Kadınlar için
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadinlaricin.net » Kadınlar için Tatil yerleri

» Afrikada safari turu

Afrikada safari turu

2012-02-21 11:21:28 Kadinlaricin.net sitesinde Afrikada safari turu baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Afrikada safari turu ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Afrikada safari turu

 

Kenya’da bulunan dünyanın en büyük tabiî parkında safariye katıldım, 2 gün boyunca hayvanları seyrettim, kabilelere gittim, oradaki hayatı inceledim. Hayata bakışım ve dünyam değişti!.. Buradaki hayata “Vahşi Hayat”, tabiata da “Vahşi Doğa” diyenlerin hiç birisine katılmıyorum. İnsanlar ve hayvanlar, uçsuz bucaksız tabiatta öyle bir düzen kurmuşlar ki, birileri kalkıp dengeleri bozmadıkça vahşet yok. Çünkü yırtıcılığıyla şöhret bulan arslan bile hiçbir zaman etrafına zarar vermiyor. Acıkmadıkça bir arslanın birisine saldırdığı görülmemiş.
Onlara “vahşi” demeyin Dünyanın en büyük tabiî parkı Kenya’da. Kenya’ya gidip de safari turlarına katılmamak olur mu? Ben de Nairobi’den tek motorlu uçağa atladım ve Masai Mara bölgesine uçtum. Uçsuz bucaksız tabiî ormanda 2 gün hayvanları seyrettim, kabilelere gittim, oradaki hayatı inceledim. Hemen söyleyeyim; hayata bakışım ve dünyam değişti! Oradaki hayata “Vahşi Hayat”, tabiata da “Vahşi Doğa” diyorlarsa da ben bunların hiç birisine katılmıyorum. Yok öyle birşey! Uçsuz bucaksız tabiatta insanlar ve hayvanlar, öyle bir düzen kurmuşlar, hayat öyle bir sistem içinde işliyor ki, birileri kalkıp dengeleri bozmadıkça vahşet yok. Çünkü bir hayvan, hem de yırtıcılığıyla şöhret bulan arslan, fil, çıta, timsah... gibi ormanların kralları hiçbir zaman etrafına zarar vermiyor. Acıkmadıkça veya kendisini korumak durumunda kalmadıkça bir arslanın birisine saldırdığı görülmemiş.
Kim vahşi! Medeni ülkeden gelen bir insan olarak aslanların güç göstermek için etrafına saldırmasını, fillerin çevresini yıkıp kırmasını bekledim ama hiç birisi olmadı. Karnını doyuran arslan ayağa kalkmıyor. Ormanda yatar vaziyette bulduğumuz arslanların kalkıp yürümesini saatlerce bekledim ama bir saat içinde bir tanesi kalkıp sadece 3 adım attı. Bol bol yatıyorlar. Zaten ormanda yaşayan bu hayvanların en büyük özelliği belki de güç farklılıklarına göre ortaya çıkıyor. Arslan ve ona benzeyen güçlü hayvanlar daha az hareket ediyor ve kimse onlara zarar veremiyor. Maymun, zebra, tilki gibi hayvanlar ise oradan oraya koşturuyorlar fakat en çok zarar gören ve diğer hayvanlar tarafından parçalanıp, yenilen hayvanlar da bunlar oluyor. Halbuki medenî dünyanın insanları hiç doymak bilmiyor! 7 sülalesine yetecek parayı bulsa bile etrafını taciz etmekten vazgeçmiyor. Afrika yerlileri vahşi hayvanları boşu boşuna avlayıp onlara zarar vermedikleri gibi evcil hayvanları da lüzumsuz yere öldürmüyorlar. Keşke medeni ülkelerde yaşayan insanoğlu da ihtiyacı kadarıyla yetinmeyi öğrenebilse ve elde ettiğinin fazlasını faydalı yerlerde kullanmayı öğrense!..
