|
Alkolün zararları nelerdir
2010-08-04 17:29:32 Kadinlaricin.net sitesinde Alkolün zararları nelerdir baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Alkolün zararları nelerdir ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
Alkol ve sigara cildin düşmanı Özellikle bayanların önem verdiği cilt güzelliğinin, yanlış uygulamalar sonucu bozulabileceği belirtildi. Sigara ve içki, yetersiz uyku, sivilceler ile oynanması, makyajı temizlemeden yatmak, yüzü aşırı sıcak suyla yıkamak, ovmak ya da aşırı fırçalamak gibi davranışlar cilt sağlığı ve güzelliğinin başlıca düşmanları olarak gösteriliyor. "Online Sağlık Ansiklopedisi" isimli internet sitesinde verilen bilgilere göre, bu düşmanların başında sigara ve içki bulunuyor. İki maddenin de vücudu zehirlediğini ifade eden uzmanlar, bu maddelerin kullanımı sonrasında ağız kenarında oluşan çizgilerin derinleştiğini ve cildin yaş ilerledikçe sarktığını belirtiyor. Makyajlı olarak uyumanın sakıncalı olduğuna değinen cilt uzmanları, deri dokularına zarar verdiği ve enfeksiyonu yaydığı için sivilcelerle oynamanın yanlış olduğunu da hatırlatıyor.
Alkol felç riskini artırıyor Çin’de yapılan geniş çaplı bir araştırmada, alkol tüketiminin erkeklerde inme (felç) riskini artırdığı ortaya kondu. 40 yaşın üzerindeki 65 bine yakın erkeği kapsayan Çinli ve ABDli araştırmacıların birlikte yürüttüğü çalışmada, hiç alkol kullanmayanlara oranla, alkol tüketenlerin inme geçirme riskinin yüzde 20, inme sonucu ölümün de yüzde 30 oranlarında yükseldiği tespit edildi. Bilim adamları, yapılan bu araştırmanın inme hastalığına karşı tedbir almada önemli rol alacağını belirterek, alkol kullanmamayı tavsiye ettiler.
Alkol, göğüs kanseri riskini % 30 artırıyor ABD ve İngiltere’de son 5 yıl boyunca yapılan araştırma sonuçlarına göre kadınlarda içki kullanımı en az yüzde 6 oranında göğüs kanser riskini arttırırken, günde üç bardağı geçmesi halinde de bu oranın yüzde 30’a yükseldiği ortaya çıktı. İspanya’nın Barcelona kentinde düzenlenen Avrupa Kanser Konferansında, 2 bin kadın üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre az miktar alkol almak bile kanserin yolunu açabiliyor. Örneğin günde bir kadeh içki içmek göğüs kanseri riskini yüzde 7, bağırsak kanseri riskini ise yüzde 10 artırıyor.
‘Alkol ve sigara gençleri zehirliyor’ Sağlıklı bir nesil için çalışmalar yapan Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Üsküdar Haydarpaşa Bülent Akarcalı Sağlık Meslek Lisesi’nde gençlere seminer verdi. Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, sinema sanatçısı Cüneyt Arkın ve manken Yaşar Alptekin’in de katıldığı seminerde, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Mustafa Necati Özfatura, sigara, alkol ve uyuşturucunun tehlikelerine dikkat çekti. Özfatura “tarihteki tahribatların hiçbiri şu andaki uyuşturucu, alkol, sigara ve diğer kötü alışkanlıkların yaptığı tahribat kadar olmamıştır” dedi. Alkol ve sigarayı bırakarak yeni bir hayata başladığını ifade eden eski manken Yaşar Alptekin ise, “Türkiye’nin ilerlemesini istemeyenler gençleri hedef alıyor. Türkiye’yi daha yüksek seviyelere çıkarmak istiyorsanız sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak durun” dedi. Cüneyt Arkın da, sigaraya başlayan herkesin ‘bir fırttan birşey olmaz’ diyerek başladığını belirterek, “Size sigara ikram eden arkadaşlarınızdan uzak durun” dedi.
Alkolik babaların çocukları riskte! Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Osman Demirhan, alkol bağımlısı babaların, erkek çocuklarının risk altında olduğunu söyledi. Sadece babadan oğula geçen Y kromozomu sebebiyle alkolik babaların çocuklarının, hafıza ve dil özelliklerinde eksiklikler, okuma kavrayışı ile bağlantılı işitme ve görsel dikkat problemi yaşadığını kaydeden Demirhan, “Araştırmalara göre alkolik babaların erkek çocuklarının yüzde 73’ü, alkole daha kolay bağımlı hale gelebiliyor” dedi.
Bir alkoliğin itirafları: YOLLUK Yılların usta oyuncusu Yalçın Menteş, 30 yıl boyunca alkol aldıktan sonra kendisi gibi alkolün zararlarından bıkmış ve birbirine destek olan gruplarla bu illetten kurtulduğunu yarı komik, yarı düşündürücü bir oyunla sahneye koydu. Alkolün fert, toplum, aile, devlet ve iş dünyasındaki menfi tesirlerini örnekleriyle anlatan oyun, oldukça beğeni topladı. Yalçın Menteş oyunun sonunda “Hayatımda ilk defa saatimi sabah 06.30’a kurduğumda, artık her insan gibi uyanabiliyorum. Meyvenin, sebzenin tadını duymaya başladım. Çocuğuma sarılıp sevgiyle öpebiliyorum... Yaşamaya geri döndüm. Ben alkolik olduğumu kabul ettim, kurtulmaya çalıştım, tedavi oldum. Alkoliklere kızmayın, aşağılamayın. Onlara yardım edin, kurtarın. Kör bir adam kuyuya doğru gidiyorsa, ayıplanmaz, elinden tutulur. Bu bir felakettir. Yeşilay’ın araştırmalarına göre alkole başlama yaşı 11’e kadar düştü. Bu iş biraz ailede başlıyor. Ben babamdan etkilenerek başladım. Bu mücadelede bana destek olan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Ben bu oyunu ailelere ve gençlere ibret olsun diye hazırladım.”
