Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadın sağlığı

» Kanser aşısı Almanya

Kanser aşısı Almanya

2010-08-07 18:16:42 Kadinlaricin.net sitesinde Kanser aşısı Almanya baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kanser aşısı Almanya ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Kanser aşısı Almanya

 

Almanya’da ilk kanser aşısı, 61 yaşındaki böbrek kanseri bir hasta üzerinde başarıyla denendi.
Tedavinin uygulandığı Göttingen Kliniği doktorlarından Alexander Kugler, hastanın tümöründen alınan kanserli hücrelerin oldukça zor bir yöntem ile akyuvarlarla birleştirildiğini söyledi.
Bu yöntemle elde edilen hücrelerin hastaya aşılandığını kaydeden Kugler, yeni hücrelerin “düşmanını” tanıdığını ve kanserli hücreleri yok ettiğini belirtti.
Kugler, bu yöntemin 30 kanserli hasta üzerinde denendiğini, 6 kişinin tümüyle iyileştiğini, ancak hastaların yarısında hiç etkili olmadığını bildirdi.
Kugler, “Aşı tedavisi, akciğer ve mide kanseri gibi bazı kanser türlerinde etkili olmuyor. Göğüs kanserinde ise ihtiyatlı denemelerimiz var” diye konuştu.
Amerika’da Dr. Donald Morton tarafından geliştirilen kanser aşısı da ilk kez La Jolla’da yaşayan sevimli köpek Zack üzerinde deneniyor. Tıp dünyasında büyük bir gelişme olarak nitelendirilen bu aşıdan, olumlu sonuç alındığı için artık yavaş yavaş insanlar üzerinde de uygulanmaya başlanacak. Kanserle pençeleşen hastaların umutla beklediği bu aşı sayesinde kanser yenilmiş olacak.
Kanser aşısı Kanser aşısı sevinci
Avusturya’nın başkenti Viyana’da, Igeneon isimli bir laboratuvarın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hans Loibner tarafından geliştirilen ve insan vücudunun kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirtilen IGN101 isimli aşının, gelecekte kanser riskine karşı önemli bir rol oynayacağı belirtildi. Dr. Hans Loibner tarafından kansere karşı geliştirilen aşının, Graz Üniversitesi’nde kemoterapi tedavisi ile birlikte hastalar üzerinde denendiği açıklandı. Yapılan araştırmalarda aşının kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin tespit edildi. Laboratuar yönetimi geliştirdikleri aşının, bağırsak, mide, akciğer, göğüs, prostat ve yumurta kanserine karşı insan vücudunun bağışıklık sistemini geliştirdiğini dile getirdi. Aşının Avrupa’da satışına 2004 ya da 2005 yıllarında başlanabileceği belirtildi.

AIDS ve kanser aşısı denemek için maymun kopyalanacak
Amerikalı bilim adamları, tıp araştırmalarında kullanmak üzere, al yanaklı şebek (Rhesus maymunu) kopyalamaya çalışıyorlar.


Kopyalama işleminin gerçekleşmesi durumunda, bilim adamlarının fare ve öteki bazı hayvanlarda denedikleri ilaçları ananotomik açıdan insana en yakın memeli olan maymunlarda da deneyerek, ilaçların etkisini ölçecekleri bildirildi. Oregan'daki bir araştırma merkezinde çalışan bilim adamları, Rhesus maymunu organlarının insandakilerle aynı fonksiyonları gördüğünü belirterek, bu tür maymunun dişilerinin de adet gördüğünü ifade ettiler.


Bilim dünyası Rhesus maymunlarının klonlanması durumunda, AIDS ve birçok kanser çeşidiyle ilgili aşı araştırmalarında çok büyük ilerleme sağlanacağına inanıyor.


