Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar hakkında

» Futbol ve kadınlar

Futbol ve kadınlar

2010-08-05 17:57:02 Kadinlaricin.net sitesinde Futbol ve kadınlar baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Futbol ve kadınlar ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Futbol ve kadınlar

 

Yeşildirek onsuz olmuyor
Kim demiş futbolun erkek oyunu olduğunu. Birbirinden dirayetli, birbirinden hırslı hanımlar, bugün milyonları peşinden sürükleyen futbolun patronluğunu yapıyor.
“Kadının yeri evi” sözü artık günümüz Türkiye’sinde çok ama çok gerilerde kaldı. Kadını bir fabrikanın patronluğunda, ya da bir otelin genel müdürlüğü veya bir tatil köyünün başında görmek artık çok doğal. Günümüzde milyonları peşinden koşturan futbolda da artık tırnakları ojeli, şık giyimli kadınlarımızı görmeye alıştık bile.
İşte bunlardan birkaçını bu yazı serimizde siz değerli okuyucularımıza aktarmanın keyfini yaşayacağız.
Dizimize Türkiye’nin en eski ve köklü kulüplerinden Yeşildirek’i mercek altına alarak başlıyoruz.
Bu Yeşildirek ki kulübün yönetiminde otoritesi ve tüm sevecenliği ile bir hanımağa oturuyor.
Evet Kâmuran Ekil’den bahsediyoruz.
İstanbul 1. Amatör Kümede mücadele eden Yeşildirek Kulübü’nün başkanı, annesi, ablası, kısacası herşeyi Kamuran hanımın söyledikleri bizi çok etkiledi. Umarım siz değerli okuyucularımızın da ilgisini çekecektir.
Üçüncü dönem kulüp başkanlığı yapan Kâmuran Ekil hanımefendinin, virgülüne dahi dokunmadan söylediklerini okumaya hazır mısınız?

