|
Kadınlarda Düşük
|
 |
|
|
| |
Erken düşük 12 haftadan önce, geç düşük ise 12-20. haftalar arası oluşur. Spontan düşük bebek yaşarken veya bebeğin ölümünden sonra 1-3 haftada oluşur. Spontan düşük görülme sıklığı % 15-40’tır. Bunların % 75’i 16. haftadan önce, % 62’si 12. haftadan önce oluşur. Düşüğün görülme oranı çiftin yaşıyla ve gebeliğe bağlı faktörlerin sayısıyla etkilenir. Annenin yaşı 33’ün üstünde ve babanın yaşı 53’ün üstünde ise risk daha büyüktür. Birçok spontan düşük gebeliğin anormal ürünleri ile birliktedir. % 15 gebeliğin 1. haftasında, %25’i gebeliğin 2. haftasında gerçekleşir ve bunlar kişi tarafından hissedilemez. Genel olarak spontan düşüklerin % 60’ı ilk üç ayda gerçekleşir. Bunların büyük bir çoğunluğunda ise kromozom anomalileri yani genetik bozukluk suçlanır. Genetik anormallikler tespit edilemediğinden düşük nedenleri çoğunlukla ifade edilemez. Genetik anormalliklerin dışında birtakım hastalıklarda düşük görülebilir. Bunların annenin taşıdığı birtakım enfeksiyonlardır; Herpes, Rubella, Sifiliz, Brusella, Toksoplazma gibi. Ayrıca hipertroidi, hipotroidi, diyabet, kalp damar hastalıkları, bazı böbrek hastalıkları gibi hastalıklara sahip olan hanımlarda da düşük olabilir.
Uterus (rahim) anomalilerinde de düşükler oluşabilir. Uterus bikornus denilen rahimin çift gözlü oluşu, bazı tümörler, myomlar, uterusun geçirilmiş ameliyatları, cerviks yani rahim ağzının yetersiz oluşu düşüklere neden olabilir. Spekülatif olarak düşüğün psikolojik nedenlere bağlı olarak oluştuğu söylense de (örneğin korku, sıkıntı, acı, kızgınlık gibi) gebeliğin desteklenmesine ait geçerli bir belirti yoktur. Şiddetli bir travmada (örneğin, direksiyon veya emniyet kemeri kazaları) düşük nedeni nadiren olmaktadır. Spontan erken düşükte gebelik kısmen veya tam olarak rahim duvarından ayrılmıştır ve rahimde yabancı cisim etkisi gösterir. Uterus kontraksiyonları (kasılmaları) ve cerviksin (rahim ağzı) genişlemesi sonucu kanama ile birlikte gebelik ürününün hepsi veya bir kısmı atılmaya başlar. Kısmın ayrılma ve atılmalarında hayatı tehdit edecek düzeyde kanama oluşabilir ve kısa sürede şok tablosu gelişebilir. Bazı durumlarda fetusun içeride ölmesi söz konusudur ve hiçbir klinik bulgu vermeyebilir. (missed abortus ). Bu durum uzun süre farkedilemezse anne kan değerlerinde yine hayatı tehdit eden birtakım değişiklikler oluşabilir. Düşüklerde klinik belirtiler; kanama ve ağrıdır. Bu şikayetleri olan gebelerin mutlaka bir hekime kontrol olmaları gerekir. Hiçbir klinik bulgusu olmasa da bir gebenin ayda bir kez hekim muayenesinden geçmesi gerekir.
