Felç tedavisi
Kadinlaricin.net sitesinde Felç tedavisi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Felç tedavisi ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Pittsburg Tıp Merkezi'nde ilk kez yapılan bu nakil operasyonu, 62 yaşında ve beyin rahatsızlığıyla bağlantılı olarak felç geçiren bir kadına uygulandı. 23 haziranda gerçekleştirilen, ancak önceki gün açıklanan operasyonda kullanılan yöntem için, tam 20 yıldır araştırma yapılıyordu.
ABD'de yayınlanan Washington Post gazetesinin haberine göre, inmeli hastalar için umut ışığı olabilecek yöntem, şöyle bir süreçten geçiyor: Genç bir erkeğin kanser tümöründen alınan sinir hücreleri, laboratuvarda çeşitli kimyasal maddeler kullanılarak çoğaltılıyor ve bir şekilde yavaş yavaş beyin hücrelerine dönüştürülüyor. Daha sonra bu hücreler, hastanın beyninin harap olan kısmına naklediliyor.
Gazete, Alma Cerasini adlı hastanın, nakil operasyonundan bir gün sonra hasteden taburcu edildiğini ve kendisinde herhangi bir yan etkinin gözlenmediğini yazdı. Doktorlar, nakledilen hücrelerin beynin hasarlı bölümünü tamir edip, hastanın sağ tarafındaki felci iyileştirip iyileştirmeyeceğini görmek için birkaç aya ihtiyaçları olduğunu söylüyorlar.
Tıp Merkezi'nde görevli beyin cerrahı Profesör Douglas Kondziolka, uyguladıkları yöntemi değerlendirirken, ‘‘Çok iyimserim. Tıp, böyle bir tedavi uygulaması için her açıdan onay veriyor. Birçok hasta, bu nakil operasyonu için sabırsızlanıyor’’ diye konuştu. Yöntemin etkilerini araştırmak için, yaşları 40 ile 75 arasında değişen 12 inmeli deneğe, Pittsburg Tıp Merkezi'nde testler uygulanıyor.
Eğer yöntem başarılı olursa, Parkinson hastalığında, omurilik ve beyin yaralanmalarında da kullanılacak.
Beyin damarında meydana gelen tıkanma sonucu, beynin o bölgedeki hücrelerinin ölmesiyle oluşan felçle ilgili herhangi bir tedavi yöntemi bulunmuyor. ABD'de her yıl 700 bin kadar felç vakası görülüyor..
Kadınlar daha riskli
Kadınlar, beyin damarlarındaki kan dolaşımının yavaşlaması dolayısıyla, erkeklerden daha çok felç oluyorlar. Almanya'daki Tubingen Üniversitesi Nöroloji Bölümü bilim adamı Dr. Andreas Kastrup ve arkadaşlarının, yaşları 20 ile 70 arasında değişen 100 kadının gönüllü üzerinde yaptığı araştırmaya göre, beyin damarlarından birinde kan dolaşımının yavaşlaması sonucu meydana gelen ani bir tıkanış, felçle sonuçlanıyor. Raporda, kadınlarda 40 ile 50 yaşları arasında, beyin damarlarındaki kan dolaşımının yavaşladığı, bu durumun erkeklerde görülmediği vurgulandı. Rapora göre, menapoz öneminde ve sonrasında hormon tedavisi gören kadınlarda beyindeki kan akış hızının, tedavi görmeyen kadınlara göre arttığı da araştırmalarda belirlendi.
Felçlileri yürütecek buluş
Bilimadamları sinir ve beyin hücrelerinin çoğalmasını engelleyen bir gen buldular. Bu gen kopan sinirlerin tedavisini önleyerek omurgası zedelenenlerin felçli kalmasına sebep oluyor. Fareler üzerinde yapılan ilk deneylerde bu gen bloke edildi ve sinir hücreleri yeniden çoğalmaya başladı. Böylece felçlilere ayağa kalkma umudu doğdu.
BİLİMADAMLARI felce çare olacak bir sinir geni buldular. Amerikalı, İngiliz ve İsviçreli bilimadamları, omurga zedelenmelerinde beyin ve omuriliğin kendini tedavi etmesini önleyen geni keşfettiler. Genin ürettiği protein bloke edilince, sinir hücreleri yeniden çoğalıyor ve felce yol açan hasarı onarıyor. Bu buluş sayesinde binlerce felçliye iyileşme umudu doğdu.
