Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar için Tatil yerleri

» Las Vegas Tatili

Las Vegas Tatili

2010-06-06 19:04:07 Kadinlaricin.net sitesinde Las Vegas Tatili baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Las Vegas Tatili ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Las Vegas Tatili

 

Bu hafta dünyanın en büyük kumar cenneti Las Vegas'a gidiyoruz... Dev oteller, evlendirme kiliseleri, tozlu sokaklar, tatsız ama çok ucuza yemekler... Bu yazıda sadece çölün ortasındaki bu yapay kenti gezeceğiz, kumar makinelerinin kolunu ise başka yazıda çekeceğiz.

Mojave Çölü'nden geçen sıcak, sıkıcı ve yorucu bir yolculuktan sonra Las Vegas'a vardığımda hava kararmak üzereydi. Çölün ortasında kurulmuş olan bu tek kollu canavarların kenti, ışıl ışıl parlamaya başlamıştı. Burada kaldığım bir kaç günde, gecenin ve ışığın burası için ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Çünkü Las Vegas, fosforlu ışıklarıyla çölün ortasından fışkıran yapay bir kentti. Herşey ışıkla biçimlendirilmişti. Geceleri ışığın gücüyle parlayan, güneşin doğuşu ile birlikte yok olan bir kentti. Las Vegas karanlıkta doğuyordu ve günün ilk ışıklarıyla birlikte tüm büyü sona eriyordu. Otel rezervasyonumu yapan şirket, mütevazı bir otelde yer ayırdıklarını söylemişti. Verilen adresteki otelin önünde durduğumda, önce kazıklandığımı düşündüm. Golden Nuget adındaki bu otel devasa boyutlardaydı. Kapıdaki vale arabayı alıp park yerine götürdü. Ben de giriş kaydını yaptırmak için resepsiyona doğru yürüdüm. Ama gördüğüm manzara karşısında donup kaldım.

Resepsiyonda neredeyse 100 kişi çalışıyordu. Ve her görevlinin önünde uzun kuyruklar uzanıyordu. Seçenek yoktu. Pırıl pırıl parlayan pirinç korkulukların ve kırmızı halatların belirlediği kuyruklardan birine girip sıramın gelmesini bekledim.

Otelin kapısından girip odama çıkmam tam bir saatimi almıştı. Kaldığım bu otel 2 bin 500 odasıyla Las Vegas'ın en küçük otellerinden biriydi. Odanın duvarları allı güllü çiçek desenli duvar kağıdı ile kaplıydı.

Yerler ise bastığınız zaman ayağınızın içine gömüldüğü, kırmızı ve yeşil renklerle bezenmiş, kalın ve yumuşak halıyla kaplıydı. Pirinç aksamları pırıl pırıl parlayan yatak, güreş minderi büyüklüğündeydi.

ŞİPŞAK EVLİLİK

Dışarının bunaltıcı sıcağına karşın, odanın içi üşütecek kadar soğutulmuştu. Zaten Las Vegas'ta havanın sıcaklığını kimsenin duyduğu falan yoktu. Havaalanından soğutulmuş otobüslerle alınan müşteriler, yine soğutulmuş otellere sokuluyordu. Kimse dönünceye kadar otelden çıkmıyordu. Eğlence, gösteri, kumar, yemek, aklınıza gelen her türlü hizmeti veriyordu oteller. Otel yöneticileri, otelden çıkacak müşteriyi bir başka kumarhanenin kapacağını çok iyi biliyorlardı. Onun için de onların içeride kalması için herşey düşünülmüştü.

Ben bu hafta Las Vegas'ın kumar bölümünü anlatmayacağım. Size kenti tanıtmaya çalışacağım. Başlıbaşına bir olay olan kumar işini bir başka yazıda konu edineceğim.

Las Vegas'ın gündüzlerinde hiç cazibe yoktu. Çölün ortasında, tozlu bir sıcağın altında, hiç de ilginç olmayan sokaklarda dolaşmaktan keyif almıyordum. Ama yine de bir şeyler görürüm umuduyla köşeyi bucağı araştırıyordum. Karşıma az da olsa ilginç görüntüler çıkıyordu. Örneğin her köşe başında yer alan küçük kiliseler dikkatimi çekti. Las Vegas, dünyada en hızlı evlenilen kentlerin başında geliyor. Kiliseler kapılarına astıkları ilanlarla, en ucuz ve en görkemli nikahı kendilerinin kıydıklarını belirtiyorlardı. Yani kiliseler arasında, kıran kırana bir rekabet vardı.

