Kadınlar
     
Kategoriler
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuklar
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlara Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Pratik Bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadın sağlığı

» Meme kanseri teşhis

 

Meme kanseri teşhis

Kadinlaricin.net sitesinde Meme kanseri teşhis baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Meme kanseri teşhis ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Meme kanseri teşhis ,resim ,resimleri

 

Minnesota Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, morfinin, kanda bulunan endotel hücrelerini uyarıcı mitogen-activated protein kinase (MAPK) üzerinde etki ortaya koyabildiğini ortaya çıktı. Morfinin yol açabildiği angiogenesis olarak belirtilen durum, kanser tümörlerinin içinde, tümörlerin beslenmesini ve büyümesini sağlayan yeni kan damarlarının meydana gelmesi olarak biliniyor. Araştırma sonucunda; kanser hastalarında ağrıların giderilmesi için, Angiogenesis oluşumununa yol açmayacak yeni ilaçların geliştirilmesini gündeme getirebileceği kaydedilirken, araştırmacılar bu durumun, morfin veya benzeri ağrı kesicilerin insanlarda kanser meydana getireceği anlamına gelmediğini de vurguladı.


Meme kanseri Uzmanlar, yapılan araştırmalara göre karbonhidratlar ile meme kanseri arasında yakın ilişki gözlediklerini açıkladı  Uzmanların italya ve Kanada'da, 5 bin kadın üzerinde yapmış oldukları bir araştırmada, yüksek oranda glisemik karbonhidrat içeren yiyecekler yiyen kadınların, düşük oranda glisemik karbonhidrat içeren yiyecekler yiyenlere oranla meme kanseri riski taşımasının yüzde 30 oranında daha yüksek olduğunu saptadı.

İNSÜLİNİN ETKİSİ
Glisemik karbonhidrat oranı yüksek olan yiyecekler yendiğinde kan şekeri ve insülin seviyesinin yükseldiğini belirten uzmanlar; böylece insülin, göğüs hücrelerinin büyümesini hızlandığını ve zamanla kanser oluşumuna neden olduğunu söylüyor. Kan şekerini dengede tutabilmek için; makarna, meyve, sebze, esmer pirinci öneren uzmanlar; bagel, beyaz ekmek ve beyaz pirinç konusunda dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Fazla kilo meme kanseri yapıyor

Tüm dünyada her 10 kadından birinin yakalandığı meme kanseri`nin oluşumunda, fazla kiloların da ciddi bir etkisi olduğu kanıtlandı. Fazla kiloların, menopoz döneminden sonra meme kanseri riskini 2 kat artırdığını belirten uzmanlar, et ve süt ürünleri gibi yüksek yağ içeren yiyeceklerin tüketilmesi ile meme kanseri riski arasında pozitif bir ilişki olduğunu söylediler. Kadınlarda görülen kanserlerin beşte birini oluşturan meme kanseri`nin, menopozdan sonra artışında fazla kilolar çok önemli rol oynuyor. Araştırmalar fazla kiloların, meme kanserinin menopoz sonrasında görülme riskini 2 kat artırdığını gösteriyor.

Meme kanseri Genle ilgili değil
Ülkemizde her üç kadından birinin şişman olduğunu ifade eden Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat, menopoz öncesi dönemde, şişmanlarda meme kanseri`nin daha az görüldüğüne, hatta zayıflarda daha fazla olduğuna dikkat çekti. Onat, ayrıca bitkisel gıdalarla beslenen kadınlarda, meme kanseri eğiliminin de daha az bulunduğunu ve günlük alkol alım miktarı artışı ile risk artışı arasında da ilişki olduğunu söyledi. Menopozda hormon kullanımının da meme kanseri riskini artıran faktörler arasında yer aldığını ifade eden Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat, “Görülen tüm meme kanserleri arasında irsi meme kanseri yüzde 15’i kapsamaktadır. Bu oranda kalıtımın önemi vardır, ama genel olarak kalıtımsal bir hastalık denemez. Kalıtımsal meme kanseri ile ilgili genler tespit edilmiştir. 300 kadından biri bu geni taşımaktadır” diye konuştu.

Meme kanseri`ne yeni umut

Kansere çare olacak çalışmalara bir yenisi daha eklendi. Oxford Üniversitesi'nde bulunan Klinik Çalışmalar Servisi ve Ünitesi, uluslararası bir çalışma grubu oluşturarak, Tamoksifen adlı ilacın, meme kanseri`nde, kanserin tekrarlama ihtimalini yüzde 50 azalttığını kanıtladı. Bu olumlu sonuç, 30 bin kadın üzerinde yapılan çalışma ile gözlendi.

Bu etkinin, tüm meme kanserlerinde, hastanın yaşına, koltuk altında metastas bulunmasına, ya da hastanın kemoterapi almış olmasına bağlı olmaksızın elde edildiği, belirlendi ve sonuç bütün dünyaya duyuruldu. Meme kanseri`nde etkili olan Tamoksifen, şimdiye kadar, adet gören, ya da genç yaştaki kadınlarda, etkisinin daha az olduğu düşünülerek, ameliyat sonrası tedavide genellikle kullanılmıyordu. Yapılan çalışmalar, bunun aksini ortaya çıkardı.