Bilimadamlarının yeni keşfi Journal Nature adlı bilimsel araştırmalar dergisinde rapor halinde yayınlandı.
Bilimadamları önce beyin ve sinir hücrelerinin neden kendi kendilerini yenilemediği sorusuna cevap aradılar. Ve 15 yıllık bir araştırma sonucunda gerçek ortaya çıktı.
Sadece merkezi sinir sisteminde bulunan bir gen, ürettiği bir proteinle özellikle sinir hücrelerinin çoğalmasını önlüyordu. Nogo adı verilen bu gen, omurilikte hasara yol açan kaza ya da yaralanmalarda, kopan sinirlerin tekrar birleşmesini engelliyordu. Böylece hastalar, yaşamının geri kalan kısmını felçli olarak geçiriyordu.
FELÇLİ FARELER İYİLEŞTİ
Nöroloji uzmanları, ilk deneylerini fareler üzerinde yaptı. Önce farelerin omurilik sinirleri kesilerek felçli olmaları sağlandı. Daha sonra Nogo geninin ürettiği proteini bloke eden bir antikor farelere enjekte edildi. Protein bloke edilince sinir hücreleri yeniden çoğalmaya ve kesilen sinir uçlarını birleştirmeye başladı. İki hafta sonra fareler felçli durumlarını yendiler ve normal faaliyetlerine döndüler.
Stanford Üniversitesi'nden Nöroloji Profesörü Dr. Ben Barres, çalışmalarının daha deney aşamasında olduğunu belirterek, ‘Hastalara erken umut vermek istemiyorum. Ancak felce son verecek çalışma üzerindeyiz’ diye konuştu.
SIRADA BEYİN HÜCRELERİ VAR
Bilimadamları, aynı genin beyin hücrelerinde de bulunduğunu ancak genin ve ürettiği proteinin bloke edilmesi halinde, beyin hücrelerinin de sinir hücrelerinde olduğu gibi çoğalıp çoğalmayacağını henüz bilmediklerini belirttiler. Bilimadamları, başka faktörlerin de çoğalmaya etki edip etmediğini bilmediklerini kaydettiler.
Özellikle sinir hücrelerinin yeniden çoğalarak hasarları tamir etmesini sağlayan buluş, dünya üzerindeki belki de milyonlarca felçliye umut ışığı olacak.
SÜPERMEN'DEN BÜYÜK YARDIM
1995 yılında attan düşerek sakatlanan ve boynundan aşağısı felç olan Süpermen filmlerinin yıldızı Christopher Reeve, omurilik araştırmalarına yardım için kurduğu vakfının geliriyle, yapılan bu araştırmalara katkıda bulunuyor. Reeve, günün birinde bilimin elde edeceği başarılar ile kendisini tekrar yürüteceğine inandığını ve bu inancını hiç kaybetmediğini açıkladı.
Kanı tersine dolaştırdı felçlileri iyileştirdi
ABD'li bir beyin cerrahı, felçli hastaları iyileştiren yeni bir yöntem geliştirdi.
Almanya'da yayımlanan ‘Die Zeit’ gazetesinde çıkan habere göre, ABD'nin Los Angeles kentindeki California Üniversitesi'nde görevli beyin cerrahı John Frazee, felçli hastaların beynindeki kan dolaşımını ters yöne doğru yaptırarak, tıkanan damarları açtı.
Bu yöntem sadece beyin damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkan felçli hastalara uygulanabiliyor. Frazee, önceki gün yayımladığı raporda, bu yöntemle 10 hastasını tedavi ettiğini, bunlardan çoğunun ameliyattan sonra felçli kol ve bacaklarını hareket ettirebildiğini açıkladı.
