Kanser nasıl oluşur ?
2010-07-08 09:45:53 Kadinlaricin.net sitesinde Kanser nasıl oluşur ? baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kanser nasıl oluşur ? ile ilgili yazi bulunmaktadir.

‘2023 yılında 60 yaş üzerindeki kanser ölümlerini % 15 azaltmak istiyoruz. Böylece kanser vakalarının da % 60’ı kontrol edilebilecek. Ama bir kısım kanser türlerini, örneğin kemik ve beyin tümörlerini tamamen yok etmek mümkün değil. Buna karşılık akciğer ve sindirim sistemine bağlı kanserler tamamen ortadan kaldırılabilecek.
Dışarda mı?
ABD ile gelişmiş ülkelerde son beş yıldır artık kanser vakaları inişte... Zaten, Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün bir bildirisinde, 15 yılda kanserden ölümlerin yok edileceği bildiriliyor.
SİGARA BELASI
Türkiye’de...
Maalesef büyük artış var. 10 yılda yüz binde 153’ten, yüz binde 216’ya yükseldi. Akciğer kanseri çok artıyor. Baş nedeni, sigara... Türkiye’de sigara kullananların sayısı her geçen gün artıyor.
Bizde kansere karşı neler yapılıyor?
AB’nin de benimsediği ciddi bir projemiz var; ‘2023-Kansersiz Yaşam Projesi’. Önlenebilecek kanserlere karşı eğitim açısından büyük bir savaş veriyoruz, özellikle de çevre kirletilmesine karşı... Bizde akciğer zarı kanseri dünya ortalamasından 4 bin kat fazla... Bazı bölgelerdeki Erioit ev aspestli toprakları solumaktan kaynaklanıyor; bu köyleri taşıyoruz.
CEP TELEFONUNA DİKKAT
Yani özetlersek...
Kanserin etkilerinin en başta çevreden, hava kirliliğinden, beslenmeden, sigaradan doğduğunu unutmamamız gerekiyor. Egzoz da büyük etken, artık içindeki kurşun yok edilebiliyor. Şimdi önemli bir sorun, termik santrallarından çıkan tozun çevreye kanserojen etkisi yapması.. İskenderun’da batırılan gemi, Karadeniz’e bırakılan variller ve Çernobil de çevre etkilerine giriyor.
Her üç kanserden ikisini yok edebiliriz; çevre ve beslenme ile sigaraya özen gösterirsek...
Cep telefonları...
Elektromanyetik yaydığından çevresel etkiye giriyor. Vaka var mı derseniz.. Bunu henüz bu nedene bağlamak zor. Ancak uzun vadede risk oluşturabileceğinden gelişmekte olan ergen çocuklarda cep telefonunun kulaklıkla konuşulması öneriliyor.
ULUSAL KANSER ENSTİTÜSÜ’NÜ KURAMADIK
Beslenmemiz..
Çok kötü, büyük sorun... Son yıllarda sindirim sistemi kanserlerinde bu nedenle büyük artış var. Vatandaşı kanserojenler hakkında uyarmaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz, bu konudaki denetim Tarım Bakanlığı’na devredildi. Geçiş dönemi nedeniyle bir aksaklık oldu ama tüketicinin çevre bilinci arttıkça olumlu gelişmeler sağlayabileceğiz. Yoksa devlet herkesin peşine düşemez.
Gıda sahtekárları ve vurguncuları...
Ne yazık ki, çok kolay yoldan para kazanıyorlar. Bilinçsiz bir toplumuz, sağlığımıza dikkat etmiyoruz. Bu durum sürerse, dünyada 10 yıl içinde kanser vakaları % 350 artacak.
Çevre ile savaşmamız, bir eylem planı ortaya çıkarmamız gerekiyor. Kanser konusunda Mısır’da bile ciddi çalışma var ama bizde henüz bilimsel altyapı çalışmasını oluşturacak ‘Ulusal Kanser Enstitüsü’ yok. İnşallah yeni bakanlık yasası ile çıkar.
İlletin bedeli
TÜRKİYE, resmi kayıtlarına göre kanser tedavisine ve ilaçlara yılda 6 milyar dolar harcıyor; özel ve yurtdışındaki tedavi bedelleri ise henüz saptanamıyor.
Bu neredeyse ihraç ettiğimiz otomobiller ve öteki araçlardan gelen döviz miktarına yakın.
Bakan Osman Pepe ‘çevreyi’ görmüyor
GEBZE Dilovası’nda kanser vakalarının Türkiye ortalamasının beş kat üzerinde olduğunun köşemizde yer almasından sonra sorunun yerel gazetelerde manşetlere taşınması, özellikle de Kanal D’nin bu konudaki yayınları, Çevre ve Orman Bakanlığı’nı acaba harekete geçirdi mi? Hiç sanmıyoruz, hepsi göstermelik denetim...
Yöre halkının bu kadar tepkisine ve yapılan yayınlara karşın bölge milletvekili Pepe bu konuda nedense suskun kalıyor. Bakanın yöredeki fabrika sahipleriyle dost olduğu, hatta bunlardan birini sık sık ziyaret ettiği biliniyor.
Yazılarımızdan sonra yerel gazetelerde ilginç bilgiler yer aldı.
