Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar için Tatil yerleri

» Güneş koruyucuları

Güneş koruyucuları

2008-03-22 03:40:19 Kadinlaricin.net sitesinde Güneş koruyucuları baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Güneş koruyucuları ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Güneş koruyucuları

 

Tatile çıkarken mutlaka yanınıza almanız gereken en önemli şey; güneş koruyucunuz. Güneşin ciltte yarattığı olumsuz etkileri düşünecek olursak, korunmanın önemini de daha iyi anlarız.

ÇİNKONUN ETKİSİ
Çamlıca Medicana Hastanesi'nden Dr. Serpil Uysal koruyucu seçerken şunlara dikkat çekiyor ''Güneşlenirken kullanılacak ürünlerin üzerlerinde faktör numaraları vardır. Bu numaralar ürünün UV ışınlarına karşı hangi düzeyde koruma sağladığını gösterir'' diyor. Faktör numarası ne kadar yüksekse, güneşte kalma süreniz de o kadar uzun oluyor. Yüksek faktörlü koruyucu kremlerin içindeki maddeler güneş ışınlarına karşı cildi korurlar.
Güneş Kremi Güneş koruyucu kremGüneş, renkli gözlülere daha zararlı


Cilt kanserine neden olan zararlı güneş ışınlarının yüzde 75’i çocukluk döneminde alınıyor. Bu nedenle bebeklik ve oyun çocukluğu döneminde ailelerin daha dikkatli olması gerekiyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Günel, yeşil ve mavi renkli gözlere sahip çocukların, koyu renk gözlü çocuklara oranla güneş ışınlarından daha fazla etkilendiğini, bununla birlikte kanser riskinin arttığını söyledi. Prof.Dr. Günel, özellikle yaz aylarında çocukların düzensiz olarak güneş ışığı aldığını, bunun da beraberinde bazı riskleri gündeme getirdiğini anlattı. Günel, ‘Az güneş gören bir çocuk, tatile çıktığı zaman günboyu güneşin altında kalıyor. Aynı şekilde güneş ışınların en zararlı olduğu zamanlarda çocuklar oyun oynuyor. Güneşin deride yaptığı olumsuz tahribatın birikimi sonucunda da ileriki yaşlarda değişik tipte deri kanserleri gündeme geliyor’ dedi. Prof. Dr. Günel, zararlı güneş ışınları hakında da bilgi vererek, ‘Cilt kanserleri üzerinde en çok etkiye ultroviyole B ışınları neden oluyor. Ultroviyole B, en çok 10.00- 14.00 saatleri arasında etkili oluyor. Bu nedenle çocukların bu zaman diliminde güneş ışınlarına maruz kalmaması gerekiyor. Ultroviyole A ise uzun süreli tahribatlara yol açıyor. Uzun süreli deride biriktiği için kronik etkilere neden oluyor. Özellikle tatil yerlerinde mutlaka, hekimin tavsiye edeceği güneş koruyucuları ile şapka ve gözlük gibi akseseurlarla da koruma sağlanmalıdır’ diye konuştu. Günel, Ben’ler üzerinde gelişen ve ‘Melanoma’ adı verilen kanserin, güneş ışınlarına bağlı gelişen en tehlikeli cilt kanseri olduğunu da açıkladı.
Güneşten koruyucu kremlerGüneşten korunun

Güneşli günlerle birlikte deniz kıyısında tatil ve bronzlaşmış bir cilt hayali kuranları, ölçülü ve bilinçli davranmadıkları takdirde ciddi deri rahatsızlıkları bekliyor. Bilinçsiz şekilde güneşlenmenin kansere neden olabileceği belirtiliyor.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hayriye Sarıcaoğlu, yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının yarısının kızılötesi (enfraruj-IR) ışınları, yüzde 5'inin morötesi (ultraviyole-UV) geri kalanın kısmının da görünür ışınlardan oluştuğunu söyledi.

Görünür ışınların normal kişilerde zararsız, kızılötesi ışınların ise ancak çok yüksek dozlarda olursa ısı yanıklarına yol açabildiğine dikkati çeken Sarıcaoğlu, aslında deride D vitamini sentezi, zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi, bağışıklık sistemini düzenleyici etkisi bulunan ultraviyole ışınlarının uzun süreli veya kısa süreli ama çok yoğun olarak maruz kalındığında zararlı hale geldiğini bildirdi.

Güneş ışınlarının zararlı etkilerinin ortaya çıkmasında güneşe maruz kalma süresi, sıklığı, güneş ışınlarının yoğunluğu ile bulunulan yerin ekvatora uzaklığı ve deri renginin önemli olduğunu anlatan Sarıcaoğlu, şöyle devam etti:

''Ultraviyole ışınlarının hem insanlarda hem de deney hayvanlarında deri kanseri gelişiminde rol oynadığı bilinmektedir. Ultraviyolenin şiddeti ve güneşte kalma süresi ile ilgili olarak gelişecek deri kanseri türü de değişir. Araştırmalarda, melanom dışı deri kanserlerinde görülme oranı 70 yaşına kadar yaşayanlarda yüzde 2-3 iken, her yıl bir hafta güneşli bir bölgede tatil yapanlarda bu oran 5 kat yüksek bulunmuştur.''

Güneşten koruyucu kremlerGÜNEŞTEN KORUNMA ÖNERİLERİ

Yaşam kaynağı güneşten bilinçli şekilde yararlanmak gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Hayriye Sarıcaoğlu, sağlık için şu önerilerde bulundu:

Işın alımını azaltacak olan sıkı dokunmuş giysiler giymek yararlıdır. Koyu renk giysiler ışınları tutacağı için daha iyi ancak kızılötesi ışınları daha fazla çektikleri için bunaltıcı olurlar. Sentetik giysiler de pamuklu olanlara göre ultraviyoleyi daha az geçirirler.

Şapka kullanmak kafa derisi ve yüzü korumakta oldukça etkilidir.

