Özellikle bu yıl okula başlayacak çocukların, sık sık hastalanacakları bir gerçek. Evin koruyucu ortamından ilk kez ayrılan çocukların bağışıklık sistemi dışardaki çeşitli mikroplara karşı onları yeterince koruyamayabilir. Okula yeni başlayan çocukların büyük bir çoğunluğu, özellikle ilk aylarda hastalıklardan kurtulamazlar. Ama bir süre sonra çocuklar yeni ortama uyum sağlayınca bağışıklık sistemlerinin çalışması hızlanır ve hastalık şikayetleri de azalır.
Evde çocuklarınızı hava koşullarına uygun bir şekilde giydirebilirsiniz. Terlediği zaman soğuk su içmesini önlersiniz. Üşüdüğünü hissedince sırtına bir ceket giydirebilirsiniz. Ama çocuk okulda yalnızdır. Onun üzerine titreyen annesi yoktur. Eğer çocuğun bazı alışkanlıklar edinmesi sağlanmışsa, kendini dış etkenlerden korumayı başaracaktır. Ama bunu yapabilen çocukların sayısı o kadar az ki. Bu nedenle okullar açılınca çocukların sık sık hastalanmalarına hazırlıklı olmalısınız.
Grip, nezle ve soğukalgınlığı çocukları en fazla tehdit eden sorunlar. Bunların dışında bilinen çocuk hastalıklarının da sıraya dizilmeleri mümkün. Çocuklara küçük yaşlarda karma aşı uygulanmasına rağmen klasik çocuk hastalıkları onları yatağa düşürüyor.
Neler yapılmalı?
Çocuğunuz sabahları kahvaltı etmeden evden çıkmasın. Ona her sabah bir bardak portakal suyu içirmelisiniz.
Hemen antibiyotik tedavisi uygulamaya kalkışmayın. Nezlenin belli bir süresi vardır. Bu süre içinde çocuğun iyi beslenmesine dikkat edilmeli. Bol bol su içirilmeli ve yanında bol miktarda kağıt mendil bulundurması sağlanmalı. Burnunu tuzlu su ile temizleyin.
Eğer çocuğun ateşi yükselmişse, yatak istirahatı uygulanmalı. Ve geceleri aspirin verilmeli. Bu arada vitamin takviyesi yapılmasının da yararı var.
Nezle çocuğun göğsüne inmişse yani öksürüyorsa, doktora başvurulmalı. Çocuğa rasgele öksürük şurubu verilmesi doğru değildir.
Gribe yakalanan çocuk yatak istirahatine zorlanmalı.
Bol sıvı verilmeli. Sulu yiyeceklerle beslenmeli.
Ateşini düşürmek için vücuduna aspirin tozu, limon suyu ve tuz karışımından oluşan ev ilacını sürüp terlemesini beklemek yerinde olur. Eğer çocuğun ateşi hemen düşmezse, hiç vakit kaybedilmeden doktora başvurulmalı.
Grip ilaçları tehlikeli mi ?
GEÇTİĞİMİZ günlerde tüm medya organlarında Amerikan kökenli bir haber yer aldı. Bu haberde, grip ilaçlarının içinde bulunan fenilpropanolamin adlı bir maddenin zararlı görüldüğü yazılıyordu. Bunun üzerine herkesi bir telaş aldı. Bütün yayınlar bu ilacın yasaklanması konusunda baskılar yapmaya başladılar. Sağlık Bakanı'mız ’’30 yıldır bu ilacı kullanıyorum’’ deyince, basında ’’Durmuş hapçı çıktı’’ diye başlık bile atıldı. Maalesef medyamızın bir hastalığı var. Konuyu uzmanlarına danışmadan, kaynağından ayrıntılı araştırmadan, kulaktan dolma bazı bilgilerle, eksik haber yaparak insanların kafasını karıştırıyorlar.Olayın gerçeği araştırılırsa, bir bardak suda fırtınalar koparacak boyutta bir sorun olmadığı anlaşılıyor.Fenilpropanolamin adlı madde özellikle soğukalgınlığı ilaçlarında kullanılıyor. Öncelikle burun olmak üzere solunum yolundaki içzarların şişliğini ve salgılarını azaltmak amaçlı olarak bazı soğukalgınlığı ilaçlarının yapısına katılıyor. Bu madde, başta Amerika olmak üzere bazı ülkelerde iştah kesici ilaç olarak da kullanılıyor.
