Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Hamilelik ve Doğum

» Kadın hastalıkları adet düzensizliği

Kadın hastalıkları adet düzensizliği

2009-12-03 22:56:51 Kadinlaricin.net sitesinde Kadın hastalıkları adet düzensizliği baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Kadın hastalıkları adet düzensizliği ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Kadın hastalıkları adet düzensizliği

 

Adet düzensizliğiAdet düzensizliği ve kemik erimesi

Kemik erimesi sadece adetten kesilen menopoz dönemindeki bayanlarda mı görülür? Adet düzensizliği ile de ilgisi var mı

Osteoporoz (kemik erimesi) hem ülkemizde, hem de dünyada önemli bir toplum sağlığı problemidir. Kısaca tanımı “Düşük kemik kitlesi ve kemik dokusu yapısının bozulmasıyla, kemik kırılganlığında artış ve kırığa yatkınlıkla karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır.” Uzun yıllar belirti vermeden ilerleyen sinsi bir hastalıktır.
Bayanlarda, osteoporoz sadece menopozda oluşmaz. Yani sadece yaşlı toplumu ilgilendiren bir hastalık değildir. Tamamen adetten kesilmeyen, fakat uzun aralıklar ile adet görenlerde de ortaya çıkabilir. Sonuçta bir anlamda neden ortaktır. Östrojen dediğimiz hormonun eksikliği ya da azlığıdır. Adet düzensizlikleri değişik tablolar ile karşımıza çıkabilir. Normal adet gören bir bayan çok çeşitli nedenlerle (hızlı kilo kaybı, aşırı egzersiz, hormonal nedenler) adet görmeyebilir. Veya adetlerini 3-4 ay ara ile görebilir.
Adet düzensizliğinin osteoporozdaki önemi bilinmeli ve bu tür şikayeti olanlar erkenden doktora müracaat etmelidir. Tetkik ve incelemeler mutlak yapılmalıdır. Eğer osteoporoza yol açan adet düzensizliğinin nedenleri belirlenmişse, elbette bunlara yönelik tedavi kemik erimesini de engelleyecektir. Hormonal dengesizlik düzeltildikten sonra kemik yoğunluğu artmaktadır, fakat hiçbir zaman normale dönmemektedir. Bu nedenle korunma çok önemlidir. Her yaş döneminde yeterince alınan kalsiyum, kemik yoğunluğu üzerinde önemli artışlara yol açar. Özellikle diyette kalsiyum eksikliği olanlarda, günlük yeterli kalsiyum alınımının kemik kaybını azalttığı ve kemik kırıklarını önlediği bilinmektedir. Dengeli beslenmenin yanında, düzenli egzersizin yararı, sigara ve kafein kullanımının zararları bilinmelidir.
Özetle, mevcut adet düzensizliğinin giderilmesi, hareketsiz bir hayat yerine aktivitesi bol bir yaşam tarzı, düzenli yapılan egzersiz,sigara ve alkol kullanımının oldukça azaltılması ve hatta kesilmesi tedavinin önemli halkalarını oluşturur.

TABU DEVİREN KÜÇÜK KADIN

Türk milletinin önemli bölümü yalnızca fotoğrafını gördüğünde bile ağlamaya başlıyor. Henüz 24 yaşında ufacık bir kadın. Yalnızca bir avuç insan ona inanırken mucizelere imza atmayı başarmış. Bireysel başarısını topluma hediye edip, eğik başları az da olsa kaldırmış.

Süreyya Ayhan, canını dişine takmış, koştukça koşuyor. O koşuyor, çok bilmişler konuşuyor, formasından çekiştiriyor. Çok bilmişlerin tamamı sapına kadar erkek, her konuda uzman medya mensuplarından oluşuyor. Her yarışın öncesinde-sonrasında bunların testosteron seviyeleri had safhaya çıkıyor. Kırmızı görmüş boğalar gibi oluyorlar. Hobaraaaaa diyerek tam gaz üzerine çullanıp, “sözlerini dinletmeye” çalışıyorlar. Başarıdan nema toplayacaklar ki, mevcudiyetlerini sürdürebilsinler, “ben dedim, oldu” diyebilmenin hazzını tatsınlar.

