|
İşyeri problemleri
2010-09-05 07:56:36 Kadinlaricin.net sitesinde İşyeri problemleri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada İşyeri problemleri ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
Stres, çağımızın en tehlikeli rahatsızlığı ve genç yaşlı demeden hepimizi tehdidi altında tutuyor. Bitmek bilmez işler, sınavlar, trafik, özel sorunlar derken birçoğumuz için ülsere yakalanmak işten bile değil. Sözümüz, özellikle iş hayatına yeni atılan, atılacak olan gençlere. Zira zaman zaman okuyucularımızdan, “her iş benden bekleniyor, hayır demesini beceremiyorum, çeşitli dedikodularla karşılaşıyorum vb.” sorunları içeren mektuplar alıyoruz.Bu nedenle biz de işyerinizde daha çok ne tip sorunlarla karşılaştığınızı ve bunlarla nasıl başetmeniz gerektiğini araştırdık. İşte genel sorunlar ve çözüm yolları:
Dağ gibi iş sizi bekliyorsa... İşlerinizi önem sırasına göre planlayın ve bu sıraya göre yapın. Zamanınızı çalmak isteyen iş arkadaşlarınıza ve telefon dostlarınıza fazla meydan vermeyin. Göreviniz olmadığını düşündüğünüz bir işin üstünüze yıkıldığını hissediyorsanız, kibarca sesinizi çıkartın.
İşinizde aradığınızı bulamadıysanız... İşi insana bazen sıkıcı gelebilir. İşiniz sizi gerçekten de tatmin etmiyor mu? Bu sorunun cevabını çok iyi düşünün. Büyük bir şirketteyseniz, başka bir departmana geçip geçemeyeceğinizi araştırın. Gerekirse durumunuzu üstlerinizle görüşün. Kararlıysanız yeni bir pozisyonda iş arayışına geçin. Ancak dikkatli olun çünkü günümüzde hemen iş bulmak kolay değil.
Kendinizi eksik hissediyorsanız... Kendinize haksızlık etmekten vazgeçin. Bulunduğunuz yere lâyık görüldüğünüze göre bunun mutlaka bir sebebi vardır. Kendinizle menfi yönde uğraşacağınıza gelişmek için çaba harcayın, yapabileceğinizin en iyisini yapmaya çalışın ve hata yapmaktan korkmayın. önemli olan yapılan hatalardan ders almaktır.
Sorumluluğunuz çok büyükse... Böyle bir durumda yapılması gereken üstlerinize çalışmaya hazır olduğunuzu, ancak bir yardıma da ihtiyaç, duyduğunuzu açık yüreklilikle ifade edin.
İşten atılma kaygısı taşıyorsanız... Korkmayın, kendinize güvenin. Dürüst, çalışkan, işini iyi yapan bir personelden hiç kimse vazgeçmek istemez.
Son dakika işleriyle mücadele... İşin acilliğini araştırın. Yarına bırakıp bırakamayacağınıza karar vererek, müdürünüze şimdiye kadar aldığınız bütün sorumlulukları yerine getirmeye çalıştığınızı hatırlatın.
İş arkadaşlarınızın tutumları rahatsız edici ise... Bu durumu olduğu gibi kabul etmeyin. Sesinizi çıkartın, sizi istismar etmelerine asla izin vermeyin, gerekirse yetkililerle görüşün, haklarınız olduğunu da bilin.
Ücretinizin az olduğunu düşünüyorsanız... Bu durumu da yetkililerle görüşüp, onlara iş temponuzdan, masraflarınızdan, hakettiğinizi düşündüğünüz ücretlerden bahsedebilirsiniz.
Çalışma ortamınız iyi değilse... Yetkililere daha çok ışıklandırma, havalandırma, yeşillendirme vb. isteklerinizden ve koşulları geliştirme yollarından bahsedebilirsiniz. Nefes egzersizleri yapın ve gücünüzün yettiği ölçüde mekanınızı yaşanabilir bir hale getirin.
