Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadın sağlığı

» Hastalıkların bitkisel tedavileri

Hastalıkların bitkisel tedavileri

2009-11-26 01:37:13 Kadinlaricin.net sitesinde Hastalıkların bitkisel tedavileri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Hastalıkların bitkisel tedavileri ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Hastalıkların bitkisel tedavileri

 

Hastalıkların bitkisel tedavisi

Hastalıklar ve bitkisel çareleri

Sinir ağrıları

Nevralji ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır:
4 bardak suya; 3 tutam papatya çiçeği konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Soğumadan, suyuna batırılan bezler ağrıyan yerlere konur. Su soğuyuncaya kadar devam edilir.
2 bardak suya, 3 çorba kaşığı karabiber ve 1 kahve kaşığı zeytinyağı konur. Suyun tamamı buharlaşıncaya kadar kaynatılır. Dipte kalan yağ, küçük bir şişeye konur. Ağrıyan yerler, bu yağla ovulur.
3 bardak suya, 2 tutam biberiye yaprağı konur. Yarım saat kaynatıldıktan sonra süzülür. Banyo suyuna, 1 çorba kaşığı konduktan sonra yıkanılır. Ayrıca, kahvaltılarda elma yemek de çok faydalıdır.
Hastalıkların bitkisel tedavisiİştahsızlık

Tedaviye yemekleri belirli vakitlerde yemeye alışmakla başlanır. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır. Sebebi bulmak için doktora başvurulur. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.
4 bardak kaynak suya; 1 tutam (30 gram) civan perçemi konur. 10 dakika bekletildikten sonra temiz bir şişeye süzülür. Günde 3 kere, ikişer çorba kaşığı içilir.
1 su bardağı sıcak suya; 1 kahve kaşığı çörekotu konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Bir kerede içilir.
1 su bardağı sıcak suya; 3 tane defne yaprağı konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Bir kerede içilir.
4 bardak suya; 1 avuç Frenk üzümü meyvesi konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.

Üremi

Karaciğer de meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere “üre” denir. Ürenin idrarla dışarı atılamayıp vücutta birikmesine de “üremi” denir.

Hastada, sürekli baş ağrısı, görme bulanıklığı, gündüzleri uyuma, geceleri de uykusuzluk gibi rahatsızlıklara yol açar. Vakit kaybetmeden doktora gidilerek tedavi ettirilmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi sırasında hasta üşütülmemeli, yorulmamalı, düzenli beslenmeli, hepsinden de önemlisi sigara ve alkolü mutlaka bırakmalıdır. Tedaviye yardımcı olmak için aşağıda basit formüller de uygulanabilir. 4 bardak suya 2 orta boy kereviz ve 6 lahana yaprağı doğranır. 15-20 dakika kaynatılıp süzüldükten sonra günde 3-4 defa birer çay bardağı içilir. Ayrıca 4 bardark suya 20 gram ayrık otu kökü konup 15 dakika kaynatılır ve süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.
Hastalıkların bitkisel tedavisiKloroz bitkisel tedavisi

Yarım kilo kuru siyah üzüm, demir havanda iyice dövülür. Üzerine bir çorba kaşığı toz haline getirilmiş kınakına konur. Üzerine 6 bardak su ilave edilip bir süre kaynatılır. Sonra süzülüp bir şişeye konur, serin bir yerde saklanır. Günde 3 kere 2’şer çorba kaşığı içilir.

Bir litre suya yarım kilo iyice yıkanmış ıspanak koyup 10 dakika kaynatılarak elde edilen sudan günde 3 kere birer çay bardağı içmek de çok faydalıdır.

Bu arada mümkün olduğu kadar çok yumurta sarısı, püre, yeşillik, tavuk eti, ıspanak, tere, mercimek, fasulye, pirinç pilavı, taze meyveler, ceviz, incir, kayısı ve çikolata yenmeli, bol bol süt içilmelidir.
Gözkapağı şişmesi bitkisel tedavisi

Gözkapakları, çeşitli sebeplerle şişer. Bunlar arasında ağlama, nezle ve kızamık sayılabilir. Bu şişlikler çok önemli değildir. Sebep ortadan kalkınca göz kapakları da normale döner. Ancak bazen göz kapaklarındaki şişlikler, kalp ve böbreklerdeki hastalıkların veya beze iltihabının bir işareti olabilir. Bu sebepler alerjik değilse, göz kapaklarındaki şişliklerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Geçici sebeplerle şişen gözkapaklarını tedavi amacıyla şu formüller uygulanabilir:
Bir bardak suya bir tutam maydanoz konur. Kaynatılıp, süzülür. Bu suya bastırılan pamukla göz kapakları üzerine kompres yapılır.

Ayrıca 2 bardak suya 10 gram (1 tutam) sarı yonca konur, kaynatılır. Sonra bol suda kaynatılmış bir bardağa süzülür. Bu suya batırılan temiz pamukla göz kapakları üzerine kompres yapılır.

 

Böbreklerden yüksek tansiyona, kansızlıktan kabızlığa birçok hastalığın ilacı: Armut

Günde yenecek 5-6 armut, yüksek tansiyonu olanların bu şikayetlerini azaltır. Ayrıca kanı temizler ve kansızlığı giderir.

Bugünlerden başlayarak kış ortasına kadar sofralarımıza misafir olan armut,A vitamini yönünden zengin bir meyve olmasının yanında yüksek tansiyondan böbreklere, kansızlıktan kabızlığa kadar birçok rahatsızlığın da ilacıdır.
Ülkemizde Ankara armudu, mustabey armudu, çengel armudu, kumla armudu, bey armudu gibi çeşitleri vardır.
Armudun faydalarını ise şöyle sıralayabiliriz: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlayarak idrarı bollaştırır. Bu da varsa böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Sindirim sistemini, özellikle bağırsakları yumuşatarak kabızlığı önler. Vücudumuzdaki bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar.
Günde yenecek 5-6 armut, yüksek tansiyonu olanların bu şikayetlerini azaltır. Ayrıca kanı temizler ve kansızlığı giderir. Zihni yorgunlukları azaltır, sinirleri yatıştırır. Hazımsızlığı giderir, tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır.
Armut, mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizma gibi rahatsızlıklarda da çok faydalıdır. Uzmanlar, “Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur” tavsiyesinde bulundukları armudu, midesi zayıf olanların komposto şeklinde almalarını öneriyorlar.

