|
Nasıl hamile kalabilirim
Kadinlaricin.net sitesinde Nasıl hamile kalabilirim baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Nasıl hamile kalabilirim ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
Geleceğimizin teminatı olarak dile getirdiğimiz ve onlarsız bir hayat düşünemediğimiz çocuklar, bazı aileler için büyük bir sorun olurken bazılarının en büyük üzüntüsünü, kaygısını oluşturuyor. Nedeni tam olarak belli olmayan sebepler dolayısıyla uzun yıllar evlerinde çocuk sesinden mahrum kalan ve evin içini şenlendirecek bir ses duymak isteyen çiftler artık imdadınıza tüp bebek yöntemi yetişiyor. Anne ya da babanın çeşitli nedenlerden kaynaklanan kusurlarıyla gebe kalamayan kadın teknolojik nimetlerin yardımıyla artık belki de en büyük arzusuna en kısa zamanda kavuşuyor.
Ne zaman başvurabilirim? Peki tüp bebek sahibi olmak istiyorsanız hangi zamanda doktora başvurmanız gerektiğini biliyor musunuz? Bir kadın için en büyük riskin 35 yaş sınırı olduğunu dile getiren uzmanlar, korunmasız ilişkiye rağmen 1 yıl boyunca gebe kalmayan hanımları kadın doğum uzmanlarına bekliyor. Yaşı 35’in altında ve 1 yıl gebe kalmamış hanımlar, yaşı 35 - 40 arasında olup 6 aydır gebe kalmamış hanımlar ile yaşı 40’ın üzerinde olup 3 aydır gebe kalmayan hanımların tüp bebek yöntemiyle hamile kalmak için doktora başvurma zamanlarının geldiğini söyleyen Türkiye Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Doç. Dr. Süha Sönmez, şu uyarılarda bulunuyor. “Kadın hastalıkları ile ilgili bir ameliyat geçirmişseniz, regl dönemleriniz düzensiz ise, regl dönemleriniz uzun sürüyor, miktarı fazla ve ağrılı ise. Eğer daha önce rahim ağzı infeksiyonu geçirmişseniz mutlaka doktora başvurun. Hangi nedenden dolayı gebe kalamadığınızı tespit ettirdikten sonra gerekli zaman içerisinde tedavinizi tamamlar ve en büyük arzunuz olan çocuk hasretinizi dindirebilirsiniz.”
Nasıl hamile kalabilirim ? Hamile kalmak isteyen fakat uzun yıllardır çocuk hasreti çeken kadınların ya da erkeklerin çeşitli biyolojik nedenler sebebiyle bu sorundan muzdarip olduklarını kaydeden Doç. Dr. Süha Sönmez, en sık karşılaştıkları belirtileri şöyle sıraladı: “Endometriozis, rahim ağzı infeksiyonları, rahim ağzı iltihabı hastalığı, hormonal dengesizlik, varikosel, prostatit, uyuşturucu madde kullanımının yan etkileri ve sıcak ortamda fazla bulunmanın yan etkileri olabilmektedir.” Sönmez, ayrıca aşırı sigara, alkol ve kafein kullanımının kadınlarda gebe kalmayı diğer bayanlara oranla daha da geciktirdiğini ve gebelik riskini artırdığına dikkat çekti.
Doğurganlığı etkileyen faktörler Kafein: Yapılan çalışmalar günde 5 fincandan fazla kahve içen kadınların diğerlerine oranla daha geç gebe kaldığını göstermiştir. Ayrıca kafein spermde de defektlere neden olabilmektedir. Endometriozis: Bu hastalık primer olarak kadının pelvis boşluğunu etkiler. Rahim içinde bulunan ve regl esnasında dökülen erdometrium dokusunun rahim dışında da bulunması ve orada gelişmeye devam etmesidir. Bu durum regl sanısının ve kısırlığın en önemli sebeplerinden biridir. Amerika’da yaklaşık 10 milyon kadında olduğu düşünülmektedir ve kısırlığın ana sebebidir. Bu hastalık yumurtalıklarda ve tüplerin uç kısımlarında nedbe dokularına sebep olmaktır. Bu nedbe dokuları yumurtanın tüplerden rahim içine gelmesini önler. Bu dokular cerrahi olarak çıkarılabilir veya ilaçla tedavi yoluna gidilebilir. Rahim ağzı infeksiyonları: Erkek ve kadında kısırlığın en önde gelen sebeplerinden biri cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Özellikle, Amerika gibi gelişmiş ülkelerde yılda 1 milyon insanın yakalandığı gonore ve yılda 4 milyon insanı etkileyen ehlamidya bu infeksiyoların başında gelir. Eğer tedavi edilmezse tüplerde ve üreme sisteminde nedbe dokuları ve yapışıklıkların oluşmasına neden olur. Erkeklerde ise spermlerin taşındığı kanallarda tıkanıklıklara yol açar. Rahim ağzı ihtilapları: Bu, kadınlarda tüpleri, rahmi ve yumurtalıkları tutan ve bazen cinsel yolla geçen hastalıkların sebep olduğu fakat düşük, kürtaj, cerrahi sonrası, doğum veya rahim içi araçların neden olduğu bir infeksiyondur. Amireka’da yılda 8 milyon insana bu tanı konmaktadır ve bunların yüzde 35’i ilk ataktan yüzde 50 - 60’ı