|
Ürdünde gezilecek yerler
2010-05-08 17:28:28 Kadinlaricin.net sitesinde Ürdünde gezilecek yerler baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Ürdünde gezilecek yerler ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
Intel Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül İldeniz’in çözümü, hobilerini iş seyahatlerine harmanlamak olmuş. Haftanın dört, ayın en az 20 günü iş seyahatinde olsa da ne yapıp edip tarihi yerleri gezmek için zaman ayırıyor. Toplantıları biter bitmez, çantasındaki spor ayakkabılarını ayağına geçirdiği gibi, üç dört saatliğine de olsa antik kentlere doğru yola çıkıyor.
Ürdün denince aklınıza ilk gelen, sizi en çok etkileyen şeyler neler?
- Her ülkenin bir karakteri, insanın aklında iz bırakan bir iki şeyi vardır. Ürdün’de öyle çok ki bunlar... Ama herhalde kurak, ağaçsız, dümdüz bir ülke gibi kıpkırmızı kaya çölü ve Ölüdeniz. Ülkede inanılmaz bir kontrast var ve bu kontrastın içinde insanlık tarihinin son 3-4 bin yılını görüyorsunuz.
Petra hayallerinizdeki şehirle örtüştü mü?
- Evet, filmlerdeki, kitaplardaki gibi bir yer değil. Bazı yerler vardır, gittiğinizde sadece kitaptaki görüntüsü çıkar karşınıza, hiçbir şey hissetmezsiniz. Petra böyle değil. Beni şoke edecek kadar yaşayan bir yer. Kurak ve çölün ortasında, insanların hiçbir şeyden var ettiği bir şehir. Doğayla insanın harika bir şekilde bir araya geldiği bir yer.
KIPKIRMIZI ÇÖL VE ÖLÜDENİZ
Petra’da en çok etkilendiğiniz bina hangisi?
- Her yeri çok güzel ama en şoke edicisi kesinlikle o yoldan şehre geldiğinizde karşınıza çıkan tapınak. Hiç öyle bir şey beklemiyorsunuz.
Petra dışında neler ilginç?
- Ürdün genel olarak çok ilginç. En eski uygarlıkların ilk çıktığı yerlerden biri, kuruluşu MÖ 4000-5000’e kadar giden yerleşim yerleri, peygamberlerin yaşadığı yerler ve önemli kiliseler var. İnsanlık tarihinin küçük bir özetini o küçücük ülkede görebilirsiniz resmen. Bunların arasında 300-800 yılları arasında yaşanan Petra nispeten yeni bir yer. Ondan çok daha önce, sıfır yılıyla birkaç yüz yıl sonrasında Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin ortaya çıktığı zamanların kalıntıları var. Çok zengin bir ülke. Vadi Rum da başlı başına bir doğa harikası. Kıpkırmızı bir çölde, insanlar binlerce yıl hiçbir şeyleri olmadan göçebe hayatı yaşamışlar.
Ölüdeniz nasıl?
- Ölüdeniz’in son derece tarihsel bir önemi var. En çok mistik hali ve tuzlu suyunun kaldırma gücü anlatılıyor ama benim için en etkileyici yanı o ışıl ışıl, pırıl su kütlesi ve çevresindeki yüksek, sivri, bembeyaz dağlar. Korkunç bir kontrast. Biz suyun kenarında yeşil, ağaç, çiçek böcek görmeye alışığız, orası bambaşka. Buralarda bir hayat kurulabilmiş olması beni çok etkiliyor. Hayat şartları o kadar zor ki. Son derece sıcak, son derece nemli. Ama şimdi, her tarafından sular fışkıran bir sürü 5 yıldızlı otel var.
Ölüdeniz’de yüzdünüz mü?
- Ne yazık ki evet?
Neden ne yazık ki?
- Su korkunç tuzlu. Beni uyardılar ama vücudunuzda korkunç bir yanma hissi oluyor. Yüzmek imkansız, çok yorucu, top gibi devamlı suyun üstünde batmadan olduğunuz yerde dönüyorsunuz. Başınızı suya sokmamanız lazım, çıkar çıkmaz duş almanız gerek.
FALAFEL YEMEDEN DÖNÜLMEZ
Amman’a dair ne anlatacaksınız?
