadar. Amin’’ sözleriyle noktalıyor.
Garip bir olay bu.. İnsanlar ayakta heykel gibi dikilmiş, gözler kapalı. Biz de bu ilginç toplantının içindeyiz. Sanki odadaki herkesin damarlarında sevgi, dostluk ve iyilikle yoğrulmuş bir duygu akımı dolaşıyor. Akşam çökerken; günün, haftanın yorgunluğu, düşünce ve stres buharlaşıp kayboluyor. Dünyanın pek çok kesiminde, farklı zaman dilimlerinde, James Twyman'ın meditasyon çağrısına katılan insanlarla kutsal, duygusal birleşmeye giriyoruz.
BARIŞ İÇİN KONSER
‘Büyük Tecrübe’nin sonunda salondakilere yumuşak sesiyle bir kaç halk türküsü söyleyen Twyman, daha sonra bizimle sohbete başlıyor:
‘‘Saddam Hüseyin'in daveti üzerine, Bağdat'a giderek 19 Şubat'ta bir barış konseri verdim. Sayısız ülkeye uydu kanalıyla taşınan konserde, 12 dini temsil eden barış duasını okudum. Herkes ABD'nin Irak'ı bombalayacağını beklerken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, aniden çıkageldiği Bağdat'ta 24 Şubat'ta Saddam ile barış anlaşması imzaladı. Bir hafta sonra davet üzerine Kuzey İrlanda'ya gittim. Çevrede bombalar patlarken, Belfas'ta Stormout Castle'da gene konser verip, barış duası okudum. Dünyanın dört bir köşesinde insanlar duama katıldı. Üç gün sonra, 30 yıldır çarpışan protestan ve katolikler arasında yaklaşma başladı. Mayıs ayında barış anlaşması imzalanacağı açıklandı.’’
Bosna ve Hırvatistan'da, Dayton anlaşması öncesi barış dualı konserler veren James, ‘‘İnsanlar, kalben barışa yönelirse, dünyanın tüm yaralarını sarmak mümkün. Princeton Üniversitesi'nden Prof.Roger Nelson, sevgi ve şefkat meditasyonlarıyla toplumlar arasındaki ihtilafların çözüleceğini bilimsel olarak kanıtladı’’ diyor.
‘Aydınlanma Elçisi’ adlı kitabı, en çok satan kitaplar listesinde bir numara olan olan James Twyman, gelecek hafta, gitarıyla yollara düşecek. Twyman amacının barış olduğunu söylüyor ve devam ediyor: ‘‘Kudüs'e barış konseri vermeye gidiyorum. Amacım, Arap-İsrail anlaşmazlığına son vermek. Barış dualarıma yerkürenin en ücra köşelerinde insanlar da katılacak...’’
Günışığı Doğal Ürün-Eğitim Çay Evi.
Artık Anadolu yakasında da doğal ürünler satan ve aynı zamanda bunun eğitimini veren bir mekán var. Dün açılan 'Günışığı'nda kurutulmuş ekolojik gıdalar, doğal ürünler, meditasyon kasetleri ve yağları satılıyor. Cafe hizmeti de verilen üst katında ise transandantal meditasyon öğretiliyor.
Günışığı'nın sahibesi Canan Karaalioğlu, özel hayatını iş hayatına çevirdiğini söylüyor. Karaalioğlu çocukluğundan bu yana doğal ürünler ile besleniyor. 3 yıldır ise transandantal meditasyon yapıyor.
Dükkánda yüzlerce çeşit şifalı ot, kuru meyva, tahin, pekmez, bal, zeytinyağı, tahıllar, unlar, Alman ekmekleri, sabun, baharat, tahta tabak, kaşık, çömlekler ve oyuncaklar, meditasyon kasetleri, tütsüler, kitaplar, el dokuması bezler, bitki yağları ve Ayurvedik kozmetik ürünleri bulunuyor.
