|
Safranbolu evleri hakkında bilgiler
2010-01-27 23:07:57 Kadinlaricin.net sitesinde Safranbolu evleri hakkında bilgiler baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Safranbolu evleri hakkında bilgiler ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Safranbolu evleri hakkında bilgiler
.Safranbolu, zengin orman örtüsü ve tarihi evleriyle gezip görülmesi gereken beldelerimizden bir tanesi. Tarihi evleri gezerken geçmişle bugünü bir arada yaşayabilirsiniz
Türkiye’nin Kuzeybatısında, vadide yer alan şirin bir kasaba Safranbolu. İstanbul-Ankara karayolu üzerinde, Gerede’den 100 kilometre içeride, Karadeniz’e 80 kilometre kadar mesafede tarihi ve tabii zenginliklerle dolu bir belde. Yüzyıllar boyunca bereketli bir çevre tarımının ortasında yaşayan ve kervan yolu üzerinde zengin bir ticaret hayatına da sahip olan Safranbolu, önce Selçuklular’ın, sonra İsfendiyaroğulları ve Çandaroğulları’nın yönetimi altında yaşamış. 1392’de Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış. Sahip olduğu elverişli konumu dolayısıyla, konutları, hanları ve camileri ile de bir refahı yansıtan bu yerleşim birimi, Türkiye’de son 20-30 yılda yaşanan teknolojik ve demografik büyük değişmelerin de dışında kalabilmiş, özelliğini büyük çapta korumuş olan az sayıdaki kasabalardan biri. Safranbolu’da, yerleşimin kalbi durumundaki çarşı, bütün karakteristiğini günümüzde de aynen sürdürmekte.
ZAMAN KAVRAMI Safranbolu’da, sayısız tarihi mekânlardan birinde, yüzyıllık duvarlara sinmiş insan soluklarını hissederek konaklayabilirsiniz. İsterseniz Havuzlu Asmazlar Konağı’nda, isterseniz pansiyon olarak restore edilmiş evlerde veya turistik otellerde kalabilirsiniz. Bu arada Safranbolu mutfağını da yakından tanımanız mümkün. Safranbolu’da gezilip görülecek sayısız yerler ve eserlerin yanında Yemenicilik Müzesi, El Yazması ve Basma Eserler Kütüphanesi, Güneş Saati, Hıdırlık Tepesi (Namazgah) ve “Kaymakamlar” müze evi bulunmaktadır. Cinci Hanı’nın terasından Safranbolu’yu seyrederken zaman kavramını kaybedersiniz. Yüzlerce yıllık tarih ve kültür içiçedir Safranbolu’da. Etkileyici bir günün ardından Safranbolu’nun gecelerini izlemek ve eski Safranbolu kültürünü yaşamak isteyeceksiniz. Bu arada eğlenmek isterseniz, yine eski evlerin zemini taş döşeli hayatları size mekân olacaktır.
Safranbolu evleri hakkında bilgiler Safranbolu evleri, 18. ve 19.yy. Türk toplum hayatını günümüze aktaran mükemmel mimari örneklerdir. Ekonomik zenginliğin, kalabalık aile yapısının ve yağışlı iklimin etkisiyle oluşan bu yapılar, “beş cepheli mimari” olarak adlandırılan ustalığın eserleridirler. Arnavut kaldırımlı dar sokakları zenginleştiren, komşuluk ilişkilerini ön planda tutan Safranbolu evleri, yüzlerce yıllık deneyimin ortaya çıkardığı cumbalarıyla, dar pencereleriyle, zengin iç süslemeleriyle insan ihtiyaçlarına cevap vermektedir. Tarihi evler; 2-3 katlı, 6-8 odalı, her odasında fazla sayıda penceresi olan ve odalarının her ayrıntısı büyük bir ustalıkla meydana getirilmiş yapılardır. Evlerin üzerinde yapıldığı arsa ne şekilde olursa olsun, üst katlarda geometrik bütünlük büyük bir ustalıkla sağlanmıştır. Safranbolu evinin her ayrıntısında kültürel bir zenginlik saklıdır. Taşın estetik kullanımı, ahşap işçiliğinin akıllara durgunluk veren kalitesi, iç mekânlarda kurulmuş havuzlar, merdiven korkulukları ve nihayet kapı tokmakları. Safranbolu’da kapılar yabancı erkeklerce tokmakla (şakşakla), yabancı bayanlarca kapı bileziğiyle, dışarıdan dönen ev halkı tarafından da mandalla çalınır.