ikinci, yüzde 75’i de üçünçü ataktan sonra kısır olmaktadır. Hormonal dengesizlik: Eğer doğurganlığı sağlayan hormonlar kimyasal sinyallerini doğru zamanda vermezlerse yumurtlamada düzensizlik veya hiç yumurtlamama gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu da kısırlığın önemli nedenleri arasında yer alır. Varikosel: Erkek kısırlığının en sık sebeplerinden biri olan varikosel bir veya her iki testisteki damarların genişlemesidir ve kısır erkeklerin yüzde 20 - 40’ında meydana gelmektedir. Bu durum testisteki sıcaklığı artırır ve spermlere zarar verir, ancak kolayca tanınabilen ve cerahi olarak düzeltilebilen bir hastalıktır. Alkol: Düşük riskinin artırdığı gibi döllenmeden önce yumurtanın hasara uğramasına neden olabilir. Sigara: Sigaradaki kimyasal maddeler spermi öldürür. Sigara içen kadınlar gebe kalmakta zorlandıkları gibi düşük riskleri de artmaktadır. Uyuşturucu: Marihuana ve kakoin sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır ve hasarlı sperm oranını artırır. Prostat: Prostat bezinin iltihaplanmasından kaynaklanmaktadır. Farkedilebilir belirtileri olmayabilir. Ancak tanı konduğunda uygun artibiyotiklerle tedavi edilebilmektedir. Sıcaklık: Sauna veya buhar odalarının testislerde sıcaklığı artırdığı için spermleri olumsuz etkiler. Ayrıca fırın işçilerinde veya aşçılarda da aynı sebepten dolayı kısırlık ploblemine neden olduğu bilinmektedir.
19 yaşındayım ve 1 yıllık evliyim. İstememize rağmen çocuk sahibi olamadım. Acaba bende bir problem mi var? Ne yapmalıyım Yaşınız çok genç olduğu için her şeyden önce umutsuzluğa kapılmayın. 1 yıldır istemenize rağmen çocuk sahibi olamıyorsanız öncelikle bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız gerekmektedir. Sorun sizde, eşinizde ya da her ikinizde birden olabilir. Öncelikli olarak eşinizin ve sizin yaptırmanız gereken bazı tahliller var. Eğer tahliller ve muayeneniz normalse doktorunuz ilaç tedavisine başlayacaktır. Bu ilaç tedavisi esnasında ayın belli günlerinde ultrason ile takibiniz yapılacaktır. Bu tedavi sayesinda çocuk sahibi olmanız kolaylaşacaktır. Kaldı ki sizin veya eşinizin tetkik veya muayenelerinizde bir problem olsa dahi, tıbbın yeni gelişmeleri sonucu günümüzde çocuk sahibi olmanız hiç de imkansız değildir. Sizin yapmanız gereken konunun uzmanı bir kadın doğum doktoruna başvurarak gerekli tetkikleri yaptırmak ve sabretmektir.
Spermlerin kalitesi Erkeklerin çocuk sahibi olma olasılığı 25 yaşından sonra, sperm kalitesinde azalma olduğu için düşüyor. Human Reproduction dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, erkeklerin yaşı ilerledikçe sadece sperm hacmi değil, spermlerin hareket kabiliyeti de azalıyor.
Kaliforniya Üniversitesi bilim adamları, 22 ila 80 yaşlarında 100 sağlıklı erkek üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda spermlerin hareketliliğinin yılda yüzde 0,7 oranında azaldığının ortaya çıktığını söylediler. 22 yaşındaki bir erkeğin sperm hareketliliğinin yüzde 25 oranında azaldığını belirten bilim adamları, bu riskin 30 yaşında yüzde 40'a, 60 yaşında da yüzde 85'e çıktığını kaydettiler. Prof. Brenda Eskenazi, kadınların biyolojik saatinin erkeklerden farklı olduğunu belirterek, kadınlarda doğurganlığın 35 yaşından sonra ‘‘birden ve önemli ölçüde’’, erkeklerin ise çocuk sahibi olma olasılığın adım adım azaldığını söyledi
Egzoz dumanı, sperm kalitesini düşürüyor
İtalyan bilim adamları, egzoz dumanının, erkeklerin çocuk sahibi olma olasılığı üzerinde olumsuz etki yaptığını kaydettiler.
Human Reproduction Dergisi'nde yayımlanan habere göre Napoli Üniversitesi bilim adamlarından Michele de Rosa ve ekibi, egzoz dumanının, sperm sayısını değiştirmediğini, fakat spermin gücünü ve hareketliliğini düşürdüğünü tespit ettiler. Otoyol gişelerinde çalışan 85 kişiyi inceleyen bilim adamları, bu erkeklerin hepsinin sperm kalitesinin, aynı bölgede yaşayan erkeklere göre daha kötü olduğunu söylediler. De Rosa, günde ortalama 6 saat yoğun olarak egzoz dumanı soluyan bu kişilerin testosteron ve diğer hormon düzeylerinde değişiklik olmadığını, ancak spermlerinin hareket kabiliyetinin düşük olduğunu kaydetti. De Rosa, fazla hareketli olmayan spermlerin yumurtayı dölleme olasılığının azaldığına dikkat çekti.