Süreyya hem koşuyor, hem deviriyor. Ama devirdiği çok bilmişlerin çoktan enkaz haline gelmiş bedenleri ve beyinleri değil. O tabu deviriyor.

Önce, bacaklarının kaslarıyla değil, arasıyla uğraşanlara karşı duvar gibi dikildi. İkiyüzlü toplum ahlakını dayatmaya çalışanlara dersini verdi. Özel hayatına burnunu sokmaya uğraşanlara kapıyı kapattı, bir daha da açmadı. Bunun bedelini “yerel hareket eden uluslararası sponsor adayı şirketleri” kaybederek ödedi.

“Yerel hareket eden uluslararası firma” kavramını iyi öğrenin. Anlamı, “ben ABD’liyim, Avrupa’lıyım ama sizin ülkenizde sizin değerlerinizi kabul ediyorum ve onları destekliyorum” demek (Örneğin, Pepsi Cola’nın Türk milli futbol takımını, Aria’nın süper lig takımlarını desteklemesi gibi). Küreselleşen dünyada yerel tüketiciye daha sevimli görünüp satışları artırmanın en geçerli (pazarlama) yöntemlerinden biri bu.

Yerel hareket eden uluslararası sponsor adayları, “yerel değerlere” sahip çıkıp “toz olurken”, Süreyya’ya “uluslararası hareket eden yerel bir şirket” sahip çıktı, Vestel. Belki şirket sahiplerinin benzer zorlukları aşarak bugünkü noktaya gelmelerinden, belki de Süreyya’nın geleceğini aydınlık görerek vizyoner davranmalarından, bilinmez. Bilinen o ki, artık Süreyya’nın arkasında dev bir sponsor var.

Süreyya, (pek farkında olamasa da) ikinci büyük tabuyu Paris’te yapılan Dünya Atletizm Şampiyonası’nda yıktı. Halkımızın, sanki kadınların başına ayda bir böyle bir şey gelmiyormuş gibi davrandığı “adet” durumunu tartışmaya açtı. Elbette amacı tartışma açmak değildi, o yalnızca başına geleni herkesle paylaştı.

Çok bilmiş laf ebeleri yine apar topar darağaçlarını kurup, iplerini yağladılar. Dünya atletizm şampiyonalarında, 50’li yaşlarını sürenler dışında kimsenin hatırlamadığı bir üçüncülüğümüz vardı. Bunun dışında herhangi bir başarımız yoktu. Ülkemiz, tarihinin en büyük başarısını kazanmıştı ama Süreyya çok bilmişleri dinlemeyip ikinci olmuştu.

Süreyya, yüzde 99’u erkeklerden oluşan ve kadın bedeni konusunda en ufak bir fikri olmayan medya-yazı işlerini de ters köşeye yatırdı. Sahi buna ne deniyordu? Adet mi, regl mi, aybaşı mı, periyot mu, mensturasyon mu, kanama mı, hastalanmak mı yoksa “kirlenmek” mi?

Adet ve ‘regl’i bir arada kullanmaya karar verdiler. Jinekologlar ve kadın doğumcular başta olmak üzere harıl harıl doktor aradılar. Allah rızası için biri çıkıp kadınların başına ayda bir gelen meretin ne menem bir şey olduğunu anlatsındı.

Bazıları deneyimliydi. Sevgilisine ya da karısına ayda bir “bel masajı” yapıyordu. Çok azı markete gidip utana sıkıla kadın bağı alıp koşarak kasaya giderek parasını ödemişti. Bu arada gerekli gereksiz bir sürü şeyi ped paketini kamufle etmek için almıştı. Geri kalanların “adet” konusundaki bilgisi reklamlarda, kadın bağlarının üzerine dökülen mavi sudan ibaretti. Muhtemelen ayda bir kadınların mavi kan döktüklerini sanıyorlardı.

Tabii, kadınların o dönem başlamadan bedenlerinde ve psikolojilerinde önemli değişiklikler olduğunu da bilmiyorlardı. Ve bu değişikliklerin yarattığı şiddetin en önemli nedenlerinden birinin, 13-14 yaşlarında “ilk şoku” yaşadıkları anda anneleri tarafından suratlarına yedikleri tokadın şiddetinden ileri geldiğini de... (Bu tokadın anlamının ‘aklı başa getirmek’ olduğunu da bilmelerini bekleyemeyiz). Erkek çocukların “aklının başına gelmesini” (sünnet) düğün dernek yapıp çoğu zaman çocukcağızın cinsel organını sergileyerek kutlayan aileler, iş kızlara geldiğinde nedense pek bir ketum oluyorlardı.