Tekrarlayan düşükler
20. hamilelik haftasından önce ve arka arka meydana gelen üç ardışık hamilelik kaybı habituel yani tekrarlayan düşük olarak tanımlanır. Kendiliğinden gelişen düşüğün görülme sıklığı % 15-40’tır, iki ardışık kaybın % 2-3 ve üç ardışık kaybın riski %1’den azdır. Görülme sıklığı anne ve babanın yaşı ile de yakından ilgilidir. Yine daha önceden düşüğü, ölü doğumu, anomalili bebeği olan bayanlarda görülme sıklığı daha yüksektir. Hamilelikleri arka arkaya düşükle sonlanan vakalarda sebebi araştırmak için birtakım tetkiklerin yapılması gerekir. Yapılan incelemeler sonucunda vakaların üçte ikisinde sebep bulunabilir. Diğer üçte bir vakada ise yapılan tetkiklere rağmen neden tesbit edilmeyebilir. En sık rastlanan sebep genetik bozukluklardır. Genetik bozuklukların mümkün olan sebepleri arasında; anne ve babaya ait kromozom defektleri, radyasyon, kimyasal maddeler gibi çevresel faktörler ve viral ajanlar sayılabilir. Tekrarlayan düşüklerin % 15’nin sebebini yapısal anomaliler teşkil eder. Çift rahim, bölmeli rahim gibi doğuştan anomaliler, rahim ağzı yetersizliği, rahim urları vb. Bunların tesbiti için ultrasonografi, rahim filmi, laparoskopi ve histereskopiden yararlanırız. Sebepler arasında, troid bezi fonksiyon bozuklukları, şeker hastalığı gibi hormonal nedenlerde sayılabilir. Ayrıca immünolojik sebepler, yüksek tansiyon, böbrek rahatsızlığı gibi sistemik hastalıklar da sıralanabilir.
Düşük neden olur?
Gebeliklerin fetüs yaşama şansı kazanamadan sonlanmasına düşük denir. Dünya Sağlık Örgütü’nce yapılan tanımlamada düşük sınırı olarak 20. gebelik haftası kabul edilmiştir. Bu süre son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır. Tam düşük 20. gebelik haftasından önce fetüs eşi ve zarların tümüyle atıldığı durumdur. Tam olmayan düşük 20. haftadan önce gebelik ürününün tam değil de kısmen düştüğü durumdur. Acil kürtaj gerekir. Fetüs anne karnında öldüğünde ise kürtaj ile gebelik sonlandırılır. 20. gebelik haftasından önce ağrıyla birlikte ya da ağrısız kanama olması düşük tehdididir. Henüz düşük olmamıştır. Fakat olabilir. Tüm gebeliklerin % 12’si 20. haftadan önce kendiliğinden düşükle sonuçlanır. Düşük tehditi şeklinde başlayan durumun kimlerde kaçınılmaz, kimlerde tam ya da tam olmayan düşüğe neden olacağını bilmek mümkün değildir. Ancak ultrasonografik olarak 8. haftadan sonra fetal kalp hareketleri izlenemeyen vakaların hemen hemen tümü düşükle sonlanmaktadır. Normalde 7. haftadan itibaren fetal kalp hareketlerinin izlenebilmesi gerekir. Tüm düşüklerin % 75’i 16. haftadan önce, bunların büyük bir kısmıysa 8. haftadan önce olmaktadır. Kendiliğinden düşükler genellikle fetüs ya da embriyonun ölümünden 1-3 hafta sonra olmaktadır. Düşüğe neden olan faktörlerden % 15’i anneye aittir. Geri kalan büyük oranın nedeni bilinmemektedir. Anneye ait faktörlerden bazıları karnında düşüğe neden olabilecek birtakım mikrobik ve sistemik hastalıklar olması, yetersiz protein ve vitamin alımı, kan hastalıkları, bazı zararlı ilaç kullanımları, rahimin doğumsal anormallikleri, geçirilmiş ameliyatlara bağlı bozukluklar, psikolojik nedenler sayılabilir. Düşükler sırasında oluşan kanamalar hayatı tehdit edebilecek kadar fazla olabilir. Şüphesiz ki büyük gebeliklerin düşüklerinde kanama da fazla olacaktır. İltihaplanmanın eşlik ettiği durumlarda oluşan kanamalarda anne kaybedilebilir. Düşük tehdidi vakalarında yapılacak olan hastanın mutlaka yatak istirahatinde tutulması ve sakinleştirilmesidir. Hastaların hastanede izlenmeleri genellikle gerekmez. Ancak kanamanın fazla olduğu, evde istirahat imkanı olmayanların hastanede izlenmesi gerekir. Normalde hormon tedavisine gerek yoktur. Çok nadir bazı hallerde hormon kullanılabilir. Bu vakaların dışındakilere hormon verilmesi konjenital anomali riskini iki misli artırmaktadır. Ultrasonografik incelemelerde 8. haftadan sonra fetal kalp hareketleri görülmüyorsa fetüse kaybedilmiş gözüyle bakılır ve gebeliğin sonlandırılması gerekir.
| |