Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Faydalı bilgiler

» Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi

Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi

2010-05-12 17:47:33 Kadinlaricin.net sitesinde Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi

 

1957 yılında Irak’ın resmî istatistiklerine göre nüfusu 6 milyon 900 bin idi. O tarihte Türkmen nüfusu 567 bin olarak gösterilmişti. Bugün ise 3.5 milyon Türkmen Irak içinde dağılmış durumdadır. İstatistiklere göre 1970 yılında Kerkük’te 200 bin Türkmen yaşıyordu. 1 Şubat 1987 tarihli İngiliz “İnguing” dergisine göre Irak’ta 1.5 milyon Türkmen, Arap ya da Kürt kimliği içinde sürülmek ve öldürülmek endişesi ile Türk kimliğini gizliyordu. Maalesef 1918’den bu yana Iraklı Türkmenlere hiç ilgi gösterilmedi. 1918-2003 arasında 5 ile 10 yıl aralarla periyodik olarak yapılan Türkmen katliamına kınamanın ötesinde hiçbir aktif faaliyet gösterilmedi. 1980-1988 arası Irak-İran savaşında ölenlerin çoğunluğu Iraklı Türkmenler ile İranlı Türkler (Azeriler) olmuştur.

Iraklı Türkmenlerin tarihi

694 yılında Emevi Devletinin Kûfe Valisi Haccac bin Yusuf, Türklerden ordu kurdu. Türklerin ilk yerleşim yeri VASIT (KUT) vilayeti (BEDRE) kasabası idi. Abbasi Devletinde Halife Cafer El- Mansur, Bağdat’ı inşa edince 754-775 Bağdat özel garnizonunda Türk askeri yerleştirdi. Halife Harun Reşid, 786-809 Muhafız Birliğini Türk askerlerinden kurdu. Halife Mutasım, Türk askerlerinin 40 bin kişilik ailelerini SAMARRA şehrine yerleştirdi. 977-983 arasında Irak’a Azeri Türkleri göç etti. 1050 yılında ise Selçuklu Devletinde 1 milyon Türk (o tarihte çok büyük bir nüfus) Bağdat, Musul, Kerkük ve Dakuk’a yerleştirildi. Ayrıca İlhanlılar (Türk), Erbil Atabeyleri, Karakoyunlular, Akkoyunlular devrinde bu bölgelere Türk göçleri oldu. Osmanlı devrinde Yavuz Sultan Selim Han Çaldıran zaferinden sonra bu bölge (1514) Osmanlıya geçti. 1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman Han, Bağdat’ı fethetti. Bağdat ve Musul eyaletlerini Osmanlıya bağladı. Sultan Abdülhamid Han, İngilizlerin Yahudi devleti kurma ve bu bölgedeki petrolü ele geçirme planını sezerek; Filistin gibi Bağdat ve Musul eyaletlerini “Araziyi Seniyye” (Sultan Mülkü) yaptı. İttihat Terakki, Sultanı devirince bu bölgenin sultan mülkü fermanını kaldırıp, satışı serbest bıraktı. Ve Yahudiler toprak alarak Yahudi devletinin temelini attılar.

Misak-ı Milli sınırları

Son Osmanlı Meclisinin kabul ettiği Misak-ı Milli’nin birinci maddesine göre: 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi tarihinde elimizde bulunan toprakları içine alan bölgeler milli sınırlarımız dahilindedir. (Musul-Kerkük ve Hatay) Misak-ı Milli sınırları içinde idi. 7 Ağostos 1919 tarihli Erzurum Kongresinde 6. maddeye göre (Musul-Kerkük-Hatay) milli sınırlarımız içinde kabul edildi. Ancak maalesef Lozan’da İsmet İnönü meseleyi konferans salonlarına taşıyacağı yerde otel odalarında gizli görüşmelerle meşgul oldu. İngiltere bir savaşı göze alacak durumda değildi. Ancak biz Hatay gibi savaşı göze almış olsaydık Musul-Kerkük bugün Türkiye’nin idi. Musul-Kerkük’ü İsmet İnönü’nün başarısız ve bir türlü gerçeğin bilinmediği bir politikası yüzünden kaybettik. Şimdilerde de Türkiye’nin Iraklı Türkmenlere ilgisizliği ile Barzani, Kerkük Kürt kentidir. Bunu münakaşa bile edemeyiz cüretini göstermektedir. İNŞALLAH bundan sonra Iraklı Türkmenlere sahip çıkarız.

