Kadınlar için
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 
Home » Modern tıp da orucun faydaları

Modern tıp da orucun faydaları

Bugün artık orucun manevî hikmetlerinin yanında tıbbî, sosyal ve psikolojik açıdan da pekçok yararlarının olduğu bilinmektedir.
 

Modern tıp da orucun faydalarını kabul etmektedir. Günümüzde Batı ülkelerinde oruç ile tedavi uygulayan klinikler mevcuttur. Bir kısım Batılı–Hıristiyan aydınlar da orucun kendi dinlerinde İslâmiyet’te olduğu anlamda bulunmamasını bir eksiklik olarak görmektedirler.

Yapılan bilimsel araştırmalarla ispatlanmıştır ki, orucun hem beden hem de ruh sağlığı açısından büyük yararları vardır. Oruçlu iken vücutta depolanmış olan yağlar mobilize olmakta, yani harekete geçmektedirler. Böylece yağ depoları bir miktar boşalmaktadır. Bu olay günümüzün önemli bir rahatsızlığı olan damar sertliğine karşı bir nevi koruyucu bir mekanizma oluşturmaktadır. Dolayısıyla yüksek tansiyon, enfarktüs, çeşitli kalb, böbrek ve beyin hastalıkları için de koruyucu bir rol oynamaktadır. Oruç tutmaya başlayan kişide ilk birkaç gün baş dönmesi gibi ufak tefek rahatsızlıklar görülebilirse de daha sonra vücut oruca alışmakta, bütün bu şikayetler kaybolmakta ve kişi çok rahat etmektedir.

SİNDİRDİM SİSTEMİ

Ramazan’da tüm sindirim sistemi, mide ve bağırsaklarımız bir ay süreyle dinlenirler. Müzmin bir tarzda kabızlığı olan kişiler de rahatlarlar. Ülser üzerine açlığın etkisi senelerdir tartışılmaktadır. Yapılan hayvan deneylerinde ülser gelişiminde açlığın tek başına bir faktör olmadığı, ancak birlikte bazı ilaçlar verilirse ülser oluşabileceği ortaya konmuştur. Bilimsel araştırmalar mide ülserine bağlı perforasyonların (mide delinmelerinin) Ramazan’da artmadığı gerçeğini ortaya çıkartmıştır. Ülsere bağlı mide delinmeleri daha ziyade fazla yemek veya alkol alışını takiben görülmekte; zihnî yorgunluklar, ağır meslekî çalışmalar, alınan bazı ilaçlar, stres, zorlayıcı egzersizler ve yapılan bazı mide tetkikleri de buna sebep olabilmektedirler. Bazı Ramazanlar’da artmış gibi görülen aldatıcı durumun tamamen o yıl Ramazan ayının rastladığı mevsimle ilgili olduğu (İlkbahar ve sonbaharda ülser hastalığı zaten artmaktadır.) artık anlaşılmıştır. Bilinmektedir ki, midenin dolu olması boş olmasına oranla delinmesini daha da kolaylaştırmaktadır.

FAZLA KİLO

Oruç yalnızca mideyi ve bağırsakları değil, kalbi ve hatta tüm vücudu dinlendirirken, fazla kilolarımızı da atmamızı sağlamaktadır. Günümüzde özellikle refah seviyeleri yüksek, zengin toplumlarda şişmanlık başlı başına bir problem oluşturmaktadır. Fazla kilolar ve vücutta depolanmış yağlar insanın diğer sistemleri üzerinde de menfi tesirler oluşturmakta, adeta kişiyi çeşitli hastalıkların kucağına doğru itmektedirler. Zamanla kalb ve damar sistemi rahatsızlanmakta ve uygun tedbirler alınmazsa kişinin hayatı tehdit altına girmektedir. Ayrıca fazla kilolar bele binen yükü de artırmakta, böylece belin biyomekaniği bozulmakta, omur kemikleri ve aralarındaki disk adı verilen kıkırdaklar dejenere olmakta, bel fıtığı daha kolay teşekkül etmektedir. Bel fıtığı sebebiyle bize müraacat eden çok sayıda hastaya, eğer rahatsızlıkları erken dönemde ve ameliyat gerektirmiyor ise çeşitli konservatif tedaviler uyguluyoruz ve mutlaka fazla kilolarını da üzerlerinden atmalarını tavsiye ediyoruz.

