Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Kadınlar hakkında

» Feminist Kadınlar

Feminist Kadınlar

2010-04-01 22:04:03 Kadinlaricin.net sitesinde Feminist Kadınlar baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Feminist Kadınlar ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Feminist Kadınlar

 

Aynada Aşk Vardı

Bir önceki kitabında Aslında Aşk da Yok diyen yazar bu kitabıyla aşkı yeniden keşfediyor ve Cumhuriyet'in farklı kuşaklarından üç kadının aşka bakış açısını ve yaşayışını anlatıyor.

Bir önceki kitabınızda Aslında Aşk da Yok demiştiniz. Yeni romanınız Aynada Aşk Vardı ile aşkı yeniden kabul ediyorsunuz. Bu dönüşüm nasıl oldu?

İlk romanlarımdan sonra şunu keşfettim ki, gerçekten yoğun bir şeyler yaşanıyor. Ben o zamanlar şunu düşünüyordum: Madem ki aşk var, aşık olduğumuz o adamlar aşktı, şu anda neden yok oldular? Sonradan onları tekrar gördüğümde ne heyecanlanıyorum, ne de beraber olmak istiyorum. Peki o zaman duyduğum o heyecanlar, o arzular, o şehvet neydi?

Şimdi yaşaya yaşaya görüyorum ki, ben o duyguları yaşıyorum. Bir sürü insan içinden birine farklı bir takım şeyler duyuyoruz. Hatta belki de en iyisine bile değil. Bana öyle geliyor ki bu bir ihtiyaç ve biz bunları gerçekten duyuyoruz. Fakat biraz kendimizi aldatıyoruz. Görmek istediklerimizi o kişiye yansıtıyoruz, bizim tarzımız olmadığı halde ona kendimizi inandırıyoruz. Tanıdıkça da o görmek istediklerimizle uzaktan yakından hiç ilgisinin olmadığını anlıyoruz ve kavga kıyamet ilişkimizi bitiriyoruz. O zaman o aşk aynada var. Aynayı ben oraya koydum ki, kendi kendimizi kandırdığımızı görelim diye.

Aşkı aynaya mı hapsediyoruz?

Tabii. O kişilik önemli, aşık olduğunu sandığın kişiliğin hiç önemi yok. Aynada kendi yarattığın aşkı görüyorsun. Duygular ve onun seni mutlu etmesi önemli. Yani kendin önemlisin.

Kitaptaki kahramanlardan biri aşık olma durumunu freni patlamış bir otomobil gibi olmaya benzetiyor. Peki siz nasıl tanımlıyorsunuz aşkı?

Ben kendi özelimde öyle tanımlıyorum. Yakaladığını sandığın andan itibaren dolu dizgin git, sonunu hiç düşünme. Ben aşkları bir son düşünerek yaşamayı çok yanlış buluyorum. Ama diğer kadınlar için tavsiyem, özen göstersinler, uzaması için çalışsınlar. Doğallığını ortaya dökme, çünkü aşklar gizem istiyor, yapmacılık istiyor. Çok kendini verirsen karşı taraf kasılıyor, bir taraf aşık olur diğer taraf acı çeker. Ben de bunları derim ama yapamam.

Aşkı yaşama biçimlerimiz zamanla değişiyor mu?

Kitapta anlatılan birinci kuşak kadın aşağı yukarı böyle yaşamış aşkı. Cumhuriyetin ilk kuşak kadını o. Mücadele gücü yok. Hep katlanma öğretilmiş onlara. Orta kuşak ulan benim kuşağım. O daha özgür. Düşünerek haraket etmiş, daha modern olma çabası içinde. Benim asıl yazmakta zorlandığım son kuşak. Yani bugünün genç kızları. Çünkü kafaları çok karışık. Aşkı istediği gibi yaşama özgürlüğü var ama mutlu değil. Savaşma gücü yok. Kendini bırakmış. Savaşmayı farklı şeylerde algılıyor. Arkadaşının getirdiği uyuşturucuyu içmeyi özgürlük zannediyor. Aklı başındaysa sonra bundan vazgeçiyor. Bütün kuşağı böyle tarif edemeyiz ama bir bölümü böyle. Benim çok genç arkadaşım var. Onları inanılmaz mutlu sanırdım, eğer konuşmasaydım. Benim dönemimden bile mutsuz ve tatminsizler. Ne yaptıklarını soruyorsunuz, aldığınız cevap, sabaha kadar bilgisayar başında oturup 'chat yaptım' oluyor. Sevdiğin erkekle seks yaşamın nasıl diye bir soruya çok şaşırıyorlar mesela.