‘Gebze Haber’ yazıyor:
‘Pepe’nin talimatı üzerine İzmit çevre ekipleri, Kilezdere’yi kirleten fabrikalara baskın yaptı... Ancak Dilovası ve Gebze’nin başına bela olan Dilderesi ve dolayısıyla Marmara’ya sanayi ve evsel atıklar ulaştıran diğer dereleri hangi kuruluşların kirlettiği ne zaman tespit edilecek?’
Marmara Gazetesi, Dilovası Belediye Başkanı Musa Kahraman’ın beldede yaşanan çevre sorunlarının çekilmez olduğuna dikkati çekerek ‘Halkı biz zaptedemiyoruz’ dediğini yazıyor.
ÇORBA DAĞITTI AMA
Gazete, asıl haddehane ve boya fabrikalarının atıklarını saldığı Dilovası deresi neden kontrol edilmedi diyor.
‘Demokrat’ Gazetesi, Bakan Osman Pepe’nin geçen hafta Gebze’de iki gün cadde ve sokak esnafını ziyaret ettiğini, iftarda çorba dağıttığını (fotoğraflı) yazarak şöyle diyor:
‘Pepe ne hikmetse sanayi kuruluşlarının çevreye yaydığı kirlilik nedeniyle insanların hastalıktan telef olduğu Dilovası’na bir türlü gitmedi. Ben isterdim ki çorba dağıtırken poz üstüne poz veren Bakan Pepe, ayağına çizmeleri giyerek bizlerle birlikte Dilovası’nda derelere sanayi atıklarını bırakan tesisleri gezsin, denizden tozu dumana katan demir çelik tesislerini bir görsün...’ (Atık gemisi Ulla’nın 14 Eylül’de batmasından bu yana Bakan İskenderun’a da gitmedi.)
İnsanın inanası gelmiyor ama doğru bunlar.
Haberlere göre, Dilovası’nda çevre ekiplerinin ölçüm yapacağı anda köstebekler birilerine haber veriyorlarmış... (Dilovası’na gittiğimizde bazı tesislerin filtrelerini hemen çalıştırmaya başladıklarını, biz döndükten sonra belediyeden bize haber verdiklerini söylemeliyiz.) Zehirli baca gazı atıklar gece salınıyormuş... İşlenmek üzere yurtdışından getirilen paslı demirlerin analizi yapılmıyormuş; bunlar yağmur yağdığında denize akıyormuş...
Dilovalıları kanser öldürüyor, acaba bunlar kimin umurunda!
Kanser düğümü Sigaranın insan sağlığı üzerinde yaptığı olumsuz etkiler son günlerde sık sık gündeme taşınıyor. Konuyla ilgili en son etkinlik Çin'in başkenti Pekin'de düzenlendi. Dün başlayan Uluslararası Tütün ve İnsan Sağlığı Konferansı'na dünyanın dörtbir köşesinden 2000'den fazla bilim adamı ve uzman katılıyor. Bilim adamları ve uzmanlar tütünün sağlık üzerindeki etkilerini büyüteç altına koyacaklar ve sigaranın zararları konusundaki en somut bilgileri kamuoyuna açıklayacaklar. Bir Çinli'nin geliştirdiği bir tür ağızlık, düğümlenmiş bir sigara şeklindeki fiberglastan bu dev heykelle tanıtıldı.
Kansere karşı yeni silahlar Ünlü Alman dergisi Stern, son sayısında kanserle mücadele alanındaki yenilikleri kapak konusu yaptı. Tıp uzmanları, devrim niteliğinde adımların atıldığı bir döneme girildiğini müjdeliyorlar.
Tıp dünyasında kanser hastalığının tedavisi için geliştirilen yeni yöntemleri kapak yapan Alman Stern Dergisi'ne göre önümüzdeki dönemde her yıl yüzbinlerce kişinin ölümüne yol açan kansere karşı büyük bir savaş başlayacak. Yeni bir tedavi yöntemi sayesinde hastaların kanserin pençesinden kurtulma şansı hızla artacak.
Uzmanlar özellikle üçlü bir tedavi kombinasyonunun kanserin tedavi edilmesinde büyük fayda sağlayacağı görüşündeler. Antikor vazifesi görecek olan Anti-Her 2 gibi ilaçlar kanser hücrelerinin büyümesini kontrol altına alacak. Sentetik olarak geliştirilen peptidler, damarların tümör hücrelerini beslemelerini engelleyecekler. Geliştirilen aşılar vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirerek, katil hücrelerin hastalıklı hücreleri avlamasını sağlayacaklar.
New York'taki Memorial Sloan Kettering Hastanesi'nde meme kanserine yakalanmış kadınlara uygulanan Anti-Her 2 tedavisi, klinik testlerde önemli bir başarı sağladı. Anti-Her 2 adlı ilaçta yer alan antikorlar kanserli hücrelere besin taşıyan damarları bloke ederek tümörleri kurutuyor. İlaç 450 hastanın üçte birinde olumlu sonuçlar verdi. Anti-Her 2'yi geliştiren Genentech, ilacın ABD'de patent alıp piyasaya çıkacağını umuyor.
