Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Faydalı bilgiler

» Ağrı tedavisi konusunda bilgiler

Ağrı tedavisi konusunda bilgiler

2008-09-21 10:14:38 Kadinlaricin.net sitesinde Ağrı tedavisi konusunda bilgiler baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Ağrı tedavisi konusunda bilgiler ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Ağrı tedavisi konusunda bilgiler

 

Baş ya da sırt ağrılarından kurtulmak için mutlaka hareket etmek gerekiyor. Yapılan araştırmalar, her ağrı türü için belirli bir düzen içinde yapılan egzersizin ağrıları hızla giderdiğini ortaya koyuyor. Örneğin bisiklete binmek migrene, aletli cimnastik de sırt ağrılarına iyi geliyor.

Almanya'nın Göttingen Üniversitesi ağrı uzmanı Petra Saur, sırt ağrılarına karşı yatak istirahati yerine egzersiz verdikleri zaman hastaların ilk etapta büyük şaşkınlık geçirdiklerini söyledi. Kronik sırt ağrısı çeken (en az 11 yıl) hastaların yüzde 90'ının artık çalışamaz hale geldiği ve iki aylık yoğun egzersiz programından sonra bunların yüzde 63'ünün yeniden işine dönebildiğini belirtti. Saur'un verdiği bilgiye göre bu program sonucunda hastaların ağrıları azalıyor, daha rahat hareket edebiliyorlar ve her şeyden önemlisi ağrılarını algılayış biçimi değişiyor.

Alman uzmanların araştırmalarına göre migren ve diğer baş ağrılarını geçirmek için jogging ya da bisiklet gibi spor türlerine başvurmak gerekiyor. Kiel kentinde yürütülen bir proje sonucunda, süreklilik gösteren spor dallarının baş ağrılarını dindirdiği bilimsel olarak kanıtlandı. Kiel'deki tersanede çalışan 183 işçiye düzenli olarak uygulanan koşma, yürüme ve kas gevşetme egzersizleri sonucu, işçilerin yüzde 43'ünde baş ağrıları belirgin bir şekilde azaldı.

Ağrıda yeni tedaviler

Tıp dünyası, yıllarca çekilen ve büyük bir azaba dönüşen ağrıları dindirmenin yeni yollarını keşfediyor. Çünkü artık zonadan migrene kadar türlü çeşitli ağrının beyindeki hangi merkezde yoğunlaştığını tespit edebilmek mümkün.

Almanya'nın haftalık haber dergilerinden Stern'in son sayısındaki bir araştırmaya göre bilim adamları, ağrı konusunda yeni tedaviler geliştiriyorlar. Bir zamanlar sadece beyni açarak ağrı merkezlerini bulabilen hekimler, artık modern aletler sayesinde, ağrılarla ilgili biyolojik süreçleri ve ağrıların beynin neresine damga vurduğunu teşhis ederek tedaviyi kolaylaştırıyorlar.

MANYETİK ANSEFALOGRAFİ

Almanya'daki hastanelerde sadece 6 adet bulunan bu cihazın üzerinde 100 tane sensör var. Sıvı helyum, cihazı eksi 273 dereceye kadar soğutuyor. Başa geçirilen miğfere bağlı elektrotların ucundaki çok hassas ısıölçerler, son derece zayıf hissedilen manyetik alanları buluyor. Böylece ağrıların yerini doğru tespit etmek ve ona göre bir terapi uygulamak mümkün olabiliyor. Hastanın yanlış tedavi sonucu mağdur edilmesi olasılığı ortadan kalkıyor.

PSİKOTERAPİ

Ağrının algılandığı beyin merkezini doğru teşhis ettikten sonra ilaç uygulamasının yanı sıra psikiyatrik yardım da sağlanabiliyor. Psikoterapi çerçevesinde hastanın dikkatini ağrıdan uzaklaştırması, çektiği acıyı bilincinin merkezinden geri plana itmesi temin ediliyor. Uzmanların görüşüne göre insanların çektiği ağrıların çoğu, bilinçsizce öğreniliyor.