Mevsim ve ülkeye göre değişmek üzere, 10.00-16.00 saatleri arasında gölgede kalmak, pratik olarak da kişinin gölgesinin boyunun iki katı olmasından sonra güneşlenmek, güvenli zaman kabul edilir.

Ultraviyole geçirmeyen güneş gözlükleri kullanmak gerekir.

Yüksek koruma faktörlü güneşten koruyucuları kullanmak oldukça önemlidir. Güneşten koruyucu seçilirken dikkat edilmesi gereken en önemli unsur güneşten koruma faktörüdür. Koruyucu etki sağlaması için faktör özelliği en az 15 olmalıdır

Cildinizi güneşten koruyun

Güler yüzlü düşman
Özellikle açık tenli vatandaşların koruyucu krem sürmeden dışarı çıkmalarını tavsiye etmeyen uzmanlar, güneş ışınlarının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini söylüyorlar. Haseki Hastanesi Cilt ve Deri Hastalıkları uzmanı Nazmi Geyik, ençok güneş alerjileri ve ağır güneş yanıklarıyla karşılaştıklarını belirterek “Güneş, bütün kanserler içinde en hızlı yayılıp, hastayı ölüme götüren kanser olan melonomu körüklüyor. Bu yüzden açık renk tenlilerin güneşte fazla kalmasını doğru bulmuyoruz” dedi.

Cilt de yaşlanır!
Güneşin “Ageing” denilen cilt yaşlanmasına da yol açtığını söyleyen Geyik, “Cilt yaşlanması 20 yaşında başlar ve ciltte kuruma, pullanma, cildin suyunu kaybetmesi ve siyah lekelerin artmasıyla kendini gösterir. Cildin rengine göre değişen lekeler genellikle yüzeysel olur ancak bütün cildi de kaplayabilir” şeklinde konuştu.

Güneş, su kaybını arttırır
Sıcaklığın ve nem oranının artmasıyla birlikte vücuttaki su kaybının da arttığını belirten Türkiye Hastanesi Dahiliye uzmanı Doç.Dr. Sebahattin Gül, bu durumun özellikle kalp, damar, astım ve tansiyon hastaları için büyük tehlike oluşturduğunu söyledi. Kalp-damar hastalıkları, felç ve enfaktüs geçirenlerin çok dikkatli davranması gerektiğini kaydeden Doç.Dr. Gül, “Hava sıcaklığının arttığı dönemlerde mümkün olduğu kadar serin yerler tercih edilmeli ve yeterli miktarda sıvı alınmalı. Öğle saatlerinde dışarı çıkmayı tavsiye etmiyoruz ancak çıkmak zorundalarsa yanlarında su ve şemsiye taşımayı ihmal etmesinler” dedi.

Bebekleri güneşten koruma

Büyüklerden çok daha hassas tene sahip olan bebeklerin güneşten çok daha çabuk etkilendiği, bu yüzden de küçük bebekleri dışarı çıkarırken çok daha dikkatli olunması gerektiği bildirildi. Sıcaklık normalin üstüne çıktığında; yeni doğmuş bebeğin terleme fonksiyonu yeterli olmadığından vücut ısısının yükseldiğini ve bebeğin bundan olumsuz etkilendiğini belirten uzmanlar, “İlk aylarda bebekler deri yoluyla çok miktarlarda sıvı kaybedebilirler. Bu nedenle bebeklerin yaz aylarında güneş ışınlarının dik olduğu saatlerde serin ortamlarda kalmasına ve oda sıcaklığının 25 derecenin üstüne çıkmamasına dikkat edilmelidir” diye uyarıyorlar. 3-12 aylık bebeklerde ise kemik gelişimi için gerekli D vitamininin güneş ışınlarının yardımıyla vücutta sentezlendiğini ifade eden uzmanlar, şunları söylediler: “Her gün yarım saat; bebeğin baş, kol ve bacakları güneşlendirilmeli. 1 yaş ve üzeri çocukların da güneşten faydalanmasını sağlamalı, ancak zararlarından korumalısınız. Bebeğinizin kaybettiği sıvıyı muhakkak yerine koymalısınız. Onun için en uygun sıvı; su ve taze meyve sularıdır. Daha büyük çocuklarınız için hafif tuzlu ayranı da ekleyebilirsiniz. Herşeye rağmen, sıcak havada bebeğiniz halsizleşti, yaptığı idrar miktarı arttı, ağız salgıları azaldı, başka bir neden olmaksızın ateşi yükseldiyse muhakkak doktorunuza başvurmanız gerekir.”

Kreminizi doğru seçin

Güneşten korunmak için doğru krem seçtiğinize emin misiniz? Ergenlik sivilceleriniz varsa jel ya da losyon şeklinde koruyucuyu tercih edin. Sörf yapıyorsanız, kullandığınız koruyucu suya dayanıklı olmalı. Büroda çalışıyor ve güneş altında az kalıyorsanız, güneş koruyucu içeren bir nemlendirici veya fondöten kullanın. Güneşe çıkmadan yarım saat önce güneş gören tüm bölgelere sürün. Koruyucu kremler, sizi güneşin zararlarından yüzde yüz oranında uzak tutamaz.

GÜNEŞLENİRKEN DİKKAT

Sabah 11.00 ve öğleden sonra 15.00 saatleri arasında asla güneşlenmeyin. Güneşin sudan ve kumdan yansıyarak sizi gölgede bile yakacağını da aklınızdan çıkarmayın. Güneşe çıktığınız ilk günlerde güneş altında kalma zamanınızı hergün 10 dakika arttırarak dengeleyin. Ten renginiz ne kadar koyu olursa olsun ilk günlerde bir saatten fazla güneşte kalmayın. Koruma faktörü SPF 15'ten az olan bir ürünü hiçbir zaman kullanmayın. Bu kremi de mümkün olan sıklıkla cildinize uygulayın. UVA ve UVB ışınlarına karşı cildi koruyan ürünleri tercih edin. Çünkü UVA ışınları yaşlanmayı hızlandırdığı gibi uzun vadede kansere de neden olabilir. Ayrıca UVB ışınları da cilt yanıklarına sebep olabilir. Güneş sonrası ise formülünde Aloe Vera içeren ürünleri kullanın. Yüzünüzü güneşten mümkün olduğu kadar koruyun. Güneşin bıraktığı bronz rengi yoğunlaştırmak, eve döndüğünüzde de kalıcılaştırmak için bronzluğu arttıran kremler kullanın.

