Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar için Tatil yerleri

» Nil Nehrinde Gezi

Nil Nehrinde Gezi

2010-08-20 10:37:34 Kadinlaricin.net sitesinde Nil Nehrinde Gezi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Nil Nehrinde Gezi ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Nil Nehrinde Gezi

 

Nil’in kıyısındaki tanrılar

Aswan Havaalanı'nda elimde bavul, kapının önünde rehberimi bekliyordum. Dakikalar geçtiği halde kimsenin geldiği yoktu. Benimle birlikte uçaktan inen turistler, otobüslerine binip gittiler. Ortalıkta öylece kalakaldım. İşte o zaman teknoloji imdadıma yetişti. Cep telefonumla, bana bu turu düzenleyen Travel Club'ın sahibi Kayhan Çolakel'i aradım. O da rehberin gelmeyişine haklı olarak şaşırdı. Yerel rehberlerin arada bir böyle sürprizler yaptığını söyleyerek gemiye gitmemi, sorunu çözeceğini söyledi.

Taksi şoförüne işaretlerle, 'Papirus' adlı gemiye gitmek istediğimi anlattım. Aslında işaretlere bile gerek yoktu. Geminin adını vermem yeterli olacaktı. Çünkü Nil gezileri, Aswan'dan başlıyordu. Ve buraya gelen turistlerin hemen hepsi gemilere gidiyorlardı.

Önce yanlış bir gemiye geldiğimi sandım. Çünkü bana geminin 'beş yıldızlı' olduğu söylenmişti. Oysa bu geminin, bir-iki yıldızı düşmüş gibi görünüyordu. Resepsiyondaki görevli, odamın henüz hazır olmadığını, terasta bekleyebileceğimi söyledi. Asansörle 4.kata çıktım. Burada, üç kişinin sığabileceği ve bel hizasına kadar derinliği olan bir yüzme havuzu vardı. Etrafına masa ve iskemleler dizilmişti. Bir kat üstteki terasta, benden önce gelen yolcular, şezlonglara uzanmış sereserpe güneşleniyorlardı. Barmenden soğuk bir Mısır birası istedim. Ülkeye antik çağdan miras kalan bu içkinin, lezzetli olacağını sanıyordum. Yanılmamışım. Sakkara adlı biranın buruk-tatlı bir lezzeti ve kadifemsi bir içimi vardı.

YILDIZLARIN SIRRI

Yarım saat sonra aşağı inip odama yerleştim. Odada küçük ekran bir televizyon ve radyo bulunuyordu. Ama ikisi de çalışmıyordu. Yataklar, sanki Japonlar gibi küçük boyutlu insanlar için yapılmıştı. Her ne kadar fidan boylu bir ırkın evladı değilsem de, yatağa sığmakta zorlandım. Odanın en iyi yanı, aynalarla kaplı banyosu idi. Yalnız havlu koymayı ihmal etmişlerdi. Daha önceki tecrübelerimden, bunun bahşişle ilgili bir işaret olduğunu anladım. Çağırdığım oda görevlisi, eline sıkıştırdığım iki doları görünce, banyodaki tüm askıları havlu ile donattı.

Biraz sonra kapım çalındı. Karşımda, başı örtülü genç bir kız duruyordu. Travel Club'ın gönderdiği yeni rehber olduğunu söyledi. Akıcı bir İngilizcesi vardı. Üniversitede Mısır Tarihi ve arkeoloji tahsili yaptığını anlattı. Geminin hareketine kadar Nil üstünde tur atacak, kenti gezecektik. Feluka denen yelkenlinin gelmesini beklerken, rehberim gemilerin yıldız konusuna açıklık getirdi:

‘Nil üstünde 400'e yakın gemi sefer yapar. Hepsi de 5 yıldızlı olarak tanıtılır. Aslında bunların 15-20 tanesi gerçekten lükstür. Bu lüks gemiler de, Mısır'a çok turist getiren Fransız ve İngiliz turizm acentaları tarafından çok önceden kapatılır. Daha az turist getiren ülke acentalarına ise diğer gemiler pazarlanır.’

