Kadınlar
     
Kategoriler
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuklar
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlara Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Pratik Bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar hakkında

» Yaşlı kadınlar

 

Yaşlı kadınlar

Kadinlaricin.net sitesinde Yaşlı kadınlar baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Yaşlı kadınlar ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Yaşlı kadınlar ,resim ,resimleri

 

Her şey söylendikten ve yapıldıktan sonra insanlar birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Okinavalılar, başkalarına bağlı olmanın ve bir topluluğun parçası sayılmanın onlara sağlık ve uzun ömür sağladığına inanıyorlar. Batıda yapılan araştırma ve çalışmalar da Okinavalıları haklı çıkarıyor. Sosyal ilişkilerin kalp hastalıkları, depresyon, alkolizm, verem, artrit ve hatta belki de soğuk algınlığından inrsanları koruduğunu söyleyebiliriz. Yakın sosyal ilişkilerden kopmanın negatif fiziksel etkilerini hemen fark ediyoruz. Araştırmalarımız sırasında yolumuz bir yaşlılar yurduna düşmüştü. Burada Ushisan adında, yüz yaşında görme özürlü bir kadınla karşılaştık. Kadıncağız bir kaç yıl önce görme yeteneğini kaybetmişti, ona bakacak kimsesi olmadığı için bu yurtta kalıyordu. Ushisan'ın gözleri görmediği çok çabuk öfkelendiğini anlattılar. Sağlık durumunun çok iyi olmasına karşın giderek zayıfladığı belirtildi.

Bir yıl sonra, Ushisan'ın gözlerinin açıldığını öğrenince, tekrar onu ziyarete gittik. Doktorlar da bizim kadar şaşkındılar. Yüz bir yaşına basan Ushisan'ın bir mucize sayesinde gözlerinin açıldığı söyleniyordu. ama bu mucize neydi? Yaşlılar yurdunda yaptığımız kısa bir soruşturma gerçeği öğrenmemizi sağladı. Ushisan, bir kaç ay önce başka bir odaya taşınmıştı. Yaşlı kadın bu odayı bir başkasıyla paylaşıyordu. Yaşlı kadınlar kısa sürede dost olmuşlardı. Ushisan yemek yemeye başlamış, öfke nöbetleri azalmış ve bir gün de gözleri açılmıştı. İşte sosyal ilişkilerin mucizeler yaratabileceğini gösteren güzel bir örnek bu.

Yardımlaşma ve paylaşma en büyük erdem sayılıyor

Yazar Bradley J.Willcox, Okinava'da araştırmalar yaptığı günlerden söz ederken başından geçen şöyle bir olayı anlatıyor:

Bir gün, meslektaşım Prof. Yamaguchi ile birlikte Naha Üniversitesi'nin yakınındaki bir sokakta yürüyorduk. Birden karşımıza eski bir çekçek arabasını iten ak saçlı yaşlı bir kadın çıktı. Kadının seksen beş yaşlarında olduğunu tahmin ettik. Ama yaşına rağmen çok güçlü ve hareketli görünüyordu. Kadın bize seslendi, sonra da arabasının üzerindeki örtüyü kaldırdı. arabada paket paket tatlı kuru fasulyeyle karıştırılmış pirinç vardı. Yaşlı kadın bize ‘‘Bir kaç paket almaz mısınız?’’ diye sordu, ‘‘Üç yüz elli yen ödeyeceksiniz. Bugün fiyatlarda özel indirim var.’’ Prof. Yamaguchi, hemen cüzdanından 500 yen çıkarıp kadına uzattı ve bir paket fasulyeli pirinç aldı. Biraz ilerleyince de paketi bana verdi. Paketin görünüşünden içindeki malın pek de kullanılacak gibi olmadığı anlaşılıyordu. Prof. Yamaguchi, ‘‘Bu kadına sık sık rastlıyorum’’ dedi,‘‘Onun sattığı malların taze olduğuna kesinlikle inanmıyorum.’’

‘‘Yani Yuimaru mı uyguluyoırsunuz?’’ diye sordum. Prof. Mamaguchi, gülümsedi ve ‘‘Siz de Okinava kültürünü kavramaya başlamışsınız’’ dedi.

Yuimaru Nedir?

