Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Faydalı bilgiler

» Haz Nedir

Haz Nedir

2010-05-27 10:28:45 Kadinlaricin.net sitesinde Haz Nedir baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Haz Nedir ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Haz Nedir

 

1 BAŞKA HAYVANLAR HAZ DUYABİLİRLER Mİ?

Köpeğinize çok sevdiği bir oyuncağını verdiğinizde coşkuyla havlıyor, ya da kedinizin başını okşadığınızda mutlulukla mırlıyorsa, elinizde olmadan onların ‘keyif aldıkları’ duygusuna kapılırsınız. Ne var ki, kedi ya da köpeğinizin de duyguları olduğunu söylerken acaba insanbiçimci bir tavır mı sergiliyorsunuz?

Bir zamanlar tabu sayılmasına karşın, birçok bilim insanı artık hayvanların da duygu yüklü bir iç dünyaları olduğu görüşüne katılıyor. ‘Yunusun Gülüşü’ başlıklı kitabın yazarı, Colorado Üniversitesi’nden Marc Beckoff’a göre hayvanlar korku, acı, neşe ve öfke gibi duyguların yanı sıra, utanma, sevgi ve keder gibi çok daha karmaşık duyguları da yaşıyorlar. Beckoff, haz duygusunun da bunlar arasında yer aldığından hiç kuşku duymuyor ve oynaşırlarken keyifli göründüklerine dikkat çekiyor.

Beckoff birkaç yıl önce farelerin oynarken, ya da gıdıklandıklarında kahkahayı andıran tiz sesler çıkarttıklarını ortaya koyan Bowling Green Eyalet Üniversitesi sinirbilim uzmanı Jaak Panksepp’in çalışmasını kanıt olarak gösteriyor.

Haz hormonu opioid

Panksepp, farelerin sergilediği bu davranış biçiminin haz aldıklarının bir göstergesi olduğunu öne sürüyor ve oyun sırasında hayvanların opioid salgıladıklarına, bu beyin kimyasalının insanlarda haz duygusunu yaratan temel unsurlardan biri olduğu görüşünün giderek ağırlık kazandığına parmak basıyor.

Dahası, farelerin davranışlarını denetleyen beyin sistemleri ve genlerin insanlardakine özdeş olduğu görülüyor.

Laval Üniversitesi fizyoloji uzmanlarından Michel Cabanac da hayvanların duygu yüklü olduklarını ve elimizde sürüngenlerin haz aldıklarını gösteren somut veriler bulunduğunu belirtiyor.

Cabanac’ın kertenkeleler üzerinde yaptığı bir araştırma, sıcak ve aydınlık bir köşeye yerleştirilen kertenkelenin karnı acıktığında hemen karşı köşede, soğukta duran yiyeceği almaya koyulduğunu gözler önüne seriyor. Kertenkele farklı gereksinimleri arasından bir seçim yapıp kimilerinden vazgeçmek zorunda kalıyor.

Yiyecek seçimi ve duygu

Cabanac kertenkelenin seçim yapma sürecini göreli bir haz alma ve haz almama durumunun yönlendirdiğine, haz duygusunun bu aşamada devreye girdiğine inanıyor ve hazzın hayvan için neyin yararlı olduğunu gösterdiğine dikkat çekiyor.

Bir başka deneyde kertenkeleler hoşlandıkları yiyecekler uğruna sıcak ortamlarından vazgeçiyor; kertenkeleler tıpkı insanlar gibi daha önce yiyip hastalandıkları yiyeceklerden de kaçınıyor, bir başka deyişle bu süreç, yaşanan hoş ve hoş olmayan duygularla ilintili.

Iowa Üniversitesi’nden Antonio Damasio da hayvanların haz aldıklarına inanıyor, ama bunun bilincinde olup olmadıkları konusunda kesin bir şey söyleyemiyor. Damasio ‘ya göre duygu ve duygulanım iki farklı kavram. Duygulanımın davranışlara yön veren fizyolojik bir süreç, duygu ise bu sürecin bir yansıması olarak ortaya çıkıyor.

