Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar hakkında

» Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi

Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi

2010-08-22 21:06:33 Kadinlaricin.net sitesinde Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi

 

Kadının eşitlik kavgası
Avrupa Konseyi, kadınların gelecek yüzyıla erkeklerle eşit statüde girebilmesi için önemli bir adım atarak, kadın-erkek eşitliğini ‘demokrasinin olmazsa olmaz koşulu’ olarak tanımladı.

Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Konferansı, dün İstanbul'da sona erdi. Avrupa Konseyi'ne üye 40 ülkeden 21'inin bakan, diğerlerinin de müsteşar düzeyinde biraraya geldiği toplantının sonunda ‘demokrasi ve kadın erkek eşitliği’ başlıklı bir deklarasyon yayınlandı. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Işılay Saygın'ın da katıldığı bir basın toplantısıyla açıklanan deklarasyonda, demokrasi ile arasında doğrudan bağlantı bulunan kadın-erkek eşitliğinin insan hakları çerçevesinde ele alınması gereği vurgulandı.

Üye ülkelere kadın-erkek eşitliğinin sağlanması açısından çerçeve çizen ve yönlendirici nitelik taşıyan deklarasyonda, kadınlara sağlanan yasal hakların uygulamada kültürel engellere takıldığına işaret edildi. Kültürel engellerin kaldırılması için hükümet, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliğiyle toplumda köklü bir anlayış değişikliğine gidilmesi istendi. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için erkeklerin daha fazla işbirliğine ihtiyaç duyulduğu vurgulanırken, siyasi partilere de kadınların siyasi hayata katılmalarını özendirici tedbirler alması çağrısında bulunuldu. Bakan Saygın, kadınların eşitsizliği kaldırma yönünde kararlı olduğunu belirterek, ‘‘Eşitlik mücadelesinde erkeklerden daha fazla katkı bekliyoruz’’ dedi.

Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi Kadın Erkek Eşitliği Raportörler Grubu Başkanı Büyükelçi Rıza Türmen de deklarasyonun kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında ‘sağlam bir zemin’ oluşturduğunu belirterek, ‘‘Bundan sonrası artık hükümetlere düşüyor’’ dedi.


‘Reis koca’ya son
Adalet Bakanlığı'nın hazırlattığı yeni Medeni Kanun Tasarısı, ‘‘Koca evlilik birliğinin reisidir’’ hükmünü kaldırıyor. ‘‘Karı ve kocanın eşitliği’’ni kabul eden tasarı, 17 Şubat'ta Bakan Sungurlu'ya sunulacak. Tasarı, evlilik birliği içinde edinilen malların eşit bölüşümünü de öngürüyor.

Yeni Medeni Kanun Tasarısı, ‘kocanın reisliği’ sona erdirilirken, ‘kadın-erkek’ eşitliği de sağlandı. Eskisinin kabul edilişinin yıldönümü olan 17 Şubat'a yetiştirilecek olan yeni Medeni Kanun Tasarısı'nda ‘Koca evlilik birliğinin reisidir’ hükmü kaldırıldı. ‘‘Evlilikte kocanın üstünlüğü’’ yerine, ‘‘karı ve kocanın eşitliği’’ kabul edildi. Çocukların velayetinde kocanın oyunun üstünlüğü uygulamasına da son verildi. Çocukların velayeti ve geleceği konusunda kadın ve erkek eşit söze sahip olacaklar. Mevcut yasa çerçevesinde mahkemeler velayet konusunda kocanın sözüne üstünlük tanıyorlardı. Yeni Medeni Kanun, evlilik birliği içinde elde edilen, ancak kocanın üzerine tapulu olan mallardan kadına da eşit oranda pay veriyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Medeni Kanun Komisyonu, çalışmalarını bayram sonrası tamamlayacak. Komisyon, yeni Medeni Kanun Tasarısı'nı, 17 Şubat'ta Bakan Oltan Sungurlu'ya teslim edecek. Böylece, 17 Şubat 1926'da TBMM'de kabul edilen Medeni Kanun'un yerine, 72 yıl sonra hazırlanan yenisi yetiştirilmiş olacak. Bakanlık yetkilileri bayramdan sonra bir toplantı daha yapılarak, yeni Medeni Kanun'a nihai şeklinin verip, Bakanlığa teslim edileceğini açıkladılar. Yeni tasarıda Medeni Kanun'daki kadın-erkek eşitliğine aykırı maddeler ayıklandı. Dünya hukuk sistemlerinde tam karşılığı bulunmayan, Türkiye'ye özgü bir mal rejimi getirildi. Türk hukukçuları tarafından geliştirilen yeni model, ‘Paylaşmalı mal ayrılığı’ olarak adlandırıldı. Bu modele göre eşler, boşanma halinde, evlilik birliği içinde edinilen ancak, diğerinin üzerine tapulu mallardan hak talep edebilecek. Mahkemeler, bilirkişi incelemesi yaptırarak, evlilik birliği içindeki dönemde alındığı tesbit edilen mallardan eşlere pay verecekler.