Olayın adı “adım atmaktı”. Yani küçük çocukların kadın ya da erkek olması için başlarına bir iş gelmesi gerekiyordu. Kadınların adımına “adet”, erkeklerin adımına “sünnet” deniyordu. (Bu arada erkeklerin sünnetten birkaç yıl sonra atmaları gereken bir adım daha olduğuna inanılıyor. Buna ‘milli olma’ deniyor. Milli olunan yerlere ise genelev. Neyseki ikiyüzlü toplum ahlakının erkeklere bahşettiği ‘milli olma’ aksiyonu için tören yapılmıyor. Yani şimdilik o kadar da çivisi çıkmamış bu işin. Kadınların ‘ilk milli olmaları’ öncesinde yapılan törene ise bilindiği üzere düğün-nikah deniyor).

En ilkel tanımıyla, her ay bir spermle buluşarak döllenmeyi amaçlayan kadın yumurtasının bunu başaramadığı anda işe yaramayan yumurtayı bir miktar kanla birlikte dışarı atma işlemine “adet” deniyor. Yumurta döllenirse adet 9 ay 10 gün boyunca yerini hamileliğe bırakıyor. Neslin sürmesi, kadın ve erkeğin anne-baba mertebesine ulaşıp aileyi oluşturması için muhtelif sayıda veledin dünyaya gözlerini açması gerekiyor.

Kendilerine doğurganlık gibi üstün bir vasıf ihsan edilse de maalesef bu özellikler hemen her erkek egemen toplumda “zayıflık” olarak işleme sokuluyor. ABD’nin bazı eyaletlerinde ve bazı Avrupa ülkelerinde adet dönemi öncesinde ve sırasında suç işleyen kadınlar için ceza indirimi uygulanıyor. Çünkü bu süreç kadınların önemli bölümünde “aklını başından alacak kadar” ağır geçiyor. Neler mi oluyor?

Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanan www.jinekoloji.net sitesinde bu sorunun bilimsel yanıtları mevcut (Ben söylersem erkek okurlardan inanmayanlar olabilir). Adet döneminde kadınların yaşadığı en önemli sorunlardan biri premenstruel sendrom (PMS-Adet öncesi gerginlik sendromu). PMS tüm vücut sistemlerini etkileyebiliyor. Hafif de olabiliyor ağır da. İş kaybına, sosyal ilişkilerde sorunlara, kişide depresyona yolaçacak kadar şiddetli olabiliyor. Ruhsal belirtileri depresyon, yorgunluk hissi, aşırı uyuma, çevreye ilginin azalması, duygu durumunda dalgalanmalar, sinirlilik, gerginlik, asabileşme. Ayrıca memelerin dolgunlaşması, büyümesi ve ileri derecede hassaslaşması gibi belirtileri de var. Vücutta ödemlere (şişmeler), 1.5 kilogramdan fazla ağırlık artışına, karında şişkinliğe ve elbiselerin dar gelmesine yol açan sıvı tutulumuna neden olabiliyor. Baş ağrısı, bulantı-kusma, kabızlık, ishal, iştah artışı, aşırı susama, alkole tahammülsüzlük, cinsel istek artışı, akne (sivilce) ortaya çıkması ise diğer sık gözlenen belirtiler.

* * *

Dr. Kocatepe’ye göre PMS, kadının yaşantısını derinden etkileyen sosyal bir durum. Çünkü ABD’de yapılan istatistiksel bir çalışma bu ülkede kadınların adet öncesi dönemlerinde daha fazla suç işlediklerini ortaya koymuş. Aynı raporda tıbbi ya da psikiyatrik bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan, intihara teşebbüs eden, çocuklarını küçük şikayetler nedeniyle doktora götüren kadınların önemli bir kısmının adet öncesine yakın günlerde oldukları görülmüş.

PMS, sıklıkla 30 yaşın üzerinde kadınlarda görülüyor. Ancak kadınların önemli bir yüzdesi bu belirtilerin bir ya da birkaçını her ay yaşıyor.