“Bir tutku olmuştu”
- Futbolla ilginiz nasıl başladı?
- Erkek kardeşimin futbola olan sempatisinden dolayı başladı. Ben de futboldan ziyade tüm sporlara ilgi duyuyordum. Ama erkek kardeşimin bu düşkünlüğü ve onu yalnız bırakmamam, beni futbola biraz daha yakınlaştırdı. Şeref Stadı’na maçlara gider, TV’den karşılaşmaları izlerdik. Onun devamlı futbol yüzünden ayakkabı eskitmesi ve aile çatışması, onun sırtını sıvazlamamla futbolla iyice iç içe olmuştum. Bu artık bende bir tutku olmuştu.
- Bize kendinizi tanıtır mısınız?
- Ben uzun yıllar babamın firmasında tekstille uğraştım. Bu da Yeşildirek’le buluşmamın orijini oldu. Daha sonra bir siyasi partide 5 yıl görev yaptım.Tüm bu olaylar bir basamak oldu. Gelen bir davet üzerine de Yeşildirek Kulübü’nden istendim. Bu istek bayan olduğumdan değil, kulüp hareketliliğimden dolayı oldu. 1980’li yıllardan bu yana Lions camiasının içindeyim. Bu aktif çalışmam beni bir anda spor yöneticiliğine getirdi.
- Hobileriniz-fobileriniz nelerdir?
- Fobim cahil insandan korkmaktır. Hobim ise güzel olan her şeyi inanılmaz sevmemdir. Hobi ve fobi ayrı bir olay değildir aslında, onları pek ayırt etmiyorum. Hobiler ve fobiler insanın günlük tavrına bağlıdır.
- Başkanlık nasıl bir duygu?
- Yöneticilik güzel bir kavram. Başkan olmayı, sadece bir şeyin başına oturtulmak ya da birileri elinize hazır bir şeyler getirdiğinde onları kurtarmak gibi görmüyorum. İyi bir ekip birlikteliği ile herkes doğru iş taksiminde üzerine düşeni paylaşırsa başarı gelir. Siz ancak özel durumlarda başkan olduğunuzu anlarsınız. Benim bir sözüm var, onu burada söylemek isterim: “Nüfus cüzdanının renginin başarı ile ilgisi yoktur.”
“Zoru kabul etmiyorum”
- Kulüp başkanlığı mı, iş hayatı mı yoksa ev hanımlığı mı daha zor?
- Saydıklarınızın hiçbiri zor değil. Bu şeye benziyor, boş zamanlarınızda ne yaparsınız gibi. Benim boş zaman kavramım yok. İnsan hayatının 24 saatini çok rahat dolduruyor, değerlendiriyor, çevresi için kendisiyle uğraşıyor, kendisi için çevresiyle uğraşıyorum. Bu çok tatlı bir dönüşüm içinde yürüyor. Ben zor kavramını kabul etmiyorum. Belki doğru zamanı kullandığım için. Benim bulunduğum platformlarda arkadaşlarım ile seviyem aynı idi. Bu çok önemli bir nokta, yaş ve seviye olarak aynı olursanız zaten sorun olmaz. Bu benim üçüncü dönem başkanlığım. Başkanlığım dönemimde en keyif aldığım olay, bana “Türkiye’de ilk resmi bayan kulüp başkanı sizsiniz” denmişti. Bu kelime çok hoşuma gitmişti.
- Bütün maçlara gider misiniz?
- Maçlara gitmek hoşuma gidiyor. Takımımın hiç bir maçını kaçırmam. Futbolcularımın arasına girdiğim vakit, küçükler “başkan abla”, öbürleri “başkan hanım” diyor, bu da hoşuma gidiyor.
- Başkan olduktan sonra çevrenin size yaklaşımı nasıl, yaşantınızda bir değişiklik oldu mu?
- Çevrem benim sosyal hareketliliğime o kadar alışık ki hep takdir geldi. Çok keyif alındı. Şahsi olarak da aldım. Bana devamlı “Sen bunu da başarırsın” dediler. Çok yaşlı bir ahbabımız, bir gün bana şöyle dedi: “Aferin kızım. Benim hoşuma gidiyor, tam bizim insanımızsın sen.” Çok güzel bir ifadeydi bu. Yani çevre keyifli. Bayan olmam, başkan olmam, spor kulübü olması, inanın son derece güzel bir görev. Ben bu çocukları sokaktan aldığım için çok mutluyum. Onlar sigaradan, kötü alışkanlıklardan uzaklar. Topluma birey olarak dengeleniyorlar, bunlar çok önemli.
- Maçlardan önce soyunma odasına girip oyuncularla konuşur musunuz?
- Her maçtan önce soyunma odasına gider oyuncularla görüşürüm. Ben hırslıyım. Yöneticiliğin bir tarafını da hırs alıyor. Onları konuşmamla biraz enjekte ederim. Hocamız çok keyifli, onun için arka planında kalmayı tercih ederim. Soyunma odalarında çok farklı konuşmalarım olur. Mesela içeri girer girmez, “Günaydın Türkiye” ya da “Na’ber çocuklar” derim. Benim geldiğimde Bayram hoca konuşmamışsa birlikte konuşuruz. “Hadi çocuklar göreyim sizi. Ben niye geldim buraya sizin şampiyonluğunuzu görmeye, adım adım yürüyoruz değil mi?” derim.