PLAJDA YEMEK

Diyetisyenler güneş ışınlarının kaybettirdiği antioksidanları tekrar kazanabilmek için özellikle C vitamini içeren meyveler yenmesini ve bol sıvı alınmasını tavsiye ediyor. Ayrıca bol bol dondurma yiyin, öğle yemeğini kaçırdıysanız meyve salatası ile idare edin.

DOĞAL İYİLEŞME YÖNTEMLERİ

Eğer gözleriniz güneşte çok hassaslaşıyorsa, beş dakika ılık suya batırılmış papatya çayı poşetlerini gözlerinizin üzerinde tutun. Daha sonra kalan suyu alın ve gözlerinizi 5-10 dakika dinlendirin. Güneş yanıklarını da banyonuza papatya koyarak hafifletebilirsiniz. Bunun için iki-üç poşet papatya çayını banyo suyunun içine koyun ve suda iyice dağılmalarını sağlayın. Sonra güzelce bu banyonun içine girin ve rahatlamaya çalışın. Lavanta, çay kökü ve biberiye de güneş yanıklarına iyi gelebilir. Bunun için üç-dört tutam bu maddelerden banyo suyunun içine katın ve suda dinlenmeye çalışın.

Alımlı omuzlar

Kumaş altında gizlenen omuzlar güneşin etkisiyle gün ışığına çıkınca, kadınların güzelleşme sorunlarına bir yenisi eklendi. Peki çıplak omuzların güzel ve bakımlı olmaları için neler yapabiliriz? Güzellik uzmanlarının önerilerine bir göz atalım:

Omuzların derisi sertleşmiş olabilir. Öncelikle omuzlarda biriken ölü derileri yok etmek gerekiyor. Bunun için de banyo sırasında omuzları keselemek gerekir. Ölü derileri temizlemek için üretilen kozmetik ürünlerinden de yararlanabilirsiniz. Bu işlemi, haftada iki kez tekrarlamalısınız.

Omuzlardaki ölü deriler temizlendikten sonra vücut kremiyle omuz ve kolları kremlemelisiniz. Nemlendirici krem kullanmanın büyük yararı var. Nemlendirici vücut losyonları, omuzların güzelleşmesini sağlarlar.

Güneşten öncelikle omuz başlarının zarar göreceğini unutmayın. Omuzlarınıza koruma faktörü yüksek kremler sürmelisiniz.

Eğer her şeye rağmen omuzlarınız güneşten zarar görmüşse, evinize döndüğünüz zaman, omuzlarınıza yoğurt sürerek yanıkların acısını hafifletebilirsiniz. Ayrıca yoğurt, güneş yanıklarının su toplamalarını da önler.

Omuzları açıkta bırakan kıyafetleri giyerken sütyen sorunu karşınıza çıkıyor. Bu durumda askısız sütyenleri ve büstiyerleri tercih etmeniz gerekiyor.

Bakım kremleri

Yazın son günlerinde güneş etkinlerinden ‘‘Bakım’’ anlamında korunmak isteyenler için Nivea'da çeşit çok. Öncelikle bir Nivea Visage kırışık onarıcı Q10 içeren bir krem alabilir; hatta Nivea Shower ile cildi kurutmadan temizleyen banyolar yapabilirsiniz. Böylece bakımlı, sade ve güzel olma sıfatlarını hep beraber taşıyabilirsiniz.

Yaz için 15 ipucu

Sıcakların bastırdığı dönemde, birçoğumuz ya tatile çıktı ya da tatil planları yapıyor. Bu özel günleri biraz daha sağlıklı ve keyifli geçirmek için şu 15 kurala dikkat edin:

1) Hafif kokular kullanın. Sabah evden çıkarken sürüp, gün boyu da çantanızda bulunduracağınız küçük bir deodorant ile etrafa ve kendinize güzel kokular yaymak mümkün...

2) Dudaklarınıza ruj yerine parlatıcı sürün ve gün boyu yenileyin. Yaz aylarında renkli rujlar sürmek hiç de hoş durmayabilir.

3) Yüz makyajında çok açık ve flu renkler kullanın. Eye-liner yerine sadece açık fuşya veya lila renkli farı tercih edin.

4) Günde 10 dakika, evet sadece 10 dakika egzersiz yapmak, size yeni bir dünyanın kapılarını açacak: İnce ve daha sağlıklı bir vücut.

5) Evde yoga yapın. Bunu günlük egzersizin içine de dahil edebilirsiniz ama etmeyip de ayrı zaman ayırırsanız daha iyi olur.

6) Kendinize her gün sürmek üzere en az 15 faktörlü bir koruyucu ve nemlendirici krem alın. Gün içindeki koşuşturmada, farkında olmadan çok fena yanabilirsiniz.

7) Yazın sigarayı azaltın. Özellikle de güneşin altında otururken sigara içmenin normalden daha fazla zararlı olduğu uzmanlar tarafından açıklandıktan sonra...

8) Günde mutlaka en az 8 bardak su için. Her yerde bu kadar fazla söylendiğine göre mutlaka iyi bir sebebi vardır.

9) Cildinizde bir gariplik hissediyorsanız, gidip yeni ve daha pahalı kremler almayın. Kullandığınız ürünleri azaltmak çok daha etkili olacaktır. Hem cildiniz, hem de cüzdanınız için...

10) Ellerinize çok açık renk oje sürün, ama ayaklarda kırmızı ve pembenin tonları kullanılabilir.

11) Hayat hakkında olumlu olun. Etrafınıza pozitif enerji yayarsanız, göreceksiniz ki o size aynen geri gelecek. Küçük sıkıntıları dert etmeyin. Olan oluyor, siz üzüldüğünüzle kalıyorsunuz.