MAL BÖLÜŞÜMÜNDE EŞİTLİK

Halen yürürlükte olan sistemde kadın, evlilik birliği içinde elde edilmesine rağmen, kocanın üzerine olan mallardan hak talebinde bulunamıyor. Bakanlık yetkilileri, sistemin amacının belli bir işi ve geliri olmayan ev kadınların boşanmadaki mağduriyetlerinin önlenmesi olduğunu açıkladılar. Yetkililer, ‘‘Kadının evde yaptığı temizlik, yemek, çocuk bakımı gibi işlerin bir maddi karşılığı vardır. Bunların maddi toplamı evlilik birliği içinde mal edinilmesini sağlamaktadır. Mahkemeler, artık kadına da pay veren yeni sistemi uygulayacaklar’’ dedi.

Kadına ayrı ikametgah
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Medeni Kanun Tasarısı, evli çiftlerin tek bir ikametgahı olabileceği hükmüne de son veriyor. Başka bir yerde çalışan kadının, kocasından ayrı ikametgahı olabileceği benimsendi. Kadının ikametgahının, kocanın ikametgahı olduğuna ilişkin hüküm ise kaldırıldı.

Kadınsız demokrasi
TBMM Kadın Sorunlarını Araştırma Komisyonu'nun Raporu'na göre, dünya parlamentolarında 10 erkeğe 1 kadın oranına karşılık, bizde 100 erkeğe 2 kadın temsilci düşüyor. 39 bakandan yalnız 2'si kadınken, yerel yönetimlerde kadın ancak 0.3-0.8 oranında yer alabiliyor. Çoğu işi başarıyla yürütmelerine rağmen yönetici yapılmayan kadının işgücü, özellikle tarım alanında yönlendiriliyor.

Siyasi Partilerin seçimden seçime hatırladığı kadınların profilini ortaya çıkaran araştırmalar, durumun ‘solda sıfır’ olduğunu ortaya koydu. Kadınların temsil oranlarının en vahim olduğu alanlar ise yerel yönetimler. Belediye meclisleri ve belediye başkanlıklarındaki kadınların oranı yüzde 0.3 ile 0.8 olarak belirtiliyor.

TBMM Kadının Sorunlarını Araştırma Komisyonu'nun raporu, kadınların siyasette, yerel yönetimlerde ve karar mekanizmalarındaki durumunu ortaya koydu. Buna göre, dünyada işlerin yüzde 70'ini kadınlar yapıyor, ancak üretilen refahın sadece yüzde 1'ine sahip bulunuyorlar. Durumu ‘Kadınsız demokrasi’ olarak nitelendiren rapora göre, kadınların karar mekanizmalarındaki oranı yüzde 10'u geçmiyor. Rapordaki çarpıcı rakamlar şöyle:

KADINSIZ MECLİS

Dünya parlamentolarında durum ortalama 10 erkeğe 1 kadın oranındadır. Bu durum Türkiye'de 100 erkeğe 2 kadın temsilci düzeyindedir. Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerle kıyaslandığında İsveç'te yüzde 40, Norveç'te yüzde 36, İngiltere'de yüzde 18, Fransa'da yüzde 11, Türkiye'de ise bu oran yüzde 2.3'dür.