New Jerseyli Robert Styker da yeni tedavi yöntemleri sayesinde kanser hastalığından kurtulmuş bir hasta. 1992 yılında akciğerlerinde ameliyatla alınması mümkün olmayan tümörler teşhis edilen Styker, ilk önce ışın tedavisi ardından kemoterapi görmüş. O zaman 55 yaşında olan Styker, hastalığın tekrarlayabileceğine kesin gözüyle bakıyormuş. Ancak New Jersey'deki Memorial Hastanesi'nde yeni bir aşının kendi üzerinde denenmesine izin veren Styker, bugün hâlâ yaşıyor.
Almanya'da ise yine öleceğine kesin gözüyle bakılan 37 yaşındaki cilt kanseri hastası iki çocuk annesi bir kadın, kişiye özel geliştirilen bir aşı sayesinde hayatta kalmış. Frankfurtlu onkolog Alexander Knuth'un cilt tümörlerinden aldığı melonom hücreleriyle hazırladığı aşıyla hasta tedaviden 13 yıl sonra şimdi sağlıklı bir yaşam sürüyor. Yumurtalık kanseri
WashIngton Üniversitesi Kanser Araştırmaları Merkezi'nde, 313'ü yumurtalık kanseri teşhisi koyulan 735 kadın ile yapılan bir çalışmanın sonucunda, vajinal bölgede kullanılan pudra ve spreylerin yumurtalık kanseri riskini artırdığı belirlendi. Banyodan sonra düzenli kullanılan pudra yumurtalık kanseri riskini yüzde 60 oranında yükseltiyor. Spreylerin ise yüzde 90 oranında artırdığı tahmin ediliyor.
Kan kanserine karşı yeni bir aşı Kan kanserine karşı geliştirilen yeni bir aşının denemelerinin başarılı olduğu bildirildi. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) uzmanlarından Prof.Larry Kwak yaptığı açıklamada, Genzyme Transgenics firması tarafından geliştirilen aşının, Brill-Symers hastası olduğu belirlenen 7 kişiden 6'sında klasik bir kemoterapi tedavisinin ardından geriye kalan kanserli hücreleri ortadan kaldırdığını ya da en azından azalttığını belirtti.
Prof.Kwak, San Diego kentindeki Amerikan Hematoloji Birliği'nin yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, hastalarda özellikle T hücrelerinin (CD8+), bağışıklık sisteminin bir yanıtı olarak ortaya çıktığını, bu tedaviden önce hiçbir bağışıklık yanıtının tespit edilmediğini kaydetti.
Yeni geliştirilen aşının, bağışıklık sistemini güçlendirici proteinler içerdiği ve hastaya kemoterapiden sonra ayda 5 doz şeklinde ve aşının hastanın bağışıklık sisteminin tepkisini artıracak bir başka proteinle birlikte verileceği ifade edildi.
Kansere gen terapisi Akciğer kanserine karşı bir zafer daha mı geliyor? Fransız araştırmacılar ‘gen terapisi’ adını verdikleri bir metodla tümörü kurutmayı deneyecek. Eğer umut edildiği gibi sağlanan bağışıklık kalıcı olursa, bir çeşit ‘kanser aşısı’ bulunmuş olacak.
AKCİĞER kanserinde bir umut daha doğdu. Fransa'nın Villejuif kentindeki Gustave-Roussy Enstitüsü, akciğer kanserine karşı, hastalıklı hücrelerin genetik kodunu değiştirerek bağışıklık sistemini uyandırmayı ve hücreleri tümörü yok etmeye zorlamayı deneyecek. Bu metoda ‘gen terapisi’ adı veriliyor.
Projenin mimarı Prof.Thomas Tursz çalışmalarını şöyle özetliyor: ‘Bir hasta futbolcuyu iyileştirmek için bütün takıma, hatta tribünlerdeki onbinlerce seyirciye ilaç verdiğinizi düşünün. Kemoterapi işte budur. Biz, genetik terapi ile sadece hasta futbolcuya ilaç vereceğiz.’
Bu metod dünyada ilk kez denenecek. Ve ilk uygulama, bronşlarındaki kanser hiçbir tedaviye cevap vermeyen bir erkek hasta üzerinde yapılacak. ‘Gen terapisi’ için bir çeşit nezle virüsü kullanılacak. Çoğalma genleri körletilmiş olan bu virüse ‘gen-ilaçlar’ (tedavi edici program yüklenmiş gen) yükleniyor. Bu virüs hastanın kanserli hücrelerine kitlenerek kendi genini nakledecek. Yani virüs ‘nakil vasıtası’ görevi yapacak.
TAM TECRİT
Bu operasyonun başarıyla yürütülebilmesi içih hastanın operasyondan önce ve sonra başka virüslerle temasının olmaması gerekiyor. ‘Kullanılan’ virüsün başka virüslerle birleşerek yeni ve bilinmeyen bir hastalığa sebep olması riskine karşı, hastayı 10 gün tecrit odasına kapatmak gerekecek. Operasyon ancak, tamamen steril bir ortam temin edildikten sonra yapılacak. Doktorlar tümörlü bronşlara fibroskopiyle ulaşacak ve genetik yapısıyla oynanmış virüsü enjekte edecek. Hedef, tümörlü hücrelere İnterlökin-2 geninin ulaşmasını temin etmek. Bu gen, bağışıklık sistemini uyaran proteinleri üretiyor. Doktorlar, uyarılan bağışıklık sisteminin tümörü kurutacağını ve hastayı ileride de metastaza karşı koruyacağını umuyor.