Spastik felçlilere destek
İzmir’de faaliyet gösteren Spastik Felçlileri Koruma Vakfı Başkanı Meliha Alpat, vakfa bağlı rehabilitasyon merkezinde tedavi gören çocuklar için bazı resmi kurumların destek sağladığını söyledi. Alpat, vakfın rehabilitasyon merkezini sınırlı imkanlarla çalıştırdığını, belirli bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olup da tedavi gören çocuklardan ücret alındığını ancak, ailesinin maddi durumu yeterli olmayan ve sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunmayan çocuklara ücretsiz hizmet verildiğini belirtti. Alpat, rehabilitasyon merkezinin ayakta kalabilmesi için bazı hayırsever işadamları ile resmi kurumların kendilerine yardımda bulunduklarını ifade etti. Alpat, rehabilitasyon merkezinde spastik felçli çocukların ve gençlerin hem el becerilerinin geliştirildiğini, hem fizik tedavi hizmeti verildiğini, hem de okuma-yazma öğretildiğini anlatarak, bundan sonraki hedeflerinin çocuklar için, ailelerinin ölümünden sonra kalabilecekleri bir yer bulmak olduğunu bildirdi. Alpat, bu konuda evi olan ve bağışta bulunmak isteyen hayırseverlerden destek beklediklerini kaydetti. Alpat, 6-7 Ağustos tarihleri arasında Bolu’da Bedensel Engelliler Türkiye Vücut Geliştirme Şampiyonası yapılacağını, bu amaçla kendilerinden de şampiyona için sporcu istendiğini söyledi.
Felçliler için umut
Bilim adamları, belli genlerin çalışmalarının engellenmesiyle, bir felç durumundan sonra hastanın beyin hücrelerinin canlı kalmasının sağlanabileceğini bildirdiler. Rochester Üniversitesi’den bir tıp ekibi, felçten sonra iki genin, hücrelerin toplu ölümüne yol açtıklarını saptayarak, bu genlerin nasıl çalıştıklarının tespit edilmesinden sonra, felçliler için daha iyi ilaçlar geliştirilebileceğini belirtti. Journal of Neuroscience dergisinde araştırmayı yayınlayan Dr. Howard Federoff, fareler üzerinde yapılan çalışmada, HIF1a genine müdahalenin felçten sonra beyin hücrelerinin canlı kalmasını sağladığına şahit olduklarını bildirdi. Kan pıhtısının kanın beyne akışını engelemesi sonucu meydana gelen ve “isemik” olarak adlandırılan felç durumunda, oksijensiz kalan sinirler ölmeye başlıyor. Normal HIF1a geni genellikle kemik iliğinin oksijen taşıyan alyuvarlar hücreleri üretmesini teşvik ederek, vücudun düşük oksijen durumlarıyla başa çıkmasını sağlıyor. Bu gen aynı zamanda, bir tümörün içindeki düşük oksijenli ortamda hücrelerin canlı kalmasına sağlıyor.
Tıpta bir devrim daha
ABD’li beyin cerrahı, felçli hastaları iyileştiren yeni bir yöntem geliştirdi. Almanya’nın “Die Zeit” gazetesinde çıkan habere göre, ABD’nin Los Angeles kentindeki California Üniversitesi’nde görevli beyin cerrahı John Frazee, felçli hastaların beynindeki kan dolaşımını ters yöne doğru yaptırarak, tıkanan damarları açtı. Yeni yöntemle, beynin kan gitmeyen bölgelerine kan ulaştırıldığı kaydedildi. Haberde, damardaki tıkanıklığın, katater yardımıyla toplardamar içinden akıtılan kanla açıldığı belirtildi. John Frazee, önceki gün yayımladığı raporda, bu yöntemle 10 hastasını tedavi ettiğini, bunlardan çoğunun ameliyattan sonra felçli kol ve bacaklarını hareket ettirebildiğini açıkladı.
Belden aşağısı felçlilere yeni bir umut tedavi
Alman bilim adamları, belden aşağısı felçli olan kişileri iyileştirebilecek olası bir terapi keşfettiler. Bir antikor, sırt omuriliği yaralanmasından sonra sinir hücrelerini toplu intihara sürükleyen uyarıcı maddeyi bloke ediyor.