İlk yazdığınız kitaplarla feminist olarak tanındınız. Kendinizi bugün için nasıl görüyorsunuz?

Ben kendimi kesinlikle feminizmin bayraktarı olarak görmedim. Ama biraz işe yaradım galiba. Kadının Adı Yok'tan sonra bir sürü şey tartışılmaya başlandı. Ama benim aram hiç bir zaman ne radikal feministlerle, ne de ev kadınlarıyla iyi oldu. Fakat geniş bir kitle ne dediğimi anladı ve aynı noktada kalabildim. Çünkü ben doğruları söylüyordum, aşırı uçlara kaçmıyordum. Dedikleri gibi feminizm erkek düşmanlığı değildir ve ben hiç değilim. Bütün bunlar bilindi artık. Bu noktada ben kendimi mutlu görüyorum.

Sürekli kadınları anlatıyorsunuz

Tabii. Buna kadınların ihtiyacı var. Kitaplarım neden çok satıyor? Çünkü kadınlar yazdıklarımda kendi hayatlarını buluyorlar. Ben basit şeyler anlatıyorum aslında. Kadınların hayatlarında olan şeyleri. Bunları yazdığım için feminist olarak tanınmaktan katiyyen bir şikayetim yok. Ama feminizmin tanımını artık bilsinler istiyorum. Kadın kadın gibi olmalı. Ben feministsem eğer hiç bir zaman erkek gibi olmadım. Feminizmi kadının erkek gibi olması olarak algılıyorlar. Hayır. Bu farklılıktır zaten aşları yaratan, güzellikleri kılan. Toplum içinde eşitlik benim istediğim. Fizyolojide eşitlik olmaz ki.

Benim aram hiç bir zaman ne radikal feministlerle, ne de ev kadınlarıyla iyi oldu. Fakat geniş bir kitle ne dediğimi anladı ve aynı noktada kalabildim.

Feminist bilmeceler
Bugüne kadar hep erkekler bir araya geldiklerinde, kadınlar hakkında ‘‘aptal sarışın’’ fıkraları anlatırlardı. Yıllardır kendilerini aşağılanmış hisseden kadınlar, artık ‘‘kısasa kısas’’ mantığıyla erkekler hakkında bilmeceler üretiyorlar. Hem de zehir zemberek bilmeceler!.. İşte kadınlar arasında kulaktan kulağa dolaşan ve buram buram intikam kokan bu bilmecelerden bazıları:

Feminist Kadınlar

Erkekler neden deli dana hastalığına yakalanmaz?

Bütün erkekler domuz olduğu için.

Erkeği, tuzruhu dolu bir fıçıya batırırsanız ne olur?

‘‘Çözülmüş’’ problem olur.

Tanrı erkekleri yarattığı zaman ne yapıyordu?

Prova yapıyordu.

Bacaksız erkeğe ne denir?

Yer fıstığı.

Erkeklerin IQ'su neden domuzlarınkinden bir fazladır?

‘‘Kuyrukları’’ domuzlarınki gibi kıvrılmasın diye.

Erkekle Tetrapak arasındaki fark nedir?

Tetrapak akıllı ambalajdır.

Erkeğin neden fantazisi yoktur?

Onu evlenirken nikah dairesinde bıraktığı için.

Erkeklerin neden sakalı çıkar?

Yüzlerini, popolarından ayırt edebilmeleri için.

Bir erkekle köpek maması arasındaki fark nedir?

Köpek mamasının içinde daha fazla beyin vardır.

Erkek beynini bezelye büyüklüğüne getirmek için ne yapmalı?

Üfleyerek şişirmeli.

Estetik ve feminizm

Estetik cerrahi feministleri ikiye bölmüş durumda. Bir grup- ki bunlar halen azınlıkta- estetik yaptıran kadının feminizmin ruhunu daha net temsil ettiğini iddia etmekte.

Diğer grup ise kadınların estetik yaptırmasının erkek dünyasında alınan bir yenilgi olduğunu, kadının erkekler tarafından belirlenen ve tarif edilmiş bir güzellik idealine uymak için estetik yaptırdığını...

