Kadınlarda Yumurtalık kanseri
2008-02-10 12:21:09 Kadinlaricin.net sitesinde Kadınlarda Yumurtalık kanseri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kadınlarda Yumurtalık kanseri ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
50 yaşın üzerindeki kadınların yumurtalık kanseri görülme oranı % 50, 20-40 yaş arası kadınlarda görülme oranı % 10’dur. Yaşla birlikte hastalığa yakalanma oranı artmaktadır. Yumurtalık kanserinden ölen kadınların yarısından fazlası 55-75 yaş arasıdır. Overlerin gerçek tümörleri genellikle karından elle hissedilene kadar veya çok geniş şekilde yayılıncaya kadar sessiz kalırlar. Tüm kadın organlarının kanserleri arasında % 15-20’lik oranda görülmesine rağmen çok sayıda kadın ölümüne neden olur. Kadınlarda kansere bağlı ölüm nedenlerinin sıralanmasında yumurtalık kanserleri 5. sırada, 30 yaşın üzerindeki kadınların bundan konraki hayatlarında yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali % 1.4’tür. 40 yaş üzeri kadınların ölümlerinin ortalama % 2’sinden yumurtalık kanseri sorumludur. Aynı ailede görülme oranı diğer kanser türlerinde olduğu gibi % 20-25’tir. Tam olarak nedeni bilinmez ancak şu özellikleri taşıyanlar daha sık yakalanabilir: Çocuğu olmayanlar, tekrarlayan düşük yapanlar, gecikmiş yaşta gebelik geçirenler, meme kanseri olanlar (bunlarda yumurtalık kanseri olma riski normalden 2 kat fazla görülür) Japonya hariç en sık endüstriyel yönden ileri ülkelerde görülür. Talk pudrası ve nişasta gibi yabancı maddeler hastalığı başlatıcı etkenler olabilir. Halen yumurtalık kanserinin erken teşhisinde yardımcı olabilecek uygun bir teknik bulunamamıştır. Çok az belirti verir. Nadiren altkarın bölgesinde basınç hissi, kuşak tarzında ağrı, mide problemleri, kilo kaybı veya kilo alımı gibi belirtiler görülebilir. 7 cm ve daha büyük kitleler ameliyata alınır. 5 cm. kadar olanlar 1,5-2 ay kadar takip edilir değişiklik olmazsa operasyona alınır. Muayene, ultrason, kanda tümör markerları teşhise yardımcı metodlardır. Teşhis koymakta genellikle gecikilen bu hastalıktan korunmak belki mümkün değil ancak muntazam aralıklarla yapılacak doktor kontrolleri erken teşhis açısından çok önemlidir.
Yumurtalık kanserine doğum kontrol hapı
Amerikalı uzmanlar, yüksek oranda projestin hormonu içeren doğum kontrol haplarının, kadınlarda yumurtalık kanseri riskini azaltmada önemli bir etken olduğunu açıkladı.
Duke Üniversitesi Tıp Merkezi tarafından yapılan araştırmada, yumurtalık kanseri olan 390 kadın ve 2 bin 865 denekte doğum kontrol haplarının etkisi gözlendi. Araştırma sonucunda, yüksek oranda projestin içeren doğum kontrol haplarını en az üç yıl kullananlarda, yumurtalık kanseri riskinin yüzde 50 oranında azaldığı belirlendi.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Dr. Joellen Schildkraut, ‘‘Doğum kontrol haplarını ne kadar uzun süre kullanırsanız, yumurtalık kanseri riski de o oranda düşüyor’’ dedi. Dr. Schildkraut, daha sonra şunları söyledi:
‘‘Bu durumun, hapların kadının yumurtlama sayısını azaltmasından kaynaklandığı varsayılıyordu. Ancak bizim araştırmamız, haplardaki yüksek orandaki projestinin bu işte etkili olduğunu ortaya çıkardı. Diğer dişilik hormonu östrojen ise yumurtalık kanseri riskini azaltmada aynı etkiye sahip değil. Maymunlar üzerinde yapılan bir başka araştırma, projestinin yumurtalıklardaki hücre değişimini hızlandırdığını göstermişti zaten. Bununla birlikte, projestinin göğüs kanseri riskini artırdığına dair şüpheler henüz giderilmiş değil.’’