Alkol düşmanımız Yalçın Menteş, oyuna verdiği “yolluk” ismini de açıkladı. Yolluk, normalde yola giden insanlara verilen yiyecek anlamına gelse de, meyhanelerde hesabı ödeyip gidenlere son bir kadeh daha hediye edilmesi anlamına geliyormuş. “Alkolik” insanların şuurlarını kaybettiklerini, içmedikleri zaman iyi insan, iyi vatandaş oldukları halde, içtiklerinde kendileri için ve toplum için tehlike oluşturduklarını örnekleriyle anlattı. Çeşitli gazetelerden ve televizyon haberlerinden derlediği ilginç sarhoş olaylarını oyunun akışı içinde izleyiciye “ibretlik” olarak gösterdi. Alkoliklerin her sabah “artık içmeyeceğim” dediklerini ancak, iradelerine hakim olamadıklarını üzüntüyle anlattı. Alkolik olmanın bir hastalık olduğunu vurgulayan Menteş, sanat dünyasının alkol aldığını ve bazılarının madde kullandığını belirtti. Alkoliklerin asla bu hastalığı kabullenmediğine dikkat çeken Menteş, bu beladan kurtulmak için birbirimize yardım edelim, dedi. Oyuna, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Sekreteri Ahmet Sırrı Arvas da katılarak, Yalçın Menteş’e Yeşilay rozeti verdi ve bundan sonra Yeşilay’ın faaliyetlerine aktif olarak katılmasını rica etti.
Alkol; yaklaşan felaket!..
PAREM/Psikiyatrik Araştırmalar ve Eğitim Merkezi bir araştırma yayınladı. Verilen bilgiler, bir felaketin ayak seslerini dinletiyor. İstanbul’un 17 İlçesinde rastgele evlere gidilmek sureti ile bir anket yapılmış. Sonuç, cemiyette ruh sağlığının bozulmakta olduğuna dair ciddi bir karine. Sadece ruh sağlığı değil, gençlik de tehlike altında. Son üç yılda 18-25 yaş grubunda yüzde 300’lük artış olmuş. 17 İlçede sondajlama yoluyla hane seçilerek 700 kişi üzerinde yapılan araştırma böyle. Araştırma, alkol için yapılmamış. Sigara, alkol ve uyuşturucu üçlemesinin izi üzerinde giderken alkol tüketimindeki inanılmaz artış dikkatleri onda yoğunlaştırmış. Bir başka korkutucu gerçekse kadınlara dair. Daha evvel kadınlar, bu alanda erkelere göre 1/6’lık bir seyir gösterirken şimdi 1/2’ye yükselmişler. Bu gidişle eşitlik uzak değil. İstanbul’un alkol tüketiminde en önde gelen 5 bölgesi şöyle: Beyoğlu Eyüp Avcılar Bakırköy Kadıköy... Eyüp Sultan gibi muhafazakâr bilinen bir ilçenin ikinci sırada olması son derecede hayrete şayan bir acı haber? Sebep ne? Ne oldu da İstanbul’da tabii ki Türkiye’de yüzde üçyüzlük korkunç bir rakkamla karşılaşıyoruz? PAREM’e göre 3 sebep var: Ekonomik sıkıntılar Hızlı kentleşme Zelzele... Psikiyatrik Araştırmalar Merkezi, fotoğrafı çekip masaya bırakıyor. Düşündürücü tespitlerle baş başa kalıyorsunuz. Hakikatler hatır için şekillenmez. Ne derseniz deyiniz. Alkol, vatandaşlarımızın ruh sağlığını bozar vaziyete gelmiştir. Bundan en ziyade müteessir olan gençliktir. En hızlı tırmanma ise kadınlar arasındadır. Gençlik... Kadın. Ve bozulan ruhi dengeler... Alkol sel olmuş gidiyor. Devamında zinada artış, cinayette artış, ahlaki düşüşte, aile çöküntüsünde artış gelir. Öyleyse çare nedir? Lafı hiç eğip bükmeye lüzum yok. Tek çare vardır. İslamiyet. Ve onun kurumları. Helal-haram, tevekkül, sabır, feragat, çalışkanlık, affetme, ümidsiz olmama, rıza, şükür ve diğerleri. Ne yazık ki... Devrine göre isabetsiz, cahil, kasıtlı, hoyrat... eğitim politikaları, işte bu felaket manzarasını hazırladı. “Allah” diyenin alnına kara leke çalmanın mahsulü başka türlü olamazdı. İnsanın bir maddi cephesi var bir de mânevî tarafı. İki unsurdan birini yok sayınca boşluğa düşen insanlar, bir yer değiştirmede, bir sıkıntıda şişeye koştular Kaya gibi iradeli nesillerin pamuk ipliğinden çürük torunlarının zavallı akıbeti. Alkol satışlarındaki yükselme, hazineye önce tatlı bir gelir gibi görülmekteyse de genel toplama vurulunca yolun sonu, alkoliklik, fuhuş, ailenin yıkılması ve cinayet bataklığına çıkmakta. Her şey, aslı ile güzel. Komplekslerin, klişelerin, şüphelerin terki ile zenginliklerimizden istifade etmenin kaçınılmaz mecburiyet olduğu görülmeli.
Alkolde acı gerçek Türkiye’de alkol tüketimi hızla artıyor. Akşamcılar yılda bir milyar litre içki tüketiyor. Harcanan para ise, 200 trilyon lirayı aşıyor.
Alkollü içki tüketiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye, sigarada dördüncü, kumarda ise ikinci sıraya yerleşti. Sigaraya başlama yaşı 9, alkol kullanım yaşı 12’ye indi. Yeşilay Derneği Konya Şubesi Başkanı M. Ali Uz, ülkemizde 25 milyon sigara tiryakisi, 5 milyonu bağımlı 20 milyon alkol dostu, 5 milyon da ilaç bağımlısı bulunduğunu açıkladı.