DOĞAL GÜZELLİKLER Geleneksel evleri ile üne kavuşmuş olan Safranbolu, aynı zamanda birçok tabii güzelliklere de sahiptir. Sarı, kırmızı ve yeşilin tüm tonlarını sergileyen Safranbolu Ormanları’nda derin ve uzun kanyonlar, dünya mağara literatürüne girmiş Mencilis ile Hızar mağaraları, kamp, yürüyüş ve piknik yapmaya elverişli yaylalar bulunmaktadır. Ağırlığının yüzbin katı kadar sıvıyı sarıya boyayabilen Safran bitkisi ve üzümlerin hası Çavuş Üzümü de Safranbolu’ya özgüdür. Tarihi zenginliğini çevresel dokusu içinde korumaktaki başarısı ile Safranbolu, 1994 yılı sonunda UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi”ne dahil edilmiş, bir dünya şehri haline gelmişti.
Safranbolu evleri hakkında bilgiler Bilinen tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan Safranbolu, tarihte “Paphlagonia” olarak adlandırılan bölgede bulunmaktadır. Şehir, tarih boyunca birçok uygarlığın yanında Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarını yaşamıştır. 13 ve 14. yüzyıllarda Sinop-Gerede-İstanbul ticaret yolu üzerinde önemli bir konaklama merkezi olan Safranbolu’da, Sadrazamlar ve Osmanlı Sarayı’na yakın devlet adamları ikamet etmişlerdir. Bölgede yaşayan uygarlıklardan ve özellikle Osmanlı döneminden kalma 1.008 eser bugün tabii ve çevresel dokusu ile birlikte korunmaktadır. Kaya mezarları, höyükler, Cinci Hanı ve Hamamı, Şeyh Mustafa Türbesi, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Yemeniciler ve Demirciler Arastası, İncekaya Su Kemeri, Tabakhane, Hükümet Konağı, Eski Hastane, Saat Kulesi, çeşitli çeşmeler, türbeler ve sayısız konaklar bu eserlerden bazılarıdır. Sahip olduğu zenginliklerin tanıtılmasıyla Safranbolu’ya yönelik ilgi hızla artmıştır. İlginin yoğunluğu ise turizm imkânlarının her gün daha fazla gelişmesini sağlamaktadır. Bugün Safranbolu, gelişen turizm anlayışının ilgi odağı ve geleceğe korunarak aktarılması gereken bir müze şehirdir.
Safranbolu'da zaman Safranbolu denildiğinde çoğumuzun aklına hemen tarihi evler gelir, değil mi? Şimdiye kadar ben de böyle düşünürdüm. Tarihi kentlerle ilgili olarak tasarladığım projenin ön hazırlıklarını yapmak üzere Safranbolu'ya giderken albümlerde ve broşürlerde gördüğüm evlerin etkisiyle olacak, hayallerim ve düşüncelerim sadece mekanlarla sınırlıydı. Ama değişik bir coğrafi konumu olan kente girerken mekanın ötesinde birşeylerin beni etkisi altına almaya başladığını hissedip heyecanlandım. İlkin, bunu farklı bir coğrafyanın oluşturduğu karmaşık bir ruh hali sandım. Üstünde pek durmadım. Saat kulesinin tepesinde, devasa saat çarkıyla tam karşımdaki kanyonlar arasında, görevli İsmail Bey eskiden kentte var olan denizin çekilişini anlatırken saat oniki'yi vurduğunda, zamanın olağanüstü bir güçle beni kendine doğru çektiğini hissettim. Anladım ki kente girerken yaşadığım o karmaşık ruh hali, zamanın beni kuşatmasından; kendine özgü, gizli lisanıyla bana birşeyler anlatmaya çalışmasındandı. Birdenbire alabora oluşum ilk anda bu lisanı kavrayamamaktandı. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Bursa'da Zaman" şiirinin o harikulade mısralarını hatırladım... ... Ve şimdi karşımda bütün albenili haliyle kendi zamanını yüreğime işleyen Safranbolu, beni bu zamanın tarifini yapmağa zorluyordu. Tanpınar'dan aldığım ilhamla ruhumun derinliklerinde serseri mısralar bu tarifi yapmak için dolanıp duruyordu. Bir an kendimi şöyle bir dörtlüğü mırıldanırken buldum: Dalga seslerini bağrında taşıyan Kaynaşmış ruhların şarkısı olan Mekan ve sokak arasında akan Bir sessiz ırmaktı Safranbolu'da zaman Safranbolu'da kaldığım iki gün boyunca bütün duygularım, düşüncelerim bu zaman ırmağında yıkandı durdu. Saf bir gönülle gezdiğim, birer mimarî şaheser olan o güzelim konakların sedirlerinde, yüzünü unutmak üzere olduğum ninemi, ocak başında çubuğunu tüttüren babamı, mangala kahve cezvesini süren annemi görür gibi oldum. Sanki konuşsam konuşacaklardı, sanki elimi uzatsam tutacaklardı. Bana öylesine yakınlardı... İşte "beni benden alan", beni derin bir tefekküre salıp nerdeyse şair olmaya zorlayan Safranbolu, yaşamla ölümün kesiştiği böylesine gizemli bir yerdi. Zamanın ve tarihin ötesinde buraya anlam kazandıran güzel insanlar tanıdım. Bunların başında derin kültürü, ilgi çekici projeleri, insanı anlayan ve kucaklayan bir idarecilik anlayışıyla kente kol kanat geren kaymakam Celal Ulusoy geliyordu. "Turizmden önce korumacılık esastır" diyen Ulusoy, Safranbolu'yu ilim, kültür ve sanat merkezi yapma peşindeydi. Bir akşam vakti Havuzlu Konak'ta onunla ve tarihçi eşi Leyla Hanımla yaptığımız sohbette kentin ne kadar bilinçli insanlar elinde olduğunu hissedip mutluluk duydum. Ayrıca, kaymakam beyin danışmanlığını yapan, kanaatimce sivil gücün temsilcisi olan Aytekin Kuş ve rehberimiz Kamil Şen, Safranbolu'ya gönül vermiş idealist insanlardı. Ya Yörük köyünde ve Sad köyünde tanıdığımız köylüler?... Bu gönül insanları hafızamda ve gönlümde müstesna bir yer işgal ettiler. Hepsine selam olsun diyorum... Biliyorum ki, yalnız Safranbolu zamanının beni geçmişle en anlamlı çizgilerde buluşturan büyüsüyle değil, bu güzel insanlara duyduğum özlemle de en kısa zamanda tekrar yollara düşeceğim...
Dünya miras listesinde Safranbolu ilçesi, mimari miras olarak tanımlanan tarihi ve kültürel yapısıyla, zengin bir kent dokusuna sahip eşsiz yörelerimizden biri. En az 100 yıllık geleneksel (ahşap) evleri, konakları, cami ve mescitleri, han, hamam, çeşme, köprü, su kemeri, namazgahları ile lonca çarşılarını, günümüze kadar koruyabilmiş, bu özelliği sebebiyle de UNESCO tarafından 1994 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınmıştı. 20- 24 Eylül 2000 tarihlerinde korumacılıkta 25. yıl kutlamaları ile (UNESCO) Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu (OWHC) Yönetim Kurulu Toplantısı ve Safranbolu 1. Altın Safran Belgesel Film Festivali gerçekleştirilmişti.