Yumurtalık kistlerinin tedavisi
Yumurtalık kistleri ile kadınlar her yaş döneminde karşılaşabilirler. Evlilik öncesi genç yaşlarda görülebildiği gibi menopoz öncesi dönemde de görülebilirler. Bunların bir kısmı kötü huylu olabildikleri gibi büyük bir kısmı bizim basit kist olarak adlandırdığımız ve hormon düzensizliğine bağlı iyi huylu kistlerdir. Yumurtalık kistleri çok hızlı büyüyebildiklerinden dolayı genellikle ağrı şikayeti ile belirti verirler veya hızlı bir şekilde kötü huylu olabilirler. Bir kistin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olup olmadığını anlamak için ultrasonografi ve bazı kan tahlilleri yapılmalıdır. Eğer kist iyi huylu ise kisti ilaçla küçültmek mümkün olmaktadır. Doğum kontrol hapları ve buna benzer hormon ilaçları kullanılarak kist küçültülür. İlaca rağmen kistiniz küçülmez ise büyümeye hızla devam eder ise ameliyat olmanız gerekir. Günümüzde bu ameliyatlar eğer kistin yapısı ve büyüklüğü uygun ise laparaskopik yöntem ile yapılmaktadır. Sizin yapmanız gereken bir hastaneye ultrasonografi ve gerekirse kan akımlı ultrasonografi (dopler) ile değerlendirilmeniz, bazı kan tahlilleri yaptırmanız gerekmektedir. Eğer hepsi normal çıkar ise doktorunuz size kisti küçültmek için doğum kontrol hapı veya benzeri ilaçlar verecektir. Yumurtalık kistlerinin çok hızlı büyüyebildiklerinden ve hızlı bir şekilde kötü huylu olabildiklerinden dolayı erken tedaviye başlayabilmek veya büyümelerini engellemek için doğurganlık çağındaki ve özellikle 35 yaşından sonraki bütün kadınların hiçbir şikayetleri olmasa dahi 6 ayda bir kadın doğum uzmanına muayene olmaları gerekmektedir. Bütün hastalıklarda olduğu gibi kadın hastalıklarında da erken teşhis çok önemlidir.
SARIMSAK kanseri önlüyor
Sarımsağın birçok kanser türünü önleyici rolü bir kez daha ispatlandı. Kuzey Carolina Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda, sarımsağın vücudun savunma sistemini, enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı uyardığı belirlendi. Mütehassıslar, sarımsağın içinde bulunan anti kanserojen maddelerin mide ve kalın bağırsak kanserlerinin yanı sıra meme ve prostat gibi kanser türlerine karşı etkili bulunduğunu açıkladılar. Sarımsakla ilgili yapılan 19 ayrı araştırmada, sarımsağın içinde belirlenen yüksek miktarda selenyum ve mineraller anti kanserojen etki yapıyor.
Kansere gen tedavisi
‘‘İnsanda 100 bin gen var. Bu 100 bin genin çok azının yapısını ve fonksiyonlarını biliyoruz şimdilik. Bu çalışmalar sayesinde, insan sağlığıyla ilgili bilgilerimiz artmakla kalmayacak, hastalıklara da gen düzeyinde tanı konulmaya başlanacak. Bu, kanserde erken tanı demek. Çünkü, kanser, gen düzeyinde yıllar boyu süren değişimlerle seyrediyor. Kalıtsal bir tür bağırsak kanseri 20'yi aşkın değişiklikten ve 40 yıla yakın bir zamandan sonra klinik olarak ortaya çıkıyor. Böylece, kanseri ergenlik yaşlarında daha ortaya çıkmadan yakalamak mümkün olacak. Gen tedavileriyle bozuk genlerin düzeltilebilmesi, kansere erken müdahale edilebilmesi anlamına geliyor. Gelecekte, ilaçların vücuda verilme şekilleri de değişecek. Tüm ilaçların ve aşıların ağızdan alınması konusunda çalışmalar var. Yani muzlu bir bebek mamasını çocuğa verdiğiniz zaman, çocukluk çağı hastalıklarına karşı pek çok aşıyı da yapmış olacaksınız. Gen mühendisliği yöntemleriyle, bitkilere yerleştirilen genler sayesinde, bu bitkileri, bir tahılı veya proteini yediğinizde aşılanmış olacaksınız. Moleküler biyoloji, şifalı suda yaşayan bir bakteriden, bir tahıla kadar bütün bu materyali tıbbın ilgi alanına sokuyor.’’
İYİ Kİ GENETİK VAR!
Moleküler biyoloji ve genetik bilimi öyle hızlı gelişiyor ki, çok yakında başta kanser olmak üzere bir çok kalıtsal hastalığa çare bulunacak. Halen devam etmekte olan bir çok uluslararası projenin sonlanmasıyla, tıpta tanı ve tedavi yöntemlerinin köklü değişikliklere uğrayacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Kanser genetiği konusundaki son gelişmeleri anlatan Doç. Dr. Ender Altıok, gelecekten çok umutlu. Bir koli basili, bir maya hücresi ve bir insan hücresi gen düzeyinde birbirleriyle büyük benzerlikler taşıyor. Artık her tür gen, laboratuvar ortamında istenilen miktarda (üç saat içinde bir genden, bir milyon kopya) çoğaltılabiliyor.
Yine tıp ile moleküler biyolojinin elele vermesiyle hastalığın kökenine inebilmek, ona gen düzeyinde müdahale etmek mümkün. Hem de hastalık klinik olarak ortaya çıkmadan önce. Bir insanla bir farenin gen düzeyinde birbirinden çok da farklı olmadığını söylemek de mümkün. Doç. Dr. Ender Altıok, bu farkın yüzde 30'a kadar çıktığını, genleri oluşturan DNA moleküllerinin sayısının - 3 milyar çift- aynı, sadece dizilişlerinin farklı olduğunu belirtiyor.