Bu yıl üniversite sınavına başvuran kızların yüzde 86’sı, erkeklerin yüzde 77’si sınavı kazanmış. Kızların yüzde 66’sı, erkeklerin yüzde 54’ü 185 puan barajını aşabilmiş. Bu kızların önemli bölümünün “kan dökerken” sınava girdiklerini söylemek için araştırma yapmak gerekmiyor. Bel, kasık, baş ağrısı çekerken bir yandan da geleceğini etkileyecek soruları çözmek (ya da koşmak) herkesin harcı değil.

Özet olarak kadın olmak karmaşık ve çok bilmişlerin abuk sabuk yorumlarını kaldırmayacak kadar özel bir durum. Erkeklerin yüzde kaçı biliyor bilmiyorum. Biz her ay şu muhabbetlerden en az birini yapıyoruz: “Ha geldi ha gelecek, gelmedi acaba hamile miyim, gecikti- gecikmedi, ped var mı, tampon var mı, çaktırmadan bir tane versene, arkama baksana, pedi çantamın neresine sokuştursam, vermidon, baralgin, ağrı kesici var mı, karnım yine şişti lanet olsun, kasıklarım-belim çok ağırıyor, kan kaybından öleceğim, ne olur ne olmaz açık renk giymeyeyim, demir hapı içmekten bir hal oldum, ödemim var, uykum var, zartım var zurtum var.”

Bu arada hiçbir şeyi çaktırmamaya, normal hayatımızı sürdürmeye, para kazanmaya, kariyer mücadelesi vermeye, ev kadını olanlar ev işlerini yapmaya, çocuk ve koca bakmaya, kirli donları yıkamaya, saçmasapan bir sürü muameleye katlanmaya da çalışıyoruz.

Yani Süreyya, biz sana inanıyoruz.

Adetlerim düzensiz ve sancılı

19 yaşındayım. Şikayetim adetlerimin düzensiz ve sancılı oluşu. Bu nedenle çoğu zaman yataktan kalkamayacak durumda oluyorum.

Bu durum doğal mıdır? Önemli bir rahatsızlığım olabilir mi? Korkumdan doktora gidemiyorum. G. A.

HALK arasında ’korkunun ecele faydası yoktur’ derler. Hem hastalıktan korkuyor, hem de varsa gerçeği öğrenmemek için doktordan kaçıyorsunuz. Sizin için söz konusu değil ama, bu gün için, erken teşhis edildiğinde kanserin bile çaresinin bulunduğu bir gerçektir.

Herhangi bir şikayetiniz, normal dışı bir durumunuz varsa, doktora gidip çaresini aramalısınız. Eğer durumunuz normalse bile, bunu bir doktor belirlemeli. Kaldı ki çevrenizdeki diğer bayanlara baktığınızda adetleri düzensiz ve bu denli ağrılı kişileri pek görmezsiniz. Demek ki bu normal bir durum değil.

Sayın A., tariflere göre sizde hormonal düzensizlik olmalı. Gideceğiniz kadın hastalıkları uzmanı bir doktor, bunu kesinliğe kavuşturduğunda size, bunu düzenleyecek bir ilaç vererek şikayetlerinizi ortadan kaldırabilir.

Yumurtalığında kist varmış

Adetlerinizin düzenli olmayışı, hormonal düzensizliğe bağlı olabilir. Bunun için uzun süre ve düzenli olarak ilaç kullanmak gerekebilir.

Bir süre önce yumurtalığınızda görülen kistin daha sonra kaybolması, bunun folikül kisti denilen türde, yani oluşan yumurtanın zarının çatlamasının zor olması sonucu ortaya çıkan bir kist olduğunu düşündürür. Ancak kötü kokulu akıntınızın varlığı üreme sisteminizde iltihaplı bir hastalığın varlığını gösteriyor. Kadın hastalıkları uzmanı bir doktora muayene olup gecikmeden tedaviye başlamanızı öneriyorum.

Adet öncesi sendromu

Eğer siz de adet öncesinde ağrı, depresif hal, şişkinlik gibi belirtileri olan adet öncesi sendromdan mustaripseniz, alabileceğiniz bazı tedbirler var. İlk olarak, tuz, soya sosu ve peyniri azaltmanız gerekiyor. Muz, portakal suyu ve fıstık tüketimini ise artırmanızda fayda var. Kalsiyum seviyesini yükseltmek için süt için. Tam yağlı olsun. Sigara içmeyin, hiç değilse bu günlerde. B6 vitamini ve Evining Primrose Oil tabletleri kullanılabilir. Lif yönünden zengin, sebze, meyve ve tahılları tercih edin.