Yeşilay Derneği Konya Şubesi Başkanı M. Ali Uz, alkollü içki tüketiminde dünya üçüncüsü olan Türkiye’nin, sigarada dördüncü, kumarda ise ikinci sıraya yerleştiğini bildirdi. Uz, Türkiye’de 25 milyon sigara tiryakisi, 5 milyonu bağımlı 20 milyon alkol dostu, 5 milyon da ilaç bağımlısı bulunduğuna dikkati çekti. Tekel İşletmesi’nin 1998 yılı sigara satış rakamlarının 90 milyon 564 kilogram gibi rekor bir seviyede gerçekleştiğini vurgulayan Uz, şöyle devam etti: “Bunun karşılığında yapılan ödeme, diğer bir ifadeyle halkın cebinden çıkan miktar, 274.5 trilyon liradır. Aynı şekilde 1998 yılında toplam 786 milyon 605 bin litre alkollü içki satışı yapılmış ve halk buna 179 trilyon lira ödemiştir. Bunlara resmi rakamlar eklenirse, tahmini yıllık sigara tüketiminin 150 milyon kilogram, alkollü içki tüketiminin ise bir milyar litre dolayında olduğu söylenebilir.” Uz, uyuşturucu konusunda net rakam vermek mümkün olmamakla beraber, Türkiye’de her yıl ele geçen kaçak madde miktarının 45 ilâ 75 bin kilo arasında değiştiğini ifade etti.
YAŞ KÜÇÜLÜYOR Türkiye’de sigaraya başlama yaşının 9-10’a, alkole başlama yaşının 12-14’e, uçucu madde kullanım yaşının ise 12’ye kadar indiğine dikkati çeken Uz, bu üç belaya karşı ciddi bir kampanya başlatılmadan başarılı olunmayacağını bildirdi. Türkiye’de ortaöğretim kurumlarını kapsayan bazı araştırmalarda ortaya çıkan tabloyu “kaygı verici” bulduğunu söyleyen Uz, “Buna göre, öğrencilerin yüzde 32’si esrar, yüzde 22’si ilaç-hap, yüzde 21’i uçucu, yüzde 6’sı eroin, yüzde 6’sı morfin, yüzde 5’i de kokain denemiş” diye konuştu. Uz, madde kullanım oranının yüksek olduğu illerin sırasıyla İzmir, Diyarbakır, İstanbul, Konya, Bursa, Ankara ve Adana olarak belirlendiğini kaydetti.
Alkol batağı ve Yeşilay Ekonomik kriz bütün ağırlığı ile milletimizin üstüne karabasan gibi çökmüştür. Aradığımız bütün çabuk çözüm yolları, ekonomik çöküşü önleyemiyor. Zira işe yanlış yerden yaklaşıyoruz. Havuzun dibi delikse, istediğiniz kadar bol su akıtın, bu havuzda su kalır mı? Elbette kalmaz. Ülke ekonomisi bundan farklı değil ki. Peki neden böyle? Toprağımız dünyanın sayılı verimli topraklarındandır. İklim ve akarsular bütün komşularımızın gıpta ettiği kadar zengindir. Yeraltı zenginliklerimiz, şu andakinin üç misli nüfusumuza yeter. Bunların üstüne en kıymetli varlığımız da Türklüğümüzdür. Buna rağmen, neden daha dünün süfli topluluklarına yardım diye el açıyoruz? Zaten düğümün çözümü de burada. Asıl sebep, yukarıda saydığım değerleri israf etme hastalığı. Bir insan parasını, imkanlarını etrafa savurarak israf ederse, buna deli derler. Delilik ise zihni melekelerin bir yolla dumura uğratılmasıdır. İşte Türk gençliğinin güzel faziletlerini dumura uğratan da alkol, kumar ve uyuşturucudur. Ve biz tehlikelerini göre göre buna engel olmaya gayret etmiyoruz. Bu zehirlerle mücadeleyi bir tek Yeşilay cemiyeti vermeye çabalıyor. Kanunla kurulmuş ve umum menfaatlerine hadim bu cemiyetin elinden kim tutacak? Elindeki kısıtlı bütçesi ile hangi mafya ile savaşabilir. Bir uyuşturucu sevk partisinin bedeli Yeşilay’ın yüz yıllık bütçesinden fazladır. Bugün bozulan ahlakın zararları kapımızı çalmıştır. Kapkaççılar her kesimden insanın hayatını tehdit etmeye başladı. Cinsel ahlaksızlıklar, polisiye tedbirlerle ne kadar önlenir? Bataklığı kökünden kurutacak Yeşilay’ı kaç insanımız tek kuruşla destekliyor? Hemen hemen yok gibi. Kendi çocuklarımız bu tuzaklara düştüğünde ise artık çok geç kalınmış olacaktır. Ülkedeki bu alkol ve uyuşturucu furyası tamamen dış desteklidir. Ülke bütünlüğüne göz dikenler, bu yollarla gençliğimizi mahvediyorlar. 1861’de Orta Asya Türk hanlıklarına giden; İngiliz casusu, Macar Yahudisi, dil bilimci Arminius Wambery, Afganistan’a kadar olan bölgede incelemeler yapmıştır. Bu kişi Rusları sevmiyor. Hatıralarında, Hiyve, Buhara ve Semerkand hanlıklarında gördüklerini dehşete kapılmış bir halde şöyle anlatıyor: “Hiyve’den Buhara’ya giderken yollarda birçok medrese, tekke ve hatta pazar yerlerinde insanların afyon çektiklerine şahid oldum. Afyon buralarda çok ucuzdur. Hatta bedava bulunabiliyordu. Yaptığım araştırmada, afyon kullanımını Ruslar teşvik ediyorlardı. Ruslar bu zehiri temin ediyorlardı. Bu zengin bölgelerde yaşayan Türkleri esir etmek için, bu yola başvurmuşlardı. Yakın bir zamanda Ruslar buraları istila edecektir. Türkler dünyanın en temiz ve dürüst insanlarıdır. Yalan, hırsızlık nedir bilmezler. Aralarında kavga etmezler. Ancak evlerine misafir götürebilmek için birbirleriyle çekişir ve hatta Hanlarını bile dinlemezler. Bu temiz topluluğu yakında büyük sosyal problemler bekliyor.” İngiliz casusu Wambery’nin dedikleri tek tek çıktı. Afyona alıştırılan bu insanlar 140 senedir Rus zulmünden kendilerini kurtaramadılar. Bütün maddi zenginliklerini de kaybettiler. Ruslar, tepelerinde nükleer silahlar denediler. Bugün ülkemizde acilen ve bir olağanüstü hal ilan edercesine; alkol, kumar ve uyuşturucu ile mücadele başlatmazsak, işin sonu karanlık görünüyor. Yeşilay’ın faydalı çalışmalarına, bütün zenginlerimizin, koşarak, yalvararak maddi destek vermeleri vatan borcudur.