Küfür, kanayan yara
- Stadlardaki küfür olayı ile ilgileri düşünceleriniz
- Küfür olayı, kanayan bir yara. Amatör kesimde olsun, profesyonel kesimde olsun bu hep var. Bırakın buraları, dünya genelinde var. Kavgalar, küfürler, eşya atmalar; “Bu olaylar neden oluyor?” diye sorulduğunda, bir psikolog bunun bir deşarj şekli olduğunu, adeta beslemek amacıyla söyler gibi söylüyor. Bunun biraz daha yumuşatılması, bana göre doğru. Yani “Devenin iyisine çan takılır” derler ya acaba bu küfür olayına bu kadar gidilmese idi ne olurdu. Bu iş biraz da ilgi çekmekten mi kaynaklanıyor? Ben böyle düşünüyorum. Ama yine de doğru bulmuyorum. Küfürler yüzünden stadı terketmem. Arkamdaki dahi küfür etse yine terketmem. Maçlara bayanlar gidince sanki biraz azalacak gibi düşünüldü. Ben bu ayrıcalığı kabul etmiyorum.
- Saha kiraları için düşünceniz
- Burasını bir kulüp olarak değil okul olarak düşünün. Biz burada yüzlerce çocuk yetiştiriyoruz. Doğru yolda olurlarsa başka kulüplere de vereceğiz. Yarının Hakan Şükürlerin, Şifo Mehmetlerini yetiştiriyoruz alt yapımızda. Burası eğitim yuvası. Saha kiraları, bunlar düşünülerek eğer yola çıkılıyorsa, bu paranın bize her maç çıkışında devlet tarafından ödenmesi lazım. Ben sayın bakanımızla ilk karşılaştığımızda bunu söylemekle gururlanacağım. Sizler aracı olun, yazın, bu mesajım kendisine ulaşsın. Her şeyin kökü amatördür. Amatörlük bambaşka bir olay, biz beslenmemizi isteriz. Yardımcı olunmasını isteriz. Bu sadece bireysel bir rakamla yürünecek bir şey değil.

Küfür edenler tedavi olmalı
Dizimizin bugünkü misafiri, İstanbul dışından bir spor aşığı hanımefendi. Çorluspor’un geçen sezon 2. Lig’e çıkmasında futbolcular kadar yönetimin de emeğini unutmamak gerek.
Çorluspor’un eli, ayağı ve kulağı olan basın sözcüsü Aysel Güneş’i sizlere tanıtacağım. Az ama öz konuşan, meselelere vakıf, üç çocuk annesi Aysel hanımefendinin söyledikleri bizleri çok etkiledi. Bakalım Aysel Güneş’in fikirleri ve düşünceleri sizleri de keyiflendirecek mi?
Futbola ilginiz nasıl başladı?
20 yıl önce başladı. Küçük kardeşim 8 yaşında futbola ilgi duyunca, onu futbol okuluna yazdıran babam, kardeşimi Bursaspor’un alt yapısındaki okuluna götürüp getirme görevini bana verdi.

3 çocuk annesi
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
34 yaşındayım. İkisi kız üç çocuğa sahibim. 14 yıl önce muhabirlik ile başladığım mesleğime, haber müdürlüğünün ardından, Çorlu Olay TV, Radyo Gündem, Radyo Star’ın bulunduğu Medya Center’ın genel müdürlüğü ile devam ediyorum.
Hobileriniz-fobileriniz neler?
Futbol konuşmak, futbol izlemek öncelikli hobilerim olmakla birlikte, mesleğim de vazgeçemediğim hobilerimden. En büyük fobim ise kesinlikle trafik.
Aileniz yönetici olmanızı nasıl karşıladı?
Her konuda olduğu gibi bu konuda da bana büyük destek verdi. Hepsi sporla ilgili olduğu için hiçbir sorun yaşamadım. Aksine takdirle karşılandım.

Zor ama keyifli
Kulüp yöneticiliği mi, iş hayatı mı, yoksa ev hanımlığı mı daha zor?
Bu soruya laf olsun diye cevap vermiyorum. Gerçekten kulüp yöneticiliği en zor olanı. Buna rağmen en keyifli olanı da kulüp yöneticiliği diyebilirim.
Bütün maçlara gider misiniz?
Kesinlikle evet. Yöneticiliğimden önce de giderdim, şimdi de gidiyorum. Zaman buldukça, mutlaka antrenmanları da takip ediyorum.
Kulübe yönetici olduktan sonra çevrenin size yaklaşımı nasıl, yaşantınızda bir değişiklik oldu mu?
Futbola ilgimi bildikleri için hiç garip bulmadılar. Özellikle meslektaşlarımdan büyük destek aldım. Bir bayanın yöneticilik yapamıyacağını düşünen azınlığın, benim aktif çalışmalarımı gördükten sonra düşüncelerinin değiştiğini ise yine kendilerinden duyuyorum.
Maçlardan önce, oyuncularla görüşmek için soyunma odasına gider misiniz?
Hayır. Soyunma odalarına girmiyorum. Bayan yönetici olduğumu hatırladığım tek yer soyunma odası. Futbolcularımızla soyunma odasından çıktıktan sonra görüşüyorum.
Stadlardaki küfür olayı ile ilgili düşünceleriniz.
Hiçbir anlam veremiyorum. Şiddetle kınıyorum. Bu kişileri zavallı olarak görüyor, tedaviye ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Bayan futbol seyircisinin artması ile taraftar adı altında futbolcusuna küfür ederek moral bozan bu kişilerin azalacağını düşünüyorum.