Arslan ve ailesi Ormanlar kralı arslanın hayat tarzı çok sade ve etkileyici. Erkek arslan genelde ailenin yanında olmayı istemiyor ve biraz yakınlarında yaşıyor. Çoluk çocukla fazla yüzgöz olmak istemiyor. Anne arslan ise yavruları ile birlikte dolaşıp, onlarla birlikte yatıyor. Anne arslan yatar yatmaz yavrular, emmek için dişi arslanın üstüne çıkıyor. Hem sütlerini içiyor, hem de kardeş kardeş oynuyorlar. İnsanların 3-4 metreye kadar yaklaşmasına müsaade eden arslanların sevimliliği, insanın içindeki sevme duygusunu açığa çıkarıyor ve safari cipinden aşağı inip, insan hayvanları sevmek istiyor.
İklim Kenya iklimi Ekvator’a yakın olduğu için çok sıcak değil. Yazın 25-30, kışın ise 20-25 derece sıcaklık arasında gidip geliyor. Gece ile gündüz arasında önemli saat farklılıkları yaşanmıyor. Hemen hemen bütün mevsimlerde gece ve gündüz 12’şer saatlik zaman dilimleri içinde geçiyor. Bugünlerde Kenya kış mevsimini yaşıyor. Sıcaklık 25 derece civarında. Eskiden her akşam yağmur alan Kenya’da bugünlerde kuraklık yaşanıyor. Zaten fakir olan insanlar, kuraklıktan aşırı olumsuz etkilenmiş. Tarım ve hayvancılıkla geçinen Kenyalılar bugünlerde hastalık ve açlıkla pençeleşiyor.
Sempatik insanlar Kenya’da 40’ın üstünde kabile var. Her birisi de ayrı dil ve lehçe konuşuyor. Komşu kabileler yine birbirleri ile anlaşmakta zorluk çekmiyor ama uzak kabileler ne dediklerini anlayamıyor. En yaygın dil İngilizce. Köylerde yaşayan kabileler bile İngilizce konuşuyor.
Halk çok sempatik ve sıcak kanlı. Beyaz-siyah kavgasını pek yaşamayan Kenya’da, insanlar birbiri ile sevgi ve karşılıklı saygı içinde geçiniyor. Dağlarda yaşayan kabileler ise daha çok hayvancılıkla geçiniyor. Çok basit evlerde yaşıyor ve sade bir hayat sürdürüyorlar. Saz damlardan meydana gelen evleri genelde 2 oda. Bir odada çocuklar kalıyor, diğerinde ebeveynler. Sazdan yataklar üzerinde yatıyorlar. Soğuk olmadığı için odadaki ocakta yaktıkları ateşle ısınıyorlar. Kendi ördükleri kumaşlardan yapılan elbiseleri giyiyorlar.
Her kabilenin 8-10 evden meydana gelen köyleri bulunuyor. Etrafı çitlerle çevrili köyler, yukardan bakıldığında çitlerden dolayı bir daireyi andırıyor. Ortadaki meydanlıklar ise kabilenin oturup iş yaptığı veya birbirleri ile görüştükleri ortak mahal olarak kullanılıyor. Su ve temizlik malzemeleri pek bol olmadığı için elbetteki pislik içinde yaşıyorlar. Şayet kabile büyük ise yine de köyler genişletilmiyor. Yakın bölgelere başka köyler kuruluyor. Köyün etrafındaki ağaçları hayvanlardan korunmak için kesmiş ve etrafı boş alan haline getirmişler.