TEKEL’in özelleştirilmesi alkolizmi azdırır Bazı okuyucularım Necati Abi’nin “TEKEL”in özelleştirilmesiyle ne ilgisi var demektedir. Oysa ki Türkiye’de alkol tüketimi giderek artmaktadır. Tekel özelleştirildiği takdirde alkollü içki üreten iç ve dış firmaların rekabeti ile içki ucuzlayacak ve azami ölçüde reklamlar sonucunda alkolizm azgınlaşacaktır. Nitekim geçmişte bira üretimine özel sektörün katılması ile alkol tüketimi katlanmıştır. Şayet tarihi bir hata ile Tekel özelleştirilirse şu anda alkol tüketiminde 3. sırada olan Türkiye’nin, en kısa zamanda birinci sıraya yerleşeceği kaçınılmaz bir gerçektir. 1930 yılında Türkiye’de kişi başına alkol tüketimi 1 litrenin altında ve dünya sıralamasında en sonlarda idi. Ancak bu rakam 1994’te kişi başına 15 litreye tırmanmıştır. 1997’de 17 litre ve şu anda 20 litreyi aşmış durumdadır. Bu gidiş gerçekten vahimdir. 1997’de Türkiye’de 4 milyonu alkolik olmak üzere 17 milyon alkol kullanan insan var idi. Ülkemizdeki boşanmaların % 80’i, eşlerini dövenlerin % 70’i, ırza tecavüzlerin % 50-60’ı ve cinayetlerin % 88’i (% 60’ı aile içine dönük) ALKOL KAYNAKLIDIR. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO)’nın 39 ülkeyi ihtiva eden araştırmasına göre trafik kazalarının % 61’i alkollü olarak işlenmiştir. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ve İsveç Sağlık Bakanlığı’nın ortaklaşa düzenlediği “Gençler ve Alkol” konulu uluslararası konferans İsveç’in başkenti Stockholm’da yapıldı. 36 Avrupa ülkesinin katıldığı bu konferansa 67 genç iştirak etti. Gençler böyle bir ortamda kendi görüşlerini de açıkladılar. Konferans sonrası Türkiye dahil 51 ülke arasında “Genç Nüfus ve Alkole İlişkin Deklarasyon” imzalandı. Bu konferansta en önemli bilgi şudur: Doğu Avrupa’da ölen gençlerin üçte biri alkol ve alkolden kaynaklanan hastalıklar sebebiyledir. Avrupa’da 1999 yılında ölen genç nesilden her 4 kişiden birinin ölüm sebebi alkol ve ona dayalı hastalıklardır. Türkiye’de maalesef böyle istatistikler yoktur ve gerçekler gizlenmektedir. Alkol tüketiminde dünya liginde 3. olduğumuza göre Türkiye’deki durum daha fecidir. Stockholm’deki konferansa katılan gençler yetkilileri şu sorularıyla köşeye sıkıştırmışlardır: “Gençlik nasıl içkiyle tanışıyor? Neden içiyorlar? Problemin çözümü için ne yapılabilir? Cola, neden içkiden daha pahalıdır? Neden alkolle ilgili kurallar uygulanmıyor? ALKOL ÜRETEN FİRMALARIN SİYASETE ETKİLERİ NASIL? Koltuğunu gözden çıkararak bunun üzerine ciddi bir şekilde gidebilecek politikacı yok mu?” Basında “Alkole isyan” başlıklı haberde alkolün yasaklanması istenmekte ve şu bilgiler yer almaktadır: İngiltere’de yapılan araştırmalar, alkol tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan karaciğer rahatsızlıklarında genel bir artış olduğunu, rahatsızlıkların özellikle bugüne kadar risk grubunda bulunmayan genç kadınları da etkisi altına almaya başladığını ortaya koyuyor. Doktorlar, erkeklerin % 15’inin, kadınların ise % 27’sinin normalin kat kat üzerinde alkol tükettiklerine dikkat çekerken; giderek artan sayıda 40 yaşın altındaki kadınların da karaciğer hastalıklarına yakalandıklarını belirtiyor. İngiltere’de kadınlarda karaciğer sorunlarının 25 yaşlarından itibaren görülmeye başlandığını belirten bilim adamları, “işten sonra bir kadeh” kültürü sınırlarının giderek genişlediğini ve bir zamanlar alkol tüketimini en azda tutan ve çok içse de bunu gizleyen kadınların artık “akşamcı olmakla” övündüklerini hatırlatıyor. Bilim adamları, hükümetten, bu gidişe son verecek yeni yasal düzenlemeler yapılmasını bekliyor. Özellikle alkollü içki reklamlarına kısıtlama getirilmesi, satışlarda uygulanan vergilerin yükseltilmesi ve alkol satan dükkanlara verilen lisansların sınırlandırılması isteniyor. Alkol kaynaklı hastalıkların milli sağlık sisteminden her yıl yaklaşık 500 milyon ile 3 milyar sterlin arasında harcama yapılmasına neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bunun bütün sağlık harcamalarının % 12’sine denk geldiğini kaydediyor. İşlenen genel suçların % 66’sının ve 7.5 milyon özürlünün 6 milyonunun sebebi alkoldür. Bira ise alkolizmin ilk basamağıdır ve birada alkol miktarı % 7-15 arasındadır. Otoyol ve karayolları üzerindeki tesislerde içki satışı trafik faciasının itici gücüdür. Fransa’da her yıl doğan 300 bin sakat ve geri zekâlı çocuğun sebebi alkoldür. Dünya Sağlık Teşkilatı gençleri alkole karşı korumak için global savaş açarken; Türkiye’nin Tekel’i özelleştirmesi tarihi bir hatanın ötesinde Türkiye’yi felakete, uçuruma atmakla eş anlamlıdır.
