|
Horlamaya son
Winston Churchill, rahat bir uyku çekebilmek için alkole sarılırdı. Alkol yüzünden şişmanladıkça da geceleri giderek kabusa dönüşürdü. Sir Winston Churchill geceleri rahat bir uykuya hasret kalır, gündüzleri de oturduğu yerde horul horul uyuklardı. Churchill'den bu yana köprülerin altında çok sular aktı ve bilim de epeyce yol aldı. 5'inci Dünya Kongresi'nde bilim adamları, horlamaya karşı geliştirdikleri yeni metodları tıp çevrelerine açıkladılar.
Bilimadamlarının açıklamalarına göre üst solunum yollarında meydana gelen tıkanmalar horlamaya neden oluyor. Gırtlak kaslarındaki gevşeme, ya da dil büyümesi veya küçük dilin arkaya düşmesi horlamaya neden olan sebeblerin başında geliyor. Son önerilen yollardan biri Dil Kemeri. Dil Kemeri metodunda dilin kökünden ucuna doğru iki yanından ip çekiliyor, bu ip daha sonra alt damağa takılan bir vidayla sabitleştiriliyor. Böylece dilin arkaya düşerek solunum yolunu tıkaması engellenmiş oluyor.
UYANDIRAN MASKE
Bir diğer yöntem ise ‘uyandıran maske’. Kişi horlamaya başladığında maskenin iç yüzünde yanıp sönmeye başlayan şimşekler kişiyi uykudan uyandırarak horlamaya son veriyor.
‘Dil kıskacı’ ise dilin üzerinde baskı yaparak, tat almaya yarayan bu organın uyku sırasındaki hareketlerini kontrol altına alıyor. Uzmanlar horlama yüzünden kişinin geceleri aralıklarla 10 saniyeden daha fazla soluksuz kalmasının tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Kişinin nefessiz kalması yüksek tansiyona, taşikardi, kalp ve damar hastalıklarıyla ciddi durumlarda kalp krizine bile neden olabiliyor. Bilimadamları horlamadan şikayetçi olan kişilere fazla geç kalmadan ‘zayıflayın ve alkolden uzak durun’ tavsiyesinde bulunuyorlar.
Horlamayı kesmek isteyenlere öneriler
Pek çok insanın şikayetçi olduğu horlamanın, bazı küçük önlemlerle tedavi edilebileceği bildirildi. Uzmanlar, horlayanlara, aşırı yorgunluktan kaçınmalarını, sırt üstü yerine yan yatmalarını, uykudan üç saat önce ağır yemek yememelerini, uyku ilacı kullanmalarını ve sakinleştirici ilaçları uykudan önce almalarını öneriyor. Araştırmalara göre, erişkin insanların en az yüzde 45'i zaman zaman, yüzde 25'i de sürekli horluyor. Horlama en sık şişman erkeklerde görülürken yaşın ilerlemesiyle horlama sorunu da artıyor.
Horlamanın neden öldürdüğü anlaşıldı
California Üniversitesi Los Angeles Dişçilik Fakültesi'nde horlamanın fiziksel mekanizmaları üzerinde bir araştırma yapıldı. Uzmanlar, özellikle horlama sırasında nefes almanın düzensizleşmesini ve bazen saniyelerce durmasının yarattığı tehlikeleri incelediler.
Bilim adamları, horlamanın özellikle orta yaşlı, aşırı kilolu erkeklerde soluk almayı güçleştirdiğini ve kalp kriziyle kalp ve damar hastalıklarının habercisi olduğunu bildirdiler. Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlardan Dr. Arthur Friedlander, ciddi horlama sorunu olan 47 erkekle ilgili gözlemlerini şöyle aktardı:
‘‘Röntgen sonuçları, horlamanın çok daha karmaşık bir mekanizmaya sahip olduğunu gösteriyor. Horlama sırasında nefesi kesilen kişilerin dilleri boğazlarına sarkarak soluk borusunu tıkıyor. Nefes alabilmek için çırpındıklarında kan basıncı fırlıyor. Kan basıncının yükselmesi, boyundaki damarların iç kısımlarını zedeliyor. Buralara kolesterol ve kalsiyum yapışıyor, bunların birikmesi beyne kan akışını engelliyor ve sonuçta kalp krizi ortaya çıkıyor. Hasta, oksijen alamıyor ve karbon dioksit dışarı çıkamıyor. Horlama yüzünden insanın nefessiz kalması, yüzüne yastık kapatılması gibi bir olay...’’