KANSER VE TEDAVİSİ
Kanser, bulaşıcı/paraziter hastalıklar ve dolaşım hastalıklarından sonra üçüncü büyük ölüm sebebi. Dünyada, kaza ve cinayetler hariç, her 8 ölümden birinin sebebi kanser.
Günde 17.206 kişi kanserden ölürken bunların dağılımı da şöyle:
Akciğer kanseri : 2.701 (% 15.7)
Mide kanseri : 2.215 (% 12.9)
Rektum kanseri : 1.355 (% 7.8)
Karaciğer kanseri: 1.060 (% 6.2)
Günümüzde kansere karşı cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi metodları ile mücadele ediliyor. Bu üç metod tümörlü hücreye ‘dışarıdan’ saldırırken, 21'inci yüzyılın metodu olacağı iddia edilen ‘gen terapisi’ ise yabancı bir geni hücreye sokarak düşmanı ‘içten’ yok edecek.
Kansere karşı ‘yardımcı gen’ Amerikalı bilimadamları, DNA'sı tahrip edilen hücrenin kendi kendini yok etmesine yardımcı olan bir gen buldular. Buluşun, kanser tedavisinde yeni bir adım olabileceği bildirildi. Daha önceden P53 adıyla tanınan genin, kemoterapi ve radyasyon tedavisiyle DNA'sı tahrip edilen hücrenin ‘intiharına’ veya ‘büyümesinin durmasına’ yardım ettiği ortaya çıkarıldı. Ancak genin bu işlevini nasıl yerine getirdiği henüz çok iyi anlaşılabilmiş değil. Pennsylvania Üniversitesi bilimadamları, hücrenin intiharına yardım ettiği ortaya çıkan ve bu yeni işlevi keşfedilen gene ‘Katil DR5’ adını verdiler. Deneyler sonucu, ‘Katil gen’in, kanserli hücreleri de aynı biçimde etkilediği anlaşıldı.
Kanserin sonu geliyor ABD'nin en önemli bilim ödülü olan Ulusal Bilim Madalyası'na layık görülen Profesör Robert Weinberg, ''Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyecek hEST2 enzimi, yakında ilaç haline getirilecek. Kanser, korkulu bir hastalık olmaktan çıkacak'' dedi.
Geçtiğimiz eylül ayında ''ölümsüzlük enzimini'' bulan Amerikalı Profesör Robert Weinberg, kanserli hücreleri yok edecek ''ölümsüzlük enzimi hEST2''nin ne olduğunu Hürriyet'e açıkladı. ABD'nin en önemli bilim ödülü ''Ulusal Bilim Madalyası''na (National Medal of Science) layık görülen Prof. Dr. Robert Weinberg ile kurucusu olduğu Whitehead Biyomedikal Araştırmalar Enstitüsü'nde görüştük. Önümüzdeki günlerde Beyaz Saray'da yapılacak törenle ödülünü Başkan Clinton'dan almaya hazırlanan ve buluşuyla Nobel Ödülü'nü de alacağı söylenen Profesör Weinberg'in ilk sözleri, ''Kapalı kutuyu açmayı başardık ve kanser illetinin şimdiye kadar bilinmeyen özelliğini gün ışığına çıkardık'' oldu.
ÖLÜMÜN NEDENİ
Boston'da kısaca MİT diye bilinen Massachusetts Institute of Technology Üniversitesi'nde kanser araştırmalarını sürdüren ünlü profesör, 1.5 yıllık çalışma sonucu bulduğu ''hEST2'' enzimi ve kanserli hücrelerle ilgili şunları söyledi:
''İnsan bedeninde 10 trilyon hücre var ve bunlar yaşam boyunca 50 ila 100 kez bölünerek çoğalıyor. Demir çubuğu şeklindeki hücrelerin uç noktasındaki ''Telomeres'' enzimi hücreleri koruyor. Yaşam boyunca her bölünme sırasında uçtaki ''Telomeres'' giderek küçülüyor. 50 bölünmeden sonra tamamen kayboluyor ve ''Telomeres'' kromozomları koruyamaz hale geldiği için hücreler ölüyor, yaşam bitiyor.''
Profesör Weinberg, kanserli hücrelerin bölünme sırasında ''Telomeres''in kısalmasını önlediğini kaydetti. Weinberg, böylelikle kanserli hücrelerin ''ölümsüzlüğü'' yakalamış olarak çoğalmaya devam ettiklerini ve büyürken bedendeki ana organlara sıçramaya başladıklarını belirtti.
Kanseri yenecek bir ilaç hazırlığı içinde olduklarını belirten Weinberg, şunları söyledi:
''Çeşitli ilaç firmaları, bizimle müzakere halinde. Birlikte çalışarak hazırlayacağımız bir ilaç sayesinde,dünyada milyonlarca can alan kanser, korkulu bir hastalık olmaktan çıkacaktır.''