GELENEKSEL BAKANLIK

Bu ülkelerde kabinedeki kadın bakanların oranı yüzde 27 ile yüzde 50 arasında değişmektedir. Türkiye'de 39 bakanın yalnızca 2'si kadın olduğu için oran yüzde 5'e düşmektedir. Kabinedeki görev dağılımı da gelenekseldir. Ekonomi, enerji, savunma ve dış politika gibi bakanlıklar erkeklere, çevre, sosyal güvenlik, kadın erkek eşitliği ile ilgili bakanlıklar ise kadınlara verilmektedir.

BELEDİYELER

Kadınların temsil oranlarının en vahim olduğu alan yerel yönetimlerdir. İl genel meclisi üyelerinin yüzde 0.8'i kadındır. Belediye başkanlarının yüzde 0.4'ü kadınlardan oluşmaktadır. Bu oran Avrupa Konseyi ülkelerinde yüzde 40 ile yüzde 8 oranında değişmektedir.

KADIN YÖNETİCİ OLMAZ

Kamu yönetimindeki kadının durumu da farklı değildir. Genel idare hizmetlerinin yüzde 32'si, sağlık hizmetlerinin yüzde 65'i, eğitim ve öğretimin yüzde 43'ü kadınlar tarafından yürütülmesine rağmen, ‘yönetici kadınlar’ oldukça azdır.

ERKEK HAKİMİYETİ

47 müsteşarın 1'i, 105 müsteşar yardımcısının 5'i, 171 genel müdürün 13'ü, 662 genel müdür yardımcısının 68'i, 126 başkanın 11'i, 2 bin 145 daire başkanının ise sadece 400'ü kadındır. Şu anda tek kadın vali yoktur. 806 kaymakamın sadece 3'ü, hakim ve savcıların ise sadece yüzde 18'i kadındır. Kadın avukatların oranı yüzde 29, kadın noterlerin oranı ise yüzde 15'dir.

KADIN TARIM İŞÇİSİ

Türkiye'de kadın işgücü tarım kesiminde yoğunlaşmıştır. Tarım alanında işgücünün yüzde 75'i kadındır.

Nasıl bir kadın erkek eşitliği?
 