İki kişinden biri horluyor
Yapılan araştırmalara göre, normal erişkin insanların yüzde 45'inin zaman zaman, yüzde 25'inin sürekli horladığı ve horlamanın sorun olarak en sık erkeklerde görüldüğü belirtiliyor. ABD'de geliştirilen yöntemle, 8 adımda horlama hastalığı tedavi edilebiliyor
American Acacemy Of Otolaryngology yayınları arasında yer alan bir araştırmaya göre, erişkin insanların en az yüzde 45'i zaman zaman, yüzde 25'inin sürekli horluyor. Horlama problem olarak en sık şişman erkeklerde görülüyor ve yaşın ilerlemesiyle bu sorun artıyor.
Horlama aile yaşamını ciddi biçimde tehdit edebiliyor, bireyin uyumamasına neden olarak, arkadaş ortamlarında, iş gezilerinde kişiyi istenilmeyen konuma getirebiliyor.
Araştırmada, horlama ile dinlenmeden geçirilen geceler sonucunda aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon görüldüğü saptandı. Horlamanın en ağır formunun "tıkayıcı tipte horlama hastalığı" olduğu, bunun hastanın nefessiz kalmasına yol açarken, bu sırada solunumun tamamen durduğu ve bir saat içerisinde yedi kezden fazla görülmesinin yaşamı tehdit edeceği belirtildi.
Nefesin kesilmesinin hastada 30 ile 300 kez tıkanmalarla görülebileceğine işaret edilen araştırmada, uykuda kan oksijen düzeyinin aşırı oranda düştüğü, kalbin kanı daha çok pompalamak zorunda kalmasının, kalp ritmini bozduğu, yüksek tansiyon ve kalp büyümesini yıllar içinde görüldüğü bildirildi.
HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİYOR
Araştırmada, horlamanın bir çok tipinin tedavi edilebileceği belirtilerek, horlayan kişilere şu önerilerde bulunuluyor:
İyi bir adale yapısı kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli,
Horlayan kişiler, uyku ilacı, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlar uykudan önce alınmalı,
Uykudan üç saat önce ağır yemek yemekten kaçınılmalı,
Aşırı yorgunluktan sakınılmalı,
Uykuda sırt üstü yatmak yerine, yana yatmak tercih edilmeli (Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metoddur).
Yatağınızın baş tarafı daha yukarı olacak şekilde tüm yatağınızı yaklaşık olarak 10 santimetre bir tarafa doğru çeviriniz,
Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyınız,
Uykudan dört saat önce alkol almaktan sakınılmalı."
8 adımda horlama tedavisi
ABD'de geliştirilen yöntemle 8 adımda horlama hastalığı tedavi edilebiliyor. Yapılan araştırmalara göre, normal erişkin insanların yüzde 45'inin zaman zaman, yüzde 25'inin ise sürekli horladığı ve horlamanın sorun olarak en sık erkeklerde görüldüğü belirtiliyor.
American Acacemy Of Otolaryngology yayınları arasında yer alan bir araştırmada horlamanın bir çok tipinin tedavi edilebileceği belirtilerek, horlayan kişilere şu önerilerde bulunuluyor:
İyi bir adale yapısı kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.
Uyku ilacı, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlar uykudan önce alınmalı.
Uykudan üç saat önce ağır yemek yemekten kaçınılmalı.