2 HAZZIN BİR SINIRI VAR MI?

Bağımlılık konusunda uzman olan Scripps Araştırma Enstitüsü sinirbilimcilerinden George Koob’a göre var. Koob, haz sisteminin tıpkı bir banka gibi çalıştığını, aşırı miktarda paranın bir çırpıda çekilmesi durumunda sistemin iflas edebileceğini öne sürüyor. Peki, neden her zaman tümüne sahip olamıyoruz?

Koob, bu soruya bir yanıt getirmek için haz duygusunun tam olarak ne işe yaradığını iyice kavramak gerektiğine dikkat çekiyor ve bunun davranışlara yön veren bir ödül sistemi olduğunu, bedenin belli dönemdeki gereksinimlerine göre, bir sonraki aşamada ne yapmamız gerektiğine ışık tuttuğunu belirtiyor.

Gelgelelim, bu işlevi yerine getirebilmesi için sistemin kendi içinde belli sınırları olması gerektiğine inanıyor. Bir hayvanın yediği şeyin keyfiyle kendinden geçmesi durumunda, çok geçmeden bir başka hayvana yem olması işten değil. Bu yüzden haz bir sonraki göreve odaklanmamıza olanak tanıyacak denli geçici olmalı.

Koob beynin dopamin, opioid ve ruh durumunu etkileyen serotonin gibi başka kimyasalların üretimini durdurarak, ya da stres sistemi aracılığıyla haz duygusuna bir sınırlama getirdiğine inanıyor. Bu iki yöntemin birlikte etkili olması, haz duygusunu ciddi biçimde kısıtlıyor ve Koob’un ‘hedonik sabit nokta’ adını verdiği haz alt sınırınızı oluşturuyor.

Koob, insanın sürekli bir şeylerden haz alabileceğini, ancak bu duygunun her zaman yoğun olmayacağını belirtiyor ve aşırı hazzın bizi ayakta kalabilme sürecinden uzaklaştıracağına parmak basıyor.

3 HAZ DUYGUSU BİLİNÇSİZCE YAŞANABİLİR Mİ?

Mutluysanız ve bunun bilincindeyseniz, ellerinizi çırpın. Bir çocuk ezgisinde öyle deniyor. İyi de, mutlu olup bunun ayırdında olmamanız mümkün mü? Tanımı gereği, haz duygusu yaşanır ve bu yüzden de kesinlikle ayırdına varılması gerekir.

Ne var ki, Michigan Üniversitesi sinirbilimcilerinden Kent Berridge bunun her zaman geçerli olmadığını, haz duygusunun kimi zaman ayırdında olmadan da yaşanabileceğini öne sürüyor. Berridge buna örnek olarak keyif verici maddelerin, bilinçli bir haz duygusu yaratmadan, bireyin davranışlarını nasıl değiştirebildiğini ortaya koyan deneyleri gösteriyor.

Berridge ile Kaliforniya Üniversitesi ruhbilimcilerinden Piotr Winkielman’ın birlikte yaptığı bir araştırma da bilinçaltıyla algılanabilen mutlu ya da öfkeli yüz ifadelerini yansıtan görüntüler gösterildiğinde, deneklerin farkında olmadan keyif alabileceklerini ortaya koydu.

Ne var ki, denekler susadıklarında bilinçaltında algıladıkları neşeli yüzü gördükten sonra daha çok içiyor ve, içtikleri hep aynı olmakla birlikte, onun daha lezzetli, daha çekici ve daha değerli olduğu yönünde bir değerlendirme yapıyorlardı. Berridge’e göre bu tavır, bireyin ayırdında olmadan keyif aldığı, üstü örtülü bir duyguydu.

4 MÜZİK NEDEN ‘RUHUN GIDASIDIR’?

Haz duygusunun yaşamımızda can alıcı bir önem taşıyan davranışlar arasında bir seçim yapmamıza yardımcı olmak üzere evrilmiş bir duygu olduğu kolayca anlaşılıyor.

Ancak neden sanat, müzik, ya da para kazanma gibi daha soyut şeyler daha çok keyif veriyor?

Duygu yüklü bir müziğin beyinde devinime geçirdiği bölgeler, aynı zamanda hoşa giden başka uyarımlarla da etkilenen bölgeler.