Ormanda bir gece O gün safari turunu tamamladım ve akşam üzeri otele döndüm. Temiz havada acıkmış ve ciple hayvanların peşinde koştururken yorulmuştum. Şoförümüz Lucas, cipin üstünde sallandığımı görünce, “Sana aerobik yaptırıyorum” diye şaka yapınca ikimiz birden kahkahayı bastık. Kichwa Tembo bölgesinde ve İngilizlerin işlettiği Bateleur Kampı’na dönüşüm muhteşem oldu! Bu muhteşemlik benim yorgun argınlığımdan değil, töreni andıran karşılamadan kaynaklanıyordu. Yerlilerin hizmet verdiği kampta, her şey tabii güzelliği bozmadan düzenlenmiş. Ormanların derinliklerindeki kampta insan elbette ki kendini evinde hissetmiyor ama evindeki rahatı buluyor. Bungalov ve çadır karışımı odalardan meydana gelen kampta her şey çok güzeldi.
Jambo Kampa sabahleyin gelmiş, ama safariye gittiğim için etrafla fazla ilgilenememiştim. Safari dönüşü bizi kampın yöneticisi Katherine ve Brett karşıladı. Bir de yanlarında beyaz dişleri parlayan yerli vardı. Adı: Wili. İki gün kaldığımız kampın tadını Wili ile çıkardık. “Merhaba”laştığımız İngiliz ve yerlilerle hemen kaynaştık. “Hello”nun karşılığının yerli dilinde, “Jambo” olduğunu öğreten Wili ile işi ilerlettik. Hem bol bol güldük, hem de eğlendik. Wili beni odama götürdü ve neyin nerede olduğunu gösterdikten sonra, “Önce bir kahve içmek istersiniz herhalde?” dedi. Benim yorgunluktan kıpırdayacak halim yok. “Teşekkür ederim” diyerek başımdan savmak istedim. Wili o beyaz dişlerini göstere göstere, “Kahvenizi buraya getireceğim” dedi. Israra dayanamayıp, “Okey” dedim. Ben duş aldım ve giyindim. Elinde kahve servisi Wili geldi. Balkona çıkıp, kahvemi yudumladım.
Otel sayılmaz Kaldığımız kamptaki odaların her birisi ağaçların arasına serpilmiş. Bungalov desen değil, çadır desen o da değil. Tabii güzellikleri bozmadan ikisinin arası kırma bir oda yapmışlar. Elektrik var ama mumları kullanmak insana daha naturel geliyor. Zaten ampulleri muma benzetmiş, parlak olmayan, ölü ışık saçmasını temin etmişler. Odanın baştarafında taştan bir duvar yükseliyor. Sağında tuvalet, solunda banyo. Yer ise taş parkelerle kaplı. Banyo-tuvalet arasına lavaboyu yerleştirmişler ve üstü çadırla kaplı. Pencerelere ise cam yerine sineklik gerilmiş. Taş parkenin bittiği yerde oda ahşap parkelerle devâm ediyor. Ahşap parkenin üzerinde ise yine ahşaptan kocaman bir karyola duruyor. Üzerindeki yerli dokuma pike ve çarşaflar mis gibi kokuyor. Battaniyenin altına bir de sıcak su torbası yerleştirilmiş. Ilık suyla yatak sıcacık olmuş. Üstü yine çadır bezinin devâmıyla örtülü ve koca koca pencereler sineklik teliyle kaplı. İçerden dışarıya bakınca, tabiatı olduğu gibi görmek mümkün. Yemeğimi yiyip, odama döndüğümde bülbüller ötüyordu. Yerliler bülbüle “Yellow Bulbul” diyorlar. Bunu da Wili öğretti.
Yatmak mümkün değil Yatağa girdim ama uyumak ne mümkün. Bülbül şakımaları insanı alıp, başka dünyalara götürüyor. Gece 12’den sonra yağmur başladı. Pıtır pıtır çadıra vuran yağmur taneleri, öyle ahenkli bir müzik ortaya çıkarıyor ki insanın beyni ister istemez oynamaya başlıyor! Eşimi, çocuklarımı, sevdiklerimi düşündükçe uyku gitti, gözüm açıldı. Bir ara dalmışım. Bir saat kadar sonra uyandım. Sabahın 6’sına doğru serçeler ötmeye başladı. Wili, elinde kahve servisi yine gülerek kapıya geldi. “Good morning Mr. Sezer” dedi. Ben ise “Jambo” diye karşılık verdim. Ardından da “My friend” dedim. Wili’nin ağzı kulaklarına varıyordu. Kenya’daki yerliler, sıcak kanlı olduğu gibi beyazları da seviyor. Hele hele onlara biraz iyi davrandın mı, senin için canlarını veriyorlar. Wili’nin canını istemedim ama samimi hizmetinden dolayı çok keyif aldım.
Sabah turu Wili evli ve iki çocuk babası. Kampa yakın bir kabileden. Akşam evine gidiyor, sabah erkenden de kampa geliyor. Wili ile şakalaşırken Lucas geldi. Lukas, Lu Lu Lu kabilesinden. Uzun boylu ve dalyan gibi. Bizim şoförlüğümüzü yapıyor. Ormanı ve hayvanları çok iyi tanıyor. Hangi hayvanın hangi saatte çıktığını, nerede bulunduğunu iyi biliyor. Sabah serinliğinde Lucas ile battaniyelere sarındık ve yola çıktık.