Maymunların klonlanmasıyla ilgili olarak şimdiye kadar yapılan çalışmaların henüz bir sonuç vermediğini hatırlatan Amerikalı bilim adamları, bu nedenle koyun kopyalama işleminde kullanılan nükleer transfer sisteminin, Rhesus maymununu kopyalamada kendilerini zorladığını kaydettiler. Maymun yumurtalarını elde etmenin koyun yumurtalarını elde etmekten zor olduğunu belirten bilim adamları, maymun kopyalama çalışmalarının devam ettiğini bildirdiler.

Kanser aşısı Prostat kanseri aşısı umut verici
ABD'nin John Hopkins Enstitüsü'nde prostat kanserine karşı vücudun savunma sistemini harekete geçiren ‘‘kişiye özel’’ bir aşı geliştirildi ve ilk denemeler başarılı sonuç verdi.


Kanser Araştırması Dergisi'nde yayınlanan rapora göre, Jonathan Simmons yönetimindeki araştırma ekibi, prostat kanserli 11 hasta üzerinde aşıyı denedi ve 8 hastada pozitif gelişmeler gözlendi. Prostat kanseri ameliyatıyla tümörleri alınan insanlara uygulanan aşı sisteminde, her hastanın kanserli hücreleri laboratuvarda parçalanarak üretildi ve daha sonra radyasyonla zayıflatılan bu hücrelere vücudun savunma sistemini harekete geçirdiği bilinen GM-CSF geni ilave edilerek aşı şeklinde hastaya geri verildi. Aşıya ilk tepki 4 hafta sonra geldi ve kanda savunma sistemi hücreleri bulunduğu saptandı. Bu yöntemle hastalığın nüksetme riskinin önlendiğine işaret ediliyor

Kansere umut
Yeni geliştirilen üç ilaç, göğüs kanserine çözüm olabilir

İngiltere'de yayınlanan aylık Good Housekeeping Dergisi'nin son sayısında göğüs kanserine karşı yapılan son çalışmaların yer aldığı bir araştırma yayınlandı. Sevindirici haberlerin yer aldığı araştırmada, kadınların her zaman kanser ihtimaline karşı beslenmelerine özen göstermeleri ve düzenli kontrol uygulamaları gerektiğine dikkat çekilmiş.

Meme kanserine yakalananların umut bağladıkları ilaçlardan ilki Zoladex adıyla bu yıl satışa çıkarıldı. Özellikle menopoz dönemine girmek üzere olan kadınlara yarar sağlayacak bu ilaç, hastanın yumurtalıklarına zarar vermeden östrojen salgılanmasını durduruyor. Eğer hastalık erken teşhis edilmişse, diğer tedavi yöntemleri uygulanırken hastaya Zoladex de veriliyor. Ancak bu ilacın bir sakıncası var: Kullanım sırasında menopoz belirtileri ortaya çıkıyor; ama tedavi kesildikten sonra belirtiler de yok oluyor.

İkinci ilaç ise Theratope adı verilen aşı. Theratope aşısı, bağışıklık sisteminin meme kanseri hücrelerini tanıyıp onlarla doğal olarak mücadele ediyor. Kanserli olmayan hücrelerde şekerle kaplı protein bulunuyor. Buna karşılık habis meme kanseri hücrelerinde şekerle kaplı protein mevcut değil. Ve normal koşullar altında bağışıklık sistemi şekersiz hücrelerle ilgilenmiyor. Yeni aşı, sadece kanserli hücrelerde bulunan şekeri ortaya çıkararak bağışıklık sistemini harekete geçiriyor. Bu aşının yan etkilerinin çok az olduğu sanılıyor ve kullanan hastaların yaşama şansı kemoterapi uygulananlara oranla göre çok daha fazla...

Kanser araştırmacıları meme kanserine karşı etkili olacağı sanılan üçüncü bir ilaç üzerinde çalışmalarını halen sürdürüyorlar. Herceptin adı verilen ilacın iki yıla kadar satışa çıkarılacağı sanılıyor. Bu ilaç da vücudun hastalıklarla savaşan HER2 adındaki genin miktarını yüzde 25/30 oranında artırarak hastalığın yenilmesini sağlıyor.