Bunu yaptırır yaptırmaz da ideolojik yenilgisinin fiili yenilgiye dönüştüğünü iddia etmekteler.

Bu ikinci grup şu anda feminizm içinde hakim grup olarak ortaya çıkmış durumda.

Örneğin Elizabet Haiken son zamanlarda özellikle Amerika’da çok tartışılan ‘Venüs Envy: A History of Cosmetic Surgery’ adlı kitabında hakim ideolojinin tarafını tutmaktadır.

Birinci grup gerçi azınlıktadır..

Ama onların gücü her geçen gün biraz daha artmaktadır.

Kadınların estetik yaptırmalarının erkeklere teslimiyet anlamına gelmediğini, bilakis kadının kendi vücuduna sahip çıkarak hakim ideolojiye ve önyargılara meydan okuması anlamına geldiğini söyleyen bu grup gittikçe fazla taraftar kazanmaktadır.

Bu iki grup arasındaki tartışmada dönüm noktasını kadınlar tarafından çok okunan ‘Ms’ dergisinin tavrı belirlemiştir.

‘Ms’ dergisi yılın en iyi feministi olarak Cher’i seçtiği andan itibaren iki grup arasındaki tartışmanın estetikçi feministler lehine dönüşeceği de belli olmuştur.

Şarkıcı ve aktris Cher, geçirdiği bir dizi ameliyat sonrasında genç görünümünü ve güzel fiziğini korumayı başarmıştır.

Etkili Ms dergisi, onu yılın feministi ilan ederek ‘feminist kadın’ imajında önemli bir değişiklik yapmakta olduğunu da göstermiştir.

Eğer feminizm bir tür taban hareketiyse bir tür sıradan insanların kendi yaşamlarına sahip çıkma mücadelesiyse o zaman estetikçi feministlerin daha iyi feminist oldukları da kesindir.

Çünkü Amerika’da yapılan bütün istatistikler estetik ameliyatı yaptıranların büyük çoğunluğunun zengin kadınlar değil orta gelirli ve bu tür bir ameliyata zor para ayırabilen insanlar olduğunu göstermektedir.

Ve tabii ki estetik olanlar içinde erkeklerin oranı da hızla artmaktadır.

Internet’deki elektronik dergi SALON’da (www.salon.com) yayınlanan ‘From Liposuction To Labiaplasty’ adlı yazıda 1996 yılında Amerika’da 100 bin erkek ve kadının liposuction yaptırdığı, 90 bin kadının göğüslerini büyüttüğü, 50 bin kadının da yüzünü gerdirdiği açıklandıktan sonra 1992 yılı verilerine göre estetik ameliyat yaptıran hastaların yüzde 30’unun yıllık geliri 25 bin doların altındaki ailelerden geldiği açıklanıyor.

Bu da gösteriyor ki sadece orta sınıflar değil, dar gelirliler de estetik cerrahiye merak salmış durumda.

Yani anlayacağınız bir taban hareketi olarak feminizmin tarifine daha uygun estetik feminizmi.

Bu tartışmalar iyi güzel de işin bir de korkutucu yanı var.

Amerika’da tıp çevreleri şimdi yeni bir bağımlılık türünden bahsediyorlar. Esrara bağımlılık gibi şimdi de estetik ameliyata bağımlılıktan bahsediliyor.

Bunlara ‘Plastic Surgery Junkies’ adı veriliyor.

Yani üst üste ameliyata girerek kaybedilen gençlik ve tazeliği arama hastalığı bu.

Estetik feministçiler bu hastalığa düşmeyen kadınlar yaratabilirlerse ne ala.

Aksi gelişmenin trajik sonuçlara yol açacağı kesindir.

Dişi köpeklerin isyanı

Fransa'da yeni bir feminist kadınlar hareketi ortaya çıktı. Kendilerine ‘Dişi Bekçi Köpekleri’ diyen kadınlar artık ‘maçolarla’ tek tek savaşmaya karar verdi.