Lucas’la yolculuk çok eğlenceli. Merhaba’nın yerli dilinde karşılığının “Jambo” olduğunu söylemiştim. Allah’a ısmarladık’ın yerli dilindeki karşılığı ise “Kwaheri”. Bir günde Lucas’a öyle alıştık ki, ertesi gün O’na ‘Kwaheri Lucas’ diyeceğim aklıma geldikçe içim burkuluyor.. Lucas’ın, hayvanları iyi tanıdığı gibi bitkiler hakkında da çok derin bilgisi olduğunu öğrendik. Hangi bitkinin reçinesinden sakız yapılıyor, hangi bitkinin yaprakları kozmotikte kullanılıyor, hangisi tuvalet için faydalı hepsini biliyor. Terlediğimizi gören Lucas, aracı durdurup, bir ağacın yapraklarını kopararak geliyor ve “Bunu koltuk altına sürün” diyor. 10 saat ter kokusu yok!.. Türk usûlü sigara içiyor ve izmariti söndürüp, yola sallıyoruz. Lucas’ın suratı biraz asılıyor, ama tepkisinin sigara izmaritinden kaynaklandığını öğrenmemiz zaman aldı. Yolda giderken Lucas cipi durdurdu ve aşağı inip, küçük bir naylon parçasını yerden aldı, bez çantasına koydu. Ben de işte o zaman şafak attı. Sigaramı cipin küllüğünde söndürmeye başladığımı gören Lucas, beyaz dişlerini göstere göstere teşekkür etti.
Hepsi sporcu Kenyalılar genellikle sigara içmiyor. Birçok Kenyalı genç ekmeğini atletizmden çıkarıyor ve dünyaca ünlü sporcular yetiştiriyor. Lucas’ın durumu ise hepsinden farklı. Safari hizmetini profesyonelce yerine getiriyor. Onları iyi eğittikleri belli. Doğrusu Lucas da beni eğitti. O’na şükran borçluyum. Lucas’la öğlene kadar dolandık ve zebra sürülerinin ortasından geçe geçe başka cins hayvanların olduğu yerlere yetiştik. Bir filin yerde yattığını gördüğümüzde yüreğimiz cız etti. Yaşlılıktan ölmüş. Filin üzerine yüzlerce akbaba toplanmış ve karınlarını doyurmaya çalışıyorlar. Arada bir de birbirlerine kabadayılık yapıp, gaga sallıyorlar. Akbabalar filin karnına doğru hamle yaparken, çakallar da uzakta sıranın kendilerine gelmesini bekliyorlar.
Akbaba sürüsü
Gökyüzünde akbabaların daireler çizerek süzülmesi rehberler için daima önemli bir olayın işareti olarak görülüyor. Ya arslan bir hayvanı parçalıyordur, ya bir hayvan sakatlanmıştır, ya da iki hayvan arasında önemli bir kavga çıkmıştır. Biz çok istedik, ama bir türlü arslanın avını parçalıyışını göremedik. Ormanlar kralının etrafına saldıracağını, “Var mı ulan bana yan bakan” diye kasım kasım kasılacağını bekleyen avcunu yalıyor. Arslanlar karınlarını doyurdu mu yatmaktan başka bir şey bilmiyor. Arslanın gücü ve süreti bende olsa ulumalarımla etrafı titretirdim, diye düşündüm. Arslanda gurur ve kibir olmadığı için olsa gerek; hiç de öyle havaları yoktu!.. Öğlen vakti karnımız acıkmaya başladı. Lucas, “Az sonra yemeğe gideceğiz” deyince; gözümüz parladı. Biz kampa geri döneceğimizi zannediyorduk, ama O bizi bir dere kenarında kurulu mutfağa götürdü. Kaldığımız kampın bütün personeli hemen hemen orada sıra olmuş ve yemek hazırlıyor. Kampa gelinceye kadar Lucas bize 5 çocuğu olduğunu ve onların hepsini okutmak için çırpındığını anlattı, eşinin dünyanın en anlayışlı kadını olduğunu söyledi.