8 Mart; Dünya Kadınlar Günü olarak kabul ve ilân edilmiş. Kim düşünmüş ve kararlaştırmış bu Kadınlar Günü’nü? İşin içinden acaba “Anneler Günü”nde, “Babalar Günü”nde, “Sevgililer Günü”nde olduğu gibi ticarî hesaplar mı var? Kadınlar Günü’nden maksat ne? Milliyet Gazetesi’nde Zeynep Oral şöyle yazıyor: “Biliyorum, bu sene de bir günü, bir konuya ayırıp kutlamak falan kimilerinin çok sinirine dokunuyor. Ama dokunmasın. Bu ülkede gerçek bir kadın-erkek eşitliği sağlanıncaya dek sıkın dişinizi.”
Bu ülkede “gerçek bir kadın-erkek eşitliği sağlamak” isteyenleri hüzünle dinliyor ve okuyorum. Ne demektir “gerçek mânada kadın-erkek eşitliği?” Bu nasıl sağlanabilir? Gerçek mânada kadın-erkek eşitliğini sağlayanlar kadınların dostları mıdırlar düşmanları mı?
Yüzlerinde hiçbir merhamet çizgisi bulunmayan bâzı beyinsiz yaratıkların, kadınlarla ilgili kanaatlerini utanarak dinliyorum: Diyorlar ki: “Kadının karnında sıpası, sırtında sopası eksik olmayacak.” Kendi yavrusuna “sıpa” gözüyle, kafasıyla bakan, yani eşekleşen bir adamın eşini çiftelemesine hangi vicdan sâhibi acımaz, hayıflanmaz.
Kadın varlık sebebimizdir. Hayatımızı mânâlandıran güzelliktir. Sevgilidir, eştir, anadır, ninedir! Kadın aziz ve mübarektir! Kadın nasıl hakir görülür, geri bırakılır, ezilir, dövülür? Sivas’tan, yüksek tahsil için Ankara’ya geldiğimde, uzun süre yanında dikkatle oturup kalktığım, derin bir saygıyla konuştuğum çok yakın bir akrabamın zaman zaman eşini dövdüğünü öğrenince, ondan nefret ettim. Ve ona o kadar kırıldım ki, öldüğünde cenazesine bile gitmedim. İçimden gelmediği için gidemedim. Ve sonra kendi kendime çok düşündüm: Babam, anneme bir tek tokat bile vursaydı, evimizi terk edebilirdim.
Bu sütunda, elbette ben, kendi kanaatlerimi yazıyorum. Bana göre: “kadının karnından sıpası-sırtından sopası eksik olmayacak” diyenlerle “gerçek bir kadın-erkek eşitliği savunanlar” arasında hiçbir fark yoktur. Bu iki görüş de yanlıştır, kabalıklarla, facialarla yüklüdür. Allah’ın gerçek mânada eşit yaratmadığı varlıkları kim eşit hâle getirebilir veya niçin getirmeliyiz?
Ben, “gerçek mânâda kadın-erkek eşitliğini” Sovyetler Birliği’nde gördüm. Kadınlarla erkekler eşit hâle getirilmiş, ama kadın, kadınlıktan çıkmıştı. Dağ başlarında kazma-kürekle yol işlerinde çalışan kadınlar gördüm. Kömür ocaklarında, erkeklerle birlikte kakaran kadınlar gördüm. Demir-çelik fabrikalarında, bilmem kaç derecelik fırınlar önünde, potalara demir eriyiği döken kadınlar gördüm. Kadınlıktan çıkmışlardı. Elleri, yüzleri, gözleri, saçları adeta çığlıklar koparıyordu. Adeta: “Bizi bu ağır işlerde çalıştıran bir zihniyete lânet olsun!” diyorlardı. Bakü’de sabahın çok erken saatlerinde, o büyük “Azatlık Meydanı”na belki elli yıllık pis bir kamyonla getirilip bırakılan yaşlı kadınların, etrafı süpürmelerine, anlatılmaz bir hüzünle bakardım. Moskova’da, beşbin kişilik Büyük Rusya Oteli önündeki buzları, Zeynep Oral’dan kırk kat daha güzel, zarif Rus kızlarının demir küskülerle kırmaya çalışmaları da yüreğimi kanatırdı.
