Çığdan korunma yolları
2010-08-18 13:56:30 Kadinlaricin.net sitesinde Çığdan korunma yolları baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Çığdan korunma yolları ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |

Kışı yoğun kar altında geçiren yerleşim birimlerinde yaşayanların korkulu rüyası çığda kalan kişinin yönünü bulması için tükürmesi yeterli. Dağlık, engebeli ve eğimli rüzgaraltı yamaçlarda tabakalaşmış veya toz kar örtüsünün kendi iç direnciyle veya dış etkilerle yerinden koparak yerçekimi etkisiyle vadi tabanına doğru hızla kaymasından meydana gelen çığ için harici bir etkinin oluşması gerekmiyor. Çığı başlatan 6 etken ise, “Ağırlık, kesme, titreşim, ısı değişimi, arazi yapısı ve rüzgar” olarak sıralanıyor. Çığ bölgelerine girmek zorunda kalan kişinin hareket tarzı, hayatını etkiler. Çığ bölgesine girmeden önce, koruyucu bütün kıyafetler giyilmeli, sırt çantasının kemerleri açılmalı, vericiler (bieps) var ise verici durumuna alınmalı, çığ kaytanı açılıp uygun olarak bağlanmalı ve sadece liderin açtığı izlere basılmalıdır.
Tükürük testi ile kurtuluş! Çığ altında kalanın yüzünün aşağıya veya yukarıya dönük olması kişisel kurtulma çabaları için çok önemlidir. Çığ durduktan ve kişinin elleri ve kollarıyla baskı yapıp yüzüne yer açtıktan sonra yönünü belirlemek için tükürmelidir. Tükürük yüzüne geliyorsa kişi sırt üstü, yüzüne gelmiyorsa yüzü koyun yatmaktadır. Çığ durduğu anda kar basıncı çok fazla değildir. Toz karda kişi ellerini ve ayaklarını oynatarak kendi kendine kurtulma çabalarını denemelidir. Şayet kurtulamıyor ise enerjisini fazla harcamamalıdır.
Çığa maruz kaldığınızda ana rahmindeki bebek pozisyonunu alın Hakkari Meteoroloji İstasyon Müdürlüğü, genç dağcı adaylarına çığdan korunma yolları konusunda konferans düzenledi.
Yapılan konferansa yaklaşık 15 dağcı adayı katıldı. Hakkari Meteoroloji Müdür Vekili Sefer Kaçmaz, çığın genelde orman örtüsü olmayan engebeli dağlık bölümlerde meydana geldiğini belirterek, "Bilinen en eski çığ olayı İ.Ö 218 yılında Hannibal'ın ordusunu Alp Dağları'nda yakalayan ve 38 bin askerin ölümüyle sonuçlanan felakettir." dedi. Çığ felaketinden sonra yapılması gerekenler hakkında bilgi veren Kaçmaz, "Kazazedenin çığ başladığı an ilk ve son görüldüğü noktaların saptanması gerekir. Arama ve kurtarma çalışmaları yapılırken, olası bir çığa maruz kalmamaktır. Çığa maruz kaldığınızda ana rahmindeki bebek pozisyonu alıp yüzümüzün ve göğsümüzün önünde hava boşluğu yaratmalıyız." diye konuştu.
'Çığ'lıklardan ders almıyoruz`
Ülkemizdeki birçok yerleşim biriminin çığ ve diğer tabii afetlerin tehdidi altında bulunduğu belirtilerek, bu sebeple afetler haritasının bir an önce çıkarılıp buna göre yerleşim planının uygulanmasının şart olduğu bildirildi.
30 YILDA 69 BÜYÜK FACİA
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayati Doğanay, özellikle Hakkari, Şırnak, Tunceli, Bingöl, Bayburt, Muş, Bitlis, Van, Artvin, Ardahan, Kasım, Erzurum’un yanısıra kısmen de Giresun, Ordu, Gümüşhane,Sivas, Adana, Adıyaman illerinin çığ konusunda en hassas bölgeler olduğunu ifade etti.
1960–1993 yılları arasında 69’u büyük 284 çığ felaketi yaşanan ülkemizde, 5 bin 400 evin hasar gördüğünü, bu evlerden de 480’inin oturulamaz duruma geldiğini belirten Doğanay, çığ felaketlerinde 415 insanın can verdiğini, bu üzücü olaylarda 3 bin 500 civarında hayvanın da telef olduğunu bildirdi.
YERLEŞİM YERLERİ YANLIŞ
Ülkemizde özellikle köy ve bağlıları olan meraların yerleşim yerlerinin seçilirken gelişigüzel davranıldığına işaret eden Prof. Dr. Hayati Doğanay yaklaşık 9 bin mezranın yerleşim yerinin bu şekilde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Doğanay, sözkonusu yerleşim birimlerinde 600 bin civarında insanın çığ tehdidiyle yaşadığını ifade etti.