‘ÖNCE külodunu çıkar kaltak!’ 4 Mart günü Fransa Tarım Fuarı'nda bir çiftçi, bakan Dominique Voynet'ye böyle bağırınca, yirmi yıl aradan sonra Avrupa'da ‘Feminizm Hareketi’ yeniden ateşleniverdi. Sırf kadın olduğu için Çevre Bakanı'nın maruz kaldığı bu hakareti televizyondan seyreden bir kadın yazar, Florence Montreynaud ‘Dişi Bekçi Köpekleri Derneği’ni kurarak kadınların savunmasını üstlendi. Birçok kadın aydının ve iş kadınının da desteklediği bu hareket giderek sesini yükseltiyor. Kadınlara sırf kadın oldukları için hakaret eden, cinsiyet ayrımı yapan herkes ‘Dişi Bekçi Köpekleri’ tarafından, kendi deyimleriyle ‘ısırılıveriyor.’

FO işçi sendikasının genel sekreteri Marc Blondel kadınların dayağını ilk yiyenlerden. Kadın sendikacı Nicole Notat'ya kürsüden ‘Ben başbakanın koynuna girmek için para almıyorum’ diye seslenen, gazeteci Laure Adler'e yazdığı mektupta hakaretler yağdıran ‘maço’ sendikaçı kadınların isyanı üzerine geri adım atıp özür dilemek zorunda kaldı.

BELDEN YUKARI

Sayıları birkaç ayda 750'yi bulan, işin güzeli üçte biri de erkek olan ‘Dişi Köpekler’in felsefesi aslında basit : ‘Feminizm savaşı 1970’li yıllarda kazanıldı. Doğum kontrolü, eğitimde ve hukuk karşısında eşitlik gibi haklar elde edildi. Ama yaygın, sinsi ve inatçı bir cinsiyet ayrımı hala sürüyor. Bunu adım adım geriletmek, her maço davranışın karşısına dikilmek gerekiyor. Bunun için de seksizmle kavgayı belden yukarı seviyeye çekmemiz gerek.'

KALTAKLARIN KIZLARI

21'nci yüzyıla girerken yeniden canlanan bu kadın hareketi aslında biraz 1968 gençliğini hatırlatıyor. Cesur ve çarpıcı sloganlar kullanılıyor. Mesela dernek üyesi kadınlar kendilerine ‘Kaltakların kızları’ da diyor. 1971 yılında, kendilerine tepki olarak ‘kaltak’ diyen 343 kadın Nouvel Observateur dergisinde yayınlanan bir manifestoda ‘biz çocuk aldırttık’ diyerek altına imzalarını atmışlar ve kürtajı serbest bırakan kanuna kamuoyu oluşturmuşlardı.

Tabii bu hareketi ‘aşırı ve yersiz’ bulanlar da çok. Psikanalist Elisabeth Roudinesco ‘Amerikan tipi yeni bir püritanizm doğmasın’ diye endişelenirken, ‘derneğin ismi yanlış’ diyenler de var. ‘Dişi Bekçi Köpeği’ İngilizcede ‘kanunsuz veya umuma zararlı hareketlere karşı tetikte olan kimse, makam’ manasına kullanılan Watchdog kelimesinin tercümesi. Halbuki ‘Chien de garde’ yani bekçi köpeği Fransızca'da ‘birisine köpeklik eden’ manasına kullanılıyor.

Fransa gibi ileri ve zengin bir ülkede bile, bir kadın eşit iş için bir erkekten % 25 daha az ücret alıyor; 10 yönetici koltuğunun 9'unu erkekler işgal ediyor ve Parlamento'daki 10 milletvekilinin sadece 1'i kadın ... o da sırf kadın olduğu için aşağılanıp alay konusu oluyor. Yani derneğin daha yapacağı çok iş var.

Cinsel tarih

Yeni bir yüzyıla girerken yapılan listelere son yüzyılda cinsiyet konusuna bakışımızı değiştiren 6 kitap da eklendi.

Kadın Haklarının Savunulması

A Vindication of the Rights of Women, Mary Wollstonecraft, 1792. Wollstonecraft, devrimcilerin insan hakları konusundaki ısrarını sadece erkekler açısından değil kadınlar için de yazdı.

İkinci Cins

The Second Sex, Simone de Beauvoir, 1953.

‘‘Kadın olarak doğulmaz, kadın olunur’’diye yazan Beauvoir bu kitabıyla yüzyılın en etkili feminist metinlerden birini kaleme almış oldu.

Feminist Gizem

The Feminist Mystique, Betty Friedan, 1963.

Friedan modern kadın hareketinin etkilendiği bu kitabında cinsel eşitliğin 50'li yılların kadınını tekrar eve kapatan bir tüketim kültürüne dönüşmek üzere olduğunu yazdı.

