Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Yaşam » Kim Kimdir

» Mehmet Ali Erbil kimdir

Mehmet Ali Erbil kimdir

2010-06-09 07:48:10 Kadinlaricin.net sitesinde Mehmet Ali Erbil kimdir baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Mehmet Ali Erbil kimdir ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Mehmet Ali Erbil kimdir

 

Mehmet Ali Erbil kimdir

Erbil, oyuncu Sadettin Erbil'in ikinci oğlu. Bir de ağabeyi var, adı Mustafa. Çocukluğuna ilişkin hatırladığı ilk net fotoğraf, dört yaşında annesi ve ağabeyiyle birlikte bir taksiye binip, Yeniköy'deki babaevinden, Sarıyer'deki dede evine gidişi. Çocuk gözü üç katlı evi kocaman görmüş. Yıllar sonra yeniden gittiğinde, kibrit kutusu gibi bir kulübe ile karşılaşınca çok şaşırmış: ‘‘Ev o kadar büyük gelirdi ki, geceleri korkardık. Üçümüz aynı yatakta yatıp annemin okuduğu duaları tekrarlayarak uyumaya çalışırdık.’’ Mutlu bir çocukluk yaşamadığını söylerken hiç duraksamıyor. Hayatında, aldığı Osmanlı terbiyesi gereği oğlunu kucağına alıp sevemeyen bir baba, çocukları ile ikinci kocası arasında kalan bir anne, kendini ailesiz hissetmesine neden olan üvey anneler ve babalar var.

TİYATRODA KALSAYDI?

Annesi Sadettin Bey'den sonra bir subayla evlenir. Bu yüzden, Mehmet Ali'nin İstanbul'da başlayan ortaokul hayatı, Balıkesir'de devam eder, Ankara'da biter. 14 yaşına ve lise çağına geldiğinde, üvey baba yanında daha fazla kalamayacağı anlaşılır. Ve yatılı okul formülünde karar kılınır: ‘‘Benim tiyatrocu olmak gibi bir niyetim hiç yoktu. Aslında hariciyeci olmak istiyordum. Ama aile beni yatılı okula göndermeye kararlıydı. Bu yüzden ağabeyimle birlikte konservatuar sınavlarına girdik. Ben kazandım, o kazanamadı. Tiyatro böyle başladı.’’ Mehmet Ali okulun fırlama, rahat, parlak öğrencilerinden biridir. 16 yaşında hocası Cüneyt Gökçer tarafından Küheylan oyunun başrolüne seçilir. Ruhsal sorunları olan bir genci canlandırdığı karakterle ödül aldığında daha 17 yaşındadır. Okuldan mezun olunca, Ankara Devlet Tiyatrosu'na girer. Birkaç sene çalıştığı bu kurumda Allah vergisi fırlamalığı yüzünden sık sık maaş kesme cezasına çarptırılır. 21 yaşına geldiğinde hayatının akışını değiştirecek bir karar vermek zorunda kalır. Ya Ankara'da kalıp tiyatro oyunculuğuna devam edecek ya da İstanbul'dan aldığı müzikal tekliflerini değerlendirecektir. İkincisini yapar ve bugünkü Mehmet Ali Erbil portresi yavaş yavaş şekillenir. ‘‘Memurluktan bir ayda kazandığım parayı, müzikallerden bir gecede alıyordum. Hiçbir zaman idealist olmadım. Zaten benim yaptığım her işte teatral bir tat oluyor. Ne yani, aç mı kalsaydım!’’ Bunlar, şov dünyasını tiyatroya tercih edişini açıklarken kullandığı gerekçeler. Yine de insan merak ediyor; Mehmet Ali Erbil tiyatroda kalsaydı, enerjisini, zekasını ve yeteneğini yalnızca sahnede kullansaydı nasıl bir yere gelirdi? Bu sorunun cevabı yok. Yine de onu Küheylan'da izleyenler bu soruyu sormaktan ve keşke demekten vazgeçmiyor.