Çalışma grubunun Türkiye temsilcisi İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Maktav Dinçer, Tamoksifen adlı ilacın meme kanseri nedeniyle ölecek olan her 4 kadından birine hayat kazandırdığını, diğer memede yeni bir kanser ortaya çıkması ihtimalini yarıya indirdiğini söyledi. Bu ilaç sayesinde, meme kanserli genç kadınların daha uzun yaşayacağını vurgulayan Doç. Maktav Dinçer' in verdiği bilgilere göre, Oxford Üniversitesi'nde oluşturulan uluslararası çalışma grubu, Tamoksifen'in, bilinenin aksine, ancak rahim kanserini yüzde bir artırırken, özellikle meme kanserli genç hastalara uzun ömür bahşediyor. Mucizevi ilaç, ameliyat sonrası dönemde daha yaygın bir şekilde kullanılmış olsaydı, dünyada her yıl 20 bin meme kanserli genç kadının hayatı kurtarılmış olacaktı. Doç. Maktav Dinçer, bu sonuçların, bugüne kadar yapılmış olan bütün Tamoksifen çalışmalarının tümü değerlendirilerek elde edildiğini, ilacın olumsuz yan etkileri ile kanser tedavi edici etkisi kıyaslanınca, kurtardığı hayatların 30 kat daha fazla olacağını vurguladı.

Soya meme kanseri riskini düşürüyor
Soya fasulyesinden elde edilen ürünleri kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin yüzde 50 azaldığı tesbit edildi. Çin’de yapılan bir araştırmada bilim adamları küçük yaşlarda başlayan soyalı gıdalarla beslenmenin meme kanseri riskini düşürdüğünü belirlediler. Amerikan Kalp Birliği de soya ile beslenenlerin kolesterol seviyelerin daha düşük olduğunu belirtiyor. Amerika’da soya fasulyesi, vejetaryen sandviçlerde ve bisküvilerde kullanılıyor.

Alkol meme kanseri riskini artırıyor

Birinci dereceden akrabası meme kanseri yakalanan kadınlarda alkolün, meme kanserinin oluşma riskini daha da artırabileceği bildirildi.

ABD'deki Mayo kliniğinde daha önce meme kanseri vakaları saptanmışolan 426 aile üzerinde yapılan ve sonuçları Cancer dergisinde yayımlanan araştırmada, birinci dereceden akrabası meme kanserine yakalanmış kadınlar arasında riskin, alkol tüketenlerde yüksek, alkol kullanmayanlarda ise düşük olduğu görüldü.

İkinci derece akrabası meme kanserine yakalanan ve alkol kullanan kadınlardaki risk oranının ise ilk gruptakiler kadar yüksek olmadığı kaydedildi.

Alkolün meme kanseri riskine etkisinin, yapılacak ayrıntılı araştırmalarla daha iyi anlaşılacağı belirtildi.

Meme kanseri kadına manevi destek acıyı azaltıyor

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) yapılan araştırmaya göre, meme kanserine yakalanmış kadınların psikolojik destek bekledikleri saptandı. GATA Tıbbi Onkoloji Kliniği'nin araştırmasında, giderek yaygınlaşan meme kanserine yakalanmış kadınların, aile ve yakın çevrelerinden aldığı sosyal destek ve benlik saygılarının, hastalığın yarattığı üzüntü, kızgınlık, korkuyu azalttığı ortaya çıktı. Hastaların eğitimi ve onlara sağlanan duygusal desteğin, yaşadıkları acıyı azaltabileceği belirtildi. Araştırmada, ‘‘Meme, kadınlığın kültürel sembolünde ve hastanın benlik saygısında büyük önem taşımaktadır. Danışma, destek ve iletişim, meme kanseri olan kadınların hastalığa uyumunu kolaylaştıran 3 önemli faktördür’’ denildi.

Üç ünlü kadın uyarıyor

Meme kanseri, kalp hastalıklarından sonra ikinci ölüm nedeni. Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve Bristol-Myers Squibb ilaç şirketinin düzenlediği ‘‘Meme Kanserinden Korunma Kampanyası’’ cumartesi günü başlıyor. Perran Kutman, Leyla Alaton ve Hülya

Koçyiğit, televizyon ve sinemada gösterilecek uyarı filminde gönüllü olarak rol aldılar.

Meme kanseri Türkiye'de de Batı ülkelerinde olduğu gibi gittikçe yaygınlaşan bir kanser türü. Bundan 20 yıl önce Türkiye'de en sık rastlanan ölüm nedenleri sayıldığında dördüncü sırada yer alıyordu. Halbuki bugün, kalp hastalıklarından sonra ikinci sıraya yükselmiş durumda...

Batı toplumlarında tüm yaşamları boyunca 8-10 kadından birinde meme kanseri oluşuyor. Son 10-15 yıldır meme kanseri sürekli artıyor.

Türkiye'de de kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseri: Tüm kanserlerin yüzde 15-20'sini oluşturuyor. Türkiye'de yılda yaklaşık 2 bin kadın meme kanserinden ölüyor ve yılda 8 bin kadına yeni meme kanseri tanısı konuluyor. Önceki yıllarda meme kanseri tanısı konmuş kadınlarla birlikte yaklaşık 25-35 bin meme kanserli hastaya tanı, tedavi ve takip hizmetleri verilmesi gerekiyor.

Yalnız 1994 yılında özel ve askeri hastaneler hariç, tüm hastanelerde yatan hastaların 6 bin 850'sinin meme kanserli olduğunu belirtirsek, bu hastalığın önemi daha da iyi anlaşılıyor.