Saddam Hüseyin rejiminin sona ermesiyle yeni bir dönemin başladığı Irak, geleceğini arıyor. Ancak, hem Batı ülkeleri, hem de Irak'ın komşuları Türkiye, Suriye ve İran, neredeyse bütün dikkatini Kuzey Irak'a veriyor. Çünkü, Kuzey Irak'taki gelişmeler, hem Irak'ın geleceği, hem de bölgedeki barış ve istikrarın devamı açısından büyük önem taşıyor.
Hani bir bilmece vardır: "Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane". Belki yüz yıllık bu bilmecenin cevabı artık belki de nar olmamalı. Bu bilmecenin cevabı bence artık Kuzey Irak. Saddam rejiminin devrilmesinin ardından çok önemli gelişmelerin yaşandığı bu coğrafya, artık öylesine karmaşık bir yapıya dönüşmüş ki içinden çıkabilene aşk olsun.
Kuzey Irak'ta bugünlerde yaşananları bir filme benzetirsek eğer, bu filmin başaktörlerini Mesud Barzani liderliğindeki KDP, Celal Talabani yönetimindeki KYB, Araplar, Amerikan Ordusu ve Türkmenler olarak jeneriğe yazabiliriz. Bir de görünmeyen yıldızları var bu filmin. Onlar da filmin başaktörleri ama pek görünmüyorlar. Belki bunlara da 'kamera arkası yıldızları' diyebiliriz. Bu film için uzun süredir çalışan, çaba harcayan, altyapısını kuran ülkelerin başında İsrail geliyor. Rusya, Fransa ve İngiltere de oldukça söz sahibi. Neyse, sinema dünyasından gerçek Dünya'ya gelelim artık. Çünkü gerçek Dünya'da hayat, Kuzey Iraklılar için oldukça zor.

Büyük sıkıntı yaşıyorlar

İlk başta Türkmenler'den başlayalım. Ne yazık ki bu soydaşlarımız 80 yıl boyunca yalnız bırakılmış. Ne dertleri dinlenmiş, ne sıkıntılarına çare bulunmuş. Bu sebeple sıkıntının en büyüğü Türkmenler'de. "Biz Türkmen'iz, ama, Türk'üz özümüzde. Bayrağımız Irak, ama, gönlümüz Ayyıldız'da" diyor her karşılaştığımız Türkmen. Tezkerenin Meclis'ten geçmemesine çok hayıflanıyorlar. "Bizi garip kodunuz anayurdumuzda" diyorlar. Bir soru soruyorsunuz, bin dert çıkıyor karşınıza. Bütün gözler Türkiye ve Irak Türkmen Cephesi'nde. Birkaç tabela partisini saymazsak, bu tarihî topraklardaki soydaşlarımızı Irak Türkmen Cephesi (ITC) temsil ediyor. ITC'nin başkanı ise Sanan Ahmet Aga. Babacan tavırlarıyla kanınız ısınıyor Sanan Ahmet Aga'ya, hemen konuşmaya başlıyoruz. Ziyaretçisi o kadar çok ki, birkaç grubu aynı anda ağırlıyor. "Kusura bakmayın sizi böyle sıkışık bir yerde ağırladığımız için" diye söze başlıyor. "Ama burada, Türkmenler'in mal alıp satmasına, hatta binasına bir çivi çakmasına dahî izin yok. Bu sebeple böyle bir yerde sizinle görüşmek zorunda kalıyoruz" diyor.