Tahin, pekmez, bal gibi ürünlerde asla kanserojen kıvam verici maddeler kullanılmıyor. Şarap gibi kokan zeytinyağı Küçükkuyu Adatepe'den özel getiriliyor. Çocuk oyuncakları kök boyalar ile renklendirilmiş. Ayurvedik kozmetikler ise Hintliler'in 10 bin yıllık bilgisinin ürünü.
Kasetlerde Ayurveda bilgisine göre hazırlanan müzikler beden, ruh ve zihin dengesini sağlıyor. Günün her saatinde ayrı bir müzik dinleniyor. Aroma terapik yağlar ile zayıflayabilir, uykunuzu düzene sokup, sinirlerinizi rahatlatabilirsiniz.
Buradaki ürünlerin tamamı ekolojik ve doğal olduğundan fiyatları da piyasadakilerin iki katı. Doğal beslenme bilinci Türkiye'de henüz yaygınlaşmadığından gıdalar çoğunlukla yurtdışına ihraç edilmek üzere yetiştiriliyor.
Ücretsiz transandantal meditasyon seminerleri her pazartesi 19:00 ve her cumartesi 12:00'de düzenleniyor. Öğrenmeye karar verirseniz 150 dolar karşılığından üst katındaki kütüphane-cafe'de uzmanlardan eğitim alıyorsunuz.
Çocuklar 4 yaşından itibaren transandantal meditasyon öğrenebiliyor. Günışığı'nda çocuklar için ayrıca müzik ve heykel kursları da düzenlenecek.
Mandalalar
Beynin sağ ve sol küresini birleştirmek için uygulanan çeşitli yöntemler vardır. Bunların arasında en popüler olan ‘‘mandala’’ adı verilen daire biçimindeki şekillerin merkezine konsantre olma yöntemi.
‘‘Merkezi bulabilmek için öyle bir ortam yaratmalıyız ki, beyin bir bütün olarak nasibini alabilsin’’ diyor Rüdiger Dahlke ve şöyle devam ediyor;
‘‘Burada meditasyon ve din bize çok yardımcı olacaktır, çünkü onlar binlerce yıl önce bilinçli olarak bu yardımcı ortamı yaratmaya çalıştı. Burada temel olarak müzik kullanılıyor, bu da beynin sağ bölümünü etkiliyor. Sol bölümü ise din adamları konuşurken etki altında kalıyor.
Ancak, bizim için bu tür etkiler pek anlamlı değildir. Daha doğrusu sol bölümü etki dışında bırakmak onu yormak daha etkilidir. Monoton olan her şey yararlıdır. Örneğin; Doğu'da mantrayı tekrarlıyorlar. Yunan Ortodoksları dua ediyor. Kokular da çok önemli, bunun için tütsü kullanılıyor.
Monotominin tüm formları beynin sol bölümünün ağırlığını ortaya doğru götürür, en çok da ritmin monotonloğu. Bu nedenle camilerde resim bulamıyoruz. Hatta İslam'da tanrının veya peygamberlerin resmini yapmak yasaktır. Bu nedenle camileri de süslü şekillerle bezediler, onun içinde de monotomi vardır. Bu tür süsleme beynin sol bölümünü yoruyor ve böylece sağ bölüm bu görüntülerle meşgul oluyor.
Hıristiyan kültüründe tanrının ve peygamberlerin resimleri boldur, ancak o kadar küçüktür ki, bir katedralde bunları bulmak hayli zordur. Çünkü renkli camlar bir bütün olarak insanları etki altına alır. Sistem Yayıncılık'tan çıkan ‘‘Sıradışı Bir Yolculuk’’ adlı bu kitap mandalaları incelemiş ve oldukça ilginç açıklama ve yöntemler önermiş. Pratik uygulamadan hoşlananlar için faydalı olduğu söylenebilir.
Zihninizi arındırma yöntemi
Zihinsel açıdan kendinizi arındırmanız, düşüncelerinizi temizlemeniz mümkün. Özellikle sizi rahatsız eden düşüncelerden kurtulmak için bu yöntemi uygulamak, büyük ölçüde rahatlatıcı olacaktır.