Oligospermi
Çocuk sahibi olabilmek için testislerde yapılan sperm sayısının belli seviyelerin üzerinde olması lazımdır. Eğer hiç sperm yapılmıyor ise azospermi, normalden az ise oligospermi denir. Azospermisi olanların bebek sahibi olmaları tedavisiz çok zordur. Bazen testisten yapılan biopsilerde kanalların içinde sperm bulunabilmektedir. Bununla çeşitli teknikler kullanarak döllenme yapılmaya çalışılmaktadır. Sizde sperm var ancak sayısı az. Çocuk sahibi olma şansınız çok düşük. Normal yollardan ziyade tedavi ile olabilir. Mikroenjeksiyon metodu ile çok az spermle bile çocuk sahibi olma ihtimali vardır. Bu işlemin yapıldığı çeşitli üniversite hastanelerine veya özel hastanelere başvurmanız iyi olur.
Nasıl hamile kalabilirim İnternette görmüştüm ÇİDER’in adını... Siteyi ziyaret ettiğimde dünyanın dört bir yanından insanların buluşma noktasının “Çocuk özlemi” olduğunu gördüm. Her birinin ayrı hikayesi vardı... ...Ve en yakınlarıyla konuşmaya çekindikleri konuları sanal ortamda rahatça konuşabiliyorlardı. Binlerce insanı buluşturan derneğin kurucu “annesi” S.T ile önce aynı yaşlardaki kızlarımızdan bahsettik, sonra da ÇİDER fikrinin nasıl doğduğundan. “-Bu derneğin çıkış noktası yaşadıklarımı, başımdan geçenleri paylaşma arzusu oldu. Kendimce çok talihsizlikler yaşadım. Yanlış tedavi gördüğümü sanmıyorum ama yanlış teşhisler olduğunu düşünüyorum. Hastanelere gidip gelişimde orada hiç olmaması gereken bir takım davranışlar görüyordum. İnsanın ağzında pas tadı bırakan şeyler. Bunlar hep kafamda izler bıraktı aktarmak, içimi dökmek istedim yani. Başkalarının da bu olayları yaşadığını bilemiyorsunuz insanlar saklıyor ben de sakladım. Sebepsiz bir kısırlığım olduğu söyleniyordu ben biraz araştıran kurcalayan bir yapıya sahibim, doktorlara sürekli sorup araştırıyordum. Yirmi seneden sonra hatta yirmi iki seneden sonra kızıma kavuştum...” ‚ Bu 22 yıl boyunca sürekli tedavi mi gördünüz?... “-Aralıklarla sürdü tedavi ama bu konuyu gündemimden hiç çıkarmadım. Çocukları çok seviyorum ve hep kalabalık aile hayaliyle büyüdüm. Evleneyim iki, üç çocuğum olsun böyle bir modelim vardı. Sonra bunu tamamlayamayınca kendinizi kusurlu, hatalı görmeye başlıyorsunuz. Mutlak bunu aşmak gerekiyor. Aşmadığınız sürece üzerinizde sosyal baskı oluşuyor, eşinizle de sorunlar başlıyor. En son hastaneye gittiğimde kırk yaşındaydım bana ‘artık çocuk sahibi olamazsınız menopoza giriyorsunuz’ dendi. Tabii ben mahvoldum. O kadar uğraş uğraş ve sonunda. Eşimin ilk evliliğinden bir oğlu vardı. ‘Onu büyütüyoruz, evlat edinebiliriz’ dedi. Ben belki o doğurma içgüdüsünü tatmak istiyordum, bir türlü durumu hazmedemedim. Kitaplar, çeşitli bitkiler buldum. Onları kullanarak dinlendirdim kendimi. Eşim de ‘yeter artık ne kadar deneyeceksin bu kadar parayı sokağa atıyorsun’ diyordu. İki yıl sonraki tüp bebek denemesinde hamile kaldım...” ‚ Onca uğraş ve bekleyişten sonra tam da ‘artık olmaz’ dendikten sonra hamile kalınca ve bebeğinizi dünyaya getirince neler yaşadınız?... “-Hamile olduğuma ancak karnım büyüdükten sonra inanabildim öyle aşerme falan da olmamıştı. Çocuğum doğduktan sonra da uzun bir süre inanamadım. Gidip başına bakıyordum sürekli rüya mı, gerçek mi diye. Ben kızımı 42 yaşında doğurdum şimdi 4.5 yaşında. Bu kadar sıkıntı ve üzüntüden sonra ona kavuşmak...” ‚ Ve bu kavuşma ÇİDER’i ortaya çıkardı. “-Üvey oğlum çok güzel bir sayfa yaptı internette. Bir yılda on bin kişi ziyaret etti. Çok sayıda mektup geldi, onları doktoruma cevaplattım. Oradan cesaret aldım daha geniş ne yapabilirim diye. Sonra metinler birleşince iki yüz sayfaya yakın internet sitesi çıktı ortaya. İlk beş günde beş bin kişi girdi, şimdi de 370 bine yakın giriş var. Siteyi yaptıktan sonra her ay bin mektup almaya başladım. Artık yasal bir platforma taşınmasına karar verip 2001 yılında derneği kurduk. 