Kadın Bedeni
2010-08-20 08:27:37 Kadinlaricin.net sitesinde Kadın Bedeni baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kadın Bedeni ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Natalie Angier'ın kadın bedeni hakkında kaleme aldığı bir kitap: ‘‘Woman: An Intimate Geography’’ (Kadın: Mahrem Bir Coğrafya). Angier, kadın bedeni hakkındaki genellemeleri ve Freud'un kadınlara yakıştırdığı meşhur ‘‘penis kıskançlığını’’ safsata olarak nitelendiriyor.
Şair ruhlu bir biyolog olarak nitelendirilen 41 yaşındaki Natalie Angier, kadınları pasif, zayıf ve hayatını ancak birine vakfettiğinde mutlu olabilir olarak damgalayan anlayışa açıkça karşı çıkan ilk feminist değil elbette. Feminizmin epey mesafe katettiği, ama biraz irtifa kaybettiği bir bin yılın eşiğinde Agnier'in kadın bedenini ve dişiliğini şiirsel bir dille ele alışı ve modern mitlere karşı çıkışı herşeye rağmen ilgi topluyor.
Üç yıl önce bir kız çocuğu doğuran Agnier, kadınlığa ve doğurganlığa methiyeler düzmesinde anneliğinin rolü olduğunu da gizlemiyor. Angier'ın kitabı, geçtiğimiz günlerde dokuz sayfasını ayırarak ‘‘dişilik hakkındaki gerçekler’’ konulu bir dosya hazırlayan ‘‘Time’’ dergisindeki bakış açısına adeta nazire yapıyor.
XEDEF DARWINİZM
‘‘New York Times’’ın yıldız yazarlarından biri olan Angier'in saldırdığı başlıca hedefler, evrim teorisiyle açıklanan psikoloji ve Darwinizm'in ta kendisi (dolayısıyla Darwin). Bu arada Angier'ın ne kadar dişli bir feminist olduğunu anlatmak için onun Pulitzer ödüllü bir bilim yazarı olduğunu söyleyelim.
Natalie Angier sadece tartışmalar yaratan bir kitap yazmakla yetinmemiş, kendine kendisi gibi güçlü yandaşlar da bulmuş. Yakın dostu, feminist ve saygın bir bilimkadını olan London School of Economics'in Doğa Felsefesi ve Sosyal Bilimler Merkezi'nin Başkanı, ‘‘The Ant and Peacock’’un yazarı (Karınca ve Tavuskuşu) Helena Cronin ile ‘‘New York Times’’ta kendi kitabı hakkında bir söyleşi yapmış. Helena Cronin, bu söyleşide evrim teorisini savunanların meşhur ‘‘doğal elenme’’ teorisini feminist bir söylemle açıklıyor ve daha adil bir toplumda yaşamanın bu biyolojik sonuçlara farklı bir gözle bakmaktan geçeceğini söylüyor.
Natalie Agnier'ın yazdıklarına herkes Cronin gibi arka çıkmıyor tabii. Ona karşı olanlar da Agnier'ın, bilimsel gerçekleri çürütme yoluna takılmış durumdalar. Onun bilimsel gerçekleri tıpkı çamurdan kek yapmaya çalışan biri gibi yoğurup yamyassı ettiğini söyleyenler var, ama Natalie Agnier büyük oynuyor. Cinsel davranışlar ve karşı kültürlerle ilgili en önemli çağdaş görüşleri içeren makalelerde bile birçok çarpıklık ve yanlışlık olduğunu belirtiyor ve ‘‘Bu makalelerin etkileri her yerde görünüyor. Gazetelere yansıyan hikayelerde, çizgi filmlerde, romanlarda. En kötüsü de kokteyl partilerdeki bayat erkek esprilerinde...’’ diyor.
Agnier'ın kitabını bu denli popüler yapan bir başka özellik de sanki feminizm ve Darwinizm karşılıklı sohbet ediyorlarmış gibi bir etki yaratması. Kadınlar ve erkeklerle ilgili biyolojik farklılıkları içeren tartışmaların tam kalbinde, yıllardır tekrarlanan yalanların olduğunu söyleyen Agnier bu yapay uçurumlara şiddetle karşı çıkıyor. Agnier'ın tabu devirmeye yönelik stili, kadınlığı ondan önce ele alan Helen Fisher, Marry Zeiss Stange ve Dianne Hales gibi feminist antropolog ve biyologların açtığı tartışmalara yepyeni bir enerji getiriyor.
