|
Bellek Güçlendirme
Kadinlaricin.net sitesinde Bellek Güçlendirme baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Bellek Güçlendirme ile ilgili yazi bulunmaktadir.
ABD'de Chicago'da Yaşlanmayı Önleme Akademisi'nin başkanı Dr. Ronald Klatz, yaşlanmayı, dolayısıyla bellek kaybını önlemekten söz ederken şöyle dedi: ‘‘Saati durduramayız ama çalışmasını yavaşlatabiliriz. Yaşamımız süresince beynin durmadan değiştiğini biliyoruz. Yeni beyin hücreleri yaratmak ve faal olmayan hücreleri yeniden harekete geçirmek mümkün olacak.’’
Başka bir deyişle, yaşlanma sürecinde zihinsel faaliyetlerimizi yenilemeyi başarabileceğiz. Bugüne kadar yapılan çalışmalardan sevindirici sonuçlar elde edildi. ‘‘Eyvah belleğim zayıflıyor’’ diye endişelenmek yerine bilim adamlarının önerilerini dikkate almalıyız. Soframızda yer alan yiyecekler ve oynadığımız oyunlar bile bellek üzerinde etkili olabiliyor.
Doğru beslenmenin faydaları
Bilim adamları, düzenli olarak egzersiz yapmayanların bu eksikliği bir an önce gidermelerini istiyorlar. Eğer düzenli egzersiz yapmaya alışırsak üç-altı ay içinde belleğimizde düzelme olabilir.
Amerikalı ünlü araştırmacı Robert Dustman, ‘‘Dört ay süreyle, günde 50 dakika yürüyüş yapanlar, bellek testlerinde çok başarılı sonuçlar aldılar’’ diyor. Konuyla ilgili olarak yapılan başka araştırmalar da iddiaların doğruluğunu kanıtladı.
Araştırmacılar, egzersizlerin beyne giden bol oksijenli kanın miktarında artış yaptığını söylüyorlar. Daha fazla oksijen, ölmeye yüz tutmuş beyin hücrelerini diriltiyor. Yaşın ilerlemesiyle beyin hücrelerinin ölmeye başlamaları egzersizlerin sayesinde önlenebiliyor.
Beslenmenin de beyin hücreleri için büyük önem taşıdığı bir gerçek. Hücrelerin ölmelerini engelleyen besinler, yaşla ilgili bellek kaybını en aza indiriyor. Sebze ve meyveler bellek için çok yararlı. Beslenme uzmanlarına göre çilek, vişne, ıspanak, Brüksel lahanası, kuru üzüm, erik ve sarmısak belleği güçlendiren besin maddeleri.
Tuna, sardalya ve alabalık gibi yağlı balıklar da beyin ve sinir hücrelerini onarıyor. Bu arada yağlarla ilgili bir uyarımız olacak: Yağların her türü beyin için yararlı değildir. Tereyağı ve kırmızı ette bulunan doymuş yağ, beyne bol oksijen içeren kanın akmasını engelleyebilir.
Beyni güçlendiren egzersizler
Egzersiz dediğimiz zaman beynin de egzersize ihtiyaç duyacağını belirtmek lazım. Unutkanlığımızı bahane edip öğrenmeye ara vermemeliyiz. Beyin, yeni bilgiler edindikçe güçlenir. Briç oynamak ve bulmaca çözmek de beyin için yararlı birer egzersizdir.
Yapmak zorunda olduğumuz işleri not etmek, belleğimiz zayıfladığı için zor durumda kalmamak amacıyla aldığımız bir önlemdir ama aynı zamanda bu uygulama bellek bankamıza yeni bilgiler yatırmamızı sağlar. Alışveriş listesini yanımıza almayı unutsak bile, listenin içeriğini hatırlarız.
Birisiyle konuşurken o kişinin gözlerinin içine bakmamız tüm dikkatimizi ona vermemizi sağlar ve konuşulanları iyice algıladığımız için kolay kolay unutmayız.
Yeni tanıştığımız bir kişinin adını fırsat buldukça tekrarlamamız beyin için yararlı bir egzersiz olur.
Seyahate çıktığımız zaman bulunduğumuz çevreyi büyük bir dikkatle incelemeliyiz. Kaldığımız oteldeki odanın özelliklerini zihnimize not ettikten sonra gördüklerimizin ne kadarını hatırladığımızı ölçmeliyiz. Bu tür egzersizler beyin hücrelerinin canlanmalarına yardımcı olur.