'Kukla Türkmen partileri'

Biraz içimiz burkuluyor. Fakat konuşmaya devam ediyoruz. Söz biraz önce bahsettiğimiz tabela partilerinden açılıyor. "Barzani ve Talabani, Saddam'ın yıllar önce kendilerine yaptığını bize yapıyor" diyor Sanan Ahmet Aga. Saddam, kendisine muhalif olan Barzani ve Talabani'yi alt etmek için Bağdat'ta kukla Kürt partileri kurdurmuş meğer. BM'ye, AB'ye, herkese gerçek Kürt partileri bunlar diye tanıtmış, peşinden 500 Kürt'ün dahi gelmeyeceği kişileri. "Şimdi aynısını Barzani ile Talabani yapıyor" diyor Sanan Ahmet Aga. Peşlerinden 100 kişinin dahi gitmeyeceği kişilere parti kurdurup Amerikalılara bunlar da Türkmen partisi diye yutturuyormuş KDP ve KYB. Bunlara da 'kamera arkası yıldızları' diyebiliriz. Öyle ileri gitmiş ki; Kerkük'ü yönetecek konseyin oluşturulmasında Türkmenler'e 6 sandalye verilmiş. Hepsini Irak Türkmen Cephesi almış. Fakat Talabani ve Barzani itiraz edip, başka Türkmen partileri de var deyince Amerikalıllar, 6 sandalyenin birkaçını o tabela partilerine vermiş. Böylece yönetimde çoğunluk Kürtlerin eline geçmiş. Yani anlayacağınız, her türlü ayak oyunları oynanıyor bu sıkıntılı coğrafyada. Ama yine de Türkmenler sabırlı. Gün gelecek gerçekleri anlayacak diyorlar. "Belki tezkere sebebiyle Amerikalıların gözünde iyi yerde değiliz ama, onlar da anlayacak Türkmenlerin değerini" diyor konuştuğumuz her biri. Hele ITC merkezinde görüştüğümüz bir Türkmen, bir fotoğraf uzatıyor bize. 1957 yılında Kerkük'te çekilmiş fotoğrafta, dönemin üniversite öğrencileri Atatürk posteriyle poz vermişler. Suphi isimli Türkmen, kendilerini yok sayanlardan dem vurarak hem konuşuyor, hem de soruyor: "Madem biz Türkmen değildik, bizim büyüklerimiz bu fotoğrafı niye çektirdi?"

Türkmenler'in nüfus isyanı

Sözü Sanan Ahmet Aga alıyor. "Bizim en ağrımıza giden, bizi olduğumuzdan küçük göstermeleri. Onlara sorsanız, nüfusumuz 550 bin. Ama biz biliyoruz ki, bu bölgede yaşayan Türkmen nüfusu en 3.5 milyon" diyor. Türkmenler'in tam nüfusunun henüz bilinememesinde Saddam'ın rolü büyük. 1957 sayımında ülke nüfusunun yüzde 13'üne denk gelen 567 bin Türkmen olduğu ortaya çıkarken, 1977 sayımında bu sayı birden 'sıfır' oluyor. Çünkü Saddam, sayım sırasında sadece Arap ve Kürt olarak belgelere iki hane yazdırıyor. Yüzbinlerce Türkmen bir anda resmi kayıtlardan siliniyor. Sanan Aga, "Nüfus sayımı yapıldığında bu ortaya çıkacak ve herkes gerçeği görecek" diye ekliyor.

“Kimlik” korkusu

Birçok Türkmen'in korkudan gerçek kimliğini açıklayamadığına dikkat çeken Sanan Ahmet Aga, "Şu anda çalıştıkları yerde Türkmen olduklarını söyleseler kovulacaklar, maaşları kesilecek, belki dövülüp sövülecekler. Bu sebeple bizim için en önemlisi, Türkmenlerin özgürce Türkmen olduklarını söyleyecekleri ortamın oluşturulmasıdır" diyor. Bir başka dostumuz ise belki tarihi bir gerçeği ilk kez dillendiriyor. Savaş öncesi Saddam'ın Musul ve Kerkük'ün ileri gelenleriyle görüştüğünü ve ilginç bir teklifte bulunduğunu belirtiyor. Tezkerenin tartışıldığı o malum günlerde geçen hadisede, Saddam, Musul ve Kerküklüler'e, "Eğer Türkler gelirse savaşmayın. Şehri teslim edin, ben de hiç müdahale etmeyeceğim. Ama eğer Amerikalılar gelirse onlarla savaşın, çünkü onlar işgalci" demiş.