Bu arada her şeyi bilim adamlarına, araştırmacılara bırakmak doğru değil. Kadınların bu hastalıkla mücadele etmeleri gerekiyor. ABD'de sekiz kadından birinin meme kanserine yakalandığı belirtiliyor. Uzakdoğu ülkelerinde ancak 50 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Çin'de ise bu oran 100 kadında bire yükseliyor. Uzakdoğulu kadınların meme kanserinden korunabilmelerinde beslenme alışkanlıkları birinci derecede rol oynuyor.

Eğer birinci derecede kan bağı olan akrabalar arasında, hastalık mevcutsa meme kanseri tehlikesi yükseliyor. Gerekli testleri ve araştırmaları yaptırmayı hiç ihmal etmemelisiniz. Beslenme kadar hareketliliğin de önem taşıyor. Amerika'da 2 bin kadın üzerinde 11 yıl süren araştırmalar sonucunda menopoz dönemi yaklaşan kadınlar arasında hareketli olanların meme kanserine yakalanma olasılıkları yüzde 50 oranında azalıyor. Hareketsiz kalanlar için ise büyük tehlike var.

Kanser aşısı Evde kendinizi kontrol edin
Önce göğüslerinizi aynada inceleyin. Göğüs uçları ayrı ayrı yönlere mi dönük?
Göğüs uçlarınız birdenbire içe mi çöktü ya da dışarı mı fırladı?
Akıntı var mı?
Göğüslerin derisinde bir değişme var mı?
Koltukaltlarında ve kolların üst kısımlarında şişlikler var mı?
Bu sorulara ‘‘evet‘‘ cevabını verirseniz hemen bir doktora görünmelisiniz.

Kanser hapı 3 yıl sonra
İNGİLTERE'de dünyanın dört bir yanından toplanan 90 bilimadamı, kanseri hapla tedavi etme aşamasına geldi. Hap sayesinde, kanser hastaları, radyoterapi ya da kemoterapi gibi tedavi yöntemlerinden kurtulacak. Eylül ayında denenecek hap birçok kanser çeşidine de kökünden çözüm getirecek. Bilimadamları, 3 yıl içinde hapı piyasaya çıkarmayı hedefliyor.
Araştırma ekibinin başkanlığını İngiliz Profesör Sir David Lena yürütüyor. İngiliz The Independent Gazetesi'ne açıklama yapan Profesör Sir David Lena'nın ‘kanser hapı’ sayesinde Nobel ödülü almasına kesin gözüyle bakılıyor.
TÜMÖR DÜŞMANI GEN
P-53 geni ürettiği bir protein ile tümörü baskı altında tutuyor ve büyümesini engelliyor. P-53 geni bu görevini yapmayınca kanser hastalığı ilerliyor. Yani tümör büyüyor.
Kanser hastalığının ilerlemesine p-53'ün işlevini yapmaması neden oluyor. Bu gen ciğer, rahim ve bağırsak kanserlerinde % 90, beyin kanserinde ise % 50 oranında etkili. Kanser hapı da bu noktada ortaya çıkıyor.
VÜCUT TEDAVİ EDECEK
David Lane kanser hapıyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
‘‘Bu yeni gelişmenin güzel yanı, şu anda mevcut olan kanser tedavi yöntemlerinin neden olduğu zararı ortadan kaldıracak olması. Hap ile p-53'ün daha fazla koruyucu protein salgılamasını sağlayacağız ve böylece bedenimiz kendi ürettiği doğal koruyucu sayesinde kanserle mücadele edecek.’’
Profesör Lane, eylül ayında ölümü bekleyen 10 kanser hastası üzerinde deney yapacaklarını belirterek, ‘‘Eğer bütün çalışmalar yolunda giderse bu hapı 3-5 yıl arasında piyasada görebiliriz'' dedi.
Profesör Lane'in verdiği bilgiye göre, ilk önce hastalara çoğaltılmış p-53 protein molekülü verilecek. Daha sonra verilen miktar artırılarak, tümörün reaksiyonu ve muhtemel oluşacak diğer yan etkiler gözlenecek.
Denemenin ikinci safhasında, 50-100 arasında kanser hastası kullanılacak.
Uzmanlar ikinci aşamada kanser türlerine göre çalışma yapacak.
Üçüncü safhada ise yeni kanser piline patent verilmeden önce dünyanın dört bir yanından gelen bilimadamlarının oluşturduğu ekibe çeşitli sorular sorulacak ve ilaçla ilgili istatiksel verilerin verilmesi gerekecek.