PARTNER TERAPİSİ

Alman uzmanlara göre bireylerin çektiği ağrılarda eşler de rol oynuyor. Diyelim ki, eşlerden biri şiddetli sırt ağrıları çekiyor. Bu durumda çiftin hayatı tamamen bu ağrı ekseninde yön bulmaya başlıyor. Sırt ağrısı çeken eşe bu özelliğinden ötürü aşırı ilgi ve merhamet gösterilmesi, ağrıları daha da körüklüyor. Cihazla yapılan ölçümlere göre ağrı çeken kişi, eşi yanında olduğu zaman daha fazla ağrı belirtisi gösteriyor. İşte bu nedenle kronik sırt ağrısı çekenlere ilaç tedavisi yerine ‘‘partner terapisi’’ uygulanıyor.

Sırt ağrısı çekenlere

Sizi canınızdan bezdiren, günlük faaliyetinizi engelleyen dayanılmaz sırt ağrılarından kurtulmanız için uygulanan eski ve yeni görüşlere bir göz atalım.

Tıp dünyası, sürekli kendini yeniliyor. Dünün yasakları bugün ortadan kalkıyor. Dünün teşhis ve tedavi yöntemleri bugün tamamen değişiyor. Örneğin sırt ağrıları konusunda da bugüne kadar doğru olduğunu sandığımız iddiaların çoğu geçerliliğini yitirmiş durumda.

Sırt ağrıları konusunda tıp dünyasında geçerli olan eski ve yeni görüşlerden birkaç örnek verelim:

Eski görüş: Eğer sırt ağrıları başlarsa hemen bir doktora görünüp sorunun nedenleri araştırılmalı.

Yeni görüş: Sırtınızdaki ağrı şiddetli değilse ve de sırtınızın aşağı kısmında bir ağrı varsa hemen doktora koşmaya gerek yoktur. İki gün süreyle ağrıyan bölgeye buz torbası koymak, aspirin gibi ağrı kesiciler kullanmak yeterli olabilir. Eğer ağrı geçmezse bu kez de sıcak su torbası uygulamak gerekir. Üç dört gün içinde ağrılar kesilmezse, bu soruna yüksek ateş ve kilo kaybı da eklenmişse ozaman doktora başvurulmalı.

Eski görüş: Yatak istirahati sırt ağrılarına iyi gelir.

Yeni görüş: Sırtı ağrıyan kişinin yapabileceği en büyük yanlış yatakta yatmaktır. Uzmanlara göre sırtı ağrıyan bir kişi normal günlük programını sürdürmeye çalışmalı ve yatak istirahatine çekilmekten kaçınmalı.Fazla abartmadan hareket halinde olmak, sırta zarar vermez.Fakat yatakta yatmak sırt kaslarını hareketsizleştirir ve ağrının süresinin uzamasına neden olur.

Eski görüş: Bel fıtığı, sırt ağrısının belli başlı nedenlerinden biridir.

Yeni görüş: Sırt ağrılarının büyük bir çoğunluğuna, kaslar, eklemler ya da tendonlardaki sorunlar neden olur. Eğer ikinci ya da üçüncü gün ağrı şiddetlenir, daha sonra da azalmaya başlarsa sırttaki ağrının nedeni bu saydığımız sorunlardan birinden kaynaklanabilir. Küçük bazı değişiklikler sırt ağrısı yapabilir. Örneğin iş yerinde koltuk ya da masa değiştirmek, topuk yüksekliği farklı ayakkabılar giymek gibi.

Eski görüş: Sırtınız ağrıdığı için bir doktora başvurursanız MRI ya da Rontgen filmi çekilmesi gerekecektir.

Yeni görüş: Bu teknikler çoğu zaman gereksiz yere kullanılıyor. MRI ve Rontgen çektirme modasının yaygınlaşması sorunların daha kolay çözümlenmesini sağlamıyor. Örneğin röntgen filmlerinde sadece kemiklerin durumu görülür. Eğer kaslarda bir sorun varsa röntgen filminden bir sonuç çıkmaz.

Eski görüş: Üç aydan fazla süren müzmin sırt ağrıları kaslarda ya da kemiklerdeki teşhis edilemeyen sorunlardan kaynaklanır.