McGill Üniversitesi Nöropsikoloji Bölümü’nden Anne Blood ve Robert Zatorre PET taramalarından yararlanarak müziğin uyandırdığı duygusal ‘titreşimin’ beyinde devinime geçirdiği bölgelerle yemek, cinsellik ve uyarıcı maddeler gibi coşku uyandıran başka dürtülerle etkilenen bölgelerin aynı olduğunu ortaya koydular. Iyi de, nasıl?

Para ve keyif

Belli bir dürtünün doğal olarak hoşlanacağımız bir başka dürtünün habercisi olduğunu bağlantı kurmak suretiyle öğrenebiliriz. Örneğin, paramızı yiyeceğe harcar ve o yiyecekten haz alırız. Ikisi arasındaki bu bağlantı sayesinde paradan keyif almayı öğreniriz. Peki, bu süreç bir müzik parçası söz konusu olduğunda nasıl işliyor?

Bowling Green Eyalet Üniversitesi’nden Jaak Panksepp burada farklı bir sürecin etkili olduğuna inanıyor ve müziğin doğrudan doğuştan var olan haz sistemlerini etkilediğini öne sürüyor.

Kuşları coşturan, ineklerin daha çok süt vermelerini sağlayan müziğin duyguları çok daha temel düzeyde etkilediğine dikkat çekiyor ve bunun memelilerle öteki hayvanların yavrularının seslenmelerine tepki göstermek üzere evrilen beyin düzeneklerini devinime geçirdiğine inanıyor.

5 GERGİNLİK UYANDIRAN BİR OLAYIN ARDINDAN NEDEN ‘KAFAMIZ KIYAK’ OLUR?

Bungee-jumping, dağa tırmanma, paraşütle atlama ve benzeri tehlikeli ya da gerilim yaratan etkinlikler nasıl olur da insana keyif verebilir?

Araştırmacılara göre gerilim peşinde koşmak beyinsel işlevin bir ürünü. Haz sistemi bizleri ödüllendirmek ve davranışlarımıza yön vermek üzere var olan bir sistem. Bu sistem bireyin yaşamını sürdürmesine olanak tanıyacak davranışlarda bulunmasını sağlıyor.

Ancak, Scripps Araştırma Enstitüsü’nden George Koob kimi yararlı davranışların doğal olarak kimi risklerin de göze alınmasını gerektirdiğine dikkat çekiyor. Yiyecek peşinde koşma, avlanma, çiftleşme gibi edimlerin inanılmaz çekinceleri de beraberinde getirebileceğini, tehlikeden uzak, güven içinde olmakla gereksinimlerin karşılanmasının genellikle birbirleriyle çatışan durumlar olduğunu belirtiyor.

Koob, haz duygusunun davranışlarımıza yön verdiği görüşünden yola çıkarak, riskleri göze almanın da zaman zaman insana keyif vermesi gerektiğine inanıyor ve gerginlik uyandıran bir şeyin aynı zamanda çok keyifli de olabileceğini dile getiriyor. Koob insanlarda kortizol, farelerde kortikosteron olarak karşımıza çıkan stres hormonlarının dopamin sistemini devinime geçirdiğine ve ‘kafa buldurduğuna’ parmak basıyor.

Gerçekten de, stres ve haz sistemleri birbirlerine karşıt etkiler yaratarak duyguların inişli çıkışlı olmalarını sağlıyor. Bu da, her çıkışın bir inişi olduğu anlamına geliyor.

Yaşamın ve bilincin temelinde haz yatıyor!

Haz, genlerimizde kayıtlı. Matematik problemlerinin çözümü, dilbilimsel deyimlerin oluşturulmasından tutun, kumar oynamak gibi her tür kararın alınmasında haz duygusundan yararlanıyoruz; tüm kararlar haz duygusunun en yüksek düzeye ulaştırılması amacını taşıyor.

Beynimizde, hemen bütün önemli davranışlarımızı kimyasal maddeler salgılayarak ödüllendiren bir ‘Ödül merkezi’nin varlığı uzun zamandır biliniyor. Çağımızdaki beyin görüntüleme yöntemleri, cinsellikten tutun, çikolataya, uyuşturuculara ve müziğe kadar, insanların haz aldıkları bütün hareket, duygu ve düşünceler arasında ortak yönleri ve beynin belirli bölgelerindeki aktivasyonu belgelemektedir.