Ilık bir duş alıp üzerinize rahat bir ev kıyafeti giyin. Tabii bu kıyafetin temiz olmasına da dikkat etmelisiniz. Bütün bunları yaparken bedensel ve zihinsel açıdan bir temizlik çalışması yapmaya niyet etmeli ve sadece bunu düşünmelisiniz.
Bedeninizi sıkmayan giysi içinde rahatsız edilmeyeceğiniz bir odaya geçin. Bu sırada telefonu fişten çekmeyi unutmayın.
Odanın loş olması, konsantrasyonunuzu arttıracaktır. Şayet bu çalışmayı gündüz yapacaksınız, perdeleri sıkıca kapatın. Hoş kokulu bir tütsü yakmak, gevşemenize yardımcı olacaktır. Ayrıca, mum yakmanız dikkatinizi yoğunlaştırmanızı kolaylaştıracaktır.
Şimdi, tütsünüzü ve mumunuzu yakın. Mumun karşısına geçip rahat bir biçimde oturun. Ancak, sırtınızın dik durmasına özen gösterin. Çünkü, sırtınız ne kadar dik durursa, soluk alışlarınız o kadar sağlıklı olur.
Rahat biçimde oturduktan sonra ilk önce karşınızda yanan muma dikkatinizi odaklayın. Mumun yanışını seyredin. Bir kaç dakika mumun alevine baktıktan sonra gözlerinizi kapatın. Zihninizin içinde mumun alevini görmeye devam edeceksiniz.
Bu sırada bedeninizin gevşemeye başladığını düşünün ve adalelerinizi olabildiğince gevşetmeye çalışın. Gözleriniz kapalı olduğu halde burnunuzdan derin soluklar almaya başlayın. Alacağınız soluğun doğruca midenize dolduğunu düşünün. Yani diyaframınıza. Bunun için bir çiçeği koklar gibi nefes almanız yeterli. Bu nefesi beş sayana kadar alın.
Beş sayana kadar içinizde tutun ve beş sayana kadar nefesinizi verin. Beş sayana kadar nefessiz durun. Ve, yeniden beş sayana kadar nefes alın.
Bu soluklardan dört beş kez almanız yeterli olacaktır. Soluk alırken içinizin kozmik enerjiyle dolduğunu düşünün. Soluk verirken içinizdeki olumsuz kaygıların ve size rahatsızlık veren bütün düşüncelerin, verdiğiniz solukla birlikte sizi terk ettiğini hayal edin. (Özellikle belirli bir düşünceye takılıp kaldıysanız buna konsantre olun ve bu takıntınızın verdiğiniz solukla birlikte sizi terk ettiğini düşünün.)
Soluk alırken, içinize çektiğiniz kozmik enerjiyle birlikte kanınızın, organlarınızın ve beyninizin canlandığını, temizlendiğini ve taze bir enerjiyle dolduğunuzu hissetmeye çalışın.
Soluk verirken, rahatsız edici duyguların ve sağlığınızı bozan her ne varsa, bütün bunların verdiğiniz solukla birlikte dışarı atıldığını düşünün. Ve, nefes tekniğini uygulayarak yaptığınız bu çalışmayı, kırlarda, ormanlarda, açık havada yapmak çok daha yararlı olacaktır. Açık havada mum ve tütsüye ihtiyacınız olmayacak.
Doğanın içindeki doğal atmosfer, kolayca dikkatinizi odaklamanıza yardımcı olacaktır. Böylece hem bedeniniz, hem de zihniniz temizlenmiş olacaktır.
İçsel yolculuk
bu yolculuk, dünyanın herhangi bir yerine olmayıp kendi içinize olacak.
Üstelik bu seyahate çıkarken yanınıza alacaklarınız sadece bugüne kadar yaşadığınız tecrübelerden ibaret. Ve bunlar, farkında olmasanız bile, zaten her zaman taşıdığınız yükleriniz... Ancak, bu kez taşıdıklarınızın farkında olmak ve sahip çıkmak zorundasınız. Tabii bu seyahati başarılı ve keyifli bir biçimde yapmak istiyorsanız. Yoksa, böyle bir yolculuğa heves bile etmeyin.