Sesin aşırı kısılması

Tıp dilinde “Afoni” adı verilen aşırı ses kısılması boğaz veya gırtlak hastalıkları, çok yüksek sesle bağırarak gırtlağı tahriş etme, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin rahatsızlanması, gibi sebeplerden kaynaklanabilir. Bazen ses tamamen kaybolabilir. Bir-iki gün içinde geçmeyen ses kayıplarında mutlaka doktora başvurmak gerekir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılabilir.
4 bardak koyun sütüne; 1 tatlı kaşığı dövülmüş kereviz tohumu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.
1 çay bardağı yeni sıkılmış limonsuyu; 1 çorba kaşığı süzme bal ve 1 çay bardağı su karıştırılıp gargara apılır.
6 bardak suya; 1 tane turp doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.
Temiz ve ince bir tülbentin içine; 10 yaprak lahana konur. İyice sıkılarak suyu çıkarılır. Suyuna pişmiş bir yumurtanın ezilmiş sarısı konup, iyice karıştırıldıktan sonra içilir.
Rahimde polip
Rahimde meydana gelen ve nohut büyüklüğünde olan gri renkli yumrulara “Rahim Polipi” denir. Sebebi, rahimin içyüzünü örten zarın iltihaplanmış olmasıdır.
Aybaşı halinde aşırı kanama, rahim akıntısı ve arasıra gelen karın ağrıları ile kendini gösterir. Kesin tedavisi, ameliyattır. Ayrıca aşağıdaki reçete de kullanılabilir:
1 tutam sinirli yaprak, 3 tane marul yaprağı, yarım tutam gül kurusu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Sonra 4 bardak suya; 1 tutam mersin yaprağı konup, 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. İlk hazırlanan suya, bu sudan 2 çorba kaşığı konur. Üzerine, 1 çorba kaşığı üzüm sirkesi ilave edilip, rahime şırınga yapılır.

Hastalığa göre beslenme

Her hastalığın ayrı bir beslenme şekli olduğunu ve hastalıktan korunmak ve kurtulmak için buna mutlaka uyulması gerektiğini belirten Türkiye Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ahmet Yağcı, mide ve bağırsak hastalarının bulgur, kola, ekşi gıdalar, ekmek, makarna gibi yiyeceklerin yerine bol yeşil sebze ile kayısı, elma, havuç gibi meyveler yemesini ve bol su içmesini tavsiye etti. Özellikle mide kanamalarına yol açma tehlikesi olan kavun ve karpuzdan uzak durulması gerektiğine dikkat çeken Yağcı, “Kolesterolü olanların, kırmızı et ve yağ tüketimi kontrol altına alındığı takdirde hasta normale dönüyor” dedi.
Çikolata tetikler
Migreni olanların çikolatalı besinler, makarna, yoğurt, peynir gibi mayalı yiyeceklerden sakınmaları gerektiğini kaydeden Dr. Yağcı; kahve, çay ve koladan uzak durması gerektiğini ifade ederek, “Kemik erimesine karşı da günde en az 3 bardak süt, mutlaka peynir ve yoğurt tüketilmeli. Sigara, kahve ve alkol kullanmamalı, tuz azaltılmalıdır. D vitamini bol alınmalı, bunun için bol bol yürünüp güneş ışığından faydalanmalı ve tahıl, balık yağı tüketilmeli” şeklinde konuştu.
Harika bir besin: POLEN

Arılar tarafından çeşitli bitkilerden toplanan çiçek tozları olan polen, çok eski çağlardan bu yana, çeşitli hastalıkların tedâvisinde ilâç olarak kullanılmaktadır. Polenin en önemli özelliği, B vitamini ve mineraller yönünden çok zengin olmasıdır.
İlim adamlarının belirttiğine göre polen; kanser türlerinde, kalp ve damar hastalıklarında, karaciğer hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, sedef, egzama, sivilce, saç dökülmesi, cilt lekeleri, prostat rahatsızlıklarında, ruh ve sinir, göz, astım, bronşit, ülser, basur, felç, kansızlık, beyin hastalıkları ve çocuk gelişiminde kullanılmaktadır.
Polen, beyin ve vücut yorgunluğuna kısa zamanda canlılık verir. Cılız çocukların büyümesini sağlar. Kansızlarda her gün bir kahve kaşığı polen yemek, vücudun savunma sistemini meydana getiren alyuvarların sayısını arttırır.
Polen ayrıca vücudun eksik maddelerini tamamlar. Bağırsak iltihaplanmalarını iyileştirir. Zayıflık, şişmanlık, kabızlık, ishâl gibi birbirine zıt olan rahatsızlıkları da tedâvi eder, iktidarsızlığa da iyi gelir. Polen bir kuvvet şurubu gibi tesir eder. Hastalara şifâ kaynağıdır. Düşünme yeteneğini artırır. Alyuvar sayısını ve kandaki hemoglobin sayısını da yükseltir, görme yeteneğini arttırır, saç dökülmesini önleyerek canlanmasını sağlar. Cilt hastalıklarına iyi gelir.
Dış etkilere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur. Sürekli hücre yeniler ve bol oksijen gelmesini sağlar.
Polende yüksek düzeyde çinko bulunması sebebiyle prostat bezi faaliyetlerinde de önemli görevler üstlenmektedir.
Polen, ılık süte, çaya, kahveye katılarak alınabildiği gibi, günlük bir çay kaşığı, sâde olarak da çiğneyerek yenebilir.
Baharatçılarda satılmaktadır...

Hastalıklar ve çareleri
Dalak büyümesi
Yarım litre suya; 2 çorba kaşığı doğranmış kereviz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. Dalak büyümesine faydalıdır.
4 bardak suya; 1 çorba kaşığı kekik konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 kahve fincanı sirke konur. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir. Dalak şişliği ve büyümesine faydalıdır.
Gözkapağı iltihabı
Nişasta lapası gözkapağı iltihabı için oldukça faydalıdır. Bir su bardağı suya, bir çorba kaşığı nişasta konur. Lapa haline gelinceye kadar pişirilir. Sonra bir parça temiz gazlı bezin üzerine dökülüp, ılık ılık iltihaplanan yerin üstüne konur. 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır.
Gut (nikris)
4 bardak suya; 1 kahve fincanı dolusu keten tohumu konur. Pelte hâline gelinceye kadar kaynatılır. Üzerine 2 çorba kaşığı hardal tozu ekilip, iyice karıştırılır. Sonra, iki parça tülbentin arasına dökülüp nikris olan yerlere bağlanır. Aynı işlem, haftada 2 kere tekrarlanır.

Tüm Tüketiciler Koruma Derneği'nce (TTKD) yapılan araştırmaya göre, Türk mutfağının vazgeçilmez unsurları olan baklagiller enerji ve vitamin kaynağı olmalarının yanı sıra, hastalıklara da doğal çözüm olabiliyorlar.

FASÜLYE

Buna göre, kurufasülye sinirleri kuvvetlendirerek vücuda protein ve enerji sağlıyor. Ancak, hazmı zor olan fasülyenin bayatlaması halinde hazmı daha da güçleşiyor.

PİRİNÇ

Vücudun kuvvetlenmesini sağlarken tansiyonu ve üre asidini düşürüyor. Kirpik, saç ve kaş kıllarını uzatan pirinç, daha çok enerji kaynağı olarak kabul ediliyor. Kabuğu fazla soyulmadığı takdirde zengin B vitamini özelliği bulunuyor.

MERCİMEK

Kan yapıcı özelliğe sahip olan mercimek de tıpkı kuru fasülye gibi sinirleri kuvvetlendiriyor. Özellikle doğum sonrası önem kazanan pirinç, anne sütünü artırıyor. Ancak, bağırsaklara hafif yumuşaklık vermesi nedeniyle geçici ishale yol açıyor.