İngilizce yazılışının kısaltılmışı olarak PPA diye adlandırılan bu maddenin bazı sağlık sorunları yaratma ihtimali, 1980'li yılların başında belirdi. Yapılan araştırmalar bu maddeyi suçlamaya yetmediği için çalışmalara devam edilmesi kararı alındı. Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan araştırmalar, PPA maddesini içeren ilaçları kullanan genç kadınlarda beyin kanaması riskinin, ilaçları kullanmayanlara oranla daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu risk özellikle 75 mg. veya daha yüksek dozda PPA içeren ilaçlar için söz konusu. Fenilpropanolamin, soğukalgınlığı ilaçlarında 12,5-25 mg. civarındaki dozlarda kullanılıyor.PPA ile yapılan çalışmalarda erkeklerde bir risk artışının söz konusu olmadığı Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) yetkilileri tarafından açıklanıyor.İlacın hangi mekanizma ile beyin kanaması riskini arttırdığı henüz bilinmiyor. Tedavinin başlangıcında geçici olarak tansiyon yükselmesi olduğu biliniyor ancak beyin kanamasının bu nedenle mi olduğu henüz belirlenememiş. FDA yetkilileri, dünya üzerinde çok yaygın olarak kullanılan bu ilaç nedeniyle ortaya çıkan beyin kanaması riskinin çok düşük olduğunu ancak çok seyrek de olsa ortaya çıkan tablo ciddi olduğu için uyarı yapmak zorunda kaldıklarını duyuruyorlar. Amerika şişman oranı yüksek bir toplum olduğu için yüksek dozda PPA içeren bu ilaçlar zayıflama amaçlı olarak da yaygın kullanılıyor. Amerika'da gerek iştah giderici ve gerekse soğukalgınlığı tedavisi için bu ilaçlar reçetesiz satılıyor.
Bu nedenle satışını kontrol edemeyecekleri düşüncesiyle, soğuk algınlığı ilaçlarında bu yönden riski bulunmayan pseudoefedrin adlı madde kullanılmasını önerdiler. Gerek erkekler için bir risk artışının söz konusu olmayışı ve gerekse ülkemizde iştah kesici ilaç olarak yüksek dozlarda kullanılmayışı nedeniyle, ülkemiz için önemli bir risk yok. Tabii ki söz konusu olan insan yaşamı olunca, en küçük risklerin bile göze alınmaması gerekiyor. Ancak böylesine fırtınalar koparılacak da bir durum da yok.
Benim medyaya uyarım, yazımın başında da belirttiğim gibi haber yapacakları konuyu iyice öğrenmeleri. Tıp jargonu da öğrenmeleri gereken başka bir alan. Bir hekim 'bu ilacı kullanıyorum' diyorsa, bu 'hastalarımın tedavisinde kullanıyorum' demektir. Bir hekimin 'bu ilacı 30 yıldır kullanıyorum' demesi üzerine o hekimi 'hapçı' olarak nitelendirmek, en azından yanlış başlık kullanmaktır.Halkın doğru bilgilenmesi konusunda 'biraz daha', hele konu sağlıksa 'çok daha' dikkat etmek gerekiyor.
Grip için öneriler
Öpüşme işi inanılmayacak kadar zararlı bir hale geldi.
Eskiden böyle bir gelenek yoktu. Önüne gelen önüne geleni sarılıp öpmezdi.
Ama son yıllarda bu merak neden bu kadar yaygınlaştı bilemiyorum.
Kuşkusuz gelenekler güzeldir ve korunmalıdır.
Çünkü gelenekler, toplumların yaşam imbiğinden süzülüp gelen ve onun kimliğini oluşturan alışkanlıklardır.
Ama her karşılaştığımızda birbirimizi öpme alışkanlığının getirdiği zarar bu geleneğin güzelliğini de gölgeledi.
Şaka değil, bugün yirmiye yakın ilde okullar grip nedeniyle tatil edildi.
Bu öpüşme belası toplumda öylesine yaygın hale geldi ki karşılaştığınız bir arkadaşınızı sarılıp öpmediğiniz zaman size gönül koyuyor.
Oysa uygar ülkelerde böyle bir alışkanlık yok.
Oralarda insanlar sevgilerini öyle şapur şupur öpüşerek değil, birbirlerine dürüst ve saygılı davranarak gösterirler.