Kendi gücünü keşfet “Neden Jon neden diye sordu annesi. Öteki martılar gibi olmak, sana neden güç geliyor? Alçaktan uçmayı pelikanlarla, albatroslara bırakamaz mısın?” Evet martılar yüksekten uçar. Martı Jonathan da kendi sınırlılıklarını zorladı ve uçtu hem de en yüksekten uçan martı ünvanını alarak. “Ne istediğini bildiğin sürece başarırsın” diyor Richard Bach, Martı isimli eserinde, aramızda yaşayan gerçek Martı Jonathan’lara seslenerek. Oysa bırakın, sınırlarımızın üzerinde birşeyler başarmayı, bazı zamanlar insan kendini nasıl da, mutsuz sıkıntılı, hatta işe yaramaz hissediyor öyle değil mi? Böyle durumlarda ne yapacağımızı da bilemeyiz. Hoş bilsek bile, bu sefer de harekete geçecek o gücü bulamayız, kendimizde. Ne zenginlik ne de fakirlik dinler bu hâl. Zirâ siz kendinizden kaçarken, sahilde rastladığınız eski teknesiyle üç kuruş para için avlanmaya çıkmış balıkçı, şehrin arka sokaklarında küçücük atölyesinde elindeki tahta parçasına işlev kazandırmaya çalışan marangoz, birden en imrendiğiniz kişi oluverir. Ne dersiniz, sıkıntılarımızın altında acaba hayattan tam olarak ne beklediğimizi çözememiş, ya da beklentilerimize ulaşamamış olmak mı var? Martı Johathan gibi uçmak istiyoruz da kanatlarımızı mı bulamıyoruz? Peki ne yapacağız biz şimdi?.. 1) Önce kendinizi sorgulayın Canınızı sıkan mutlaka bir şey vardır. Kimbilir belki de bilinçaltınıza attınız ve düşünmek istemiyor, sorundan kaçıyorsunuz. Ama yapmayın. Çünkü bu sorun bir gün ortaya çıkacak ve sizi daha fazla rahatsız edecek; belki de sağlığınızı olumsuz yönde etkileyecektir. Sorunlara çözüm üretmek için sorunun ne olduğunu bilmek gerekir. Unutmayın sıkıntılara katlanabileceğimiz gibi, onları yenme gücüne de sahibiz. Her ne kadar bu denli güçlü olduğumuzu kabullenmesek te. Oysa kullanmasını bilenler için bu güç umduğumuzdan da çok fazladır. 2) Üzüntülerinizi, sıkıntılarınızı çözümleyin Alın kağıdı kalemi elinize yazın. Kendinizi, sorunları çözmeye çalışın. Hayattan ne bekliyordunuz, ne buldunuz? İsteklerinize ulaşmak için siz ne yaptınız ya da yapmadınız? Sorunlarınızın kaynağı kimdir nedir? Düşünün ve kafanıza takılan herşeyi parçalara ayırın. Daha sonra da üstesinden gelmek için yapabileceklerinizi yazın ve bir karara varın. Uygulamaya geçin. Sağlıklı bilgilere dayanan kararı aldığınız an harekete geçin. Sorunlar üzerinde düşünmenin de bir sınırı vardır. Unutmayın öyle bir an gelir ki, daha fazla düşünmek artık yıpratmaya başlar sizi. Bir noktada karar vermeli ve bir daha geriye bakmamalısınız. 3) Bilin ki sorunsuz hayat olmaz, olsa da tadı çıkmaz Sıkıntılı anlarda bilinmesi gereken en temel nokta budur. Siz daha önce de sorun yaşamıştınız. Yani bugünün sorunu başka bir şekilde daha evvel de karşınıza çıkmıştı. Geçmişi bir düşünün Sorunlarınızı nasıl çözmüştünüz. Bu çözüm sonunda hayatınızda ne gibi değişiklikler olmuştu? 4) Arada bir içgüdülerinize de kulak verin İçinizden gelen sesleri dinleyin. Beyninizin sol yarım küresinin işi olan sezgilerinizi de işin içine katarak, duygularınızı da ön plana çıkartın ve sizi etkileyen şeylere güvenin. 5) Kendinizi ve yapabileceklerinizi asla küçümsemeyin Kişisel efsanenizi keşfedin. Kimsiniz, nesiniz, nelerden hoşlanırsınız. Yeteneklerinizin ne kadar farkındasınız? Unutmayın, hayatta zorluk ve eziyet daima var fakat eğer bir şeyi gerçekten yapmayı istiyorsanız, mutlaka onu yapacak bir yol bulursunuz. Herkesin kendine ait yetenekleri vardır. Doğan Cüceloğlu’nun da dediği gibi; “Kendin için neyin doğru ya da yanlış olduğunu bilecek yetenek sende var. Karar verdiğin yönde bir yaşam oluşturma gücü de sende var. Diğer insanlar senin desteğin olacaklardır. Düşün, taşın, araştır, ne yapacağına karar ver, kolları sıva, giriş, nasıl ve nerede sana yardım edeceğimizi söyle, yardım edelim. Önemli olan senin girişimin. Ancak sen girişirsen biz sana yardım edebiliriz.”