12) Vücut masajı, rahatlamak ve zinde kalmak açısından iyi bir yoldur. Ancak her gün yaptırırsanız, bağımlı olabilirsiniz. Daha uzun aralıklarla yaptırın ama ihmal etmeyin.

13) Yazın günler uzun, geceler kısa. Kısa zamanda iyi bir uyku çekmek için kendinizi rahat bırakın, uykuya dalarken kötü şeyler düşünmeyin.

14) Ayaklar, yazın en çok görünen bölgemizdir. İyi bakmak, güzel görünmesini sağlamak çok önemli. Her gece yatarken, 5-10 dakikalık bir ılık su masajından sonra krem sürün. Farkı görecekler...

15) Banyo yaparken kullandığınız vücut jeli, süreceğiniz parfüme yakın bir kokuya sahip olsun. İnsanın vücudunun her yerinden ayrı bir koku gelmesi pek içaçıcı olmaz...

HASTALIK RİSKİ

Aşırı sıcaklardan dolayı vatandaşlar kendilerini havuzlara ve denizlere atarken, güneş ışınlarına karşı yeterli tedbir alınmamasının başta kanser olmak üzere birçok tehlikeyi beraberinde getirdiği belirtildi. Antalya Devlet Hastanesi Cild Hastalıkları Uzmanı Dr. Lütfiye Çetin Çoban, ‘‘Güneşlenmeyi bilmiyoruz’’ dedi.

DERİYE ZARARI

Aşırı sıcaklarla birlikte güneş yanıklarından ve aşırı sıcakların neden olduğu deri hastalıklarından rahatsızlanan hasta sayısında önemli bir artış olduğunu belirten Dr. Çoban, ‘‘Bronzlaşmak isteyenler güneşin deriye verdiği zararı düşünmüyor. Kansere neden olabilen ultraviole ışınlara karşı derinin korunması gerekiyor’’ diye konuştu.

YANMAYI BİLMEK

Kumsalda şemsiye altında dahi kalmanın yanmaları engellemediğini vurgulayan Çoban şöyle dedi: ‘‘Denizden ve kumsaldaki taş ve kumlardan yansıyan ışınlar da deriyi yakar. Hatta denizin bir metre altına kadar bu ışınlar girer. Bütün bunları bilip ona göre tedbir alınması gerekiyor. Güneşlenirken krem kullanılması gerekir.’’

Günlük bakım

Yaz aylarında güneş ışınları, deniz, havuz gibi olumsuz dış etkenlerden yıpranan saçlarınızı korumak için bakım yapmayı ihmal etmeyin. Normal ve yağlı saçlar için besleyici özelliği kanıtlanmış kına özü, kuru saçlar içinse saç telini nemlendiren ve dış etkeneler karşı koruyan badem yağını formüllerine ekleyen Elidor saç kremlerini günlük bakımınızda kullanabilirsiniz.

Bronzlaşmanın karanlık çehresi
Acaba, plajları dolduran bu insanların ne kadarı güneş ışınlarındaki tehlikelerin bilincinde? Oysa son yıllarda bütün yayın kuruluşlarında bu konuda uyarıcı yazılar yer alıyor. Bu konudaki en son bilgileri de dikkate alıp, bilinçsizce güneşlenenleri bir kez de ben uyarmak istiyorum.

Ultraviyolenin tipleri ve riskleri

Güneş ışını, ultraviyole lambaları ve solaryumlardan yayılan ışınlardan bronzlaşmayı sağlayıcı ultraviyolenin (UV) bu açıdan önemli iki tipi var. Ultraviyole B (UVB), güneş yanıkları açısından etkiliyken, Ultraviyole A (UVA), derin dokuları etkileyici bir özellik taşır.

Ultraviyole ışınlarının aşırısının zararlı olduğu bilinmektedir. Ancak son yapılan çalışmalardan birinde, çok tehlikeli bir cilt kanseri türü olan habis melanomun oluşmasıyla UVA ışınları arasındaki ilişkinin ortaya konulması, bronzlaşma konusunu tekrar tartışılır hale getirdi.

Solaryumların, UV lambalarının ve güneşte bronzlaşmanın yaygınlaşmasıyla, cilt kanserleri daha sık görülmeye başlandı. Cilt kanserleri, ışınlara daha yoğun maruz kalmayla bağlantılı olmakla birlikte, daha düşük dozlarda da başka zararlar ortaya çıkabiliyor, bunlar arasında cilt kırışıklarının artması, cildin hızlı yaşlanması ve bağışıklık sisteminin zayıflaması da var.

Güneş ışınlarının yararlı etkileri de var. Öncelikle, vücutta D vitamini üretilmesi açısından gerekli. Ancak, bunun için aşırı miktarda güneşe gerek yok. Bronzlaşma için gerekli olandan çok daha az miktarda güneş ışını D vitamini üretimi için yeterli olabiliyor.

Cilt tipi de önemli

Cilt tipi ve rengi de güneş yanıkları açısından önemli. Tip 1, denilen pembe-beyaz tenli kişilerde renk verici pigment yok denilecek kadar azdır. Bu kişiler güneşte kıpkırmızı olup yanarlar ama hiçbir zaman bronzlaşamaz, ciltleri aşırı duyarlıdır ve güneşten çok zarar görürler. Tip 3, normal beyaz insanlardır. Güneşte orta derecede yanık oluşur, yavaşca bronzlaşırlar. Tip 2 bu iki tipin arasında yer alır. Tip 4 için zeytin rengi ten tanımlaması kullanılır. Esmer tenli olarak da nitelendirilirler. Güneş yanığı çok az olurken kahverengine varacak kadar bronzlaşma oluşabilir. Tip 5 açık renk zencilerdir. Yoğun bir şekilde güneşe maruz kalınca renkleri siyahlaşmaya başlar. Tip 6, siyah renkli zencilerdir, güneş yanığı olmadığı gibi güneş ışınına karşı duyarlı da değillerdir.

