|
Nüfus sayımı
Kadinlaricin.net sitesinde Nüfus sayımı baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Nüfus sayımı ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Günlerdir nüfus sayımında kadınlara mesleklerinin niçin sorulmadığını, niçin böylesine ‘‘maço’’ bir sayım yaptığımızı tartışıp duruyoruz... Cevap, hayli basit: Kadınları nüfus sayımlarına dahil etmemek ve sayım sırasında onlara başka türlü şeyler yapmak bizim millî bir geleneğimizdir de, ondan...
Uğruna evlere hapsolduğumuz geçen pazar günkü nüfus sayımı, arkasında birçok tartışma bıraktı... Bir haftadır sayımda kadınların mesleklerinin neden sorulmadığını, ekonomiye katkılarının niçin belirlenmediğini ve nasıl olup da böylesine ‘‘maço’’ bir sayım yaptığımızı tartışıp duruyoruz...
Ama bütün bu soruların doğru cevabı bir türlü verilmiyor, hiç kimse ‘‘Sayımda rezalet çıkartmak bizim mill; geleneğimizdir... Eskiden sayım memurları kadınları dağa kaldırırlardı, şimdi ise adam yerine koymamakla yetiniyorlar... Bu bile gelişme sayılır’’ demiyor...
Bizde beş asırlık geçmişi olan sayımlar, o devirlerde bakın nasıl yapılırdı:
Sayımdan maksat hiçbir şekilde memleket nüfusunu belirlemek yahut nüfus istatistikleri çıkartmak değildi... Sadece ki amaç vardı: Asker olacakların ve vergi mükelleflerinin sayısını öğrenmek, o kadar... Bu yüzden yalnızca erkekler sayılır, tarladaki ürünler, sürülerdeki hayvanlar ayrıntılarıyla kaydedilir ama kadınlar yok farzedilirdi... Listelere ancak 1880'lerden sonra dahil edildi kadınlarımız...
Nüfus sayımına ‘‘il-yazma’’, sayım memuruna ‘‘il-yazıcı’’ denirdi... Asırlar geçti, saf Türkçe yerini karma bir dile bıraktı ve ‘‘il-yazıcı’’lar ‘‘defter emini’’ oldu, ‘‘Defterhane-i Hakanî’’ye bağlandılar... Bugünün Milli Savunma Bakanlığı'yla İstatistik Enstitüsü'nü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nü bünyesinde toplamış gibi bir kuruluştu Defterhane... Nüfus, dolayısıyla da asker sayısı ve alınacak vergi miktarı orada belirlenirdi...
Sayım demek, olay çıkması demekti o zamanlarda... Kırsal kesimdeki erkek nüfus kendileriyle beraber malları, tarladaki ürünü, eşeği, katırı, koyunu, öküzü de yazılacağı, dolayısıyla vergiye kaynaklık edecek geliri ortaya çıkacağı için sayım zamanlarında ortadan genellikle kaybolurdu... Çözüm, sayımı devletin önde gelen isimlerine yaptırmaktan geçerdi ve Ebussuud, İbn-i Kemal, Umur Bey gibi Osmanlı devrinin önemli bilim adamlarıyla idarecileri bile gerektiği zaman ‘‘tahrir emini’’, yani sayım memuru olurlardı...
Biz sayımları vaktiyle böyle işte yapardık ama o zamanlarla bugünler arasında küçük bir fark vardı: Defterhane, şimdinin İstatistik Enstitüsü gibi İstanbul'un göbeğine bile sayım memuru göndermekten aciz değildi... Dağın tepesindeki adamlara varıncaya kadar sayılır, il-yazıcılar keçinin zor çıktığı yerlere tırmanır, sayımı eksiksiz yaparlardı... Göçebe aşiretleri kaçırmamak için akarsu kenarlarında pusuya yatılır, hayvanlar su içmeye getirilince sayım memurları baskın yapar ve erkekleri de, hayvanları da deftere kaydederlerdi... Arada bol bol olay çıkar, sayım memurları göz koydukları kadınları dağa kaldırır, İstanbul'a şikâyetler gider ve saraydan ‘‘Bu işi temizleyin’’ diye ferman üstüne ferman yollanırdı...
Bence Devlet İstatistik Enstitüsü'nün Başkanı Sıddık Ensari'yi kınamamamız ve sayım geleneğimize sınıf atlatıp işi ‘‘kadınların mesleklerini sormamak’’ derecesine ‘yükselttiği (!) için aslında kutlamamız gerekir...