2 bin 600 gönüllümüz var. Eşlerini de sayarsak beşbin kişinin üzerindeyiz...” ‚ Size gelen mektuplarda, ya da sanal ortamda en çok neler soruluyor?... “-Ortak sorun parasızlık ve ne yapacaklarını bilememeleri. Tüp bebek uygulaması çok pahalı. İlk mikroenjeksiyon 2200-2500 dolar arasında. İlaçlar 1.5 milyar. Beş milyarla yedi milyar arsında tutuyor tedavi. Çok az kişi yapabilir bunu. Kırsal kesimde zaten çok zor. Çiftlerin çocuğu olmamışsa, ikinci bir kadınla evleniliyor yine olmayınca nedeni bile araştırılmıyor çoğu zaman. Kentsel bölgelerde tüp bebek konusundaki yanlış bilgiler aşılmış durumda ama kırsal kesimde tüp bebek yapınca başkasının çocuğu zannediliyor ‘Bu bebek senin mi’ diye soruyorlar. Bunların çok iyi anlatılması lazım. Biz kırsal kesimde gidip bunları anlatmak istiyoruz ama dernek olarak imkanlarımız sınırlı ancak buranın giderlerini karşılıyoruz...” ‚ Biraz da çalışmalarınızdan söz etsek. “-46 tüp bebek merkezi var hepsini sıraya koyduk her ay bir hastaneyle toplantı yapıyoruz. Doktorlar hastaların sorularını cevaplıyor. Önce konuşmaya çekiniyor insanlar sonra rahatlıyorlar dostça bir sohbet ortamı oluşuyor. Doktorları da sıraya koyduk, her gün gönüllü olarak sohbet odasında hastalardan gelen soruları cevaplıyor. Bunun ardından daha bilinçli ve güvenle gidiyorlar hastaneye. Yüzyüze konuşmakta zorlandıkları konuları rahatça sorabiliyorlar. Üyelik printiyle gidenler hastanelerden indirim de alabiliyor. Kanada’dan, Fransa’dan, Türkmenistan’dan bile katılanlar var sohbet odasına. Her ay bir kişiye bedava tüp bebek uygulaması çekilişimiz var. Ayda bir kişiye bu hakkı vermek bir şeyi çözmez tabii. Amaç sağlık bakanlığının dikkatini çekmek, ilaçları, masrafları karşılamasını sağlamak. Bu konuda bakanlığa mektup yazdık ama henüz cevap gelmedi...”
Nasıl hamile kalabilirim Bir bebeği 22 yıl beklemek... S.T tam 22 yıl beklemiş kızı M.’ya kavuşmak için... Anne olmak için yıllarca uğraşmış... Onun gibi çabalayan nice kadın, nice erkek var... Anne olmak, baba olmak için yıllarca bekleyen, hayal kırıklıkları, umutsuzluklar yaşayan nice çift. İstedikleri zaman da çocukarını kucaklarına alan pek çok kişi bunun ne büyük bir şans olduğunu, onları dinleyince anlayabiliyor ancak... Kulağı çocuk sesinde bekleyenlerin hikayesini sunuyoruz size... Anne olduktan sonra yaşadıklarını, bilgilerini paylaşmak için bir dernek kuran S.T ve Çocuk İstiyorum Dayanışma Derneği üyelerinin anlattıklarını...
Üzerimizde baskı var... C. Ş. derneğin kuruluş aşamasından beri S.T.’nun yanında olan bir isim. Çocuk sahibi olabilmek için gösterdiği çabayı anlatırken yaşadıklarının üzerinde bıraktığı etki seziliyor. “-14 yıllık evliyim. Yedi kere tüp bebek denedik olmadı, başaramadık ama umudumuzu yitirmedik. Şu anda duraklama dönemindeyim beynimde tamam deyip tekrar deneyeceğim. Çok hayal kırıklığı yaşadım ama artık alıştım. 14 senelik evliliğin 12 yılı kesik kesik de olsa doktorlarda geçti. Bu kadar uğraştan sonra artık sıkıldım galiba. Bu sefer de olmazsa ‘yeter olmuyor’ diyeceğim herhalde. Hayatımı o şekilde devam ettirmeye diğer insanlara yardımcı olmaya çalışacağım. Çevrede çok büyük merak var evlenince neden çocukları olmuyor diye. Bu belki çiftin sorunu değildir ama şüpheli gözlerle bakılır ve bizi çatışmaya sokar. İnternette çok sık rastladığım bir sorun var. Bir çift düşünün çocukları olmuyor, problem erkekte. Erkeğin ailesi bunu bilmiyor, kadın kocası ezilmesin diye üzerine alıyor sorumluluğu. Gerçek neden saklanıyor ve kadın eziliyor...” E.Y Kasım ayındaki toplantıda yapılan çekilişte bedava tüp bebek uygulaması kazanmış; “-Denedim ama başarısız oldu. Hakkımı kaybettim yani. Zaten hastane bir defa yapıyor aşılamayı. Şansım çok azdı yüzde beşti. Ama insan yine de deniyor tabii. Bu sayede çok güzel bir dernekle tanıştım. Tereddütle gelmiştim toplantıya ama buradaki aile ortamı pozitif enerji veriyor. Ben daha önce ilaçla tedavi görmüştüm ama tüp bebek ücretini karşılayamamıştım. Belki ilerde niye denemedim diye pişman olurdum en azından bu düşünce silindi. Bir sürü tedaviden sonra sonuç alamayınca çok üzülüyorsun. O ilk bir iki gün çok kötü. Ama ondan sonra insan nelere alışmıyor ki. 4 yıllık evliyim 41 yaşındayım. Eşim benim üzülmeme üzülüyor. Kadınlar çocukları olmayınca suskun aklıyor suçlu gibi. Bu toplantılara katılsın, aynı sorunu yaşayanlarla bilgilerini, sıkıntılarını paylaşsınlar...”