Güneşin zararlı etkileri gençlerde neden görülmüyor ?

- Cillte yaşlanma ve kanserleşme gibi etkiler, hemen ortaya çıkmaz. Zararların hemen görülmemesi nedeniyle gençler de bu tehlikeden habersiz kalırlar. Zararların görülmesi uzun yıllar almakla beraber, gençlerin önlem almaması nedeniyle giderek daha genç yaşlarda görülmeye başlanmaktadır

Bazı kişiler uzun yıllar boyunca hep bronzlaşmış dolaşırken neden onlarda bu gibi zararlar görülmüyor?

- Ultraviyole ışınlarının, cildin erken yaşlanmasında ve cilt kanseri oluşumundaki etkisi tartışılmaz bir şekilde kanıtlanmış durumda. Cillte oluşan hasarlar, birikici özellik gösterir. Yıllar içinde her tahribat bir öncekine eklenir. Ancak cildin yapısı da önemlidir. Dünkü yazımda belirttiğim cilt tiplerinden 1 ve 2, yani renksiz derecesinde açık tenlilerde hasar daha fazla olurken, cilt rengi koyu olanlarda güneşten etkilenme daha az olmaktadır.

Solaryumlarda zararlı ışınları süzen filtreler olduğu söyleniyor. Bunlar güvenli midir?

- Hayır. Ultraviyole B (UVB) ışınlarının daha fazla güneş yanığı yaptığı ve solaryum ya da güneş ışını lambalarının sadece ultraviyole A (UVA) ışını yaydığı doğru olmakla beraber, UVA ışınlarının en tehlikeli kanser türlerinden biri olan habis melanomun oluşmasında ve bağışıklığn azalmasında rolünün olduğu unutulmamalı.

Güneş ışınının zararlarından korunmak için neler yapmalı ?

- En zararlı ışınlar, saat 10 ile 16 arasında yayılır. Bu saatlerde dışarıda daha az kalmak için çaba göstermek gerekir.

Güneş ışınlarının dik geldiği bu saatlerde açıkta kalmak zorunluğu varsa, geniş kenarlı şapka, uzun pantolon, uzun kollu gömlek giymelidir. Çok açık renkli ve ince dokulu gömlek ve tişörtlerin zararlı ışınların bir kısmını geçirdiğini unutmayın.

Güneşe çıkacağınız zamanlarda vücudunuzun açıkta kalan yerlerine koruma faktörü en az 15 olan güneş sütü sürün ve süre uzadıkça üreticisinin önerdiği aralıklarda tekrarlayın.

UV ışınını yüzde 95-100 oranında süzen güneş gözlüğü kullanın.

Eğer cildinizde daha önce bulunmayan siyah renkli bir ben oluştuysa ya da daha önce varolan benlerden birini görüntüsü değişmeye başladıysa, cildinizde iyileşmeyen bir yara varsa en kısa zamanda deri hastalıkları uzmanı bir doktora başvurun

Bahar geldi, güneşle ilk kaçamak buluşmalar başladı. Balkonlarda ya da parklardaki banklarda kendini güneşin sıcak kollarına bırakmalar artık çok normal. Ama bilin ki, böylelikle sezonun ilk güneş yanıklarını da riske etmiş oluyorsunuz. Mart ayı itibariyle UV ışınları öğle saatlerinde yaz mevsimindeki ışınları dörtte birine ulaşıyor. İşte tam da bu dönemde cildimiz en korunmasız hatta en savunmasız haliyle güneşi karşılıyor. Bu durumda her ne kadar Akdenizli olmanın avantajlarını yaşıyor olsak da, açık tenli ve renkli gözlüler bir kat daha fazla risk altında sayılıyorlar. Çünkü beş dakikadan itibaren güneş ışınları zararları etkilerini göstermeye başlıyor. Normal ciltler ve açık kahve saçlılarda bu süre 20 dakikaya çıkıyor, daha koyu tenli ve koyu saç renklerinde ise süre 45 dakikaya kadar uzayabiliyor.

Mutlaka koruyucu kullanmalı

Peki, uzun kış ayları boyunca özlemini çektiğimiz güneşten doğru ve etkili bir şekilde yararlanabilmek için ne yapmak gerekiyor? Öncelikle günlük UV dozunu yavaş yavaş artırmak en doğrusu. Böyleye cildimizin güneş ışınlarına adaptasyonunu da sağlamış oluyoruz. Ve yine de açık havaya, işe, alışverişe ya da spora giderken mutlaka koruyucu kremler kullanmak gerekiyor. Zaten, kullandığımız günlük bakım kremlerinin çoğunun bileşiminde artık UV koruyucular da bulunuyor. Eğer gün ortasında öğle güneşinin tam tepeye ulaştığı bir zaman diliminde parkta soluklanmak istiyorsanız o zaman dışarı çıkmadan en az yarım saat önce bir güneş en az 15 faktörlü koruyucu kullanmalısınız. Yüz için en az bir çay kaşığı, vücut içinse bir avuç dolusu en ideal uygulama ölçüleri.
Önleminizi alın
RoC Minesol güneş ürünleri, cildinizde UV ışınlarının sebep olduğu yıpranmayı engelliyor ve güneşin zararlı etkilerine karşı kalıcı koruma sağlıyor. Duş, kumla temas ve havluyla kurulanma sonrasında da etkisini koruyor.

Yananı Allah görür

Ben de pek meraklıyımdır yanmaya. Sabah bir çıkarım güneş altına, neredeyse ayağımın altına kadar yakarım. Öyle hale gelirim ki gece karanlığında görseniz farkedemezsiniz. Birkaç defa son anda, tek beyaz yerim olan dişlerimi gösterip çarpışmaktan kurtulduğumu hatırlıyorum.

Bu halime en çok annem üzülüyor. O'nun gençliğinde akça pakça olmak prim yapıyormuş. O da o günlerin etkisiyle, sakız gibi kızlarım var diye için için övünüyor herhalde. Beni, heves edip saçını sarıya boyatmış Nijerya'lı gibi karşısında görünce üzülüyor haliyle.