Dizimizin bugünkü bölümünü Beşyüzevler Spor Kulübü’nün “siyasetçi” yöneticisi Betül Cesur’a ayırdık. Son seçimlerde Belediye Başkan adayı olan ancak seçilemeyen Betül Cesur, bu sıralar tüm enerjisini spora veriyor. Seçimler sonrası Beşyüzevler Spor Kulübü yöneticilerinden gelen teklifi düşünmeden kabul eden Betül hanım, kulübün adeta jokeri. Sık sık kulübe giderek; yemekhane, yatakhaneyi gezen, görevlilerden bilgi alan Betül Cesur, gerektiğinde bir ev hanımı gibi çalışmaktan da geri kalmıyor.
Hayatını sigortacılık yaparak kazanan Cesur, zamanının en büyük kısmını ise oğluna ayırıyor. Hanımların kendisi gibi spor ve sosyal aktivitelere katılmasını arzu eden Cesur, “Hanımların olduğu yerde güzellikler var. Bu bakımdan her bayan mutlaka kendisine bu tür uğraşlar seçmeli” diyerek, hemcinslerine çağrıda bulunuyor.
Futbolla ilginiz nasıl başladı?
- Futbolla ilgim aileden başladı. Babamın pek ilgisi yoktu, ama ağabeyim ilgileniyordu. Üniversite dönemleriydi, onun etkisiyle tuttuğu takıma karşı ilgiyle başladı. Uzun yıllar sonra tuttuğum takımı bıraktım. Sonra oğlum vasıtasıyla ilgim daha da arttı. Yönetim kurulu bu teklifi yaptığı vakit, pek de yabancı gelmemişti, kendimi hazır hissetmiştim ve katıldım.

Doğma büyüme Küçükköylü
Bize kendinizi tanıtır mısınız?
- Doğma büyüme Küçükköylüyüm. Tahsilimi burada yaptım. İş hayatıma burada atıldım. Bir süre Küçükköy dışında, gerek çalışma, gerekse evlilik hayatım oldu. Sonra parti çalışmalarım başladı, tekrar Küçükköy’e döndüm. Bu sene işimi de buraya getirdim.
Hobileriniz-fobileriniz nelerdir?
- En büyük hobim oğlum, daha sonra işim. Oğlumun eğitim hayatı en büyük hobim. Tüm zamanımın yüzde 95’ini alıyor diyebilirim. Yüzde 5’lik zamanda ise fırsat bulursam ya parti ile uğraşıyorum, ya da kulüp yöneticiliği ile. Başka kulüp yöneticiliklerim de var, onlara vakit ayırıyorum. Genelde ya sağlıkla ilgili ya da okulla ilgili yönetim oluyor bunlar. Fobilerim ise gökgürültüsünden korkarım.
Aileniz yönetici olmanızı nasıl karşıladı?
- Siyasete kulüp yöneticiliğinden evvel başladığım için alışmışlardı. Parti çalışmalarım ve belediye başkanı adayı olduğum vakit tepkileri çok tedirgindi. Küçükköy’de ilk kez bir bayan başkan nasıl bir tepki alır endişesi vardı. Parti çalışmalarından bir alışkanlıkları olduğu için kulüp yöneticiliğine pek tepki vermediler, “sen bilirsin” dediler, saygı gösterdiler. Ancak bize daha az vakit ayırıyorsun diye biraz bozuldular, sonra da pek problem çıkmadı.
Geçen dönem belediye başkanlığına aday olmuştunuz. Önümüzdeki yıllarda yeniden olacak mısınız. Yöneticilik bir basamak olabilir mi?
- Geçen dönem adaylığımda büyük bir hedefim vardı. “Milletvekilliğine kadar gideceğim” diyordum. Bazı şeyler olduktan sonra geri adım attım. Şimdi beklemedeyim, seçim sonrası bir kaç parti ile görüşmelerimiz oldu. Hedefler sadece şu an için durduruldu, bir süre sonra tekrar gündeme gelebilir.