ANAÇ BİR KADIN GİBİ

Nil üstünde feluka turu oldukça etkileyiciydi. İki genç sürücünün, yelkenleri idare edişi görülmeye değerdi. Feluka'dan inip, kentte kısa bir tur attık. Daha sonra, belki de Mısır'ın en lüks otellerinden biri olan Katarak'ın bahçesinde birer naneli çay içip gemiye döndük.

Gemi hareket edince, uygun kıyafetlere bürünüp (şort, tişört, şapka, siyah gözlük) üst terasa çıktım. Yanıma Mısır'ın antik dönemini anlatan bir kitapla, Agatha Christie'nin 'Nil'de Ölüm'ünü aldım. Niyetim, bu heyecanlı kitabı geçtiği ortamda okumaktı. Gemi Aşağı Mısır'a doğru yol almaya başladı. Mısırlılar Nil'in doğduğu güney kesime 'Yukarı Mısır', denize döküldüğü kuzeydeki delta bölgesine de 'Aşağı Mısır' diyorlardı. Hafif bir esinti çıktı.

Nehrin iki yanı sebze bahçeleri, muz ve hurma ağaçlarıyla kaplıydı. Yeşilliğin bitiminde kum tepeleri yükseliyordu. Çölün yansıması, her ışığı sarartıyordu. Öylesine güzel manzaralardı ki kitapları bir kenara kaldırdım.

Nil anaç bir kadına benziyordu. Geçtiği her yeri besliyor, can veriyor, sarmalıyordu. Karanlık mavi mavi inmeye başlayınca, garsondan bir bardak kırmızı şarap istedim. Cabarnet Savignon üzümünden damıtılmış şarabın, kötü tadına aldırış etmedim. Karanlık mavi mavi inmeye başlayınca ürperdim. Kıyıdaki ağaçların alacakaranlıktaki gölgelerini seyrettim. Çevredeki düşsel dinginliği dinledim. Yıldızlar ışımaya başlayınca, geceyi sonsuzmuş gibi düşledim.

Nil üstünde yolculuk öylesine güzeldi ki başlangıçtaki tüm olumsuzlukları unuttum.

FAYTONLARIN YARIŞI

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte uyandım. Gemi Edfu kentine yanaşmıştı. Hazırlanıp, caddeye çıktım. Rehberimi bir faytoncuyla pazarlık ederken buldum. Bütün gemiler boşalmış, ziyaretçiler caddenin kenarına dizilmişlerdi. Dörtnala koşan yüzlerce faytonun, bu turistleri 'kapabilmek' için başlattıkları yarış görülecek gibiydi.

On dakikalık bir yolculuktan sonra, Horus Tapınağı'nın önünde indik. Antik çağdan kalma eserlerin en eskilerinden biri olan tapınak, oldukça etkileyiciydi. Aslında gezim boyunca gördüğüm tüm eserlere hayran kaldım. Bunların o zamanların tekniğiyle nasıl yapıldıklarına her seferinde şaşırdım. Tapınağın gerek dev sütunlarında, gerek yüksek duvarlarında bir santimetrekarelik bile boşluk yoktu. Her yer hiyegrolif yazıyla işlenmişti. Sanırım o günler, tüm ayrıntılarıyla bu duvarlara nakşedilmişti.

Öğle olmadan gemi hareket etti. Ve görüntüye yine Nil'in iki kıyısındaki yeşillikler girdi. Nehrin üstündeki trafik oldukça yoğundu. Karşılaşan gemiler, düdükleriyle birbirini selamlıyor, ilgiyle etrafı izleyen turistler de el sallaşıyorlardı. Öğleden sonra, Nil nehrinin sularının kontrol altına alındığı yere geldik ve sıraya girdik. Burada bir havuza girecek, oradan da Nil'in devamına geçecektik.