p53 geni, ABD'de kanser aşısı için kullanılıyor

İngiliz The Sunday Times Gazetesi, Amerikalı bilimadamlarının p53 genini kullanarak akciğer kanserine karşı bir aşı geliştirmeye çalıştıklarını duyurmuştu. Amerikan Introgen firmasının hazırlayacağı aşı, insanın DNA yapısını koruyan p53 isimli genin modifiye edilmiş bir virüsle akciğerlere taşınması esasına dayanıyor. Zararlı etkilerinden temizlenmiş bir virüse hücre yapısını koruyan p53 geni şırınga ediliyor. Virüs, tıpkı Truva Atı gibi sprey aracılığıyla geni akciğere taşıyor. Bu gen DNA'yı koruyor, zarar görmüş molekülleri tamir ediyor, aşırı hasar görmüş hücreleri ise yok ediyor. Ancak zehirli maddeler bu genin çalışmasını önlüyor ve bu da hastalıklara neden oluyor. Aşı ise vücuda sağlıklı p53 geni takviyesi yapıyor ve bağışıklığı artırıyor. Introgen'in Yönetim Kurulu Başkanı David Nance, aşının güvenilirliğinin kanıtlanması için deneylerin birkaç yıl daha süreceğini açıklamıştı.

p53 genini keşfeden adam

Dundee Üniversitesi'nde görevli Profesör Sir David Lane, tıp tarihine ismini, ‘Body’s Guardian Angel ya da Gatekeeper' adı verilen p-53 genini keşfiyle yazdırdı. Sir David Lane, şu sıralar bu proteinin çoğalması sağlayacak bir molekül üzerinde çalışıyor.

Kanser aşısına az kaldı
Bu, bir yeniden doğuşun öyküsü... Kahramanı, 65 yaşında bir Alman kadın: Elli Friedler. Rahaatsız olduğu böbrek kanseri nedeniyle tıbbi anlamda ölüme mahkumdu. Kendi isteğiyle, yeni geliştirilen bir ‘‘tedavi edici aşı’’nın kobayı olmayı kabul etti. Bugün tamamen iyileşmiş bir kişi olarak, hayata umut ve sevgiyle bakıyor.

BÖBREĞİ ALINDI

Biraz geriye gidelim. Öykü, 1996 yılında Friedler'de aniden ortaya çıkana kas ağrıları ve yorgunluk belirtileriyle başlıyor. Bir yıl sonra sol bacağında bir ödem oluşuyor. Tahlillerin sonucu ürkütücü: Bayan Elli, ileri aşamada bir böbrek kanseri hastası... Nasıl ve neden? Bunu bilmek imkansız. Organizmasının bir tek hücresindeki DNA'nın farklı bir mutasyona uğraması, hastalığın gelişmesinin nedeni olabilir. Bu mutasyon sonucu, hücre anaarşik bir biçimde çoğalıyor. Tek bir hücrenin üretemeyeceği proteinleri üretmeye ve böylece çevresinin dengesini bozmaya başlıyor.

KOBAYLIĞI KABUL

Tanı konduktan sonra, Friedler hemen hastaneye yatırılıyor ve ilk önlem olarak tümörün tamamen yayıldığı sol böbreği alınıyor. Ne var ki, üç ay sonra metastaz başlıyor ve hastalık akciğerlere sıçrıyor. Doktorlar, Friedler'e çok kısa bir ömür biçiyorlar ve kendisine yeni geliştirilen bir aşı tedavisini öneriyorlar. Profesör Aleksander Kugler ve Gernot Stuhler'in yönettiği klinikte, 16 hasta ile birlikte aşı tedavisinin denenmesini kabul ediyor.