SOYA

fasülyesinde etin iki katı protein bulunuyor. B vitamini deposu olan soya fasülyesi hazmı kolaylaştırıyor, adalelerin, sinirlerin ve kemiklerin gelişmesini sağlıyor. Ayrıca, sahip olduğu lesitin maddesi ile beynin çalışmasını artırıyor ve zihin yorgunluğunu gideriyor.

NOHUT

İdrar yollarını temizleme özelliğine sahip olan nohut,vücuttaki üre asidini, ürat tuzlarını ve vücuttaki fazla yemek tuzunu idrarla dışarı atıyor. Mideyi temezleyerek iştah açan nohut, omurilik felçlerine ve kireçlenmelere iyi geliyor.

Süpermarketteki sağlık

Kendinizi kötü hissettiğinizde mutlaka bir eczaneye koşmanız gerekmiyor. Doğal sebze ve meyvelerin hem cilt, hem de vücut sağlığı üzerindeki mucizevi etkileri ilaçları geride bırakıyor.

Domates: Sebze reyonundaki bu süperstarın vücudumuza sağladığı yararlar saymakla bitmiyor. Kırmızı renk pigmenti likopen, hücreleri serbest radikallerden koruyarak akciğer, prostat ve bağırsak kanserinden koruyor. Bu özelliği ısıltıldığında daha çok öne çıkıyor. Domates salçası ve soslar, likopen açısından oldukça zengin. Ya ketçap; o da domates kabuklarıyla birlikte işleme tabi tutulduğu için bileşiminde daha çok koruyucu maddeler bulunuyor.

Çilek: Az kalori, bol potasyum... İşte, bu yüzden çilekler aynı zamanda zayıflatıcı özellikleriyle ünlüler. Yine de turunçgillerin iki katı kadar C vitamini içerdikleri az bilinen yanlarından. Yağ yakıcı bu meyve, kolajen oluşumunu harekete geçirdiği bağ dokusunu gerginleştiriyor, serbest radikallerden koruyor ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Çileğin bu etkileri taze olduğunda maksimum düzeyde gerçekleşiyor.

Tarçın: Ayurveda uzmanları antibakteriyel ve hazmı kolaylaştırıcı etkisi dolayısıyla uzun yıllardan beri tarçının mucizevi gücünü kabul etmiş durumdalar. Ayrıca tarçın insülin etkisi yaratan belirli bir polifenol sayesinde yükselen kan şekerini düşürmek için bire bir. Bunun için yoğurdun içinde ya da taze meyveyle birlikte aldığınız günde sadece bir çay kaşığı tarçın yeterli. Üstelik sadece kış mevsiminde değil her mevsim...

Elma: Tüm mevyeler arasında en fazla yeteneğe sahip. İçeriğindeki pektin, bağırsaklardaki zehirleri nötralize ediyor ve kolestrolü düşürüyor. Bitkisel hormon ‘quercetin’, hücreleri serbest radikallere karşı koruyor ve bağırsak kanseri riskini azaltıyor. ‘Latechin’ de solunum yollarını temizleyerek solunumu düzenliyor. Hollanda’da yapılan bir araştırma elma yiyenlerin öksürük ve nefes sorunlarıyla karşı karşıya kalmadıklarını ortaya koyuyor.

Soya yağı: Soya tanesi bileşimindeki yaklaşık yüzde 35’lik albümin miktarıyla tam bir protein canavarı. Ayrıca phyto-östrojen, göğüs kanserinden korurken, yağ ve doymamış yağ asitleri damarları adeta yağlayarak kayganlaştırıyor. Japon bilimadamları soyadaki linol asitlerinin kalp krizi riskinin yüzde 28 oranında düşürdüğünü hesaplamışlar. Buna ek olarak soyada yaratıcı bir hormon olan asetilosinin yapıtaşı bulunuyor, bu da konsantrasyonu ve hafızayı güçlendiriyor.

Kırmızı taze biber: Tıpkı yeşil biber gibi küçük tohumlarının bileşimindeki hormon beyni çalıştırıyor ve acıyı azaltıcı endorfini harekete geçiriyor. Yapılan araştırmalar damarları genişlettiği ve ağrı azaltıcı etkisiyle baş ağrısı ve migreni daha katlanılabilir kıldığını gösteriyor. Tüm bunlara ek olarak kırmızı taze biberin kan dolaşımını artırıcı ve hazmı kolaylaştırıcı etkileri var.

Brokkoli: Bileşimindeki pigmentler gözlerin daha keskin görmesine yardımcı oluyor. İçeriğindeki koruyucu maddeler yaşlanmaya bağlı görme sorunlarını önlüyor ve katarakt riskini ortadan kaldırıyor. Bunun dışında brokkoli C vitaminini ve bioaktif maddeler sayesinde kanser oluşturabilecek maddeleri etkisiz hale getiriyor.

Zencefilin faydaları: Gribe ve soğuk algınlığına iyi gelir. Vücudu terleterek toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Aynı zamanda ses kısılmasında da yardımcıdır. Gerek salep gibi sıcak içeceklerin üzerine toz gibi serpilerek gerek suda kaynatılarak içilir.

Meyve sebze deyince akan sular durmalı

Kalp hastalıklarından kansere, kolesterolden göz sağlığına kadar meyve ve sebzelerin vücudumuza sağlamadığı fayda yok. Sağlıklı ve zinde bir hayat için ne meyveden, ne de sebzeden vazgeçmemek gerek. Mevsimine göre yenecek meyve ve sebzeler sağlık deposudur.

Çocukken sebze sözcüğünü duymaktan bile nefret ediyordunuz. Anneniz tabağınıza sebze yemeğini koyarken sıkıntılı ve isteksiz bir tavırla yüzünüzü buruşturmayı hiç ihmal etmiyordunuz. Sonra da büyük bir olasılıkla pazarlıklar başlıyordu. Anneniz size sebze yemenizin gerekli olduğunu söyleyip, onun bu isteğini yerine getirirseniz sizi şu veya bu şekilde ödüllendireceğini tekrarlıyordu. Aradan yıllar geçti ve bu kez de siz çocuklarınıza sebze yedirme savaşına başladınız. Bilim adamlarının, beslenme uzmanlarının hiç bıkmadan usanmadan meyve ve sebze ile beslenmenizi önermelerinin çok önemli nedenleri var. Birkaçını sıralayalım:

Kalp krizi ve felç geçirme olasılığını azaltırlar

Pek çok kanser türüne karşı etkili birer koruyucudurlar

Kanın basıncını düşürürler

Katarakt ve gözbebeklerinin bulutlanması gibi yaşlılıkta görülen göz hastalıklarını önlerler

Sürekli olarak ‘meyve ve sebzeler’ diye bir sıralama yapmam bir rastlantı ya da sözün gelişi değil. Toprakta yetişen ürünlerden hangilerinin meyve, hangilerinin sebze sayılacakları yüzyıllardan beri tartışılıyor. Ondokuzuncu yüzyılda meyve- sebze tanımlaması bir çok ülkede dava konusu olmuştu. Ama işin içinden tam olarak çıkılamadığını da belirtelim. Ayrıca her ülkenin insanları meyve- sebze ayrımında farklı düşünebiliyor. Örneğin domates ile salatalık bazı ülkelerde meyve sayılıyor, bazılarında ise sebze sınıfına giriyor.