70 YIL ARAYLA İKİ FACİA
18 Ocak 1993’te meydana gelen çığ felaketinde 59 kurban veren Bayburt’a bağlı Üzengili köyünde, afetzedeler yaralarının sarılmamasından yakınıyorlar. Çığ sonucu 42 evin oturulmaz hale geldiğini, Bayındırlık Bakanlığı’nın kendilerine sadece “oturulamaz” raporu verdiğini kaydeden Üzengili köyü sakinleri, “Burada oturulmayacağını biz de biliyoruz. Ama, nerede oturalım?” diye yakınıyorlar.Çığ felaketinde ayrıca 15 vatandaş yaralanmış, 668 hayvan telef olmuştu. Çığ, Üzengililer’in bir bölüm arazisini de işlenmez hale getirmişti. Bayburt’a 37 km uzaklıktaki Üzengili köyünde 1923 yılında meydana gelen çığ faciasında da 30 vatandaş hayatını kaybetmişti.
YARALARIMIZ SARILMADI
Faciadan sonra 5’er milyon liralık yardım aldıklarını daha sonra Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın kendilerine gıda yardımında bulunduğunu söyleyen Üzengili köyü eski Muhtarı Faik Çakır, özellikle ev konusunda kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmediğini ileri sürdü. Evleri yıkılan vatandaşların 15 ay süreyle Bayburt’a iskana tabi tutulduğunu belirten Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet, Bayburt’a taşınan afetzedelere 600 bin lira kira yardımında bulundu. Ama, elektrik, su gibi mecburi giderlere katkıda bulunmadı. Hiçbir gelirimiz olmadan Bayburt’ta bu şekilde hayat sürdürmemiz mümkün değil. Bunun için köyümüze döndük. Ev için, ekmek parası bulamayan insanlardan taahhüt ve borçlanma senedi istendi. Hiç kimse bu prosedürleri yerine getiremedi. Bu arada, yapılması kararlaştırılan 79 evin ihalesi ise, yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle iptal edildi. Biz köyümüzde bir çuval un ile belki bir aykarnımızı doyuruyoruz. Ama Bayburt’ta hayatımızı devam ettirmemiz mümkün değli. Şu anda 36 hanede oturan 120 civarında insan yeni bir çığ tehlikesiyle karşı karşıya. Devletin yaralarımızı sarmasını istiyoruz.”
TEHLİKE GÜNEYDOĞU
İÇİN DE GEÇERLİ
Çığ tehlikesi sadece, uzun kış mevsimlerinin yaşandığı Doğu Anadolu Bölgesi için geçerli değil, aynı şekilde bol yükseltili ve düzensiz yerleşim tarzıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi için de geçerli. Batman’a bağlı Sason ve Kozluk ilçelerinde 1992 senesi kışında görülen çığ olayları da bunu te’yid eden acı olaylar arasında zikredilebilir.
Konuyla ilgili olarak, Batman Köy Hizmetleri İl Müdürü Ahmet Eke şunları söyledi: ‘’Birçok köy yapılaşma itibariyle çığ olayına elverişlidir. Buraların tabii afet bölgesi ilan edilip, taşınmaları gerekir. Batman’ın Sason ilçesindeki Kayadüzü, Boğazkapı ve Taşyuva ile Kozluk ilçemize bağlı Seyrantepe, Köseler, Atalar köyleri, belirgin olarak tehlikeli konumdadır. Sason ilçemizde 2, Kozluk ilçemizde de 1 ekip, yol açma çalışmalarını sürdürüyor. Çığ afetine karşı hazırlıklı bulunuyorlar. Geçmişte de bu köylerimizden bazıları çığ olayıyla karşılaşmıştı. Bu arada, çığ tehdidi altında bulunan üç köy de boşaltıldı.’’
Batman Valisi Salih Şarman da yaptığı açıklamada, “Son iki yılda bölgede yoğun kar yağışı olmadı. Olağanüstü tedbirlerimiz yok. Çığ olacak kadar yağış olmadı. Meteorolojik şartlar oluşursa, köylerimizi boşaltacağız. Şu anda öyle bir durum söz konusu değil’’ dedi.
BATMAN
1992’DE 14
KURBAN VERDİ
Şubat 1992 yılında Batman’ın Sason ve Kozluk ilçelerine bağlı köy ve mezralarda meydana gelen çığ olayında 14 kişi hayatını kaybederken, birçok kişi de yaralanmıştı. Sason’a bağlı Kayadüzü köyünde 3, Kaşyayla köyü Tatlıca mezrasında 6 ve Kozluk ilçesi Akçakışla köyü Damarlı mezrasında 5 kişi ölmüştü.
YÜKSELTİLER VE
YOĞUN YAĞIŞ ÇIĞA
DAVETİYE
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Girgin, Doğu Anadolu Bölgesi’nin 2 bin metreyi bulan yükseltisi ve 4 aydan fazla karla örtülü geçen günleriyle Türkiye’de çığ riskinin en yüksek olduğu bir bölgesi olduğuna dikkat çekti. Girgin, “Çığ oluşumu için yamaç eğiminin fazla olması (25 dereceden), yamaç uzunluğunun yeterli ve engebesiz olması, bitki örtüsünün otsu formasyonlarca zengin olması, günlük sıcaklıkların sıfır derece civarında seyretmesi ve sonuç olarak kalın bir örtü halindeki kar kütlesini harekete geçirecek bir uyarıcının olması gerekmektedir” diye konuştu.