Nasıl hamile kalabilirim Yaklaşık bir yıldır siteyi takip ediyordum. Toplantılara zamansızlık ve tıbbi olabileceği düşüncesiyle katılmıyordum. Yaklaşık üç yıllık evliyim. Ve evliliğimin üçüncü ayından beri bu işin peşindeyim. Evlenmemin amacı çocuk sahibi olmaktı. Eşimin ilk evliliğinden bir çocuğu vardı bu nedenle eşim temiz düşüncesindeydik. Ama ondaymış problem. O problemin hallolmasının akabinde ÇİDER’in tekne turuna katıldım oradaki doktorların yaklaşımı çok sıcak geldi. Onların desteği mi bilmiyorum ama o dönemdeki aşılamada hamile kaldım. Daha önce de dört aşılama yapılmıştı. O kadar başarısızlık yaşadım ki 2.5 aylık hamileyim ama inanamıyorum. Hiçbir bebek eşyasına bakamıyorum. Her ayın onbeş günü hazırlıkla onbeş günü bekleyişle geçiyordu. Depresif bir durumdaydım hala atlatamadım galiba. İlaçla tedavi olduğum dönemde ‘hamilesin’ demişti doktor. Havalara uçtum. Onbeş gün sonra gittiğimde ‘A yanlışlık yapmışız’ dediler. Ultrason yapacak doktoru tekmelemişim farkında değilim. Şimdi biri çıkıp ‘Pardon yanılmışız’ diyecek diye korkuyorum...” Bunlar da, çocuk sahibi olmak için evlendiğini söyleyen S. G.’nün duyguları... Pahalı uygulama ...Ve o gün dernekte olan tek erkek üye A. K. anlatıyor kendi yaşadıklarını; “-Eşim 35 haftalık hamile. İkiz bebek bekliyoruz şu günler zor geçiyor, eşim geceleri uyumuyor. Sekiz yıllık evliyiz, aşağı yukarı altı yıldır savaşıyoruz. Problemin kaynağı da ben çıktım. İlaç tedavisi uyguladılar bana oysa bunun bir faydası yokmuş sonradan öğrendik. Doktorumuz tüp bebek yapmamızı önerdi. Paramızı toparlamaya çalıştık, çıkışmıyor. Bekledik. Cerrahpaşa’ya gittik denememizden sonuç alamadık eşim çok büyük üzüntü yaşadı. Bir başka hastanede Haziran’daki denemede olumlu sonuç alındı. Biz bu konularda çok rahat konuşup, sıkıntılarımızı paylaşabilen bir toplum değiliz. Kardeşimize bile anlatamayız. Bu site sayesinde sanal alemde bilgilerimizi, sıkıntılarımızı konuşur paylaşır hale geldik. Benim bu dernekte yer alma sebebim yaşadığımız zorluklar. Bunun tedavisi zor, maliyeti de çok yüksek. Herkesin karşılayabilmesi mümkün değil. Son uygulamaya kadar benim 20 milyar liram gitti. 4-5 kişi bir şeyleri çözmemiz mümkün değil. Ama çoğalırsak bir yerlere derdimizi anlatmamız ve sonuç almamız mümkün olabilir...”
Nasıl hamile kalabilirim 2 yıllık evliyiz ve çocuğumuz olmadı. Yapılan tahlillerde eşimin sperm sayısı normal olmasına rağmen spermlerde hareket bozukluğu çıktı. Ne yapmalıyız Sizin tahlilleriniz normal, eşinizin sperm bozukluğu olması normal yoldan çocuk sahibi olmanız için bir engel teşkil eder. Bana gönderdiğiniz tahlillere göre önerim İnseminasyon tedavisidir. İnseminasyon veya halk arasında yaygın olarak kullanılan şekli ile aşılama kısırlık tedavisinde uygulanan ve kadının hamile kalma ihtimalini arttıran bir yöntemdir. Âdet döneminin başında bir ilaç ile yumurtlama uyarılıp sıkı ultrasonografi takipleri ile yumurtalar belirli büyüklüğe gelip ilaçla çatlatıldıktan sonra eşi tarafından laboratuvarda verilen spermin belirli yöntemlerden geçirildikten sonra kadın doğum uzmanı tarafından bir kanül ile rahim içine yerleştirilmesi ile olur. Sizin yapmanız gereken elinizdeki tüm tahliller bir hastaneye veya hastanemize başvurmak ve daha detaylı bilgi almaktır.
Herkes doğurmalı mı?
Sizce herkes doğurmalı mı?