HERŞEYİ İŞİMDE BULUYORUM

Erbil ilk evliliğini Devlet Tiyatroları'ndan istifa ettiği 20'li yaşlarının başında Muhsine Kamiloğlu ile yapar. Sezin adlı kızı bu evlilikten. Sezin, şimdi bunları okuyup kızar mı, yoksa gülüp geçer mi bilmiyoruz, ama babası onu bebekliğinde o kadar çirkin bulurmuş ki, yüzüne bakamazmış. İkinci karısı eski mankenlerden Nergis Kumbasar. Yedi yıl süren bu evlilikten de Yasemin adında bir kızı var. Şimdi kız babası olarak pişmandır herhalde, ama kızları çok küçükken keşfettiğini söylüyor: ‘‘Güzellik mi, çirkinlik mi, diye bir oyun oynardık. Çirkinlik deyince herkes çirkin olmaya çalışır, ağzını yüzünü yamulturdu. Güzellik deyince güzel olunurdu, kızlar gülümser hafifçe eteklerini kaldırır, şuh pozlar verirdi. Bu oyunu çok oynardık. Sonra işi ilerlettik, kızlarla güreş yapmaya başladık. Çok küçük yaşlardan beri kızların peşinde koşuyorum.’’

Kimin omuzunda ağlıyorsunuz sorusuna, ‘‘sevgililerim’’ diye cevap veriyor. Omuzların sayısı arttıkça etkisi azalsa da şimdilik yapacak birşey yokmuş. Aslında hem kadınların, hem de işlerin peşinde koşturmaktan o da yorulmuş. Ama yoğun temponun azalmasını hiç istemiyor, çünkü sevgiyi, sıcaklığı, huzuru işinde bulduğunu söylüyor. Bu yüzden dizi, reklam, Çarkıfelek, ekstralar derken stand-up gösterilerine başladı. 17 yıl sonra ilk kez tiyatro adına bir şey yaptığı için hem heyecanlı hem de mutlu: ‘‘Çok heyecanlandım. Bir kere kısa bir sürede hazırlandık. Sahnede çok rahatımdır, bunu hissediyorum. Ama bu farklı. Orada insanlar senden iki saat bir şeyler bekliyor. Bunca yılın birikimiyle onları tatmin edemezsem diye korktum. Kendimi tatmin edemezsem diye korktum. Yine de sonuçtan memnunum.’’ Biraz canı tiyatro çekti, biraz trendi izledi ve sahneye çıktı. Kendi deyimiyle ‘‘uyuzunu kaşıdı’’. Sahne için ‘‘özlemişim’’ diyor. Şimdi seyirciyle karşı karşıya. Belki Küheylan'daki Mehmet Ali'yi özleyenlerin iç çekişlerini duyuyordur!

Hastayım üstüme gelmeyin

Amerikalı aktör Michael Douglas'ın sekse olan düşünkünlüğü dillere düşünce, hiperseksüelitenin adı ‘‘Douglas hastalığı’’na çıkmıştı. Şimdi daha popüler bir ismi var: ‘‘Clinton hastalığı’’. Acaba Mehmet Ali Erbil Clinton hastalığına tutulmuş olabilir mi? ‘‘Doktorum, kadınlara olan aşırı ilgimi depresyona bağladı. Üstelik çapkınlığın zeka belirtisi olduğunu söyledi. Kolay mı yirmibeş kadını birden idare etmek!’’ Mehmet Ali Bey kısaca, ‘‘hastayım, üstüme gelmeyin’’ diyor. Gelmiş geçmiş olsun, şimdi iyi misiniz peki diye sorunca da hain hain gülüyor: ‘‘Bu doktorumla benim aramda bir sır. Ağzımdan laf alamazsınız!’’

Mehmet Ali Erbil Televole'yi işletti

Komedi dünyasının ünlü ismi Mehmet Ali Erbil, Show TV'de yayımlanan Televole programı çalışanlarını fena işletti. Erbil, kendisini arayan ve şu sıralarda ne yaptığını soran Televole çalışanlarına espri olsun diye, ‘‘Bir organizasyon var, Arnavut sanatçılarla Tiran'da bir halı saha maçı yapacağız, oraya gidiyorum’’ demiş. Onlar da gelmek isteyince, ‘‘Tabi biletlerinizi ayarlayın, gelin’’ diyerek işletmeye devam eden Erbil, merakla beklemeye başlamış.

Erbil'in bu sözlerine inanan Televoleciler ise hemen harekete geçmişler. Geçtiğimiz cumartesi günü havaalanından sanatçıyı arayarak hangi otelde kaldığını öğrenmek istemişler. Erbil de, ‘‘Priştina Otel'de Tiran Meydanı'nda’’ kaldığını söyleyerek espriyi devam ettirmiş. Televoleciler, Tiran'a varınca, orayı alt üst ederek oteli aramışlar. Bulamayınca da bu kez otellere Erbil'in rezervasyonu olup olmadığını sormuşlar. Sonunda herşeyin bir şaka olduğunu anlayan ekip, Türkiye'ye geri dönmüş. Olayı doğrulayan Mehmet Ali Erbil, Televole çalışanlarının tepkilerini ‘‘Karşılıklı güldük’’ şeklinde açıklıyor.