Girgin, depremin, gök gürültüsünün, dinamit ve mayın patlamasının, hava ulaşım araçlarının, av tüfeği ve araç kornaları seslerinin, çığı oluşturacak uyarıcılar olduğunu kaydetti.
YÖRE HALKI EĞİTİLMELİ
Son 30 yıl içerisinde Doğu Anadolu Bölgesi’nde Tunceli, Bitlis, Hakkari, Bingöl, Malatya ve Bayburt illerinin çığ tehlikesine karşı en fazla tehdit altında bulunan yerler olduğuna işaret eden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Girgin, yöre halkının çığ tehdidine karşı bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Basın yayın organlarının çığ tehdidine karşı daha hassas davran–maları gerektiğini de dile getiren Yrd. Doç. Dr. Mustafa Girgin şöyle konuştu: “Çığ tipleri bakımından her olaydan sonra yeni modeller üretilmiştir. Çığ oluşumunda genel olarak sulu kar şeklinde ve zemine bağlı çığlarda hareket eden kütle büyümektedir. Bölge insanına çığ oluşumunda genel olarak sulu kar şeklinde ve zemine bağlı çığlarda hareket eden kütle büyümektedir. Bölge insanına çığ oluşumu karşısında alacakları tedbirler ve yapacakları uygulamaları çok iyi bir şekilde anlatmalıyız ve basın yayın organları ile onları eğitmeliyiz.”
DEVLET
TEDBİRLERİ
YETERSİZ
Son yıllarda meydana gelen çığ afetleri karşısında devletin birtakım tedbirler aldığını ve bu çerçevede çeşitli bilim adamlarıyla işbirliği yapılarak bir “Çığ Komisyonu”nun kurularak çalışmalara başladığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Girgin, ancak bu tedbirlerin yetersiz olduğunu vurguladı.
Kurulan Çığ Komisyonu’nun maksadının potansiyel çığ alanlarının haritalanmasını yapmak, karşılaşılabilecek problemleri öngörmek ve çareler üretmek diye sıralayan Girgin, “Çığ olaylarının afet kapsamına alınmasında yerleşim birimlerini ve yolları etkilemesi gözönüne alınır. Bu yönden Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün istatistikleri ve aktüel çığ olayları incelenerek çığ hakkında riskli bölgeler belirlenmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde son birkaç yıldan beri ölümlere yol açan çığ olayları sebebiyle bu konu güncel hale gelerek tartışılmaya başlanmıştır” diye konuştu.
NELER YAPILABİLİR?
Girgin, alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı: “Öncelikle çığ riski olan alanlar belirlenmelidir. Çığ tehdidi altındaki yerler ve yol güzergahları tespit edilmelidir. Çığ setleri ve tünelleri inşa edilmelidir. Çığ riski olan bölgeler mutlaka ağaçlandırılmalıdır. Kış dönemlerinde çığ tehdidi altındaki yöre halkı uyarılarak çığa karşı bilgilendirilmelidirler. Ayrıca çığı oluşturan faktörler bölge insanına anlatılarak öğretilmelidir.”
ÇIĞA KARŞI HASSAS BÖLGELER
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hayati Doğanay, özellikle Hakkari,Şırnak, Tunceli, Bingöl, Bayburt, Muş, Bitlis, Van, Artvin, Ardahan, Kasım, Erzurum’un yanısıra kısmen de Giresun, Ordu, Gümüşhane, Sivas, Adana, Adıyaman illerinin çığ konusunda en hassas bölgeler olduğunu ifade etti
ÇIĞ KOMİSYONU KURULDU
Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi
Coğrafya Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Girgin, son yıllarda artan çığ afetleri karşısında devletin çeşitli bilim adamlarıyla işbirliği içinde bir “Çığ Komisyonu”nun kurularak çalışmalara başladığını kaydetti. Komisyonun maksadının potansiyel çığ alanlarının haritalanmasını yapmak, karşılaşılabilecek problemleri öngörmek ve çareler üretmek olduğunu söyleyen Girgin, alınan bu tedbirlerin yetersiz olduğunu vurguladı
ÇIĞI OLUŞTURAN SEBEPLER
Çığ oluşumu için yamaç eğiminin fazla olması (25 dereceden), yamaç uzunluğunun yeterli ve engebesiz olması, bitki örtüsünün otsu formasyonlarca zengin olması, günlük sıcaklıkların sıfır derece civarında seyretmesi ve sonuç olarak kalın bir örtü halindeki kar kütlesini harekete geçirecek bir uyarıcının olması gerekmekte. Deprem, gök gürültüsü, dinamit ve mayın patlaması, hava ulaşım araçlarının, av tüfeğinin ve araç kornalarının sesleri çığı oluşturacak uyarıcılar arasında. Çığdan korunma yolları hakkinda aciklamalar Çığdan korunma yolları konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Çığdan korunma yolları,Çığdan korunma, çığ korunma yolları,çığdan korunmak için neler yapmalıyız
|