Son derece içgüdüsel ve doğal bir şey doğurmak. Üremek, soyunu devam ettirmek, kendine yakın bir ya da birkaç tane daha ortaya çıkarmak, aile kurmak... Aynı şekilde bazı kültürlerde ya da bölgelerde diyelim, annelerin yaptığı da son derece doğaya ait: Özürlü çocuğunu öldürmek! Tüyleriniz diken diken olmasın, ama böyle. Nedeni ne olursa olsun, özellikle fiziksel özürlü doğan bebekleri anneleri ortadan kaldırabiliyor.
Eşimin bir hatırası geldi aklıma: 1999 yılıydı. Evliydik ama hamile değildim. Bir matbaa işimiz olduğundan eşim orada sabahlayacaktı. Gecenin bir vakti elektrikler kesilmiş ve makineler durmuş. İş durmuş, çay demlenmiş, muhabbet başlamış... Bir usta ve bir kalfa; ikisinin de çocukları var. ‘Ya abi, pazar olsa da bisikleti bagaja koyup çocuklarla gezmeye gitsem’ diye başlayan muhabbetleri, baba olmak için sabırsızlanan eşimi iyi dağıtmıştı.
ELALEME KARIŞMAYALIM KENDİMİZE BAKALIM
Eşim, klasik Türk babası tipinde bir babayla büyümüş. Sevgiyi fiziksel olarak göstermeyen ama koruyucu, güven verici bir baba. O yüzden de uzun süre ancak filmlerde gördüğü doktor ya da mühendis babaların, okumuş babaların, çocuğuna sarıldığını sandığını itiraf etti. Oysa böyle değildi. Karşısında gördüğü adam, bütün günlerini bir matbaanın başında geçiriyor ve tek bir günü bekliyordu. Sadece çocuklarıyla geçireceği o bir tek günü...
Sonra haberlerde görüyoruz, bildik tanıdık insanlar ‘Aliye’ muhabbetine giriyorlar. Gerçekten o durumda olan pek çok insan var maalesef. Örnek aydın baba gibi gözükenler, meğerse aylar boyunca beşer dakikadan 3-5 kere görüyormuş çocuklarını.
Bir yandan başka biri çıkıp ‘Ay mutlaka doğur birkaç tane daha’ diyor. ‘Nasıl olsa bakıcılar var!’
Var değil mi?..
Sorun bakıcılarda ya da diğer bakanlarda değil. Tabii ki yardımlar, yardımcılar olmadan olmaz ama kimin nasıl bir anne ya da baba olacağının garantisi yok. İyisinden olmak için didinip durabiliriz sadece.
Sokaktaki insanlara neden doğurdun, ya da sen doğurma gibi müdahale edemeyiz belki ama kendi çocuklarımızla daha fazla zaman geçirmek, onları daha düzgün bir ortama sokmak için elimizden geleni yapabiliriz en azından. Uzaktan millete ‘cık cık’lamak kolay!!!
Hamile kalmak istiyorum Ben bir yıllık evli 21 yaşında bir kadınım.Şimdi bir çocuk istiyoruz. Ama henüz hamile kalamadım. Bu arada sevişirken de orgazm olamadığımı hissediyorum. Eşim bu duruma çok üzülüyor. Acaba orgazm olamadığım için mi çocuğum olmuyor? Hamile kalmak için orgazm olmam şart mı?
Tabii ki evlenmeden önce cinsel yaşamla ilgili ciddi kitaplar okuman ve bazı konularda bilgi edinmen iyi olurdu. Ama madem bu imkan olmamış bundan sonra eşinle birlikte cinsel hayata yavaş yavaş alışabilirsin. Eşini seviyor ve onun sana karşı anlayışlı olduğunu düşünüyorsan bu çok olumlu bir durum. Eşin sana elbette beraberliğinizi en iyi şekilde yönlendirmeyi öğretecektir. Bu arada sen de evlilikte cinsel yaşamla ilgili bazı kitaplar okuyabilirsin. Kadınların orgazmı erkeklerinki gibi fizyolojik belirti veren, somut bir şey değildir. Daha çok bir rahatlama, tüm vücuda yayılan bir mutluluk hissi, sinirlerin boşalması ve gevşeme şeklinde hissedilen, kadından kadına değişen bir olaydır. Kadınlar orgazm öncesinde vücutlarının önce kasıldığını daha sonra da gevşediğini anlatırlar. Ancak kadının orgazmı erkeğinkinden daha geç meydana geldiği için erkeklerin bu konuda bencil davranmayıp ilişkiyi sürdürmeleri gerekir.
Cadılardan bebek büyüsü
İngiltere'nin Sussex bölgesinde yaşayan Kevin ve Sandie Carlyon çocuk sahibi olmak isteyenlerin umudu oldu. İngiliz cadılarının rahip ve rahibesi sayılan çiftin kendilerine ait ‘‘Putperest (Pagan) Doğurganlık Kliniği’’nde bugüne kadar 30 çifti çocuk sahibi yaptığı iddia ediliyor. Kendisini ‘‘ak cadı’’ olarak tanımlayan Kevin Carlyon'un kliniğine dünyanın dört bir yanından başvuran çiftler ancak aylar sonrasına randevu alabiliyor.