Mehmet Ali Bond

Kanal D'de yayımlanan ‘‘Çarkıfelek’’ yarışmasının sunucusu ve ‘‘Tatlı Kaçıklar’’ dizisinin oyuncusu ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, tıpkı James Bond gibi üç güzel mankenle objektiflerin karşısına geçti. İstanbul'un gözde alışveriş merkezlerinden Akmerkez'in ürünlerini tanıtmak amacıyla çıkardığı ‘‘Akmerkez Shopvizyon’’ dergisi için elinde purosuyla pozlar veren Erbil, son James Bond Pierce Brosnan'a hiç aratmadı. Aslı Sayılır, Olga Lis ve ‘‘Canısı’’ dizisinin başrol oyuncusu Emine Ün'le birlikte poz veren Mehmet Ali Erbil'in fotoğraflarını Ogün Işık çekti. Esprileri ve davranışlarıyla, her yerde olduğu gibi, çekimler sırasında da sıcak bir ortam yaratan Mehmet Ali Erbil, birlikte poz verdiği manken arkadaşlarına bol bol şaka yaptı. Çapkınlıklarıyla da ünlü olan Erbil, ‘‘Bana fazla yaklaşmayın. Size de asılabilirim’’ diye uyarıda bulunmayı da ihmal etmedi.

Mehmet Ali’den kahkaha tufanı

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil önceki gece gümüş rengi saçlarıyla Bostancı Gösteri Merkezi'nde muhteşem bir tek kişilik şov gerçekleştirdi. 2 saat boyunca sahnede kalan Erbil, hem izleyicilerine, hem de Rapsodi isimli orkestrasındaki müzisyenlere takılarak, birbirinden güzel espriler yaptı.

Mehmet Ali Erbil, keman çalan güzel müzisyen genç kıza seslenerek, ‘‘Herkes çıksın sen kal. Ne çalıyorsun? Keman mı? Bizim eve gel de sana viyolonselimi göstereyim’’ diyerek, kahkahalar attı. Erbil, ‘‘Bu dekolteyi gören sapık olur. Zaten bana küçükken ya doktor, ya tiyatrocu ya sapık olursun dediler. Ben sapık oldum’’ yorumunu yaptı.

6 kişilik dans grubunun da eşlik ettiği Erbil, sahnede tekerlek, yatak, cansız manken gibi eşyaları dekor olarak kullandı. Mehmet Ali Erbil, sahnedeki tekerleği göstererek de ‘‘Fatih Ürek de bu gece bizlerle’’ dedi.

Sahnede yatak esprisi

İzleyicilerine sahnedeki dekorların ne işe yaradığını soran Erbil, sıra yatağa gelince, özelikle hanımların ilgisiyle karşılaştı. Orta yaşlı bir hanım ‘‘Yatak ne işe yarıyor?’’ deyince Erbil, ‘‘Bu kadar seyircinin içinde niye siz merak ettiniz? Yaşınızdan utanın. Buraya buyurun bari, sahnede uygulamalı olarak göstereyim’’ cevabını verdi.

Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil önceki gece gümüş rengi saçlarıyla Bostancı Gösteri Merkezi'nde muhteşem bir tek kişilik şov gerçekleştirdi. 2 saat boyunca sahnede kalan Erbil, hem izleyicilerine, hem de Rapsodi isimli orkestrasındaki müzisyenlere takılarak, birbirinden güzel espriler yaptı.

Mehmet Ali Erbil, keman çalan güzel müzisyen genç kıza seslenerek, ‘‘Herkes çıksın sen kal. Ne çalıyorsun? Keman mı? Bizim eve gel de sana viyolonselimi göstereyim’’ diyerek, kahkahalar attı. Erbil, ‘‘Bu dekolteyi gören sapık olur. Zaten bana küçükken ya doktor, ya tiyatrocu ya sapık olursun dediler. Ben sapık oldum’’ yorumunu yaptı.

6 kişilik dans grubunun da eşlik ettiği Erbil, sahnede tekerlek, yatak, cansız manken gibi eşyaları dekor olarak kullandı. Mehmet Ali Erbil, sahnedeki tekerleği göstererek de ‘‘Fatih Ürek de bu gece bizlerle’’ dedi.