Yeni Görüş: Müzmin sırt ağrılarının en belli başlı nedeni strestir. Sırt ağrısı çeken kişiler arasında evliliklerinde ya da iş yerlerinde sorunlar yaşayan kişiler özellikle dikkat çekiyor.

Eski görüş: Sırt kaslarının zayıflamaları sırt ağrılarına neden olur ve kasların güçlendirilmeleri gerekir.

Yeni görüş: Sırt ağrıları karın kaslarının zayıflamasından kaynaklanabilir. Gerilmiş olan sırt kaslarını daha da fazla germek ağrıları artırır. Hastaların hepsi aerobik egzersizleri yapmalıdır. Yürümek bile ağrıları azaltabilir .Yüzme ve bisiklet de bu tür ağrılara karşı etkilidir.

Ağrı beyinde iyileşiyor

Ağrı tedavisi ve incelenmesi, bugün ‘‘algoloji’’ adıyla bir bilim dalı haline geldi. Ağrının tedavisinde bugün en çok ‘‘‘beyindeki ağrı hafızası’’ faktörü üzerinde duruluyor. Ağrı tedavisi`nde uzmanlar, ağrının beyindeki kaydını yok etmeyi amaçlıyorlar. Bilim adamları hastalık olarak tanımlanan 140 çeşit ağrı bulunduğunu belirtiyorlar.

Türk Algoloji Derneği’nin Adana, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Konya, Samsun ve Trabzon'dan sonra İstanbul'da düzenlediği ‘‘2000'e Doğru Ağrı Toplantısı’’nda, hekimlere ağrı dersi verildi.

Toplantıdan alınan bilgiye göre ağrılı hastaların yüzde 85'inin ağrılarını ‘‘doğru kullanılan’’ ağrı kesicilerle kesmek mümkün. Ancak önceleri olduğu gibi ağrı kesicilerin sadece ağrı meydana geldiğinde değil, asgari 6 ay sürekli kullanılması öneriliyor. Böylece, ağrının beyindeki, yani hafızadaki yeri ‘‘siliniyor’’.

AĞRIYI BEKLERKEN

Dernek Başkanı Prof. Dr. Serdar Erdine, ağrıların yüzde 70'inin tedavi edilebildiğini bildirdi. Tedaviye ‘‘Beynin daha fazla katıldığını’’ belirten Prof. Dr. Erdine, şunları söyledi:

‘‘Ağrı şikayetleri olanlar her sabah kalktığında, ağrıyı beklerler. Ağrı kişinin yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Böyle bir ağrıyı kesmek çok kolay değil. Geçmişte ağrı kesicileri, hastanın ağrısı başlayınca veriyorduk. Ağrı geçince de kesiyorduk. Şimdi ağrı kesicileri sürekli ve düzenli kullanıyoruz. Böylece beyindeki ağrı hafızasını silebiliyoruz. Örneğin, ayağı kesilenlerde fantom ağrısı denilen ağrı oluyor. Çok şiddetli bir ağrı bu. Ayak kesilse de beyindeki ilgili bölge durduğu için kişi, ağrıyı sürekli hissediyor. Beyin, aynı oyunu, göğsü alınan kadınlarda, bağırsakları alınan kanserli hastalarda da oynuyor. Ağrı tedavisi`nde bu oyunu bozmak gerekiyor.’’

17 ilde düzenlenen konferanslarla hekimlerin ağrı konusunda bilgilendirildiğini belirten Prof. Dr. Erdine, ‘‘Hekimler ağrıyı ciddiye almalı’’ dedi. ‘‘Ağrı eşittir, ağrı kesici’’ formülüne de karşı çıkan Prof. Dr. Erdine, hekimin ağrı şikayetiyle gelen hastayı iyi değerlendirmesi, uzun süreli ağrıların başlı başına ‘‘hastalık’’ boyutunda incelenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de en fazla antibiyotik ve ağrı kesici ilaçların tüketildiğini hatırlatan Prof. Dr. Erdine, şu uyarılarda bulundu:

Ağrı ve psikoloji

İnsanın en önemli duyumlarından biri ağrıdır. Günlük klinik uygulamalarında en yaygın yakınmalarından biri de ağrıdır. Sağlık kurumlarına başvuru nedenlerinin %40’ını ağrı şikayeti oluşturur. Ağrı birçok tıbbi ve cerrahi bir hastalığa bağlı olabileceği gibi, ciddi ruhsal düzensizliklere bağlı bir bulgu ya da kişinin hayatında bir şeylerin iyi gitmediğine ilişkin bir bulgu, bir gösterge de olabilir. Ağrı, ateş-nabız-tansiyon gibi ölçülebilir bir bulgu olmayıp, kişinin ruhsal ve sosyal sağlığı ile ilgilidir. Ağrılı bir tıbbi hastalık nasıl kişinin ruhsal durumunu etkiliyorsa, ruhsal durumdaki düzensizlikler de ağrının algılanmasını ve ağrı hayatını etkiler. Ağrı kişinin biyolojik, ruhsal ve psikososyal sağlık ve iyilik durumları arasındaki karşılıklı etkileşime ilişkin bir yakınmadır. Ağrı hoş olmayan, doku hasarı ile ilişkili yorumlanan ya da fizyolojik bozukluk şeklinde ifade edilen bir duygu durumdur. İster bir kırığa bağlı tıbbi nedenlerle oluşsun ister psikopatolojik sebeplere bağlı olsun esas olarak öznel bir yakınmadır. İnsan sağlığına ve iyilik durumuna ilişkin tıbbi ve psikiyatrik bir bütüncül yaklaşımla ele alınması gereken bir yakınmadır. Sıklıkla ciddi bir hayat olayı ruhsal gerginlik ve çöküntüye neden olabilir. Bu tür vücutta psikolojik ve zamanla diğer hastalıkların gelişimi kolaylaşır. Psikolojik savunmaların yıkılması ya da yeterli olmaması durumu söz konusudur. Hastalar bazen zorlayıcı hayat olaylarının farkında değildirler veya ifade edememektedirler. Çatışmalar ve duyguların sözle ifade edilmemesi durumudur. Gerginlik, baş ağrıları, migren, ülser ağrıları, çene eklemi ağrıları, bağırsak ağrıları (karın ağrısı) gibi problemlerde bu türlü zorlu süreçler söz konusudur. Zorlayıcı hayat olayları, duygu durumundaki bozulma ve ağrı arasında ilişki vardır. Eşleri doğum yapan müstakbel babaların herhangi bir organik sebep olmaksızın karın ağrısı ve bulantı yakınmaları ilkel toplumlarda sıklıkla tanımlanmıştır. Bu durum ileri toplumlarda %2-11 oranında bildirilmiştir. Toplumun ağrı acı çekme dayanıklılık gibi beklenti, rol ve tutumları şüphesiz ağrılı uyaranlara verilen bireysel cevabı etkiler. Ağrının insanlar arası iletişime dönük bir anlamı vardır. Ağrı sembolik ve sözsüz bir anlam taşır. Buna dönük duygusal yatırım ilk bebeklikte başlar. Çocuk ağrı-acı çekme annenin ilgisi arasındaki ilişkiyi öğrenir. Ağlayan bebek ağrıyan yeri annesi tarafından öpüldüğünde etki ile susar.
Ağrı depresyonda sıklıkla kaydedilen bir yakınmadır. Depresif durum her türden hoş olmayan yakınmayı artırır. Sürekli ağrı şikayeti olanların, tıbbi kontrolleri normal çıktığında bir de psikolojik kontrolden geçmeleri uygun olur.

Kadınlar acıya neden dayanıklı?

Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü konferansına sunulan araştırma raporlarına göre, kadınlarla erkeklerin acı karşısındaki davranışlarında cinsellik hormonlarından dolayı büyük farklılıklar var. Kadınlar vücut ağrılarını daha şiddetli bir şekilde duymalarına karşı kendilerini buna çok iyi hazırlayıp üstesinden gelmeyi başarıyorlar. Oysa erkekler tam tersine acı karşısında teslim oluyorlar ve ruh halleri çabucak bozuluyor.