Sevgilinizle yolda yürürken, aklınıza evlenmek düşerse, bu kiliselerden birine girmeniz yeterdi. 50 dolar karşılığında, beş dakikada bütün işlemler tamamlanıyordu. Bu fiyata çiçek, şahit ve fotoğraf parası dahildi. Kiliseler, Cumartesi ve Pazar günleri dahil 24 saat hizmet veriyorlardı.

Eğer bir milyoner havasında kenti dolaşmak istiyorsanız, yine her köşe başında bulunan turizm acentalarından birine girmeniz yeterli oluyordu. Yaklaşık 50 dolar karşılığında, görkemli bir limuzin sizi kentin önemli yerlerinde dolaştırıyordu. Las Vegas'ta 'önemli yer' demek otel demekle eş anlamlıydı. Dünyanın en ünlü yapılarının bir eşini burada görmeniz mümkündü. Piramitler, Eyfel Kulesi, masal diyarları, korsan yatakları. Her otel ayrı bir temaya göre inşa edilmişti. Onun için limuzin turu bu ünlü otellerin çevresi ile sınırlıydı.

Eğer kentin çevresini de görmek istiyorsanız, 100 dolar harcamayı göze almanız gerekiyordu. Bu parayla, dolmuş-helikoptere biniyor, Mead Gölü, Hoover Barajı ve ünlü Grand Kanyon'un üstünde tur atıyordunuz.

Oteller de yemek oldukça ucuzdu. Hatta dışarıdaki bir lokantada, garsona verdiğiniz bahşiş kadar hesap geliyordu. Ben de kaldığım otelin restoranında, bu ucuz yemekleri yemek gafletinde bulundum. Önüme gelen yemeklerin ne tadını anladım ne de ne olduklarını. Aslında Las Vegas'ta, bütün dünya mutfaklarından örnekler sunan çok güzel restoranlar vardı. Kente gelenler için yemek yeme ön planda olmadığı için, bu restoranlar da makul fiyatlara lezzetli yemekler yeniyor, Kaliforniya'nın enfes şaraplarından içilebiliyordu. Las Vegas'ta kaldığım sürece, kumarhanelerin havasını kokladıktan sonra, soluğu bu lezzet duraklarından birinde alıyor, birkaç saatliğine de olsa, gerçek dünyayla ve gerçek insanlarla karşılaşıyordum.

Bir şeyi açıklamakta fayda görüyorum; Las Vegas kumarhanelerinde, bedava içki servisi öyle söylendiği gibi değildi. Saat tuttum, birinci içki ile ikinci içki arasında en az 25 dakika zaman oluyordu. Garsonlar, bu sürenin altında kesinlikle servis yapmıyorlardı. Ben ilk içkimi aldığım garsonun cebine 5 dolar sıkıştırarak sorunu çözdüm. Garson sürekli beni kolluyor, bardakta bir parmak kalınca bir yenisini getiriyordu.

Gece otellerin dışında tek eğlence yeri striptiz-barlardı. Bunlardan bir tanesine girdim. Bir bira alıp sahnede olup biteni izlemeye başladım. İkinci biradan sonra hesap istedim. Gelen rakama bakınca kazık yediğimi anladım. İtiraz etmeye hazırlanıyordum ki, siyah elbiseli, kabak kafalı, sumo güreşçisi kalıplarındaki fedaiyi görünce, hemen bu düşüncemden vazgeçtim.

Las Vegas, eğer kumara meraklı değilseniz çok görülesi bir yer değil... Ama yine de yakınlarda bir yerlere gelirseniz, uğramadan geçmeyin. Yaşamınızda göremeyeceğiniz kadar ilginç insan tiplerine burada rastlayacağınıza, bir ömür boyu anlatmaya yetecek kadar anı toplayacağınıza emin olabilirsiniz.

Benim olmayan şehirler

Bugüne kadar sizlere hep sevdiğim kentleri, mekanları yazdım. Bu hafta da sevmediklerimi yazıyorum. Çünkü o kentlerin ruhunu yakalayamadım. Ruhsuzluklarına kızdım. Yapmacık görüntülerinden sıkıldım.. Oralarda yaşayanları hep robot sandım..

Akdeniz sahilindeki kumarbaz

Ben kumarı sevmem.. 'Fasulyesine' denen türden arada bir aile arasında eğlenmek için oynarım.. Açık olduğu zamanlarda kumarhanelere de yolum pek düşmezdi.. Kumardan bu kadar uzak bir adam olmama rağmen, dünyanın en ünlü kumar kentlerini gezdim.. Çeşitli nedenlerle gittiğim o kentlerdeki kumar salonlarında boy gösterip, bir kaç kuruşluk da olsa kumar oynadım. En çok zamanımı da kollu canavarların karşısında geçirdim.