Müzmin stres, depresyon gibi sorunlar belleği zayıflatan nedenlerin başında geliyor. Müzmin stres kan basıncını yükseltir ve beyin hücrelerine de zararı dokunur. Orta yaşlarda kan basıncındaki hafif yükselme bile beyin hücrelerine zarar verir ve daha sonraki yıllarda bellek kaybına neden olur.
Zamanla belleğin zayıflaması bugün için kaçınılmaz olabilir ama yakın bir gelecekte bilim adamları bu soruna da mutlaka kesin çözüm bulacaklar. Şimdilik saydığımız basit egzersizlerle belleğimizin zayıflamasına engel olmaya çalışabiliriz...
İlaçlarla bellek güçlendirme olayı
Belleği güçlendirecek mucize bir ilaç henüz geliştirilmedi, fakat bazı ilaçların belleği güçlendirdikleri sanılıyor. Ancak bu ilaçları doktora danışmadan kullanmamalısınız...
Aspirin: Amerika'da Ulusal İlaç Araştırma Enstitüsü'nde görevli araştırmacılara göre, aspirin ve de benzeri ilaçlar düzenli olarak kullanıldığı takdirde, yaşlılık döneminde bellek kaybını yüzde 20 oranında azaltıyor.
E Vitamini: Bu vitamin de bunamanın gelişmesini yavaşlatıyor. Bol miktarda E vitamini alan kişilerin zeka ve bellek testlerinde daha başarılı oldukları saptandı.
Ginkgo Biloba: Bazı araştırmacılar bu çok eski Çin bitkisinin beyne daha fazla kan gitmesine yardımcı olduğuna ve dolayısıyla bellek kaybını azalttığına inanıyorlar.
Donepezil: Alzheimer hastalarının kullandıkları bu ilacın sağlıklı kişilerde beyni güçlendirdiği ve bellek kaybını en aza indirdiği belirtiliyor.
Beyin egzersiziyle hafıza korunuyor
İstanbul Hafıza Merkezi'nde uygulanan zihin geliştirme programlarında beyin çeşitli egzersizlerle çalıştırılarak, zinde tutuluyor.
Caddebostan'da faaliyet gösteren merkezin müdürü Bayram Subaşı, unutkanlığın başlıca nedeninin beynin çalıştırılmaması olduğunu belirterek, ‘‘Biz beyni çalıştıracak teknikleri öğretiyoruz’’ dedi.
Hafıza kaybı vakasıyla karşılaştıklarında önce sorunun nedenini anlamaya çalıştıklarını söyleyen Subaşı, saptanan eksiklerin giderilmesine yönelik rehabilitasyon programları uyguladıklarını söyledi.
Viyana’da geliştirilen, ‘Schuhfried Rehabilitasyon Programları’yla hafıza geliştirilmeye çalışıldığını anlatan Subaşı, dikkati geliştirmeye dayalı görsel ve fiziksel egzersizlerden oluşan programların psikologlar denetiminde uygulandığını belirtti.
Programlar, ‘‘Dikkat ve dikkat yoğunlaştırma, bölünmüş dikkat, uyanık-tetikte olma, topolojik bellek, sözel bellek, sözcük belleme, sima belleme, mantıklı akıl yürütme’’ başlıklarını taşıyan 8 egzersizden oluşuyor.
Başarı için egzersizlerin en az 10 seans uygulanması öneriliyor. Tedavi 250 milyon liraya maloluyor.