Bahçıvan - marangoz Prof. Weinberg... Dünyada ilk kez insanda kansere neden olan geni bulan Robert Weinberg, hücre yapısı alanında uluslararası şöhrete sahip bir bilimadamı. 55 yaşındaki Prof. Dr. Weinberg, kanser, AIDS, salgın ve kalıtımsal hastalıkları araştıran Whitehead Institute for Biomedical Research adlı araştırma merkezinin kurucularından. Bilim araştırmaları yanı sıra başta MIT olmak üzere çeşitli üniversitelerde hocalık yapan Prof. Weinberg, bilim dergisi Discovery tarafından 1982'de ''Yılın Bilim Adamı'' seçildi. Birçok uluslararası kuruluştan pek çok ödül kazanan Robert Weinberg, bilimsel 5 kitap ile 300 bilimsel raporun da yazarı. Uluslararası şöhrete sahip Prof. Weinberg, boş zamanlarını New Hamsphire'de eşi Amy ile birlikte inşa ettiği evinde bahçıvanlık ve marangozlukla değerlendiriyor. Geniş arazide binlerce ağaç dikip yetiştiren, tahta ev eşyalarını kendi yapan Weinberg, ''Bilgisayarlardan, mikroskoplardan yorulmuş gözlerimi ve zihnimi bahçıvanlık ve marangozlukla dinlendiriyorum'' diye konuşuyor.
Az et, çok sebze kanseri önlüyor Beslenmeye kanser arasında çok yakın bir ilişki bulunduğunu tespit eden bilim adamları, insanların daha az ete karşılık bol miktarda sebze yemeleri halinde tüm dünyada yılda 4 milyon kanser vak'asının önlenebileceği görüşündeler. Amerikan Kanser Enstitüsü ve Dünya Kanser Araştırmaları Vakfı'nın ortak çalışması sonucu ilk kez, beslenmenin kanser üzerindeki etkileriyle ilgili uluslararası bir rapor yayınlandı. Amerikan Yönetimi de bu rapor doğrultusunda ‘‘az et, çok sebze’’ yenilmesi, günde beş öğün sebze ve meyve tüketilmesi için tavsiyede bulunma kararı aldı. Bu rapora göre özellikle gelişmiş ülkelerde et tüketimi çok olduğu için kansere yakalananların sayısı da artıyor. Oysa sadece Amerika'da insanların sebze-meyve diyetine uymaları halinde kanser vak'alarında yüzde 20'lik düşüş meydana gelebilecek.
Amerikan Kanser Enstitüsü Başkanı Marilyn Gentry, kanser diyetiyle ilgili verilerin dünya çapında yapılmış toplam 4.500 araştırmanın ürünü olduğunu belirterek, ‘‘Bütün araştırmalar tıpatıp aynı sonucu veriyor. İnsanoğlunun kansere yakalanmaması için bitkisel kökenli besinlere ağırlık vermesi gerekiyor. Bir günde çok küçük bir öğün et ise beslenme için yeterli’’ dedi.
Süper ultrasonla kanser tedavisi İngiltere'deki Royal Marsden Hastanesi bilim adamları, çok güçlü ses dalgalarıyla kanserli hücreleri yok etmeyi başardıklarını açıkladılar. Henüz deneme aşamasında olduklarını belirten bilim adamları, ultrasonda kullanılan ses dalgalarının 10 bin kat daha güçlüsünü kanserli hücrelere vererek bu hücreleri yaktıklarını bildirdiler. Bilim adamları, ses dalgalarıyla sadece kanserli bölgeyi tahrip ettiklerini, çevredeki sağlıklı hücrelere zarar vermediklerini vurguladılar. Açıklamaya göre, neşterden daha keskin olan ses dalgaları en fazla 15 santim derinliğindeki kanserli hücrelere 1-2 saniye süreyle gönderiliyor. Sonuçta 55 dereceye kadar ısınan kanserli bölge tamamen yakılıyor. Herhangi bir anestezi gerektirmeyen ve acı vermeyen tedavi sonrasında cerrahi operasyona gerek kalmıyor.
Yeni yöntemin yaygın olarak kullanılabilmesi için 2-3 yıl daha denenmesi gerektiğini belirten uzmanlar şimdiye kadar prostat, akciğer ve böbrek kanseri 23 hasta üzerinde yapılan uygulamada çok başarılı sonuç alındığını belirttiler. Uzmanlar, aynı yöntemin iç kanamaların durdurulmasında da etkili olacağını savundular. Kanseri yok eden hücreler bulundu ABD'de bilimadamları, ilk kez kansere karşı vücudun nasıl doğal olarak savaşabildiğini saptadılar.
Bilimadamları, ‘T-hücreleri olarak’ adlandırılan ve kanser hücrelerini öldürebilen bağışık hücrelerin varlığını keşfettiler.
Rockfeller Üniversitesi'nden Dr.Robert Darnell, ‘Vücudun, kendi kanser hücrelerini öldürebilen bir bağışıklık sistemi geliştirdiği yönünde uzun zamandır var olan varsayımı doğrulayacak şeyler keşfettik’ dedi.
Bununla birlikte, kanser öldürücü T-hücrelerine sahip olan hastaların ağır bir bedel ödedikleri de belirtiliyor. Bu tür hastaların, düşmelerine ve yeme zorluğu çekmelerine neden olan bir beyin hasarına yol açan ve ‘PCD’ olarak bilinen bir hastalığa yakalandıkları belirtiliyor.