YENİ TEDAVİLER

Günümüzde Alman araştırmacılar başka bir deyişle ‘‘anti-kanser aşılama’’ şeklinde tanımlanan ‘‘bağışıklık tedavisine’’ inanıyorlar. Bu sistemin kanseri önceden belirleyemeyeceğini ama tedavisinde etkili olduğunu düşünüyorlar. Kanser hastalerinin üçte ikisi radyoterapi tedavisi görüyor. Birçoğunda radyoterapi, kemoterapiyle birlikte uygulanıyor. Bu yöntemler, kanseri durdurmakta oldukça etkili, ama ne yazık ki, hastalığı yok etmek konusunda aynı başarıyı gösteremiyorlar. Ayrıca, deri reaksiyonları, mide bulantısı, ishal ve saçlarındökülmesi gibi yan etkileri var.

SİSTEM UYARILIYOR

İşte bu nedenle araştırmacılar, uzun zamandır yeni bir yöntemin peşindeydiler. Ve bazı kanser türlerinin, bağışıklık sisteminin uyarılmasına çok iyi yanıt verdiğini keşfettiler. Peki ama, bağışıklık sistemi neden uyarılmak zorunda? Virüs, bakteri, enfeksiyon kapmış bir hücre gibi bir istenmeyenle karşılaştığında, bağışıklık sistemi, zarlarının yüzeyinde bulunan moleküller (proteinler) tarafından uyarılıyor. Bu moleküllere ‘‘antijen’’ adı veriliyor. Bağışıklık sisteminin mimarları olan ‘‘makrofaj’’lar, ‘‘monosit’’ler ve ‘‘T ve B lenfositleri’’ bu uyarıyı tanıyor ve bir dizi reaksiyon provoke ederek istenmeyeni yok etmeye çalışıyorlar.

HIZLI İYİLEŞME

İşte Bayan Elli Friedler ve diğer 16 kanser hastasına uygulanan ‘‘kanser aşısı’’nın temelindeki anlayış bu: Organizmayı kanserli hücreye karşı uyaracak yeni bir nöbetçiyle donatmak. Bu aşı, gönüllülerin kanından dendrit hücrelerinin habercisi olan monositler alınarak hazırlanıyor. Doğal koşullarda, monositler omurilik tarafından üretiliyor.

Alman bilim adamları, 17 hastanın yarısının tedaviye yanıt verdiğini söylüyorlar ve bugüne kadar 2 yıl gibi kısa bir süre içinde, hiçbir kanser tedavisinde bu kadar olumlu sonuç alınmadığının altını çiziyorlar. Şimdi, 15 böbrek kanseri hasta üstünde ikinci bir çalışma başlatılmış. 2002 yılı içinde bir 3. uluslararası çalışma projesi uygun görülmüş.


 Kanser aşısında bir adım daha
Kanser aşısı geliştirme çalışmalarında başarıya bir adım daha yaklaşıldı. Bilim adamları, insan vücudunun bağışıklık sisteminin, cilt kanseri (melanoma) hücrelerine karşı doğal bir tepki gösterdiğini saptadı.

Doğal savunma mekanizması, kanserli hücrelerdeki SSX-2 proteini tarafından tetikleniyor. Araştırmacılara göre bu buluş, tedavi edici nitelikte bir cilt kanseri aşısı geliştirilmek için kullanılabilecek.

Araştırmayı yürüten Ludwig Kanser Araştırma Enstitüsü’nden (LICR) Dr. Danila Valmori bu proteinin kanser aşısı için uygun bir hedef olduğunu söyledi. Valmori, “Hastaların bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı savunmaya geçtiğini saptadık. Ancak bu karşı tepki, büyük olasılıkla hastalığın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıktığı için tümörlerin büyümesini engelleyemiyor. Bağışıklık sisteminin kendi ürettiği bu savunma mekanizmasını uyaran ve artıran bir aşının başarılı olma şansı yüksek” dedi.