İşte bu tehlikeye karşı, Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve Bristol-Myers Squibb ilaç şirketiyle birlikte dev bir kampanya düzenliyor. Meme Kanserinden Korunma Kampanyası, 18 Nisan'da başlıyor.

Kampanya için televizyon ve sinemalarda gösterilmek üzere 30 saniyelik bir film çekildi. Bu filmde Perran Kutman, Leyla Alaton ve Hülya Koçyiğit gönüllü olarak rol aldılar.

Kampanyanın sloganı: ‘‘Kuşkuyla yaşanmaz!’’ Kanser ve kanserle mücadele, bir kadın figürünün göğüs hizasında yer alan bir çift papatyayla sembolleştirildi.

Kampanya çerçevesinde, sağlık kuruluşlarına, eczaneler, hekimlere ve bazı alışveriş merkezlerine ‘‘Kendi Kendine Meme Muayenesi‘‘, ‘‘Mamografi Nedir?’’ ve ‘‘Kanser Nedir’’ başlıklı broşürler dağıtıldı, ayrıca İnternet'te bir site (www.kanser.org) açıldı.

Bir de meme kanseri konulu bir bilimsel proje yarışması düzenlenecek.

HİPOKRAT'IN KORKUSU

Meme kanseri, çok eski zamanlardan beri biliniyordu. Bu konudaki ilk kayıt, M. Ö. 3000 yıllarına ait bir Mısır papirüsünde yer alıyordu. Mısırlı hekim İmhotep, o zamanlar hastalığı şöyle tarif etmişti: ‘‘Memedeki ur, geniş, sert, büyüyen bir şişlik anlamına gelir; ona dokununca bezden bir topa dokunmuş gibi olursunuz...’’

Eski Yunan ve Roma hekimleri de meme kanserinden dehşet içinde, genellikle tedavisi imkansız bir yara gibi söz ediyorlardı. Tarihin en ünlü hekimi, Yunan Hipokrates hastalığı şöyle anlatıyordu: ‘‘Abdera'daki bir kadının memesinde tümör vardı ve meme ucundan kanlı bir sıvı geliyordu. Akıntı durduğunda kadın da ölmüştü...’’

Orta Çağ'da Hıristiyan dünyası meme kanserine bir azize bile yarattı: Azize Agatha'ya dini inançları nedeniyle yapılan zulüm, memelerinin kesilmesine dek varmıştı. Dolayısıyla bu azize, memesi rahatsız kadınların koruyucu meleği olarak kabul gördü.

Hekimler tümörlü memeyi dağlayarak iyileştirmeye çalışıyorlardı. 20. yüzyıl ise meme kanserinin hem yaygınlaştığı, hem de tanı ve tedavisinde dev adımların atıldığı bir yüzyıl oldu.

Şimdi artık meme kanseri karşısında Hipokrates'in duyduğu dehşete kapılmıyoruz. Çünkü korunma yöntemleri çok gelişti. Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi Başkanı Prof. Dr. Dinçer Fırat'ın verdiği bilgiye göre, erken tanı meme kanserinde kritik bir öneme sahip. Çünkü tedavinin başarısı, tümörün büyüklüğüne, komşu organ ve dokulara yayılıp yayılmamış olmasına bağlı. Örneğin, meme içindeki 1-2 cm çapında bir tümörün tedavisinde iyileşme oranı yüzde 90'lara kadar varıyor. Ama tümör çok daha büyümüşse, koltuk altına yayılmışsa, iyileşme şansı yarı yarıya azalıyor.

Üstelik tümör eğer küçükse, eskisi gibi memenin tümünün alınması da gerekmiyor: Küçük tümörler memenin tamamı alınmaksızın da iyileştirilebiliyor.

Meme kanserinde erken tanı konulabilmesi için sürekli tarama yapılması gerekiyor. Bu taramanın da üç ana unsuru var:

1. Kendi kendine meme muayenesi.

2. Muayenenin hekim tarafından yapılması.

3. Mamografi ve diğer görüntüleme yöntemleri.

Hekimler, 20 yaşın üzerindeki kadınların ayda bir kendi kendilerine memelerini muayene etmeleri ve özellikle adet dönemi geçtikten sonra devam eden anormal şişlik, meme başı akıntıları, cilt çekilmeleri gibi durumlarda hemen hekime başvurmaları gerektiğini belirtiyor.

Kadınların ayrıca 20-40 yaş arasında 3 yılda bir, 40 yaşından sonra yılda bir uzman hekimler tarafından muayene edilmesi gerekiyor.

Mamografi, memelerin düşük enerjili röntgen cihazlarıyla filmlerinin alınması işlemi. Kadınların 40-50 yaşları arasında bu işlemi iki yılda bir, 50 yaşın üzerindeyse her yıl yaptırmaları gerekiyor. Şunu ekleyelim: Bu taramalar yapılırsa, meme kanserinden ölüm oranı üçte bir oranında azalıyor.

KİMLER RİSKLİ?

Meme kanseri ihtimali hangi kadınlarda daha fazla? Gerçi bu özelliklerin bir kadında bulunması, onun mutlaka meme kanseri olacağını göstermiyor, ama bu risk faktörlerini bilmekte yarar var:

Birincisi yaş: Yaşlandıkça meme kanseri riski artıyor. Örneğin 60 yaşından büyüklerde, bu risk 40-60 yaş grubuna göre iki katına çıkıyor.