Günümüzde insanın haz aldığı şeylerin sayısının giderek arttığı, beyin ödüllendirme merkezinin artık fazla mesai yaptığı ve hedonist insan tipinin ortaya çıktığı da, bilimin kabul ettiği başka bir olgu.

Ozanlar, yazarlar ve metafizikçiler, her zaman haz üzerinde kafa yordular, ancak haz duygusu sırrını tam olarak ele vermedi. Beyin araştırmacıları ve sinir bilimciler, beyinde hazzın kaynaklarını ve bölgelerini bir bir ortaya çıkardılar. Beyindeki ödüllendirme merkezleri haritalandı. Dopamin’in haz gibi duyguların kimyasal ileticisi olduğu keşfedildi. Hatta bağımlılık gibi alışkanlıklarımızla dopamin ve ödül merkezleri arasındaki ilişkiler yüzlerce araştırma ile gösterildi.

Bütün bunlara rağmen bazı bilimciler bedensel zevk, ya da haz konusunun henüz aydınlığa kavuşmadığı inancında.

Bunlardan biri de Michigan Üniversitesi ruhbilimcilerinden Kent Berridge... Berridge yaptığı deneylerde, insanlardaki haz ile, hazdan çok farklı bir duygu olan arzu- hoşlanmanın birbirine karıştırıldığı düşüncesinde.

Oxford Üniversitesi’nden Edmund Rolls haz duygusunun beynin tümden farklı bir bölgesinde, gözlerin hemen arkasındaki orbitofrontal kortekste ortaya çıktığını öne sürüyor.

Bowling Green Eyalet Üniversitesi’nden Jaak Panksepp, Wisconsin Üniversitesi’nden Ann Kelley ve başka araştırmacılar da haz duygusunun dopaminden değil, opioid adlı bir kimyasaldan kaynaklandığına inanıyor.

Tüm bu bulgulardan sonra, araştırmacılar haz duygusunun beynin tam olarak neresinde ve nasıl oluştuğu konusunda yepyeni bir beyin modeli oluşturdu.

Yeni haz modeli

Bu modele göre,

Haz yaşamın sürdürülmesini sağlayan bir şey yapmanın karşılığında alınan bir ödül olmakla beraber, sadece bu kadar değil... Hazzın çok daha kapsamlı bir görevi var yaşamın sürdürülmesinde.

Haz, yiyecek seçiminden tutun matematik problemlerinin çözümüne kadar, her türlü kararların alınmasında etkili.

Eylemlerin tasarlanmasına yardımcı role sahip,

Farklı koku, görüntü, ses ve duyularımızı harekete geçiren çeşitli bilgileri ayırmamıza da olanak tanıyor.

Hatta, bilinç bile, hoşnutluk ve hoşnutsuzluğun kavranması sonucunda ortaya çıkıyor olabilir.

Yeni şüpheci nörologlardan Berridge, sıçanların farklı tatlara verdikleri tepkileri birbirinden ayırt etmeye başladı. Deneylerde, hoşlanma duygusu ile hazzın birbirinden farklı olduklarını keşfetti.

İki farklı duygu

Deneklerde daha önce keşfedilen atiklik, sıcaklık ve iyi niyet gibi duygular, kendi kendine cinsel doyuma ulaşma, ya da susamadıkları halde bir şeyler içme istekleri, hazdan çok arzuyu andırdığını yeniden keşfetti.

Istemekle hoşlanmak arasındaki farklılığa dikkat çeken ilk kişi oldu. Ancak, Berridge ve diğer araştırmacılar, dopamin ile ilgili ödüllendirme sistemi için, ‘haz’ sözcüğünün kullanılmasının pek de yerinde olmadığını gördüler. Örneğin Panksepp dopamin sisteminin güdülenim ve arayışla ilintili olduğunu, dünyayla bağlantının sağlanmasına olanak tanıyan arzu ve dürtülerin kaynağı olduğu görüşünde.

Scripps Araştırma Enstitüsü ruhbilimcilerinden George Koob da dopaminin, öncelikle devinim ve düşüncenin harekete geçirilmesiyle bağlantılı olduğu görüşüne katılıyor. Dopamin salınımı, bireye doğrudan haz sağlayıp onu ayakta tutabilmesine, öözelikle arzulanan hedeflere ulaşmamıza olanak tanıyacak davranış biçimlerinin seçimine yardımcı oluyor.