Sahnede yatak esprisi

İzleyicilerine sahnedeki dekorların ne işe yaradığını soran Erbil, sıra yatağa gelince, özelikle hanımların ilgisiyle karşılaştı. Orta yaşlı bir hanım ‘‘Yatak ne işe yarıyor?’’ deyince Erbil, ‘‘Bu kadar seyircinin içinde niye siz merak ettiniz? Yaşınızdan utanın. Buraya buyurun bari, sahnede uygulamalı olarak göstereyim’’ cevabını verdi.

Sağlığını düşünüyor

Televizyonların ünlü şovmeni Mehmet Ali Erbil, bu aralar en zorlu zamanlarını yaşıyor. Yarışma programı, dizi çekimi ve ekstra gecelerde sahne performansı gibi zor işleri alnının akıyla tamamlayan Erbil, bir de son olarak ‘‘Hemşo’’ filmindeki performansıyla göz doldurdu. Film hakkında fazla yorum yapmayan ancak, sansasyon yaratmadan filmin ilgi görmesini sağlamak istediklerini belirten ünlü sanatçı, şimdilerde kendini dinlenmeye vermiş durumda. Uzun zamandır tatil yapamadığından yakınan Erbil, evine kapanmış ve ciddi olarak sağlığını korumaya almış.

Mehmet Ali ile Nefise çırılçıplak

Türkiye'nin en çok okunan kadın dergisi Elele dergisi, bugün bayilere verilen haziran sayısında son günlerin en çok konuşulan ikilisi Mehmet Ali Erbil ve Nefise Karatay'ın çırılçıplak fotoğraflarını yayımladı. ‘‘İlk ve son kez’’ Elele Dergisi için çırılçıplak poz verdiklerini belirten ünlü çift, sekiz sayfalık muhteşem fotoğraflarında tensel uyumu ve aralarındaki aşkın elektrikli doğallığını gözler önüne seriyor. Böyle bir çalışmayı, yalnızca Elele Dergisi'ne olan güvenleri, ‘‘onun bir ilk ve bir klasik’’ olduğuna inandıkları için kabul ettiklerini söyleyen çiftin fotoğraflarını Tamer Yılmaz çekti. Prodüksiyonu ise Elele Dergisi Moda Editörü Fulya Güngür gerçekleştirdi. Çekimler sırasında ikilinin önce gergin olduğu, ancak bir süre sonra kendilerini doğallığa bıraktıkları gözlendi. Büyük bir gizlilik içinde gerçekleştirilen çekimlerde çift, Elele'ye duydukları güven ve hayranlık sayesinde son derece rahattı. Aralarında şakalaştıkları ve sevgi dolu sözcüklerle konuştukları gözlendi. Dergi, gerçekleştirilen çekimlerde utangaçlığı, sınırları ve rolleri ortadan kaldırarak, iki bedenin sevgisini gözler önüne sermeyi başardı.

Mehmet Ali bu kez ağladı

Ünlü komedyen Mehmet Ali Erbil, ‘‘Yasemin'in Penceresi’’ adlı programda hayatı gözler önüne serilince duygulu anlar yaşadı. Esprileriyle insanları yıllardır güldürmeyi başaran Erbil, bu kez kendi hayat hikayesi karşısında gözyaşlarına engel olamadı.

Ünlü sanatçı, dört yıldır görmediği annesi ve kendisine acı çektiren üvey babasını karşısında görünce programı terk edeceğini söyledi. Ama progrma akışı içinde Erbil, uzun zamandır görmediği annesine sarılmaktan kendini alamadı. Programda, eski eşi Nergis Kumbasar'la bir araya gelen Erbil'i gören kızları Yasmin, sevincini alkışlarıyla gösterdi. Erbil ise, ‘‘Bizi ne zaman birlikte görse alkışlıyor ve seviniyor, çocuk işte. Biz onun için her zaman birlikte tatile çıkıyoruz’’ dedi. Bu arada Kumbasar, ‘‘Eski eşim evlenirse arkadaşlığımız bozulur’’ açıklamasını yaptı. Geçtiğimiz günlerde Erbil'in cep telefonuna bir kadından mesaj gelmesi üzerine Erbil'le kavga eden Nefise Karatay da süpriz yaparak programa katıldı ve Erbil'le gözyaşları içinde barıştı. Erbil ise, sevgilisinin gözyaşlarını silerek ona sarıldı. Bu arada büyük kızı Sezin, annesi Muhsine'den getirdiği mektubu babasına verdi. Erbil mektubu okurken de duygulandı.