Gemi bağlanır bağlanmaz seyyar satıcılar kayıklarıyla akın ettiler. Bağırış çağırış hediyelik eşya satmaya çalışıyorlardı. Bildikleri üç beş kelime Fransızca, İngilizce hatta Türkçe ile müşterilere seslenip duruyorlardı.

TANRILARLA DOLU BİR DÜŞ

Havuza girme sırası bize geldiğinde hava kararmıştı. Nil'de tekrar yol almaya başladığımızda dolunay çıkmış, çevreyi bir dinginlik sarmış, masalsı görüntüler iki yanda yine akmaya başlamıştı. Luxor kentinin ışıkları uzaktan göründüğünde, vakit geceyarısını çoktan geçmiş, uyku gözkapaklarıma tüm ağırlığıyla oturmuştu.

Ertesi gün kendimi yoğun bir programın içinde buldum. Önce Krallar Vadisi'ndeki firavun mezarlarına, ardından ilk ve tek kadın firavun Hatşepsut'un, sırtını kayalara yaslamış görkemli tapınağına gittim. Mısır'da yönetici sınıf içinde, en üst noktalara kadar gelme başarısını gösteren bu kadının öyküsünü dinledim. Sonra tekrar Luxor kentine dönüp, efsanevi Luxor ve Karnak tapınaklarını gezdim. O devasa sütunların ve heykellerin arasında dolaşırken, rahiplerle, firavunlarla yüzyüze geldiğimi sandım.

Akşama doğru, Sharia el Bahr-Rıhtım Caddesi üstündeki Kışlık Saray Oteli’nin barına oturdum. Bir kadeh martini eşliğinde, Nil üstünde, yelkenlerini şişire şişire süzülüp giden felukaları seyrettim. Güneş batarken kızıla boyanan minarelerin, sütunların, hurma ağaçlarının silüetlerine bakarak bir düşe daldım. Düşümde Tanrı Horos'u, Tanrı Ra'yı, Tanrı Amon'u, Ramses'i, aslan gövdeli sfenksi, dünyanın yedi harikası piramitleri, hazineleri, mumyaları gördüm. Tüm bu görüntüler karşısında kendimi, kavrama yeteneğini yitirmiş, küçücük bir insan olarak hissettim.

Hala da kendimi bu düşün etkisinden bir türlü kurtaramıyorum.

Ünlü Karnak Tapınağı'nın dev sütunları görkemini hálá koruyor. Günümüzden yaklaşık 4 bin 500 yıl önce yapılan tapınağın gerek duvarlarındaki gerekse sütunlarındaki hiyegrolifler bozulmadan günümüze kadar ulaşabilmiş.

Krallar Vadisi'ndeki firavun mezarlarının duvarlarındaki renkli çizimler bugün bile tüm canlılığını koruyor. Uzmanlar hala kullanılan bu boyaların sırrını araştırıyorlar.

Aswan Kenti'nde Nil üstünde feluka denen teknelerle gezintinin zevki unutulacak gibi değil.

Nil Nehri'nin iki kıyısı tezat görüntülerle kaplı. Çöl ve yeşil yanyana.

Nil kavşağında
Beyaz Nil ve Mavi Nil tam burada (Hartum’da) buluşuyor
Tropikal ve çöl ikliminin hakim olduğu, Afrika’nın en geniş yüzölçümüne sahip, ama en az nüfusu barındıran sırlarla dolu bir ülke. Başkent Hartum ülkenin %15 nüfusunu barındıran çok geniş alana yayılmış, üç bölgeden oluşmuş. Maalesef başkentte altyapının ne olduğu bilinmediği gibi asfalt yollar da çok lüks sayılıyor.