İkincisi akrabalık ilişkileri: Anne tarafından yakın akrabalarda meme kanserinin bulunuşu, bu riski artırıyor.

Üçüncüsü: Bir memesinde kanser gelişen ve tedavi edilen bir kadının öbür memesinde de kanser oluşma riski oldukça yüksek.

Bu üç önemli faktör dışında bazı başka etkenler de var. Erken yaşta (örneğin 12 yaş) adet görmek, hiç hamile kalmamak, otuz yaşın üzerindeyken doğum yapmak, çocuğunu emzirmemiş olmak, geç yaşlarda (55 yaşın üstü) menopoza girmek, şişmanlık gibi. Doğum kontrol haplarının veya menopoz döneminde kullanılan hormonların (östrojen) meme kanseri riskini artırdığı öne sürülmüşse de, bu bilimsel açıdan kanıtlanmış değil.

Meme kanseri ve erken teşhis

Ülkemizde maalesef göğüs (meme) kanseri kadınlara yeterince anlatılmamakta ve meme hastalıklarının ciddiyeti hakkında kadınlarımız yeterince bilgi sahibi olamamaktadır. Meme kanseri kadınlarda en sık ölüme sebebiyet veren kanser türüdür. Her 9 kadından bir tanesi hayatının bir döneminde bu kansere yakalanır. Ailesinde göğüs kanseri olanlar, hiç doğum yapmayanlar, emzirmeyenler, fazla kilolu olanlar daha çok risk altındadırlar. Genelde devamlı kontrollere gitmeyen hasta tarafından göğüslerde ur tespit edildiği zaman geç kalınmış olmakta ve kanser yayılmış bulunmaktadır.
Kanserin ilk belirtileri genelde göğüslerde ağrı, kızarıklık, göğüs ucundan kanlı sıvı gelmesi, göğüslerde sertliklerin oluşması olmaktadır. Böyle bir durumda hemen hekime başvurmak gerekmektedir. Fakat göğüs kanserinin erken tanısı çok önemlidir. Çünkü küçük bir müdahale ile bu hastalıktan kurtulunmaktadır. Geç kalındığında ise ameliyat genelde yeterli olmamakta, ışın tedavisi gerekebilmektedir.
Göğüs kanserinin erken tanısında yapılması gereken ilk şey meme filmi (mamografi ) çektirmektir. Korkulacak bir yöntem değildir. Mamografi sırasında çok az radyasyon verilmekte ve ağrılı olmamaktadır. İkinci yapılması gereken, kadın doğum uzmanı tarafından normal muayeneler sırasında hastanın bir şikayeti olmasa dahi her iki göğsünün muayenesinin yapılıp hastaya da ayda bir kez kendi kendine de yapacağı yöntemin öğretilmesidir.
Sizin yaşınız itibarı ile ve bu şikayetinizden dolayı hemen bir uzmana başvurmanız, meme muayenenizi yaptırmanız ve bir meme filmi (mamografi ) çektirmeniz gerekmektedir. Unutmayın ki bütün hastalıklarda erken teşhis hayat kurtarıcıdır. Bunun için yapmanız gereken sadece hiçbir şikayetiniz olmasa da en az yılda bir kez bir kadın doğum uzmanına gitmenizdir.

Meme kanseri bayanlarda en sık görülen kanserdir. Hayatı boyunca her on bayandan biri meme kanserine yakalanmaktadır. Yirmi yaş altında çok nadir görülür. Yaşla birlikte görülme sıklığı giderek artar ve 45-55 yaşlarında üst düzeye ulaşır. 55 yaşından sonra artış daha hızlı seyreder.
İlk adet, ilk hamilelik ve menopoz (adetten kesilme) yaşları ile meme kanseri görülmesi arasında bağlantı kuran birçok çalışma mevcuttur. İlk adetini 12 yaşından önce görenlerde, geç görenlere göre meme kanseri görülmesi iki kat daha fazladır. Yine geç menopoza girenler, erken menopoza girenlere göre daha fazla risk taşımaktadırlar. Ayrıca az doğum yapan bayanlarda görülme insidansı, çok doğum yapanlara; ilk hamileliği 18 yaş altında olanlara göre, 30 yaş üstünde olanlarda 4-5 kat fazla meme kanseri gelişme riski saptanmıştır. Bütün bunlar hormon seviyeleri ile meme kanseri arasında ilişki olabileceği düşüncesine neden olmuştur.
Yine diyet ve çevresel faktörler de meme kanserinin gelişiminde etkili faktörlerdir. Annesinde meme kanseri görülen bayanlarda normal popülasyona göre 2-3 kat daha fazla meme kanseri tesbit edilmiştir. Ve aile hikayesi olanlarda meme kanseri daha erken yaşlarda görülmektedir.
Günümüzde meme kanserinden korunmak için önerilebilecek kesin bir yöntem yoktur. Ancak emzirmenin koruyucu olduğu bilinmeli ve bu dönem değerlendirilmelidir. Yine yiyeceklerdeki yağ miktarı azaltılmalıdır. Meme kanserinden korunmanın temeli erken tanıyı sağlamaktır. Erken tanıda en önemli etken hastaların periyodik olarak kendilerini muayene etmeleridir. Şüpheli bulgunun varlığında, en kısa zamanda hekime başvurulmalıdır. İlk başvuru şikayetleri memede kitle, ağrı, büyüme, meme cildinde veya başında çekilme, koltuk altında kitle, meme başı akıntısı veya meme cildinde kızarıklık olabilir. Bunun dışında toplum taramaları, fizik muyane ve mammografi ile yapılabilir. Mammografi ve meme ultrasonografisi tanıda yardımcı yöntemlerdir. Özellikle meme kanseri hastalarda diğer tarafın ve risk altındaki hastaların takibinde yararlanılır. Kesin tanı şüpheli vakalarda yapılan biyopsi ile konur.
Siz de risk teşkil eden grupta olduğunuzdan hiçbir şikayetiniz olmasa da düzenli aralıklarla muayenenizi yaptırıp, mammografi ve meme ultrasonografisi ile takibiniz gerekir.

