Çizildiği ilk günden itibaren gazete sayfalarında özgürlüğünü ilan eden kötü kız, çizeri Ramize Erer'in de hakimiyetinden çıktı. Ramize Erer, ‘‘Onun yapabileceği en kötü şeyi ben dahi tahmin edemiyorum’’ diyor. Yaşamın her alanında rastladığı, ilişkilerdeki acımasızlıkları ve kötülükleri yüklediği Kötü Kız'ın hızına yetişemiyor ama çizerken çok eğleniyor.
Kendine güveni sonsuz, acımasız, intikamcı, rahat, feminist, umursamaz, hemen hemen tüm erkeklerle yakından ilgilenen, birçok kadının korkulu rüyası Kötü Kız. Onu korkutan tek şey masumiyet. Kaynağını tamamıyla hayattan alan ama, bir o kadar da sıradışı bir tip. İlk okunduğunda bir erkek tarafından çizildiği düşünülen Kötü Kız karakterinin yaratıcısı Ramize Erer. Bu karikatürü çizmeye başladığı ilk günlerdeki tek endişesi, günlük gazete okurunun bu tipi kabullenip kabullenemeyeceği olmuş. Ancak başladıktan bir iki hafta sonra işten kovulacağını düşünen Ramize, Kötü Kız'ın okurlarda bağımlılık yapmaya başladığını görünce, düşünülmesi bile imkansız birçok kötülüğü yüklemiş ona.
ATILIR MIYIM?
Kötü Kız'ın doğumu sancılı mı oldu?
- Kötü Kız'ın doğmasına karar verebilmek oldukça zordu. Daha önce hiç gazeteye uygun karikatür çizmemiştim. Gazete okurunun kaldırabileceği bir tip mi diye şüphedeydim. Fakat yapmak istediğim ve yapabileceğim tek şey bu olduğu için denemek istedim. 2-3 hafta sonra atılırım diye düşünüyordum. Çizdiğim tip düşünülürse bana sancılı günler geçirttiğini söyleyebilirim.
Kötü Kız'ı çizerken neye güvendiniz?
- Başka bir gazete okuru bunu bu kadar rahatlıkla kabul edebilir miydi bilmiyorum? Uzun süredir kafamda olan bir tipti. Daha önce, tam tersi, ezik kadını çiziyordum. Ama ben çok farklı bir çevrede yaşayan farklı arkadaş çevresi olan bir insanım. Biraz da o hayatı çizmek istedim. Daha rahat ifade edip daha rahat espri bulabileceğim bir tipti.
ONUN GİBİ OLMAK
Kötü Kız'ı erkekler ve kadınlar farklı mı değerlendiriyor?
- Erkek okurlar Kötü Kız'dan kadınlarla ilgili birçok sırrı öğrendiklerini ve bu anlamda çok faydalandıklarını söylüyorlar. Okurken zevk alıyorlar. Kadınların bir bölümü özdeşleşiyor onunla, olmak istedikleri ama olamadıkları bir tip. Bazıları da onu dışlıyor ve kabul edemiyorlar. Bir genç kadınla sohbet sırasında bana ‘‘Onun gibi olmak istiyorum. Onun gibi olamadığım zaman çok kızıyorum kendime. Bazen onun gibi olmaya ihtiyacım var’’ demişti. Ancak bir taraftan onun gibi olmaktan da korkuyordu. İlişkilerde genellikle her şeye erkekler hakimdir ve biz hakim olunmayı severiz. O kadının korkusu da hakim olmaktan korkmak ve ne yapacağını bilememekti. Zaten önümüzde de Kötü Kız gibi bir model yok.
Bu espriler aklınıza nereden geliyor?
- Bu benim işim. Olaylara bu yönüyle bakmak yani. İnsanlar çizerleri karikatürleriyle öyle özdeşleştiriyorlar ki, bir imza gününden örnek vereyim, ezik kadın tiplemesini çizdiğim sıralarda düzenlenen bir imza gününe 50 yaşlarında iki çocuklu, bir kadın gelmişti, Ramize Hanım'ı arıyorum dedi, 'Benim' dediğimde kadının yüzünde korkunç bir hayalkırıklığı belirdi. ‘‘Ben kendi yaşlarımda, çocuk sahibi birini bekliyordum. Onunla konuşmaya gelmiştim bu yaşta öyle şeyler senin aklına nereden geliyor’’ dedi ve gitti.