Terleme ve ateş basması
- 42 yaşında olmama rağmen adet düzensizlikleri, ateş basması, terleme ve sıkıntılarım başladı. Her şeye hemen sinirleniyorum. Bu şikayetlerimin geçmesi mümkün mü?


Bahsettiğiniz şikayetler menopoza girmek üzere olduğunuzu göstermektedir. Adet düzensizlikleri, ateş basması, gece terlemesi gibi şikayetler genellikle menopozun ilk belirtileridir. Bu şikayetlerinizin nedeni de, daha önce yumurtalıklarınız tarafından düzenli olarak salgılanan kadınlık hormonlarının salgılanmasındaki düzensizlik ve miktarındaki azalmalara bağlı olarak vücudunuzun bu hormonlardaki eksikliğe ayak uydurmaya çalışmasıdır. Eskiden bu gibi şikayetlerin kadın hayatının normal bir seyri olduğu kabul edilir ve kimse de doktora dahi gitmezdi. Oysa hiçbir kadın kendisini ve ailesini rahatsız eden, huzurunu bozan bu gibi şikayetlerle yaşamak zorunda değildir. Kadın doğum uzmanı tarafından muayene edilip gereken tetkik ve tahliller yapıldıktan sonra verilecek olan ilaçlar ile hem yine düzenli olarak adet görecek hem de kısa sürede bu şikayetiniz azalacak hatta kaybolacaktır.

Âdet düzensizliği
“Şennur” rumuzlu okuyucunun sualine cevaptır:
Âdet düzensizliği genellikle hormonal dengenin bozulması sonucu meydana gelir. Sizin de ilaç kullandığınız zaman düzelmesi, ilacı kesince bozulması bunu göstermektedir. Devamlı kan gelmesi âdetten ziyade başka bir hastalık sonucu olabilir. Bunun için araştırılmasında fayda vardır. Jinekoloji bölümünde (yani kadın doğum, bölümünde) hormonlarınızı ölçtürmeniz iyi olur. Eğer hormonal bozukluk var ise bunun tedavi edilmesi lazım. Aksi halde devamlı şikayetleriniz olur.

Stres, tüm sorunlarınızın ortak nedeni


BEN 23 yaşında bir öğrenciyim. Bir süredir adetlerim düzensiz. Gittiğim doktorlar hormon ilaçları verdiler, düzeldi. İlaçları kullansam yan etkileri olur mu? Kesersem düzensizlik tekrar başlar mı?

4 yıldır gastridim var. İlaç kullanıyorum, biraz geçiyor. Zaman zaman da memleketimden getirdiğim bitkilerden çay yapıp içiyorum, yararını görüyorum, devam edeyim mi?

Sinirli ve gergin zamanlarda ağzımın iç kısmını kemiriyorum. 4 yıldır bundan vazgeçemedim. Kanser nedeni olur mu?

Z. K. / İSTANBUL

Aslında şikáyetlerinizin çoğu 4 yıldan beri devam ediyormuş. Ağzınızın iç kısmını yemek, midenizdeki gastrit ve adet düzensizliği hep aynı sürelerdir var. Bunların altında yatan ortak nedenin stres olduğu düşünülebilir.

Kullandığınız ilaçların hepsi çok uzun süreler için kullanılabilir. Ancak bu konuları kökünden çözüme kavuşturabilmek için altında yatan nedeni bulup çıkartmak gerekir. Eğer bu konuda ve sorunun çözümünde kendi çabalarınız yararlı olamayacaksa bir psikolog desteği yararlı olabilir.

Kadın hastalıkları adet düzensizliği hakkinda aciklamalar Kadın hastalıkları adet düzensizliği konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Kadın hastalıkları adet düzensizliği, Adet düzensizliği ,Düzensiz adet kanamalarının nedenleri, adet düzensizliği sebepleri ,doğum sonrası adet düzensizliği

 

 

Hamilelik ve Doğum Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Hamilelikte kansızlık
Hamilelikte kansızlık

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!