Bu tür hastaların yüzde 90'ında, varlığından bile haberdar olmadıkları küçük tümörler bulunduğunun saptandığını belirten Darnell, beyin hastalığına neden olan şeyin aynı zamanda tümörlerin büyümesini kontrol altına aldığını bildirdi.
Böylece, vücudun kanser hücrelerini öldürme yeteneğinin, kanserin tedavisinde kullanılabileceği umudu da doğdu.
Kansere karşı seferberlik Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kansere karşı seferberlik ilan etti. Sigaranın düşman ilan edildiği kampanyada erken teşhis ve yeni tedavi imkanlarıyla kanserden ölümlerin yarı yarıya azaltılması hedefleniyor.
‘Saedece 1997 yılında dünyada 6 milyon kişi kanserden öldü. Yani toplam ölümlerin % 12’si kanserden. Eğer önlem alınmazsa kanserliler ordusu çığ gibi büyüyecek, ölümler daha da artacak. 2020 yılında her yıl 20 milyon kişi daha kansere yakalanacak.' İşte bu ürkütücü bilgi Dünya Sağlık Örgütü'nü harekete geçirdi. WHO, kansere karşı bir seferberlik başlattı.
Kanser uzmanları Londra'nın Kraliyet Tıp Koleji'nde düzenlenen ‘Yeni Millenyum’da kanser stratejileri' toplantısında bir araya geldi. 26 ülkeden temsilcilerin katıldığı toplantıya bir yazılı mesaj yollayan WHO Genel Direktörü Gro Harlem Brundtland, WHO'nun yeni kanser stratejileriyle 2020 yılında kanser vakalarının yılda ortalama 5 milyon azalmasını ve ölüm oranlarının yarı yarıya düşürmesinin planlandığını kaydetti.
WHO'nun kanser kampanyası çerçevesinde sigarayla mücadele edilecek. Erken teşhisin önemi vurgulanacak, halk kansere karşı bilinçlendirilecek. Çünkü sağlık uzmanlarına göre tüm kanser vakalarının dörtte biri, halkın bilinçlendirilmesi sayesinde önlenebilir. Kanser vakalarının üçte birini ise bugünkü yöntemlerle tedavi etmek mümkün. Ancak birçok kanser hastası yeterli tedaviyi görmediği için ölüyor.
Kampanya çerçevesinde insanlar doğru beslenme konusunda, gıda üreticileri ise yağ seviyesi düşük ve daha fazla lif içeren besinler üretme konusunda teşvik edilecek.
WHO'ya bağlı Ulusal Kanser Araştırmaları Ajansı'nın Başkanı Paul Kleihures, ‘Kansere karşı başarılı olmanın anahtarı hedefi doğru seçmektir’ dedi. Kleihures, belirli bir ülkenin ekonomik ve salgın hastalıklar tablosu dikkate alınarak özel kanser stratejileri belirlenebileceğini kaydetti.
Kansere karşı köpekbalığı kıkırdağı Filmlerde hep canavar gibi gösterilen köpekbalığının tıbba büyük hizmetleri var. Kemiği olmayan bu balığın kıkırdaklarının kansere çare olacağı düşünülüyor. Amerikan Milli Kanser Enstitüsü'nce kabul edilen klinik deneyler, ilk kez son aşamasına geldi. Buna göre ileri derecede akciğer kanseri olan 550 hastaya, köpekbalığının kıkırdağından elde edilen bir sıvı enjekte edildi. Bu sıvı haldeki kıkırdak özü, tümörü, kanla beslenmesini engelleyerek öldürüyor. Bilim adamları, kıkırdak mucizesinden çok ümitliler.
Kadınlar kansere daha dirençli İngiltere'de Kanser Araştırmaları Merkezi tarafından yapılan bir araştırma kadınların erkeklere göre kansere karşı daha dirençli olduklarını ortaya koydu. Uzmanlar, daha bilinçli oldukları için kadınların hastalığının daha erken teşhis edildiğini, daha sabırlı oldukları için de tedavilerinin daha başarılı olduğunu düşünüyor.
24 yıl boyunca 47 çeşit yetişkin kanseri ve 11 çeşit çocuk kanserini inceleyen ve 3 milyon yetişkin ve 18 bin çocuk kanserliyi izleyen bilim adamları, kadın hastaların kanser karşısında daha dirençli olabildiklerini belirledi.
Bunun bazı özel kanser cinslerinde daha dikkati çekici hale geldiğini de belirleyen bilim adamları, örnek olarak cilt kanseri vakalarında, kadın hastaların % 82'sinin hastalığa direnmelerine karşı erkeklerde bu oranın % 68'lere kadar düştüğünün görüldüğünü ifade etti.