Sizin etrafınızda Kötü Kız’lar var mı?
- Hayatın içinde böyle ilişkiler ve insanlar var. Ben onları Kötü Kız'da en uç noktada çiziyorum. İş ilişkinizden sevgilinizle ilişkinize, arkadaşlarınızla ilişkinize kadar her alanda bunları yaşıyorsunuz zaten. Çizmesi de o kadar zor değil.
BENİ AŞTIĞI OLUYOR
Kötü Kız'ı nasıl kontrol ediyorsunuz?
- Yaratma sürecinde ona hakim değildim. Tam olarak nerede nasıl davranacağını bilmiyordum. Günlük gazetede, okuyucunun bu gün onun ne yapacağını merakla beklediğini bilmek de gerginlik yaratıyordu. Günahınızla sevabınızla oradasınız ve okur sizi izliyor. Çok kolay değil espri bulmak ona. Fakat bir süre sonra kafamda matematiği oluştu, çok netleşti. Nerede ne yapacağını tahmin edebiliyorum. Ama bazen beni aştığı oluyor. Kendimi aşıyorum onu çizerken. Çok şaşırıyorum ben bu espriyi nasıl buldum diye. İşinizi iyi yapmakla ilgili bir şey. Açıkçası bu kadar kabullenilebilir olacağını beklemiyordum. Antipatik gelebilir diye düşünüyordum ama çok seviyor insanlar.
TİPİ DEĞİŞTİ
Böylesine uçuk bir tipi klasik Türk kadını standartlarında çiziyorsunuz...
- Evet. Kötü Kız, başlangıçta dazlak ve kızıl saçlıydı. Çok uçuk bir tipti ama daha sıradan bir kız çizmeye karar verdim sonra. Birçok kadının özdeşleşmek isteyeceği bir tip çizdim.
Kötü Kız'ın evlenme ya da çocuk doğurma ihtimali var mı?
- Kesinlikle yok. Böyle bir gelişme olursa tip biter, onun şu andaki haliyle kalması gerekiyor.
HERKESİ EZER
Ailesi var mı?
- Var ama ailesinin üzerine çok fazla gitmedim. Olursa bir ‘‘Abi’’ karakteri çizilebilir. ‘‘Abi’’sinin de çok özel olması gerekiyor. Yan karakter olarak onun kötülüğünü daha da ortaya çıkartacak tip olmalı. Bu da çok kolay değil. Bir kız arkadaş da çizebilirim ona. Ama çok baskın bir karakter olduğu için ikinci bir tipi kaldırmıyor. Başta Nadide çiziyordum, yanına bir Ezik çizdim. Ezik o kadar baskın bir karakterdi ki, Nadide'yi ezdi, geçti. Herkes Ezik'ten bahsetti. Ama Kötü Kız çok farklı. Yanına kimi koysam ezecektir, o yüzden onu yalnız çiziyorum.
BENİ DE ŞAŞIRTMALI
Kötü kızın yapabileceği en kötü şey ne olabilir?
- Hiç bilmiyorum ben de. O gün aklıma nasıl bir espri geliyorsa ona bağlı. Çok sınırlandırmıyorum kafamda çünkü insanları şaşırtması lazım. Beni de şaşırtmalı. Beni şaşırttığı sürece heyecan veriyor, okura da okuma heyecanı veriyor.
Peki, Kötü Kız'ın çekindiği ve başa çıkamayacağı şey ne olabilir?
- Masumiyet.
CİNSEL TACİZ
Belli bir işi var mı?
- Part time işlerde çalışıyor. Çocuk bakıcılığı yapıyor. Çok fazla çalışırken göstermedim. Bir kere iş başvurusunda bulundu. Ama patronuna cinsel taciz uygulayamayacağını görünce işi kabul etmedi.
Bir taraftan da Tehlikeli İlişkileri'i çiziyorsunuz
- Tehlikeli İlişkiler'e ortadan espriler buluyorum, gündelik hayatla ilgili. Aslında Kötü Kız ve Tehlikeli İlişkiler'i aynı zamanda çizmek beni rahatlatıyor. Farklı çizgiler üzerinde yoğunlaşmış oluyorum. Bana nefes aldırıyor. Yoksa sıkılırdım.