İlk gittiğim kent, Avrupa'nın kumar merkezi Monte Carlo idi. Nice kentine yaptığım bir gezi sırasında, çevreyi görebilmek için bindiğim trenle, önce Cannes'a oradan da Monte Carlo'ya uzanmıştım. Sonbaharın son günleri olduğu için turistler ülkelerine dönmüş, Fransa'nın ünlü sahilleri yalnız başlarına kalmışlardı.. Akdeniz'in dövdüğü kimsesiz Cannes sahillerinde fazla oyalanmayıp, hemen yanı başındaki Monte Carlo'ya geçmiştim.. Bu kenti hep, adım başında bir kumarhanenin bulunduğu bir yer gibi düşlemiştim. Trenden inince kentin sokaklarına sapmış, oyun salonlarına ulaşabilmek için nedense sabırsızlanmıştım. Ama onca yürümeme rağmen kumarhaneye benzer hiçbir mekana rastlamamıştım. Monte Carlo, küçük bir körfezin kıyısında, üst üste yığılmış binalardan oluşmuş bir kenti. Bütün kavşakları kameralar tarafından kontrol altına alınmıştı. Dünya zenginlerinin cirit attığı sokaklarda her hangi üzücü bir olaya yer yoktu. Caddelerinde dolaşan lüks otomobillerin çoğunu ilk kez orada görmüştüm.. Limanda bağlı olan yatları ise zaten daha önce görmem imkansızdı. Bir de birbirinden güzel, bakımlı kızları.. Öylesine mağrur, öylesine çalımlı, öylesine kendini beğenmişlerdi ki, onları hayallerime bile hapsedemedim.

PARANIN ŞIKIRTISI

Uzun aramalarıma rağmen hiçbir kumarhaneye rastlamamıştım. 'Yalnış bir yere mi geldim?..' diye düşünürken, karşıma bir trafik polisi çıkmıştı. Derdimi ona anlatmış ve tarif ettiği yere doğru yokuşu tırmanmaya başlamıştım. Yokuşun sonundaki meydanda nihayet onlara kavuşmuştum.. Koca kumar kentinde topu topu iki tane oyun salonu vardı. İçeride bir sürü kollu oyun makinesi, gerilere doğru rulet, Black Jack, poker masaları dizilmişti.. Şık giyimli kadınlar ve erkekler, daha çok kollu makinaların karşısında, gözlerini ekrana dikmiş, kendilerine para kazandıracak üçlünün yanyana gelmesini bekliyorlardı..

Koca salonda, dökülen paraların çınlamasından ve makinaların çıkardığı siren seslerinden başka bir şey duyulmuyordu.. Ben de cebimdeki bir kaç kuruşu makineye atıp, kollarını çektim. Kazanamayacağımı biliyordum.. Önemli olan 'Monte Carlo'da da kumar oynadım' demekti.. Salonu terk ederken, önümü kesen gençten birisi Türkçe, 'merhaba' demişti.. Şaşırmıştım.. Eski bir takım elbisenin içine buruşuk bir gömlek giymiş, düğmelenmeyen yakasını bir kravatla kapatmaya çalışmıştı. Türk olduğumu nereden anlamıştı?.. Selamını aldıktan sonra bu soruyu ona sormuştum.. O da bana, kıvırıp cebime soktuğum Hürriyet gazetesini göstermişti.. Hikayesi çok uzundu ama benim dinlemeye niyetim yoktu. Herkes gibi o da bir gün kazanacağına inanıyordu.. Niye buraya gelmişti, ne yapıyordu, kimdi sormadım.. Onun istediği benden birkaç kuruş koparabilmekti.. İstediğini verip, yoluma devam ettim.

Monte Carlo'yu nedense pek sevmedim.. Oradaki herşey benim ulaşamayacağım kadar uzaktaydı..

Çöldeki yapay kent

Gördüğüm ikinci kumar kenti, ünlü Las Vegas'tı.. Amerika'nın Doğu yakasında yaptığım bir gezi sırasında yolum buraya düşmüştü. Çölün ortasına kondurulmuş, ışıltılı, yapay bir şehirdi. Oteller devasa ölçülerdeydi. Odalardaki döşemeler, yataklar, tablolar abartılı bir zevksizliği sergiliyordu.. Kumarhaneler otellerin lobisine konuşlanmıştı.. Yani odanıza gidebilmek veya odadan dışarı çıkabilmek için, kumar makinelerinin arasından geçmek zorunda kalıyordunuz. Eğer kumara düşkünlüğünüz varsa, bu geçişler sırasında bir makinanın tuzağına mutlaka düşüyordunuz.