Bu işi fazla abarttığımı ben de kabul ediyorum. İşten güçten tatile çıkamayıp da yaz ortasında teleme peyniri gibi dolaşmak zorunda kaldığım günler kendimi eksikli hissediyorum etrafa karşı. Hani neredeyse üzerinde ‘‘beyazlığımdan dolayı özür dilerim’’ yazan döviz taşıyacağım elimde.

Üç beş sene öncesine kadar, kış ortasında yanık insanlar gördüğümde herhalde güneşli uzak bir yerlere tatile gittiler bunlar, diye düşünüyordum. Meğer solarıum'da yanarlarmış. Bunu öğrendim ya, tamam artık. Tamam da bir yandan da korkak bir tarafım var. Elektrikli aletlerden korkarım, kaçak maçak olur diye. Yanacağım derken gerçekten yanmak da var. Birkaç sene cesaret edemedim, sonra baktım ki hiç kimseden bununla ilgili vukuat duymuyorum, gözümü karartıp en yakın solarıum salonuna attım kendimi.

SİYAHIN DA SİYAHI

Kapıyı marsık gibi bir kız açtı, çok şık döşenmiş bir salona buyur etti. Salonda benden önce gelmiş kömür karası birkaç kişi daha var. Görseniz göçük altından kurtarılmış zannedersiniz. Birbirimizi süzmeye başladık. Benim ilk defa geldiğimi anladılar. Biraz alaylı bakıyorlar. Yüzüm onlarınkinin yanında uzun bir hastalıktan kalkmış gibi bembeyaz. Ben de onlara bakıp, acaba bunlar niye geldiler diyorum. Deterjan reklamlarından beyazın da beyazı olduğunu biliyorum da, siyahın da daha siyahı olduğunu bilmiyorum. Yoksa kendilerini iki ton açtırmaya mı geldiler. Ben ne bileyim belki öyle bir makine de vardır.

Ben böyle düşünürken kız gelip ‘‘Nerenizi yakmak istiyorsunuz?’’ diye sordu. Demek mevzi yanmak da var burada. Her tarafımı yakacağımı söyleyince bu defa ‘‘Ayakta mı, yatakta mı istersiniz?’’ diye sordu. Yatak daha rahat olur herhalde dedim. Kız beni alıp bir odaya götürdü. Odada camdan bir yatak var, içinde lambalar görünüyor. Boylu boyunca yattım yatağa. Kız biryerleri kurcaladı, düğmelere bastı, bir baktım üstüme altımdaki yatağın aynısından bir yatak iniyor. Onun da içinde lambalar var. İndi, indi tam vücuduma değmek üzereyken durdu. Aynen iki tost ekmeği arasındaki sosis gibiyim. Ve lambalar yandı, vücudum ısınmaya başladı. Bir yandan da bir yerden püfür püfür hava geliyor. Zaten o gelmese sıcağa dayanmak mümkün değil. Diyorum ki kendi kendime, ister misin şimdi bu tepemdeki alet bozulup üstüme düşsün, beni buradan çizgi filmlerdeki gibi yamyassı çıkarsınlar. Bildiğim bütün duaları okurken, kız geldi mangaldaki köfteleri çevirir gibi ters yüz etti beni. Bir müddet de öyle yattım. Bu arada buradan çıktıktan sonra evdeki tost makinesini ortadan yok etmeye yemin ettim.

TÜPTE HAYAT

Ben bu solarıum defterini kapatmaya niyetlenmiştim ki arkadaşlarım ‘‘Sen tüpe gir, orası yatak gibi değil’’ dediler. kalktım gittim. Kendim için değil, etrafımdakilerin göz estetiği için bütün çabam. Tüpe gireceğim dedim kıza. Beni 50 cm. çapında, yerden tavana kadar bir silindirin içine soktu. Orası soyunma odasıymış. Duvarlara çarpa çarpa soyundum. Güneşe çıkar gibi yağlanıp, duvardaki alete dörder dakikalık üç tane jeton attım ve kapısı bu silindirin içine açılan, yine 50 cm. çapında başka bir silindirin içine girdim. Tüpün bütün iç yüzeyinde lambalar var yanıyor, yine yataktaki gibi bir yerden hava üflüyor. Yanlarda hem kalça hizasında hem de ellerinizi yukarı kaldırdığınızda tutunabileceğiniz bölümler var.

Jetonu attığınız anda makine çalışmaya başlıyor. Bu sefer de, ya oniki dakika sonra makine durmazsa, olur ya, Allah yapısı değil ki bu. Beni buradan kavrulmuş böcek gibi çıkarırlarsa, kapı arkamda kaldı, itsem açılar mı? Kız istediğim an çıkabileceğimi söylemişti, ama denesem mi acaba? Allahım buradan çıkınca dünyanın en güzel kadını olacağımı bilsem bile, bir daha buraya girmeyeceğim. Ben bu düşünceler içindeyken makine durdu. Kapıyı itip çıktım. Yine duvarlara çarpa çarpa giyinip salona geçtiğimde şunu öğrenmiştim: Oniki dakikanın aslında çok uzun bir zaman dilimi...

Şimdi siz bir daha oraya asla gitmediğimi düşünüyorsunuz değil mi? Yanılıyorsunuz. Haftada iki gün gidip o tüpün içine giriyorum. Hırs bastı beni, yandıkça yanasım geliyor. Negatif film gibiyim adeta, hala yetmiyor. Bu, aynı para hırsı, şöhret hırsı gibi birşey. İllaki en yanık ben olacağım. Ayna ayna canım ayna söyle benden yanık var mı dünyada?