İLK ONA GÖSTERİRİM
Siz Bezgin Bekir'in çizeri Tuncay Akgün ile evlisiniz? Eşinizin de çizer olması hayatınızı nasıl etkiliyor?
- Eşim en rahat konuşabildiğim insan. Konusunda profesyonel ve güvendiğim biri. Çizdikten sonra ilk ona gösteririm. Onun yorumları benim için önemli. 6 yıldır evliyim, ondan önce de hep birlikteydik.
Peki Bezgin Bekir ile Kötü Kız biraraya gelirse?
- Karikatür çok farklı. Kim kimi etkileyebilir diye düşünüyorum. Belki Bekir, Kötü Kız'ı bezginleştirebilir. Bilmiyorum düşünmem lazım. Belki de birbirlerini farketmeden geçip gidecekler.
BÜTÜN ERKEKLER
Peki Bezgin, Kötü Kız'ın ilgi alanına giriyor mu?
- Onun ilgi alanına girmeyecek erkek olamaz.
Eşiniz, Tuncay Akgün gerçekten de bezgin mi ?
- Tuncay hep uzun oturuşta. Giderek Bezgin'e benziyor. Bezgin değil ama Bezgin Bekir'liği seven bir adam.
İÇİNE KAPANIĞIM
Bir de 2 yaşında oğlunuz var...
- Henüz çok küçük ama kalemlerin arasında büyüyor. Ayrıca dikkat ettim kalemi de çok iyi tutuyor. Karalamayı çok seviyor. Benimle birlikte karalıyor bir şeyler. Sanatçı olmasını çok isterim. Çünkü sanatçılar hayatın keyifli yanını yaşamasını biliyorlar. Oğlum, en zor şartlarda bile çizmeye alıştırdı beni.
Kötü Kız'ın çizeri nasıl bir insan peki?
- Akademi, Resim Bölümü mezunuyum. Daha önce ailemle oturuyordum. Rahat bir aileydi, rahat bir çocukluk ve gençlik yaşadım. Mizahçı deyince insanların aklına çok daha sıradışı tipler geliyor. Aslında tüm mizahçılar mütevazı ve normal bir hayat sürer. İçine kapanığım, aslında, söyleyemediğim çok şeyi Kötü Kız'a söyletiyorum.
KLASİK TÜRK KADINI
Sizin erkeklerle ilişkileriniz nasıldı?
- Klasik Türk kadını gibi... Biraz daha güçlü olmak isterdim ama değilim. Kötü Kız olmasını istediğimiz tavrı da sergiliyor. Çok güçlü bir kadın. Erkek gibi özgürce, etrafı önemsemeden erkeklerin rutin halini o kadın olarak yaşıyor. Erkekler hep böyle yaşıyor ama sözü bile edilmiyor. Ancak Kötü Kız tipi bile çizgi olmasına rağmen tepki alabiliyor. O tipten gerçekmiş gibi etkilenibiliyor bazı okurlar.
Kadın mizahçı olmanın avantajı, dezavantajı...
- Avantaj yaşadım en başında. İki yüz erkeğin içinde tek kızdım ben. Bana hemen bir masa verildi. Ancak önümde bakıp da etkileneceğim örnek bir kadın çizer yoktu. Hep bir ustayı örnek alırsınız sanatta. Onu taklit edersiniz. Çizgide erkekleri örnek aldım kendime, o yüzden dünyamı kurmakta zorlandım. Çünkü mizah ve karikatür benim karşımda bir erkek dili olarak kalıyordu. Arkadaşlar sekreter çizerken patronun kucağında çiziyorlar. Ama ben oradaki sekreterle kadın kadına konuşuyorum. Kadın muhabbeti yapıyoruz. Aynı problemleri yaşıyoruz çünkü.
Ramize Erer, artık Türkiye’nin tanıdığı bir karikatürist. Onun hayatında tehlikeli ilişkiler büyük yer tutuyor. Çünkü Erer tiplerini, hayatın tam içinden çekip çıkarıyor...
‘‘Tehlikeli İlişkiler’’ diyorsunuz. Aslında onlar hayatın gerçekleri değil mi?