Çünkü bu fazla kilolar hastanın iyileşmesine engel oldukları gibi, sonradan nüksetmesini de kolaylaştırmaktadırlar. Bu sebeple ibadet cihetinin yanında Ramazanı fazla kilolarımızı vermek için de bir fırsat olarak kabul etmeli, iftarda ve sahurda yemeklerimizi ölçülü yiyerek ve ağır yemeklerden kaçınarak sıhhatimize katkıda bulunmalıyız. Çünkü ölçüyü kaçırır ve gereğinden fazla kalori alırsak, Ramazan ayında kilo vermek yerine kilo almamız da mümkün olabilmektedir. Orucun vücudumuzdaki çeşitli sistemler üzerine olan yararlı etkilerinin yanında bazı cilt hastalıkları için de iyileştirici etkisinin olduğu cildiye uzmanı meslektaşlarımız tarafından ifade edilmektedir.

Bütün bu faydalarına karşılık hasta ve düşkün olan kişilerin oruç tutmaları farz değildir. Çünkü sıhhatlı bulunmak orucun edasının şartlarındandır. Dinimiz akıl ve mantık dini olup, yapılan ibadetlerden kişilerin zarar görmeleri sözkonusu değildir. Ancak ‘Bu düşkünlük halinin ölçüsü nedir’ gibi bir soru aklımıza gelebilir. Orucun değerini bizlerden çok daha iyi bilen din büyüklerimiz bunun da cevabını vermişler ve ayakta namaz kılabilecek kadar gücü kendinde bulan herkesin oruç tutması gerektiğini bildirmişlerdir. Fakat günümüzde en iyisi hasta olan kişinin oruç tutmaya karar vermeden önce, orucun önemini ve değerini bilen, dinî hassasiyeti olan, hastalığı ile ilgili bir uzman doktora giderek kendi durumunu danışmasıdır.

Özellikle ülser, gastrit, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları olanlar ve sürekli ilaç almaları gerekenler ilgili uzman hekimle mutlaka görüşmelidirler. Doktoru izin verirse o kişi orucunu tutmalı ve bu ibadetin her iki cihana yönelik sayısız faydalarından mahrum kalmamalıdır.
 
ORUÇ VE İRADE

Orucun vücudumuz üzerinde olduğu kadar ruhumuz üzerinde ve hatta sosyal planda da sayısız faydaları vardır. Oruç tutan kişi ruhen büyük bir tatmin ve huzur içerisindedir. Hiç kimseyi kırmak ve incitmek istemez. Şahsiyetinin bir parçası olabilen sert ve şiddetli duyguları önemli ölçüde törpülenir. Buna karşılık oruç insanın iradesini kuvvetlendirir, kendine güvenini artırır ve onu disiplinize eder, kötülüklerden alıkoyar. Bir sene boyunca hiçbir konuda anlaşamayan, biraraya gelemeyen ve çekişme içinde olan toplum fertleri Ramazan’da oruç gerçeğinde ittifak etmekle, omuz omuza vermiş, güçlü ve dayanışma içerisinde bir toplum görüntüsü ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca zekat, fitre ve sadaka da bu dayanışma ve sosyal barışa katkıda bulunmakta, toplumdaki huzursuzluğu azaltmaktadır.