Ohio Üniversitesi'nden Dr.Francis Keefe ağrı duyacağını bilen kadınların buna karşı psikolojik olarak kendini hazırladığını ve acıya esir olmamaya çalıştığını gösterdi. Dr.Keefe, sessizce acı çekmeye başlayan kadınların, başka şey düşünüp acıyı unutmak için etraftakilerden (özellikle de uzmanlardan) yardım istediklerini, başka çare bulamazlarsa dua ederek acıyı unutmaya çalıştıklarını söyledi.

Erkekler ise tam tersine son ana kadar hiçbir hazırlık yapmadan bekliyor ve acı başladığında ruhsal dengeleri bozularak çevresine negatif duygular yayıyorlar. Bu nedenle erkeklerin sıkıntısı daha uzun ve acılı oluyor. Uzmanlara göre, kadınların acı karşısında böylesine güçlü olmalarının bir nedeni kadınlık hormonu östrojen. Başka bir neden de kız çocuklarının ergenlik dönemiyle başlayan baş ve karın ağrılarıyla deneyim kazanmaları.

Ağrıların en ağırı

Pfizer'in düzenlediği Dünya Nöroloji Kongresi, 20-22 Haziran'da Londra'da yapıldı. Kongrede nöropatik ağrı üzerinde de duruldu. İngiliz hasta Andrew Keen, en ilgi çeken konuşmacılardan biriydi. Keen, nöropatik ağrı hastası. Kendisi gibi nöropatik ağrı çeken hastalara bilgi ve destek sağlamak için Nöropati Derneği (Neuropaty Trust)'ni kurmuş.

Nöropatik ağrı, sinir sistemindeki önemli bir yaranın ya da işlev bozukluğunun başlattığı ya da neden olduğu ağrıya deniyor. Multipl Skleroz, AIDS ve diyabet hastalarında bu ağrı ortaya çıkabiliyor. Nöropatik ağrı, yanık, böbrek ya da kırık ağrılarından çok farklı. Nöropatik ağrı çeken hastalar ‘‘Vurucu, bıçak gibi saplanan, keskin, yakıcı ve kavurucu’’ diye tarif ediyor. Bu ağrı, daha çok akşamları şiddetleniyor. Mesela deri en ufak bir esintiye, yatak çarşafına bile anormal duyarlı hale geliyor. Kıpırdamak, yürümek bir işkence oluyor.

Dünya Nöropati Kongresi'ndeki konuşmacılardan ABD'li Prof. Dr. Michael McLean, tedavi üzerinde çalıştıklarını anlattı: ‘‘Şimdilik ağrıyı tamamen yokedebilmiş değiliz. Ağrı soğanın katları gibi. Her seferinde bir başka kata gelseniz de gözlerinizden hálá yaş akıyor. Düşmana adım adım saldırıyoruz ama her zaman başarılı olamıyoruz.’’ Kongrede, etken maddesi ‘‘Gabapentin’’ olan ilaç üzerinde durulduğu da belirtildi. İspanyol Dr. Jordi Serra da önceleri morfin verildiğini, hastaların uyuşturucu bağımlısı olduğunu söyledi: ‘‘Nöropatik ağrı tedavisiyle doktor hem hastayı iyileştirecek hem de uyuşturucu bağımlılığından kurtaracak. Ancak bu, Himalayalar'a tırmanmak kadar güç.’’

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Algoloji Bilim Dalı Başkanı ve Dünya Ağrı Enstitüsü (WIP) Genel Sekreteri Prof. Dr. Serdar Erdine'ye Türkiye'deki nöropatik ağrıyı sorduk. Erdine şöyle dedi: ‘‘Nöropatik ağrı, genel ağrılar içinde yüzde 10'u oluşturuyor. Nöroloji dalları dışındaki hekimlerin bilincinde olduğu bir ağrı değil. Türkiye'de erken teşhis konulduğu takdirde ilk 6 ay içinde tedavi kolay oluyor.’’

Ağrıyı önce bir dinle!

Vücudumuzdaki rahatsızlıkları bize haber veren ağrı, günümüzde artık adı 'algoloji' olan bir ana bilim dalı.
Tedavi merkezleri pek yaygın olmasa da birçok ağrı % 90-95 oranında kontrol edilebiliyor.
Ani ve şiddetli başağrılarına dikkat. Hemen hekime başvurulmalı. Çünkü beyin kanaması geçiriyor olabilirsiniz.
Gelişigüzel kullanılan ağrı kesiciler çok ciddi hastalıklara hatta ölüme bile yol açabiliyor.