WONDERBRA VE RUJ
Agnier'ın kitabında verdiği kimi örnekler de bu görüşü birebir destekliyor. Ofislerde çalışan modern kadınları ‘‘Wonderbra’’ sutyenler ve rujlarla silahlanmış ve avlanmaya hazırlanan mağara kadınlarına benzetmesi, hem enerjik üslubunu hem de popüler kültür kodlarını ne denli ustalıkla kullandığına çarpıcı bir örnek. Bütün dünya klinik bir tablo olarak betimlenen PMS (Pre Menstural Sendrom-adet öncesi sendromu) ile başetmenin yollarını ararken, Agnier adet günlerinde hayatının en mutlu, verimli ve enerjik dönemelerini yaşadığını söylüyor. Kadınların çoğunun korkulu rüyası olan menopozu harika bir başlangıç olarak nitelendiriyor. Freud'un tam tersine bir güç dalgası olarak merkeze vajinayı koyuyor ve klitorise methiyeler düzüyor. Vajinasının gücünün farkında olan kadınların daha mutlu ve bedenleriyle barışık olduğunu üstüne basa basa tekrarlıyor ve bunu şiirsel bir anlatım izleyerek yapıyor.
Agnier'in fikirlerini modası geçmiş, saldırgan ya da rahatsız edici bulabilirsiniz ama bedenlerimize ve ruhumuza farklı bir açıdan bakmanın kime ne zararı olabilir ki?
Derleyen: Yeşim ÇOBANKENT
Dersimiz biyoloji
Klasik Darwinist yaklaşıma göre erkek ve kadın bedeni arasındaki farklar (Başka bir deyişle üstünlükler):
Beden yapısı
Kadın bedeni erkeğinden daha hafif ve zayıftır. Daha fazla yağ ve daha az kas vardır. Kemikler daha küçük ve hafiftir, omuzlar daha dardır. Kadın metabolizması erkeğinkinden daha yavaştır ve kalbiyle akciğerleri daha küçüktür.
Sindirim sistemi
Kadınların salyası kimyasal olarak erkeğinkinden farklıdır ve kadınların sindirim işlemi daha uzun sürer. Kadınlar kabızlığa ve sindirim sistemi bozukluklarına erkeklerden daha sık yakalanırlar.
Akıl sağlığı
Kadınlarda ruhsal durumu düzenleyen serotonin hormonunun düzeyi daha düşüktür, bu nedenle Prozac gibi serotonin içeren ilaçlara ve uyuşturuculara daha duyarlıdırlar. Kadınlarda salgılanan östorojen hormonu Alzheimer gibi hafıza kaybına yol açan hastalıklara karşı doğal bir savunma sağlar.
Ağrı
Kadınların ağrı düzeyinin erkeklerinkinden farklı olduğu kanıtlanmış. Bilimsel bir çalışmaya göre kadınlar dişçi koltuğundaki acıya erkeklerden daha dayanıklı.
Cinsellik, teşhir ve seyir
RTÜK'ün ''Çocuk yaştaki kızların birer cinsel obje olarak sunulduğu Elite Model Look Yarışması'' nedeniyle bir televizyon kanalına verdiği bir günlük kapatma cezası medyada tartışmalara yol açtı.
İzleyebildiğim kadarıyla tartışma konunun özüyle ilgili önemli hususları gündeme getirmiyor. 14 ila 18 yaş arasındaki küçük kızlar için bir yarışma düzenlenmesinin, bu kızları gelecek hayatlarında olumsuz yönde etkileyeceği doğrudur. Küçücük, masum ve çıplak vücutların sergilenmesinin dinî inançlarımıza, gelenek ve göreneklerimize aykırı olduğu da doğrudur. Ancak burada bütün bunlardan çok daha farklı bir durum söz konusudur.
İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda Batılı insanın cinsellik algısında köklü bir değişim meydana geldi. Geçmişte Hıristiyan telakkisinin de etkisinde kadın, kadının vücudu ve cinsellik, özünde insanın aşağılık isteklerine cevap veren mahiyetler olarak kabul ediliyordu. Bu köklü zihniyet değişimiyle beden ve cinsellik bir anda bilinçaltının özgürce açığa çıkmasının aracına dönüştü. ''Cinsellik artık itiraf edilen bir günah değil, günaha karşı bir başkaldırı.''dır.
Bu süreçte toplumsal değişim ve geleneksel rollerin nitel yönde uğradığı başkalaşmanın payını da unutmamak lazım. Kadın ve erkeğin kolayca birbirine ulaşması, iki cinsin aynı mekanda iş hayatına katılması ve kamusal alanı paylaşması, Yunanlılardan bu yana aşkın ''güzelliğin çıplak vücut dolayımında kendini açığa vurması'' görüşünü diriltmiş oldu. Ama artık Yunanlılardan farklı olarak çıplak vücut belli mekanlarda sergilenen donuk heykeller değil, her mekanda seyreden çıplak kadın oldu. Çıplak kadının ''güzel'' olması gerekmezdi, çıplaklık bizatihi bir değerdi ve eğer tüketim ve kozmetik endüstrisinin taleplerine, bedenin sentetik yollarla yeniden üretim kurallarına göre vücut üzerinde oynanacak olursa, ''standart bir güzelliğe ulaşmak'' mümkün olacaktı. Şimdi çıplak ve giyinik–çıplak (ariyatün–kasiyât) vücutlar, canlıdır, ortalıkta geziniyor; ama Yunan heykelleri gibi donuk görüntülerdir. Çünkü cinsellikleri boşaltılmış ve kitlesel tüketime sunulmuşlardır.
Bu aşamada gövdenin, özellikle ''kadın bedeni''nin kitlesel tüketime sunulmaya başlanması önemlidir. Önce sanayi, endüstriyel üretim, reklam ve tanıtım, arkasından eğlence kültürü, medya ve iş hayatında stres içinde yaşayan erkeğin rehabilitasyon ihtiyacı, ''kadını bedeniyle cinsel tüketime sunulan bir meta'' haline getirdi. Bu arada biraz da feminist akımların bedeni, ona sahip olan öznenin kendi tasarrufunda olan bir alan şeklinde tanımlanması bu süreci hızlandıran bir işlev gördü. Geleneksel dini inançlara göre beden kutsaldı ve onu belli kurallar dahilinde kullanmak gerekiyordu. İnsan kendi bedenini sorumsuz olarak kullanamaz. Mesela İslamiyet'e göre bedenin aslında bize ait olmaması, zinanın ve intiharın yasak oluşunun temel sebeplerinden biridir. Bize ait olmayan bir bedeni ne zinada ne intiharda heder edemeyiz. Yeni telakkiye göre beden ona sahip olanın mutlak tasarrufunda olup, bilinçaltı isteklerin özgürce ifade edilmesi ve yaşanmasının basit bir aracına dönüştü.
Sıklaşan ilişkiler, yeni toplumsal hayat, iş ve medya ortamı, her iki cinsin ''aşırı uyarılması''na sebep oldu. Aşırı uyarılma organizmanın giderek artan bir tempoda dışarıdan gelen uyarıcıları algılayamaz, bunlara karşı gerekli ve normal tepkileri veremez hale gelmesi demektir. ''Yetersiz uyarılma'' gibi ''aşırı uyarılma'' da organizmanın doğal ve normal dengesini sarsar.
Böyle olunca uyarıcıların sonuç vermesi için daha aşırı, daha yüksek tempoda tepki yollarını bulmak gerekmektedir. Sonuçta kadın açılan ve kendini teşhir eden bedeniyle erkeği cinsel yönden uyaramaz konuma gelince, susuz insanın susuzluğunu deniz suyuyla gidermek istemesi gibi daha çok çıplaklık, daha güçlü cinsellik kendiliğinden şekillenmeye başladı. Bugün artık kadın normal şiddetinde erkeğe cinsel mesaj veremez duruma gelmiştir. Söz gelimi bütün kadınların çıplak olarak yattığı bir plajda erkeklerin sadece onlara ''öylece bakmakla yetinmesi'' basit bir seyirdir ve belli ki teşhirin dahi hiçbir etkisi kalmamıştır. Böyle olunca teşhircilik yoluyla cinselliğin salt ''seyir'' derecesine indirilmesi bir bakıma kaçınılmazdır.