Evet, yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?..
Elbette ki, her yolculuk gibi bunun için de hazırlık gerekiyor. Ve her yolculuk için nasıl farklı hazırlıklar yapılıyorsa, bu yolculuğun hazırlığı da kendine özel.
Şimdi, ilk önce düşünce olarak seyahat fikrine yoğunlaşın. Sonra gevşemek için kendinizce özel metodlarınız varsa, bunları uygulayın. Yoksa, ılık bir duş, hafif alkollü bir içecek alabilirsiniz. Alkolden nefret ediyorsanız, adaçayı veya ıhlamur benzeri bir çay içebilirsiniz. Bu sırada kendinize yönelik bir yolculuğa çıkacağınız düşüncesine yoğunlaşarak biraz heyecanlanabilirsiniz.
Heyecan duygusu, çıkacağınız yolculuğu daha da keyifli hale getirecektir.
Üzerinizde vücudunuzu sıkmayan hafif giyecek bulunması daima iyidir. Böylece bütün dikkatinizi bu yolculuğa yöneltebilirsiniz.
Artık seyahate çıkmaya hazırsınız demektir. Şimdi, bir şezlonga uzanabilir ya da en rahat olabileceğiniz biçimde kolunuzu, bacağınızı uzatıp herhangi bir yere uzanın. Tabii bu uzandığınız yerde ani gürültüler ya da dikkatinizi çekebilecek türde sesler bulunmamasına özen göstermelisiniz.
Böyle bir yolculuk için en idel yer, bir deniz kıyısı, dere kenarı, dağlar, kırlar yani düpedüz doğanın içidir. Tabii olabildiğince insanların ve gürültülerin fazla olmadığı yerler. Fakat, böyle bir yolculuğa çıkmaya niyetlendiğiniz zaman isteğinizin gücü sizi çevrenizin gürültüsünden arındıracaktır. Şayet konsantrasyonunuz yüksek ise, bu seyahati her yerde yapabilirsiniz. Hatta, otobüste ya da uçakta giderken bile...
Evet, şimdi yolculuğa çıkıyoruz.
Tamamen gevşemiş bir halde düşüncelerinizin tümünü kendinize yöneltin. Önce, son durumunuzu, bu yolculuğa başlarken yaptıklarınızı düşünün. Oturduğunuz koltuk veya şezlongu, bulunduğunuz yeri ve çevrenizdekileri kısaca gözden geçirin.
Düşüncelerinizi geriye doğru yöneltin. Bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi hatırlamaya çalışın. Neler yaptınız. Bunları hangi düşünce ve isteklerden yola çıkarak gerçekleştirdiniz?
Bu düşünceler, kendinize yönelmiş olan dikkatinizin yoğunlaşmasına neden olacaktır. Sonra, düşüncelerinizi giderek daha da derinleştirmelisiniz. Bunun için de isteklerinizin nedenleri üzerinde düşünmeye başlamalısınız. Neden istediniz?
İçinizdeki bu istekleri oluşturan, duygu ve beklentileri yaratan, kendinizin bile tanımadığı 'Ben'inizi anlamaya yönelmelisiniz.
İşte, bu aşamadan itibaren içinize yaptığınız yolculuk tam anlamıyla başlamış demektir.
Kendinizi ve zihninizi hiçbir biçimde zorlamamalısınız. Fikirler, zihninizde kendiliğinden oluşmaya başlayacaktır. Hiçbir biçimde bunları yönlendirmeye, yakalayıp takılmaya kalkmayın. Düşüncelerinizi tamamen serbest bırakın. Böylece fikirler zihninizden akıp geçmeli ve siz bunları müdahale etmeden takip etmelisiniz.
Düşünceleriniz kendiliğinden oluşup akmaya başladığı andan itibaren neden, niçin sorularını bırakmalısınız. Tıpkı keyifli bir film izler gibi davranmalı ve yolculuğu bitirmeye karar verinceye kadar sadece iyi bir izleyici olmaya çalışmalısınız.