Meme kanseri
Memeler ter bezi orijinli, ikincil üreme bezleridir. Her bir meme, göğüs duvarının üst orta yüzeyinde yer alır. Kadınlarda memeler süt salınım organıdır, erkekte normalde fonksiyonsuzdur ve gelişmemiştir.
Yetişkin bir kadın memesi süt salgılanım, süt salınım görevini gören birçok dokudan ve yağ dokusundan oluşmuştur. Her meme lob dediğimiz bölümlerden oluşmuştur ve bu loblar her memede ortalama 12-20 adettir. Normal memenin yaklaşık % 80-85’i yağdır. Her iki meme doku bantları ile göğüs kafesine asılı tutulurlar. Memede oluşabilecek tümörler bu bantları sonuçta deride çukurlaşma yapacak şekilde çekebilirler. Genç kızların gelişme döneminde memeler de gelişmeye başlar.
Meme kanserinin kimlerde olacağını önceden bilmek belki mümkün değildir ama kimlerde ihtimalin daha yüksek olduğunu söyleyebilmemiz mümkündür. Genç yaşta hamile kalanlarda, ailesinde meme kanseri hikayesi olanlarda, hiç doğurmamışlarda, doğurmuş ancak bebeklerini emzirmemiş olanlarda meme kanseri oluşma oranı diğerlerine nazaran daha yüksektir. Meme, kadınlarda en sık rastlanan kanser yeridir. Meme kanseri 40-44 yaş arası kadınlarda tüm ölüm nedenlerinin başta gelen sebebidir ve 30 yaş üzerindeki kadınlarda sıklıkla rastlanır. Hastalığın gelişme oranı yaş ilerledikçe artar. Meme kanserli kadınların ortalama yaşı 60-61’dir. Annesi veya kızkardeşi meme kanseri olan kadınların diğerlerine göre hastalığa daha fazla yakalanacakları bilinmektedir. Buna rağmen meme kanserli hastaların % 90’ında kadın akrabaları arasında meme kanseri hikayesi yoktur.
Bir memesinde kanser olan kadınların, diğer memesinde de kanser gelişme riski vardır. Rahim kanseri olan kadınların da genellemeye göre meme kanseri riski vardır. Meme kanserli kadınlarda da yüksek rahim kanseri riski mevcutur. Menopoz sonrası kullanılan östrojen hormonunun kontrolsüz, uzun süre ve yüksek doz kullanımının meme kanseri riskini artırdığına dair bazı yayınlar vardır. Alkol alışkanlığı da büyük ihtimalle meme kanseri riskini artırmaktadır.
Meme kanseri gelişme riski normalden fazla olan kadınlar doktor takibine girmeli ve belirli aralıklarla kontrol edilmelidir. Ne yazık ki meme kanseri olan birçok kadında belirgin risk faktörü yoktur. Bu nedenle tüm kadınların meme kontrollerini yaptırması gereklidir. 20-40 yaşlarındaki kadınların her iki-üç yılda bir meme muayenesi olması, 40 yaşın üstündeki kadınların ise yılda bir meme muayenesi olması gereklidir.

2.5 dakikada 1 kadın meme kanseri oluyor!

Avrupa’da yapılan araştırmalara göre; dünyada 6.5 dakikada 1 kadın meme kanserinden ölüyor, 2.5 dakikada 1 kadın da meme kanserine yakalanıyor. Hayat boyunca her 10 kadından 1’inin de meme kanserine yakalanacağının tahmin edildiğini bildiren uzmanlar, meme kanserinde erken teşhisin önemine işaret ederek; “kadınların özellikle 20 yaşından sonra göğüs muayenesi yapmasını ve 40 yaşından sonra yılda 1 kez mamografi çektirmesini” öneriyor.