Zinadan kirpiği dökülen
sayım memuru
Doktorasını ‘‘Defterhane’’ üzerine yapan Dr. Erhan Afyoncu, bu konuda çalışmış tek tarihçidir... Arşiv belgelerini ve tam bir belâ olan mali yazı ‘‘siyakat’’ı gazete okur gibi okur... Hafta içinde, eski sayımlarda yaşanmış hoşlukları anlatan bir kaynak bulmaya çalışırken Erhan’ı aradım... Osmanlı Arşivleri'nde Defterhane'yle ilgili onbinlerce evrakı elinden geçirmiş olan bu genç tarihçi, bana Prof. Ömer Lütfi Barkan'ın bir kitabını, ‘‘Hüdavendigâr Livası Tahrir Defterleri’’ni hatırlattı...
Barkan, eski sayımların bazan nasıl bir rezalete döndüğünü, sayım memurlarıyla ilgili ne dedikodular çıktığını sayfalar boyunca anlatıyordu, Türk tarihçiliğinin en büyük isimlerinden sayılan, 16. asırda yaşamış Álî'den de bir örnek veriyordu...
Álî, ‘‘Nüshatu's-Salâtin’’inde, sayım görevlilerinden birini, Trabzon Sancakbeyi Ömer Bey'i yazarken bakın, neler diyor:
‘‘...Yazıcılar arasında öyle birisi vardı ki, cezası âhırete bırakılmış bir adamdı... Defalarca sayım yapmış olan bu zalim kâtip rüşveti elden, doğrudan doğruya para olarak almıyordu... Kendisine işi düşenlerden 100 altınlık bir atı sıkı bir pazarlık yapmış görünerek 20'ye; 50 altınlık bir deveyi yahut katırı da çok daha ucuza, hukuki bakımdan kusursuz bir şekilde satın almış görünerek pazardan edindiği bu atı yahut deveyi bir başka pazarda satıp aradaki büyük farkı cebine atıyordu...
Hususi hayatı da beğenilecek gibi değildi... Ak sakalına rağmen birkaç günlüğüne de olsa her gittiği yerde genç bir kızla nikâhlanmayı âdet edinmişti... Çok zina etmeden yüzü buruşup gözlerinin kirpiği dökülmüştü... Eski-püskü kürkler ile, kirpiler heyetine girmişti... Bu haliyle onu kim görse ya köy hatibi, yahut kadı naibi zannederdi... Dört defa 100 bin akçe ile sancakbeyi olduğu halde kapısında ancak beş-on kişi bulunduran hasis bir ihtiyardı...’’
Osmanlı’da nüfus sayımı
Osmanlı İmparatorluğu’nda devletin sayıma verdiği önem büyüktür. Hatta ünlü tarihçi Hammer, 16. ve 17. yüzyıllarda Macaristan’da kaç köy, kaç kasaba, kaç bağ, kaç değirmen, kaç dükkan olduğunu Osmanlı Türklerinden kalan sayım defterlerinden öğrendiğini yazmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde nüfus sayımına eski tabirle “tahrir” deniyordu. Osmanlı’da 18. yüzyıla kadar nüfus sayımı sadece toprak yazımı amacıyla yapılmıştı. Bu yüzyılda birkaç defa nüfus sayımına teşebbüs edildiği ancak gerçekleştirilemediği bilinmektedir. 1826-1828 yıllarında da genel bir nüfus sayımı için tecrübe niteliği taşıyan bir sayım yapılması düşünülmüş fakat savaş dolayısıyla tamamlanamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda toprak yazımı vesilesiyle olmayan gerçek anlamdaki ilk nüfus sayımı, büyük hazırlıklardan sonra 1831 yılında Rumeli ve Anadolu sancakları, kasaba ve köylerinde yapıldı. 2. Mahmut’un Yeniçeri ocağını kaldırmasından sonra yapılması gereken ilk reform, yeni bir ordunun kurulmasıydı. Bu ordunun kurulması için de, yeni vergi kaynaklarının bulunması ve askerlik yapabilecek halkın sayısının bilinmesi gerekiyordu. Devlet, İslam nüfusunu askerlik bakımından, Hıristiyan nüfusunu da vergi bakımından öğrenmek istiyordu.