Ve uygar ülkelerde grip milyonlarca insanı yatağa sermez.
Uzmanlar gribi, ‘‘Influenza’’ virüsünün neden olduğu solunum yolu enfeksiyonu olarak açıklıyor.
Hastalık, hapşırma, öksürme hatta konuşma yoluyla havaya saçılan virüslerin, o ortamda bulunan kişinin solunum yollarına geçmesiyle bulaşıyor.
Aksırıkla, öksürükle damlacıklar halinde havaya yayılan ve iki saat etkin kalabilen grip virüsü, daha çok insanların toplu olarak yaşadığı yerlerde ve kapalı mekánlarda görülüyor.
Uzmanlar, sanıldığı gibi üşütmenin grip hastalığının temel nedeni olmadığını, sadece hastalığa yol açan virüslerin yerleşmesini kolaylaştıran yardımcı bir faktör olduğunu söylüyorlar.
Bu bilgilerden de anlaşıldığına göre grip virüsü taşıyan bir insanla öpüşmeniz halinde gripten korunmanız mümkün değil.
Sonra bu aldığınız virüsü, yakın çalışma arkadaşlarınıza, eşinize, çocuklarınıza bulaştırmamanız da mümkün değil.
Aynı kural yakınlarınız için de geçerli. Onlar da başkasından aldıkları hastalığı size ve yakınlarınıza geçirebilir.
Öpüşme geleneğini kaldırdığımız zaman bu yayılmanın ciddi nedenlerinden birinden kurtulmuş oluruz.
Grip son yıllarda öldürücü hastalıkların nedeni de olmaya başladı.
Uzmanlar da bunu doğruluyor ve gribin özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, kalp, astım, böbrek ve şeker hastaları için daha tehlikeli ve öldürücü olabileceğini söylüyorlar.
Yurdumuzda her yıl ne kadar insanın gribe yakalandığı konusunda kesin bir bilgi yok.
Ancak 1.8 milyon kişinin doktora başvurduğu biliniyor.
Türk insanının doktora başvurma konusunda pek titiz olmadığını düşünürsek gribe yakanan kişi sayısının korkunç boyutlarda olduğunu söyleyebiliriz.
Uzmanlar bunların dışında çok daha önemli bir uyarıda bulunuyorlar.
Grip, pnömoni olarak bilinen zatürree hastalığına da yol açabiliyor. Soğuk algınlığı ve grip hastalığı sırasında ileri derece zayıflayan vücut direnci, vücuda giren fırsatçı mikroplara karşı savunmasız hale geliyor.
Böylece akciğer iltihaplanmasına yol açabiliyor.
Çok ağır seyreden zatürreenin ölümlere neden olduğuna son zamanlarda sık sık tanık olduk.
Bütün bunlar öpüşme geleneğini artık bırakmamız gerektiğini zorunlu hale getiriyor.
Birbirimize olan sevgimizi başka türlü gösterelim.
Gripe bitkisel ilaç
Gelen telefon ve fakslar nedeniyle geçen yıl anlatmış olduğum reçeteyi tekrar yazıyorum. Şimdi bu reçetenin ne olduğunu anlamayanlar için kısa bir açıklama yapsam iyi olacak.
Efendim, geçen sene hatırlayacağınız üzere grip salgınından helak olduğumuz bir sırada bizim yazı işlerinden Doğaner'in bana vermiş olduğu reçeteyi hepinizle paylaşmıştım. O sıralarda grip beni de yakalamıştı. Fakat, ben son derece hafif atlatmıştım. (Her zaman olduğu gibi!)
Ama yine de Doğaner'in önerdiği ilacı hazırlayıp içtim. Ne de olsa tamamen doğal bir içecekti. Üstelik şifalıydı. İçimi biraz zor olmakla birlikte gırtlağımı yakarak geçip mideme daha ulaşırken bütün bedenimi öyle kuvvetle ısıtmıştı ki, sanırım bu nedenle gribi hafif atlatmıştım.
Şimdi bu formülü ayrıntılarıyla yazmadan önce sizi uyarmak istiyorum. Çünkü, içimi gerçekten pek kolay değil. Oldukça sert bir içecek. Kendinizi ikna etmeli ve hazırladığınız bu bitki çayını (Bir kupa dolusu) bitirmeye gayret göstermelisiniz.