Kültürel koruma “Safranbolu II. Altın Safran Belgesel Film Festivali” adıyla yapılacak festivalin amacı ve ana teması onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu’nun zengin kültürel varlıklarını açığa çıkarmak, belgelemek ve gelecek kuşakların bilgisine ve yararına sunmak. Bu anlamda “Kültürel Miras ve Korumacılık” teması da işleniyor. Konu ile bağlantılı olarak ödüllü profesyonel ve amatör kategoride belgesel film yapımı yarışması, proje yarışması (senaryo), siyah-beyaz ve renkli baskı fotoğraf yarışması yapılacak. Öte yandan çeşitli katılımlarla sanatsal, kültürel ve yerel etkinlikler de bu yıl Safranbolu’yu şenlendirecek.
Kültür turizmi Safanbolulular festivalin kurumsallaşmasıyla nihai olarak yörede kültür turizminin gelişeceğine inançları tam. Zaten bu anlamda Safranbolu uzun yıllardır ciddi çalışmalar içinde. 1119 tescilli ve koruma altına alınan tarihi ve kültürel varlıklarını bilinçli bir şekilde muhafaza eden Safaranbolulular hızla oluşan alt yapı ve kongre turizminin oluşmasıyla kenti ziyaret eden yaklaşık 50 bin yabancı turist sayısını 150 bine çıkarmayı hedefliyor. Yıllardır evleriyle ünlenen yöre sadece doğal güzelliği ile bile bir yerleşim yerini ön plana çıkarmaya yetecek düzeyde. Ormanları, yaylaları, kanyonları, mağaraları ve yöreye has safran bitkisi ve daha niceleri Safranbolu’yu en az evleri kadar cazip kılıyor.
Safranbolu’nun Laila’sı
Kendine özgü tarihi evleriyle bilinen Safranbolu, şimdi de ilginç barları ile yerli ve yabancı turistlerin vazgeçilmez eğlence merkezi oldu. Çelik Palas Otel bünyesinde kurulan Laila Cafe-Bar’da her yaştan insana eğlence imkanı sunuluyor. Laila Bar’da eğlence sabahın erken saatlerinde folklor ile başlıyor. Yörenin halk oyunları ekibi, kapıda karşıladıkları yabancı turistlere kahvaltı ile beraber halk oyunları ziyafeti veriyor. Laila’daki eğlence bununla sınırlı değil. Öğleden sonraları turlarla ilçeyi gezmeye gelen 50 yaş ve üstü bayanlara, kadınlar matinesi düzenleniyor. Matinede verilen öğle yemeğinin ardından, bayanlar pop müzik eşliğinde eğlencenin tadını çıkarıyor.
Hem eğlen hem dinlen İstanbul ve diğer illerde barlara gidemediklerinden yakınan bayanlar “Biz yaşlı olduğumuz için eğlence merkezlerine gidemiyoruz. Bu nedenle, turlarla buraya gelip doyasıya eğlenme imkanı bulmaktan son derece mutluyuz. Burada hem eğlenip hem de tarihi Safranbolu evlerini gezerek stres atıyoruz” dediler. Sabah ve öğle saatlerinde yapılan eğlencelerin ardından, Laila’nın kapıları akşam saatlerinde gençlere açılıyor. Yerli ve yabancı turist gençlerin tutkusu haline gelen Safranbolu Lailası’nda eğlence ve müzik ziyafeti sabahlara kadar sürüyor.
Örf ve adetlerle iç içe Benliğini yitirmemiş, geçmişine ışık tutacak nitelikte yatırımlar yaptığını açıklayan Laila Bar’ın sahibi Metin Çakır “Ülkemizin en büyük turizm merkezlerinden biri olan Safranbolu, evleri ve lokumu ile turistlerin ilgisini çekiyor. Biz de turizmciler olarak bu tip yatırımlarla yöremizin gelişmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Otelimiz bünyesinde kurduğumuz Laila Bar’da her yaşta insana, her türde müzik yaparak eğlenme imkanı sunuyoruz. Yaşlılarımız ve gençlerimiz hem örf ve adetlerimizi tanıtıyor hem de dilediği gibi eğleniyor.” diye konuştu.