Belleğinizi kuvvetlendirin Üstün bir bellek performansı nasıl sağlanabilir? “Dilimin ucunda ama söyleyemiyorum... Hay Allah... hatırlayamazsam çatlayacağım, ismi neydi...” Hafızamızı zorlayan bu tip sıkıntı cümlelerini peş peşe sıralayabilir, örneklerimizin sayısını artırabiliriz. Zaman zaman hepimizin karşılaştığı bu durumun sebebi; bazen yorucu geçen bir gün, stresli bir ortam, bazen de tembellik olabilir. Evet yanlış anlamadınız tembellik... Zira konunun uzmanlarına göre, “Kuvvetli bir belleğin, Allah vergisi bir yetenek” olmasının yanı sıra geliştirilebilir bir tarafı da var. Bunun için formül, zihinde hatırlanmak istenen durum, nesne, isim vb. şeylerle, çevremizdeki, zihnimizdeki farklı kavramlar ve tecrübeler arasında bir ilişki kurabilmek. Arturo Toscanini belleğinde 250 orkestra parçasını ve 100 operanın notalarını tutarmış, matematikçi Alexander Aitken 17 yaşındayken ‘pi’ sayısının 1000 basamağını ezberlediği gibi 4 basamaklı bir sayının karesini 5 saniyede alırmış. Uzmanlar bellek gücünün herkeste mevcut olduğunu belirtiyorlar. Belleği; yaşanmış, işitilmiş, görülmüş ve okunmuş olan her şeyi içine alan bir kompütüre benzeten uzmanlar; “Geçmiş yaşantılardan öğrenilmiş şeyleri akılda tutabilme gücü olarak tanımlıyorlar ve bu kompütürün hangi dosyasına girerseniz, orada ihtiyacınız olan bilgileri bulabilirsiniz” diyorlar. Onlara göre, “zaten ihtiyacınız olmayanlar çoktan atılmış, ilgi duyulanlar dosyalanmıştır.” Yani bir şey zihinde, ilgi alanına göre kalır veya kalmaz. Mesela yakın bir zamanda katıldığınız bir daveti, toplantıyı veya eğitimi düşünün. Toplantıya giderken yolda neler gördünüz? Otoparktaki arabalar nasıldı? Tanıdık kişiler var mıydı? Varsa nasıl giyinmişlerdi? Saç modelleri nasıldı? Neler konuştunuz? Mekanın mobilyaları nasıldı? Ne renkti? İkram olarak ne vardı? Gecenin en şık hanımı ya da en çok konuşan kişisi kimdi?.. gibi soruların cevabı sizce ne olurdu? Bazılarına çok net karşılık verirken, bazıları da size hiçbir anlam ifade etmedi, öyle değil mi? İşin aslı şu, beyninizde kalanlar tamamen ilgi alanınıza giren şeyler. Beyin istediğini tutuyor, istemediğini atıyor. Aynı şekilde hafızada tutulmasını istediği şeyleri, özellikle kodlama yöntemiyle çok uzun süre saklayabiliyor. Bazen sınıf arkadaşlarınızın isimlerini hatırlamak istediğinizde sınıftaki sıralardan zihinsel olarak geçip her birinin yüzünü gözünüzde canlandırdığınız olmuştur herhalde.
ZEKÁ DOĞUŞTAN
İsveç, İngiliz ve ABD'li bilim adamları, yaptıkları bir araştırmada, zekanın doğuştan genler yoluyla geçtiğini ve kolay yitirilmediğini kanıtladı.
En az 80 yaşındaki 110 tek yumurta ve 130 çift yumurta ikizi üzerinde yapılan deneyler, düşünme ve reaksiyon yeteneklerinin yüzde 62 oranında kalıtımsal, düşünme yeteneğinin ise yüzde 52 oranında ırsi beceri olduğunu gösterdi. Zeka konusunda çevre, terbiye, öğrenim durumu ve diğer faktörlerin etkisi ise yüzde 40 olarak belirlendi.
Kalıtımsal etkenlerin bebek yaşlarda yüzde 20, çocukluk çağlarında 40 ve 20 yaşına kadar yüzde 50 oranında rol oynadığı saptandı.
BEYNİN FONKSİYONLARI
Dünyanın etkin bilim dergisi Science'de yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre de, California Üniversitesi'ndeki bilim adamları insan beyninde konuşma ve yazma fonksiyonlarının tümüyle birbirinden bağımsız çalıştığını ortaya koydu.
Bilim adamları 44 yaşındaki bir kadın hastanın beyninin iki tarafını ameliyatla birbirinden ayırdı. Solak hasta, ameliyattan önce normal konuştuğu halde cerrahi müdahaleden sonra, beyninin sol yarısına gönderilen kelime mesajlarını yazma yeteneğini kaybetti. Hastanın kelimeleri sadece konuşabildiği belirlendi.
Mesajlar beynin sağ yarısına gönderilince de hastanın sol eliyle yazabildiği ancak bu kelimeleri söyleyemediği dikkat çekti.
Bellek güçlendirmek için 7 emir
Arkadaşlarınıza veya çocuklarınıza, artık bazı şeyleri anımsayamadığınızdan şikayet ediyor musunuz veya bu şikayetleriniz daha mı sıklaştı? Bir akıl defteriniz varsa onu daha sık mı kullanır oldunuz? O halde buzdolabınızın üzerinde not defterine de sık bakıyorsunuzdur.