Espri bulurken gerçeği buluyorum aslında, absürd birşey yapmıyorum sonuçta. Çok acıklı bir olayın komikliğini yakalıyorum. En komik olanlar da en acıklı, en trajik olanlardan çıkıyor. İlişkiler, iki kişilik yaşanılırken aslında çok hüzünlü ve acı. Canı yanıyor insanın. Üçüncü bir kişi girmişse, anlatırken gülebiliyor. Belki siz aynısını yaşamışsınız, ama bir filmde gördüğünüzde yabancılaşıyorsunuz. Kendi yaşadığınız acı şeyin aynısına gülmeye başlıyorsunuz. Bence Woody Allen'ın filmlerini o yüzden seviyoruz. Aslında hepimiz kendimizi buluyoruz, çok gerçek onlar.
Entrikayla aranız nasıl?
Çizdiklerimde entrikayı en çıplak haliyle sunduğum için, entrikaymış gibi algılanan şey, aslında çıplaklık oluyor. Böyle adamlar, kadınlar ve özellikle çocuklar var; bizimle oyun oynayan ve çıplak olan.
Çizdiğiniz kahramanların yanında, dışında, karşısında, neresindesiniz?
İçindeyim. O tiplerle birlikteyim. Masa başında dışına çıkıyorum. Çizer olarak bakıyorum ve onlara hakim olabiliyorum. Hayatın içinde ben de hakim değilim onlara. O çizdiğim tipler gibi saçmalıyorum, bazı durumlarda kendime güvenim olmuyor, komik durumlara düşebiliyorum, ama masaya oturduğumda herşey benim kontrolümde. Çevremden: ‘‘Aaa! Sen çözmüşsün’’ü çok duyuyorum. Halbuki hayatın içinde ben de çözmüş değilim. Çizerken birşeyi göstermiş olduğum için çözmüşüm gibi algılanıyorum, ama ben de diğer insanlar gibi yaşıyorum.
Kadınlar daha açık
Yine de, karikatürcülerin yaşamla ilişkisinde bir donukluk, bir yorgunluk seziliyor. Sizde de o var. Orası, izleyip, kimseyle paylaşamadığınız bir yer mi?
İşinizi yaparken ustalaştıkça, çok şey görmeye başlıyorsunuz. Bu da sizi yaşadığınız şeylere karşı yabancılaştırıyor. Doyasıya dans edemiyorsunuz. Yaşarken hep izleyici pozisyondasınız. Mesela, ben hiçbir mizahçının gerçekten kendinden geçerek, herkesi unutarak, kalabalığın ortasında dans edebileceğini zannetmiyorum. O anda bile kendini izliyordur. Kontrolcü bir ruh haline bürünüyorsunuz. İnsan kendini zabıta gibi hissediyor. Şimdi o kadar değil; insanlarla ilişkilerimde daha rahatım, ama çizerlerden de uzaklaştım biraz.
Kiminle konuşsam, kadınların mizahtan ne kadar iyi anladığını duyuyorum. Madem böyle, mizah ya da karikatür neden kadınların ‘‘Halkla İlişkiler’’ kadar sivrildiği bir meslek olamıyor?
Kadınlar kendi aralarında komik olabiliyorlar, ama erkeklerle beraberken espri yapmıyorlar. O erkeğe bırakılan bir alan çünkü. Kadınların fıkra anlatma cesareti yoktur. Erkekse hemen, çok rahat fıkra anlatmaya başlar, onların böyle bir güvenleri var. Kadınlar o kadar kendilerine güvenmiyorlar dışarda. Klasik kadın tipine uymuyor mizah yapmak, mizah sert birşey çünkü. Espri yapan erkek etkileyici ve çok popüler olabiliyor, çoğu kadın bunu seviyor. Espri yapan kadın da iyi olabilir, ama zeki kadın aranmadığı gibi, iyi espri yapan kadın da aranmıyor. Başta güzellik geliyor.
Kadın kadının dünyasını içeriden çok iyi çizebilir, ama sizin karikatürlerinizdeki o erkek, o şapşal şey, sizin dışınızda, bir de ancak annesi tarafından çizilebilir gibi geliyor bana. Siz bu gözleme katılıyor musunuz?