Alkolikler kumara daha meyilli ABD’de yapılan araştırmalar, alkol sorunu olanların kumara 23 kat daha fazla meyilli olduğunu ortaya koydu. “Journal of Studies of Alcohol” dergisine göre, araştırmada, azınlıklar ve düşük gelirliler arasında hastalık derecesinde kumar merakının daha yaygın olduğu belirlendi. ABD’de her yüz kişiden 1 veya 2’sinin patolojik anlamda kumara düşkün olduğu bildirildi. Araştırmada, hastalık derecesinde kumar merakının, Kafkasya asıllı Amerikalılar arasında yüzde 5, Afrika asıllı Amerikalılarda yüzde 3.7, İspanyol asıllı Amerikalılarda ise yüzde 4.2 olduğu saptandı.
Avrupa alkol batağında!.. Avrupa Birliği (AB) AB Sağlık Komisyonu’nun hazırladığı raporda, Avrupa’da artan alkol tüketimine dikkat çekilerek, çocukların, gençlerin ve hamilelerin alkol tehlikesine karşı korunması gerektiği kaydedildi. Fransız Le Figaro gazetesindeki bir habere konu olan raporda, üye ülkelerdeki 55 milyon yetişkinin “alkolizm problemi” olduğu belirtilirken, her yıl gerçekleşen yaklaşık 195 bin trafik kazasının da alkol sebebiyle meydana geldiğine işaret edildi. Alkol sebebiyle ölümlerin, sigara ve yüksek tansiyonun ardından sonra 3. sırada yer aldığına vurgu yapılan raporda, 15-29 yaş arası genç ölümlerinin erkeklerde dörtte bir, genç kızlarda ise yüzde 10 oranında alkole bağlı olarak gerçekleştiği açıklandı.
Her 8 çocuktan biri... Raporda ayrıca, 15-16 yaşlarında her 8 çocuktan birinin de alkol batağında olduğu belirtilerek, gençler arasında alkol alma yaşının 13’e düştüğüne dikkat çekildi. Alkolün, ölümün yanı sıra 60 çeşit hastalığa da yol açtığı tespitine yer verilen raporda, sakat doğumlarla ilgili bir ayrıntı da yer aldı: “Fransa’da her yıl alkol sebebiyle 700 çocuk sakat doğuyor.” AB Sağlık Komisyonu, raporda alkol tüketiminin Birlik ekonomisine büyük zarar verdiğine de dikkat çekti. Raporda 2003 yılı itibariyle bu zararın 125 milyar euro olduğu ifade edilirken, bu rakamın AB bütçesinin yüzde 1.3’üne karşılık geldiği vurgulandı. Komisyon ayrıca, Avrupa şehirlerinde alkollü genç kuşağın akşamın başlamasıyla birlikte ortaya çıktığına, medyada yer alan alkol reklamlarının ve televizyonlardaki içki reklamlarının da gençleri etkilediğine dikkat çekerek, alkol reklamlarının yasaklanmasını istedi.
Korkunç tüketim AB Sağlık Komisyonu Komiseri Markos Kyprianou’nun “Alkolizme Karşı Strateji Belgesi”nin basına yansımasından önce Sağlık Komiserliği tarafından yayınlanan bir raporda, Avrupa Birliği ülkelerindeki alkol tüketiminin korkunç boyutlarda olduğuna da dikkat çekildi. “Alcohol-related Harm in EU” (AB’de Alkole Bağlı Zararlar) başlığını taşıyan rapora göre AB bölgesi, dünyadaki toplam alkol tüketiminde en ön sırada yer alıyor. Buna göre Avrupa’da kişi başına yıllık alkol tüketimi bin 400 küçük biraya karşılık geliyor. Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nden (CDU) Avrupa Parlamentosu Milletvekili Karl-Heinz Florenz de, Komisyon ile aynı görüşte olduğunu açıkladı. Florenz, alkol üreticilerinin daha fazla sorumluluk taşıması gerektiğini söyledi.
ALKOL TEHLİKESİ hafife mi alınıyor? RTÜK’ün dikkatine; RTÜK, daha önce yapmış olduğu bir yenilikle sigaranın çocuklara ve gençlere kötü örnek olmaması amacıyla, sigara görüntülerinin sansürlenmesine karar vermişti. Ancak ne yazık ki bu yapılan, oldukça yüzeysel düzeyde kaldı. Çünkü sigaradan çok çok daha fazla biçimde çocuklara ve gençlere zarar veren alkol ve uygunsuz sahneler için hiçbir tedbir alınmadı. Oysaki alkol ve uygunsuz sahnelerin meydana getirdiği olumsuzluklar yanında, sigaranın zararları devede kulak kalmaktadır. Alkol yüzünden dağılan aileler, işlenen suçlar, meydana gelen trafik kazaları ve kanserler dikkate alındığında, alkolün toplum üzerinde ne denli tahribat meydana getirdiği görülecektir. Uygunsuz sahnelerin de gençler üzerinde oluşturduğu olumsuzlukların bir sonucu olsa gerek, ülkemizde tecavüz ve taciz suçları korkunç boyutlara doğru hızla ilerlemektedir. Yüzyıllardır bir örf-âdet olarak sonraki nesillere aktarılan ahlâk kavramı, akıl almaz biçimde zedelenmektedir. Saymış olduğum bu sebepler yüzünden, alkol ve uygunsuz sahnelerin gerekli şekilde sansürlenmesinin bir mecburiyet olduğu düşüncesindeyim. Aksi takdirde, sigara için konan mevcut yasağın samimiyetten uzak ve sadece gösteriş amaçlı yapılmış olduğu kanaati oluşacaktır. Kısa süre içinde bunun gereğinin yapılmasını istiyoruz. Aksi takdirde çocuklarımız, gençlerimiz ve gelecek nesillerimiz büyük tehlike altında olacaktır.