Kerküklüler'in tek çaresi Türkiye

Bu olayı anlatan dostumuz, "Eğer tezkere geçseydi, burada bir tek kurşun atılmazdı, yağma da olmaz kimse ölmezdi" diyor. Böyle olur muydu bilinmez ama, şu anki mevcut durum Türkiye'nin eksikliğini herkese son derece hissettiriyor. Yaşanan karmaşada özellikle Araplar, "Burada Türkiye'nin olması lazım" diyorlar. İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Arap aşiret reisi, "Savaştan önce Türk Ordusu'nun buraya girmesine karşıydım, ama şimdi görüyorum ki şu anda tek çare Türkiye" diye konuşuyor.

Kerkük'te
ABD-Peşmerge ittifakı...


Bölgedeki diğer gruplara geçmeden Erbil, Kerkük ve Musul'daki genel havayı biraz anlatmakta fayda var. Savaşın bitişiyle başlayan yağma hareketinin izleri hâlâ her iki kentte de görülüyor. Özellikle Kerkük biraz daha harap. Zaten Saddam döneminde hiçbir hizmetin gitmediği kent, savaşın da olumsuz etkisiyle iyice geriye gitmiş. Hâlâ bir düzenin sağlanamaması sıkıntıların artmasına sebep oluyor. Şehrin en hareketli yeri, tarihî Kerkük kalesinin eteklerine kurulmuş olan Kerkük pazarı. "Ne alırsanız yüz dinar" bağırışları arasında istediğiniz hemen herşeyi burada bulabilirsiniz. Bağdat'ın aksine Kerkük'te pek bir elektrik problemi yok. Zaman zaman kesintiler oluyor ama çok sürekli değil. Şehrin güvenlik kontrolü ABD askerlerinin elinde ama, silahlı Kürt Peşmergeleri şehrin her yerinde görmeniz mümkün. Şehrin giriş çıkışlarının kontrolü de KDP'li Peşmergeler tarafından yapılyor. Anlayacağınız halen Kürt gruplar şehirde aktif. Amerikan askerleri halkı silahsızlandırmaya başlamış. Biz hiç görmedik ama, kontrol noktalarında silahlı gördükleri kişilerin silahlarına el koyuyorlarmış. Hatta bu silahsızlandırma, yakın bir zaman içinde Erbil ve Süleymaniye'de de başlayacakmış.

Güçlü olanın sözü geçiyor


Bir istikrarın, en kötüsünden dahî olsa bir yönetimin olmadığı bu bölgede, artık güçlü olanın sözü geçiyor. Bölgede insanları dinlediğinizde, aklınıza bir anda, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasıyla özgürlüğüne kavuşan Ukrayna, Beyaz Rusya, Azerbaycan, Özbekistan gibi ülke vatandaşlarının açlık ve istikrarsızlık sebebiyle daha birkaç ay geçmeden komünizme özlem duymaları geliveriyor. Oysa yıllarca komünizm zulmünden kurtulmak için mücadele eden bu insanlar, birkaç ayda neden eskiye özlem duymaya başlamışlardı? Artık istediklerini söyleyecek, dilediklerini seçebileceklerdi.
> Belki de aldıkları özgürlük, sipariş verdiklerine uymamıştı. Benzer bir durum, şu anda Irak'ın genelinde, özellikle Kuzey Irak'ta yaşanıyor. Kurtlar sofrasına dönen bu coğrafyada herkes bir parsa kapmaya çalışıyor. Erbil'de, Dohuk'ta, Kerkük'te, Musul'da herkesle konuşuyoruz. Hani başkalarının yaptığı gibi sadece bir tarafla görüşüp yazımızı öyle hazırlamıyoruz. Başta dediğimiz gibi Kuzey Irak'ta durum çok karışık.
Iraklı Türkmenler yok sayılıyor
 