O halini annesi biliyordur, doğru. Bir de sevgilisi mesela. Bir erkek, erkeğin her halini çizmek istemez çünkü. Erkekler açıklarını karikatürde de göstermez. Kadınların böyle bir farkı var aslında. Çok açıklar. Kadınların sırlarını veriyorum aslında, ama erkekler sırlarını vermiyorlar. Sırları görmüyor erkek, çünkü itiraf bile etmiyor. Onların erkek erkeğe yaşadıkları durumla çok alakalı birşey bu. Kadınlar birbirlerine ne kadar açıksa, erkekler de bazı alanlarda o kadar kapalı. Bir kadın aldatıldığında şakır şakır ağlayıp, nasıl bir durumdaysa gidip onu anlatıyor. Karşısındaki kadın da: ‘‘Ah canım, vah canım! Şöyle olur, böyle olur, şunu yap, bunu yap’’ diye anında paylaşıyor. Birbirlerini çok iyi bile tanımaları gerekmiyor, belki tanışma muhabbeti bile olabilir bu, dostluk kurma muhabbeti. Bu kadar özel bir durumu bu kadar rahat paylaşabiliyor kadınlar. Ama erkeklerin asla zayıf taraflarını paylaştıklarını zannetmiyorum. Çok dost olmaları gerekiyor. Sevgilim beni terk etti diye, ağlaya ağlaya konuşan iki erkek görmedim ben daha.
Kötü Kız artık seviliyor
Kadınlar da çok şahane fettan ya da fingirdek olabiliyorlar. Fettan, fingirdek bir erkeğe de pek rastlamıyoruz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
Çünkü erkek daha rahat, bir niyeti varsa onu açık açık söylüyor, numara çekmiyor. Belki de fettan ve fingirdek olmak, kadınların kendilerini koruma yöntemi. Varoluşlarıyla ilgili tabii.
Yani gösterip de vermeme durumu mu?
Hepsi var içinde, ama bunların da nedenleri var. Niye gösterip de vermiyor? Bir nedeni var herhalde. Gösterip de herkese verirse hemen adı çıkıyor, ama gösterip gösterip vermezse, bir şeyi sonuna kadar yaşamadın diye kimse ona kötü demiyor. Sonuna kadar birşeyi yaşamadığı için ona ‘‘O.....’’ demiyor. Ama iki, üç kişiyle yattığı zaman: ‘‘Aa! O bana da vermişti’’ oluyor. Belki bunlardan korunmak içindir.
Sizin çizdiğiniz Kötü Kız birşeylerin değiştiğinin ya da değişeceğinin göstergesi değil mi? Kötü Kız bal gibi seviliyor artık.
Seviliyor evet. Hatta bazı kızlar: ‘‘Öyle olmak istiyorum’’ diyor. O kadar rahat ve açık. Kadınlar oyunculuğunun da açık yaşanmasını istiyor tabii. Bence bu önemli birşey. Benim de bir katkım vardır herhalde. Bir kızın: ‘‘Kötü kız bana çok benziyor’’ diyebilmesi bile korkusuzca birşey tabii.
İlk bakışta ağırbaşlı, hanım, prenses taraflarınız seçiliyor. Bunlar hep munis özellikler. Kendiniz hakkında bir karikatür çizecek olsanız ortaya nasıl bir Ramize çıkar?
Ben Kötü Kız'ı da, tüpçüye aşık olan kadını da, Ezik Hanım'ı da çizen biriyim. Tiplerle direkt bağlantım yok. Bana göre yaşlı olan kadınları, ev kadınlarını çiziyordum. Biraz kendi etrafımı ve kendimi de çizmek istedim ve çizerken eğlenmek istedim. Keyif almak isterken, Kötü Kız çıktı. O beni çok eğlendiriyor, keyiflendiriyor ve rahatlatıyor. Düşündüğüm ama çok rahat ifade edemediğim bir şeyi Kötü Kız'a söylettiriyorum. Onun böyle bir önemi var benim için.
Amica Dergisi'nin Temmuz sayısında ünlü karikatürist Ramize Erer'le bir röportaj gerçekleştirildi. Ve Erer, ‘‘Tehlikeli İlişkiler’’ başlığı altında topladığı karikatürlerini nasıl kitaplaştırdığını, Kötü Kızlar'ı, hatta kendini Şebnem Başkan İyinam’a anlattı...
Kadın ve erkeğin farkı
Bir kadının kendini erkeklerden çok daha fazla koruması gerektiğine inanan Erer, toplumda kadın ve erkeğin birbirinden
çok farklı değerlendirildiğini savunuyor. Tabii ki bu yüzden de, kadınlar ilişkilerini gizli yaşamayı tercih ediyorlar.