Gençler testis kanserine dikkat İngiliz Kanser Araştırmaları Enstitüsü, testis kanserinin 24-25 yaş arası erkekleri hedef aldığını açıkladı. Erkeklerin testis kanseri hakkında hiçbir şey bilmediklerini ve tehlikenin farkında olmadıkları gibi, buna aldırmadıklarını da bildirildi. Enstitüden yapılan açıklamada, testis kanserlerinin sayısında her 20 yılda 2 kat artış tespit edildiği ve bu kanser türünün genç erkekler arasında yaygın hale gelmeye aday olduğu belirtildi. 1996 yılında sadece İngiltere'de görülen yeni vaka sayısının 1400 civarında olduğu kaydedildi. Testis kanserinin daha çok 24-35 yaş arasındaki erkekleri hedef aldığını belirten araştırmacılar, ‘‘Ancak kanser türünün 15 yaşındaki erkeklerde bile görülebildiği kaydedilmiştir’’ uyarısında bulundular. Enstitü yetkilileri, erkekleri, sık sık kendilerini muayene etmeleri ve testisler üzerindeki küçük kütleleri ihmal etmemeleri yolunda uyardılar.
Yemeğin tadını çıkarın Beslenme uzmanları, her yediğimizi ‘‘zehir etmeye’’ başladı. Yemekler, uzman uyarılarına kulak verenlerin boğazına diziliyor artık. Çünkü hemen her gün gıda maddelerinin yarar ve zararlarıyla ilgili listeler yayınlanıyor. Erken öldüren gıdalar da sık sık değişiyor. Önce şeker, sonra yumurta, ardından tuz, sonra et ve şimdi de yağlar katil ilan ediliyor.
Ancak Stern dergisinin haberine göre şimdi de psikiyatri uzmanları uyarıda bulunuyor: ‘‘İnsanlara sürekli olarak yemekle ilgili uyarılarda bulunmak histeriye yol açabilir.’’ Ayrıca gurmeler de bu gidişten şikayetçi. Almanya'nın en ünlü gurmesi Wolfram Siebeck, ‘‘Artık yemek zevki ve sofra adabı diye bir şey kalmadı. Yiyecekleri ya ilaç ya da zehir yerine koyuyorlar’’ diyor. Bir başka deyişle uzman uyarılarına karşı bir direniş başlıyor. Bu direnişin bilimsel temelleri şöyle:
Amerikan Kanser Vakfı'na göre gıdaların getirdiği riskler kanser hastalığının oluşumunda en alt sırada yer alıyor. Genetik, yaşlılık ve daha önceden geçirilen hastalıklar ise üst sıralarda. Amerikan tarzı fast food propagandası yapanlar, bu yiyecekleri sağlıklı bir şekilde tüketmenin yollarını öneriyor. Ancak madalyonun öbür yüzü gizleniyor. Örneğin:
Ketçap, konserve çorba ve pizza prostat kanseri riskini yüzde 50 oranında azaltır deniliyor. Ancak Amerikalılar arasında prostat kanseri oranı Japonlara göre 10 kat fazla.
Hamburger yemenin en güvenli yolu etin kahverengi olup olmadığına bakmaktır deniliyor. Ancak etin rengi bakteri üretip üretmediği konusunda hiçbir ipucu vermiyor.
Yoksulluğun mide kanseri riskini artırdığı söyleniyor. Ancak Sahra çevresindeki yoksul ülkelerde mide kanserine kesinlikle rastlanmıyor. Buna karşılık Japonya en fazla mide kanseri vakasına rastlanan ülke. Cilt kanserine tansiyon ilacı ABD'li araştırmacılar, yüksek tansiyon tedavisi için kullanılan bir ilacı, öldürücü cilt kanseri ‘‘melanoma’’ya neden olan tümörler üzerinde deneyerek başarı elde ettiklerini açıkladılar.
California Teknoloji Enstitüsü bilim adamlarından Ronit Lahav ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalarda, söz konusu ilacın fareler üzerinde denenmesi sırasında, melanomaya yol açan kanser hücrelerinde etkili olduğu saptandı. Ulusal Bilim Akademisi yayın organında yer alan araştırmaya göre, ‘‘Endothelin Receptor Antagonists’’ sınıfı ilaç, melanomaya dönüşen cilt tümörlerine karşı kullanıldı ve melanocytes hücrelerinin kansere dönüşmesi önlendi. Araştırmacılar, Endothelin sınıfı ilaçlardan olan BQ-788 reseptörünün insanlarda görülen 7 çeşit melanoma hücrelerinde etkili olduğunu saptadı. Melanoma hücrelerine karşı etkili olan ilacın, böbrek hücrelerine zarar vermediği de belirlendi.
Sizin askerleriniz yedikleriniz Kanserle savaşan yiyeceklerle beslenmek ve bu sayede kansere hiç yakalanmamak mümkün. Kolon kanseri olmamak için üzüm suyu, prostat kanserinden uzak durmak için lahana ve karnabahar yemek, dert değil zevk olsa gerek.
Tıp dünyasında kanserle ilgili çalışmalar, araştırmalar tüm hızıyla devam ediyor. Yeni tedavi yöntemleri, eskilere göre kullanılan daha etkili, daha az zarar verici ilaçlar, kanser hastaları ve yakınları için birer umut kaynağı.
Ama kansere yenik düşmemenin en etkili çaresi, bu hastalığa hiç yakalanmamak.
Dr. Maggie Greenwood- Robinson’un ‘Kanserle savaşan yiyecekler’ isimli kitabı, kanser hastalığını kendinden uzak tutmaya kararlı kişiler için çok önemli bir yol gösterici.