Mehmet Ali Erbil kendisiyle yarışıyor

Kanal D'nin sevilen yarışma programı Çarkıfelek, yayınlandığı ilk günden bu yana rating rekorları kırdı. Ramazan'ın ilk gününden bu yana iftar saatinde yayına giren, ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'in sunuculuğunu üstlendiği, Kanal D'nin sevilen yarışma programı Çarkıfelek, her akşam birinci oluyor. Hem stüdyodaki hem de ekran karşısında izleyicilere hediyeler dağıtan, hostesliğini ünlü manken Tuğba Özay'la, Tarkan'ın sevgilisi Bilge Öztürk'ün kız kardeşi Berna Öztürk'ün yaptığı Çarkıfelek'i geçen tek program ise Pazartesi akşamı, yine Mehmet Ali Erbil'in, Emel Sayın'la başrolünü paylaştığı sevilen komedi dizisi ‘‘Aşkım Aşkım’’ oldu. ‘‘Aşkım Aşkım’’ geçtiğimiz pazartesi akşamı yüzde 12.5 rating ile günün en çok izlenen ilk yüz programı arasında birinci sırada yeraldı.

Emel Sayın’ın kapısında yattım

Kanal D ekranlarında yayınlanacak olan Mehmet Ali Erbil ile Emel Sayın'ın başrollerini paylaştığı ‘‘Aşkım Aşkım’’ adlı dizinin çekimleri tüm hızıyla devam ediyor. Önceki gün gerçekleştirilen çekimlerde Emel Sayın ile bir araya gelen Mehmet Ali Erbil, Sayın'a gençlik yıllarında aşık olduğunu itiraf etti. Erbil, ‘‘Emel Hanım'a aşık olmayan mı vardı. Ben de herkes gibi Emel Hanım'a aşıktım. Emel Hanım'ın kapısında yattığım günleri unutamam’’ dedi. Emel Sayın ise rol arkadaşının kendisi hakkındaki sözlerini iltifat olarak kabul ettiğini söyledi.

Dizide 25 yıllık evli bir çifti canlandıran Sayın ile Erbil'in kızlarını, Doğa Rutkay canlandırıyor. Erbil rolü gereği beyazlamış saçları ve göbeği ile dikkat çekiyor. Dizi, Le Şener adlı bir restoranı işleten karı kocanın maceralarını anlatıyor. Erbil, restoranın en sevilen yemeğini Bush Kebabı ve Usame Tavada olarak açıkladı. Erbil ‘‘İnşallah bir ay içinde Usame tavada olacak ve garnitür olarak da Taliban'ı vereceğiz’’ dedi.

Teşekkürler M. Ali önümü açtın

M. Ali Erbil'in, kendisinden 25 yaş genç bir üniversiteli ile evlenip, "O bir melek, eline erkek eli değmemiş" demesi, eski sevgilisi Nefise Karatay'ı çok kızdırdı.

Sana beşbin kadının eli değdi sen temizlikten nasıl söz edebilirsin. Sadece Nefise'ye değil bütün kadınlara hakaret.

Yemin ederim bu konuda yazmaya hevesli değildim. Henüz temizdim, kirlenmemiştim. Napoli yakınlarındaki o şahane adanın güzellikleriyle sersemlemiş vaziyetteydim.

Ama ne zaman ki o cümleyi okudum...

Kan beynime sıçradı.

Delirdim, delirdim!

Mehmet Ali Erbil, yeni eşini Türkiye'ye tanıtırken şu cümleleri sarfetmişti: ‘‘O bir melek. Eline erkek eli değmemiş!’’

Şimdi bu ne demekti?

Eline erkek eli değen kadınlar iblis miydi?

Mehmet Ali Erbil kim ki böyle bir özelliği abartabiliyor?

Allahaşkına elini bir türlü kadın elinden çekmeyen bir adamın, tuttuğu elin bakire olmasını istemeye hakkı var mı?

Bu bir intikam mı? Bir aşağılama mı? Nefise'ye ve onun nezdinde bütün kadınlara bir hakaret mi? Ne bu? Bunun hesabını vermekten korkmuyor mu? Onun zekasına, onun birikimine, yaşına hiç yakışıyor mu?

Aslında bu lafı duyup, delirip gecenin bir yarısı Nefise'yle konuşmaya gittiğimde sadece sohbet ediyorduk. Nefise, konuştuklarımızın yayımlanmasını istemiyordu.

Suç tamamen benim.