Tepkiler çok olumlu
Kulübe yönetici olduktan sonra, çevrenin size yaklaşımı nasıl, hayatınızda bir değişiklik oldu mu?
- Çevremin yaklaşımını, tepkileri çok olumlu buluyorum ve çok da güvenim yerine geliyor. Mesela, gerek siyasette, gerek yöneticilik konusunda, “bu bölgede nasıl karşılanır” gibi bir endişe taşımıştım. Genelde takdir dolu sözler alıyorum, olumlu yaklaşımlar oldu. Hanımların bu tarz şeylere eğilmesinde önder gibi görülüyorum. Hanımların özellikle bu bölgede çok fazla aktif olarak görülmekten tedirgin. Hanımların denemeye cesaretleri yok, cesaretleri olsa, bir adım atsalar, tedirgin olacak hiçbir şeyin olmadığını görecekler. Hanımlarda belki bu cesaret var ama böyle bir öneri götürebilecek bir ortam veya fırsat yok. Bu tedirginlik belki de bundan kaynaklanıyor. Böyle fırsatlar olsa bölgemizdeki insanların katılımı daha çok olur.

Maçlardan önce oyuncularla görüşmek için soyunma odasına gider misiniz?
- Şu ana kadar gitmedim ama bundan sonra da herhalde gitmem. Çünkü bu iş teknik görevlinin ya da kulüp başkanının görevidir. Ancak gerekirse gidebilirim.

Stadlardaki küfür olayı ile ilgili düşünceleriniz.
- Tasvip etmiyorum. Günlük hayatta da kabul etmiyorum. Ben aile hayatımda da görmedim. Kendi çocuğumu da öyle yetiştirmeye çalışıyorum. Maalesef sıfır küfürlü bir çocuk yetiştiremiyorsunuz. En fazla, ilkokula başladığı zamana kadar küfürü öğrenemiyor. Okuduğu okul, özel okul bile olsa mümkün değil, çocuklar yine öğreniyorlar. Küfür yerine farklı şeyler söylenebilir, bu küfürleri stadlardan kaldırmamız çok zor. Bir şeyi yok etmenin en iyi yolu ona iyi bir alternatif sunmak bana göre.

Yönetime girdikten sonra ne kadar para harcadınız?
- Yönetimde bir kişi olarak, “herkesin sorumlu olduğu kadar, ben de sorumluyum” diye düşünüyorum. Üzerinize ne düşüyorsa onu yapacak insanlar ama hanım aday olduğum için bana ayrıcalıklı davrandılar.
On parmağında on marifet
G.Saray’ın İngiliz ekibi Arsenal’ı UEFA Kupası’nda safdışı bıraktığı gün, Deniz Hanım da Dublin’deki Uluslararası Golf Turnuvası’nda rakiplerini ardı ardına yenerek ülkemizi başarıyla temsil etmiş ve kürsünün en üst basamağına çıkma başarısı göstermiş bir sporcu. Hani derler ya 10 parmağında 10 marifet. İşte bu tanımlama tam tamına İstanbul 1. Amatör Küme’de mücadele eden Merterspor’un hanımefendi yöneticisi Deniz Kurtcebe’ye ait.