‘Kansersavar’ yiyecekler
Son yıllarda yapılan araştırmalarda elde edilen sonuçlar; kadınların korkulu rüyası olan meme kanseri ile beslenme arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre; özellikle vitamin ve mineraller açısından zengin olan sebze ve meyveler, meme kanserine yakalanma riskini azaltıyor.
Çeşitli kadın ve sağlık dergilerinde yer alan araştırmada; meme kanserine karşı etkili olduğu belirlenen yiyeceklerden örnekler de verilmiş. İşte bu yiyeceklerden bazıları:
Havuç suyu: Beta karotenin meme kanseri riskini azalttığı birçok araştırmada dile getiriliyor. Havuç ise beta karoten açısından en zengin yiyeceklerin başında geliyor.
Turp: Turpun içinde bulunan bir madde, östrojen seviyesini ayarlıyor. Bu da meme kanserine yakalanma riskini düşürüyor.
Süt: Bir kupanın yarısına süt, içine de yarım çay kaşığı badem özü katın. Sütte bulunan linoleik asit meme kanserine karşı etkili.
Domates suyu: Son yıllarda yapılan bir araştırma domatesin içinde bulunan "Iycopene" adlı maddenin meme kanserine karşı etkili olduğunu ortaya koydu.
Brokoli: Fareler üzerinde yapılan araştırma, brokolinin içinde bulunan bir maddenin tümörler üzerinde etkin olduğunu saptadı.
Üzüm suyu: Tüm meyve suları arasında en güçlü antioksidan etkiyi gösteren içecek.
Zeytinyağı: Zeytinyağı kullanımının yaygın olduğu Akdeniz ülkelerinde meme kanserine daha az rastlandığı biliniyor.
Sarımsak: Yapılan laboratuvar çalışmaları sırasında sarımsağın, deney tüpündeki kanser hücrelerini yok ettiği tesbit edilmiş. Sarımsak, meme kanserine karşı verilecek savaştan galip çıkmanızı sağlayacak en önemli silahlardan biri olabilir.
Ispanak: Haftada iki kere ıspanak yiyen kadınların göğüs kanserine yakalanma riski diğer kadınlara göre yüzde 50 daha az.
Ton balığı: İşte bir omega 3 hazinesi daha! Meme kanserinden korunmak amacıyla hazırlanan diyet programında ton balığı da yer alıyor.
Portakal suyu: Portakalın beyaz kenarlarında bulunan vitaminin meme kanserine karşı etkili olduğunu deneyler ortaya koydu.

Kanser düşmanı yiyecekler
Brokolide bulunan ve kansere karşı savaşan hücreleri aktifleştiren “sulforaphane” maddesiyle, tavukta bulunan yine kanserden koruyucu selenyumun birlikte alınması, tek başlarına yenmesinden 13 kat daha fazla etkili oluyor.

İngiltere’deki Gıda Araştırma Merkezi’nde (IFR) yapılan deneylerde ortaya çıkan bu sonucun, yakın gelecekte kanserle savaşan “özel yiyecekler”  tasarlanmasını sağlayabileceği belirtiliyor.

Kanseri önleme ve tedavide etkili olan “sulforaphane” adlı madde, brokoli, soya filizi, lahana, su teresi ve rokada; selenyum da fındık, kümes hayvanları, balık, yumurta, ayçekirdeği ve mantarda bol miktarda bulunuyor. Selenyum eksikliğiyle pek çok kanser türü arasında ilişki olduğunu belirten uzmanlar, bu iki tür yiyeceğin karıştırılmasıyla daha güçlü bir “kanserden korunma etkisinin” ortaya çıktığını ifade ediyor.

Laboratuvarda, kanser hücrelerinin oluşumunda etkili olan genler üzerinde yapılan deneyler, “sulforaphane” ve “selenyum” maddelerinin birlikte kullanımının, tek başına kullanımdan çok daha etkili olduğunu gösteriyor.

Kanser tedavisi kemik eritiyor

Erken menopoz döneminde olup meme kanseri tedavisi gören kadınlarda osteoporosis riskinin yüksek olduğu belirlendi. Araştırmalara göre, kemoterapi uygulanan erken menopoz dönemindeki kadınlarda, bir yıl sonra yüzde 8 oranında kemik kaybı meydana geliyor. Omurgada ve kalçada meydana gelen yüzde 8 oranındaki kemik kaybının, menopoz sonrası meydana gelen kemik kaybının dört katı olduğuna dikkat çeken araştırmacılar, kemoterapi sırasında kalsiyum ve D vitamini almanın gerekliliğine işaret ediyorlar.

Meme kanseri

Amerikan Kanser Organizasyonu'nun yaptığı bir araştırmaya göre dünyada her on kadından biri meme kanserinden mustarip. Her üç dakikada bir yeni bir meme kanseri teşhisi koyuluyor. Her 12 dakikada bir ise bir kadın meme kanserinden ölüyor. 40-49 yaşları arasındaki kadınlara yılda bir, 50'li yaşlarda ise yılda iki kez meme muayenesi ve mammografi öneriliyor.

Risk faktörleri

Meme kanserine yakalanma riskinizin yüksek olup, olmadığını belirleyebilirsiniz. Eğer ailenizde, özellikle annenizde, kızkardeşinizde meme kanseri varsa, hiç çocuk doğurmadıysanız, 35 yaşından büyükseniz, hiç emzirmediyseniz, selim meme hastalığınız varsa, radyasyona maruz kalıyorsanız, diğer memenizde kanser varsa, sık alkol alıyorsanız, şişmansanız, rahim, yumurtalık ve kalın bağırsak kanseriyseniz kontrollerinizi hiç ihmal etmemelisiniz.

Belirtileri nelerdir?

Meme kanserinin belirtileri arasında ağrı var. Ama sadece yüzde 11 oranında! Ağrı olmaması sizi yanıltabilir. Her iki memeyi karşılaştırdığınızda, şekil ve büyüklük farkı, meme başında değişiklik, meme başının ters dönmesi, meme cildinde çökme, meme başında veya derisinde kalınlaşma, kırmızılaşma ve pullanma, meme cildindeki damarlarda belirginleşme, meme başından kendi kendine gelen akıntı, meme kanserinin belirtileri arasında. Ancak sadece bu belirtilerin görülmesinin anlamı yok, mutlaka bir uzman tarafından ayrıntılı şekilde incelenmeli ve teşhis koyulmalı.