Muhteşem denge Avusturya veya İsviçre kayak merkezlerinde, Mısır piramitlerinde, Hindistan’da ve golf sporunun yapıldığı çeşitli ülkelerde Türk’e rastlamak pek mümkün değil. Türklerin böyle hobileri yok. Varsa yoksa Avrupa, eğlence ve alışveriş merkezleri. Kenya’daki tabii parkta da Türk göreceğim düşüncesi hayâlden öteye gitmiyor! Masai Mara’daki olay sadece hayvanları görmek değil. Hayvanlar arasındaki nizam ve intizamı görmek, vahşi diye nitelendirilen sistemin çok ahenkli çalıştığına şahit olmak apayrı bir olay. İnsanın dünyaya bakışı değişiyor. Orada yaşayan insanlardaki saflığı ve entrikadan uzak hayatı hissetmek çok önemli. İnsanların olsun, hayvanların olsun işi av. Çünkü onunla hayatlarını devâm ettiriyorlar. Yerli kabilelerin çok enteresan bir alışkanlığı mevcût: Evcil hayvanları, bilhassa sığırları ortak malları kabûl ediyorlar. Birisi ihtiyacı varsa, karşısına çıkan ineği alıp gidebiliyor. O davranışı kötü bir hadise olarak görmüyor. “Ben hırsızlık yapıyorum” diye düşünmüyor. Onun için de sığırları sürü halinde dolaştırıyorlar ve hepsi hepsinin kabûl ediliyor. Fakat işin enteresan tarafı; hiç kimse de, “Bu nasıl olsa benim malım değil her gün birini keseyim” sorumsuzluğunu göstermiyor. En az tüketilen sığır eti. Sürüleri gözleri gibi koruyorlar.
Hayvanlar alemi Diğer taraftan hayvanlar da ormanda öyle gelişi güzel dolaşıp, her önüne gelene zarar vermiyorlar. Fil, çita, arslan, zebra...Say sayabildiğin kadar. Bütün hayvanlar aile düzeni içinde yaşıyorlar. Babanın, ananın ve ailenin büyük yavrularının birer görevi var. Babanın korumacılığı, ananın yavrularını doyurması, büyük yavruların küçüklere yol göstermesi en belirgin özellikler olarak ortaya çıkıyor. Bazı hayvanlar kendi cinsleriyle, bazıları da karma dolaşıyor. Yine de aile o kalabalığın arasında kendi varlığını hissettiriyor. Tabiatın kanunları çok güzel işliyor. Her hayvanın belirgin özelliği var. Kimisi sesle anlaşıyor, kimisi bakışıyor, kimisi ise işaretleşiyor. Fillerin kendilerine göre şarkıları var. O koca orman deryasında birbirini sesleriyle tanıyorlar. Şayet karşıdan gelen müziğin akordu bozuksa, işin içinde bir hile olduğunu düşünüp, tedbirini alıyor.
Kabile hayatı Kabileler sade yaşasa da, kendilerine mahsus kaideleri var. Kanun haline gelen bu gelenekler sayesinde huzur içinde yaşıyorlar. Kabile reisinin dediğinden çıkmıyorlar. Kabile reisi de astığı astık, kestiği kestik kişilerden değil; sözü dinlenen, güngörmüş kişilerden seçiliyor. Çocuklar hastalıklı ve bakımsız. Ekonomik güçleri zayıf. Doktor nedir bilmiyorlar. Kabilelerde yaşayan insanlar eğitim alıp, şehire taşınmak için fırsat kolluyorlar. Ancak, şehir hayatı da kolay değil. Çünkü Kenya’da çok ciddi işsizlik görülüyor. En büyük geçim kaynakları hayvancılık ve tarım. Çay, kahve ve pancar ekiyorlar. Bir de yiyecekleri sebzeleri yetiştiriyorlar. Hepsinin köyünde su yok. Çamaşırlarını derelerde yıkıyorlar. Televizyon, radyo gibi şeyleri tanımıyorlar.