Fakir ama kültürlüler
Bunca fakirliğe rağmen Sudan’daki okuma-yazma oranı oldukça yüksek. Resmi dili Arapça ama ikinci dil olarak İngilizce konuşuluyor. Halkın hemen hemen yarısı yüksek tahsilli. Sudanlılar müsafirperver, mülayim ve yardımseverler insanlar. İnsanlar bunca fakirliğe rağmen kanaatkârlar ve güler yüzlüler.Gelenek-görenek ve dinlerine bağlı bu insanlar oldukça da cömertler. Londra’nın merkezinde bile bulunan dilencilere Hartum sokaklarında rastlayamazsanız.

Arılarla tedavi oluyorlar
Kasım ayının ortasında 37 derece sıcaklıkta Hartum sokaklarında dolaşırken, şehrin en işlek caddesinde bir poliklinik görüyoruz. Sorduğumuzda “Arılarla tedavi oluyoruz’’ cevabıyla karşılaşıyoruz. Kliniğin müdürü Abdullah El Saraç bizi görünce “İtalyan mısınız?” diye sordu. “Hayır Türküz” deyince bize “Osmanlılar içeri buyrun” deyip makam odasına kabul etti. Hartum Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan büyük kardeşinin vücuttaki akupunktur noktalarını bularak canlı arı zehiri yöntemi ile onlarca çeşit yüzlerce hastayı tedavi ettiğini belirten Saraç, bizleri hayretler içerisinde bıraktı.

Osmanlı özlemi
İngilizler Sudan’ı işgal ederken akla gelmeyen vahşet uygulamışlar. Sömürge ülkelerini terk etmek zorunda kaldıklarında da içinden çıkılmaz bir yönetim şekli bırakarak terk etmişler. En rahat dönemini 1821-85 yıllarında Osmanlı hakimiyetinde yaşayan Sudanlılar, mazide kalan günlerini özlemle arıyorlar. Cuma namazında bile, Nil Camii imamı, okuduğu hutbede Osmanlı sultanlarından övgüyle bahsediyordu. 19. yüzyılın sonunda Mısırlılar’ın yardımıyla İngiliz işgaline uğrayan Sudan, 1955 yılına kadar iliklerine kadar sömürülmüş. Güney’deki altın madenlerinde yine bu ülkenin insanları köle olarak çalıştırılmış.

Hayat kaynağı Nil
Hartum’da, Beyaz ve Mavi Nil’in birleşerek Sudan’ın hayat kaynağı Nil’e akması dahi turizmi cazip hale getirememiş. İnsanlar akşamları Nil kenarına gelip hem yorgunluk atıyorlar hem de güneşin batışını seyrediyorlar. Sudan’da ancak son dönemlerde, Uzak Doğuluların özellikle Çin ve Malezyalılar’ın gelmeleriyle kıpırdanmalar olmuş. Petrol üretimi % 400 artan Sudan gelecek on yılın cazibe merkezi olmaya aday.

Nil de kopyalanıyor
Mısır bir kez daha coğrafyaya ve zamana meydan okuyor. Herodot ‘Nil, Mısır’a tanrının bir hediyesidir' demişti. Mısırlılar şimdi tanrının bu hediyesini ‘kopyalamaya’ karar verdi. Nil'e paralel ikinci bir vadi yaratılacak. ‘İkinci Nil’ Akdeniz'e belki de ... 300 yıl sonra ulaşacak.

 

TEMELİ yakında atılacak olan ve ‘İkinci Nil’ denilen kanal tam... 300 yılda tamamlanacak. 3 asır sürecek bir proje çılgınlık gibi görünebilir. Ama Piramitleri ve Asuan barajını inşa eden Mısır zamandan korkmaz. Mısır, daima zamana ve coğrafyaya meydan okudu. Mesela, Firavun Nikao'nun M.Ö. 600 yılında başlattığı Süveyş kanalını Ferdinand de Lesseps 2500 yıl sonra tamamladı.