Irak’ta nüfus bakımından üçüncü topluluk olan Iraklı Türkmenler ABD, AB, Irak ve hatta Türkiye tarafından yok sayılmakta olup sahipsizdir. Böylelikle bir nevi aşırı Türk ve İslam düşmanı süper zalim Saddam’ın olmayan insafına terk edilmiştir. Dikta saltanatı için yakınlarını bile katleden ve muhaliflerine en çirkin ve ahlaksız fiillerde bulunan Saddam’ın Iraklı Türkmenlere yaptığı zulüm ciltlere sığmaz. Kerkük ve Musul’da Türk kentlerini yerle bir eden, Türkmenleri süren, Arap ve Kürt kimliği almazsanız sizleri kurşuna dizerim diyen, arazilerini alıp güneyden getirdiği Araplara dağıtan Saddam; bunlar yetmiyormuş gibi Kerkük’e 300 bin Filistinli yerleştirme projesini icra etmek üzeredir.
Bugün Kuzey Irak’ta sayıları 3.5 milyon olan Kürtler, Kürt devletini kurmuşlardır. Sadece bu devletin ilanı ve tanınması işlemi kalmıştır. Ama 3 milyon Türkmen adeta yok sayılmaktadır. ABD ve İsrail’in bütün hedefi ilk önce Kuzey Irak’ta Kürt devletini kurup, sonra Güney Anadolu, Suriye ve İran’dan koparacağı parçaları ile ABD ve İsrail mandası (peyki) Kürdistan kurmaktır. Aslında bu zaten kurulmuştur.
Haziran sonlarında ve Temmuz başlarında ABD Başkan Yardımcısı ve Kasım 2000’de Cumhuriyetçi Parti başkan adayı, Irak’taki bütün grupların temsilcileri ile görüşme yapmıştır. Ama 3 milyon Iraklı Türkmenlerin temsilcilerini kabul etmemiştir. Bu yapılanlar sadece bununla sınırlı değildir. Yıllardır bütün görüşmelerde Iraklı Türkmenler dışlanmışlardır. Türkiye’nin sahiplenmediği Iraklı Türkmenlerin emperyalist ABD ve İsrail tarafından sahiplenmesini beklemek gerçeklere ters düşer. İsrail’in parlamento binasının kapısında İsrail’in sınırlarının Nil’den Fırat’a olduğu yazılıdır. İsrail’in gözü GAP’tadır. Zaten uluslararası şirketlerle GAP’ı ele geçirme peşindedir. İlerde kurulması düşünülen İsrail mandası Kürt devleti ile GAP’ı fiilen ve hukuken ele geçirmenin hayalleri peşindedir. Bu tehlikeyi göremeyenler maalesef İsrail’in güdümündedirler. Iraklı Türkmenlerin ABD koordinatörü Orhan Ketene ile Kanada koordinatörü Afşin Hürmüzlü Al Gore’a yazdıkları mektupta bu durumu kınadılar.
9 Kasım 1918’de Musul’un İngilizler tarafından işgalinden bu yana Iraklı Türkmenler 900 yıllık topraklarında sahipsiz kaldılar. İngilizlerin desteği ile Türkmenlere ilk soykırım 4 Mayıs 1924’te Süryaniler yaptılar. 14 Temmuz 1959 akşamı Baas Partisinin desteği ile komünist Araplar ve Kürt çeteler müştereken Iraklı Türkmenlere günlerce süren soykırım ile katliam yaptılar. Türkmenlerin lider ve aydınlarını katlettiler. Beyrut Büyükelçiliğinde Saddam’ın imzaladığı belgeden sonra ABD’nin bir saray darbesi ile Saddam, devlet başkan yardımcılığına getirilmiştir. Sonra onu devlet başkanı yaptırdı. İran’a savaş açtırdı ve yine ABD’nin isteği üzerine Iraklı Türkmenlere soykırım uygulattırdı. Batı’nın insan haklarını savunması çifte standartlıdır. Iraklı Türkmenlere zulüm ve baskıyı ABD’nin isteğiyle şimdi Iraklı Kürtler yapmaktadırlar.