Halkı endişelendirmemek için Nüfus sayımının ne şekilde yapılacağının tayini için özel bir meclis teşkil edilmiş, talimnameler hazırlanmıştı. Rumeli ve Anadolu da bulunan Hıristiyan ve Müslüman erkek nüfus baz alınacak, kadın nüfus sayılmayacaktı. Fakat o güne kadar böyle genel bir nüfus sayımı yapılmadığı için, halkın endişeye düşebileceği ihtimali göz ününe alınarak nüfus sayımına şer’i memurlar tayin edilmişti. Memurlar Anadolu ve Rumeli’ye gitmeden bir gün önce Babı-ali’ye gelerek harcırahlarını ve gizli olduğu işaret edilen memuriyetlerine dair talimatlarını almışlardı. Memurların sayımdan sonra gönderdikleri defterleri derlemek ve genel sonuçları tesbit etmek üzere İstanbul’da bir Ceride Nezareti kurulmuştu. Bütün bu defterler geldikten sonra çalışmalar tamamlanıp neticeler bir defterde toplanmıştı. Yazılan yeni deftere defter-i cedid, ondan evvelki için defter-i atik, daha evvelkisi için defter-i köhne tabirleri kullanılmaktaydı. Sayım, yalnız erkek nüfusu baz aldığı için Anadolu ve Rumeli’nin gerçek nüfusunu göstermekten uzaktı. Ancak erkek nüfusu ile kadın nüfusun sayıları aşağı yukarı aynı olabileceğinden o dönemde doğruya yakın bir fikir verebilmektedir. Aslında 1831 sayımı İmparatorluğun Anadolu ve Rumeli gibi iki büyük parçasının Hıristiyan ve Müslüman erkek nüfusunu tanımlamaktadır. Sayım sırasında çok ilginç bazı sınıflamalar da kullanılmış, bazı yerlerde insanlar “1-16 yaşına kadar olanlar, 16 - 40 yaşına kadar olanlar ve 40 yaşından yukarı olanlar” şekline üç kategoride toplanmış, bazı yerlerde ise “bıyıklı, ter bıyıklı, kara ve sarı sakallı, ak ve kır sakallı” gibi kategoriler oluşturulmuştu. 1883’te Abdülhamit zamanında Osmanlı halkına içinde adı, aile ünvanı, meslek haneleri bulunan Hamidiye adında nüfus tezkereleri verilmiştir.
1831’de yapılan nüfus sayımı Rumeli Anadolu Yekun İslam 513.448 1.988.027 2.501.425 Hıristiyan 811.546 366.625 1.178.171 Kıpti 29.532 7.143 36.675 Yahudi 11.674 5.338 17.012 Ermeni 3.566 16.743 20.309 Toplam 1.369.766 2.383.876 3.753.642 Kadın nüfusu, erkek nüfusu kadar kabul edilip genel nüfusa ulaşılıyordu. Buna göre genel toplam nüfus 7.507.284 oluyordu.
Kadınlar erkeklerden fazla çıkınca... Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 13 nüfus sayımı yapıldı. 27 Ekim 1927 yılında yapılan ilk sayımda 6.563.879 erkeğe karşın 7.084.391 kadın vatandaş olması mizah dergilerine konu olmuş “İşte tahrir-i nüfusun feci neticesi kadınlar ülkeye hakim oldular” başlıklı hoş yazılar yayınlanmıştır. İlk sayımda vatandaşa 13 soru sorulurken, yarın yapılacak sayımda 12 genel, 43 kişisel soru yöneltilecek. Böylece halkın yaşam şartları da tesbit edilecek. Türkiye’de erkek nüfusu kadın nüfusunu 23 yıllık harp görmeyen bir devreden sonra 1945 sayımında geçmiş, aradaki fark erkeklerin lehine 102.986 olarak tesbit edilmiştir.
Cinsiyetlere göre nüfus sayımları Yıllar Genel (000) Erkek Kadın 1927 13.562 6.563 7.084 1935 16.158 7.937 8.221 1940 17.821 8.889 8.922 1945 18.790 9.446 9.344 1950 20.947 10.572 10.375 1955 24.065 12.234 11.831 1960 27.755 14.164 13.591 1965 31.391 15.997 15.394 1970 35.605 18.007 17.598 1975 40.348 20.745 19.603 1980 44.737 22.695 22042 1985 50.664 25.672 24.992 1990 56.473 28.607 27.866 1997 62.865 -------- --------
Bazı illerin nüfusu azalıyor Yandaki tabloda görüldüğü gibi bazı illerdeki nüfus artış hızı (-) olmuştur. Nüfusu azalan illerden büyük oranda göçün gerçekleştiği İstanbul , Kocaeli, Şanlıurfa, Adıyaman ve Antalya gibi illerde ise adeta nüfus patlaması yaşanmıştır.