Bunlar doğal. Biyolojik döngümüz doğal seyrini izliyor. Yıllardır belleğimizde birikenlerin yaşlılıkla beraber giderkek azalmaya başlaması da bunun sonucu. Bir karikatür: Bütün bedeni, yapacağı işleri yazdığı küçük kağıtlarla kaplı fil, yanındaki arkadaşına, ‘Yaşlandıkça hatırlayabilmek için yapıştırdığım bu kağıtlara daha çok bakmam gerekiyor’ diyor.
Yaşlandıkça bellekte bu yitimlere çare bulmak umuduyla büyük bir pazar var dünyada. Tabii bu pazarın en büyüğü ABD’de. Avrupa ve Türkiye’de belleği güçlendirdiği iddia edilen ilaçların tüketimi giderek artmakta. Türkiye’de hali vakti yerinde olan bir azınlık, düzenli bir şekilde dışardan getirdiği bu ‘bellek güçlendirici’ ilaçlardan kullanıyor. Ayrıca Capitol vb gibi büyük yerlerde de bu tür dükkanların açıldığını görüyoruz.
Ne kadar etkili?
Hemen herkes belleğini güçlendirmek istiyor ve milyonlarca insan beyinsel işlevleri geliştirdiği söylenen bir sürü ilaç alıyor. Yeterince denenmeden piyasaya sürülen bu ilaçlar, yaşlılıkla birlikte görülen kavrayış güçlüğünü durdurduğu, belleği ve dikkati geliştirdiği söylenerek satılıyor.
Washington merkezli tüketici örgütü, Halk Yararına Bilim Merkezi’nin yaptırdığı bir araştırmanın sonuçları geçenlerde açıklandı. Brain Gum, CerebroPlex ve Mind-Max isimleriyle satılan ve soyadan elde edilen phosphatidylserine dışında bu ilaçların tümü etkisizdi. Paranızı boşa harcamayın diyordu merkez. İlaçların aylık maliyeti ise 90 doları buluyordu. Merkez, bu açıklamayı, Nutrition Action isimli yayın organında yapmıştı.
Alzheimer ve benzeri bellek ve düşünce bozuklukları, gerçekte 65 yaş üzerindeki nüfusun yüzde 3-10’unu, 80 yaşın üzerindekilerin yüzde 40 kadarını etkiliyor. Ama yaş ilerledikçe herkes şu ya da bu ölçüde öğrenme ve anımsama güçlüğü çekiyor.
Beynin isteği
Araştırmacılar, beyin etkinlikleri yavaşlasa bile sağlıklı yaşlılarda sinir hücrelerinin pek çoğunun ölmediğini ve doğru bir uyarı yöntemiyle yeni sinir hücreleri oluşturulabileceğini ve aralarında bağlantılar kurulabileceğini söylüyor. Yapılacak en önemli şey, beyin işlevlerine zarar verdiği bilinen hastalıklardan ve alışkanlıklardan uzak durmaya çalışmak:
Beyne kan gitmesini engelleyen yüksek tansiyon ve buna bağlı olarak kimi zaman ayırdına varmadığımız inmeler, kalp hastalığı, damar sertliği, şeker.
Bu hastalıklardan biriyle karşılaşıldığında sağaltıcı önlemlere uymak, her gün düşük dozda bir aspirin almak ya da düzenli olarak ibuprofen kullanmak yararlı oluyor.
Arabada mutlaka kemer, motosiklet gibi araçlarda başlık takmak beyni zedelenmelerden koruyor.
Sigara, alkol ve kafein tüketiminin de sınırlanması gerekiyor. Sigara kan damarlarını büzüyor, kafeinse beyne kan akışını yavaşlatıyor. Alkolün azı beyin işlevlerine yararlı olurken, fazlası beyin hücrelerini öldürüyor.
7 Madde
ABD’de Yaşlanma ve Uzun Ömür Merkezi Araştırmaları Enstitüsü bir rapor yayımlayarak (Kaynak: New York Times- İnternet) yapılması gerekenleri 7 maddede sıraladı: Her gün dolu dolu yaşayın, üretken olun, yeni bilgiler edinin, sağlığınızı koruyun, yaşama katılın, bağımsız yaşayın, aile ve toplumsal ilişkilerinizi sürdürün, yaratıcı olun, güçlüklerden yılmayın, depresyondan uzak durun. İşleyen demir Işıldar. Gerçekte bütün bunları her yaşta insanın yapması gerekir. Ama özellikle yaşlılara önerilen etkinlikler:
Yaşam boyu Öğrenme:
Kullanılmayan organ körelir. Kurslara gidin, çaba gerektiren kitaplar okuyun, hobiler geliştirin, bilmece çözün, bellek alıştırmaları yapın ve beyni geliştirici oyunlar oynayın.