Aşının güvenliğini ve en etkili dozlarını değerlendirecek olan ilk erken safha klinik deneyi bu yıl İsviçre Zürih’teki Kanser Aşısı İşbirliği (Cancer Vaccine Collaborative) adlı araştırma merkezinde yapılacak.


SSX ailesinin prototipi olan SSX-2 adlı protein aynı zamanda, kanser /testis (CT) antijenleri olarak bilinen daha geniş bir protein grubunun parçası.

CT proteinleri kanser hücrelerinde ve normal testlerde ortaya çıkıyor, ancak bağışıklık sistemi CT antijenlerini sadece kanser hücrelerinde bulundukları zaman fark edebiliyor. Normal hücreler için değil de sadece kanser hücreleri için geçerli olan bu özellik, birçok bilim adamını ve araştırmacıyı kanser tedavisi olarak CT antijenlerine karşı aşı geliştirmeye yöneltti.

ERKEN SAFHA DENEMELERİ BAŞLIYOR

Kanser Araştırma Enstitüsü (CRI) ve LICR tarafından kurulan Kanser Aşısı İşbirliği, daha önce de melanoma hastalarında SSX-2’e özgü CD8+ T hücrelerini ve antikorlarını da tespit etmişti. Clinical Investigation dergisinde bugün yayınlanan araştırmada ise SSX-2’ye özgü CD4 + T hücrelerinin(imünolojik üçlünün son üyesi) keşfi anlatılıyor. İlk olarak LICR tarafından tanımlanan SSX ailesindeki diğer hücrelerin de bağışıklık yapısı araştırılıyor.

Kanser Araştırma Enstitüsü’nün müdürü Dr Jill O’Donnel-Tormey, “Bir kanser aşısının etkili olabilmesi için bağışıklık sistemindeki üç bileşenin tetiklenmesi ve gözlenmesi gerekiyor” dedi. “Bu önemli klinik öncesi çalışmayı tamamlanmasının ardından, en iyi bileşim, en uygun doz, en iyi dağıtım yöntemleri gibi değişkenleri belirlemek için SSX-2 bazlı aşıların erken safha denemelerine başlayabiliriz. T hücrelerinin ve antikorların SSX-2’ye özgü tepkilerini izleyebildiğimiz için standart görüntüleme sistemi kullanarak ve farklı CVC merkezlerinde yapılacak paralel denemelerde birkaç aşı değişkenini araştırarak SSX-2 aşısını daha hızlı geliştirebiliriz.”

Kanser için yeni ümit
Yeni yüzyıla girmeden kansere çare bulmak için yarışan bilim adamları, laboratuvarda, farelerde kanser meydana getiren genleri yok ettiler. ABD'de yayınlanan Journal Nature dergisinde yer alan araştırmaya göre, yok edilen Id1 ve Id3 adlı genlerin, kanseri besleyen kılcal kan damarlarının oluşmasıyla ilgileri bulunuyor. New York'taki kanserle ilgili bir merkezde çalışan Robert Benzara da kanseri besleyen kılcal damarlara yol açan genleri saf dışı bırakabilecek ilaçların üretilebileceğini ve kanserin bu şekilde tamamen yok edilebileceğini söyledi. Kanseri körükleyen iki geni yok edilen 57 farenin herbirine, 100 milyon habis kanser tümör hücreleri aşılayan bilim adamları, farelerin birçoğunun kansere yakalanmadıklarını, kanser tümörü oluşan farelerde ise tümörlerin küçüldüğünü veya yayılmadığını belirledi. Bilim adamları, insanlarda kanserin genetik bağlantılardan veya çeşitli etkenlerden oluştuğunu, yeni yöntemin insanlarda uygulanması için bir dizi araştırmanın daha yapılması gerektiğini ifade ediyor.