En iyi kötü kadınlar
Ünlü İtalyan sinema dergisi ‘‘Ciak’’ beyazperdede ‘‘kötü kadın’’ rollerini üstlenen yıldızların listesini yayınladı. ‘‘En İyi Kötü Kadınlan’’ listesinin ilk sırasını Bette Davis aldı. Joan Crawford ikinci, Glenn Close üçüncü ve Sharon Stone dördüncü gösterildi.
Kötü ve güzel
Bette Davis
Joan Crawford
Glenn Close
Sharon Stone
Kathy Bates
Crudelia De Mon
Marlene Dietrich
Barbara Stanwyck
Mae West
Cameron Diaz
Aylık sinema dergisi Ciak'ın ‘‘En İyi Kötü Kadın’’ listesi, okuyucularından gelen oylarla belirlendi. Okuyucular, 1908-1989 yılları arasında yaşayan ve siyah beyaz döneminin en gözde yıldızı olan Bette Davis'i birinci seçtiler. Bette Davis, Aşk Kölesi, Lanetli Orman, Jezebel, Öldürünceye Kadar, Küçük Bebeğe Ne Oldu, Perde Açılıyor gibi dört dörtlük filmlerde rol alarak unutulmazlar arasına girmişti.
İkinci sırada gerçek yaşamında da kötülükleri ile tanınan Joan Crawford yer aldı. Unknown, Grand Hotel, Ömre Bedel Kadın, Johnny Guitar, Küçük Bebeğe ne oldu (Bette Davis ile başrolü paylaştı) ve Kadınlar gibi filmlerde rol alan Crawford, kızına işkence yapmakla suçlanmıştı.
Üçüncü sırayı alan Glenn Close, 101 Dalmaçyalı, Öldüren Cazibe, Marslılar Saldırıyor, Tehlikeli İlişkiler filmlerinde çok başarılı kötü kadın karakterleri çizmişti. ‘‘Temel İçgüdü’’nün kötü kadını Sharon Stone dördüncü, Kathy Bates beşinci, Crudelia De Mon altıncı oldu. ‘‘Mavi Melek’’ Marlene Dietrich ise yedinci oldu.
Kötü kızlar cennete
Adı ‘‘Kaltak’ olan kalın bir kitap elbette ilk başta insanı biraz ürkütüyor ama sayfalarını çevirmeye başlayınca bu korku yerini eğlenceye bırakıyor. Kitabın sivri dilli yazarı Elizabeth Wurtzel ‘‘kaltak’ (bitch) sözcüğünü bir kavram, ‘‘kaltaklık’ı da bir kadınlık durumu olarak ele alıyor. Wurtzel, tarih boyunca gücünü cinselliğinden alan kaltak kadınları anlatırken de Dalila, Jackie Kennedy, Hillary Clinton, Sylvia Plath, Marilyn Monreo, Madonna, Prenses Diana, Courtney Love ve Margaux Hemingway gibi birbirinden cazip örneklerden hareket ediyor. Popüler kültürün bütün inceleiklerine vakıf meraklı bir yazar olan Wurtzel'in kaltak kadınlardan büyük bir sevgiyle ve hayranlıkla bahsettiği kitabı bir ‘‘kız sohbeti’ havasında daldan dala atlayarak ilerlese de uzun bir inceleme ve araştırma sonucunda yazıldığı anlaşılıyor. Harvard mezunu olan ve ‘‘Rolling Stone’ ve ‘‘New Yorker’ gibi dergilere makaleler yazan Amerikalı genç yazar Wurtzel'ın ‘‘Prozac Toplumu’ adlı ilk kitabı da Türkçe'ye çevrilmiş ve büyük ilgi uyandırmıştı.
Yeni kuşak bir feminizm anlayışını benimseyen Wurtzel, akıllıca davranarak kendinden önceki kuşakları toptan karalamıyor, sadece eleştirmekle yetiniyor. Kadınlar kadar erkelerin de ilgisini çekebilecek ‘‘Kaltak’ her kadının kafasının içinde dönüp duran soruları yanıtlamıyor, tersine bu sorulara yeni sorular ekliyor ama yine de insanı heyecanlandırıyor. ‘‘Kendi kirasını kendi ödediği için hiç kimseye hesap vermek zorunda olmayan ve içinde tıkır tıkır işleyen bir saatle yaşamak zorunda kalan’ kafası karışık kızların yaşadıkları sorunlar dünyanın her yerinde aynı çünkü...