Çünkü ben Nefise gibi düşünmüyorum. Bu tür abuk sabuk laflara cevap vermek gerekiyor, çünkü dinimize küfredenin önce Müslüman olması gerekiyor. Ben bu meseleyi kişisel aldım anlayacağınız. Ve Nefise'ye rağmen yayımlamaya karar verdim. Bir gözlük yazısı olacaktı, röportaja dönüştü. Sayfada gördüğünüz fotoğraf bile Nefise'nin o anki hali değil, arşivden. Böyle bir konuda sessiz kalmanın iyi olmayacağını düşünüyorum ben. Kişisel intikam almak erkekler için bu kadar kolay olmamalı. Aklı başında insanlarız, ‘‘Kına yaksın’’ demenin ne manası var? ‘‘Aldığım kız bakire’’ demenin saçmalığı çok açık ve net değil mi? Üstelik Nefise'ye hakaret edeceğim derken o kızı da insanlar önünde küçük düşürmüyor mu?

Aslında Nefise'den bize ne...

Mehmet Ali'den bize ne...

Yeni karısından bize ne...

Değil mi?

Ama kim kalkar da kadınları bir zar parçasına eş tutar, işte o zaman, her kadına söz hakkı doğar!


Sizce Mehmet Ali Erbil kariyerinde bir düşüş mü yaşıyor?

- Mehmet Ali çok yetenekli biri. Aramızda yaşananlar bu gerçeği değiştirmiyor. Adam Türkiye'nin Mehmet Ali Erbil'i. Yani onun yaptığı işleri, kariyerini yargılamak bana düşmez. Ama şunu söyleyebilirim: Hiç bir şey yapmazsan gerilersin, çünkü yerinde sayıyorsundur. Ve alkışlara, ilgiye, fotoğraflarını gazetelerde görmeye Mehmet Ali gibi fazlasıyla alışık biriysen, mümkün değil bu seni kesmez. Öyle bir şey yapman gerekir ki, tekrar herkes senden söz etsin. Mehmet Ali de bunu yaptı. Bu evlilik hikayesine insanların neden şaşırdığını hiç anlamıyorum. Çok açık değil mi? O, işi oldukça varolanlardan. Ve ne yazık ki, ben, Özlem, yeni eşi, hepimiz onun işinin, kariyerinin bir parçasıyız...

Uuuuufff. Amma da gerçekçisiniz. Kocaman bir kadın gibi konuştunuz.

- Üçbuçuk yıl içinde büyüdüm de ondan. Bunu da beyefendiye borçluyum! Bu süre içinde ‘‘Nefise mi Özlem mi?’’ gibi, neredeyse halkın oylamasına sunulan durumlarda, bana hep ‘‘Oyun bu, oyun bu!’’ dendi. Söylüyorum hepimiz onun kariyerinin bir parçasıydık, ‘‘Mehmet Ali ve haremi’’ gibi bir durum yani. Günün birinde de şunu farkettim: ‘‘İyi de ben oyun filan oynamak istemiyorum. Biraz salakça ama ben yaşadığım şeyi ciddiye alıyorum’’. Bir süre önce Seda Sayan ona programda ‘‘Mehmet Ali, söyle sen evlenilecek adam mısın?’’ diye sordu, o da gülerek, ‘‘70 milyona yalan söylecek halim yok. Hayır değilim canım’’ dedi. Herşey espri, herşey oyun ya. Ben üzüldüm tabii. Ve şöyle düşündüm: İyi de onun hayatında benim ne işim var? Peki ben ne oluyorum? Lay lay lom kız mı? Diyebilirsiniz ki ‘‘Eee günaydın!’’ Ama sevdim adamı, onun da beni sevmiş olduğunu düşünüyorum.

Nasıl bir ilişkiydi sizinki?

- Tuhaf. Sürekli baskı altında olan bir adam. Geç kavuştuğu şeyleri korumaya çalışıyor. Çok zor bir hayat. Geceleri bile rahat uyuyamıyor, uyuyabilmesi için bacağını sürekli yatağa vuruyor. Bazen tutardım ‘‘Yeter artık’’ diye. Evde iletişim kurmak zor, o dışarıdaki hiperaktif adam evde şarjı bitmiş bir telefon. Üzülüyorum da haline. Herkes üzerinize geliyor, bir kavga ediyorsunuz, bir barışıyorsunuz. Telefon trafiği bitmiyor, adam kapıda beliriyor. Hooop yine birliktesiniz. Çok yorucuydu. Ve sonunda bu ilişki bitti. Kendim için iyi bir şey yaptım yani. İçimde kalan bir şey yok. Kafamda bitirmiştim çünkü. Telefonlarına çıkmıyordum, görüşme taleplerini reddediyordum...