Çoğumuz hissettiğimiz ağrıları önemsemez, bildiğimiz ya da önerilen ağrı kesicilerle dindirmeye çalışırız. Oysa ağrılar vücudumuzdaki bazı rahatsızlıkları bize haber veren bir çeşit 'dil' ve bazen de kendisi başlı başına bir hastalık; ağrı kesiciler ise sağlıklıyken kesinlikle kullanmamamız gereken, hatta ölümlere bile yol açan birer zehirdir.

Son 20 yılda meydana gelen yaklaşım değişimleri sonrasında tıp bilimcileri de ağrıyı artık ayrı bir dal olarak görüyorlar. Ağrı konusunu kapsayan dala 'algoloji' deniyor. 1986 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nde kurulan Algoloji Bilim Dalı, ülkemizdeki çalışmaların öncülüğünü yapıyor. Aynı bilim dalı buradan yetişen hekimlerce şimdiye kadar 13 tıp fakültesinde daha kuruldu. Tedavi merkezleri pek yaygın olmasa da birçok ağrı % 90—95 oranında kontrol edilebiliyor.

Kronik ağrı

Vücutta bir bölgede bozukluk varsa, tıbbî bakım gerekiyorsa ve daha fazla artması söz konusuyla ağrılar hemen uyarı görevi yaparlar. Ağrı normalde bir alarm olarak karşımıza çıkarken, kronik ağrı ise başlı başına bir hastalık. Hesaplara göre sadece bu yüzden yılda 700 milyon işgünü ve 60 milyar dolar zarar oluşuyor.

Omurilikteki büyük keşif

Önceleri basit bir iletim organı olarak bilinen omurilik günümüzde vücuttaki ağrıların durdurulması için kullanılıyor. Başta kanser, geçmeyen çok sayıdaki ağrı direkt olarak omuriliğe yapılan müdahalelerle yok edilebiliyor.

Sık rastlanan ağrılı hastalıklar

Baş, bel, adale, romatizma, boyun, omuz—kol ve kanser ağrıları en sık görülen ağrılı hastalıklardır. Bunların yanı sıra damar, batın ve göğüs ağrıları ile de sık karşılaşılıyor. Kronik ağrılı hastalarda da iki alternatif var: Ağrı ya bir hastalık ya da başka bir hastalığın bulgusal bir belirtisi. Çeşitli damar yolları hastalıklarında vücudun o bölgesinin oksijensiz kalmasına bağlı olarak ortaya çıkan; şekerli hastalar ile gutta ve zonada görülen ağrılar bu tipe giriyor. Buna karşın baş ve beldeki kronik ağrılar ise birer hastalık.

Baş ağrıları

Ortaya çıkan duruma göre migren tanısı konan kişilerin yüzde 70—80'i gerçekte diğer tip baş ağrısı hastalığı yaşıyorlar. Özellikle daha önce hipertansiyon tanısı konulan ve tedavi gören hastalar ani ve şiddetli baş ağrısı durumunda hemen doktora başvurmalılar. Hiçbir sebep yokken hissedilen şiddetli baş ağrılarına karşı çok dikkatli olunmalı. Tansiyonun çok yükselmesi sonucunda beyin kanaması meydana gelebilir.

Boyun ağrıları

Baş ağrısına da yol açabilecek önemli bir ağrı grubu da boyun ağrıları. Kötü duruş, çeşitli trafik kazaları, stres, artrit gibi nedenler, boyunda ağrıya yol açtığı gibi hareketleri de kısıtlıyor. Trafik kazalarının çok olduğu ülkemizde boyun ağrıları önemli bir sorun. Özellikle arkadan çarpmalarda kırbaç darbesi adı verilen başın önce öne sonra geriye gitmesi durumlarında daha sonradan çok ciddi boyun fitıkları ortaya çıkabiliyor.