MEYVE VE SEBZE KANSERE YAKALANMA OLASILIĞINI AZALTIR

Bundan yirmi yıl kadar önce, Amerikalı iki bilim adamı sadece ABD’de kanserden ölümlerin yüzde 35’inin beslenme faktörlerinden kaynaklandığını ileri sürdü. Bu açıklama, çeşitli sağlık kurumları ve kanserle savaş dernekleri ve kanser tedavi merkezlerinde büyük ilgi uyandırdı.Bu tahminin abartılı olduğu kesindi ama daha doğru beslenmenin, meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme programı uygulamanın kansere karşı etkili olacağı kabul edildi. O günden bugüne kadar çeşitli araştırma merkezlerinde yüzlerce çalışma yapıldı. Amaç meyve ve sebzelerin kanser bağlantısını ortaya çıkarmaktı. Bu tür çalışmalar, değişik beslenme alışkanlıkları olan çeşitli ülkelerde de tekrarlandı. Hangi meyve ve sebzelerin kişileri kanserin hangi türlerinden koruyabilecekleri uzun uzun araştırıldı. Varılan sonuç, gerçekten umut vericiydi. Ancak meyve ve sebze ile beslenmenin kanserden sizi yüzde yüz koruyacağını düşünmeniz yanlış olur. Kansere yakalanma olasılığının başka nedenlerden de kaynaklanabileceği unutulmamalı. Örneğin ailenizde kansere yakalanmış kişiler, sigara, alkol alışkanlığı, aşırı güneşlenme ve egzersiz yapmamak gibi. Seçtiğiniz mesleğin de rolü olabilir. Fakat her şeye rağmen, iyi bir beslenme programı, sağlıklı yaşamanın sigortasıdır.

Yapılan son çalışmalar, meyve ve sebzelerin kanser türlerinin tamamına karşı bir koruyucu kalkan oluşturamadıklarını ortaya çıkardı. Hemen yüzünüzü buruşturmayın. Toprakta yetişen ürünlerin belli bazı türleri, değişik kanser türlerinden bizleri koruyabiliyorlar.

ISPANAK VE NARENCİYE KALP HASTALIKLARINDAN KORUR

Meyve ve sebzelerin yararı sadece kanser türleriyle sınırlı kalmıyor. Çeşitli kalp ve damar hastalıklarından korunmanın yolu da sebze ve meyvelerden geçiyor. Öncelikle bu hastalıkların en önemli nedenleri sayılan yüksek kan basıncı ve kanda yüksek oranda kolesterolün de panzehiri, sebze ve meyvelerdir. Günde bir öğün meyve ve sebze yerseniz, bu hastalıklara yakalanma olasılığında yüzde 15 oranında bir azalma gözlenir. Meyve ve sebze tüketiminin sayısı arttıkça, hastalanma olasılığı da azalır. Bizleri kalp hastalıklarından korudukları ileri sürülen sebze ve meyveler: Ispanak, lahana, narenciye tür meyveler veya bunların sularıdır. Bir çok tıp adamının ‘sessiz katil’ diye adlandırdığı yüksek kan basıncı da, genellikle kendini belli etmediği için son derece tehlikelidir. İlaçlarla kan basıncını düşürmeye çalışmanın da her zaman iyi sonuç verdiği söylenemez. Kan basıncını kontrol altında tutabilmek için meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenme düzeni uygulanmalı. Kandaki kolesterol miktarının azaltılması için de aynı öneri geçerli. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin kolesterolü nasıl düşürdüğü kesin olarak bilinmiyor. Fakat bu yiyecekler, doymuş yağ tüketimini azalttıkları için de dolaylı olarak yarar sağlıyor olabilirler.

Koyu yeşil yapraklar göze iyi geliyor

Halk arasında çok yaygın bir inanç vardır: Havuç yemenin gözler için çok yararlı olduğu söylenir. Ama gözlerin meyve ve sebzelerle olan ilişkisi bu kadarla kalmıyor. Düzenli olarak koyu yeşil yapraklı sebzeleri yiyen kişilerde yaşlılıkla bağlantılı katarakt ve bulanık görme gibi önemli hastalıklara yakalanma tehlikesi azalıyor. Bu iki hastalıktan da serbest radikallerin büyük ölçüde sorumlu olduklarını söyleyebiliriz. Koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan iki madde, serbest radikallerin gözlere zarar vermelerini önlüyor. Atalarımız, binlerce yıl önce, buldukları sebze ve meyvelerle beslenmişler. Uygarlıklar geliştikçe, bu gerçek unutulmaya başlamış ve başka karmaşık besin maddelerini tercih etmeye başlamışız. Sağlıklı yaşamak için zamanı geri alıp, tarih öncesi dönemlere dönmenizi elbette tavsiye etmiyoruz. Ama meyve ve sebze ağırlıklı beslenme düzeninin sağlığımız açısından büyük önem taşıdığını artık biliyoruz.

Geleceğin bitkileri

Tüm dünyada tıbbi ve aromatik bitkilere olan ilgi hızla artıyor. Kanser gibi henüz önüne geçilemeyen hastalıkların tedavisi için bitkiler, en önemli hammaddeyi oluşturuyorlar. Özellikle tropik bitkiler, çeşitli kanser türlerine karşı üretilen ilaçların en önemli kaynağı...

Ama uzmanlar, kekik, adaçayı, nane, haşhaş, safran gibi tıbbi ve aromatik bitki zengini Türkiye'nin konuyla ilgili bir politikası olmaması nedeniyle bu kaynağını değerlendiremediğine dikkat çekiyorlar. Öte yandan Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, kekik yağının ana maddesi olan ‘‘Karvakrol’’un akciğer kanseri tedavisinde olumlu sonuç verdiği belirlendi. Bu maddenin henüz insanlar üzerinde denenmediğini belirten AÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, ‘‘Çare arayan kanser hastaları kesinlikle kekik yağı içmesin. Kekik yağı, içildiğinde insanları zehirler. Zaten biz farelere bu maddeyi doğrudan içirmedik’’ dedi. Araştırmada kanserli farelerin hücre dokularına yapılan kekik yağı tedavisi sonucunda kanserden hiç iz kalmadığı belirlendi. Akciğer kanseri olan farelerin tamamen iyileştiği belirtildi.

Boğaz’da Günışığı

Artık Anadolu yakasında da doğal ürünler satan ve aynı zamanda bunun eğitimini veren bir mekán var. Dün açılan 'Günışığı'nda kurutulmuş ekolojik gıdalar, doğal ürünler, meditasyon kasetleri ve yağları satılıyor. Cafe hizmeti de verilen üst katında ise transandantal meditasyon öğretiliyor.