DUL KALIRDIM

Ve arkadaşınız Ebru Destan'dan küt diye bir başkasıyla evleneceğini öğrendiniz?

- Aynen. ‘‘Söyle ona evleniyorum. Bak, görsün’’ demiş. Ebru da, ‘‘Kesin palavradır’’ dedi, ‘‘Yok, yok yapar’’ dedim. Çünkü hissettim. Ee bir bu kalmıştı yapmadığı. ‘‘Allah mutlu etsin’’ dedim. Ne diyeyim?

Ne bu? Nispet mi? Yani bu adamın sizinle hala derdi bitmedi mi?

- Bilmiyorum. Beni hala neden aradığını da anlamıyorum. Madem evlendin, uğurlar olsun sana. En son konuşmamızda, ‘‘Sağol. Yolumu açtın. Bugüne kadar Mehmet Ali'nin malı gibi algılanıyordum. Bundan sonra artık öyle olmayacak!’’ dedim. Ona da sinirlendi... Mehmet Ali, herşeye birden sahip olmak isteyen yapıda biri. Ve ne yazık ki buna alışık. Pek çok erkek gibi herşey, elde edinceye kadar değerli. Benimle birlikte olabilmek için 6 ay uğraştı. Deliler gibi evlenme teklifleri etti. Uzun süre reddettim.

En son evlenmek üzere değil miydiniz? Biz öyle biliyoruz, niye evlenmediniz?

- Ee şu anda dul olurdum da ondan! Ben yeni eşi kadar gözü kara değilim. Yeteri kadar tanımalıyım. Mehmet Ali'yi sonunda tanıdım. Her hareketi neden yaptığını gayet iyi biliyorum artık. Ama onunla ne polemiğe girmek istiyorum ne de meydan okumak. O yüzden de bu meselenin başından beri birkaç cümle söyledim, o kadar. Kendimi bir açıklama yapma durumunda hissetmiyorum. Gocunacak bir şeyim yok. Söylenmesi gereken herşeyi ben ona zaten söylemiştim.

İyi de yeni eşinden söz ederken ‘‘eline erkek eli değmemiş’’ diyor. Bu insanı kızdırmaz mı? Bir kadının kendisini aşağılanmış hissetmesine yol açmaz mı?

- Bekaret insanın tavrındadır, davranışındadır. Namus, beyindedir. Bunları Mehmet Ali de pekala biliyor. Ama işte bazı insanları yeniden tavlamak için böyle laflar ediyor. Üzüldüm tabii. Ama ben girişken biri değilim. Ne yapayım yani? Ortalığa atlayıp ‘‘Ama ben de...’’ mi diyeyim?

Sizin de hayatınıza giren ilk erkek Mehmet Ali Erbil değil miydi? Şenay Düdek'in eski sevgilinizle yaptığı bir röportajda böyle faydalı beyanatlar verdiğini hatırlıyorum.

- İstemiyorum bu konuları konuşmak. Beni üzüyor. Bunların hesabı olmaz ki. Hiçbirşeyin peşinde değilim ben.

Peki sizce Mehmet Ali Erbil gibi bir erkeğin evlendiği kadının bakire olmasıyla övünmesi tuhaf değil mi?

- Ee şöyle düşünebiliriz tabii: Sana beş bin kadının eli değdi. Sen temizlikten nasıl sözedebilirsin. Senin bundan övünç duymaya nasıl hakkın olabilir? Ama bunlar benim özelim ve meselelerimi ortalığa dökmekten hoşlanmıyorum.

SİTEM ETMİYORUM

Bu kadar geride kalmayı nasıl beceriyorsunuz?

- Pek çok insan, senin yerinde olsam açar ağzımı yumardım gözümü diyor. Ben öyle düşünmüyorum. Bir ilişki yaşadık. Benim açımdan bir aşk ilişkisiydi. Ama bitti. O kadar. Ve kendimden eminim. ‘‘Taştan mısın?’’ diyorlar, evet öyleyim. Artık ağlayamıyorum bile. Bir başlasam konuşmaya resmen ‘‘Oh’’ diyecekler. Hayır, konuşmayacağım. Mehmet Ali bütün kartlarını açtı, ben ise hiç açmadım. Sabırlı ve sakin bir tipim...

Tekmesi ağır olanlardan mı?