Bugün ne giysem Gerçek estetik, ince bir zevkte saklıdır ve çok para da gerektirmez Günümüzde şık giyinmek, güzel görünmek kadın-erkek hepimizin derdi. Özellikle iş hayatında olanlar bu durumun ciddiyetini çok iyi bilirler. Her sabah uyandığınızda “şimdi ne giyeceğim” diye düşünmek gerçekten çok sıkıcıdır. Hatta bir rivayete göre sırf bu sıkıcı duruma düşmemek için ünlü bilimadamı Eınstein’in birkaç tane aynı renk ve model elbisesi varmış ve hep onları giyermiş. Bize göre, Eınstein’in her dakikası çok kıymetli olabilir ancak bu kadar tekdüze olmaya da hiç gerek yok. Çünkü renklerde; heyecanlar, hayatın güzellikleri saklıdır. Şurası da bir gerçek ki iş hayatıyla birlikte okul yıllarının blue jeanli, tişörtlü, montlu, kabanlı spor hayatı yerine mecburen kumaş pantalonlara, ceketlere, döpyes takımlara bırakmıştır. İş böyle olunca giyim masraflarımız daha da artar. Ancak akılcıl hareket edersek bu durumu az bir masrafla, zevkli bir şekilde çözebiliriz. Bize göre her mevsim modaya uymak için bir gardırop dolusu giysi satın almaya hiç gerek yok. Şık ve modern görünmek için yapmanız gereken sadece birkaç parça giysiye sahip olmak. Siyah kumaş bir pantalonunuz, eteğiniz, bir blûzunuz mutlaka olsun: Gri ve kahverengiler de siyah gibi, birçok renkle buluşabilir. * İçinde birkaç rengi birden barındıran, bir iki flar ya da kravatınız olsun: Böylece hem değişik renklerle aynı ürünü kullanabilirsiniz hem de kıyafetleriniz bir canlılık kazanır. * Krem rengi bir blûz, hırka yine her renkle uyum içinde giyilir. Erkekler için beyaz, açık mavi gömlekler, gri-lacivert pantalonlar hem şıktır ve ağır bir havaları vardır. * Siyah ayakkabılar, kabanlar birçok renge uyum sağlamaları bakımından vazgeçilmezler arasındadırlar. * Bayanlar için ince bir kolye (çok güzel imitasyonlar var.) şık bir kıyafetin daima tamamlayıcısıdır.
Çalışan kadının 7 günahı İnternet ortamının en büyük kadın kanalı women.com'da, kadınlar günah çıkardı. İş yaşamında erkekler kadar aktif rol alan kadınlar, yine iş hayatlarında işledikleri 7 günahı belirledi. Haberde, kadınların iş hayatındaki günahlarının Havva'dan beri pek de değişiklik göstermediği iddia edildi.
TEMBELLİK: Çalışma hayatında sahte hastalık yaratarak yatmak veya olmayan işler için izin almak alışkanlığı, en çok kadınlarda görülüyor. Women.com, bu durumun daha iyi iş yapmak isteyen kadının gerginliğinden kaynaklandığını iddia ediyor. Kadın iş hayatında iddialı olmak için kendini gerince, iş yapacak keyif ve isteği de kalmıyor.
ERKEK AYARTMAK: Yüzlerce yıldır iş yaşamında bir erkek davranışı olarak bilirdik tacizi. Ama onlar için biraz farklı nitelikteydi. Hiyerarşinin üstündeki erkek sekreterini ayartırdı. Kadınlar arasında da giderek yaygınlaşmaya başlayan taciz, iki türlü işliyor. Daha iyi bir konum arzulayan kadın, üstünü de taciz ediyor.
GURUR: Gurur, kadınlar arasında şu sıralar çok yaygın bir. Herkes kendi başarılarını büyütmek eğiliminde. Women.com yazarlarının bu günah konusunda kadınlara şöyle bir önerisi var: 'Tamam başarılarınızı gizlemeyin; ama kulak tırmalayacak kadar da büyütmeyin'
ÖFKE: Kadınların iş yaşamlarındaki sorumlulukları arttıkça, öfkeleri de artıyor. Pek çok kişi kadın yöneticilerin hışmından korktuğu için, onlarla çalışmak istemiyor.
KISKANÇLIK: Çalışma hayatında hala erkekten daha az para kazanan kadın, kıskançlık krizlerine kaptırmaktan kendini alamıyor. Daha çok para kazanan meslektaşların, daha iyi olduklarını düşünmenin kıskançlık krizlerini önlemenin en iyi yolu olduğunu iddia ediliyor.
AÇGÖZLÜLÜK: İş yaşamında kıskançlığın daha çok bir kadın duygusu, açgözlülüğün ise çoğunlukla erkekler için geçerli olduğu sanılırdı. Şimdi kadınlar da daha büyük oda, daha büyük makam otomobili, daha büyük masa ister oldu...
OBURLUK: Burada sözü edilen oburluk, yeme - içmeye düşkünlük anlamında değil. İşyerindeki oburluktan kasıt, kadınların üzerlerine fazla, fazla iş alma eğilimleri. Birlikte çalıştıkları ekip arkadaşları karşısında değerlerini artırma karmaşası yaşayan kadınlar, kendilerini olduklarından daha güçlü, daha çok iş yapabilir göstermek için 'iş oburluğuna' yakalanıyor. Sonuç olarak üzerine fazla iş alan kadın, giderek bir megolamana dönüşüyor; iş arkadaşları tarafından antipatik bulunuyor...
İşte 7 Günah
1- Tembellik
2- Erkek ayartmak
3- Gurur
4- Öfke
5- Kıskançlık
6- Açgözlülük
7- Oburluk
İşyeri problemleri hakkinda aciklamalar İşyeri problemleri konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:İşyeri problemleri, İşyeri problemleri nedir? ,İşyeri problemi,İşyerinde problemler
|
|