Günışığı'nın sahibesi Canan Karaalioğlu, özel hayatını iş hayatına çevirdiğini söylüyor. Karaalioğlu çocukluğundan bu yana doğal ürünler ile besleniyor. 3 yıldır ise transandantal meditasyon yapıyor.

Dükkánda yüzlerce çeşit şifalı ot, kuru meyva, tahin, pekmez, bal, zeytinyağı, tahıllar, unlar, Alman ekmekleri, sabun, baharat, tahta tabak, kaşık, çömlekler ve oyuncaklar, meditasyon kasetleri, tütsüler, kitaplar, el dokuması bezler, bitki yağları ve Ayurvedik kozmetik ürünleri bulunuyor.

Tahin, pekmez, bal gibi ürünlerde asla kanserojen kıvam verici maddeler kullanılmıyor. Şarap gibi kokan zeytinyağı Küçükkuyu Adatepe'den özel getiriliyor. Çocuk oyuncakları kök boyalar ile renklendirilmiş. Ayurvedik kozmetikler ise Hintliler'in 10 bin yıllık bilgisinin ürünü.

Kasetlerde Ayurveda bilgisine göre hazırlanan müzikler beden, ruh ve zihin dengesini sağlıyor. Günün her saatinde ayrı bir müzik dinleniyor. Aroma terapik yağlar ile zayıflayabilir, uykunuzu düzene sokup, sinirlerinizi rahatlatabilirsiniz.

Buradaki ürünlerin tamamı ekolojik ve doğal olduğundan fiyatları da piyasadakilerin iki katı. Doğal beslenme bilinci Türkiye'de henüz yaygınlaşmadığından gıdalar çoğunlukla yurtdışına ihraç edilmek üzere yetiştiriliyor.

Ücretsiz transandantal meditasyon seminerleri her pazartesi 19:00 ve her cumartesi 12:00'de düzenleniyor. Öğrenmeye karar verirseniz 150 dolar karşılığından üst katındaki kütüphane-cafe'de uzmanlardan eğitim alıyorsunuz.

Çocuklar 4 yaşından itibaren transandantal meditasyon öğrenebiliyor. Günışığı'nda çocuklar için ayrıca müzik ve heykel kursları da düzenlenecek.

Hekimler Üzerine

Actual Medicine dergisinde Prof.Dr.Kamil Hüsnüyusufkuşugiller'in (takma ad) vaktiyle yazdığı yazıyı birkaç kere okudum... Doktorlara kızılan bir ortamda, hastalara, hasta sahiplerine, hastane ziyaretçilerine tavsiyemdir.

1 Hekimler uykusuzluğa sizin kadar dayanır. Siz biraz daha fazla dayanıklı olmasını bekleyebilirsiniz, ama bunun sınırı çok fazla değildir.

2 Hekimler hekim olmalarına rağmen hastalanır.

3 Hekimler de sizin gibi günde üç öğün yemek yeme ihtiyacındadır.

4 Hekimler de tuvalete gitme gereksinimi duyar. Sizler gibi ishal olduklarında karınlarına kramp girer. Sık sık tuvalete gitme gereksinimi duyar.

5 Hekimler de idrarlarını sınırlı süre tutabilir. Düzenli olarak mesanelerini boşaltmak zorundadır.

6 Hekimler de uyuduklarında uyanmakta güçlük çeker. Uyandıktan sonra açılabilmeleri ve kafalarını toplayabilmeleri için bir süre geçmesi gerekir. Hiç olmazsa yüzlerini yıkamak zorundadırlar.

7 Hekimleri gece uyandırdığınızda en azından sırtlarına bir gömlek giyecek kadar süre geçer.

8 Hekimler de solunumla oksijen almak zorundadır. Oksijensiz ortamda yaşayamaz.

9 Hekimlerin de burunları vardır, dişleri sizlerinki gibi ağrır.

10 Hekimlerin de gözleri iltihaplanır. Kimisinde bel ağrısı vardır ve ayakta durmaları zaman zaman gerçekten güçleşir. Hepsi olmamakla birlikte kimi hekimler kırk sekiz saatten sonra aşırı yorgunluk belirtisi gösterir.

11 Hekimler de mideleri bulandığında kusar. Hekimlerin de sinirleri bozulur. Hekimler de arasıra çay ya da kahve içmek ister. Hekimler de çocukları hastalandığında, ana babaları hasta olduğunda sizin gibi merak eder. Onları muayene ettirmek ve tedavilerini yaptırmak zorundadır.

12 Dayak yiyen bir hekimin diğer hastaları muayene etmeden önce on dakika kadar dinlenmesi gerekir.

13 Pratisyen hekimlerin de diplomalarında ‘‘hasta muayene ve tedavi etme konusunda yetkileri olduğu’’ yazılıdır.

14 Hekimler de korkar. Hekimler de yirmi yirmibeş kilometre yürüdüklerinde yorulur.

15 Bazı hekimlerde de şeker hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu, mide ülseri, kalp sıkıntıları, yüksek tansiyon gibi sağlık sorunları görülür. Bunlar aynen sizde olduğu gibi belirtiler verebilir.

16 Bir kısım hekimler soğukta üşür, sıcaktan bunalır. Bazı hekimler de günde bir-iki saat uyumadan kendisini toparlayamaz.

17 Hekimlerin de aileleri, çocukları vardır. Onların çocukları da, sizinkiler gibi, kendilerine zaman ayrılmasını ister.

18 Hekimlerin de zamanında ödemeleri gereken borçları, aylık taksitleri, elektrik ve su faturaları vardır. Hekimler de çarşı pazardan aldıkları şeylere para öder.

19 Hekimler hastalandıklarında başka hekimlere muayene olabilir.

20 Hekimlerde de lüks bir hayat yaşama eğilimi vardır. Banyoyu, tuvaleti, mutfağı olan bir evde yaşamak ister.

Bitkiler şifa dağıtıyor

Akciğer ve böbrek rahatsızlığı, kalp krizi, kemik erimesi, şeker hastalığı, prostat ve romatizma gibi birçok hastalığın tedavisi için kullanılan bitki türlerine olan ilgi her geçen gün artıyor.

Dünyadaki 93 bine yakın bitki türünden 20 bini hastalıkların tedavisi için kullanılıyor. Türkiye'de ise 8 bin 500 bitki türünden ancak 500'ü bu amaçla kullanılabiliyor. Tedavide bitkilerin tercih edilmesinin en önemli nedeni ise yan etkisinin hemen hemen hiç olmaması.

Çeşitli hastalıklarda kullanılan bitkiler ise şöyle:

Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, kırkkilit otu, böğürtlen çayı, papatya, mersin yaprağı, kekik, zulumba ve üzerlik tohumu, lavanta, nane, biberiye, mısır püskülü, kiraz sapı, keten tohumu, meyan kökü, ravent çini, hayıt tohumu, gülyağı, nar kabuğu, hardal tohumu, tere tohumu, ökseotu çayı, melisa çayı, adaçayı, civanperçemi, kınakına, kuru üzüm, mürdüm eriği, aslanpençesi çayı, ardıç tohumu, ıhlamur, defne tohumu, zencefil, eğir kökü, servi kozalığı, pelinotu.