Düzenli hareket:
Fiziksel etkinlik beyne kan akışını hızlandırdığından, fiziksel açıdan hareketli yaşlılar beyin gücünü ölçen testlerde daha başarılı oluyorlar. Araştırmalar, ruh ve beden sağlığı yeterince güçlü olmayanların bile düzenli hareketten yararlandığını ortaya koyuyor.
Günlük Etkinlikler:
Başkalarıyla birlikte olabileceğiniz günlük etkinlikler arasında emeklilikte çalışmayı sürdürmek, gönüllü olarak çalışmak, seyahat etmek, bahçeyle uğraşmak, örgü örmek ve gruplara katılarak günlük gezilere çıkmak öneriliyor.
Stresten uzak durmak:
Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler, stresin beynin yapısını etkilediğini ve normal fizyolojik işlevlerin bozulmasıyla bilişsel işlevlerin de zarar görebildiğini ortaya koydu. Fiziksel etkinlik, meditasyon, dua, en yaygın stres giderici yöntemler. Ama bunlar yetmediğinde doktora gitmekte yarar var.
Düzenli Uyku:
Yaşlıların çoğu uyku bozukluklarından yakınır. Yetersiz uyku ve özellikle düş uykusunun (REM) bölünmesi, beyin işlevlerini olumsuz etkiliyor. Bu konuda yol gösterici kitaplar yetmediğinde bir doktora ya da hastanelerin yalnızca bu konuda çalışmalar yapan uyku kliniklerine danışmak gerekebilir. Yapılacak en kötü şeyse, uyumak için alkole yönelmektir, çünkü alkol gerçekte uykuyu böler.
Yeterli Beslenme:
Yetersiz beslenme beyin işlevlerini olumsuz etkiliyor. E ve C vitamini ve sarı ve yeşil meyve ve sebzelerde bulunan beta karoten gibi antioksidanları yeterli dozda kullanan yaşlıların belleği daha sağlam. İnsan yaşlandıkça daha az kaloriye, ama daha nitelikli beslenmeye gerek duyar. Araştırmalara göre 65 yaşın üzerindeki insanların yalnızca yüzde 15’i doğru besleniyor. Çoğu yeterince protein, B vitamini ve antioksidan almıyor, posalı besinleri az tüketiyor, yeterince su içmiyor. Bütün bunları yiyeceklerden almak en iyi yöntem olmakla birlikte, günlük vitamin tabletleri de kullanılabilir.
Ruh Sağlığı:
Araştırmalar, ruh sağlığıyla beyin gücü arasında kesin bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Yaşlı insanlarda yaygın olan depresyon, beyni de olumsuz etkiliyor. Yalnız yaşayanlar ve emeklilikten sonra kendilerini meşgul edecek bir etkinliğe katılmayanlar depresyona daha açık hale geliyor. Depresyon geçiren kişiler bunu çoğunlukla anlamıyor. Düzenli fiziksel etkinlik, grup etkinlikleri, gönüllü çalışmalar gibi yöntemler başarılı olmadığında doktora danışmak gerekir.
Bunlara dikkat...
Gevşeyin: Gergin ve stresli kişiler unutkanlığa daha yatkın oluyor.
Yoğunlaşın: Bir şeyi daha sonra anımsamak istiyorsanız dikkatinizi bu konuya yoğunlaştırın.
Dikkatinizi
toplayın: Dikkatinizi dağıtacak ve sizi yaptığınız işten uzaklaştıracak engelleri ortadan kaldırın.
Yavaşlayın: Dikkatinizi tam olarak verebilmek için yavaşlamak gerektiğini unutmayın.
Düzenli olun: Sizin için önemli olan şeyleri hep aynı ve kolay ulaşabileceğiniz yerlere koyun.
Not alın: Elinizin altındaki bir küçük not defterine sizin için önemli olan şeyleri yazın.
Tekrarlayın: Tekrarlamak anımsamayı geliştirir, yardımcı olur. Yeni insanlarla tanıştığınızda ya da yeni bir şey öğrendiğinizde bunu tekrarlayın.
Görselleştirin: Anımsamak istediğiniz şeyleri bir görsel imge ile birlikte aklınızda tutun.