Güneşin öptüğü tenler

Vampir filmlerini bilirsiniz. Hani filmin biryerlerinde (daha çok sonlarında) güneş ışığı vampirin tenine değer de, teni yanıp kavrulur, ışık hızıyla yaşlanır. Biraz düşünürsek, bu olay, yani güneşin değdiği tenin yanıp kavrulması ve yaşlanması hiç de vampir ya da bilim kurgu öykülere özgü bir şey değil. Ozon tabakasında deliğin açılmasından bu yana güneşle tenimiz arasında olup bitenler biraz yavaşlamış haliyle tam da bu. Ozon tabakasındaki delikten bu yana güneşin altında söylenen yeni şeyi bir daha, bir daha söylemeye gerek yok değil mi? Yani süzülmeyen ultraviyole ışınlarının cildin savunma bariyerini, bağışıklık sistemini, ona elastik yapısını veren tabakasını zayfılattığını; kansere zemin hazırladığını...

20'li yaşlarda cildin yaşlanmaya başladığını... Öğle saatinde iki dakika güneş altında kalmanın cilde hasar verdiğini... Güneş koruma faktörlü ürün kullanılmadığında cildin daha hızlı bozulduğunu...

Belki bu gerçeklerden, belki de modada zamanının gelmesinden; yıllardır beyaz ten egemendi. Öyle ki beyazlık kimilerince iyice abartıldı, yüzlerde beyaz fondötenlerle kirece bile çaldı. Bu beyazlık içinde kozmetik dünyası allıkla aşk yaşadı, yaşıyor. Ama bu yılın yeni sezon koleksiyon tanıtımında podyumlarda giysi ve aksesuvarlar kadar, bir başka şey de herkesin dikkatini çekti: Yanık ten.

Sakın aldanmayın

Evet, yanık tenli mankenlerde sunuldu yeni koleksiyonlar. Ama sakın aldanmayın, yanık ten, sandığımız gibi ‘‘bronz’’ değil, ‘‘altın’’ bir ten. Sakın aldanıp güneşte bronzlaşmaya çalışmayın. Bunun ödülü yalnızca gevşemiş bir cilt ve kırışıklıklar olacaktır. Güneşte yanmış tenden maksat, ‘‘güneşin öptüğü ten’’; yani sağlıklı, ‘‘altın’’ renkli bir ten. Hatta biraz çillenmiş bile olabilir. Ve gereken uyarıyı da söylemeden geçmek istemem: Sakın bunu güneş altında denemeyin. Bu sözlerimle abarttığımı sanabilirsiniz ama, eğer cilt yaşlanması sizin için önemliyse güneşten bir vampir gibi kaçmanız gerekiyor. Cildin yaşlanmasında rol oynayan etkenler arasında güneşi hiçbir şey geride bırakamaz.

Nasıl ‘‘altınlaşacağız’’?

Peki, güneşin öptüğü bir tene nasıl sahip olacağız? Çok basit. Yapay yollarla. Yani ya bronzlaştırıcı ürünlerle (yüz ve bütün vücut için), ya da fondöten, allık, pudra gibi makyaj malzemeleriyle (yalnızca yüz ve dekolte için). Zaten ünlü tasarımcıların makyaj ustaları aynı şeyi söylüyor: Amaç yaz duygusu yaratmak. Ve bir uyarı da yapıyorlar: Çok açık renkli ciltlerde bronzlaştırıcı makyaj biraz turuncuya kaçtığı için hoş durmayabilir.

Makyaj konusunda parıltılı farlar da size yardımcı olacaktır. Özellikle altın renkli farlarla yüze, omuzlara, dekoleteye küçük vurgular yapabilirsiniz.

Modacıların birçoğu altın tenle flörte başladı ama kimileri beyazlıkta ısrarlı. Hatta beyaz teni bembeyaz giysilerle iyice vurgulayanlar da var. Seçim size kalmış. Nasıl olsa kimsenin artık moda namına birşey dikte ettiği yok. Siz yalnızca seçim yapacaksınız. Ama ten konusunda ister altın tonu, ister beyazlıktan yana olun güneşe sakın korunmasız çıkmayın. Kulağa biraz bilimkurgu gibi gelebilir ama, beş dakika için bile olsun yüksek koruma faktörlü bir ürün sürün yüzünüze ve güneş gözlüklerinizi takın. Bu tutumunuz, ileriki yıllarda gençliğinize ve cildinize yapılan iltifatlar olarak size geri dönecektir.

Bronz değil, altın

Bir kez daha vurgulamakta yarar var. Bronzluk değil, altın ışıltı önemli tenin ‘‘yanık’’ görünmesinde. Tasarımcılar ‘‘yaz duygusu’’ yaratmaktan söz ediyor. Yaz duygusu, yani çok hafif bir güneş yanığı, kırmızı yanaklar; sağlıklı bir görünüm. Yazın kimse artık güneş altında kararmıyor. Kapkara güneş yanığı ciltler artık modanın değil, tıbbın konusu olmuş durumda (yalnızca cilde yaptığı hasar açısından değil, güneş altında bağışıklık sisteminin zayıflaması da sözkonusu). Abartılı solarium yanığı, koyu, kayış gibi tenler zaten çoktan estetiğin defterinden silindi. Mumyalaşmaya yüz tutmuş bir ceset renginden öte bir çağrışımı yok çünkü (söylediklerimde samimiyim, hiç farkı yok).

Altın ten için önerim, bronzlaştırıcı ürünler. Eski kuşak bronzlaştırıcılar sarı renk veriyor ve kötü kokuyordu. Ama şimdiki, yeni kuşak ürünler öyle değil. Hem altın tonu veriyor, hem de cilde bakım yapıyor (antioksidan ve vitamin yüklüler) ve güzel kokuyor. Bazılarında güneş koruma faktörü de var. Eğer cildinize önem veriyorsanız hem altın tene kavuşun, hem de bakım yapın derim. Üstelik yaza girerken vücudunuza bronzlaştırıcı ürün kullanırsanız, selülit görünümünü azalttığını da unutmayın.