Kızları da sporcu
Büyük önder Mustafa Kemal’’in işaret ettiği gibi “Sağlam kafa sağlam vucutta bulunur” sözlerini ilke edinen Kurtcebe kızlarıyla birlikte kendisini spora adamış. Her iki kızını da çok sevdiği At Sporları’na yönlendirmiş. Evlatları başarılı okul yaşantılarının yanı sıra bu sıralar binicilikte de zirveye çıkmanın uğraşı içinde. Tabii bu yolda en büyük destekçileri ise hiç şüphesiz fedakar anneleri Deniz Hanım. Kendisiyle iş yerinde yaptığımız ve bizlere büyük keyif veren söyleşimizi siz değerli okuyuculara aynen aktarıyoruz.

16 yıllık yönetici
-Bize kendinizi tanıtır mısınız?
1962 İstanbul doğumluyum. Tüm fertleri çalışan bir aileden geliyorum. Eczacılık fakültesi mezunuyum, Amerika’da master yaptım. Türkiye’ye dönüşümde evlendim. İki kız çocuğu sahibiyim. Yaşamım daima çalışmak ve üretmekle geçiyor, her kadın gibi çalışıp üretiyorum. Şirketimiz bir aile şirketidir. Vakfıyla öğrenciler okutuyor ve burs veriyor. Çalışan bir insan olduğum için çok mutluyum. Biraz zaman darlığı çekiyorum, hafta sonlarını dinlenerek, çocuklarımla hem bilgi ve görgü eksiklerini tamamlamaya çalışarak geçiriyorum. 16 yıllık yöneticiyim.
Futbolla ilginiz nasıl başladı?
Merterspor kulübüne üyelik talebi yeni başkan sayın Berke Merter’den gelince onu kıramadığım için kulübe üye oldum.
Hobileriniz, fobileriniz nelerdir?
Golf oynamak, kitap okumak, müze ve sergi gezmek. Fobim pek yok.
*Aileniz yönetici olmanızı nasıl karşıladı?
Yorumsuz karşıladılar

En zoru ev hanımlığı
Kulüp yöneticiliği mi, iş hayatı mı yoksa ev hanımlığı mı daha zor?
Ev hanımlığı. En zoru ev hanımlığı. Aynı şeyi tekrar tekrar yapmak zorundasınız. Halbuki kulübünüzle, işinizle ilgili konularda her yaptığınız iş yeni bir iş çalışmaya başlangıç oluşturuyor. Hedefi doğru koyduğunuz zaman, planların yavaş yavaş hayata geçtiğini görünce sizi memnun ediyor. Ev hanımlığında ise her gün temizlik, her gün yemek, her gün ütü son derece kısır döngü halinde bir iş, o nedenle ev hanımlığını son derece zor buluyorum.
Bütün maçlara gider misiniz?
Üç haftada bir yönetim kurulu toplantılarına katılıyorum. Maçlara henüz gitmedim.
Kulübe yönetici olduktan sonra çevrenizin size yaklaşımı nasıl. Yaşantınızda bir değişiklik oldu mu?
İlgiyle yaklaşıyorlar. Yönetim kurulu üyeleri ve sayın başkandan çok destek görüyorum. Ailemde yorumsuz karşılandı. Eşim ve çocuklarım bu yoğun yaşamıma böyle bir sorumluluğun ne getirip, ne götüreceğini düşünmüşlerdir. Bir de futbolla uzaktan yakından bir alakam olmadığı için biraz da espri olarak aldıklarını düşünüyorum.
-Gelecekle ilgili planlarınız nelerdir?
3 aydır yönetim kurulu toplantılarına katılıyorum. Bu toplantılarda sorun çözmek üzerine yoğunlaştığımız toplantılar oluyor. Sanırım görevlerim yavaş yavaş ağırlaşacak, bunu memnuniyetle karşılıyorum. Bilmediğim bir konuda yeni şeyler öğrenmek bana heyecan ve merak veriyor. “Neler yapabilirim?” diye kendimi devamlı sorguluyorum. Çünkü böyle bir göreve geldiğiniz vakit bir işe yaramanız lazım, o olmazsa zaten ben bu görevime devam etmem. “Ne işe yarayabilirim neler üretebilirim” diye devamlı düşünüyorum. Kulübün, yetiştirilen çocukların, yetişmiş sporcuların sağlıkları ile ilgilenmek, sağlık ürünleri üreten bir firmada çalıştığım için bu konuda destek olmak aklıma geliyor.