Meraklılar için bir başka kitap daha: The Memory Workbook. Yazarları 2 Psikolog: Dr. Douglas J. Mason ve Dr. Michael L. Kohn, 230-sayfa (New Harbinger Publications, 2001, $18.95).
Neydi o şarkının adı?
Radyoda dinlediğimiz ve anımsayamadığımız bir şarkının adını anında cep telefonundan öğrenebileceğiz.
Radyoda dinlediğiniz bir parçanın büyüsüne kapılıp da, adını öğrenmek istediğiniz hiç oldu mu? Veya neydi o şarkının adı diye kafa patlattığınız?
Tabii ki oldu.
Hatta hemen telefona sarıldığınız ve arkadaşlarınıza hemen radyoyu açtırdığınız da.
Artık bu soruna da bir çözüm getiriliyor. Elektronik devi Philips şirketinin Hollanda’daki laboratuvarlarında görevli araştırmacıların bu soruna getirdikleri çözüm son derece basit. Yapacağınız tek şey, ezgi çalınırken cep telefonuyla bir hizmet sunucusunu arayıp telefonunuzu birkaç saniye boyunca radyo ya da TV hoparlörüne doğru tutmak.
Bir bilgisayar sistemi müziği çözümleyip, geniş bir veritabanında sağlamasını yaptıktan sonra, birkaç saniye içinde parçanın adını yazılı ileti biçiminde cep telefonundan bildiriyor. Dahası, standart bir e-ticaret işlemi aracılığıyla, parçanın yer aldığı CD ile ilgili satınalma bilgilerini bile veriyor.
Şirket söz konusu sistemi, uzun iletilerin güvenli bir biçimde alınıp alınmadığını denetleyen ve karıştırma adı verilen, şifrelere dayalı bir yöntemden esinlenerek geliştirdi. Karıştırma yönteminde aktarılan iletideki veri ya da sözcük yığınları karşılaştırıldıktan sonra yalnızca iletiyle birlikte çözülebilen şifrelere dönüştürülüyor.
Özel şifre
Karıştırma yönteminin müziğe uyarlanmış biçiminde Philips, tüm parçanın belleğe alınmasına gerek kalmaksızın, her bir şarkı için tek bir parmak izi oluşturmayı düşünüyor. Bunun için, bir parçanın tınıları 33 kısa frekans bandına ayrılıp, her bir bandın içerdiği enerji miktarı ölçülüyor.
Elde edilen bu ölçümlerle her ezgiye özel olan şifreler çözülebiliyor.
New Scientist dergisinin 1 Aralık sayısındaki habere göre, Philips piyasada satılmakta olan 100 bin kadar kaydın şifresini içeren merkezi bir veritabanı oluşturmayı tasarlıyor. Cep telefonundan bilinmeyen bir müziğin sesi veritabanına aktarıldığında, veritabanı gelen bu sesi tarayıp depolanmış şifreleriyle karşılaştırıyor. Şifrelere uygun bir parça bulduğunda bunu yazılı mesaj olarak gönderiyor. Philips ezginin yalnızca birkaç saniye çalınmasının kimliğinin belirlenmesine yeterli olacağını düşünüyor.
Yapay zeka Zeki bilgisayarlar
Yeni çağda yaşama geçirilmesi planlanan tasarılardan biri de, akıllı bilgisayarlar ve akıllı makineler. Silikondan doğacak olan süper beyinlerin, her şeyi değiştireceği belirtiliyor. Bunların sayesinde bilim, mühendislik ve tıpta üstesinden gelinemeyen problemler çözülecek. Fabrikalarda ve ziraatte, insanların yerini bu beyinler alacak. 2030 yılında, bir bilgisayar sisteminin gücü bin insan beyninin gücüne, 2050 yılında ise 1 milyar insan beyninin gücüne erişecek. Ünlü fizikçi Stephen Hawking, bu görüşe şöyle destek veriyor: ‘‘Şu anda, bilgisayarların zeki olduklarını söyleyemeyiz. Çünkü solucanların beyni bile, şimdi kullandığımız bilgisayarlardan daha karmaşık bir yapıya sahip. Bana öyle geliyor ki, madem insan beynindeki çok karmaşık kimyasal moleküller, işlevleriyle zeki olmayı sağlayabiliyor, aynı şekilde karmaşık elektronik devreler de bilgisayarları zeki kılabilir.’’ . Bellek Güçlendirme hakkinda aciklamalar Bellek Güçlendirme konusunda bilgiler
|
|