“Gerçek mânâda kadın-erkek eşitliği” istiyorsanız, kadınları kanalizasyon çalışmalarına da indireceksiniz, asfaltlama işlerinde de çalıştıracaksınız. Eline beş kiloluk bir çekiç vererek demir de dövdüreceksiniz, ona mezbahalarda boğa da kestireceksiniz. Kadından, ağ çekmesini de isteyeceksiniz; gemilerimizi bağlamasını da! Onu gece bekçisi de yapacaksınız, ordularınızı sevk ve idare eden Genelkurmay Başkanı da! Anne olmaya hazırlanan bir kadına, bir de ağırlık kaldırtacak yük taşıtacaksınız. Olur mu? “Olmaz!” diyorsanız “gerçek mânada kadın-erkek eşitliğini” nasıl sağlayacaksınız? Hem kadın-erkek gerçek manada eşit olsun” hem de kadınlar ağır işlerde çalışmasın diyemezsiniz. Böyle eşitlik olur mu?
Erkekler kadınlardan daha mı akıllı? Hayır! Erkekler kadınlardan daha mı becerekli? Hayır! Erkeklerden daha akıllı, daha becerikli kadınlarımız da var. Buna kimse itiraz edemez. Ama erkeğin her işini kadın; kadının da her işini erkek yapamaz. İş alanında gerçek bir eşitlik zulüm doğurur. Kadınlar ağır işlerde kat’iyyen çalıştırılmamalı. Kadın korunmalı, kadın yıpratılmamalı, kadın kat’iyyen erkekleştirilmemeli. Kadın okumalı mı? Elbette! Elbette! Elbette! Kadın nereye kadar okumalı-okutturulmalı? Kadın eğer Müslümansa, bilmeli ki; “İlim, beşikten mezara kadar, kadın ve erkek her Müslümana farz kılınmıştır!” Bilmeliyiz ki en büyük düşmanımız cehalettir. Kadınımızı okutmamak, bir yanımızı karanlıkta bırakmaktır. Bindiğimiz dalı kesmektir. Gaflettir. Dalalettir. Bir kansız cinayettir. Öğretmen olmak, doktor olmak, mimar olmak, kürsü sahibi olmak, iş sahibi olmak...isteyen kadına bu fırsatı vermeli miyiz? Elbette vermeliyiz. Ama onun aynı zamanda, hem ana olmak hem de evinin hanımı olmak vasfını kat’iyyen silmemeliyiz. Kabiliyeti varsa: Kadın siyaset hayatımızda da yer almalı, idare dünyamızda da. Ama kadın, analık vasfını asla kaybetmemeli. Veya kadınımız, hangi alanda eğitim-öğretim görmek istiyorsa, kendisine o imkân verilmeli ama ev idaresinden de, çocuk terbiyesinden de cemiyet nizamından da mutlaka bilgi, görgü sahibi olmalı. Kadının analık vasfını kaybetmesi, (insanlık açısından) büyük bir tükenişin birinci kapısını aralar. Bazı Avrupa ülkelerinde gördüm. Yüksek tahsilden geçen, kanun karşısında erkeklerle eşit haklara sahip olan kadınlar, analık vasfını kaybedince, kucaklarında kendi çocukları yerine süslü bir köpek taşıyorlar. Veya sokaklarda, çocuklarıyla değil de tasmalı köpeklerle yürüyorlar. Öylesi kadınların, kendi ülkelerine nasıl acı bir son hazırladıklarını öğrenmek için, o ülkelerin idarecilerini, siyasîlerini dinlemek lâzım.
6 milyon kadınımızın okuma-yazma bilmemesinden şikâyetçi olanlar var. Bu, elbette dehşetli bir durum. Bu ayıptan kurtulmalıyız. Peki ya madalyonun öteki yüzü? Okuma-yazma bilen kadınlarımız kitapla barışık mı değil mi? Evlerimizin % 95’i hâlâ neden kitapsız-kütüphanesizdir.
Mutlak mânâda kadın-erkek eşitliğinden bahsedenler, milletvekili sandalyelerinin en az % 32’sinin kadınlara ayrılmasını istiyorlar. Yani, kadınların, kontenjanla, tayinle Meclise girmesini teklif ediyorlar. Niçin? Bu istek, kadın-erkek eşitliğine sığar mı? Kadınlarımızdan siyasete ilgi duyanlar, çıksınlar halkın karşısına, girsinler erkeklerle mücadeleye ve bileklerinin gücüyle (% 32 ne demek?) % 50 nisbetinde seçilip gelsinler Meclisimize. Kadın-erkek eşitliğini isteyenler, işin hep kolayında ve edebiyatındadırlar.