Aşırı uyarılma ile tepki veremez hale gelen organizmada buna rağmen cinsellik duygusu bütünüyle ölmez. Duygunun yaşanması için başka yollar, yöntemler ve araçlar aranacaktır. Bu da dinlerin ''sapıklık ve sapkınlık'' olarak tanımladıkları cinsel dejenerasyonlara zemin hazırlayacaktır. Kırmızı nokta erotik ve porno filmler ile basılı medya da kadın ile erkek arasındaki ilişkiyi bu konsepte oturmakta, bu da aslında cinselliğin kendisini öldürtmekte, bedeni işlevsiz hale getirmektedir.
Tüketime sunulan her meta tüketilir ve yerine sahici olanı ikame edilmeyince –ki sahici cinselliğin yerine ikame edilecek başka bir şey yoktur– geriye sahte ve yıpratıcı olanlar kalır. Lolita gibi yarışmalar, tüketilmiş ve artık kaybolmuş sahici cinselliğin yerine nelerin, ne dehşet verici şeylerin ikame edilmek istendiğinin çarpıcı bir göstergesidir. Biz buna ''düşüş (hubut) içinde düşüş'' diyelim.
Kadın bedenlerinin dili Pirelli milenyuma ünlü Amerikalı fotoğrafçı Annie Leibovitz'in objektifinden bakıyor
Pirelli 2000 Takvimi'nde kadın bedenini cinsel obje olarak değil kendisi olarak sunuyor. Kadın bedeninin medyada fazla yıpratıldığı göz önünde bulundurularak, bedenlerin kendi dili olduğu vurgulanıyor.
Sürrealist fotoğrafçı Man Ray bir keresinde şöyle demişti: ‘‘Fotoğrafçı yeknesaklığa savaş açmalıdır. İcat etmesini ve en önemlisi şaşırtmasını bilmelidir’’...
Pirelli 2000 takvimine göz atınca insanın aklına Man Ray'ın bu sözleri geliyor.
Evet Pirelli'nin bu yılki takvimi şaşırtıcı...
Takvimi hazırlayan Amerikalı fotografçı Annie Leibovitz, Man Ray'ın hayranı mıydı, değil miydi bilmiyorum ama şaşırtmayı kesinlikle becermiş...
Karşınızda duran siyah beyaz fotoğrafları alışılmışın çok dışında. Çoğu başsız büstler. Objektifi kadın bedeninin en özel ve en güzel yerlerini sabitleştirmiş... Káh bir sırt, káh göğüslerinde arasında duran balerin elleri.
Dikkatle incelediğinizde fotoğraftan ziyade tabloya benziyorlar.
Zaten Annie Lebovitz de takvimin çekimlerini yaparken klasik resmin ustalarından Rubens, Boticelli, Michelangelo'dan etkilendiğini saklamıyor. Annie Leibovitz klasik ressam diyor ama fotograflarında Degas gibi empresyonist ressamların izlerini de bulmak mümkün...
Pirelli'nin Londra'da takvimin tanıtımını yaptığı Doğa Tarihi Müzesi'nde Annie Leibovitz ile ayaküstü iki dakika konuşmak fırsatını buldum. Kendi resminin çekilmesinden pek hoşlanmadığını söylenen fotoğrafçı nedense o gece objektiflere pek düşman görünmüyordu.
‘‘Kadınları tablo gibi çekmenizin amacı nedir’’ diye soruyorum. ‘‘Kadınları asla düş kırıklığına uğratmak istemiyordum. Onları öyle bir şekilde görüntülemeliydim ki iffeti korunmuş olsun. Fotograflara bakınca basit gibi görünüyor ama sadeliği yakalamak sanıldığı kadar kolay değil.’’
Annie Leibovitz takvimi tasarlarken önceleri sadece balerinlerle çalışmayı tasarlamış. Sonradan geçen yılın da takviminde yer alan ünlü mankenler Leatitia Casta ile Alek Wex ve İngiliz atlet Jacqui Agyepong da kadroya katılmış. New Yorklu Mark Morris Dans Grubu'nun beş dansçısı takvimin yapraklarında yer alan diğer kadınlar.