Kadın Hadım

The Female Eunuch, Germaine Greer, 1970.

Çağdaş kadın düşmanlığını tanımlamak için sosyolojik teoriler yerine edebi eleştirelliği tercih etti.

İlişki

Intercourse, Andrea Dworkin, 1987.

Dworkin, erkek egemenliği yönelttiği radikal eleştiriyle kadınların baskı altında tutulma nedeninin seksin ta kendisinde aranması gerektiğini yazdı.

Tepki

Susan Faludi, 1991.

Yeni sağın yükselmesinin kadın hareketine etkilerini inceledi.

Feminizm 370 yıl önce başlamış

Kadın erkekten üstündür tezini savunan tarihi bir kitap bulundu. İngiltere'de ortaya çıkarılan ve 1630'larda yazıldığı tahmin edilen kitap, kadınların erkeklerden daha iyi, daha akıllı ve daha cesur olduğunu savunuyor.

İngiliz bir tarihçi, kadınların erkeklerden daha iyi olduğunu savunan 370 yıllık bir kitap buldu. Tarihçi, bu kitabın feminizmin sanıldığından yıllar önce de var olduğunu gösterdiğini belirtiyor.

İngiltere'nin kuzeyindeki Manchester kenti yakınlarındaki Wigan'da, devlete ait tarih kurumunda görevli Alan Davies, 182 sayfalık kitabı, belediye sarayının bodrumundaki bir kağıt yığınının altında başka bir şey ararken tesadüfen bulduğunu söyledi.

‘‘Kadının Değeri’’ adlı kitap, eski İngilizce ile ‘‘kadınların erkeklerden neden daha üstün olduğunu kanıtlayan bilimsel inceleme’’ alt başlığını taşıyor.

Davies, üzerinde yazar ismi yazılı olmayan kitabın kullandığı eski dil ve ciltlenme şeklinden 1630'lu yıllara ait olduğunun anlaşıldığını belirtti.

Davies, ‘‘birçok kişi kadın hareketinin 20. yüzyılın başlarında Emmeline Pankhurst ile başladığını düşünür’’ dedi. Pankhurst, İngiltere'de kadınlara oy hakkı verilmesi için mücadele eden kadındı.

Kitabın birinci bölümünün başlığı: ‘‘Havva, Adem'den daha mükemmel’’. Yazar bundan sonra kadınların nasıl erkeklerden daha iyi olduğunun ayrıntılarını sıralıyor.

Kitapta ‘‘Kadınlar, zekayı ilgilendiren çeşitli durumlarda erkeklerin ilerisindedirler ve bence erkeklerden bu alanda sanıldığından daha üstündürler’’ diye yazıyor.

Bir sonraki bölüm başlıkları ise sırasıyla şöyle: ‘‘Kadınlar İsa'yı erkeklerden daha çok sevdi’’, ‘‘Kadınlar erkeklerden daha akıllıdır’’ ve ‘‘Kadınlar erkeklerden daha cesurdur’’.

Türk usulü feminizm

DELİKANLI toplum dediğin böyle olur işte.

Birleşmiş Milletler'in New York'ta düzenlenen ‘‘Kadın 2000’’ konulu toplantısı için bugün beş kadın, altı erkek milletvekili Amerika'ya uçuyor.

BM hata yapmış olmalı, Meclis'te temsil edilen partilerden beş kadın milletvekili çağırmış! Bizimkiler de hatayı düzeltip beş kadın milletvekiline altı erkek milletvekilinden ‘‘koruma’’ vermişler.

Şimdi on biri birlikte uçuyorlar.

Yarın ‘‘21. Yüzyıl İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış’’ konulu toplantılara katılacaklar. Benim bildiğim, bu toplantılara katılmadan önce ciddi bir hazırlık gerekir. Toplantılara boy göstermeye değil katkıda bulunmaya gidilir.

Yarın New York'ta başlayacak görüşmelerde, 1995'te Pekin'de yapılan ‘‘Dünya Kadınlar Konferansı’’nın beş yıllık bilançosu ele alınacak. 181 ülkenin katıldığı Pekin toplantısı, kadın sorunları için bir ‘‘eylem platformu’’ ortaya çıkarmıştı.