Safranbolu’ya akın
Son yıllarda büyük gelişim gösteren Türk turizminin köşe başı noktalarından olan Safranbolu, yeni sezona tam doluluk oranı ile giriyor. Mimari yapısı devlet tarafından korunan ve yüzyılların ötesinden gelen evleri ile turistlerin en çok ilgi gösterdiği Safranbolu’da ne otellerde ne de pansiyonlarda boş yer kalmadığı bildiriliyor. Safranbolu’da Çelik Palas Otelleri’ni işleten ve “Safrantat Lokumları” ile turistleri ağırlayan işadamı Metin Çakır, bu yıl gerçek anlamda bur turizm patlaması yaşadıklarını söyledi. Safranbolu ilçesinde gerçekleştirdiği büyük yatırımlar ile ilçe halkının da desteğini alan Çelik Palas Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Metin Çakır, “Yerli ve yabancı turistler hem ilçemizi hem de ekonomik krizden bunalan esnafımızın yüzünü güldürdü” dedi.
Karabük’ün şirin ilçesi Safranbolu, tarihî konaklarının yanı sıra mağara turizmini de devreye sokarak, bu sektörden aldığı payı yükseltmeyi hedefliyor. Tokatlı Kanyonu ise, ilçenin turizmdeki yatırımlarından bir başka kalemi oluşturuyor. Yıllardır tarihî konakları ile hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelen Safranbolu, Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından da mercek altında tutuluyor. Türkiye genelinde koruma altına alınan 50 bin kültürel varlıktan 122 tanesi bu ilçede bulunuyor. Eski ve yeni Safranbolu olarak ikiye ayrılan ilçenin eski mahallesinde tarihî Safranbolu evleri sıralanıyor. Özellikle Kaymakamlar Müzesi turistlerin büyük ilgisini çekiyor.Safranbolu lokumları ile de turizmdeki payını artırmaya amaçlayan Safranbolu şimdi mağara turizmini başlatmış durumda. Özellikle son dönemde ortaya çıkarılan Bulak Mencilis Mağarası, turistlerin büyük ilgisi çekiyor. Yaklaşık 6 kilometrelik bir derinliğe sahip olan Mencilis Mağarası’nın şimdilik 600 metrelik bölümünün turizmin hizmetine açıldığı bildiriliyor. Bunun yanı sıra Sırçalı ve Tokatlı Kanyonları da turizmin emrine verilmiş durumda. Yetkililer, “Sadece tarihî konaklarımızla sınırlı kalmak istemiyoruz. Bunun yanı sıra mağara ve kanyon gibi çeşitli alternatifleri de devreye sokup turizmdeki payımızı en üst seviyeye çıkarmak istiyoruz” diyorlar.
Safranbolu buluşması
Tarihi Kentler Birliği'nin Safranbolu Buluşması (sergi, kolokyum ve ödül törenleri) 21-24 Ocak tarihleri arasında Safranbolu'da yapıldı. Eğitici bir ekol olan bu birliğin çalışmalarını yakından takip ettiğim için kış kıyamet aldırmadan yola düşerek bu buluşmaya katıldım. Sonuç bildirgesi bu yazıyı yazmağa oturana kadar henüz yayınlanmadığı için kararlarla ilgili bilgiler veremeyeceğim. Ancak, izlenimlerimi ve düşüncelerimi yazacağım. Yaklaşan yerel seçimler sebebiyle belediye başkanları düzeyinde katılım azdı. Seçim heyecanı ve tedirginliği ister istemez genel havaya da yansıyordu. Kaybolmayan ve tüm konuşmalara damgasını vuran tek şey, tarih ve kültür mirasını koruma ve tarihi dokuyu bozmadan bilinçli kentleşme konusunda azim ve kararlılıktı. Yerel seçimler arifesinde Safranbolu Buluşması'nın başarılı ve disiplinli bir organizasyonla gerçekleştirilmesi de bunun bir göstergesiydi. Tarihi Kentler Birliği'ne üye 123 kentin belediye başkanları, birliğin rehberliğinde, güç şartlar altında imkanları zorlayarak tarih ve kültür mirasına sahip