Az alkol alın
Araştırmalar bize makul ölçüde alkol, yani bir iki kadeh şarap içmenin, kalp ve damarlar için yararlı olduğunu söylüyor. Ancak fazla alkol almak, en fazla beyin ve karaciğere zarar veriyor. Sanılanın aksine, karaciğer her zaman kendi kendini tamir edemiyor. Ancak çok önemli bir zarar verilmemişse, bu hassas organ kendini yenileyebiliyor. Hele beyin, yapılan suiistimalleri en az tolore edebilen organ. Hafta sonu içkili bir partiye katılan bir kişinin, aldığı alkolle orantılı olarak bazı beyin hücrelerinin öldüğü kesin. Alkol kullanımının en belirgin yan etkilerinden biri de bunalım.
Alkolün beyne zararı sanıldığından fazla
Akşamdan kalma hali yalnızca sizin içkiyi fazla kaçırdığınızı değil aynı zamanda beyin hücrelerinizin de zarara uğradığını gösterir. Bilim adamları bugüne kadar sanılanın aksine iki günlük alkol kullanımın bile farelerin beyinlerindeki koku merkezindeki hücrelere zarar verdiğini buldular. Üstelik dört günlük sarhoşluktan sonra diğer beyin bölgeleri de zarar görmeye başlıyor. Tıp bugüne kadar beyin hücrelerindeki zararların kısa vadede değil uzun vadede meydana geldiğini kabul ediyordu. Gerçi Kuzey Carolina Üniversitesi’ndan Fulton Crews, yalnızca fare beyinlerini incelemiş ama yapılardaki benzerlikler nedeniyle aynı sonuçların insanda da görülebileceğini tahmin ediyor. Araştırma aynı zamanda ender ya da ara sıra içenlerin de beyinlerine zarar verebileceklerini gösteriyor. Araştırmayla ilgili rapor Alcoholism: Clinical & Experimental Research dergisinde yayımlandı. İçki içmeyi durduramıyorum
Cuma akşamı gelip çatınca, bir haftanın yorgunluğunu bir kaç saat içinde çıkarmak isteyen isteyene. Hemen içki sofrasının başına geçip ya da bir barda tabureye tüneyip, sevdiğimiz içkileri yudumlamaya başlıyoruz. Ama biliyorsunuz, eskilerin dedikleri gibi, ‘Bu meret şişede durduğu gibi durmuyor.’ Kadehleri birbiri arkasından boşaltırken bir gerçeği aklınıza getirmiyorsunuz. Yorgunluk gidermek, kafayı rahatlatmak telaşı arasında aç karnına içki içmenin ne kadar sakıncalı olduğunu unutuveriyorsunuz. İçkiyi afiyetle içerken iyi hoş da, düşüncesizce davranışlarınızdan ötürü hiç gereği yokken sarhoş oluverirsiniz. İçki içmeye başlamadan önce, hiç değilse bir sandviçle karnınızı doyurun. Boş mideyle içki içmek doğru değil. Ayrıca alkollü içkinin ne kadarının sizi fazla etkilediğini de saptamanız gerekir. İçkinin tadı iyice acılaşmaya başlayınca, içkiyi kesmek gerekir. Sürekli içki içen bir arkadaşınızla beraber olduğunuz zamanlar da belli miktarda içki içtikten sonra siz arkadaşınıza suyla eşlik edin.
İşte alkolün ağır faturası Alkolün insanlık için tam bir canavar olduğu, her geçen gün yeni araştırmalar ve yeni olaylarla biraz daha teyid ediliyor.
Az alkolün zarar vermeyeceği, hatta faydalı olduğu gibi gülünç iddialar zaman zaman basında yer alsa da, tıp dünyası bu korkunç canavarın az miktarının da insan vücudunu nasıl perişan ettiğini, ilmî tespitlerle ortaya koyuyor. Bu hususta ilmî bir sohbeti soru–cevap şeklinde kaydettik. Yurt dışında pek çok ilmî toplantıya katılan, bazı tıp dergilerinde çeşitli makaleleri yayınlanan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Cemil Çelik, yine aynı fakülteden araştırma görevlisi Dr. Hakan Boyunağa’nın alkolizm konusundaki sorularını şöyle cevaplandırdı:
Ülkemizde alkolizm ve komplikasyonları hakkında yeterli verilere sahip değiliz. Ancak Devlet İstatistik Enstitüsü’nün rakamlarına bakarak durumu nasıl görüyorsunuz?
Ülkemizde 1930’lu yıllarda kişi başına düşen alkol miktarının 1 litreden, günümüzde 13 litreye ulaşması, yani yüzde 1300 gibi korkunç bir artma göstermesi, konunun önemini ortaya koymaktadır. Batı toplumlarında bu artışın yüzde 150 civarında kalması, 1930’lardan günümüze kadarki sürede, diğer alanlarda gerçekleştiremediğimiz başarıyı, alkolizm ile telâfi ettiğimizi söyleyebiliriz.
Zaman zaman alkol konusunda magazin basınında, düşük miktarda alınan alkolün, vücutta bazı yararları olduğuna dair yazılara rastlıyoruz. Sizce bu görüşün bilimsel bir doğruluğu var mıdır?
Bu tip duyumların kaynağı genellikle büyük alkol üreticisi şirketlerin desteklediği ve yönlendirdiği, bilimsel içerikten mahrum araştırıcıların sonuçlarına dayanmaktadır. Bu konuda yapılan ciddi bilimsel araştırmalar alkol alışkanlığı olan ve olmayan normotansif ve hipertansif şahısların, az miktarda alkol almalarında dahi tansiyonlarının yükseldiğine işaret etmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında yayınlanan birçok bilimsel dergi ve kitapta aynı konu tartışma götürmeyecek şekilde anlatılmıştır.