Yuimaru, tipik bir Okinava anlayışı. Okinavalıları besleyen ve sorunlarının çözümlenmesine yardımcı olan sosyal dayanışmaya bu ad veriliyor. Yuimaru, bir bakıma paylaşma ve yardımlaşma anlamına geliyor. Yüzyıllar önce çiftçiler ve köylüler arasında geliştirilmiş ve bugün de Okinava kültürünü oluşturan unsurlardan biri. Okinava köylüleri her zaman birbirlerine destek olmuşlar. Kimin yapılacak ne işi varsa, tüm köy halkı o işi yapmak için kolları sıvamış. Bir köylünün tarlasında hasat tamamlanınca, tüm köy halkı bir başka komşunun hasadını yapmaya gidermiş. Yuimaru, Okinava köylerini bir arada tutan sağlam bir bağ imiş.

Bugün de Yuimaru, daha değişik biçimlerde uygulanıyor. İnsanlar, özellikle de yaşlılar birbirleriyle ilgilenip içgüdüsel olarak yardımlaşıyorlar. Yaşlıların sağlıklı ve güçlü kalabilmelerinin kaynağında Yuimaru var. Yaşlılar bu yöntem sayesinde toplum içinde normal günlük yaşantılarını sürdürebiliyorlar.

Emeklilik sözcüğü Okinava dilinde yok

Okinava dilinde ‘‘emeklilik’’ sözcüğünün karşılığı yok. Belki zamanla yaşlıların sorumlulukları azalıyor, çalışma tempoları yavaşlıyor ama asla işsiz güçsüz kalmıyorlar. Hayata bağlılık, hareketsiz ve amaçsız kalmamak, bu yaşlı insanların bağışıklık sisteminin çalışmaya devam etmesini sağlıyor.

Sade bir yaşam

Okinavalılar günlük yaşantılarında sadeliği tercih ediyorlar. Hareketsiz kalmaktan kaçınıyorlar, ruh sağlıklarını koruyorlar ve de tabii besinlerini çok dikkatli seçiyorlar. Okinava mutfağında her zaman bulunan besin maddeleri şunlar: Canola yağı, zeytinyağı, zeytin, deniz tuzu, kahverengi şeker, pirinç şarabı, yeşil çay, yasemin çayı, siyah çay, beyaz un, balık çeşitleri, soya unu, fındık, ceviz, kuru fasulye, beyaz pirinç, soğan, domates, biber, yeşil sebzeler ve otlar.

Dullar Cenneti

Okinavalı kadınlar bir yere ait olmak ve toplumun onlara ihtiyaç duyduğunu bilmek, ailelerinin, komşularının ve dostlarının desteğini almakla yaşlılık dönemlerinde de dimdik olabiliyor ve ayakta kalabiliyor. Okinava'nın yaşlı kadınları gün boyunca hareket halindeler. Bu arada Okinavalı kadınlar için dul kalmak hayatlarında acılarla, üzüntülerle dolu bir dönemin başladığına işaret sayılmıyor. Tam tersine Okinavalı kadın, dul kalınca bağımsızlık dönemi başlıyor. Okinava'da kadınlar genellikle 70-80'li yaşlarda dul kalıyorlar.


Yaşlılarımızın yüzde 8'i sağlam

Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi'nce yapılan bir araştırmada yaşlılarımızın sadece yüzde 8'inin sağlam olduğu ortaya çıktı.

Öğretim üyesi Prof. Dr. Erşan Aygün, Halk Sağlığı Anabilim Dalı uzmanlarının yaptığı ‘Türkiye’deki Yaşlıların Durumu' konulu araştırmanın sonuçlarını açıklarken, ülkemizdeki yaşlıların yüzde 92'sinin çeşitli hastalıklarla içiçe yaşadığını belirtti. ‘‘Yaşlılarımızın üçte birinde 2, dörtte birinde ise 3 hastalık saptandı’’ diyen Prof. Dr. Aygün, yaşlıların, koruyucu ve tedavi edici yöntemlerle sağlıklı bir yaşlılık dönemi geçirmelerinin sağlanması gerektiğini, bunun da ancak özel sağlık ekipleri ile mümkün olabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Erşan Aygün, şunları söyledi: ‘‘Ülkemizde 60 yaş üzeri yaşlıların sayısı 5 milyon, 65 yaş nüfus ise 4 milyon civarındadır. 60-65 yaş grubunun yüzde 52'sini ve 65 yaş üstü grubun da yüzde 54'ünü kadınlar oluşturuyor. Yaşlılarımızın yüzde 92'sinde işitme güçlüğü, solunum yetersizliği, romatizma, kalp rahatsızlıkları, felç, görme yetersizliği ve şeker hastalığı görülmesi düşündürücüdür. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) rakamlarına göre, bu oran çok yüksektir. Ayrıca, ülkemizdeki Rehabilitasyon Merkezi ve Yaşlı Bakımevi sayısı yetersizdir. Sağlık kuruluşlarında, Özel Sağlık Ekipleri oluşturularak yaşlıların sık sık taramadan geçirilmesi, sağlıklarının sürekli kontrol altında tutulması kaçınılmaz hale gelmiştir.’’