Kadın-erkek eşitliği olmadan demokrasi olmaz
Başbakan Mesut Yılmaz, Türk kadınının toplum içindeki konumunu iyileştirme konusunda kararlı olduğunu belirtirken, kadın ve erkeklerin tüm karar alma mekanizmalarına eşit katılımı sağlanmadan, gerçek demokrasiye ulaşılamayacağını söyledi. Mesut Yılmaz, dün İstanbul Conrad Otel'de başlayan Avrupa Konseyi 4'üncü Avrupa Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakanlar Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, Atatürk'ün kadının oynadığı önemli rolün farkında olduğunu belirterek, ‘‘Kadınlara eşit muamele etmeyen ve ayrımcılık yapan bir siyasal rejim, demokrasi olarak nitelendirilemez’’ dedi. Yılmaz, hükümetin kadın-erkek eşitliğine duyarlı olacağını ve bu anlamda dengeyi sağlayacak politikalara yönelik her türlü çabayı destekleyeceğini vurguladı.

SAYGIN BAŞKAN SEÇİLDİ

Avrupa Konseyi'ne üye 40 ülkeden 21'inin bakan, diğerlerinin de müsteşar düzeyinde katıldığı konferansın başkanlığına, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Işılay Saygın seçildi. Saygın konuşmasında, konferansın kadın-erkek arasındaki eşitliğin sağlanması ve demokrasi için mesafe alınması yolunda önem taşıdığını söyledi.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Daniel Tarschys de, demokrasinin, erkeklerin elinde yönetildiğini savunarak, buna en somut örnek olarak Avrupa Konseyi'ne üye 40 ülke arasında sadece bir devlet başkanının kadın olmasını, bazı ülkelerde kadın bakan bile bulunmamasını gösterdi.

Bugün sona erecek konferansın sonunda kadın-erkek eşitliğine ilişkin politikaların yer alacağı 'İstanbul deklarasyonu' yayınlanacak.

Evin yükünü kadınlar taşıyor
Fransa'da eğitim seviyelerinin erkeklere göre daha yüksek olmasına karşın kadınlar hem daha önemsiz görevlerde çalışıyor (5 bin büyük şirketteki yöneticilerin sadece % 7'si kadın) hem de eşit işe % 24 daha az ücret alıyor. Kadınlar şimdi ‘Günde ortalama 3.5 saat eve ayırarak ve ev işlerinin % 80’ini üstlenerek iş eşitliği elde etmemiz mümkün değil' diyor.

Dünyanın geleceği daha kadınsı
 
Artık çocuklar, yarınların umudu falan değil. Çünkü kadınlar hem nüfus hem de nüfuz olarak yarınlara hakim olmak için, müthiş atağa geçmiş durumdalar. Biz belki göremeyeceğiz; ama, dünyanın geleceğinin daha kadınsı olacağını, erkek uzmanlar bile söylüyor..
Yarın New York’ta başlayacak “Kadın’2000-Eşitlik, Gelişme ve Barış Konferansı”, bu konuda önemli bir kilometre taşı olacağa benziyor. Dünyanın her tarafından binlerce gönüllü kuruluş (NGO) temsilcisi kadınların katılacağı bu dev konferans, Birleşmiş Milletler’in himayesinde yapılıyor..
Dünyanın en hızlı kadın hakları savunucularından ve ateşli feministlerden tutun, onları çılgınca destekleyen erkeklere kadar herkes, 5 yıl önce Çin’de-Pekin’de yapılan benzer konferans sonrasında aldıkları mesafeyi tartışacaklar..
Tartışsınlar bakalım.. Bence ve Türkiye için bir mahzuru yok!.
Bence hiç mahzuru yok, dedim. Zira, kadınları her zaman destekleyen bir erkek olarak konferansa kaydımı aylar öncesinden yaptırmıştım.. Zaten sadece kadınların konferansalarına değil, başka aktivitelerine de elimden geldiği kadar karışmaya ve katılmaya çalışıyorum..