Obezlik ve uyuşturucu

Fakat dopamin, haz duygusunun kaynağı değil. Peki neresi? Bu soru önemli, çünkü bu merkez kesin bulunur ve hazzın kaynakları iyice belirlenirse, çağımızda bütün toplumları giderek tehdit eder hale gelen iki önemli sorun, obezlik ve uyuşturucunun üstesinden gelinmesi mümkün olabilir.

Haz duygusunu doğuranın, endorfin ve ensefalin gibi, opioidler adıyla bilinen bir grup kimyasal madde olduğu görüşü giderek yaygınlık kazanıyor. Ve bu kimyasallar arasında morfin ile eroin de var.

Yani keyif verici maddeler sadece dopamin sistemini hareket geçirmiyor. Hepsi, beynin derinliklerinde dopamin sistemiyle örtüşen bir devreyi ateşliyor.

Bu opioid devresi hazzın kaynağı olabilir mi?

Opioidlerin hazla ilintisinin bir kanıtı olarak, iştah açıcı etkisi gösteriliyor. Annelerinden ayrı kaldıkları için üzüntüye kapılan yavru sıçanlar, onlara yeniden kavuştuklarında opioid salgılıyorlardı. Ve anneleri olmadığında, opioid içeren ilaçlarla yatıştırılıyorlardı.

Yani, toplumsal hazlar ve özellikle tolumsal bağlılıkla ilintili huzur ve güvence gibi duyguların kökeninde de opioidler vardı.

Beyindeki yeri

Peki, opioid alıcıları beynin yerini de buldular: kimi alıcılar ödül merkezinin her iki ucuna serpiştirilmişti.

Ilk sonuçlar beynin ‘hoşlanma’ duygusuyla ilintili en önemli bölgelerinden birinin, beynin derinliklerinde dopamin sisteminin yanında yer alan, ventral pallidum bölgesi olduğunu gösteriyor.

Bu bölgeye opioidlerin enjekte edilmesi ile şekerli tatlardan hoşlanma dürtüsünün körüklendiği görüldü. Bu bölgenin zarar görmesi bu hoşlanmayı yok ediyordu.

Edmund Rolls önderliğindeki Oxford’lu bir araştırma grubuna göre de, haz duygusu salt beynin derinliklerindeki yapılardan ve opioid hücrelerinden kaynaklanmıyor. Beyin yüzeyine daha yakın olan hücreler de haz açısından can alıcı bir önem taşıyor. Daha da ilginci, her bir haz biçiminin bu sinir hücrelerinin tek bir altkümesiyle bağlantılıydı. Kimi hücreler şekerli besinlere tepki gösterirken, kimileri yağlı lokmaların yenmesi, kimileri parasal ödül v.b ile ilintili oluyor.

Bütün bu hücrelerin yeri de, beynin ön tarafında orbitofrontal korteks (OFK) adı verilen bölgedeydi. bu bölgenin duygularla bağlantılı olduğu çoktandır biliniyor. Oxford ekibi şimdi bu bölgeyi hedonistik düzeneğin kapsamına aldı.

Genlerimizde kayıtlı

Rolls ve arkadaşlarına göre, diğer duygular gibi, haz duygusu da duyusal dürtülere doğrudan bir tepkiydi; beyin taramaları (fMRI) sonucunda insanların içkiden, yemekten, ya da bir dokunuştan sonra bildirdikleri hoşlanma düzeyine göre OFK’deki etkinlik düzeyinde de bir yükselme ya da azalma oluyordu. Rolls’a göre hoşlanmayla ilgili çoğu duygu, muhtemelen doğuştan vardı, genlerimizde yer alıyordu ve evrimle gelişmişti.

Iowa Üniversitesi beyin araştırmacısı Antonio Damasio ve arkadaşları ‘duygulanım’ olarak haz ile, ‘duygu’ olarak haz kavramını ayırmak gerektiğine inanıyor. Ona göre, duygulanımlar davranışa yön veren fiziksel süreçleri içeriyor. Öte yandan, duygular yalnızca beynin bu fiziksel süreçlerden geçmesi durumunda ortaya çıkıyor.