MÜKEMMEL EGZERSİZ

Namazın da bedenî, ruhî ve sosyal faydaları saymakla bitmez. Ramazan’da yatsı ve teravih namazları beraberce 33 rekat olduğundan, bizler için mükemmel bir egzersiz ve beden eğitimi rolü oynamaktadırlar. Midemiz dolu iken kan periferden (çevre organlardan) sindirime katkıda bulunmak üzere mide–bağırsak sistemine çekilmekte ve diğer organlar kanlanma açısından nisbeten daha fakir kalmaktadırlar. İşte tam bu esnada kılınan 33 rekat namaz kan dolaşımını uyarmakta, yorgunluk ve gevşekliğimizi gidermekte ve solunum sistemini canlandırmaktadır. Ayrıca iftarda alınmış olan gıdaların sindirimi de daha kolay olmaktadır. Namaz içindeki hareketlerin tamamı kan dolaşımı ve kalbin pompalama faaliyeti için mükemmel birer destektirler. Kan dolaşamının düzenlenmesi ise beyin dahil bütün diğer organlar üzerinde müsbet tesirler icra eder. Rükû, secde, selam verme ve diğer hareketler esnasında sırt, karın, boyun ve bacak adaleleri kuvvetlenir, karın civarındaki yağlar giderilir, mide ve bağırsak hareketleri uyarılarak takviye edilir. Neticede sindirim olayı ve gıdaların bağırsaklardan geçmesi kolaylaşır. Sırt, karın ve bacak adalelerinin güçlenmesi ise başta bel fıtığı olmak üzere bel ağrısı ile seyreden birçok hastalık için koruyucu rol oynamaktadır. Namaz esnasında öncelikle kalça, diz, ayak bileği ve omuz ile boyun ve beldeki faset eklemleri olmak üzere tüm vücut eklemleri bir uyum içerisinde hareket etmektedirler. Böylece eklemlerdeki hareket kısıtlılığı giderilmekte, kireçlenme olayına karşı koruyucu bir tesir ortaya çıkmakta ve bir kısım eklem ağrıları da gerilemektedir.

Namaz sinir sistemi üzerine de rahatlatıcı bir tesir yaptığından, 33 rekat sonunda insanın ruhî gerginlikleri azalmakta, kötü düşünce ve kederlerden uzaklaşmakta, içi huzurla dolmakta ve rahat bir uykuya hazır hale gelmektedir. Kısacası namaz bütün vücut için bir hayatiyet ve zindelik kaynağıdır. Bu sebeple gençlik yıllarından itibaren namazlarını sürekli kılan ve oruçlarını tutan insanlar ileri yaşlara ulaştıklarında daha genç ve zinde görünmektedirler. Bu insanlara halkımız tarafından haklı olarak “ibadet dirisi” unvanı verilmektedir.

ORUÇ ALLAH İÇİN

Görüldüğü gibi, Ramazan’ın saymakla bitmeyecek kadar çok sayıda tıbbî, psikolojik ve sosyal faydaları vardır. İki cihan güneşi Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız” tarzındaki sözlerini 1400 sene sonra, şimdi çok daha iyi anlıyoruz. Ancak biz yukarıda bahsetmiş olduğumuz faydaların hiçbirisini bilmese idik, yine de oruçlarımızı büyük bir titizlik ve disiplin içerisinde tutacak ve kulluk görevimizi yerine getirecektik. Çünkü kaniatı ve bizleri yoktan var eden Yüce Rabbimiz’in emirleri böyledir ve bizler ise ebediyete giden yolun yolcularıyız. Namazımız, orucumuz, kısacası tüm ibadetlerimiz, hayatımız ve ölümümüz hep âlemlerin Rabbi Allah (c.c.) içindir.

O, kendine itaat edenleri ve ipine sarılanları sadece bir değil daima “HER İKİ CİHANDA” aziz kılmaktadır. Müslüman olarak dünyaya geldiğimiz için ne kadar şükretsek azdır.

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 21
Ergenlik sivilceleri Ergenlik sivilce tedavisi
Okunma: 7
Yüksek Topuklu Ayakkabı Modelleri
Okunma: 7
Cartier marka saatler
Okunma: 7
Evliliklerde sorunlar
Okunma: 6
Grip aşısı ne zaman yapılır
Okunma: 6
Lazerle Varis Tedavisi
Okunma: 6
Tansiyon düşüklüğü ve tedavisi
Okunma: 5
Stres Topu
Okunma: 5
Mide şişkinliği
Okunma: 5
Çocuğun sosyal gelişim süreci
Resim
Psikoterapi nedir? Psikoterapi tanımı
Psikoterapi nedir? Psikoterapi tanımı

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!