İÜ Tıp Fakültesi'ni bitirip, mecburi hizmetini yaptıktan sonra, 1987'de İsveç Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü'nde kanserin moleküler biyolojisi üzerine ihtisas yapan Doç. Dr. Ender Altıok, Türkiye'ye 1995'te döndü. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde görev yaptıktan sonra, yeni kurulan Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde göreve başlayan Doç. Dr. Altıok, fakültenin Moleküler Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Başkanı.
Kadınlar sağlık taramasını ihmal ediyor
Kadınlarda kansere bağlı ölümlerin yüzde 10'undan sorumlu olan genital kanserlerin erken tanı ve tedavi ile tedavisinde önemli oranda başarı sağlanmasına rağmen eğitimli bireylerin bile sağlık taramasını ihmal ettiği belirtildi. Çukurova Üniversitesi (Ç.Ü) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aytekin Altıntaş, tüm hastalıklarda erken tanı ve tedavinin önemli olduğunu, ancak kanser türlerinde bunun daha çok ön plana çıktığını söyledi.
Altıntaş, Türkiye'de, kadınlarda kansere bağlı ölümlerin yüzde 10'undan genital kanserlerin sorumlu olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
''Gelişmiş toplumlarda kadınlar yılda bir kez mutlaka genital kanserlere yönelik olarak kontrolden geçmesine rağmen, ülkemizde hastalanmadan önlem almama alışkanlığı var. Eğitimli kadınlar bile yılda bir kez sağlık taramasını ihmal ediyor. Bu da riski artırıyor.
Araştırmalara göre, 79 yaşına kadar yaşayan bir kadında genital kanser gelişme ihtimali yüzde 20'den fazladır. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir.
Genital kanserler arasında görülme sıklığında ilk sırayı serviks (rahim ağzı) kanserleri almaktadır. Bu kanser, erken evrelerde tanı konduğu zaman yüzde 100 tedavi edilebilmektedir.'' Altıntaş, tüm gelişmiş ülkelerde serviks kanser tarama programları bulunduğunu, ancak Türkiye'de uygulamanın henüz hayata geçirilmediğinibelirterek, bunun da ilk cinsel ilişki sonrasındaki 3 yılda, yılda birkez, sonraki periyotta 3 yılda ve ardından da 5 yılda bir kez yapılmasını önerdiklerini bildirdi.
Rahim ağzı kanserlerinde erken yaşta ilişkiye başlayıp 3'den fazladoğum yapanlar ve çok sayıda partneri olanların, menopoz sonrasında daha sık görülen rahim içi kanserinde 52 yaşından sonra hala adet görenlerin risk altında olduklarını belirten Altıntaş, şöyle devam etti:
''En fazla görülen diğer bir tür olan over (yumurtalık) kanserlerinde ise durum daha farklıdır. Karın içerisinde küçük boyutlubir organ olduğu için kanser hızla organ dışına çıkmakta ve yayılmaktadır. Bu kanser türünde risk faktörlerinden birisi ailesel öyküdür. Bunun için yılda bir kez jenekolojik taramayı öneriyoruz.''
Altıntaş, her şeye rağmen görülme sıklığı fazla olsun olmasın kadınların mutlaka kanserin çeşitlerine göre belirli sürelerde jenokolojik taramadan geçmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.
Talk pudrası yumurtalık kanserine neden oluyor
İngiltere'de yapılan araştırmalar talk pudrası kullanan kadınların kansere yakalanma riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu. Londra'daki Barts Hastanesi'nin jinekoloji uzmanlarından Dr.David Oram, karın bölgesinin altına ve cinsel organlarına talk pudrası süren kadınları uyararak, ‘‘Pudranın kimyasal bileşimi çok kuvvetli ve aşındırıcı etkisi var. İç organlara temasında şiddetli reksiyonlara neden olabiliyor. Pudradaki magnezyum silikat maddesi, mineral olup vücuttan dışarı atılması da zor. Yumurtalık kanserine yakalanan kadınların dörtte üçünde pudra kırıntılarına rastlandı’’ dedi.
İngiltere'de senede 28 milyon sterlin değerinde pudra satan sanayi, pudranın kansere yol açtığı haberiyle çalkalandı. Üreticiler iddianın asılsız olduğunu ileri sürdüler. Bu arada prezervatif firmaları 1980 yılından beri pudrasız prezervatif üretiyorlar. Ameliyat eldivenlerini üreten firmalar da uzun zamandır ürünlerinde pudra kullanmıyor. Kadınlarda Yumurtalık kanseri hakkinda aciklamalar Kadınlarda Yumurtalık kanseri konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Kadınlarda Yumurtalık kanseri ,rahim kanseri ,testis kanseri ,yumurtalık kanseri tedavisi,
yumurtalık kanserinin belirtileri, rahim ağzı kanseri, yumurtalık kisti
|