Greyfurt mucizesi

Amerikan bilim adamları, kalp krizine karşı en iyi ilacın greyfurt olduğunu saptadılar. Greyfurtun içindeki pektin maddesinin kolesterolü düşürdüğü, kalp krizini ve kireçlenmeyi önlediği belirlendi. Ayrıca greyfurta kokusunu veren maddenin karaciğer ve bağırsakların işlemesini de kolaylaştırdığı belirtilirken, tüm bu özelliklerin meyvenin suyunda değil, dilimleri kaplayan beyaz tabakada bulunduğu vurgulandı. Bu nedenle greyfurtun kabuğunun mümkün olduğu kadar ince soyulması önerildi.

Maydanoz mucizesi

Maydanoz C vitamini yönünden portakaldan dört kat daha zengin. Üstelik sadece beş gram maydanoz, bir günlük A vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılıyor. Kaynatılmış maydanoz suyunu içtiğinizde vücudunuzdaki toksinlerin yaşama şansı kalmıyor. 50 gram maydanozu, beş dakika boyunca bir litre suyun içinde kaynatıp içmeniz yeterli. Yalnız kaynayan suyu 15 dakikadan fazla dinlenmeye bırakmayın. Hazırladığınız bu sıvı idrar söktürücü olarak kullanılabilir.

Maydanoz

Tüm yeşil yapraklı sebzelerde olduğu gibi maydanozda da bol C vitamini vardır. Eski çağlarda ölüleri bile dirilteceğine inanılırmış. Hatta eski Roma’da arenaya çıkmadan önce gladyatörlere kuvvet katması için bolca verilirmiş. Ancak buzdolabında bile uzun süre canlılığını koruyamayan maydanozu saklayabilmeniz için size bir öneride bulunacağım. Iyice yıkanmış, ayıklanmış maydanoz yapraklarını buzdolabı poşetlerine paylaştırıp, derin dondurucuya atın. Kullanacağınız zaman donmuş yaprakları elinizle, çıtır seslerini duyacak şekilde ezip, yemeklere ekleyin. O çıtır sesinde de beni anımsayın!

Geleceğin bitkileri

Tropik bitkiler, çeşitli kanser türlerine karşı üretilen ilaçların en önemli kaynağı...

Ama uzmanlar, kekik, adaçayı, nane, haşhaş, safran gibi tıbbi ve aromatik bitki zengini Türkiye'nin konuyla ilgili bir politikası olmaması nedeniyle bu kaynağını değerlendiremediğine dikkat çekiyorlar. Öte yandan Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde fareler üzerinde yapılan bir araştırmada, kekik yağının ana maddesi olan ‘‘Karvakrol’’un akciğer kanseri tedavisinde olumlu sonuç verdiği belirlendi. Bu maddenin henüz insanlar üzerinde denenmediğini belirten AÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, ‘‘Çare arayan kanser hastaları kesinlikle kekik yağı içmesin. Kekik yağı, içildiğinde insanları zehirler. Zaten biz farelere bu maddeyi doğrudan içirmedik’’ dedi. Araştırmada kanserli farelerin hücre dokularına yapılan kekik yağı tedavisi sonucunda kanserden hiç iz kalmadığı belirlendi. Akciğer kanseri olan farelerin tamamen iyileştiği belirtildi

Bitkiler şifa dağıtıyor

Dünyadaki 93 bine yakın bitki türünden 20 bini hastalıkların tedavisi için kullanılıyor. Türkiye'de ise 8 bin 500 bitki türünden ancak 500'ü bu amaçla kullanılabiliyor. Tedavide bitkilerin tercih edilmesinin en önemli nedeni ise yan etkisinin hemen hemen hiç olmaması.

Çeşitli hastalıklarda kullanılan bitkiler ise şöyle:

Isırgan tohumu, karabiber, mürsafi, kırkkilit otu, böğürtlen çayı, papatya, mersin yaprağı, kekik, zulumba ve üzerlik tohumu, lavanta, nane, biberiye, mısır püskülü, kiraz sapı, keten tohumu, meyan kökü, ravent çini, hayıt tohumu, gülyağı, nar kabuğu, hardal tohumu, tere tohumu, ökseotu çayı, melisa çayı, adaçayı, civanperçemi, kınakına, kuru üzüm, mürdüm eriği, aslanpençesi çayı, ardıç tohumu, ıhlamur, defne tohumu, zencefil, eğir kökü, servi kozalığı, pelinotu.

Devedikeni hayat kurtarıyor

Almanlar, Türkiye'nin hemen hemen her yerinde yabani olarak yetişen devedikeninden hayat kurtaran ilaç yapıyorlar.

Diğer yabani bitkiler gibi kıymetini bilmediğimiz, gördüğümüz yerde koparıp yaktığımız devedikeninden yapılan ilaç, Avrupa'da son derece değerli. Anadolu'da Meryemana dikeni ve sütlü kengel isimleriyle de anılan devedikeninin bilimsel adı ‘‘Silybum Marianum’’... Devedikeninin tohumlarından elde edilen ‘‘Silimarin’’ ve ‘‘Silibinin’’ maddesinden yapılan ilaç, dünyanın en öldürücü mantar türlerinden ‘‘Amanita’’ mantarının zehirini, 48 saat içinde kullanıldığı takdirde etkisiz hale getiriyor. Bu ilaçlar, siroz ve hepatit tedavisinde de kullanılıyor.

Mantar zehirlenmelerinin dünyadaki tek panzehiri olan ‘‘Legalon SIL’’ adlı ampuller, Sağlık Bakanlığı ruhsat vermediği için Türkiye'ye ithal edilemiyor. Hastanelere ulaşabilen hastaların çoğu, yetersiz tedavi yüzünden ölüyor. İlacı hızlı ve kaçak olarak getirtenler kurtuluyor. Almanya ve İtalya, ‘‘kültür bitkisi’’ haline getirdikleri devedikenini yetiştirmek için toprağa milyarlar döküyor. Konuyla ilgili olarak konuşan Fitoterapi Derneği ve Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilimdalı Başkanı Prof.Dr. Tekant Gözler, ‘‘Türkiye, bitkisel ilaç sanayisini kurmamakla hem yaşamsal hem ekonomik çok şey kaybediyor’’ dedi.

Almanya'da devedikeninden yapılan ilaç, mantar zehirlenmelerinde hayat kurtarıyor. Türkiye'de ise tüm uyarılara karşın, bazen tüm ailenin zehirlendiği olaylar yaşanıyor.

Bitkilerdeki şifa

Mayıs'tan Ağustos'a kadar çiçeklenme zamanı bulunan çıbanotu, kolesterol yüksekliğine iyi geliyor.
Günde iki fincan çıbanotu çayının 6 ay kadar içilmesi gerekiyor. Egzamalara, deri hastalıklarına, sarılığa, karaciğer hastalıklarına iyi geldiği bilinen çıbanotunun kan temizleyici etkisi bulunuyor.
Küçük çiçekli yakıotu ise özellikle prostat ameliyatlarından sonra meydana gelen yanma rahatsızlıklarında kullanılıyor.
Mesane kanserinde iki hafta boyunca çayının içilmesi önerilen küçük çiçekli yakıotu, iltihap giderici ve idrar söktürücü, kabızlık önleyici olarak da biliniyor.