Unutmayın ağzınızdan içeri giren her yiyeceğin vücudunuza bir etkisi var. Bu etkilerin olumlu olması için, özel bir çaba harcayın. ‘Kanserle savaşan yiyecekler’ kitabından yaptığımız derleme sonrasında emin olun, yediğiniz her lokmayı özenle seçecek ve günlük değil, ömürlük bir sağlığı garanti edeceksiniz.
Sadece diyet yapmak için değil, her zaman sağlıklı beslenmekten ve doğal yiyeceklerden söz etmelisiniz. Bu yüzden lütfen elinizden düşürmediğiniz beslenme kitapları, diyetler için yazılmış olanlar değil, sağlıklı beslenmeyi anlatanlar olsun.
DOĞRU BESİNLERİ YAŞAMINIZA SOKUN
Bu diziyi okurken, kanserin çok ciddi bir hastalık olduğunu bilirseniz, belki yakalanmamak için ekstra çaba gösterebilirsiniz.
Kansere yakalanmak kaderin bir oyunu değil. Dahası bu hastalığa yakalanmamak için alınabilecek bazı önlemler var.
Öncelikle ve özellikle sofra alışkanlıklarınız, sabah, öğle, akşam öğünlerinde tabağınızı dolduran yiyecekler, kanserle savaş için etkili birer silah olabilir.
Tabii ki doğru yiyecekleri ve kanseri vücuda yaklaştırmayacak besinleri seçebildiğiniz takdirde!
Kanser çeşidine göre yiyecek seçelim
Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü’yle ortaklaşa yaptığımız çalışmalar, kanser türleriyle kişilerin beslenme alışkanlıkları arasında güçlü bir bağ bulunduğunu ortaya çıkardı. Kanseri bedenden uzak tutmak için doğal besinlerle beslenmenizi, meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme programına uymanızı açıklamak kesinlikle yeterli değil.
Bizler, bazı besinlerde, belli bazı kanser türleriyle savaşan maddelerin yer aldığını biliyoruz. Yani başka bir deyişle, sürekli fasulye yiyen bir kişinin bilinen tüm kanser türlerinden korunduğu söylenemez. Belli kanser türleriyle savaşan yiyecekleri tanımak gerekiyor.
Bu kanser türünden korunmak için sarmısak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, yeşil ya da siyah çay, sarı- turuncu sebzeler, yoğurt ve fermante edilmiş diğer süt ürünleri sofranızda bulunmalı.
Kanser türleri arasında özellikle de kadınlarda çok yaygın olan meme kanserinden korunmak için yağı alınmış süt, düşük yağlı süt ürünleri sofralardan eksik edilmemeli. Meme kanserini önleyen belli başlı besinleri şöyle sıralayabiliriz:
Elma, buğday kepeği, baklagil ve fasulyeler, Brüksel lahanası, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, sarmısak, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, sarı -turuncu sebzeler, yoğurt, yağ oranı düşük süt ve süt ürünleri.
Son yıllarda sık görülen kanser türlerinden biri de kolon kanseri. Bu kanser türünden korunmak için Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sarmısak, üzüm, üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık salata, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermante süt ürünleri ile beslenmek gerekiyor.
Kanser türlerinin en tehlikelisi hiç kuşkusuz akciğer kanseri. Bu hastalıktan korunmak için de şu besinleri sofranızdan eksik etmeyin: Brokoli, Brüksel lahanası, havuç ve diğer sarı- turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri, soğan, portakal, ıspanak ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.
Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarmısak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye türleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar mide kanserinden korunmayı sağlar.
Brüksel lahanası, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.
Ve diğer kanser çeşitleri
İnsan vücudunda her organ kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyor. Burada kanser türlerinin hepsini sıralamaya imkan yok. Sizlere sadece en yaygın kanser türlerinden korunmanızı sağlayacak besinlerin listesini sunabiliyoruz. Bu arada çok yaygın olmayan birkaç kanser türünden daha sözetmek mümkün. Örneğin, yemek borusu kanserinden korunmak için yeşil çay, domates ve domates ürünleri tercih edilmeli. Böbrek ve halk arasında ‘kan kanseri’ olarak bilinen lösemi için bol bol çay içmelisiniz. Karaciğer kanserine karşı sizi koruyacak olanlar sarmısak ve yeşil çaydır.
Pankreas kanserine karşı da baklagiller, çay, domates ve domates ürünleri etkilidir. Elbette kanser türlerinin hepsinden korunmak isteriz. ‘Ben falanca türe yakalanmayayım’ diye bir seçme şansımız yok. Bu nedenle, kanser türlerine savaş açan belli başlı besin maddelerini sıralamakta yarar var. Listede hemen her türe karşı önerilen besinlere dikkatinizi çekmek istiyoruz:
Listenin başında lahana türleri, karnabahar, sarı ve turuncu sebzeler, yeşil yapraklı sebzeler, az yağlı süt ürünleri, domates, çay çeşitleri, kabuklu yemişler, sarmısak ve soğan yer alıyor. Kanser nasıl oluşur ? hakkinda aciklamalar Kanser nasıl oluşur ? konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Kanser nasıl oluşur ?, kanser nedir nasıl oluşur, kanser hücreleri nasıl oluşur, kanser nasıl belli olur, mide kanseri nasıl oluşur, meme kanseri nasıl olur
|