Kimsenin kimseyi gördüğü yoktu.. Bütün gözler makinaların ekranına fokuslanmış, yanyana gelmesi gereken kirazları, çilekleri kolluyordu.

Otellerin lokantaları bugüne kadar gördüğüm en ucuz yemek yenecek yerlerdi.. Kumarhanelere adam çekmek için otellerin yaptığı bu kıyasıya rekabet benim işime yaramıştı... Orada kaldığım süre içinde, bir sandviç parasına nefis yemekler yemiştim. Las Vegas sokakları da ilginç yerler değildi.. Bu sokaklarda tek merakımı çeken yerler, şipşak nikah kıyan kiliseler olmuştu.. Onlar da kıran kırana bir rekabet içindeydi. Kiliselerin önününe konan afişlerle herkes kendi fiyatını ilan ediyordu. Bunlardan birindeki törene katılıp, genç karı-kocanın tek tebrikçisi oldum.

UĞURSUZ BAKIŞLAR

Eğer kumarla aranız yoksa Las Vegas size göre değil.. Bana göre olmadığı gibi.. Ben vaktimi üstsüz kızların servis yaptığı barlarda, otellerin düzenlediği çeşitli şovlarda geçirdim.

Geceyarısı veya sabahın köründe, ellerindeki para taslarıyla otel koridorlarında yürüyenleri görünce bu kumar tutkunluğunun ne biçim bir illet olduğunu anladım.

Bir keresinde, Black Jack masasının başında biraz uzunca dikilmiş, oynayanların davranışlarını izlemeye almıştım.. Biraz sonra koluma giren iki görevli, beni masanın başından sertçe uzaklaştırmışlardı.. Meğerse kaybedenlerden birisi, benim bakışlarımın ona uğursuz geldiğine inanıp, kuripiyere şikayet etmişti. Bir keresinde de rulet masasının başında dururken, oyunculardan biri başka yere gitmemi istemişti.. O kumarhanelerde, daha doğrusu Las Vegas'ta kendimi hep duygusuz bir takım robotların arasında hissetmiştim..Onlar için hiçbir şey önemli değildi.. Ne kadın, ne erkek, ne yemek, ne müzik, ne içki ne de başka bir şey.. Onlar sadece kumar oynuyorlardı.

Las Vegas'a bir daha gideceğimi hiç sanmıyorum.. Bir yolculuk sırasında yoluma çıkan bu yapmacık kenti sizlere de önermiyorum.

Atlantik’in kıyısındaki kumarhane

Gittiğim bir başka kumar kenti de New York yakınlarındaki Atlantik City olmuştu.. Oraya bir arkadaş gurubu ile gitmiş, 'dünyanın en ünlü kumarhane kentleri' dizimi tamamlamıştım. Bu kentin de Las Vegas'tan pek farkı yoktu.. Tek fark, buranın deniz kıyısında olmasıydı. Atlantik City’de biraz daha kumarbaz gibi davranmıştım.. Bunun nedeni de attığım 25 centin birkaç dolar olarak makineden geri dönmesi idi.. O bir kaç dolar giderek çoğaldı.. Birkaç çanak doldu.. Gözler bana döndü.. Kadınlar bana gülümsedi.. Garsonlar etrafımda fır döndü.. Bu ilgi, elimdeki son parayı makinanın deliğinden içeri atınca sona erdi. Çünkü önümdeki tüm paralar tükenmişti.. Atlantic City'de kaldığım otelin önündeki kıyı şeridi, gidinceye kadar vakit geçirdiğim, daha doğrusu sıkıntıdan patladığım mekan oldu. Çünkü dalgalar, kumsal ve çığlık atan martılardan başka görülecek hiçbir şey yoktu.. Ve ben saatlerce onlara bakmak zorunda kalmıştım. Atlantic City'i de defterimden sildim. Bundan böyle oraya da yolumu düşüreceğimi pek sanmıyorum.

Las Vegas Tatili hakkinda aciklamalar Las Vegas Tatili konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:las vegas tatili, Las Vegas Turları ,Las Vegas gezilecek yerler ,las vegas tanıtım

 

 

Kadınlar için Tatil yerleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Lyme Hastalığı Nedir
Lyme Hastalığı Nedir

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!