Sporcu toplumun parçası
Merterspor kulübünün hijyenik şartlarının sağlanması aklıma geliyor. Bunlar hem benim bayan olarak hem de sağlık şirketinde yönetici olarak, ilk aşamada yapmayı planladığım konular. 2. olarak sporcuları birer birey olarak değil, toplumda aileleri ile bütün olarak toplumun önemli bir parçası olarak görüyorum ve hiçbir zaman kişi bazında olaya bakmıyorum. Ailelerinin de sporcu beslenmesi, sağlıklı yaşam, yaşam kalitesini artırmak konularında eğitilmeleri gerektiğini, sadece sporcuyu eğiterek, sporcuyu destekleyerek çalışmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu konuda yönetim kuruluna teklif getirip ailelerinin de eğitimini planlamayı düşünüyorum.
Maçlardan önce oyuncularla görüşmek üzere soyunma odasına gider misiniz?
Her takımın bir sorumlusu var. Onların onay ve talebi olmadan hareket etmiyorum.

Küfür toplumsal sorun
Stadlardaki küfür olayı ile ilgili düşünceleriniz
Bayan izliyiciler arttıkça küfür de azalacaktır. Küfür stresin dışa vurumudur. Sadece stadlarda değil her yerde yaşadığımız toplumsal bir sorundur.
Yönetime girdikten sonra ne kadar para harcadınız?
Kulübe ve yönetime gerekli olan desteği vermeye çalışıyorum.

Kulüpler sosyalleşmeli
Deniz Kurtcebe, kulüplerin sağlıklı birer sosyal tesis haline dönüştürülmesi gerektiğini ve sosyal hizmet karşılığında yaşamak için ücret almaları gerektiğini düşünüyor. Bir kulübü yaşatma sorumluluğunun sadece üyelerin sırtında olmaması gerektiğini kaydeden Kurtcebe, yetişmiş insanların, sağlıklı spor ihtiyaçları için cüz’i bir ücretle kulüplere üye kaydedilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Politika bilmem
Kurtcebe, kulüp yöneticiliği ve siyaset bağlantısına şu yorumu yapıyor: “Siyaset benim yapabileceğim bir konu değil. Spor kulüplerinde verimli olabilirsem çalışmaya devam ederim. Eğer topluma yardımcı olabilirsem bu benim en büyük mutluluk kaynağımdır. Politika bir sanattır, o sanatı da ben bilmiyorum.

Esenyurt’un demir leydisi
İstanbul 2. Amatör Küme’nin güçlü ekibi Esenyurt Spor Kulübü’nün herşeyi Figen hanım.Futbola olan ilgisi uzun yıllar öncesine dayanıyor. Öyle ki; “İmkanım olsa formaları giyip futbol oynarım” diyecek kadar meşin yuvarlak sevdalısı.
Esenyurt’un genç ve yetenekli futbolcuları kulübün ikinci başkanı Figen Küçük’ü bağırlarına basıyor.
Figen hanım da bu sevgi karşısında zaman zaman duygulanıp gözleri buğulanıyor.
Zira o aynı zamanda bir anne. “Esenyurt’taki 24 futbolcu benim evladım” diyor.
O futbolcuların başarılı olması için elinden geleni ardına bırakmıyor. Antrenmanlarda, maçlarda, kampta Figen hanım sporcularla içiçe.
Gençlerin iyi futbolcu olmasının yanısıra ahlak sahibi olmaları Figen Küçük için daha ağır basıyor. Zira büyük önder Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim” sözleri Figen Küçük’ün hayat felsefesi olmuş.
Figen hanım gibi birisi daha var ki; o da Esenyurt’un başarısı için ter akıtıyor. Esenyurt Belediyesi’nde İmar Müdürü olarak görev yapan Figen Oflazoğlu da elinin hamuruyla erkek işini başarıyla yürüten bir futbol sevdalısı.
Esenyurt’un başarısı için sık sık Figen hanım ile biraraya gelen adaşı Figen Oflazoğlu “Nasıl daha iyisini yapabiliriz?” diye işinden çok Esenyurtlu gençleri düşünüyor.
İşte siz değerli okuyuculara bugün Esenyurt’un demir Leydisi Figen hanımın dünyasını aktaracağım.