çıktılar, planlı programlı ve sağlıklı bir kentleşme için el ele, gönül gönüle, dayanışma ruhu içinde hizmet verdiler. Bu başkanlar yeni seçim döneminde adaylıklarını koydukları takdirde, kadirşinas seçmenin onların bu özverili çalışmalarını öncelikli olarak dikkate almaları gerekir diye düşünüyorum. İstanbul'un kar felaketiyle sarsıldığı günlerde Safranbolu'da mutedil bir kış havası hüküm sürüyordu. Şehre adımınızı atar atmaz size eski Safranbolu havası ve zamanı hakim olmağa başladığından, ilkin yeni olarak neler yapılmış pek farkedemiyorsunuz.. İki zaman eşiği arasında sizi sevgiyle ve sıcak bir gülüşle karşılayan eski dostlar; özellikle başkan Nihat Cebeci ve kendini Safranbolu'ya adamış (tek başına sivil toplum örgütü gibi çalışan) Aytekin Kuş, iki zamana da uyum esnekliğini kazanma konusunda size rehberlik etmekten geri kalmıyorlar. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yılbaşı tatilini burada geçirmesiyle son günlerde popülaritesi daha bir artan Safranbolu, geçtiğimiz yıl Rodos'da yapılan Dünya Miras Kentleri Sempozyumu'nda 220 dünya kenti arasında ilk yirmi arasına girerek Dünya Miras Kentleri (OWHC) tarafından onur ödülü almış. Tarihi Kentler Birliği de Safranbolu Belediyesi'ni, eski dokunun özelliklerini sürdüren alt yapı ve kamu projeleri ödülüne layık görmüş. Ödül, tarihi buluşmada Başkan Nihat Cebeci'ye verildi. Dört gün boyunca ordan oraya koşturduk durduk. Kentin mana boyutlarına dalmak, geçmiş zaman evlerinin ve daracık sokakların hikayelerine kapılmak, saat kulesine tekrar çıkıp zamanın akışını hissetmek, Kadıoğlu Konağı'nın tenha bir köşesine oturup düşlere baş koymak, Kaymakamlar Konağı'nda aile denen olgunun köşelere sinmiş sıcaklığını duymaya çalışmak mı?... Bir başka bahara kaldı efendim, bir başka bahara... Safranbolu'ya özlem bitmez ki...
Safranbolu'da bayram
Bu bayram, Safranbolu'daydım... Hayret, Safranbolu adeta Bodrum kadar kalabalıktı. Hayret, insanlarımızın bir kesimi tatilde 'güneye kaçmak' yerine mimari güzelliğin tadına varmayı seçmişti... Safranbolulular pasif misafirperverlikten artık sıyrılmaya başlamış, ziyaretçilerle kentin mimarlık değerlerini konuşmadaydılar... Hayret, 'halk bunu seviyor, bunu istiyor' diye özellikle son yıllarda yutturulmaya çalışılan onca 'duyultu' ve görüntü kirliliğine taş çıkartırcasına bazılarımız estetik kimliklerini araştırmaya başlamıştı... Örneğin, 'müzmin' Safranbolulu rehberimiz sevgili Aytekin Kuş'un bir konağı gezerken bir ara sunduğu 'Safranbolu'yu tanımanın anahtar diaları' gösterisine sadece ebeveynlerin değil küçük çocukların bile coşkulu ilgisini ve tepkisini görmeliydiniz...
Aytekin Kuş, 1993'te yayınlamış olduğum Arkitekt dergisinin 404 no.lu Safranbolu sayısını çantasından çıkarıp, 'Safranbolu bu yayından sonra çok değişti,' dedi... O sayıda 'Sıradan Ütopyalar' adlı başyazımdaki önerilerimden ayrıntılarıyla söz ediyordu... Bu benim için büyük bir ödüldü... Burada kısaltarak sunduğum önerileri okurlarımla paylaşmak yararlı olacaktır diye düşünüyorum...
Bu bayram tatilinde binlerce kişinin yapmış olduğu gibi, önünüzdeki ilk fırsatta siz de Safranbolu'yu bizzat keşfetmeye ne dersiniz?.. O halde ilk adım olarak buyur ola bir tadımlık ve birkaç küçük göz atımlık safran testusa bu kez de...