1+3 kadın iyidir

‘‘SÖYLEYİN o kadına, gelirsem bakanlıkta avenesiyle birlikte yağlı kazığa oturturum.’’

Oh be!


Rahatladım vallahi okuyunca.

Ben de terbiye sınırını aşmadan, hakarete vardırmadan laf oturtacağım diye uğraşıp duruyorum. Kazığa oturtmak hiç aklıma gelmedi.

Büyüklerimizin üslubu buysa bana araba yolu artık...

Basında birbiriyle kavgalı çok insan var biliyorsunuz. Bundan böyle, bu tip tehditler görebilirsiniz köşelerde.

Misal,

‘‘Söyleyin o bir türlü olgunlaşamamış hırçın ihtiyara, gelirsem gazetenin önünde kazığa oturturum, kazığı yağlamam hem de ona göre.’’

Ne diyeyim, Allah razı olsun büyüklerimizden!

Belki bilmeyeniniz vardır, Vatan Gazetesi bir süredir Bilal Çetin'in kaleminden 28 Şubat'ın perde arkasında olup bitenleri yayımlıyor.

Birilerinin birilerine kazık üzerinde yer gösterme mevzuu da o günlerde cereyan etmiş. Hani bundan sonra yukarıda örneğini verdiğim tarzda yazılar çıkarsa karşınıza, şaşırmayasınız diye bir ön bilgilendirmede bulunayım dedim.

***

Kazığı bir kenara koyup başka bir büyüğümüzün ağzından çıkan sözlere geçiyorum.

Tayyip Erdoğan'a Almanya'da, erkeğin dört kadın alması hususunu sormuşlar, o da şartlarını anlatmış:

‘‘Erkeğin eşi hasta, yaşlı ve sakatsa birden fazla kadın alabilir.’’

Dilediğini gayet kabadayı bir üslupla bir güzel bozan başbakanımız bu sefer, ‘‘Bu ne biçim soru kardeşim, ne dört kadını?’’ dememiş.

Hadi ele güne karşı nazik görünmek genlerimizde ve geleneklerimizde var diyelim (dikkat edin, karısını döven erkekler genellikle etrafta ‘‘efendi adam’’ diye bilinirler) ve bunu geçelim, söylediği lafın içeriğine bakalım.

Demek adam ilk karısı hastalanır veya sakatlanırsa bir kadın daha alıyor, o da hastalanır ya da sakatlanırsa bir kadın daha, o da hastalanır ya da sakatlanırsa bir kadın daha...

Ayol bu ne talihsizliktir ki adamın aldığı her kadın hastalanıyor ya da sakatlanıyor. Hadi birinciyi anladık, ama her gelende bir bozukluk varsa bence adam hastane kapısından seçip alıyor olabilir kadınları.

Yaşlanmaya gelince...

Kadınlar habire yaşlanırken erkekler dondurulmuş mu oluyorlar?

Tabii ki hayır.

İşte bu noktada erkeğin dört kadın almasını pek isabetli buluyorum.

Ben birinci kadın olsam kocamın üç kadın daha almasına izin veririm.

Senelerce adamın sefasını sürmüşüm ama bitmiş. Artık altına ördek sürme zamanı gelmiş çatmış. Gelsin kim sürerse sürsün. O arada büyükhanım olarak bana da hizmet edecektir. Daha ne isteyeyim?

Ha kocam onları da sevecekmiş. Sevsin. Bin yaşında adamın her tarafı sevgi organı (kalp) olsa ne olur?

Diyeceğim, yaşlılık günlerinde her eve fazladan üç kadın lazım. Başkadının hiç olmazsa son yılları konfor içinde geçsin.

Nüfusumuz yaşlanıyor, kadın sayısı artıyor

Hala Avrupa ülkelerine göre oldukça genç bir nüfusa sahip olan Türkiye'de de, nüfus gittikçe yaşlanıyor. Yaşlı olarak sınıflandırılan 65 yaş ve üzeri nüfus, 0-4 yaş grubu çocuk sayısını, kadın sayısı da 1940'dan bu yana ilk kez erkek sayısını geçti.
5'er yıllık gruplar itibarıyla 20-24 yaş grubunda 7 milyon 309 olan nüfus, 0-4 yaş grubunda 5 milyon 534 bin 328'e kadar indi. Bu da nüfus artış hızının 20 sene önceye göre oldukça hızlı bir şekilde düştüğünü gösteriyor.