Söz sahibi kadınlar
Mesela dün Washington’da göğüs kanseriyle mücadele için yürüyen ve koşan kadınların aktivitesine, eğer sabahın kör saatinde (7:30’da) olmasaydı ve eşim-sultanım beni uyandırmış bulunsaydı, hiç süphesiz katılacaktım..
Başta sefiremiz Nur İlkin hanımefendi olmak üzere buradaki Türk misyonunun seçkin hanımefendilerinin bu destek yürüyüş ve koşusuna, kiloma ve nefesimin kesileceğine aldırmadan iştirak edecektim.. Maalesef uyanamadığım-uyandırılmadığım için katılamadım.. Çok üzgünüm.. Ancak bunu telafi edeceğim.. Eğer erkekler yakında prostat kanseriyle mücadele mitingi yaparlarsa, buna eşitlik bozulmasın diye iştirak falan etmeyeceğim..
Ayrıca kendimi bildim bileli evimizde hep kadın hakim olmuştur. Sevgili anacığım, oğlanları evlenip birer birer yuvadan uçtukça bu hakimiyetini gelinlere kaptırdığı için gerçi biraz bozuk ama, ‘Ana sen yine hiç degilse kendi evinin hakimisin. Ayrıca gelinlerüstü pozisyondasın!’ falan diyerek gönlünü yapıyoruz..
Biliyorsunuz Türkiye için de, kadın konusunda hiçbir problemimiz yok!. Gerçi bazı bozguncu ve fesatlar ülkemizde, ‘Kadının adı yok’ ya da ‘Erkeklere eşit olmak istiyoruz’ falan diyorlarsa da, inanmayın.. Yalancı, onlar..
Kadın haklarında dünyada çok ileriyiz! Avrupa ve Amerika’da kadınlar daha işe bile alınmazken biz 1930’ların başında seçme ve seçilme hakkını bile vermişiz.. Kadın konusunda Batı’dan fersah fersah, çok ama çok ilerdeyiz..

Erkeklerin umutsuz yarışı
Birinci, İkinci Dünya Savaşları’na ve hatta Kore ile Vietnam’a Avrupalı-Amerikalı kadınlar sadece yakınlarını uğurlayarak katılmışken(!), biz İstiklal Savaşı’mız sırasında bile kadın-erkek omuz omuza cephede çarpışıyorduk..
Dolayısı ile Türkiye’de kadının adı yok diyenler, haltetmişler. Bırakın adının olmamasını, her geçen gün daha kadın erkil bir ülke haline geliyoruz.. Ayrıca ülkemizde kadın erkek eşitliğinde denge de kadınlar lehine bozulmuş durumda.. Yuvayı dişi kuş yapardan, kadınlar yuvamızı yapıyorlara çoktan geldik..
Bunun böyle olduğu, daha doğrusu erkeklerin kadınlara eşit olmadığı şuradan da belli.. Kadın’2000 Konferansı’na Türkiye’den 5 hanım 6 erkek milletvekili delege katılıyor. Yani, 6 erkek, o da torpille ve kayırmayla, ancak 5 kadın ediyor!
Ülkemizde kadınların eğitim seviyesi ve sosyal durumları da erkekleri geçmiş durumda.. Hatta bu konuda kadınlar o kadar ileriye gidiyorlar ve dengeyi kendi adlarına o kadar hızlı bozmaya başladılar ki, biz erkekler ne yapacağımızı şaşırdık.. Pratik çarelere ve zorunlu tedbirlere yöneldik...
Esasında size bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Konferans’ta sunacağı Dünya Kadın Raporu’ndan pasajlar aktaracaktım.. Ama olmadı.. Laf lafı açtı. Yazının sonuna geldik..
Neyse Kadın’2000 Konferansı’nı ve sonuçlarını anlatmayı ileriki haftalarda sürdürürüz.. Ama şimdiden, kadınlarımızın geleceğimizi kurtarma mücadelesini yürekten kutluyor; yarının daha kadınsı dünyasında yaşayacaklara bol şanslar ve mutluluklar diliyorum.

Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi hakkinda aciklamalar Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Kadın Erkek Eşitliği ,Kadın Erkek Eşitliği hakkında bilgi, kadın erkek eşitliği ile ilgili sözler,kadın erkek eşitliği ne zaman oldu

 

 

Kadınlar hakkında Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Çocuğun babasız büyümesi
Çocuğun babasız büyümesi

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!