Ormanlarda tehlike İkindi serinliğinde tekrar ormanların derinliklerine indiğimizde, hayvanları bizi bekler bulduk. Karşımıza çıkan fil sürüsünde yavrular çok ilgimizi çekti. Çekmesine çekti ama ana baba onu öyle bir korumaya almış ki, o koca gövdelerini adeta şemsiye gibi kullanarak, yavrularını gözden uzak tutmayı başarıyorlar. Yavru filin dışarı çıkmasına mani oluyorlar. Nasıl olduysa ağzımızdan çıkardığımız çeşitli seslerin birisine fil yavrusu ilgi gösterdi. Aynı sese devâm edince yavrunun bize doğru hamle yaptığını gördük. Biz seslendikçe fil üç adım geliyor, bir adım geri kaçıyor. Derken bizim cipe kadar geldi. Hortumunu kaldırıp, yuvarlak ağzını açtı ve aynı sesle o da bize bir şeyler söylemeye başladı. Fil yavrusunun çıkardığı ses bir fare sesini andırıyordu. Ana fil soğukkanlılığını bozmadan yavruyu yanına çağırdı, fakat yavrunun bizimle oynamak isteği bu çağrıyı kulak ardı ettirdi. Bir müddet karşılıklı seslerle oynaştık ve yavru fil tekrar ana babasının yanına döndü. Cahil cesur olur, derler. Yavru filin gösterdiği cesaretten dolayı kulağının çekildiği kesin!..
Su yataklarındaki tuzak Lucas bizi nehrin yakınına götürdü. Çamurlu bir su akan dereye ilk baktığımızda bir şeyler göremeyince biz nehrin kıyısına inmeyi ve paçaları sıvayıp, ayakları biraz serinletmeyi düşündük. Lucas hemen ikaz etti. Tehlikeli olduğunu söyledi. Önce biraz bozulduk ama az sonra Lucas’ın ne kadar haklı olduğunu gördük. Çünkü az sonra koca koca timsah ve su aygırları suyun yüzüne çıkmaya başlayınca, nehrin yüzü farklı bir görünüm aldı. Her gördüğün dereyi boş sanma, sözünü orada öğrendik!.. Timsahlardan birisi o koca gövdesini nehrin üzerindeki kuru ağaç dalının üztüne çekti ve koca ağzını açtı. Bir saat sonra aynı yerden geçtiğimizde timsahın ağzının yine açık olduğunu gördük. Timsahlar öyleymiş. Saatlerce ağzı açık olarak dururmuş. Kuşlar dişlerinin arasındaki yiyecek kırıntılarıyla beslenirmiş. Bir kuş da varmış ki timsahın göz yaşlarıyla beslenir ve öylece gözündeki çapaklar temizlenirmiş.
Kesik kulaklar Bizim Anadolu’da ‘kesik kulak’ tabiri vardır. Kulağı kesikliğin uyanıklık ve üç kağıtçılık manasına geldiğini bilirdim de, kesik kulak görmemiştim. Kenya kabilelerinde kadınların kulağının kesik olduğunu gördüm. Ama ne kesik!.. Kulağın içi oyulmuş ve çember gibi dışırda bir kabuk kalmış. Yerli kadınların kulağı çok mu büyük, yoksa kesilince mi büyük gözüküyor bilmiyorum ama memelerine takılan halka halka küpelerle birlikte kulak görüntüsü çok garip bir görüntü veriyor. Herhalde fazla dedikodu yapmasınlar diye alınan bir tedbir diye düşündüm. Çünkü kepçesi oyulan bir kulağın duyma özelliğinin kalacağını zannetmiyorum. Kulağa gelen ses bir yerden girip, öbür taraftan çıkıyor. Kepçe sayesinde iç kulağa yönlendirilmesi mümkün değil!..