- Amman benim tam düşündüğüm gibi bir yer çıktı. İskenderiye, Beyrut, Adana, Tel Aviv gibi şehirler Doğu Akdeniz hissini veren, o kültürü yaşatan şehirler. Amman da bu Doğu Akdeniz halini çok yoğun hissettiğim yerlerin biri. İzmirli olduğum için de kendimi evde hissettiğim bir yer. Bir sürü tepenin üzerinde, bir sürü beyaz evin olduğu bir şehir. İstanbul gibi modern hayatın, yerleşimin yavaş yavaş şehir dışına yayıldığı ama tam ortasında eski şehir merkezini barındıran bir yer... Merkezde antik zamandan kalma yapılar var, onun hemen yanında ise Romalılardan kalma ikinci bir yerleşim var. Bunların etrafında da şehrin pazarı ve günlük ticari hayatın geliştiği bir yapılanma yer alıyor.
Amman’da neler yapmayı önerirsiniz?
- Her gittiğimde çok heyecanla yaptığım bir şey var, o da falafel yemek. Falafel bizde olmayan bir şey, onun için ne zaman gitsem yiyorum. Falafel nohut köftesi, ya dürüm içinde yiyorsunuz ya da sade. Acılısı, acısızı var. Sokaklarda da çok satılıyor, orada sokak yemeği olarak görülüyor, bu yüzden bana çok gülüyorlar. Yemek dışında... Arkeoloji Müzesi son derece önemli bir müze. Yapı itibarıyla çok küçük ve çok bakımsız ama içindekiler o kadar önemli ki! Bir kere Dead Sea Scrolls’un (Ölüdeniz Parşömenleri) önemli bir kısmı burada. Herkes İsrail’de sanır ama değil. Bir de bundan 6-7 yıl önce Ain Ghazal’da bulunan, tarihte hiç rastlanmamış olan, MÖ 6500 civarına ait, çok ilginç heykeller var. Bugünün modern heykellerine benziyorlar.
Aqaba’yı beğendiniz mi?
- Aqaba kontrastların şehri. Bir yanda bir plaj var, yanında kralın yeni yapılan inanılmaz güzel sarayı ve bizdeki villa tipi evler... Son derece gelişmiş, denize bakan güzel mahallelerin yanında korkunç eski, fakir ve ne yazık ki çok sofistike sayılamayacak bir şehir merkezi... Ama bir yandan da Ürdün’ün dünyaya açılan yüzü. Her milletten insanın yaşadığı bir liman kenti. Düzensiz bir gelişmenin sonucu oluşmuş bir şehir burası.
Ürdün’de başka ne çok hoşunuza gitti?
- Amman’dan Aqaba’ya dört saatlik bir otomobil yolculuğu yaptım. Dağlardan, tepelerden, Vadi Rum’dan, Magada şehrinden geçiyorsunuz. Kıpkırmızı bir kaya çölünde gidiyorsunuz. Çok değişik bir coğrafya.
Ürdün'de Osmanlı altını aranıyor
Türkler'in Ürdün'den çekilmesinin üzerinden 82 yıl geçti ama Ürdünlüler, hálá Osmanlı altınlarını bulma umuduyla metal dedektörlerle çölü karış karış tarıyorlar.
Zenginlerin finanse ettiği hazine avcıları, çölü metal dedektörlerle tarayıp, buldozerlerle kazarak Osmanlı miraslarını bulmaya çalışıyor. Başkent Amman'a 100 km uzaklıktaki El-Mujib Vadisi'nde gömülere katılan Abu Nadir lakaplı hazine avcısı, ‘Çoğunlukla bulduğumuz şeyler ancak masrafımızı karşılıyor. Ama hazine avcıları asla umutlarını kesmez’ diyor. Ürdünlü tarihçi Abdülkerim Gharaybeh'e göre 1937 yılında Amman amfitiyatrosunun yakınlarında Osmanlı sikkeleri gün ışığı çıkartıldı.
Kilosu 18 milyar
Ürdün Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin eski dekanlarından olan Gharaybeh, Ürdün'de büyük miktarda Osmanlı altını, daha az miktarda da Roma altını bulunduğunu söylüyor. Osmanlı altınlarının kilosu 30 bin dolardan yani 18 milyar liradan alıcı bulurken, Roma döneminden kalma altınlar en az 32 milyar lira ediyor.