İçinize yaptığınız bu yolculuktan uyanır uyanmaz hemen kağıdı kalemi elinize alın ve bütün izlenimlerinizi vakit geçirmeden yazın. Şayet yapmanız gereken işler varsa, ve daha sonra yazarım diye aklınızdan geçiriyorsanız, hiç tavsiye etmem. Çünkü, hemen yazmadığınız takdirde kısa bir süre sonra hepsi olmasa bile önemli bir bölümünü ve ayrıntıları tamamen unutursunuz. Ve size o dakika hiç unutmayacakmışsınız gibi gelir.
İnsanın içine yaptığı yolculuklar, Ay’ın karanlık yüzünü keşfetmek gibi olağanüstü heyecan verici ve bilgilendiricidir.
DEĞİŞİM YOLCULUĞU
Değişim yolculuğu, yitirdiğin bütünlüğüne yeniden kavuşmak için uzun yıllar sürecek bir içsel çalışmayla, özbenliğine geri dönme yolculuğudur. Bu yolculuk zihinle özdeşleşip, oluşturduğun sahte kimliğin farkına varılmasıyla başlar. Doğuştan var olan, zamanla kaybettiğin birlik ve bütünlüğe yaklaşma yolculuğudur. Çocukluktan itibaren yavaş yavaş uzaklaştırıldığın eski kimliğine yeniden kavuşma yolculuğudur.
Kendini tanıdıkça değişimin gerçekleşeceği bir yolculuk. Zihnini düşüncelerden, kendini korku ve endişelerden kurtarıp, özgür olacağın bir yolculuk. İçindeki sesin peşinden gideceğin ve düşlerinin bir bir gerçekleştiğini göreceğin bir yolculuk. Başlangıçta, ne zaman ve nereye varılacağını bilmediğin, sonunda bildik bir yere varılan bir yolculuk. Karşılaşmak istemeyip, bilinçaltına atarak üstünü örttüğün konularını ortaya çıkarıp, tekrar izleyeceğin bir yolculuk.
Acı veren duyguların ve bastıramadığın öfkelerinle beraber yaşayacağın bir yolculuk. Kendi gerçeklerinle yüzleşme cesareti gösterebileceğin bir yolculuk. Her zorlandığın konuyu, değişerek aşabileceğini öğreneceğin bir yolculuk. Olanı yargılamadan, yorumlamadan, olduğu gibi yaşayacağın ve kabul edeceğin bir yolculuk.
Bu yolculuk için yapabileceğin tek plan, ’şimdiki an’ı kaybetmeden yaşamayı öğrenmektir. Herkese bu değişim ve gelişim yolculuğunda başarılar dilerim.
Meditasyon
Ve rahatlıyoruz. Çünkü yoga yapıyoruz. Stresmiş, düş kırıklığına uğramışız, kimin umrunda! Nefes egzersizleri, asanalar (duruşlar), gevşeme egzersizleri ve bol bol meditasyon uzman yoga hocaları eşliğinde yapılıyor. Bu olay The Marmara GYM'de gerçekleşiyor. Sonra ne oluyor? Söylemiştik: Rahatlıyoruz!
Meditasyon yapın
Uzmanlar, meditasyon ve dua etmenin insan vücuduna etkilerini araştırıyor. Bu araştırmaların sonuçları henüz yetersiz. Ancak son bulgular, olaylara yumuşak yaklaşmanın faydalarını ortaya koyuyor. Duke Üniversitesi'nde bir grup kalp hastasının üzerinde yapılan araştırmaya göre, bu hastaların öfkelerini kontrol kontrol etmeleri, kendilerine büyük yararlar sağladı. Yoga yapmak ve solumayı belirli bir ölçü içinde yapmak, bazı astım hastalarında çok iyi sonuç verdi.
Anahtar Kelimeler:meditasyon nasıl yapılır, meditasyon nedir meditasyon teknikleri ,meditasyon yöntemleri ,meditasyon hakkinda bilgiler