Aslında önceleri içimi oldukça sert gelmekle birlikte düzenli olarak içmeye çalışırsanız bir süre sonra daha rahat içebilir hale geliyorsunuz. Ayrıca ne de olsa bu bir ilaç. Ve de şifa niyetine içerken daha kolay yutabilirsiniz.
Şayet yapabilirseniz başlangıçta gün içinde üç-dört 'kupa' denilen büyük fincanlarla için. Fakat, hoşunuza giderse daha fazla da içebilirsiniz, zararı yok. Eh ne de olsa sözü edilen bitkiler hemen hemen hepimizin adını bildiği bitkiler.
Üstelik üst solunum yolu enfeksiyonlarına bire bir geliyor. Soğukalgınlığı sonucu oluşan bronşit benzeri hastalıklarla daha kolay başa çıkabiliyorsunuz. Ayrıca gribal enfeksiyonlara da iyi geliyor ve de sizi bir güzel terletiyor. Tabii bu sırada büyük bir dikkatle korunmanız gerekiyor. Yani terli terli dolaşmayın. Mutlaka çamaşırlarınızı değiştirin.
Bu şifalı çayın formülü şöyle;
Havlıcan tozu 3 ölçek,
Zencefil tozu 3 ölçek,
Karanfil tozu 2 ölçek
Herhangi bir aktardan alacağınız bu bitkilerin tozlarını işaret edildiği miktarlarda iyice birbirine karıştıracaksınız.
Sonra bir kabın içinde kaynattığınız suyu büyük bir fincanın içine boşalttıktan sonra karıştırıp harman yaptığınız bu karışımdan bir tatlı kaşığı alıp içine karıştıracaksınız. Bu içeceği tatlandırmak için bal veya şeker atabilirsiniz.
Havlıcan, zencefil ve karanfil tozları ne kadar ince öğütülmüş olsa da suyun içinde tamamen erimediği için, içerken devamlı karıştırmanız gerekiyor. Ve de bunları içmeniz gerekiyor. Tabii şifasını görmek istiyorsanız...
Kışın son günleri
Eğer soğukalgınlığı ve gripten doğal yollarla korunmak istiyorsanız, her gün antioksidan kürü yapabilirsiniz. Yani A, E, C vitaminleri almalısınız. Yemeklerinizi sarmısak, kekik, reyhanla pişirin. Dinlenmeye vakit ayırmak için hastalanmayı beklemeyin. 15 dakika önce uyanın ve yürüyüş yapın. Sizi strese sokan faktörlerden uzak kalmaya çalışın.
Grip aşısı
* 4 aylık hamileyim. Şu anda grip salgını var. Ailemden iki kişi şu anda grip ve ben de grip olmaktan çok korkuyorum. Grip aşısı yapıldığını duydum. Ben de yaptırabilir miyim?
Kışları gebelerin genellikle en çok korktukları şey nezle olmaktır. Nezle ile mikrobun çocuğa geçip sakatlıklara neden olacağından korkarlar. Yapılan çalışmalar grip mikrobunun çocukta sakatlık yapmadığını göstermiştir. Grip aşısı var olan bir grip salgınından korumak için genellikle yapıldığında işe yaramakta ve kısmen de olsa bu salgından sizi korumaktadır. Fakat siz gebe olduğunuzdan ve yapılan bu aşının özellikle de gebeliğin ilk üç ayında çocuğunuza zarar verebileceğinden dolayı bu aşıyı yaptırmanızı önermiyorum. Soğuk algınlığı geçiren kişilerden uzak durun ve bol sulu gıdalar ile beslenin.
Gribe dikkat
Gaziantep Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Necati Bilgin,, kış mevsimine girildiği bu
günlerde havaların sıcak gitmesine aldanan ve kendini iyi hisseden vatandaşların birkaç saat içinde aniden hastalanabileceklerini belirtti.
Kış ayları ile birlikte akla ilk gelen hastalıklardan olan grip rahatsızlığının, influenza virüsü denilen bir tür mikrobun meydana getirdiği solunum sistemi enfeksiyonu olduğunu ve mikrobun özellikle kalabalık ortamlarda daha kolay bulaştığını ifade eden Dr. Bilgin,
"İnfluenza virüsü, nezle ve soğuk algınlığı etkeni olan virüslerden daha şiddetli hastalık belirtileri ve komplikasyonlar meydana getiriyor. Özellikle yaşlılarda, bağışıklık sistemi yetersizliği olanlarda ve süreğen hastalıkları şiddetli seyreder ve komplikasyon oluşturma şansı çok yüksektir'' dedi.