Aşırı yorgunluktan sakınılmalı.
Uykuda sırt üstü yatmak yerine, yana yatmak tercih edilmeli.
Yatağınızın baş tarafı daha yukarı olacak şekilde tüm yatağınızı yaklaşık olarak 10 santimetre bir tarafa doğru çeviriniz.
Horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyınız.
Uykudan dört saat önce alkol almaktan sakınılmalı.
Horlama cinsel isteği öldürüyor
İngiliz araştırmacılar, horlamanın çiftlerin seks hayatını ve dolayısıyla da aile ilişkilerini olumsuz yönde etkilediğini ortaya çıkardı.
1000 çift üzerinde yapılan araştırmaya göre; eşlerden birinin horlaması ilk önce yatakların ayrılmasına neden oluyor. Bu durumda çiftlerin cinsel hayatları da olumsuz etkileniyor. Çiftler en küçük bir sorunda şiddetle tartışıyor. Horlama nedeniyle yatağın ayrılması boşanmaya kadar devam edebiliyor.
Bilimadamları, bu durumun horlayan kişinin de sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Horlaması nedeniyle sürekli uykusu bölünen ve sağlıklı dinlenemeyen kişiler, dikkatlerini belirli bir olaya ya da diyaloga yoğunlaştıramıyor. Bilimadamları, horlayan çiftlere şu tavsiyede bulunuyor:
‘‘Yatakların ayrılması noktasına gelinmişse, bu durum kesinlikle ciddi bir konuşma yapılması anıdır. Evliliğin kötüye gittiğinin birinci belirtisidir. Horlayan kişi hemen bu soruna tıbbi çözümler aramalıdır. Ve en önemlisi eşiyle diyalog kurmalıdır.’’ Yuvarlak kafalılar horlamaya yatkın
Kafa şekliyle horlama arasında bir bağlantı bulunduğu belirtildi. Kafaları geniş ve yuvarlak olanların ince ve uzun yüzlü olanlara göre kronik horlamaya daha yatkın oldukları belirlendi.
Case Western Reserve Üniversitesi'nden Dr. Mark Hans, kişide kafa genişledikçe solunum yolunun (apnea) daraldığını söyledi. Ağzın arkasına doğru solunum yolu daralan insanlar gürültülü şekilde horluyorlar.
Dr. Mark Hans ve ekibi, 60 horlayan ile 60 horlamayan denek arasında kafa şeklilleri karşılaştırması yaptılar. Ekip, röntgen yoluyla, dişlerden yemek borusuna, burun delikleri ve çenelere kadar ölçümler yaparak bir endeks ortaya çıkardı. Horlama, gündüzleri uykululuk hali, yüksek tansiyon ve kalp ve damar hastalıklarına yol açabiliyor
Horlamaya karşı basit önlemler
Yatmaya yakın ağır yemekler yemeyin, yatağınızın başını yükseltin Normal erişkinlerin yüzde 45'i ara sıra, yüzde 25'i ise sürekli horluyor. KBB Uzmanı Opr. Dr. Ahmet Yıldırım, derin uykuda dil ve boğaz adelelerindeki gevşemelerden dolayı horlamanın başladığını, boğaz dokularının büyük olması ve büyük bademciklerle geniz etinin horlamaya neden olduğunu vurguladı. Horlama hastalarının çoğuna yardımcı olunabileceğine değinen Yıldırım, hafif derecede veya ara sıra horlayanlar için şu tavsiyelerde bulundu: 'Gevşetici ilaçlar, uyku hapları ve alerji ilaçlarını uykuya yakın zamanda almayın. Yatmaya 3 saat kala ağır yemekler yemeyin. Yan yatmaya çalışın, yatağın tamamını baş kısmı 10 santim kalkacak şekilde kaldırın. Horlayandan rahatsız olanın da daha erken yatması bir şekilde çözüm olabilir'.