Kurşunların dansı
Musul'un ortasından geçen Dicle, şehre hayat veriyor ama ne yazık ki tat veremiyor. Çünkü Musul'da da büyük başıbozukluk hüküm sürüyor. Bu sebeple herkes gergin ve temkinli. Ara sokaklara pek girilmiyor, gece sokağa çıkılmıyor. Gece saatler 11.00'i gösterdiğinde 'kurşunların dansı' başlıyor. Kim neden sıkar bilinmez, binlerce mermi havada uçuşuyor. Sabah olduğunda herkes yeni bir umutla yeni bir güne ne yazık ki başlayamıyor. Yapılan ilk plan, günün iaşesini vakit geçirmeden elde etmek ve hemen eve dönmek. Aksi takdirde aç kalmak tehlikesi pek uzak değil. Fakat Musul, Kerkük'ten biraz daha hareketli. Çarşı pazarında bir canlılık gözleniyor.
ABD, sadece petrol kuyularını koruyor
Amerikan askerleri, petrol kuyularının haricinde pek ortada görünmüyor. Çölün ortasında ilerlerken birden karşınıza tanklar ve askerler çıkıyor. Sonra anlıyorsunuz ki yakınlarda ya petrol kuyusu veya bir rafineri var. Şehirde güvenlik yok denecek kadar az. Eğer bir hasmınız varsa, kıstırdığınız yerde 'işini halledebiliyorsunuz'. "O yüzden en iyisi evden pek dışarı çıkmamak" diyor Kerküklüler ve lüzumu dışında dışarıda dolaşmıyorlar. Bu sebeple güneş batmasına yakın şehir adeta kabuğuna çekiliyor, sokaklarda in cin top oynuyor.
Kerkük ve Musul'dan sonra karayoluyla Bağdat'a geçmeyi planlıyoruz. Herkes farklı şeyler söylüyor. Yollarda hırsızların olduğu ve silahlı çetelerin saldırdığı hikayeleri kulaklarımıza kadar geliyor. Bir dostumuzun verdiği eskortla akşam saatlerinde Bağdat'a doğru yola çıkıyoruz. Yol boyunca hiçbir sıkıntıyla karşılaşmıyoruz. Gece vakti Bağdat'a ulaştığımızda bizi Amerikan tankları ve karanlık karşılıyor. Büyük şehirde hâlâ elektrik yok.
Kulis çalışmaları
Belki de kimse elektriğin şehre geri gelmesi için çok fazla uğraşmıyor ama, ülkenin yönetimi için çok büyük bir çalışma var. Bir tarafta Barzani, diğer tarafta Talabani, adeta Bağdat'a üs kurmuşlar kulis yapıyorlar. Bağdat merkezdeki 'Burj ul Hayat' otelini tamamen kapatan Barzani, adeta Cumhurbaşkanı edasıyla konuklarını kabul ediyor, toplantılara katılıyor. ABD'li askerlerin birçok toplantısı da bu otelde yapılıyor. Barzani'nin bütün konuşmalarında Irak'ı yönetmeye aday olduğu imalarını dinliyorsunuz.
Talabani de Barzani'den pek aşağı kalmıyor. O da Bağdat'ta kulis faliyetlerinde Barzani'nin hareketlerini takip ediyor. Barzani ne isterse benzerini ABD'lilerden talep ediyor. İki Kürt lider şu ana kadar Bağdat'ta 86 irtibat bürosu açmış. Bu durum, başşehirdeki Arapları oldukça kızdırıyor.

Türkmenler Osmanlı’nın emaneti...
Yaklaşık 750 yılından bu yana bölgede varlıklarını sürdüren Türkmenler, en rahat ve müreffeh günlerini Osmanlı tabiyetinde bulundukları dönemde yaşadı. Bölgede Osmanlı sonrası İngilizlerin Irak Krallığı'na getirdikleri Faysal döneminde hazırlanan anayasada, "Irak halkının Arap, Türk ve Kürt unsurlardan oluştuğu" belirtilmesine rağmen, Türkmenler gerektiği gibi anayasadaki haklarından yararlanamadı.

Silahsız 33 Türk katledildi
İngilizlerin Irak krallığına getirdiği Faysal'ın ölümü sonrası, iç karışıklık ve kaos dönemi başladı. Darbe ile Irak'ta iktidarı ele geçiren General Kasım, cumhuriyet rejimine geçildiğini ve 26 Temmuz 1958'de geçici bir anayasanın yürürlüğe girdiğini ilan etti. Bu anayasada da azınlıklara haklar tanındı. Buna göre Türkler, günde yarım saatlik Türkçe radyo programı yapma ve 'Kardaşlık' adında bir dergi çıkartma fırsatı buldu. Türklerin elde ettiği kültürel haklar, sadece bunlarla sınırlı kaldı. Türkler, azınlıklara verilen hakların tam olarak uygulanması bir yana, ihtilalin birinci yıl dönümünde yaşama hakları dahi ciddi tehlikelere maruz kaldı. 14-17 Temmuz 1959'da korkunç bir katliama uğradılar. Bu katliamda masum ve silahsız 33 Türk öldürüldü.