Virüslerin, enfekte kişilerin aksırık, öksürük ve hatta konuşmaları sırasında etrafa
saçtıkları damlacıklarla havaya geçtiklerini, havada asılı kaldıklarını vurgulayan Dr. Bilgin, bu damlacıkları içeren havanın solunması ile bulaşma olduğunu belirterek,şunları anlattı:
''Hava sıcaklıklarının düşmesi ile artış gösteren grip ani başlar.Kendini iyi hisseden
kişi birkaç saat içinde hastalanabilir. İlk belirtiler, ateş, üşüme, terleme, kas ağrısı, baş ağrısıdır. İlk belirtilere takiben, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı, gözlerin sulanması, gözlerde ışığa hassasiyet gelişebilir. Bu ani belirtiler 3-7 gün kadar sürer. Genellikle 48-72 saat sonra yavaş yavaş düzelme başlar.''
Grip mikrobunun özellikle kalabalık ortamlarda kolay bulaşabildiğini, sonbahar ve kış aylarında, sıcaklıklardaki ani artış ve azalışın, vücudun dengesini kolayca bozabildiğini vurgulayan Dr. Bilgin, şöyle devam etti:
''Bu aylarda, insanlar grip, nezle gibi hastalıklara kolayca yakalanabilirler. Bu bakımdan özellikle okul, işyeri, toplu taşıma araçları gibi insanların yakın temas halinde bulunduğu yerlerde daha dikkatli olunması gerekiyor. Grip hastalığından korunmak için düzenli uyku ve dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, alkol ve sigaradan kesinlikle uzak
durulmalı. Şeker, kalp, böbrek, bronşit gibi kalıcı rahatsızlıkları bulunanlar, yaşlılar ve çocuklar, gribal enfeksiyonlara karşı daha da duyarlıdırlar. Risk grubunda olanların
aşı yaptırmaları faydalı olacaktır.''
Dr. Bilgin, gribe yakalananların hastalığı önemsemeyip doktora gitmediklerini, bunun da hastalığın daha uzun sürmesine neden olduğunu, grip ve soğuk algınlığının hafife alınmamasını isteyerek, ''Hastalığa yakalanan doktora başvurmalı, bol bol C vitamini tüketilmeli, ve sigaradan uzak kesinlikle uzak durulmalı, istirahat edilmeli'' dedi.
Gribin sonu geliyor
Her yıl tüm dünyada milyonlarca insanı pençesine alan grip, çok yakında nakavt olacak. Önümüzdeki sonbaharda gribe karşı üretilen iki yeni ilaç piyasaya sürülüyor. ‘‘Relenza’’ adıyla üretilecek olan grip ilacının Rus ve ABD gizli servislerini birbirine düşüren ilginç bir hikayesi var...
PİYASADA bulunan grip aşıları, belirli grip virüslerine karşı etkili oluyor. Oysa yeni üretilen ilaçlar, her türlü grip virüsüne karşı etkili olacak. Bu ilaçlar, tüm grip virüslerinde aynı olan üreme sürecini engelleyerek hastalık tehditini ortadan kaldırıyor.
Glaxo Wellcome Şirketi tarafından pazarlanacak olan ‘‘Relenza’’ isimli ilacın çok ilginç bir hikayesi var. Bu kimyasal hikaye, 1983 yılında başlıyor.
Avustralya'daki Csiro Araştırma Örgütü çalışanlarından Peter Colman, o günlerde grip virüsünün üreme sistemini teorik olarak deşifre etti. Ancak teorinin pratikte işleyip işlemediğini test etmek yıllar aldı. Biota Şirketi tarafından finanse edilen araştırmalar, büyük gizlilik içinde yürütüldü. Bilim adamlarına kesinlikle konuşma yasağı getirildi. Biota Şirketi, yeni ilaç için hiçbir masraftan kaçınmadı. Örneğin geliştirilen yeni formül, en iyi şekilde yerçekimsiz bir ortamda denenebilirdi. Bu nedenle deneyin bir uzay mekiğinde gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.