Bize kendinizi tanıtır mısınız?
- 1956 Eskişehir doğumluyum. İlkokulu Eskişehir’de, orta tahsilimi Kırşehir, yüksek öğrenimimi A.Ü. Eczacılık Fakültesi’nde tamamladım. Evli ve 2 erkek çocuk annesiyim.

“Çocukluğumdan beri tutkum”

Futbola ilginiz nasıl başladı?
- Futbol benim çocukluk dönemimden beri bir tutkudur. İlkokulda, Eskişehirspor’un kendi sahasındaki hiçbir maçını kaçırmaz ağabeyimin omuzlarında maç seyrederdim. O zaman Eskişehirspor üç büyükler dediğimiz takımlara kafa tutacak kadar büyük takımdı. Bunları seyrederek büyüdüm, ortaokul yıllarında küçük bir şehir takımı olarak kurulan Kırşehirspor ile ilgilenmeye başladım. O dönemlerde futbol sahalarında bayan seyirci görmek mümkün değildi. Ama ben tek başıma gider maç seyreder, tezahürat yapardım.

Hobileriniz-fobileriniz nelerdir?
- Futbol benim için vazgeçilmez bir hobidir.

Bütün maçlara gider misiniz?
- Ben Fenerbahçe taraftarıyım, ancak maçlarına gidemiyorum. Ama internet cafede tek bayan olarak, TV’den izleyecek kadar meraklıyım. Pazar akşamları çeşitli TV kanallarında yayınlanan spor programlarının hepsini izlerim. Gazete okumaya spor sayfalarından başlarım. Eşim ve çocuklarım da futbola çok meraklıdırlar. Büyük oğlum kendi okulunun takımında eşim ise halı saha maçlarına katılmaktadır. Geçen dönem yönetimde üye olarak görev yaparken Esenyurtspor’un 2-3 maçını izlemeye gittim.

“Bayan futbolcu olmak isterdim”

Aileniz yönetici olmanızı nasıl karşıladı?
- Bizler yetişirken bayan futbol takımı düşünmek bir rüya idi. Ben de bir bayan futbolcu olmak isterdim. Doğrusu hiçbir şeyden korkmayan, herşeyin üstesinden gelebileceğime inanan bir insanım. Ailem de bu kararlılığımdan dolayı bana destek olup teşvik ettiler.

Stadlardaki küfür olayı ile ilgili düşünceleriniz.
- Seyirci her yerde aynı, küfür maç izlemenin bir parçası haline gelmiş sanırım. Bunu yok etmek kolay olmayacak. Ben stadyumda maç seyrederken küfür etmiyorum. Ama edilen küfürleri, o ortamın heyecanı ile duymuyorum.

Yönetime girdikten sonra ne kadar para harcadınız?
- Geçen sene itibarı ile fazla bir şey değil. Bunu burada açıklamak istemiyorum. Yeni yönetimde henüz bir şey vermedim. Ben kulübümün bir üyesiyim, maddi ve manevi elimden gelen tüm imkanları sunmaya hazırım.

Futbol ve kadınlar hakkinda aciklamalar Futbol ve kadınlar konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Futbol ve kadınlar, Futbol ve kadın,Kadın gözüyle futbol ,Türkiye'de Futbol ve Kadın

 

 

Kadınlar hakkında Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Kapadokya Tatil Yerleri
Kapadokya Tatil Yerleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!