 

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün 7 Şubat 2003 tarihli ve Devlet İstatistik Enstitüsü'nün 1990 yıl verilerinden yapılan karşılaştırmalara göre, 0-4, 5-9 ve 10-14 yaş grubu nüfuslarda büyük düşüşler görülürken, 70-74, 75-79 ve 85 yaş ve üzeri nüfusta çok büyük bir artış yaşandı.

    

0-14 YAŞ GRUBUNDA NÜFUS AZALIRKEN, 85 YAŞ ÜZERİNDE 5'E KATLADI

    

1990-2003 döneminde toplam nüfustaki yüzde 24.9'luk artışa karşın,0-4 yaş grubu nüfus yüzde 7.1, 5-9 yaş grubu yüzde 4.9, 10-14 yaş grubu yüzde 6.2 oranında azaldı. Bu dönemde 0-4 yaş grubu nüfus 420 bin azalışla 5 milyon 534 bine, 5-9 yaş grubu 339 bin azalışla 6 milyon 560 bine, 10-14 yaş grubu 429 bin azalışla 6 milyon 463 bine indi.

 

Buna karşın aynı dönemde 85 yaş ve üzeri nüfus 5 katına çıktı. 1990 yılında 85 yaş ve üzeri nüfus 174 bin 937 iken, 2003 yılında bu rakam yüzde 411.3 artışla 894 bin 528'e yükseldi ve 5 katına ulaştı. Bu dönemde 70-74 yaş grubu nüfusu yüzde 182.7, 75-79 yaş grubu nüfusu yüzde 152.2, 80-84 yaş grubu nüfusu yüzde 76.7 arttı.

    

90 YAŞ VE ÜZERİ NÜFUSUN YÜZDE 70.8'İ KADIN...

    

2003 yılında 65 yaş ve üzerindeki nüfusün 5 milyon 664 bin 684 olduğu Türkiye'de, 95 yaş ve üzerinde 73 bin 901'i erkek, 179 bin 4'ü kadın olmak üzere 252 bin 905 kişinin olduğu dikkati çekti. 

 

65 yaş ve üzeri nüfusun (3 milyon 341 bin 962) yüzde 59'unu kadınlar, yüzde 41'ini ise erkekler oluşturdu. 50-54 yaş grubunda kadar erkek nüfustan az olan kadınlar bu dilimde öne geçerken, 90 yaş ve üzerindeki nüfusta kadınların payı yüzde 70.8'i geçiyor. 90 yaş ve üzerinde 401 bin 153 kadın varken, erkek sayısı sadece 165 bin 317'de kalıyor.

    

KADIN NÜFUS 1940'DAN BERİ GEÇEMİYORDU

    

Trablusgarp, Balkan, 1. Dünya ve Kurtuluş savaşları nedeniyle erkek nüfusunun azaldığı Türkiye'de, 1935 yılında 7 milyon 937 bin erkek, 8 milyon 221 bin de kadın vardı. Erkek nüfusu 1941 yılında kadın nüfusu geçti. 


1940'da Türkiye'de 8 milyon 899 bin erkek, 8 milyon 922 bin de kadın vardı. Bu rakamlar 1941 yılında 9 milyon 85 bin erkek, 9 milyon 56 bin de kadın olarak değişti. Bu tarihten itibaren erkek nüfus sürekli kadın nüfustan fazla oldu. 2003'e geldiğimizde (7 Şubat 2003 itibariyle) nüfus 70 milyon 534 bin 746'ya ulaşırken, bu nüfusun 35 milyon 362 bin 782'sini kadınlar, 35 milyon 171 bin 964'ünü ise erkekler oluşturdu.

. Yaşlı kadınlar hakkinda aciklamalar Yaşlı kadınlar konusunda bilgiler

 

Kadınlar hakkında Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 15
Şeker Hastalığı Açlık Tokluk kan şekeri kaç olmalı
Okunma: 14
İshal nasıl geçer
Okunma: 11
Referandum nedir?
Okunma: 8
Çocuklarda Yaz İshali
Okunma: 7
Tansiyon düşüklüğü ve tedavisi
Okunma: 6
Gerdek gecesi
Okunma: 5
İstanbul havuz rehberi
Okunma: 5
Kolesterol Nasıl Düşürülür
Okunma: 4
Enerjik olmak için ne yapmalı
Okunma: 4
Rus turistlerin tercih ettiği oteller
Resim
Adaçayının Yararları
Adaçayının Yararları

 |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!

Saglikarsiv Sigorta Kadınlar İçin Blog