Bel ağrıları

Bel ağrısı, sadece bel fıtığına değil, birçok sebebe bağlı olarak kendini gösterebiliyor. Duruşun kötü olması, egzersiz eksikliği, aşırı kilo, belin en büyük düşmanları.

Romatizma ağrıları

Romatizma terimi daha çok kaslar, eklemler, kasların eklemlere bağlanma yerleri ile ilgili rahatsızlıkları; artrit ise o eklemlerdeki iltihapları kapsıyor. Artrit yani eklem ağrısı, genellikle künt ve sızlayıcı bir tarz ortaya koyuyor. Bazı durumlarda bölgesel özelliğine göre hastanın yaşamını zorlaştırıyor ve kısıtlıyor. Romatizmal hastalıkların % 60'ını oluşturuyor. 60 yaşın üzerindeki kişilerin birçoğunda ortaya çıkıyor. Kadınlarda genellikle yaş dönümünden, adet kesilmesinden sonra beliriyor ve erkeklerden daha sık görülüyor. Özellikle diz ve parmak eklemlerinde kendini gösteriyor. Eklemlerde hareket kısıtlılığının yanı sıra şişlik ve hassasiyet gözlemleniyor.

Kanser ağrıları

Her yıl tahminen 4,5—5 milyon kişi kansere yakalanıyor ve yine bu kadar insan kanserden ölüyor. Kanser ağrısının % 99 oranında dindirilmesi mümkün. Bu oran 20 yıl önce % 50—60'lardaydı. Ancak ne yazık ki kanser ağrısı ancak çok gelişmiş ağrı merkezlerinde dindirilebiliyor ve bunların sayısı oldukça az
Ağrı kontrolünde kullanılan yöntemler

Bir ilâcın ilaç haline gelebilmesi için yaklaşık on yıla yakın bir süreç gerekiyor. Aspirinin söğüt yaprağından elde edildiği gerçeği de dikkate alındığında tıpta bitkilerin belirli hastalıklarda —bu arada ağrılı durumlarda— etkili olabileceği ortada. Ancak bitkilerin rastgele kullanımı da istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor. Aynı durum akupunktur için de söz konusu.


Ağrı kesiciler (Analjezikler)

Ağrı kesicilerin doktor bilgisine başvurulmadan gelişigüzel kullanılması halinde birçok yan etkiler ile ölüme kadar varabilen tıbbî bozukluklar ortaya çıkabiliyor. Yine hatalı kullanım sonucu karaciğer ve böbrek yetmezlikleri, mide ve bağırsak kanamaları; solunum durması ve beyinde tahribata kadar önemli bozukluklar görülebiliyor. Ağrı kesiciler aslında normalde kullanılmaması gereken birer zehirdir.

Diğer yöntemler

Ağrı kesici ilaçlardan başka birçok tıp dalında yüzlerce tedavi yöntemi uygulanıyor. Önemli olan, bunlardan hangisinin o hasta ve zamanlama açılarından doğru tercih edildiği. Ağrının bir ekip tarafından değerlendirilmesinin gündeme gelmesinden sonra ağrı klinikleri giderek yaygınlaşıyor. Öte yandan günümüzde iyice çoğalan alternatif tıp metotları eğer gelişigüzel uygulanırsa birçok hastada maddî ve tıbbî zararlara yol açabiliyor.

Ağrı tedavisi konusunda bilgiler hakkinda aciklamalar Ağrı tedavisi konusunda bilgiler konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Ağrı tedavisi,Ağrı tedavisi konusunda bilgiler

 

 

Faydalı bilgiler Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 1
Perihan Savaş Kimdir?
Okunma: 1
Hayat dersleri
Okunma: 1
Zayıflatan Korseler
Okunma: 0
Elmalı havuçlu kek tarifi
Okunma: 0
Epizyotomi bakımı nasıl yapılır?
Okunma: 0
Dün dündür, bugün bugündür
Okunma: 0
Kartondan ev yapma
Okunma: 0
Şok nedir ?,Şok Belirtileri ve Şok tedavisi
Okunma: 0
Bebek emzirirken dikkat etmem gereken konular nelerdir?
Okunma: 0
Kelimelerin gücü
Resim
Soğuk içmenin zararları
Soğuk içmenin zararları

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!