New York'taki buluşma önemli; çünkü ‘‘eylem platformunun’’ başarısı sınanacak bir bakıma.

Ne yapıldı?

‘‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’’ konusunda ne gibi gelişmeler kaydedildi?

Kalkınma ve barış için kadın platformu hangi eylem planlarını hazırladı? Hangi projeleri hayata geçirdi?

UNICEF'in hazırladığı yeni bir araştırmaya göre dünyadaki kadın nüfusunun yüzde ellisi en yakınlarından yani baba, ağabey, koca ya da sevgilisinden şiddet görüyor. Aile içi şiddete maruz kalan kadın, sosyal hayatta ne kadar etkin olabilir?

Daha onlarca, yüzlerce soru, sorun.

BM toplantısına koşarak giden ‘‘beyler’’, bu konuları acaba hayatlarında bir kez düşündüler mi? Kadın hareketi üzerine yazılmış tek bir kitap okudular mı?

1995'teki Pekin toplantısının kararlarından haberleri var mı? Varsa ve de New York'a gidecek kadar bunun militanlığını yapıyorlarsa, neden bugüne kadar hiç seslerini duymadık?

Bu beylerin özel hobilerinin ‘‘kadın sorunları'' olduğunu varsayalım, temsil ettikleri MHP, ANAP, DSP, DYP ve FP'den hangisinin ‘‘kadın sorunlarıyla’’ ilgili aktif bir çizgi izlediğini gördünüz?

New York'a gitmek hoş olabilir. Aslında pek de caziptir. Hele işin içinde New York'ta Kadın Konferansı'nda tatil yapmak varsa!

Yukarıdaki partilerin siyasi söylemlerinde kadın sorunu ‘‘deniz kaplumbağalarını koruma’’ meselesinin çapını aşmaz. Çoğu kez deniz kaplumbağalarından bile daha değersizdir.

En centilmen olanı bile ‘‘Centilmenlik kadınlara iyi davranmaktır, anlamayınca da haddini bildirmektir’’ diyen bir kültürün ‘‘erkeğidir’’. Bu zihniyet, erkek istibdadı altındaki siyasi sınıfın belirgin karakteridir. Bu siyasi sınıf, gelişmiş demokrasilerde kadın hareketinin kat ettiği mesafenin farkında bile değildir. Maçoluğun nasıl, ne kadar, ne ölçüde ‘‘demode’’ olduğunu algılayamayacak kadar ağır ve ‘‘derin’’ bir ‘‘köhnelik’’ içinde siyaset yapar.

Soluğu ancak meclis komisyonlarında iktidar goygoyculuğu yapmaya yeter.

Aslında bugünkü yazımın konusu New York'taki Kadın Konferansı değildi.

Ama çok farklı cepheden de olsa gene bir ‘‘erkek’’ yazısı yazacaktım. Son yıllarda su üstüne çıkan ‘‘Adonis’’ kompleksinden söz edecektim.

Çünkü erkeklerin ‘‘güzelleşme’’, ‘‘yakışıklı olma’’ çabaları, yani Adonis kompleksi artık kitaplaştı. Kitap, Amerika'da epey ilgi görüyor.

‘‘Kadınlar’’ 80'lerden itibaren kamu hayatında çok fazla ‘‘ağırlıklarını’’ hissettirmeye başlayınca, ‘‘erkekler’’ de bu güç dengesindeki irtifa kaybını ‘‘ağırlık’’ kaldırarak gidermeye çalışıyorlar.

Yani ‘‘güçlü kadına’’ karşı ‘‘kas gücünü’’ geliştirerek tepki verme gibi ilginç bir psikoloji içindeler. Erkekler yeterince ‘‘maço’’ olmadığı için otomatik vitesli otomobil kullanmayı da sevmiyorlarmış! Bu da otomotiv sanayiinin açıkladığı son araştırmaların sonuçları.

Bizim politikacı prototiplerine gelince, zaten kendilerini kadınlardan üstün görüyorlar. Bana kalırsa Adonis kompleksi onlardan çok uzaklarda!

Feminizm okullu oldu

Kadınların haklarını korumayı amaç edinen feminist düşünce okullu oluyor. Amaçları, feminist kuramı öğretmek ve geliştirmek.
Feminist düşünüş çevresinde biraraya gelen kadınların oluşturduğu Amargi Kadın Akademi Girişimi, "Feminist Eleştiri ve Toplumsal Cinsiyet Dersleri" adı altında kuramı
öğretmeyi planlıyor.