Diğer taraftan az miktarda alkolün anne sütünü artırdığı iddiası da bilimsel doğruluktan yoksundur. 1991’de yapılan bir araştırma tam tersine, alkolün anne sütünü azalttığını, ayrıca sütün tat ve içeriğini bozduğunu ortaya koymuştur.
Alkolün canlı sistemde oluşturduğu moleküler hasarı anlatır mısınız?
Alkol, diğer besinler gibi sindirim kanalından kolaylıkla emilerek kana, oradan da başta karaciğer olmak üzere diğer organlara geçebilmektedir. Küçük yapılı bir moleküle sahip olan alkol, kolaylıkla hücre membranlarından içeri geçer. Önce karaciğerde asetalhedite, daha sonra da asetata çevrilir. Asetaldehit insan organizması için zehirlidir. Bu madde kanda taşıyıcı bir molekül olan albumine bağlanarak uzun süre dolaşmaktadır. Asetalheditin hem kendisinden kaynaklanan zehirli etkisinden dolayı ve hem de albumin gibi önemli bir taşıyıcıyı kullanıyor olması, organizmanın aleyhine bir durum oluşturmaktadır. Karaciğerde ise asıl görevleri metabolizmanın iç ve dış kaynaklı zehirli bileşiklerini vücut için zararsızlaştırmak olan enzim adını verdiğimiz biyomoleküller, alkol tarafından işgal edildikleri için, normal görevlerini düzenli olarak yapamayacaklardır. Bu durumun sonucu olarak da zehirsizleştirilemeyen zararlı maddelerin kanda ve hücrelerde seviyeleri yükselmekte ve patolojik durumlara sebebiyet vermektedirler. Özet olarak ifade edecek olursak; alkol, hücrelerde “metabolik anarşiye” yol açmakta ve düzenli yürüyen kimyasal reaksiyonların kaosuna sebep olmaktadır.
Alkolün, doku ve organlar düzeyindeki genel etkileri nasıldır?
Alkoliklerde önce beslenme bozuklukları gelişmektedir. Özellikle vitamin yetmezlikleri, birçok enzimin aktivitelerinde azalmaya sebep olmaktadır. Ayrıca kan yapım sistemi, sinir sistemi (özellikle beyin dokusu), pankreas bezi, üreme organları ve karaciğer üzerinde çok olumsuz etkilere sahiptir. Alkolün karaciğerde yağlanma ve siroz (alkolik siroz) oluşturduğunu birçok kimse bilmektedir. Alkoliklerin beyin hücrelerinde görülen değişiklikler, yaşlanma döneminde beyinde meydana gelen değişikliklere benzer özellikler göstermektedir.
Alkol, üreme organlarında fonksiyon bozukluğuna yol açmaktadır. Alkolün erkeklerde testesteron (erkeklik hormonu) yapımını azalttığı biliniyor. Bu konuda ilginç bir tespit de, ergenlik çağında alkole alışanların, akranlarına göre daha geç cinsî olgunluğa kavuştuklarının gösterilmesidir.
Bu bilimsel ve genel değerlendirmenin ardından konunun sosyal ve moral yönüyle ilgili olarak neler denilebilir?
Gelişmiş sanayi ülkeleri bu problemden (gerek sosyal ve moral değerler açısından, gerekse de sağlık açısından), oldukça fazla etkilenmiş ve etkilenmeye devam ediyorlar. Bu probleme karşı da kendilerince birtakım önlemler almışlar ve almaya devam ediyorlar. Öte yandan da Batılı toplumlar yaklaşık günlük enerji ihtiyaçlarının yüzde 10’unu alkollü içkilerden karşılamaya devam ediyorlar. Bu durum bana biraz çelişkili geliyor. Yani bataklığı kurutacaklarına sineklerle uğraşıyorlar. Ülkemize gelince: Devletimizin resmi televizyonlarında, halkımızın en beğenerek seyrettiği yerli dizilerimizde alkol, Türk ailesinin vazgeçilmez bir alışkanlığı gibi takdim ediliyor. Bu sahneleri zihinlere normal bir alışkanlıkmış gibi yerleştiriyoruz. Alkolle mücadelede, sanırım sınırlı imkanlarla faaliyet göstermeye gayret eden bir “Yeşilay Derneği” var. Maalesef üzülerek ifade etmek gerekirse bu konuda tıp camiamız da fazla bir duyarlılık taşımıyor. Oysa başta tıp camiamız olmak üzere, alkolü sosyal aktivitelerimizde ve yaşantımızda bir vazgeçilmez ihtiyaç olmaktan çıkartabiliriz. Bunun ötesinde bu konu bir devlet politikası olarak mutlaka ele alınmadır. Yoksa günümüzde bu problemden bizden daha ileri düzeyde rahatsız olan toplumların durumuna düşeriz. Pazartesi günü İstanbul’un içkili lokantalarından birinde iki kişinin ölümüyle biten olaya bütün medya büyük ilgi gösterdi. Kanlı fotoğraflarla süslenen haberde cinayetin nasıl işlendiği bütün detayları ile anlatılırken temel sebep “alkol” yine gözardı edildi. Neredeyse her gün cereyan eden kanlı hadiselere birinci derecede sebebiyet veren içki tüketimi önlenmediği sürece daha çok kan akacak, çok canlar yanacak, nice servetler heba olup gidecek.
AZI DA ZARAR VERİYOR
Alkolün insanlık için tam bir canavar olduğu, her geçen gün yeni araştırmalar ve yeni olaylarla biraz daha teyid ediliyor. Az alkolün zarar vermeyeceği, hatta faydalı olduğu gibi gülünç iddialar zaman zaman basında yer alsa da, tıp dünyası bu korkunç canavarın az miktarının da insan vücudunu nasıl perişan ettiğini, ilmî tespitlerle ortaya koyuyor
Alkol uyuşturucu gibi Alkolün, zararsız olduğu yönündeki telkinlerin aldatmaca olduğu bilimsel olarak ispatlandı. Alkolün eroin ve kokainden farksız olduğu ortaya çıktı.