Haz duygusu salt insana özgü karmaşık bir durum olmaktan çok, son derece basit ve evrimsel açıdan eski bir özellik olabilir.

Laval Üniversitesi’nden Michel Cabanac bu duygunun tek bir amaçla ortaya çıkabileceğini, bunun da edimlere yön vermek olduğunu belirtiyor. Bu amaçla bir dizi deney yapan Cabanac’a göre, alınan kararların temelinde her zaman haz duygusu yatıyor.

Kumara kadar

Cabanac matematik problemlerinin çözümü, dilbilimsel deyimlerin oluşturulmasından tutun da, törel seçimlerin yapılması ve kumar oynamak gibi her tür kararın alınmasında haz duygusundan yararlandığımızı, tüm kararların haz duygusunun en yüksek düzeye ulaştırılması amacını taşıdığını öne sürüyor. Buna her ne kadar ‘gözüpeklik içgüdüsü’ adı verilse de, gerçekte haz peşinde koşmaktan başka bir şey değil.

Ne var ki, insanoğlu anlık doyumların esiri olmuyor. İnsanların anlık doyuma ulaşma arzusunun üstesinden gelebilme yeteneğine sahip olması bile eninde sonunda haz duygusunu artırıyor. Zira, insanoğlu yalnızca haz alma duygusunu ertelemek suretiyle uzun erimde ödüllendirilme olanağını elde edebiliyor.

Haz duygusunun karar alma sürecinde oynadığı can alıcı rol kimi uzmanların bunun insanlıktan çok önce evrilmiş biyolojik bir süreç olarak algılamasına yol açıyor.

Uzun süreli değil

Anlamı gereği hazzın uzun süreli olması düşünülemez. Bir başka göreve yönelmemiz, ancak haz duygusunun etkisini yitirmesiyle mümkün olabilir.

Cabanac bu bağlamda ele alındığında insanın haz peşinde koşarak gerçek mutluluğa erişmesinin de asla mümkün olmayacağına, çünkü gerçekten hoşnut bir durumda olduğunda insanın hiç bir zaman gerçek huzura kavuşmadığına dikkat çekiyor.

İnsan haz duyuyorsa, bu duyguyu bir şeye gereksinim duyduğundan yaşıyor. Mesele, insan yalnızca çok üşüdüğünde sıcak bir içeceğin, çok ısındığında buzlu bir içeceğin keyfine varabilir. Sıcaklık dengeye ulaştığında, kişi her iki deneyime de kayıtsız kalır. Tehlikeden uzak olduğumuzda, ya da herhangi bir şeye gereksinim duymadığımızda rahat ama kayıtsız bir tavır takınırız. Cabanac hazzın- duyusal hazzın mutluluk değil, bir keyif olduğuna inanıyor ve ‘Bana göre mutluluk kayıtsızlık durumudur’ diyor.

Kendinizi kaptırmayın

Sevinç, üzüntü, heyecan, keder ve daha pek çok çeşitli duygu. Bütün bu duyguların açığa çıktığı anları düşünün ve sizi nasıl harekete geçirdiğini, isteklerinizi uyandırdığını ya da isteksizlik duyduğunuzu hatırlayın.

Kimbilir belki de şu an duygularınızı tetikleyen bir olay yaşıyorsunuz ve burada okuduklarınız tam da sizi tarif ediyor.

Her ne yaşıyor olursanız olun, önemli olan yaşamak. Ve mutluluk ya da mutsuzluk yaratan olayın ötesine geçip duygunuzu yakalamaya çalışın ve yaşayın. Çünkü bizim yaşadığımızın en büyük belirtisi, içimizde uyanan duygular...

Bu duygular bazen tahammül edilmez olabilir. Bazen çok fazla canımız acıyabilir veya öylesine büyük bir coşku hissederiz ki, yerimizde duramayız. Böylesine çeşitli duygular arasında gidip gelirken ve dalgalanırken kendimizi bu dalgalara kaptırırız.

Duyduğumuz bir haber, bütün halimizi değiştirmemize neden olacak bir duygunun açığa çıkmasına neden olabilir. Sanki o an dünyanın sonu gelmiş, bizim sonumuzmuş, duygusu uyandırabilir. Ya da aldığımız bir mektup öylesine heyecanlandırır ki, kalbimiz duracakmış gibi hissederiz ve bu sırada hiçbir şey düşünmeyiz.