Ancak bu seferki proje tam bir çılgınlık : çölün ortasında ikinci bir Nil Vadisi yaratılacak. Nasır gölünden çıkıp Nil nehrinin batısından Akdeniz'e uzanacak bir kanal-nehir. Zayed Kanalı adı verilen 320 km'lik ilk bölümün 2017 yılında 500 bin hektar alanı sulayacak şekilde tamamlanması planlanıyor. Ancak, ‘İkinci Nil’in tamamlanması yani Akdeniz'e varması 2100 yılını, olmadı 2200'ü, hatta belki de 2500 yılını bulacak.


FİNANSÖRÜN ADI VERİLDİ


Projenin ilk bölümü Nasır gölünü Baris Vahasına bağlayacak olan 320 kilometrelik bir kanal. 1 milyar dolarlık finansmanı Birleşik Arap Emirlikleri karşılıyor. Mısırlıların kara gözleri için değil elbette : kanala ‘Zayed kanalı’ adı verilecek. Yani BAE şeyhinin adı.


Finansman sorunu ve teknik zorluklar aşıldı diyelim. En önemli sorun başka: ikinci Nil'e yetecek su bulunabilecek mi ? Sudan Mısır'la yaptığı anlaşma gereği, 55.5 milyar metre müp su bırakıyor. Yeni kanala 6 milyar daha lazım. Hüsnü Mubarek ‘Sudan’la iyi anlaşıyoruz' diyor.


HİDROLİK DESPOTİZM


Projenin diğer dilimlerine finansman temin etmek için suyu köylülere parayla satmayı planlanıyor. ‘Seçimle gelmiş hiçbir hükümet bu kadar sevimsiz bir karara imza atmaz’ diyenlere tarihçiler şöyle cevap veriyor: 'Nil vadisinde tarih hep tekerrür eder. Firavunlar döneminde de altyapı çalışmaları ‘hidrolik despotizm’ metoduyla yürütülmüştü'.


Yeni bir Nil vadisi yaratmak müthiş bir proje. Ama denize kavuşmayan nehre nehir denir mi? Projenin asıl çılgınlığı burada: Baris vahasına kadar uzanan Zayed kanalını Akdeniz'e bağlamak! Bunun için Kattara çukurundan faydalanılacak. Deniz hizasının 137 metre altındaki bu çukurun suyla dolması 200 yıl alacak. Çukur dolarken Asuan barajının ürettiği kadar elektrik üretilecek. İkiyüz yıl sonra bu kez Kattara'yı denize ulaştırmak gerekecek. Eh onu da gelecek nesiller düşünsün.
Çöl, su, tarih iç içe
 
Dünyanın 7 harikası zihinleri karıştırıyor biraz. Piramitler, İskenderiye Feneri, Babilin Asma Bahçeleri, Artemis Tapınağı, Zeus Heykeli, Mozole ve Rodos Heykeli... Bu sıralamaya farklı yaklaşımlar da var. O da şöyle; Piramitler, Tac Mahal, Büyük Kanyon, Panama Kanalı, Empire State Binası, St. Peter Bazilikası ve Çin Seddi... Modern anlayışa göre ise dünyanın yedi harikası Gisa Piramitleri (Mısır), Empire State Building (ABD), Washington Anıtı (ABD), Ayasofya (Türkiye), Eyfel Kulesi (Fransa), Tac Mahal (Hindistan), Pisa Kulesi (İtalya). Sonuçta her listede ortak değer Mısır Piramitleri.

Piramitler ve turuncu toprak
Piramitler yaklaşık 5 bin yıllık (M.Ö. 2800’lü yıllarda yaşamış 4. sülaleye ait kalıntılar) tarihi geçmişin heybetli alametleri. Piramitler, Nil, İskenderiye. Sharm el Sheikh, Süveyş Kanalı ve Sina Çölü... Bunlar Mısır denilince akla gelen ilk isimler. Mısır’ın başkenti Kahire’ye bitişik nizamda yer alan dede, oğul, torun nitelemeli 146 metre yüksekliğindeki Keops, ondan biraz küçük Kefren ve 70 metre kadar yükseklikteki Mikerinos piramitleri belki de dünyanın en bilinen tarihi eser ismi. Nil etrafında sıralanmış otellerin orta-üst katlarından rahatlıkla görülebilen Piramitlerin bulunduğu yer Sina Çölü’nün başlangıç kısmında. Hafif yüksek bir platoda yer alan Piramitler’in bulunduğu ortamda yeşillik ve su yok. Turuncu toprak, kızgın güneş ve zaman zaman esintisi hızlanan rüzgarın taşıdığı çöl kumları... Turist bekleyen develer, satıcılar ve biraz yakında antik tiyatro...