Hamilelik horlatıyor
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nca yapılan araştırma, hamilelik öncesinde horlama şikayeti olmayan kadınların yüzde 11.7’sinin, hamilelik döneminde horlamaya başladıklarını ortaya koydu. Araştırmada, horlama problemi bulunan hamile kadınların yüzde 2.5’inin gebelik öncesinde de aynı sorunu yaşadığı tespit edildi. Araştırmada, horlayan hamile kadınların yüzde 20’sinde gebeliğe bağlı hipertansiyon problemi olduğu tespit edildi. Horlamaya kesin tedavi
ABD'nin Seattle kentinde bulunan Kuzeybatı Sinus Merkezi adlı sağlık kuruluşundaki uzmanlar, yeni geliştirilen bir yöntemle birçok insanı rahatsız eden şiddetli ve kronik horlamayı yüzde 85-90 oranında başarıyla tedavi ettiklerini açıkladılar. İlk olarak California'dati Somnus Tıp Teknolojileri tarafından geliştirilen ve ‘somnoplasty’ adı verilen yeni yöntem, hastayı ağrısız, kansız bir şekilde 20 dakika içinde tedavi ediyor. Tedavi 2.000-2.500 dolara mal oluyor.
Yeni yöntemde hastaya önce tıpkı diş tedavisinde olduğu gibi lokal anestezi uygulanıyor. Sonra ucunda bir iğne bulunan ve radyo dalgaları yayan bir vericiye bağlı bir cihaz elle hastanın ağzına yerleştiriliyor. Ve damak dokularına müdahale yapılıyor.
Yeni yöntem, lazer tedavisinden farklı. Çünkü lazerle damak dokuları kesiliyor. Oysa yeni yöntemde dokular radyo dalgalarının enerjisiyle bir tür ‘pişirilme’ işleminden geçiriliyor. Birkaç hafta sonra vücut bu pişmiş dokuları yeniden absorbe ediyor. Ancak bu kez dokular pişirilme işleminden geçirildiği için küçülüp, daralıyorlar. Yani soluk almak için geriye daha büyük yer açılıyor. Böylelikle nefes alma yolları tıkalı olduğu için meydana gelen horlama sorunu da hasta rahat nefes almaya başladığı için ortadan kalkıyor. 20 dakika süren tüm işlemin diş temizletmeden daha az zahmetli olduğu belirtildi.
Şimdiye kadar Seattle'deki merkezde 1000 kişinin tedavi olduğunu açıklayan uzmanlar ABD'de 40 milyon kişinin çeşitli sosyal sorunlara yol açan, hatta kimi kez uykuda ölüme dahi neden olan horlama sorunundan muzdarip olduğunu ifade ediyorlar.
Horlama iktidarsızlık belirtisi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği'nde Uykusuzluk Araştırmaları Laboratuvarı'nı kurunca ‘‘uyku profesörü’’ olarak adlandırılan Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı, horlamanın erkeklerde iktidarsızlık belirtisi olduğunu bildirdi. Bursa'da Çelikpalas Oteli'nde düzenlenen toplantıda konuşan Prof. Dr. Gözükırmızı, uyku sendromunun insan hayatını ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi. Hastalık nedeniyle insanların direksiyon başında ya da iş makinelerini kumanda ederken sakat kalıp can verebileceklerini hatırlatan Prof. Dr. Erbil Gözükırmızı şöyle konuştu:
‘‘Uykusuzluk çeken insanlar zihinsel ve fiziksel olarak yıpranıyor. Eşlerinin zoruyla aslan gibi kükredikleri için doktora gelen hastaların çoğu erkek. Genellikle kısa boylu, kısa boyunlu, çene altı çıkmış kişiler daha fazla horluyor. Horlama aynı zamanda iktidarsızlık belirtisi. Gündüzleri aşırı uykusuzluk, sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gece sık idrara çıkma, depresyon, unutkanlık, sinirlilik gibi rahatsızlıkları da ortaya çıkarıyor.’’
| |