KAFEİN BEYİN HÜCRELERİNİ BÜYÜTÜYOR
Öte yandan, beyin hücrelerinin, kafeinin etkisiyle büyüdüğü bildirildi. Alman Bild der Wissenschaft dergisindeki habere göre, İsrail`deki Weizmann Enstitüsü`nde görevli Nörolog Menahem Segal başkanlığındaki bilim adamları, kafeinin beynin hippocampus bölgesindeki hücrelere etkisini araştırdılar. Bilim adamları, kafeinin, sinir hücrelerinin içindeki kalsiyum yoğunluğunu artırdığını, bundan dolayı hücrelerin yüzde 33 oranına kadar büyüdüğünü ve dentritler, yani ağaç dalına benzer kısa uzantılar oluşturduğunu buldular.


Kansere yeni ilaç
Bütün dünya, insanlığın amansız belası kansere çare bulmak için bilimsel araştırmalara milyonlarca dolar harcarken, Ukraynalı bir bilimadamı kanser hastalarına umut ışığı yaktı. Ukraynalı bilimadamı Yaroslav Novitski, kanser hastalarını tekrar hayata döndürecek ilacı uzun yıllar süren çalışmaları sonunda bulduğunu açıkladı. Novitski’nin, Avusturya’nın başkenti Viyana’daki araştırma merkezinde Çistotel adlı bitkisinden ürettiği Ukrain isimli ilaç, sağlam hücrelere zarar vermeyerek, sadece hasta hücreleri hedef alıyor. Dünyanın önde gelen onkoloji uzmanları, Ukrain’in kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatacağını belirtirken, Ukrayna Sağlık Bakanlığı da ilacın kullanımına izin verdi.

Aktif kadınlarda kanser riski düşük
İşlerinde aktif olan veya ev işi yapan kadınlarda meme kanseri riskinin daha düşük olduğu bildirildi. Kanada’da meme kanserli bin 233 kadın üzerinde yapılan araştırmada, bütün kadınlar ömürleri boyunca fiziksel aktiviteleri konusunda ayrıntılı bir sorgulamaya tabi tutuldu. En aktif grupta, fiziksel aktivite (evde veya işte çalışma) haftada ortalama 43 saat olarak belirlendi. En tembel kadınlarda ise bu değer 29 saatte kaldı. Haftada 43 saat çalışanlarda meme kanseri riskinin, 29 saat çalışanlara göre yüzde 31 daha düşük olduğu tespit edildi.
Kanser tedavisinde yüzde 95 başarı
Kadınların ortak korkusu olan meme kanseri artık erken tanı ve son teknolojik gelişmelerin ışığında kısa sürede tedavi edilebiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gürcan Ünal, kanser tedavisinde gelişmiş ülkelerde uygulanan cerrahi yöntem, radyoterapi, kemoterapi ve hormon tedavisinin Türkiye’de de başarıyla uygulandığını ve erken teşhiste başarının yüzde 95 olduğunu kaydetti. “Hekimlerin bilgileri artıyor, yeni çıkan ilaçlar daha etkin tedavi imkanı sağlıyor” diyen Prof. Dr. Ünal, meme kanserinde Türkiye haritasını çıkarmak için faaliyetlerinin sürdüğünü açıkladı. Ünal, uzun ve maliyeti yüksek bir hastalık olan kanser hakkında ilk olarak bayanların bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederek, en basit elle muayenenin ilk tanıya çok yardımcı olduğunu ve çekilen mamografi ile hastaya en kısa zamanda müdahale edebildiklerini söyledi. Prof. Dr. Ünal, bayanlara şu önerilerde bulundu: “Beslenmede hayvansal ve bitkisel yağların miktarını azaltınız. Daha çok posa bırakan lifli gıdalar, sebze ve meyveler yiyiniz. A ve C vitamini zengin besinleri tercih ediniz. Sigara ve alkol kullanmayınız.”

Kanser aşısı Almanya hakkinda aciklamalar Kanser aşısı Almanya konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Kanser aşısı ,kanser aşısı almanya,kanser aşısı bulundu, kanser aşısını bulan türk

 

 

Kadın sağlığı Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Down sendromu nedir
Down sendromu nedir

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!