Bal gibi kokan yapraklara sahip sarı yoğurtotu ise Temmuz ayında toplanıyor. Yoğurtotu çayı, böbrekleri, karaciğeri, pankreas ve dalağı hastalık yapıcı maddelerden arındırıyor. İdrar tutukluğu, kum ve taş rahatsızlıklarında, epilepsi, histeri gibi sinirsel rahatsızlıklarda öneriliyor.''

Dere ve orman kenarlarında yetişen veba otu, ateş düşürücü niteliği ile terletmeye yardımcı oluyor. Bitkinin çayı, ateşlenme, soluk alma zorluğu, gut ve sara hastalıklarında kullanılıyor. Gün boyunca, 1 veya 2 bardak yudumlanarak içiliyor.

İlkbaharda toplanabilen atkuyruğu otu ise, dolamalara, bacaktaki açık yaralara, işleyen eski yaralara, kanser türü çıbanlara, fistüllere, kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılı olarak biliniyor.

Boğaz, ağız boşluğu ve yutak iltihaplarına karşı büyük bir iyileştirme gücüne sahip olan koyunotu ise, anjin ve boğaz hastalıklarında ve ağız boşluğu mukoza iltihaplarında kullanılıyor. Meslek gereği olarak çok konuşmak veya şarkı söylemek zorunda olan kişilere, bir önlem olarak, her gün koyunotu bitki çayı ile gargara yapmaları öneriliyor.

''Kırmızı kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin biçimi ve büyüklüğündeki hünnap, öksürüğü keserken, balgam söktürüyor ve vücuda rahatlık veriyor. Aynı şekilde beyazımsı yumuşak sık tüylü bitki olan kedi ayağı da benzer hastalıklara iyi geliyor.

Kalbe kuvvet veren karabaş otunun da, özellikle damar sertliğine iyi geldiği biliniyor''

Bitkisel Zayıflama Çayı

Doğadan ürün yelpazesine Bitkisel Zayıflama Çay'ı adlı yeni bir ürün ekledi. Eczane ve marketlerde satılan yeni çay, sinameki, ısırgan otu yaprağı, ardıç ağacı meyveyi gibi on iki değişik bitkinin özel bir karışımından elde ediliyor.Diüretik (idrar artırıcı), laksatif (bağırsak yumuşatıcı), besinlerle alınan yağların atılmasını hızlandırıcı özelliklere sahip olan çayın hiçbir yan ekisi yok.

Kekik mükemmel bir antibiyotik
Anadolu Üniversitesi Tıbbi Bitkiler Araştırma Merkezi (TBAM) Müdürü Prof. Dr. Hüsnü Can Başer, kekiğin antibiyotik gibi mikrop öldürücü olduğunu söylüyor.
Kekik yağının romatizma ve şeker hastalığının tedavisinde de kullanıldığını belirten Başer, “Kekik yağı bu hastalıklara faydasının yanı sıra, çok büyük bir mikrop öldürücü antibiyotik gibi etkilidir” dedi.
Prof. Başer, kekiğin gıda maddelerini korumak için de kullanıldığını ifade ederek, “Gıda maddelerindeki bakteri ve mikroskopik mantarların üremesini önleyen kekiğin gıdaların korunmasında da önemi var. Yemeklere kekik atılmasındaki neden tat dışında gıdanın ömrünü uzatmasıdır. Besine değer kazandıran kekik Türkiye’nin çok büyük bir ürünüdür. Üretimi de yaygınlaşıyor” diye konuştu.
Avrupa’da kekiğin hayvan yemlerine de karıştırıldığını kaydeden Başer, “Hayvan yemlerinin korunması amacıyla kullanılan kekik, bu yemlere de ayrı bir tat katar. Günümüzde kekik, gıda sanayiinde mikrop öldürücü ve tat verici, ilaç sanayiinde ise daha çok koku verici olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.
Başer, kekik yağının dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayarak, “Kekik yağının doğrudan içilmesi son derece tehlikelidir. Cilde sürülebilir, koklanabilir. Ancak göze ve burna damlatılması son derece tehlikelidir. Kekik yağını doğrudan içerek komaya giren bir hastaya doktor dahi tedavi uygulayamayabilir” dedi.

Hastalıklar ve çareleri: Yılancık, ihmal edilmemeli
Halk arasında “yılancık” ve “kızılyürük” olarak adlandırılan “erizipel” derideki yara ve sıyrıklardan giren mikropların sebep olduğu bir deri rahatsızlığıdır. Hastalığın oluştuğu bölgede önce yaygın kızarıklık ve ağrı görülür. Bu bölge bir süre sonra şişer. Ayrıca hastada iştahsızlık ve başağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Yılancık; ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bunun için de iyi bir tedavi şarttır. Tedavinin ilk şartı, yatak istirahatidir. Ayrıca doktorun tavsiyelerine uyulup, aşağıdaki reçeteler de kullanılır:
* 4 bardak suya; 3 tutam ıhlamur konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu ilave edilir. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.
* 2 su bardağı suya; 50 gram badem konur. 10 dakika bekletildikten sonra çıkarılıp, kabukları soyulur. Sonra, iyice ezilir. Üzerine, 1 kahve fincanı dolusu süzme bal ilâve edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, 4 bardak suyun içine boşaltılır. 15 dakika kaynatılıp, süzülür. Yılancık olan yere, günde 3 kere sürülür.
* 6 bardak suya; 3 tane orta boy patates konur. Haşlanıp, suyu süzülür. Kabukları soyulduktan sonra iyice ezilir. Yılancıklı yere, günde 3 kere sürülür.
* 4 bardak suya; 1 avuç taze fasulye konur. Pişirildikten sonra süzülür. Fasulyeleri; bir kaşığın tersi ile ezilip, yılancıklı yere konur.
* 6 bardak suya; 1 avuç ebegümeci konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna batırılan gazbezi yılancığın üstüne konur. Kurudukça değiştirilir.
* 4 bardak çiğ süte 1 adet yılanyastığı kökü konur. 10 dakika kaynatılıp, süzülür. Suyuna batırılan gazbezi, yılancıklı yere konur. Kurudukça değiştirilir.
* Yılancık olan bölgenin yakınına sülük konur. Sülük, buradaki pis kanı emer.