Kliniği beş yıl önce kuran 39 yaşındaki Kevin ve 43 yaşındaki eşi Sandie kötü, yani kara büyüye gerek duymadıkça başvurmadıklarını, bu nedenle kendilerini ‘‘ak cadı’’ olarak tanımladıklarını söylüyor. Kevin beş yaşındayken çevresindeki diğer çocuklardan farklı olduğunu ve doğa üstü güçlere sahip olduğunu farkettiğini belirtiyor. Öğrenciliği sırasında kendisine şeytan denildiğini söyleyen Kevin, hayatının akışını değiştiren günleri şöyle anlatıyor:
‘‘Bir gün çok yakın bir arkadaşımın babasının öleceğini gördüm. Arkadaşıma söylediğimde benimle dalga geçti. Fakat üç gün sonra babası kalp krizinden öldü. Yine bir gün bir kızın bacağının kırılacağını tüm ayrıntıları ile hissettim. Olay benim anlattığım gibi gerçekleşti ve kızın bacağı kırıldı. Çevrem bir anda bana değişik bakmaya başladı. Beni İngiliz kilisesinin papazına götürdüler. İçimdeki şeytanı çıkartmak istediler. Kötü bir çocukluk geçirdim, ancak bendeki güçler şu anda başkalarına yardımcı oluyor.’’
Çocuğu olmayan çiftleri çocuk sahibi yapmakla ünleri İngiltere dışına taşan Kevin ve Sandie, cadılığın karanlık tarafıyla hiç bir zaman ilgilenmediklerini, şeytanlara, cinlere başvurmadıklarını söylüyor. Bakireleri kurban etmek, toplu orgazm gibi zararlı şeyleri asla yapmadıklarını söyleyen Kevin, ‘‘5 yıl önce kasabamızdan biri Londra'dan gelen 2 genç kadını bize getirdi. Kadınlardan birinin 10 diğerinin ise 8 yıldır çocuğu olmuyordu. Bir kaç hafta içinde ikisi de hamile kaldı. Bunun üzerine doğurganlık üzerine çalışmalarımızı geliştirdik’’ diyor.
EN BEREKETLİ AY
Putperest Doğurganlık Kliniği'ne başvurduktan sonra çocuk sahibi olan 34 yaşındaki Sandra, eşi Andrew Torn'la katıldığı törenle ilgili şunları söylüyor:
‘‘5 yıldır çocuk sahibi olmak için uğraşıyoruz. Gerekli bütün kontrolleri yaptırdık, hormon içeren ilaçlar verdiler, dünya kadar para ve zaman harcadık, hiçbir işe yaramadı. Tam tüp bebek tedavisine başlayacaktık ki, eşim Andrew yerel gazetede ak cadı ve putperestlerin doğurganlık kliniğiyle ilgili bir yazı okudu. Cadı Kevin ile temasa geçmeye karar verdik. Bir fotoğrafımızı göndererek başvurduk. Ağustosta dolunayın oluştuğu günlere randevu aldık. Ayin gecesi arabamızla vadiye doğru yol alırken gökyüzü gerçekten garip bir renkteydi, portakal renginin kırmızıya çalan koyuluğu her yeri sarmıştı, kesinlikle bir aura vardı.
Biz seviştiğimiz sırada ise ay o kadar büyümüştü ki kendimizi spot lambası altında sevişiyor sandık ve çevredekiler bizi görecek endişesine kapıldık. Birleştikten sonra devasa insan figürünün üzerine uzanıp bir sigara yaktık.’’
Sandra ayinden sonra hamile kaldığını ifade ederek, ‘‘Ne ayine katıldığımızı, ne de hamile kaldığımı kimseye söylemedik, hatta adını Ryan koyduğumuz bebeğimiz doğuncaya kadar cadıya bile bildirmedik. Hamileliğim de çok güzel geçti. Oğlum Ryan, anlayacak kadar büyüdüğünde ilk işim ona nasıl hamile kaldığımı anlatmak olacak. Ryan'a arkadaş olacak bir kızkardeş istiyoruz. Doğal yollardan hamile kalamadığım için ilk fırsatta tekrar Kevin'e gideceğiz’’ diyor.
Yüzyıllardan beri bir çok kadın Sandra gibi bu yönteme başvurmuş, bunlardan biri de Lord Bath'ın kızı Slvie Cerne. Figüre adını veren Cerne'nin ünü Japonya'ya kadar uzanıyor.
Son dönemde Amerika'dan gelen bir kadın turist grubu geceyi bu dev figürün üzerinde geçirmiş. Çünkü yerel inanışa göre kadının etrafı alçıyla çevrili bu penisin üzerine çıkması hamile kalmasına yetiyor.
Cerne Abbas kasabasındaki dev figürün büyü gücüyle ilgili tartışmalar bir yana, oraya giden çiftler sonuçtan çok memnun. Abbas kasabalıları burunlarının dibinde yapılan bu ayinleri pek önemsemiyor. Bazıları yapılanları iğrenç bulurken bazıları esprili bir şekilde yorumluyor.
Dünyanın her köşesinde 900 üyesi olan Kevin Carlyon gelen çiftlere sonucu garanti etmiyor. Yapılanlar ona göre inanmayı gerektiriyor. Çocuk sahibi olmak isteyenlerden alınan ücret ise sadece 25 sterlin (yaklaşık 12 milyon 500 bin TL). Kevin sadece çok kızdırıldığında kötü büyüye başvurduğunu söylüyor. Ak cadının söylediğine göre, bir kez Prens Charles'a çok kızmış ve ona kötü büyü yapmış, yaptığı büyünün ardından da polo sporunda usta olan Prens Charles attan düşerek kolunu kırmış!