Son on yılda bazı illerdeki nüfus artış oranı İller 1990 sayımı 1997 sayımı Artış (binde) TUNCELİ 133.584 86.268 -61,50 ARDAHAN 169.720 128.606 -39,02 SİNOP 265.153 214.925 -29,54 ARTVİN 212.833 184.070 -20,42 BURSA 1.596.161 1.958.529 28,78 HAKKARİ 172.479 219.345 33,81 İSTANBUL 7.195.773 9.198.809 34,54 KOCAELİ 920.869 1.177.379 34,56 ŞANLIURFA 1.001.455 1.303.589 37,09 ADIYAMAN 513.131 678.999 39,40 ANTALYA 1.132.211 1.509.616 40,46 İstanbul 68 ülkeden daha büyük Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul, 10 milyonluk nüfusuyla dünyada 68, Avrupa'da da 18 ülkeyi nüfus açısından geride bıraktı. DİE verilerinde yer almayan SSCB'nin dağılmasıyla ortaya çıkan ülkeler, bazı ada devletleri ve krallıklar da sayıldığında, İstanbul'un nüfus açısından geride bıraktığı ülke sayısı daha da artıyor.
Genel nüfus sayımının resmi olmayan sonuçlarına göre, İstanbul'un nüfusu, 10 milyon 41 bin 477. Türkiye nüfusunun yaklaşık altıda birini barındıran İstanbul, dünya ölçeğinde bir çok ülke nüfusunu geçmiş durumda.
Devlet İstatistik Enstitüsü'nün (DİE) 'Türkiye İstatistik Yıllığı 1999' kitabından derlediği bilgiye göre, dünyada 68 ülkenin nüfusu, İstanbul nüfusunun gerisinde kaldı.
İstanbul, 10 milyonu aşan nüfusu ile aralarında Tunus, Libya, Somali, Küba, Ekvador, Bolivya, Paraguay, Uruguay, Guatemala, İsrail, Ürdün ve Singapur'un da bulunduğu dünya coğrafyasına yayılmış çok sayıda ülkeyi geride bıraktı.
Avrupa'da ise 18 ülkeden daha fazla nüfusa sahip İstanbul, aralarında Belçika, Portekiz, İsveç, Bulgaristan, Avusturya, İsviçre, Slovakya, Danimarka ve Finlandiya gibi gelişmiş ülkeleri nüfus bazında geçti.
İstanbul'un, nüfus bazında dünyada geçtiği ülkeler, son nüfus sayımı tarihleri ve sonuçları şöyle:
KITA ÜLKE SAYIM YILI NÜFUSU (000) ------ --------- ----------- ------------- Afrika . Benin 1993 4.916 . Botswana 1991 1.327 . Burundi 1990 5.139 . Çad 1993 6.280 . Gabon 1993 1.012 . Gambiya 1993 1.026 . Gine 1983 4.533 . Kongo 1984 1.843 . Lesoto 1986 1.447 . Liberya 1984 2.102 . Libya 1984 3.643 . Malavi 1987 7.989 . Mali 1987 7.696 . Moritanya 1988 1.864 . M.Afrika Cum. 1988 2.464 . Nijer 1988 7.248 . Ruanda 1991 7.143 . Senegal 1988 6.897 . Sierra Leone 1985 3.516 . Somali 1987 7.114 . Togo 1981 2.703 . Tunus 1994 8.785 . Zambiya 1990 7.383 Amerika . Barbados 1990 257 . Dominik Cum. 1993 7.089 . El Salvador 1992 5.119 . Guatemala 1994 8.322 . Haiti 1982 5.054 . Honduras 1988 4.249 . Jamaika 1991 2.366 . Kosta Rika 1984 2.417 . Küba 1981 9.724 . Nikaragua 1971 1.878 . Panama 1990 2.329 . Tirinidad . ve Tobago 1990 1.234 . Bolivya 1992 6.421 . Ekvador 1990 9.648 . Guyana 1980 759 . Paraguay 1992 4.153 . Uruguay 1985 2.955 Asya . Bahreyn 1991 508 . İsrail 1983 4.038 . Kuveyt 1995 1.576 . Lao Dem . Halk Cum. 1985 3.585 . Lübnan 1970 2.126 . Moğolistan 1989 2.043 . Singapur 1990 2.705 . Ürdün 1994 4.096 Avrupa . Andorra 1954 6 . Arnavutluk 1989 3.182 . Avusturya 1991 7.796 . Belçika 1991 9.979 . Bulgaristan 1992 8.473 . Danimarka 1991 5.146 . Finlandiya 1990 4.998 . İrlanda 1991 3.526 . İsveç 1990 8.587 . İsviçre 1990 6.874 . İzlanda 1970 205 . Lüksemburg 1991 385 . Malta 1985 345 . Monako 1982 27 . Norveç 1990 4.248 . Portekiz 1991 9.863 . San Marino 1976 19 . Slovakya 1991 5.274 Okyanusya . Samoa 1991 161 . Yeni Zelanda 1991 3.435 . Nüfus sayımı hakkinda aciklamalar Nüfus sayımı konusunda bilgiler
|
|