Annie Leibovitz öteden beri kadınlarla çalışmasını seven bir sanatçı. Washington'da yeni açılan sergisinin adı da zaten ‘‘Kadınlar’’. Fotografcının kadınlarla ne denli rahat çalıştığını Laetitia Casta şöyle anlatıyor: ‘‘Fotoğrafçının kadın olması benim için önemli çünkü aramızdaki elektrik değişik oluyor. Ben mesela fotoğrafın mükemmel olup olmayacağını hiç düşünmedim, tüm benliğimi işe verdim o kadar’’
Pirelli gecesinin onur konuğu olan ‘‘Yüzyılın en güzel kadını’’ Sophia Loren, Annie Leibovitz'in fotoğrafları için şöyle demişti: ‘‘Bunlar milenyumun ruhunu kavrayan ve kadın ruhunu konuşturan fotoğraflar’’. Sophia haklıydı. Çünkü kadın bedeninin medyada gereğinden fazla yıpratıldığı tartışmaları sürerken, bedenlerin cinsellik mesajının ötesinde kendi dilleri olduğunu ortaya koymak önemliydi.
Olay yaratan takvimler
Pirelli takvimleri 34 yıldan beri gündemde. Aynen Coca-Cola'nın şişesi ya da Esso'nun kaplan amblemi gibi. Şimdiye kadar hiçbir takvim Pirelli'ninki gibi medya dünyasının ilgisini çekmedi. Pirelli Takvimi'nin sırrı, her yıl farklı bir konseptle hazırlanmasında, yaratıcısını ve mankenlerini hemen hemen her yıl değiştirmesinde yatıyor. Yaratıcılık, kalite ve estetik ise takvimlerin hiç değişmeyen unsurları.
1992 Pirelli Takvimi için seçilen konu, Çin burçlarını oluşturan 12 hayvan oldu. Foto modellere olağandışı başlıklar takıldı ve bedenleri boyandı. 1994 Takvimi'nin teması ''Kadınlara övgü''ydü. Hollywood fotoğrafçısı diye bilinen Herb Ritts, Cindy Crawford, Kate Moss ve Helena Christiensen ile çalıştı.
Yine ünlü fotoğrafçı Richard Avedon 1995 yılında ‘‘Pirelli Mevsimleri’’ teması üzerinde çalıştı. O takvimde Christy Turlington sonbahar, Naomi Campbell yaz mevsimiydi.
Pirelli'nin ilk siyah beyaz takvimi ise 1996 yılında Peter Lindbergh tarafından hazırlandı. Kaliforniya'da Mojave Cölü'nde çekilen fotoğrafların foto modelleri arasında Carrie Ottis, Eva Herzigova vardı.
REHAVETİN KOLLARINDA
Laetitia dışında takvimdeki başlı ikinci fotoğraf, dansçı Julie Worden'e ait. Beş yıldan beri Mark Morris Dans Grubuyla çalışmakta olan Julie Worden hem ekim, hem ağustos ayının modeli. Annie Leibovitz'in ‘‘en kolay çalıştığım sanatçılar arasında’’ dediği Julie Worden'ın bu pozu, ağustos sıcağında rehavetin kollarında gevşeyen birini çağrıştırıyor.
KADIN FOTOĞRAFÇI
Amerikalı kadın fotoğrafçı Annie Leibovitz, sıradan insanların olduğu kadar ünlülerin de fotoğrafçısı. Alabamalı kadın madencilerden Hillary Clinton'a sayısız kişi onun objektifine takılmış. Mesela Carl Lewis'in ince çoraplı ve kırmızı yüksek topuklu ayakkabılı fotoğrafı, Jerry Hall'ü çıplak tenine geçirdiği kürkle bebeğini emzirirken gösteren fotoğraf Annie Leibovitz'in objektifinden. Leibovitz çekimler için şöyle diyor: ‘‘Kadınları asla düş kırıklığına uğratmak istemiyordum. Onları öyle bir şekilde görüntülemeliydim ki iffeti korunmuş olsun.’
Kadın Bedeni hakkinda aciklamalar Kadın Bedeni konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Kadın Bedeni ,kadın bedeni yapısı,kadın vücut yapısı, kadın bedeninin biyolojik yapısı
|