Bilim adamları alkolün beyin üzerindeki etkisinin, eroin ve kokain ile aynı olduğunu ispat etti. "Nature Neuroscience" dergisinde yayımlanan habere göre fareler üzerinde yapılan deneyler sonucunda alkolün de eroin ve kokain gibi beyindeki 'D-2 dopamin reseptörlerine' zarar verdiği ortaya çıktı. "Oregon Sağlık Üniversitesi - Oregon Health Science University"den Tiamara Phlips başkanlığında bir ekibin yaptığı araştırmalara göre, D-2 dopamin reseptörleri adı verilen bölge beyin ödüllendirme sisteminin önemli bir kısmını oluşturuyor. Beynin bu kısmı insanın hoşuna giden ve gitmeyen şeyleri belirliyor. Normal insanlarda ödüllendirme sistemi kişinin deneyimleri ve duyu organlarına göre etki ediyor. Fakat eroin ve kokain, D-2 dopamin reseptörleri üzerinden bu sistemi direkt etkiliyor ve beyni kişinin o an içinde bulunduğu somut durumdan koparıyor.
Uzmanlar, genetik yapıları manipüle edilmiş fareler üzerindeki deneylerinde bu ilişkiyi açıkladılar. Çalışma sırasında farelerin de bir süre geçtikten sonra insanlar gibi alkole yatkınlık geliştirmelerinden faydalanıldı. Alkolün etkileri normal ve D-2 reseptörü yok edilmiş fareler üzerinde denendi. D-2 reseptörü olmayan farelerin alkole yüzde 50 daha az düşkün olduğu gözlendi. Bundan sonraki aşamada alkol bağımlılığı tedavisinde uzmanların dopamin reseptörlerini dikkate alan bir yöntem geliştirmeleri bekleniyor.
Alkol suça teşvik ediyor
Türkiye'de işlenen suçların yüzde 66'sı, trafik kazalarının ise yüzde 61'inin alkolden kaynaklandığı savunuldu.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Selahaddin Kaptanağası, kamu kurumlarına gönderdiği raporda, alkol kullanan anne ve babaların doğacak nesillere büyük zarar verdiklerini belirterek, "İçkiye devam eden hamile annelerin sağlam çocuk doğurma ihtimali sıfır" dedi.
Kalp hastası olarak doğan çocukların büyük bölümüne alkol ve sigara kullanan anne ve babaların sebep olduğunu kaydeden Kaptanağası, şöyle devam etti:
"Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında yılda 8-10 bin ölü, 60-80 bin yaralı ve sakatın yüzde 61'inden alkol sorumlu. Alkol ve sigara kullananların sayısında her yıl yüzde 15-20 oranlarında artış oluyor. Türkiye, 900 milyon litreye yaklaşan alkol tüketimi, 4 milyonu aşan alkolik ve alkolle dostluk sürdüren 13 milyon insanı ile alkol sıralamasında dünya üçüncüsü, 20 milyon tiryakisi ve bir o kadar pasif içicisi, 90 milyon kilo tütün tüketimi ile dünya dördüncüsü durumunda.
PARAMIZLA HASTA
OLUYORUZ
Ülkemizde, kişi başına 15 litre içki ve 2 kilo sigara düşüyor. Halk alkole yılda 19, sigaraya da 61 trilyon lira ödüyor. Akciğer ve gırtlak kanserlerinin yüzde 90'ı, 45-50 yaş altındaki kalpten ölenlerin yüzde 80'i, bacak damarı tıkanmalarının yüzde 90'ı sigara kaynaklı. Ülkemizde her yıl sigaradan dolayı 200 bin kişi ölüyor."
ALINACAK TEDBİRLER
Alkolün, trafik kazalarının yüzde 61'ine, cinayetlerin ise yüzde 85'ine yolaçtığını vurgulayan Kaptanağası, şu görüşleri dile getirdi:
"Devlet, konuya yalnızca para ve kazanç açısından bakmamalı. Yasalar işletilmeli. Görsel basın konu üzerinde sürekli ve etkin yayın yapmalı. Televizyonlara çıkanlar alkol ve sigara konusunda gerçekleri anlatmalı, olayı basite alıcı sözlerden kaçınmalı. Tekel'in üretim ve tüketimi ön plana çıkaran yaklaşımı terkedilmeli. Eğitim sistemi, gençlerde bunalımı artıran maddeci ve çıkarcı felsefeden uzaklaştırılmalı.
Bütün uyuşturucularla devletin öncülüğünde yeterli bir mücadelenin yürütülebilmesi için Müsteşarlık veya Devlet Bakanlığı kurulmalı. Pasif içicileri korumak için kanun çıkarılmalı, sigara reklamı yasaklanmalı. İlk ve ortaokullarda alkollü içkiler, sigara ve uyuşturuculara ilişkin haftada 1-2 saat ders işlenmeli. Azına, çoğuna bakmadan, alkol alanların araç kullanmasına kesinlikle izin verilmemeli."
NESİLLER DE ZARAR GÖRÜYOR
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Selahaddin Kaptanağası, kamu kurumlarına gönderdiği raporda, alkol kullanan anne ve babaların doğacak nesillere büyük zarar verdiklerini belirterek, "İçkiye devam eden hamile annelerin sağlam çocuk doğurma ihtimali sıfır" dedi.
ETKİN MÜCADELE ŞART
"Devlet, konuya yalnızca para ve kazanç açısından bakmamalı. Yasalar işletilmeli. Görsel basın konu üzerinde sürekli ve etkin yayın yapmalı. Televizyonlara çıkanlar alkol ve sigara konusunda gerçekleri anlatmalı, olayı basite alıcı sözlerden kaçınmalı. Alkolün zararları nelerdir hakkinda aciklamalar Alkolün zararları nelerdir konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:alkolün zararları nelerdir,Alkolün zararları,alkolün zararları nedir,alkolün topluma zararları nelerdir,alkol nedir ve zararları
|
|