Safranbolu'da bayram
1 Eskiden aynı adlı çiçekten alınarak üretilen safranın Anadolu'daki vatanı Safranbolu'ymuş... Safran üretimi bugün yok denecek kadar az... Kendi ağırlığının yüz bin katı suyu sarıya boyayabilen... Halen bir gramı üç milyon liraya satılmakta olan... Safranın kullanılmadığı şık hangisi?
a. Safranla zerde adı verilen bir çeşit pelte yapılır.
b. Akdeniz ve Doğu'ya özgü pirinç ve balık yemeklerinde kullanılır. İngiltere, İskandinavya ve Balkanlar'da ekmeklere katılır.
c. Eski Yunan ve Roma'da saray, tiyatro, hamam gibi kalabalık yerlerin kokusunu gidermek üzere parfüm yerine kullanılırmış.
d. Çinli takılmak isteyenleri sarıya boyamak için kullanılır.
2 'Pişirdim pilav zerde, başımız girdi derde,' diye söylenişi bulunan; pirinç, safran, şeker, arorot ve sudan mamul geleneksel peltemiz zerdenin üzerine ne konur?
a. Kuş
b. Kuşkonmaz
c. Kuş üzümü
d. Fıstık
3 Safranbolu'da yemeni(bir çeşit hafif ayakkabı) dikicileri nerede toplanmıştı?
a. Tabakhanede
b. Saraçhanede
c. Arasta denen çarşıda
d. Artık toplanmıyorlar çünkü arastada bir yemenici kaldı.
4 Geleneksel mimarlık şaheserleri olan Safranbolu evleri için 'beş cepheli mimari eser' denmekte... Hani dört cepheyi biliyoruz da, beşinci cephe hangisi?
a. Hıdırlık tepesine çıkınca kuşbakışı algılanan alaturka kiremit döşeli çatılar
b. Bir Safranbolu evinin penceresiz zemin katının ışık almasını sağlayan gliste denen ahşap kafes
c. Evlerin sokak cephelerindeki çeşmeler
d. Safranbolu evlerinin önünde resim çektiren turistlerin cepheden görünüşü
5 Safranbolu'nun çarşı kesiminde yer alan ve Cinci Hoca Hanı diye de bilinen 62 odalı muazzam kervansarayı 1640'larda yaptırmış olan Cinci Hoca, Osmanlı sarayında oldukça yüksek mertebelere tırmanmış bir kişiydi. Sağdakilerden hangisi onun bu başarılı yükseliş grafiğiyle ilgili değildir?
a. Saray üfürükçüsü
b. Padişah hocası
c. Kazasker
d. Sadrazam
6 Safranbolu evinde, odayı pencere ve kapı yüksekliğinde çepeçevre bir raf dolanır... Sergen denen bu rafın işlevi nedir?
a. Kurutmak için meyve serilir... Meyve odaya hoş bir koku verir...
b. Futbolcu Sergen'in(adının raf anlamında olduğunu da böylece öğrenmiş oluyoruz) imzalı fotoğrafları yerleştirilir.
c. Yüksek tavan ile insan ölçeği arasında estetik ve ergonomik ilişkiyi sağlar. Erkeğin havaya kaldırılmış kolunun uzanacağı yükseklik, genellikle sergenin dolandığı hattır. Yaklaşık 226 cm...
d. Hiçbiri
7 Safranbolu'da su kültürü çok gelişmiştir... Vadiye yerleşmiş olmasına rağmen, Safranbolu'da sel olmaz, kentin altyapısı mükemmeldir... Çoğu konağın içinde kocaman ve insan boyunda havuz yer alır... Bu havuzlar evde serinlik sağlar... Yangın tehlikesine karşı ideal bir tedbirdir... Ayrıca, bahçe sulama için su deposu görevi görür... Çamaşırlığın da su kaynağıdır. Peki, oda havuzlarının diğer işlevlerini kestirebilir misiniz?
a. Suyla oynamadan edemeyen bebeler annelerine çaktırmadan gelip gidip havuza el ayak sokarlar.
b. Aslan ağzı musluktan devamlı şırıldayan su sesi, havuz etrafındaki sedirde oturanların konuştuklarının başka kulaklarca izlenmesini engeller...