100 bin köle, 2.5 milyon taş
Piramitler 30 yılda ve 100 bin köle çalıştırılarak yaptırılmış. Her biri 2 ton ağırlığındaki 2.5 milyon taşı bu adamlar (firavunlar) buraya neden dikmişler bilinmez ama yapılarla ve bölge ile ilgilenen insanları daha çok meşgul edecek belli ki... Hatırdadır, daha birkaç gün önce burada mumyası bulunan firavunlardan Tutankamon’un yüz şekli, çene yapısı ve saçının bilmem kaç tel zülfü ile ilgili araştırma sonuçları yayınlandı.

Geceye renk katan nehir: Nil
Mısır’ın en önemli hayat damarı ise Nil. Nil nehri (6670 km uzunlukta), Etiyopya’nın yüksek yerlerinden kaynağını alarak (Mavi Nil) Sudan’daki Beyaz Nil’le birleşerek Afrika kıtasına hayat vermeye başlar. Mısır topraklarında 1500 km kadar yatağı bulunan nehrin ortalama 10 km genişliğindeki alanlarında tarım yapılır. Nil’in Kahire içindeki etkisi hem gece hem gündüz hem görülmeye hem de yaşamaya değer nitelikte zengin kültürel motiflerle donatılmıştır. Tekne gezileri, yüzer lokantalarda akşam yemekleri ve hele rengarenk elbisesi ile erkek rakkase Tennure’li bir programa denk gelirseniz Mısır’la ilgili ömürboyu unutulmayacak bin anınız oluşur.
Mısır, her bakımdan görülmeye değer, bize yakın, sıcak ve ucuz bir ülke.Tatil’de ne yapsam diye düşünüyorsanız bir hafta sonunu buraya ayırın. Ama, en az üç gün...

Otellerden Kahire ve Nil manzarası

Nil’in Kahire çevresi sahil boyu gökdelen otellerle dolu. Dünya markası ve tamamına yakını 5 yıldızlı bu oteller nem Nil hem de Gisa Piramitleri manzarası ile hiç gezmeseniz bile Kahire’yi yeterince yaşatır size. Dünyanın en ücra köşelerinde bile çok etkili tanıtımı yapılan Mısır sanıldığı kadar çok sayıda turist çekmiyor. Yıllık 6 milyon kadar turistin ziyaret ettiği Mısır’da bu sayının artırılması için ekstra bir gayret de gözlenmiyor. Mısır’da çok sayıda yabancı yatırımcı var. Dolayısı ile Mısırlılar hiç çaba göstermeseler bile bu yabancılar turizm pazarlamacılığı için ellerinden geleni yapıyorlar. Yani, eller yapıyor, satıyor, kazanıyor. Onların bıraktığı da Mısırlılara yetiyor. Kahire’de hayat sakin. Kahire geceleri belirli bölgelerde en az gündüzler kadar hareketli ve coşkulu. Özellikle Nil nehri ve Han el Halil Çarşısı sabah satlerine kadar turist gruplarının ve ailece şehir turuna çıkmış Mısırlıların uğrak yerleri...

Nil Nehrinde Gezi hakkinda aciklamalar Nil Nehrinde Gezi konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:nil nehrinde gezi,Nil Nehrinde Tur, Nil Nehri Turları,Nil Gezi Rehberi ,Nil Nehir Turu

 

 

Kadınlar için Tatil yerleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Yemek yememe Hastalığı
Yemek yememe Hastalığı

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!