Osmanlı hazineleri
1516-1918 yılları arasında Ürdün'ü kontrol eden Osmanlılar, Müslümanlar'ın hac güzergahını güvenlik altına almak için Arap kabile şeflerine keselerce altın hediye ederlerdi. Ürdün'de yaygın olan inanca göre bu altınlar ve kuzeye çekilen Türk askerlerinin geride bıraktıkları altınlar hala çölde gömülü ve cinler tarafından korunuyor.
Ürdün ve terör
Terör Ortadoğu’yu kasıp kavurmaktadır. Son olarak Usbat el Ensar’ın militanlarının Beyrut’ta üç hedefi vardı. ABD, İngiltere büyükelçilikleri ve Ürdün büyükelçiliği bunlar El Kaide’nin hedefleridir. Ürdünlü ajanlar El Kaide’ye gizlice girmeyi başarmışlardır. Mısır, Suudi Arabistan gibi ABD’nin isteksiz müttefikleri terörizme karşı sert davranmazlarken Ürdün’ün genç Kralı Abdullah terörizme karşı ciddi bir savaş vermektedir. Amman’daki Batılı diplomatlar Bin Ladin’in ABD ve Batı’ya karşı olduğu kadar Batı’yı tutan devletlere de düşman olduğunu söylemektedirler. Rahmetli Kral Hüseyin’in yakın bir arkadaşı Hüseyin’in 10 yıl önce Suudi Arabistan’ın Bin Ladin’in şebekesini kurduğunu bildirdiğini fakat bir şey yapılmadığını söylemiştir. “Sadece Ürdün harekete geçti” demiştir. 11 Eylül’den birkaç gün önce Ürdün istihbaratı Bin Ladin’in Afganistan’daki yardımcılarından birinin Ürdün’de El Kaide’nin üyesi olduğu sanılan birine “Büyük düğün yakında” diye telefonunu dinlemişlerdir. Bu bir saldırı için verilen gizli bir mesajdı. Bunun üzerine Ürdünlü ajanlar üç kişiyi tutuklamışlardır. Büyük düğün Kızıldeniz kıyısında Akabe sayfiye şehrindeki Mövenpick ve Radisson otellerini havaya uçurmak anlamına gelmekte idi. Ürdün yedi kez Afganistan’da Sovyetlere karşı savaşmış teröristleri tutuklamak durumunda kalmıştı. En son olarak ABD’de Boston’da taksicilik yapan Race Ricazi adlı bir şoför yakalanmıştır. CIA El Kaide gibi örgütlere gizlice girememektedir. Ürdün, Araplar ve Müslümanlarla daha iyi temas edebilmektedir. Ürdün coğrafi yeri bakımından ABD’nin tabii müttefiki olmaktadır. İsrail, Batı Şeria, Irak, Suriye ve Suudi Arabistan’la çevrilidir. Nüfusu Arap dünyası nüfusunun sadece yüzde 2’si kadardır. Ülke İran körfezinden gelen yatırımlarla yaşamaktadır. Bin Ladin’in kardeşi Hasan Amman’ın meşhur Hard Rock Cafenin sahibidir. Ürdün siyasette İslami partilere izin vermiştir. Ama yumuşak İslami Eylem Cephesi hürriyet kısıcı tedbirlere kızmaktadır. Mesela izinsiz 10 kişiden fazlasının toplanması yasaktır. Ayrıca Parlamento seçimlerinin ertelenmesi de diğer bir kızgınlık sebebidir. İzinsiz vaaz yasaktır. Kral Abdullah Batı’da ülkesinden daha çok sevilmektedir. Vakıa radikallerin eleştirileri rejimi yıkacak değildir. Fakat Ürdünlülerin yüzde 70’inin menşei Filistinlilerdir. Bir de zayıf bir ekonomi Ürdün’ün durumunu sarsmaktadır. Bakalım genç Kral bütün bu sıkıntılarla başa çıkabilecek mi? Ürdünde gezilecek yerler hakkinda aciklamalar Ürdünde gezilecek yerler konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Ürdünde gezilecek yerler, ürdün tatil, ürdün tatili, Ürdün Tatil Rehberi ,Ürdün gezi notları
|
|