TÜRKİYE'DEN İKİ CADI
Sussex'li Kevin ve Sandie, Avrupa'nın en büyük cadı teşkilatını kurmuşlar. Dünyanın her tarafında yüzlerce üyesi olan cadıların, iki üyesi de İstanbul'dan.
Hastings evlendirme bürosunda geçen yıl eşi Sandie ile evlenen Kevin Carlyon'un nikah şahitliğini ise kedisi 'Mini Mob' yapmış. Siyah kedi patileri mürekkebe batırıldıktan sonra evlendirme defterine şahit olarak imza atmış. Evlerinde 11 siyah kediyle yaşayan çiftin en yaşlı kedisi Mini Mob. Carlyon çifti, siyah kedilerinin kendilerine uğur getirdiğine inanıyor.
Doğurganlık töreni
Putperest (Pagan) Doğurganlık Kliniği'nde yapılacak bir ayin için koşulların uygun olması gerekiyor. Eski büyücü ve cadı yöntemlerine hiç benzemeyen bu ayinlerde, İngiliz bereket tanrısı olarak tanınan ve Dorset kasabasının yeşil tepelerinde yüzyıllar önce oluşan Cerne'nin alçıdan yapılmış 9 metre uzunluğundaki penisinin rolü büyük. Tören, ay dolunay şeklini aldığında alçıdan yapılmış koca devin penisine tırmanmakla başlıyor. Çıplak ayaklı çiftin erkeği kırmızı, eşi ise portakal renginde bir cübbe giyiyor. Ak cadı Kevin önce mumları ve tütsüleri yakıyor, daha sonra doğa üstü güçlerle yüklenmiş kristali, kadın ile erkeğin arasındaki dengeyi simgeleyen kocaman delikli bir taşın yerine yerleştiriyor. Sihirli yağları, toprak ve suyu çiftin üzerine serperken kötülükleri kovmak için tütsüler yakıyor. Daha sonra çift bir daire oluşturacak şekilde, cadıların arasına katılıyor ve kendilerinden, ruhlarını güvendikleri tanrıların ruhları ile birleştirmeleri isteniyor. Tören yaklaşık yarım saat sürüyor. Daha sonra çift dev figürün üzerinde aşk yapmak üzere yalnız bırakılıyor.
Hamile kalma olasılığı yüzde 50
Kuzey Carolina Evrimsel Sağlık Bilimleri Ulusal Enstitüsü’nden David Dunson, erkeklerin de 30’lu yaşların sonunda daha az üretken olduklarını buldu. Yaşları 18-40 arasında değişen 782 Avrupalı kadının günlüklerine işledikleri bazal beden ısıları, cinsel ilişkileri ve regl dönemleriyle ilgili verilerden yola çıkan bilim adamları, kadınların hangi günlerde hamile kalma şanslarının daha fazla olduğunu hesapladı. Kendileriyle aynı yaşta erkeklerle ilişkiye giren 19-26 yaşlarındaki kadınların bir ay içinde (en üretken dönemde ilişkiye girdikleri takdirde) hamile kalma şansları %50, yaşları 27-34 arasında değişen kadınlarda %40, 35-40 yaşları arasında ise %30 olarak sonuçlanmış. Eğer son gruptaki kadınların eşleri 5 yaş büyükse, hamile kalma olasılıkları %20’ye kadar düşmekte. Araştırma Human Reproduction dergisinde yayımlandı.
Önce çekap, sonra bebek
Uzmanlar, anne ve baba adayılarına uyarıda bulunarak doğum öncesi ‘‘üretkenlik çekapı’’ yaptırmalarını istediler. Böylece istenmeyen genetik hastalıklar önlenebiliyor ve sağlıklı bebekler dünyaya getiriliyor.
Üretkenlik çekapında önce babanın spermleri, annenin vaginal salgıları araştırılıyor. Çiftler, kromozom incelemesine alınıyor, enfeksiyon aranıyor, kan kültürlerine bakılıyor. Enfeksiyona rastlanması halinde tedavi ediliyor. Riskler ortadan kaldırıldıktan sonra ‘‘gebelik’’ izni veriliyor. Alman Hastanesi Prenatal Tanı ve Genetik Danışma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Gülten Erdoğan, hamilelik öncesi yapılacak detaylı bir incelemenin istenmeyen ve ileride çok büyük acılara, sorunlara neden olacak sürprizleri önlediğini söyledi.
Tıp, günümüzde bebek daha anne karnındayken yapılan testlerle kromozom ve genetik hastalıkların teşhis edilmesine, böylece sakatlıkların önlenmesine olanak sağlıyor. Hamileliğin 10-18'inci haftaları arasında yapılabilen 3 ayrı testle, bebekteki genetik hastalıklar araştırılabiliyor. Tanısı konulabilen 300'e yakın genetik hastalık bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Erdoğan, genetik hastalıkların önlenmesi ve sınırlandırılabilmesi için anne baba adaylarına büyük görev düştüğüne dikkat çekti. . Nasıl hamile kalabilirim hakkinda aciklamalar Nasıl hamile kalabilirim konusunda bilgiler
|
|