Türkmenler, Türkiye’nin sigortasıdır

Bölgede lider durumunda bulunan Türkiye, soykırım gören K.Irak Türkmenleri’ne sahip çıkmalı

Yıllardan beri süregelen Türkmenler’in sıkıntıları, “Kuzey Irak’ta Türkmen gerçeği” adı altında düzenlenen bir panelle masaya yatırıldı. Konuşmacılar, bölgede zor şartlar altında yaşayan Türkmenler’e her konuda sahip çıkılması ve onlara her türlü yardımların acilen sağlanması gerektiğini ifade ettiler.
Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu tarafından, Topkapı Eresin Otel’de düzenlenen, “Kuzey Irak’ta Türkmen gerçeği” konulu panelin açılış konuşmasını yapan Avrasya Federasyonu Genel Başkanı Hakan Yavuz Demir, Türkiye’nin AGİT’te dış ülkelerdeki Türklerle ilgili büyük gayret sarfettiğini belirterek, “Bu topraklar için canını ve kanını verenler arasında bizimde insanımız var” dedi. Bu sıkıntının sadece Türkmenler’in değil ayrıca Türkiye’nin de meselesi olması gerektiğini belirterek, “Bölgede Türkmenler, bir taraftan Saddam’ın diğer taraftan da Barzani’nin zulmü altındadırlar. Güvenli bölgede olan Türkmenler’in bu soykırımına maalesef BM seyirci kalmaktadır. Burada fiili olarak bir Kürt devleti vardır. K.Irak ve Türkmen meselesi Türkiye’nin bir iç meselesidir” dedi. K.Irak’ta bulunan Irak Türkmenleri’nin Türkiye için bir sigorta olduğunu de söyleyen Avcı, Türkmen olarak K,Irak’ta kurulan Kürt devletini tanımadıklarını, Kerkük’ün Türk olduğunu ve Türk kalacağını belirtti.

SİYASİLERDEN BÜYÜK İLGİ
Büyük ilgi gören panele siyasilerden de renkli simalar vardı. Panele geçilmeden önce milletvekilleri kısa birer konuşma yaptı. İlk olarak kürsüye gelen TBMM Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu, Türkiye’nin, K.Irak’taki Türkmenleri görmezlikten gelen Batı’ya karşı atağa geçtiğini ve K.Irak’ta daha dengeli bir strateji uyguladığını söyledi. Karar vermenin kafi olmadığını söyleyen Sökmenoğlu, bunun takipçisi olunması gerektiğini, Türkmen meselesinin ihmale gelecek basit bir mesele olmadığını aksine Türkiye’nin önemli bir meselesi olduğunu belirterek, “Bölgede lider olacaksa liderliğini göstermeli” dedi. Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük de, Türkiye’nin bölgede istikrar arıyor ve güçlü bir devlet olmak istiyorsa oradaki konuların kesinlikle gözardı edilmemesi, coğrafyayı, milli kültürü ve benliğinin korunması gerektiğini belirterek, “Bunların elinden Türk kimliğini yok
edemediler, edemeyecek-lerdir de. Her zaman yanlarında olacağız. K.Irak meselesi bir sevdadır” dedi. Daha sonra milletvekillerinden Bozkurt Yaşar Öztürk, Celal Adan, Müjdat Kayayerli, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Mustafa Erkal, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mustafa Ziya da, Türkmenler’in meselesine değinerek bölgeye acil çözümlerin götürülmesi ve asimile edilmek istenen Türkmenler’in derhal gerçek kimliklerine kavuşturulması gerektiğini ifade ettiler. Panele gazeteci-yazar Yavuz Bülent Bakiler, Müjdat Kayayerli, Halil Şıvgın, Dr. Mehmet Atay ve Mehmet Çiçek katıldı.

Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi hakkinda aciklamalar Türkmenler kimdir , Türkmen Tarihi konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Türkmenler kimdir, Türkmen Tarihi, türkmenlerin tarihi, türkmen, türkmen nedir, ırak türkmenleri

 

 

Faydalı bilgiler Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Kadınları Çözmek
Kadınları Çözmek

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!