Kurdeşen bitkisel tedavi

Ürtiker ya da halk arasındaki deyimiyle “Kurdeşen” önemli bir sağlık problemidir. Bir çeşit alerjidir. Ürtikerin iki tipi vardır. İlki şikayetlerin 6 haftadan kısa sürdüğü akut ürtiker; diğeri ise şikayetlerin 6 haftayı geçtiği kronik ürtiker tipidir. Akut ürtikerin kaynağı genellikle alerjidir. Gıdalar, ilaçlar ve solunum yoluyla alınan ev tozu benzeri alerjenler akut ürtikere sebep olabilir. Kronik ürtikerde ise alerjinin rolü son derece azdır. Kalıtım ve enfeksiyonların yanısıra birçok bilinmeyen etkenden kaynaklanabilir. Ayrıca aşırı sıcak ve soğuk, güneş ışınları ürtikere yol açabilir. Ürtiker genellikle kaşıntılı şişlikler şeklinde ortaya çıkar. Şişliklerin boyutu hastalığın şiddetine göre değişir. Şişlikler birkaç saat içinde iner, yerine başka yerlerde yenileri çıkar. Ayrıca göz kapaklarında, kol ve bacaklarda, parmaklarda, genital bölgelerde de ürtikere bağlı şişlikler gelişebilir. Tedavide anti alerjik ilaçlardan yararlanılır. Bu ilaçlara cevap vermeyen hastalarda ise kortizon tedavisi uygulanır.
Ürtikerin tedavisinde ayrıca aşağıdaki formüllerden de yararlanılabilir:
* 6 bardak suya; 2 tutam şahtere, 2 çorba kaşığı gelincik çiçeği konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 su bardağı peynir suyu ilâve edilir. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.
* 4 bardak suya; 3 çorba kaşığı papatya çiçeği ve 1 su bardağı limonsuyu konur. Kaynatıldıktan sonra banyo suyuna süzülüp, yıkanılır.
* 4 bardak suya; 100 gram adaçayı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra banyo suyuna süzülüp, yıkanılır.
* 1 su bardağı saf ispirtoya; 3 tutam ısırganotu konur. 15 dakika bekletildikten sonra süzülüp, kaşınan yerlere sürülür.
* 4 bardak suya; 60 gram labada kökü konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna, 1 çay bardağı süzme bal ilâve edilir. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.

Böbreklerin dostu kiraz
Manav tezgahlarını dolduran kiraz, rengi ve lezzetinin güzelliği kadar, ayın zamanda çok faydalı bir şifa kaynağıdır. İdrar yollarını ve kanı temizlemek için birebirdir.
İşte bu harika meyvenin faydalarından bazıları: İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur, kabızlığı giderir. Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris, Romatizma, Damarsertliği ve Mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir. Safra akışını normale döndürür. Sinirleri kuvvetlendirir. Vücudun direncini artırır. Nezle için şifadır. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Damar sertliğinin tedavisinde kullanılır. Sivilceleri önler. Suzuzluğu giderir.
Kabukları, ishali keser. Ateşi düşürür. Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir.

Kişniş, sindirim sisteminin dostu
Pembe veya beyaz renkli çiçekler açan ve 30-50 cm boyunda bir bitki olan kişnişin çok sevimli olmayan bir kokusu vardır. Nemli topraklarda yetişir. Yaprakları açık yeşil renkli ve hafif tüylüdür. Çiçekler, dalların uçlarında şemsiye şeklinde toplanmıştır. Kişniş, pastacılık ve eczacılıkta da kullanılır. Faydalarına gelince: İştah açar, bağırsak gazlarını giderir, sinirleri yatıştırır, hazmı kolaylaştırır, sinirsel baş ağrılarını keser, karın ağrılarını giderir, aybaşı kanamasını düzenler, doğumu kolaylaştırır, sürmenajda faydalıdır, bayat yiyeceklerin zararını azaltır. Fazla miktarda yenirse zararı görülür.

Kedi nanesi
Kırlarda yetişen, beyaz veya pembemsi çiçekli bir bitki olan kedi nanesi kediler tarafından çok sevilmesi dolayısıyla bu ismi almıştır. Sindirim sistemi için çok faydalı bir bitki olarak bilinen kedi nanesinin yararlarını şöyle sıralayabiliriz: Hazmı kolaylaştırır, bağırsak gazlarını söktürür. Karın ağrılarını geçirir. Astım, grip ve bronşitin sebep olduğu nefes darlığını geçirir. İdrar söktürür. Bağırsak soluncanlarını düşürür. Ağrılı aybaşı kanamalarında faydalıdır. İktidarsızlığı giderir. Sinirleri yatıştırır.

Sebzelerin Kralı: Lahana

Akdeniz ülkelerinde lahana sevilen ve de sıkça kullanılan bir kış sebzesidir lahana.

Son yıllarda lahananın özelliklerini araştıran bilim adamları, bu sebzenin çağımızın en ölümcül hastalıklarından biri sayılan kanserre karşı çok etkili bir koruyucu olduğunu saptadılar. Bu nedenle de lahana artık sebzelerin kralı sayılıyor.

Lahana, pek çok kanser türüne karşı bünyeyi koruyor. Ayrıca pek çok da mineral içeriyor. Yapılan araştırmalara göre, ayda10 kez lahana yiyen erkeklerin prostat kanserine yakalanma ihtimali, lahana yemeyenlerinkinden yüzde 30 oranında daha az! Lahanayı iyice haşladıktan sonra yiemenin bir yararı olmaz. Lahanadan yararlanmak için çiğ yemek de doğru değil. Çok az pişirildikten sonra tüketilmesi öneriliyor.

Şahtere
Bağlarda, bahçelerde ve çalılıklarda yetişen salkım şeklinde çiçekleri olan bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Şahtere çayı sarılığa, sıraca illetine, safrakesesi ve karaciğer hastalıklarına iyi gelir. Merhemi basur ve cilt hastalıklarına karşı kullanılır. Filtreden geçirilen şahtere suyu göz hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Vücudu terleterek zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlayan şahtere, kanı da temizler. Damar sertliğine faydalıdır. Ayrıca, mide ağrısı ve mayasıl şikayetlerini de giderir.

Yaban mersini
Küçük, yeşilimsi çiçekleri, siyah yemişleri olan yaban mersini; çalılıklarda, fundalıklarda ve ormanlarda yetişir. A, B ve C vitamini ihtiva eden yaban mersininin kurutulmuş yemişleri ishali önler. Yapraklarının sıkılması ile elde edilen su, göz ağrılarını dindirir. Yaralara ve çıbanlara iyi gelir. Yaban mersini çayı mide kramplarına, boğaz hastalıklarına ve diş iltihaplarına iyi gelir. Günde 6-7 defa birer yudum yaban mersini çayı içmek, ağız kokusunu giderir. Taze meyveleri, basur ve mide nezlesine çok iyi gelir. Mide gazlarını
yok eder:

Hastalıkların bitkisel tedavileri hakkinda aciklamalar Hastalıkların bitkisel tedavileri konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Hastalıkların bitkisel tedavileri, Hastalıklar ve bitkilerle tedavi, Bitkisel tedavi, Sinir ağrıları bitkisel tedavi ,Sindirim yolları tıkanıklığı bitkisel tedavi ,Aşırı yorgunluğa bitkisel tedavi ,Kalp hastalıkları bitkisel tedavisi

 

 

Kadın sağlığı Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Kusursuz eş
Kusursuz eş

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!