İşte, bu yaşamaktır. Fakat yaşadığımızın farkında olmadan ‘yaşamak’. Ne yazık! Halbuki o sırada kendimizi yakalayabilsek, yaşadığımızı anlayacağız ve bundan büyük bir haz duyacağız. Hem de yaşadığımız duygu sert ve zorlayıcı olsa bile...

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘üzüntü uyandıran bir duygunun keyif vermesi mümkün değil, nasıl haz duyabiliriz’

Kişi, yaşadığı duyguya kendisini kaptırdığı zaman elbette haz duyması mümkün değil. Fakat farkında olduğunuz zaman acının bile farklı bir lezzeti vardır. Tıpkı yemekte kullandığımız acı gibi. Fakat acıyı sevmeyen biri için tüm acı biberlerin tadı aynıdır ve ayırt edemez, dolayısıyla keyif almaz. Sadece ağzının yandığı ile ilgilenir. İşin püf noktası buradadır. Dikkatinizin odaklandığı nokta, ilginizin yoğunlaştığı her ne ise, orada takılı kalırsınız. Ayırt edecek hale gelmek için dikkatin daha geniş bir alana yayılması gerekir. Yani kendinizi tek bir noktaya kaptırmamanız, anlamaya çalışmanız gerekir. Elbette bu aklın işidir. Zihniniz acıya odaklanmadığı ve ne olduğunu anlamaya çalıştığınız zaman, açığa çıkan duyguyu yakalayabilir ve bundan büyük bir keyif alırsınız. Çünkü kendinizi anlamaya ve öğrenmeye başlarsınız ve bunun sonucunda kendinizi kutlarsınız. Açığa çıkan ve sizi kederlere boğan duyguyu yakalayıp kontrolünüz altına aldığınızı bilmek büyük bir keyif hali uyandırır. Sonra tüm bunların (bütün duygular) aslında yaşadığınızın işareti olduğu bilgisine ulaştırır sizi. Yaşayan, gelişen ve büyüyen varlığın geçtiği her aşamanın, zorlayıcı duyguların açığa çıkmasıyla mümkün olabildiğini anladığınız zaman kendinize ve bu duyguyu açığa çıkaran olaylara teşekkür edersiniz. Ve tabii bütün bunları ancak kendinizi kaptırmadığınız zaman yapabilirsiniz. 

Kadınlar haz peşinde

Hürriyet Gazetesi’nin sponsorluğunda Yürekli Eğitim Danışmanlık tarafından düzenlenen Marka Konferansı’nda konuşan Dragon Rouge’nin Genel Müdürü Sophie Romet Avrupalı kadın tüketicinin özelliklerini anlattı. Avrupalı kadınların yüzde 72’sinin çalıştığını ve giderek daha fazla kendilerinle başbaşa olmak istediğini vurgulayan Romet, ‘Avrupalı kadın hayattan daha fazla zevk almak istiyor. Daha iyi görünmek istiyor. Daha seksi olmak istiyor’ dedi.

Avrupalı kadının alışverişin yüzde 70’ni yönlendirdiğini belirten Romet kadın müşteriyi kışkırtmanın yollarını şu şekilde anlattı:

Haz, keyif ön plana çıkmalı. Çikolata, duyusallığa, hazza, cinselliğe dikkat çeken Bailies gibi.

Kolay ambalaj (Bebeklere yönelik pratik, hazır öğünler, Tefal’in hazza yönelik tasarımı gibi).

Hayatı kolaylaştıran çözümler (şeffaf çanta, etiketi sayesinde seçimi kolay yeni dünya şarapları).

Güvenlik ürünün menşei, nasıl yetiştirilmiş, kalite güvencesi.

Kadınlar geleceği tahmin etmek ister. Etik değer, vaadler çok önemli. Örneğin organik ürünler.

Segmantasyon örneğin yaşa göre.

Estetik ve güzelliği arttırmak.

Fonksiyonel ve duygusal ürünler.

Haz Nedir hakkinda aciklamalar Haz Nedir konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Haz Nedir ,haz etmek, haz almak, haz ne demek, haz duymak nedir

 

 

Faydalı bilgiler Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Türk demokrasisi
Türk demokrasisi

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!