Bu amaçla Amargi Beyoğlu şubesinde çeşitli derslerin verilmesini sağlayacak olan Girişim, sağlıklı bir tartışma ortamı için 25 kişilik sınıflar oluşturdu.

Katılım için kayıt yapılması şart koşulurken, ilgilenenlerin 20 Aralık 2003 tarihine kadar kayıt başvurusunda bulunabileceği duyuruldu. Herhangi bir ücretin alınmayacağı derslere başörtülü girebilecek.

Amargi Beyoğlu şubesindeki ilk ders 13 Aralık 2003 günü verilecek. Dersler de cinsiyet farklılığının Türkiye'deki ve dünyadaki boyutları anlatılacak, bu durumun yarattığı
sosyopolitik gelişmeler ele alınacak.

Feministler kendi İncillerini yazdı!
Amerika ve İngiltere'deki feministler, 2000 yıllık İncil'in, kadınları ikinci sınıf yaratık olarak gören, ırkçılık kokan ve Yahudi düşmanlığı yapan ayetlerini değiştirerek kendilerine göre yeniden yazdılar..Sadece İngiltere ve Amerika'da değil, tüm dünya çapında en ünlü ve en saygın yayınevlerinden biri olan Oxford Universty Press için hazırlanan yeni İncil'de, Hıristiyanlığın baskıcı, diğer insanları, ırkları ve kadınları küçümseyici yanları bütünüyle değiştiriliyor. Ancak feministler tarafından hazırlanan ve ocak ayından itibaren Amerika'da piyasaya sürüleceği, İngiltere'de de aynı zamanda yayımlanması için çalışmaların sürdürüldüğü bildirilen yeni İncil, kilisedeki çeşitli çevreler tarafından eleştiriliyor.

Feministlerin çoğunlukta olduğu bir kurulun hazırladığı yeni İncil'de yapılan değişiklikler şöyle: Eski İncil baştan aşağı taranarak ırkçılık kokan, Yahudi düşmanlığı yapan, bedensel özürlü insanlara karşı önyargılı bir tavır sergileyen bölümler İncil'den çıkırılıyor. Öyle ki, İncil'de "Tanrı'nın sol eli" olarak geçen ibare, belli insanlara karşı önyargılı bir anlam ifade ettiği gerekçesiyle "Tanrı'nın güçlü, kudretli eli" olarak değiştiriliyor.

Feministlerin yazdığı İncil'deki en ilginç değişiklik Tanrı'nın cinsiyetiyle ilgili ibarelerle ilgili. Buna göre, "Tanrı'nın oğlu İsa" ibaresi, "İnsan-Tanrı İsa" olarak değiştiriliyor. Öte yandan ırkçılık koktuğu ileri sürülen bazı ayetler de tümden değiştiriliyor. Özellikle Hz. İsa'nın Yahudiler tarafından öldürüldüğünü belirten bölümler, Yahudiler'e hakaret ettiği ileri sürülerek değiştiriliyor. Bu sebeble İncil'deki "Rab İsa'yı ve havarilerini öldüren Yahudiler" ibaresi değiştirilerek yerine "Rab İsa ve havarileri öldürenler" ibaresi konuyor. Öte yandan İncil'deki "karanlığı" "kötülükle" özdeşleştiren ifadeler, ırkçılık koktuğu ileri sürülerek İncil'den çıkarılıyor. Bu arada kadınları hakir gören ya da erkeklerin hizmetçisi olarak niteleyen ifadeler de tümüyle değiştiriliyor. Feministlerin çoğunlukta olduğu bir kurul tarafından yazılan bu yeni İncil, kilisedeki çeşitli çevreler tarafından eleştiriliyor; ancak bu yeni İncil, yeniden yazılan ilk İncil değil elbette. 2000 yıldan bu yana yeniden yazılan İnciller'in sayısının ne olduğunu kilisenin kendisi de bilmiyordur herhalde.

Feminist Kadınlar hakkinda aciklamalar Feminist Kadınlar konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Feminist Kadınlar,Feminist nedir?,feminist ne demek,feminist yaklaşımlar,feminist sözleri

 

 

Kadınlar hakkında Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
İstanbul'daki Bizans Eserleri
İstanbul'daki Bizans Eserleri

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!