Teşhiste gelişme

Meme kanseri teşhisi koyulabilmesi için mammografi yapılıyor. İntermed Tıp Merkezi'nin verdiği bilgiye göre, meme ultrasonognafisiyle ilgili cihazlar hızlı bir şekilde gelişiyor. Örneğin Bennett Contour Plus her yana yatabilme özelliği nedeniyle memenin altının en iyi biçimde görülmesini sağlıyor ve daha az şua veriliyor. Üç boyutlu dijital ultrasonografi cihazı da yine meme hastalıklarının teşhisinde kullanılan modern cihazlardan.

B vitamini

British Medical Journal Türkiye'de yayınlanan bir habere göre, B vitamini kalp hastalığı riskini azaltabilir. Amerikan Tıp topluluğu dergisinde yayınlanan bir çalışmanın sonucunda, vitamin B6 kadınlarda koroner kalp hastalığı riskini azaltabildiği saptandı. Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı 'ndan Dr. Eric Rimm tarafından yürütülen araştırmada, 80 bin kadınla anket yapıldı. Tükettikleri vitamine göre beş gruba ayrıldılar ve 14 yıl boyunca takip edildiler. En fazla vitamin alan grupta, en düşük kalp krizi geçirme oranı saptandı.

Tümör tedavisi

Daha önce kanser hücrelerinin beslenmesini önleyerek tümörlerin farelerde küçülmesini sağlayan bilim adamları, bu defa da molekül kullanarak, sağlam hücrelere zarar vermeden farelerde kanser hücrelerini öldürmeyi başardılar. ABD'de yayınlanan Journal Nature Medicine adlı tıp araştırmaları dergisinde yer alan araştırma raporunda, çalışmanın Seatle kentinde kurulu Immunex adlı özel bir firma tarafından yapıldığı belirtildi. Farelere, önce insanlardan alınan göğüs ve kalın bağırsak kanseri tümör hücrelerinin enjekte edildi, iki hafta sonra tümörlerin oluşmasıyla birlikte moleküller verildi. Farelerdeki tümörlerin % 70 ile 100 arasında küçüldüğü görüldü. Aynı kanser tümör hücreleri verilen ve tedavi edilmeyen farelerde ise bilim adamları, kanser hücrelerinin büyümeye devam ettiğini gözlediler.

Meme kanseri önlenebiliyor

Tıp dünyası, geçtiğimiz günlerde önemli bir açıklamayla çalkalandı. Medyayı da uzun süre işgal eden bu açıklama, yapılan çalışmalar sonunda meme kanserinin de önlenebilir bir hastalık haline geldiğini belirtiyordu.

20 yıla yakın bir süredir meme kanserinin tedavisinde kullanılan Tamoxifen’in meme kanseri riski yüksek kadınlarda kullanılması halinde, kansere yakalanma riskini büyük oranda azalttığı ortaya konuldu.

1992 yılında başlatılan çalışma sağlıklı kadınlarda Tamoxifen kullanılmasının etki ve yan etkilerini ortaya koymayı amaçlıyordu. Amerikan Milli Kanser Enstitüsü’nün sponsorluğu ve denetimde yapılan bu çalışmada 13 bin 388 kadın incelemeye alındı. Bu grubun yarısı Tamoxifen alırken diğer yarısı da etkili madde içermeyen ama gerçek ilaçla aynı görüntüde olan hap (plasebo) kullandı. Bu tür çalışmalarda plasebo kullanılması, gerek hastaların ve gerekse hastaları takip eden doktorların psikolojik açıdan etkilenmelerini önlemeyi amaçlamaktadır.

Çalışmanın altıncı yılında, planlanan süreden 14 ay önce, sonuçların tartışılmaz bir netlikte olması üzerine çalışma sonlandırılarak açıklama yapılması kararlaştırıldı.

Sonuç çok başarılı

Çalışmanın açıklanan sonuçlarına göre meme kanseri açısından risk altında olan kadınların düzenli olarak Tamoxifen kullanması halinde meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 45 oranında azaldığı görüldü. Tamoxifen sadece kitle oluşturan kanser türlerinde değil, tıp dilinde duktal in-situ kanser denilen kanal içi kanser türlerinin oluşmasını da önemli ölçüde önlüyor. Çalışmanın planlanandan 14 ay önce sonlandırılmasının amacı, korunma oranının tartışılmaz derecede iyi olması nedeniyle, etkili ilaç değil de plasebo alan kadınların da bir an önce etkili ilaca dönüp korunmaya başlamasıdır.

Çalışma, menopozdaki kadınların Tamoxifen kullanması halinde kalp krizi ve kemik kırıkları açısından da korunup korunmadığını araştırmayı amaçlıyordu. Sonuçların değerlendirilmesinde Tamoxifen ve plasebo alan kadınlar arasında kalp krizi geçirme açısından bir fark olmadığı, buna karşılık kalça bilek ve omurga kırıkları açısından Tamoxifen kullananların büyük oranda korunduğu da görüldü.

Kimler kullanmalı

Sonuçlar bu denli olumlu sonuç verdiğine göre her kadın bu ilacı kullanmalı mı? İlacın yan etkileri var mı?