Omurga yaralandığında sırt omuriliğinde meydana gelen ilk hasardan çok daha kötüsü var. Heidelberg Kanser Araştırmaları Merkezi bilim adamları, hasarlı sinir hücrelerinin, komşu sinir hücrelerinde bir intihar programını başlatan uyarı maddesi ürettiklerini buldular. Bunun sonucunda sırt omuriliğindeki sinyal yolları kesilir ve hasta felç olur. Ana Martin-Villalba yönetimindeki araştırma ekibi şimdi yeni bir yöntemle farelerin sırt omuriliğini neredeyse tümüyle iyileştirerek felçli fareleri yürütmeyi başardı. Bilim adamlarının ‘Nature Medicine’ dergisine yaptıkları açıklamaya göre, intiharı körükleyen CD95L uyarı maddesi, daha sonra moleküler intiharı kontrol altına alan bir antikor tarafından engellenmiş. Bu maddeyle tedavi edilerek iyileşen farelerin sırt omuriliği incelendiğinde, terapinin gerçekten de yeni sinir bağlantıları oluşturduğu görülmüş. Gerçi insanın omuriliğindeki hasarlı sinir hücrelerinin de yenilenebilir olduğu biliniyordu ama, yenileme süreci yetersiz olduğundan tedavi mümkün değildi diyor Martin-Villalba. Araştırmacı, intihar programının engellenmesi halinde hücrelere daha fazla yenilenme süresi kaldığına inanıyor. Ayrıca ölen hücreler de sinyal yollarını engelleyemiyor. Bilim adamları bununla birlikte Nature Medicine dergisinde, yeni terapinin insanda uygulanabilirliği konusunda çok fazla umut vermediler. Sırt omuriliği yaralanmalarının sonuçları kadar tedavisi de çok karmaşık olduğu için yeni yöntem ‘her derde deva ilaç’ olarak görülemez diyor araştırmacılar. Yöntem belki diğer terapilerle birleştirilerek en azından hastaların hareketini kısmen geri kazandırabilir deniyor.
Aşırı depresyon felç ediyor
Kısmi felç ve beyin kanaması gibi hayatınızı karartacak hastalıklarla karşılaşmamak istiyorsanız, depresyondan uzak durmaya çalışın. Çünkü ABD’de son yirmi yıldır yapılan araştırmalarda, depresyon ile felç ve beyin kanamalarının çok yakın bir ilişki içinde olduğu tesbit edildi. ABD Hastalıkları Kontrol Merkezi’nden yapılan açıklamada, yüksek depresyon içinde bulunan insanların yüzde 73 oranında felç ve beyin kanaması riski altında bulundukları, “ılımlı depresyon” içinde bulunanların ise bu riski daha az taşıdıkları açıklandı. Depresyon ve felç riskinin, ırk ve cinsiyete göre de farklılıklar oluşturduğu belirtildi. Bilim adamları, felç ve beyin kanaması riskini; depresyon içinde bulunan beyaz erkeklerde yüzde 68, beyaz kadınlarda yüzde 52, Afrika kökenli Amerikalılarda yüzde 160 olarak belirlediler. Araştırma dolayısıyla 25-74 yaş grubuna dahil binlerce sağlıklı insanı 22 yıl süreyle izleyen doktorlar, felç ve beyin kanamasında depresyonun yanı sıra sigara, alkol, vücutta biriken yağlar, fiziksel aktivite, kolesterol, tansiyon, kalıtsal şeker ve kalp hastalıklarının da etkili olduğunu tesbit ettiler. Depresyonun neden felce yol açtığını belirlemeye çalışan bilim adamları, vücudun bağışıklık sistemiyle sinirlerin zayıflamasını felç ve beyin kanamasının meydana gelmesinde önemli faktör olarak gösteriyorlar.
İşte Framingham Projesi’nin sonuçları
Framingham araştırmacıları, önce yüksek tansiyonla felç arasındaki bağlantıyı, bundan 10 yıl sonra da yüksek tansiyonun kalp krizine yol açtığını buldular. Bu önemli dönüm noktasından sonra bütün dünyada yüksek tansiyonu ilaç, diet ve egzersizle düşürme çalışmaları başladı.
Sigaranın kalbe zararlı olduğu ortaya çıkarıldı. Böylelikle sigara karşıtı kampanyalar patlak verdi.
Yüksek kolesterolün kalp krizi riskini artırdığı, yüksek oranda lipoprotein'in ise kalbi hastalıklara karşı koruduğu tespit edildi.
Vücut egzersizlerinin kalp hastalığı riskini azaltığı, aşırı kiloların ise riski artırdığı ortaya çıkarıldı.
Menopozun ani bir ivmeyle kalp krizi riskine yol açtığı anlaşıldı.
Kalp kulakçıklarındaki zararsız görünen düzensiz atışların, çok önemli felç etkenleri olduğu belirlendi.
Şeker hastalığının kalp hastalığı için potansiyel oluşturduğu tespit edildi.
Menopozdan sonra alınan östrojen hormonunun kemiklerde kırık riskini ortadan kaldırdığı anlaşıldı. . Felç tedavisi hakkinda aciklamalar Felç tedavisi konusunda bilgiler
|