Ancak 1986 yılında Challenger uzay mekiğinin havalandıktan kısa süre sonra infilak etmesi ve uzay yolculuklarının askıya alınması, tüm planları bozdu. Bu defa Sovyet gizli servisi KGB ajanları devreye girdi. Formül, Rus uzay üssü Mir'de denenebilirdi. KGB, hizmetinin karşılığı olarak grip virüsünden numune istiyordu.
PENTAGON DEVREDE
Amerikan Savunma Bakanlığı Pengaton'un KGB ile araştırmacılar arasında süren pazarlığı öğrenmesi fazla uzun sürmedi. Pentagon'un korkusu, Sovyetler'in bu grip virüsü numuneleriyle ölümcül biyolojik silahlar geliştirmesiydi. Girişimin engellenmesi üzerine araştırma, uzay yerine yeryüzünde devam etti. Üçboyutlu görüntü sağlayan bilgisayarlar sayesinde virüsün çoğalmasını engelleyen kimyasal formül bulundu. Yeni kimyasal, bilgisayarla geliştirilen ilk ilaç oldu.
İlaç, virüs çeperinde ‘‘neuraminidase’’ isimli proteinin salgılanmasını önlüyor. Neuraminidase devre dışı kaldığında ise virüs, kenetlendiği hücreden kopup çoğalamıyor. Bağışıklık sistemi de hücrede yapışıp kalan virüsü yok ederek çoğalmasını engelliyor. Gribin yayılmasını engelleyen ilaç, hastalığın bulaştığı kişilerde hastalık süresini de kısaltıyor.
İlacın yaratıcısı Avustralya'daki Monash Üniversitesi kimyagerlerinden Mark von Itzstein, ‘‘Bu anti-virüs şablonu sayesinde diğer virütik hastalıklara, AIDS'e karşı yeni ilaçlar geliştirilebilir’’ diye konuştu. İlacın haklarını satın alan Glaxo Wellcome Şirketi, gelecek sonbahar aylarında ‘‘Relenza’’ adını verdiği ilacı piyasaya çıkaracak. ‘‘Relenza’’ sprey olarak doğrudan solunum yollarına püskürtülecek.
Gribe karşı bir ilaç da California'da geliştiriliyor. Hoffman-La Roche'un katkılarıyla araştırmaları yürüten Gilead Firması, şimdilik ‘‘GS 4104’’ olarak adlandırılan ilacı kapsül biçiminde piyasaya verecek. Yeni ilaçlar iddia edildiği gibi etkili olursa her yıl en az 100 milyon kişiye kâbus yaşatan gribe karşı, önemli bir zafer kazanılmış olacak.
Yumurta alerjisi olanlar hariç herkes grip aşısı olmalı
Şu sıralar çocukların ve yetişkinlerin gribe neden olan virüslerden korunmalarına ağırlık vermek gerek. Grip, basit bir soğuk algınlığı ile karıştırılmamalı. En sağlıklı kişilerde bile gribin belirtileri birden ortaya çıkar ve ciddi bir sağlık sorunu oluşturur. Herkesin gripten korunması gerek. Özellikle de yaşlılar çocuklar ve orta yaşlılar için grip büyük tehlike oluşturuyor. Bu büyük tehlikeden korunmanın çok basit bir yolu var: Aşı olmak.
6 aylık bebeklerden başlayarak, her yaş grubuna mensup kişilerin zaman kaybetmeden aşı yaptırmaları isteniyor. Hamile kadınlar da dahil olmak üzere gripten korunmanın en etkili çaresi aşı.
Grip çok bulaşıcı bir hastalık. Grip aşısı yaptıranların gribe yakalandıkları söylemi ise gerçek dışı! Yumurta ve yumurtalı ürünlere alerjisi olanlar dışında herkes grip aşısı yaptırabilir.
Aman çocuğa ilaç verirken dikkat
- Çocuğunuza ilaç verirken, yetişkinler için hazırlanmış dozun yarısını kullanmak doğru olmaz. Doktora danışmadan ilacın dozunu artırmak da aynı derecede sakıncalıdır.
-Çocuğun içmesi gereken şurubun miktarını prospektüste belirtilen ölçeğe göre ayarlamalısınız.
-Çocuğunuza birden fazla ilaç vermeniz gerekirse, doktorla görüşüp, ilaçların kullanılma zamanlarını saptayın.
-Aşağı yukarı aynı maddeleri içeren iki ilacın kullanılması, sakıncalıdır.