Sık sık belirttiğim gibi yan etkisi olmayan ilaç yoktur. Tamoksifen’in de yan etkileri var. Bunlardan ikisi çok önemli. Yan etkilerden biri, vücuttaki damarlarda pıhtı oluşması. Özellikle bacaklardaki toplar damarlarda ve akciğer damarlarında pıhtı oluşup buralara hasar vermesi. İkinci yan etki de seyrek de olsa Tamoksifen kullananlarda rahim iç zarı (endometrium) kanseri görülmesi. Bunların ikisi de önemli yan etkiler, ama düşmanının neler yapabileceğini bilirseniz ondan korkmazsınız. Bu ilacı kullanan kişileri belirli aralıklarla kontrol edip rahim kanseri riskinin artması halinde ameliyatla rahmi alarak hastanın riski ortadan kaldırılabilir. Yan etkiler önemli olduğu için doğru olan, her kadına bu ilacı kullanmak değil. Damar tıkanması ya da rahim kanseri riskini göze alabilmek için, meme kanserine yakalanma riskinin çok daha yüksek olduğu vakaları tercih etmek gerekir.

Kimler risk altında

Meme kanserinin ortaya çıkmasında genlerin rolü çok önemli. Bu nedenle annesi, kızkardeşi ya da kızı gibi birinci derece yakınlarında meme kanseri teşhis edilmiş olanların riskinin fazla olduğu kabul edilir.

Memelerinde kansere dönüşme riski fazla kitleler bulunan ya da karsinoma in-situ denilen başlangıç kanserleri teşhis edilmiş bulunan kişiler de risk altında. Riski arttıran başka faktörler de var. Yaşın 60’ın üzerinde olması da diğer risklerin etkisini arttırıyor. Ayrıca ilk adetin erken olması, doğum yapmamış olmak ya da ilk doğumun geç yaşlarda olması gibi faktörler de risk değerlendirmesinde ele alınıyor.

Bütün bu bilgilerden sonra kimlerin ilaç kullanması gerektiğine, hastayı ayrıntılı olarak inceleyen doktorun karar vermesi gerektiği ortaya çıkıyor. Hastanın rahim tetkikleri yapılarak rahim kanseri riski araştırılacak, özellikle bacak damarlarında varis vb. durumların olup olmadığı incelenecek, öte yandan da meme kanseri oluşma riski değerlendirilecek, sonuçta her ikisi de terazinin kefelerine konularak ağır basan kefeye göre karar verilecek. Tedaviye başlandıktan sonra da belirli aralıklarla kontrol yaparak tedavinin kesilmesini gerektiren bir durumun ortaya çıkıp çıkmadığına bakılacak.

İşte hekimliğin sanat yönü burada önem kazanıyor.

Meme kanseri risk

Eğer çok merak ediyorsanız, meme kanserine yakalanma riskinizi hesaplayabilirsiniz. Amerikan Kanser Birliği'nin hazırladığı bu testin, size uygun olan maddelerinin yanındaki rakamları toplayın ve değerlendirmeyi okuyun.

Yaşınız 35'in altındaysa; 10 puan;

35-39 yaşları arasındaysanız; 20 puan;

40-49 yaşları arasındaysanız; 50 puan;

50 veya daha yaşlıysanız; 90 puan;

Memelerinizle ilgili bir hastalığınız olduysa; 10 puan;

Akciğerlerinizde bir problemle, kistle karşılaşıldıysa; 15 puan;

Daha önce meme kanseri teşhisi koyulduysa; 100 puan;

Geçtiğimiz yıl içinde bir doktor elle meme muayenesi yaptıysa ve mammogram çektirdiyseniz:-25 puan;

Mammogram çektirmediyseniz, doktora da gitmediyseniz; 0 puan;

30 yaşından önce bebek sahibi olduysanız; 10 puan;

30'dan sonra bebek sahibi olduysanız; 15 puan;

Eğer hiç hamile kalmadıysanız; 20 puan;

Her ay kendi kendinizi muayene ediyorsanız:-10 puan;

Düzenli muayene etmiyorsanız; 0 puan.

Değerlendirme: Kendinize verdiğiniz puanları toplayın. 100'ün altındaysa; meme kanserine yakalanma riskiniz düşük. 100-199 puan arasındaysa; meme kanserine yakalanma riskiniz ılımlı düzeyde. Ne çok fazla, ne çok az. 200 ve yukarısındaysa; meme kanserine yüksek oranda yakalanma riskiniz var.

. Meme kanseri teşhis hakkinda aciklamalar Meme kanseri teşhis konusunda bilgiler

 

Kadın sağlığı Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 15
Şeker Hastalığı Açlık Tokluk kan şekeri kaç olmalı
Okunma: 14
İshal nasıl geçer
Okunma: 11
Referandum nedir?
Okunma: 8
Çocuklarda Yaz İshali
Okunma: 7
Tansiyon düşüklüğü ve tedavisi
Okunma: 6
Gerdek gecesi
Okunma: 5
İstanbul havuz rehberi
Okunma: 5
Kolesterol Nasıl Düşürülür
Okunma: 4
Enerjik olmak için ne yapmalı
Okunma: 4
Rus turistlerin tercih ettiği oteller
Resim
Çalgılı Kahveler
Çalgılı Kahveler

 |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!

Saglikarsiv Sigorta Kadınlar İçin Blog