Bazıları beyaz sever

Altın ten trendi yükselişe geçti ama, kimi modacılar hala beyazlıktan yana. Üstelik bu yılın iki ‘‘in’’ renginden biri olan beyazla (diğeri mavi, biliyorsunuz) beyaz teni bütünleştiriyorlar. Belki bir tür minimalist bir yaklaşımdır. Beyaz giysiler öyle çok kullanılıyor ki, ‘‘klinik’’ görünüm diye bir trend de türedi. Tepeden tırnağa (kep, giysiler, ayakkabılar ya da sandaletler) bembeyaz olmak. Eğer böyle bir beyazlığı seçerseniz makyaj malzemesi olarak allıktan vazgeçmeyin derim.

Ambre Solaire

Ambre Solaire, en iyi tanıdığımız güneş ürünlerinden biri. Garnier Laboratuvarları Ambre Solaire'i ilk kez 1935 yılında geliştirmiş. Markanın bu yılki yeniliği ise, yeni ürettiği yüksek korumalı nemlendirici sprey ve koruyucu spor sprey.

Evde hazırlayacağınız güneş yağı

Bir küçük şişe badem yağı (30 gr), bir küçük şişe dolusu asidi az zeytinyağı (30 gr), birkaç damla tentürdiyot, birkaç damla limon suyu, bir küçük parça kakao yağı (30 gr).

Eczaneden alacağınız badem yağı ve kakao yağını (önce eriteceksiniz) diğer maddelere karıştırıp bir şişeye koyun. Her defasında çalkalayarak güneşlenmeden önce sürün. Ancak çok beyaz ve hassas ciltliyseniz ilk güneş banyolarında yüksek oranda koruyucu özelliği olan kremler kullanın. Cildiniz güneşe alışınca bu yağı kullanmayı sürdürebilirsiniz.

Güneşsiz bronzlaştıran kremler korumuyor

Cildi güneşsiz ortamda bronzlaştıran kremler, güneş yanığından korumuyor. Yapay bronzlaştırma sürecinde cildin en üst tabakasındaki ölü hücreler renklenmekte. Gerçi bu zararlı bir şey değil ama güneş ışınlarından koruyucu özellik taşımıyor. Doktorların tahminlerine göre cilt kanseri olaylarının %90’ı ancak uygun koruma faktörlü kremlerle önlenebilir. Bu tür ürünlerde UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyucu etkisi olan kremler seçilmeli. Ayrıca uzmanlar, yılda en fazla 50 güneş banyosu öneriyor, yani haftada bir kez. İlk kez güneşlenenlerin gölgeyi tercih etmeleri de önemli. En iyi önlem ise saat 11.00 ve 16.00 arası hiç güneşe çıkmamak. Özellikle de ‘Tetracyclin’ türünde antibiyotik kullananlar dikkatli olmalı. Özel Berlin Üniversitesi Cilt Hastalıkları Kliniği başhekimi Christoph Geilen, bu tür ilaç kullanan kişilerin ciltlerinde lekeler oluşabileceğini söylüyor. Hatta diyabet ve kalp-dolaşım hastalıklarında kullanılan ilaçlar bile istenmeyen cilt reaksiyonlarına neden olmakta. Doğum kontrol hapı kullanan ya da hamile kadınlarda oluşan kahverengi lekelerin zararsız olduğunu belirten Geilen, kereviz veya maydanoz gibi bitkilerle temas sonucunda da fototoksik reaksiyonların meydana geleceğini söylüyor.

Üç ürüne bir çanta

Dermalogica güneş savunma sistemleri cildi güneşin zararlı etkilerinden koruyor. Full Spectrum Blok SPF 15 zararlı UVA UVB ışınlarına karşı vücudu ve yüzü koruyucu güneş bloğu. Solar defense booster SPF 30 nemlendirici ve fondöten ile karıştırılarak maksimum güneş koruyuculuğu sağlıyor. Ulta sensitive face blok aşırı hassas ciltler için tahriş etmeyen ve kimyasal madde içermeyen doğal renklendirici bir blok. Solar shield kolay kullanımlı stick formunda su geçirmez güneş bloğu özelliğine sahip. Waterproof solar güneşin ışınlarına karşı geniş koruma sağlıyor. After sun repair ise güneş sonrası zararların onarımına yardımcı oluyor. Ayrıca üç ürün alana güneş çantası da hediye.

Güneşten korunurken gençleşin

Her geçen gün etkisi daha da artan güneşin zararlı ışınlarından ve yarattığı yaşlanma etkilerinden korunabilmenin en pratik yolu Estee Lauder Sun Performance anti aging güneş bakımı. Leke önleyici teknoloji, aynı zamanda yaşlanmanın görünen izlerini engellemeye yardımcı oluyor. Kolay sürülmesinin yanı sıra su geçirmeme özelliğine de sahip.
‘Uzun süre güneşte dolaşmayın’

Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürü Cafer Tatlıbal, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının vücuda zarar verdiğini belirterek, vatandaşları uzun süre güneş altında dolaşmamaları konusunda uyardı. Güneş ışınlarının 11.00 – 16.00 saatleri arasında daha güçlü olduğunu ifade eden Dr. Tatlıbal, aşırı sıcağın çocuk ve yaşlıların yanısıra deri, kalp ve akciğer hastalarını daha çok etkilediği kaydetti.

Artan hava sıcaklığının yanı sıra, güneşin ultraviyole (UV) ışınlarının insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğine işaret eden Tatlıbal, şu önerilerde bulundu; ‘’Güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmelidir. Ultraviyole ışınlara karşı koruyucu gözlükler kullanılmalıdır. Açık renkli bol elbiseler giyilerek, geniş kenarlı şapka takılmalıdır. Estetik amaçlı kullanılan solaryum uygulamaları, hekim önerisi doğrultusunda yapılmalıdır. Güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, soğuk kompres uygulanmalıdır.” dedi.

Güneş koruyucuları hakkinda aciklamalar Güneş koruyucuları konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Güneş koruyucuları ,güneş koruyucu ürünler ,güneş koruyucu kremle,r güneş koruyucular ,nivea güneş koruyucu ,Güneş Kremi Markaları ,Güneş Kremi

 

 

Kadınlar için Tatil yerleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Erkekler için Smokin modelleri
Erkekler için Smokin modelleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!