c. Su sesi eve huzur duygusu verir...
d. Hepsi veya hiçbiri
8 Odayı çepeçevre dolanan sedirin makbul yeri tabii ki köşeleridir... Büyüğü oradayken gençlerden biri densizce gidip başköşeye oturursa, ona ne diyerek ihtarda bulunulur?
a. 'Köşe dört, ağa beş...'
b. 'Olla nasıl?' (Oralar nasıl?)
c. 'Dam daşı gibi oturuvedin...'
d. 'Po deyip(cart diye) baş köşeye kuruluvedi...'
NOT: Safranbolu hakkında bilgi arayanların internette hemen ulaşabilecekleri bir sitenin varlığını, yaratıcısı Safranbolulu makine mühendisi Ertuğrul Kasacı'dan öğrendik... Teşekkürlerimizle, www.safranbolu.org
Sıradan ütopyalar
... ... Safranbolu'yu bir ütopya, yani sistemleşmiş bir hayal olarak sunuyorum... Ve de biliyorum ki insanlığın gelişmesindeki her adım, her sıçrayış, önce birer hayaldi... ... Safranbolu ütopyası, korumacılık ütopyasının içinde yer alıyor... Peki, korumacılık nedir?
O da, içinde yaşayanlarla birlikte bir mekanda oluşmuş yaşama sanatının müdafaası değil mi?
Birinci madde, Anadolu'daki tarihi şehirlerimizin her birini kendi farklı özelliklerinden ötürü farklı farklı ele almak gerekliliğidir... Yani, Safranbolu'nun koruma ütopyası farklı, Amasya'nınki farklı, Cumalıkızık'ınki farklı olmalıdır...
İkinci madde, şu anda 'sit' ilan ederek tarihi şehrin belli bir kısmına inşaat yasağı koymak ve oradaki mülk sahiplerini hiç hesaba katmadan 'yasaklayarak korumak' şeklindeki davranışın hiç bir zaman sökmediği ve sökmeyeceğidir... Sit korumacılığı öyle komiktir ki, örneğin Amasya'da Yeşilırmak'ın bir yakası sit ilan edilmişken, karşı yaka nedense unutulmuştur... Halbuki, sit ilanı yerine, bütün yörenin ulusal park ilan edilip, bunun parlamento yasası haline getirilmesi en doğru yoldur... Yani, Safranbolu mimarlık evreni ve çevresi, 'hemen hemen kalmamış' safranıyla, 'trekking'e çok uygun köyleriyle, mağaralarıyla, ormanlarıyla, yaylalarıyla, höyükleriyle, her şeyiyle birlike ulusal park ilan edilmelidir...
Üçüncü madde, bu ulusal parkta, yasayla düzenlenmiş bir özerk otorite yani bir kurum ve bu kurumun başında gerçekten uzman bir Safranbolu sevdalısı olursa, bu sevdalıya (örneğin) 10 yıl boyunca özerk planlama ve uygulama yetkisi verilmesi gerekliliğidir...
Dördüncü madde, Safranbolu için önerimin ne olduğudur... Ben Safranbolu'nun Amerika, İngiltere, Fransa'daki gibi bir sinema okulu kentine dönüştürülmesini ve en iyi hocaların, en iyi yönetmenlerin, en iyi aktris ve aktörlerin orada olmasını diliyorum... Safranbolu, yeterince büyük, yeterince küçük, metropollere yakın, dünyanın müzesi bir yer... Safranboluluların bir kesimi evlerini bu sinema okuluna kiralayabilecekler... Diğerleri 'bed and breakfast' yani 'yatak ve kahvaltı pansiyonculuğu' yapabilecek... Bence her Türk ütopya kurmalıdır... En azından Mimar Doğan Kuban Hoca'nın düşlediği gibi her hafta en az yarım saat... Her Türk'ün hakkıdır bu... Safranbolu evleri hakkında bilgiler hakkinda aciklamalar Safranbolu evleri hakkında bilgiler konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Safranbolu evleri hakkında bilgiler
|
|