Kampa dönüş
Akşam serinliğinde kampa döndük. Duş alıp, lokantaya geldiğimizde bizi güzel bir sürpriz bekliyordu. Wili ve ekibi, yaktıkları mumları masaların üzerine serpiştirmiş. Fenerleri ağaç dallarına asmış ve her masanın yanına havanın serinliğini kırsın diye birer mangal koymuş. İçimizi ısıtsın, diye sebze çorbasını kaşıkla dık. Temiz havada yemek yemek büyük keyif. Ardından sığır bonfilesi geldi ama etler hâlâ kırmızı. Bıçakla incelttiğimiz bonfileyi mangaldaki kömürün üzerine attık. Etrafa yayılan güzel koku herkesin dikkatini çekti. Meğer mangalda et pişirmeyi bilmiyorlarmış. ‘Kendin pişir, kendin ye’den hiç haberleri yokmuş. Bir iyilik yapıp onlara mangal keyfini öğrettik. Kahveleri içip, odalarımıza çekildiğimizde yatağı sevdiğimi anladım. Yorgunluktan uzanır uzanmaz sızmışım. Sabah 5’e kadar derin bir uyku çektim. Elinde kahve tepsisiyle gelen Wili’nin sesiyle uyandığımda kendimi kuş gibi hafif hissettim. Hazırlık ve kahvaltı derken; saat 9 oldu. Yola koyulduk. O sıcak kanlı ve sempatik insanlarla kısa sürede kaynaşmıştık. Ayrılık çok zor oldu. Kwaheri Wili, Kwaheri Bateleur Camp, deyip Lucas’ın cipine atladık. Az sonra yine safariye başladığımız noktaya gelmiştik. Tek motorlu uçağa bindiğimizde içimizden Nairobi’ye gitmek gelmiyordu ama ne yapacaksın. Hayat bu. Bugün buradasın yarın başka yerde. Hatıralar bunun için önemli.

Afrikada safari turu Afrikada safari turu hakkinda aciklamalar Afrikada safari turu konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Afrikada safari turu

 

 

Kadınlar için Tatil yerleri Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 21
Ergenlik sivilceleri Ergenlik sivilce tedavisi
Okunma: 7
Yüksek Topuklu Ayakkabı Modelleri
Okunma: 7
Cartier marka saatler
Okunma: 7
Evliliklerde sorunlar
Okunma: 6
Grip aşısı ne zaman yapılır
Okunma: 6
Lazerle Varis Tedavisi
Okunma: 6
Tansiyon düşüklüğü ve tedavisi
Okunma: 5
Stres Topu
Okunma: 5
Mide şişkinliği
Okunma: 5
Çocuğun sosyal gelişim süreci
Resim
Kapalı telefon
Kapalı telefon

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!