- Evet. Ama kolay tekme atmam. Herşeyi tükettim diyorum, daha ne diyeyim? ‘‘Şöhretli bir adamla beraber oldu, çıkar sağladı’’ diyorlar. İyi de adamı sevdim ben. Yani Allahaşkına beraber olacağım başka şöhretli adam mı yoktu? Ben Mehmet Ali'ye ne sitem ediyorum ne de arkasından konuşuyorum. Yaşadığımız güzel bir şeydi, yakışık almaz. Bir gün bir arkadaşım ‘‘Onun değerleri yok ki’’ dedi, inanılmaz sinirlendim ve ‘‘Bana bak, o benim üç yıldır beraber olduğum adam! Benim yanımda onun alehyine konuşamazsın’’ dedim. Ben arkadan vurmam yani.

Peki sizin de birileriyle, bir yerlerde dudak dudağa öpüştüğünüz filan yazılıp çizildi.

- Ne münasebetle bir adamla dudak dudağa öpüşecekmişim? Ben Mehmet Ali'yle bile ortalıklarda öpüşmekten çekinen biriydim. Öyle bir tarzım yok ki. O da biliyor bunların yalan olduğunu...

Ya bundan sonra?

- Bana sanki yeni bir hayat verildi. Sadece bir aşkla anılmak istemeyecek kadar akıllandım...

M. Ali Erbil'den size mektup var

Aslında bu yazıyı sadece beni saf, temiz, çıkarsız, beklentisiz sevenlerime teşekkür etmek için yazıyorum. Çünkü bugün bu satırları yazabiliyorsam sadece onların sonsuz sevgileri ve duaları sayesinde yazabiliyorum. Bu, çok az kişiye nasip olabilecek bir ilgi. Bunu da anlamış olmanın mutluluğunu yaşıyorum...

DEDİKODU ÇIKARDILAR

Bu arada hastalığım ile ilgili birçok dedikodu üretildi. Amaç daha çok malzeme, daha derin hadiseler yaratmak. Popülersin ya sıradan işler olmaz. Mesela şöyle seçenekler var:

a) Viagra kullanmışım

b) Kokain almışım

c) Ecstasy kullanmışım

d) Satanistlerden e-mail almışım

Bunların hepsinin doğruluğu ya da yanlışlığının cevabını hekimlerimize bırakıyorum. Ben sadece üzülmekle kalıyorum. Ve ünlü olmanın bir bedelini daha ödüyorum.

Bana geçmiş olsun demek için hastaneye gelen, telgraf çeken, faks gönderen, çiçeklerle dileklerini belirten herkese teşekkür ediyorum. Benim durumumda kim olsa ben de koşa koşa giderdim.

Hastalığıma gelince; Tıp dilinde toksik şok deniliyor. Milyonda bir rastlanırmış. E... bana da öyle gripmiş, nezleymiş gibi sıradan bir hastalık da yakışmazdı doğrusu...

TİNERCİ ÇOCUKLAR

Neyse sizi daha fazla sıkmak istemiyorum. Pek keyifli bir yazı olmadığının farkındayım. Ama birilerine ayrıca teşekkür etmek istiyorum.... Hastalığımı haber alıp, hastanenin önüne gelen Taksim'deki tinerci çocuklar, (keşke bu ifadeyi kullanmak zorunda kalmasaydım) ‘‘Ağabeyimiz iyileşsin, tineri bırakacağız’’ diye söz vermişler. İşte bu haberle, hasta yatağımda ilk gözyaşlarımı döktüm... E... Allah büyük, artık iyileştim. Canavar gibi peşlerindeyim. Ben sözümü yerine getirdim, beni sevenleri daha fazla üzmedim. Şimdi sıra onlarda... Siz de bizi üzmeyin çocuklar. Tamam mı?...

Tanrı’ya şükrediyorum, beni bağışladı çocuklarıma ve bu toprağın tüm çocuklarına.

Enerjimi topladıktan sonra, umarım daha sağlıklı ve keyifli ortamda birlikte oluruz... Sevgiyle buluşmak dileğiyle...

Mehmet Ali Erbil kimdir hakkinda aciklamalar Mehmet Ali Erbil kimdir konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Mehmet Ali Erbil kimdir, mehmet ali erbil biyografi, mehmet ali erbil hayatı, mehmet ali erbil resimleri, Mehmet Ali Erbil Hakkında Haberler

 

 

Kim Kimdir Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Altan Öymen Kimdir?
Altan Öymen Kimdir?

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!