Yağ aldırma ameliyatı
2009-11-05 13:40:14 Kadinlaricin.net sitesinde Yağ aldırma ameliyatı baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Yağ aldırma ameliyatı ile ilgili yazi bulunmaktadir.
|
 |
|
|
| |
Uzmanlar hastaları ölüme kadar götüren yan etkilerden, hijyen yetersizliği ve cerrahların deneyimsizliklerini sorumlu tutuyorlar. Çok ciddi yan etkilerin ortaya çıkması nedeniyle, vakumla yağ emmenin yasal kontolü isteniyor.
Cerrahın, yağ aldırma ameliyatı sırasında hiçbir zaman hata yapmadığını söylemesinden dört gün sonra, 43 yaşındaki hastası karın diyaframı enfeksiyonu yüzünden yaşamını yitirdi. Doktor 30cm uzunluğundaki çelik vakum kanülünü defalarca ince bağırsağa saplamıştı.
Liposuction, basit bir estetik ameliyat olarak gösterilmekte. Hatta doktorlar işlemin kuaför ziyaretinden daha tehlikeli olmadığını söylerler.
Ülkemizde ve birçok Avrupa ülkesinde üst baldır, basen ve karından yağ aldırma ameliyatı yöntemi en fazla uygulanan estetik ameliyatlardan biri.
Hatta kalçalarından halka halka sarkan ve memelerinde birikenleri yağları aldıran erkeklerin sayısı da günden güne artmakta.
Sonuçları bilinmiyor
Ne var ki, estetik ameliyatlarda bilindiğinden daha fazla hatalar yapılmakta. Fakat yağ alma girişimleri genelde ‘üstü kapalı’ yapıldığından, ameliyattan sonra hastaların başına gelenler bilinmemekte, diyor mesela Bochum Üniversite Kliniği estetik cerrahı Ulrich Steinau.
Geniş kapsamlı bir araştırmayla şimdi yağ aldırma ameliyatında dikkatsiz davranan meslektaşlarını bulmaya çalışan doktor çalışma arkadaşlarıyla birlikte geçtiğimiz yıllarda yoğun bakım ve patoloji bölümleri ve adli tıp enstitülerine getirilen liposuction kurbanlarını araştırdı.
Sonuç korkunç: Sadece 1998 ila 2002 yılları arasında gerçekleştirilen yağ aldırma ameliyatından sonra, yaşamı tehdit edici enfeksiyon, delinmiş organlar veya akciğer embolisiyle yoğun bakıma 66 hasta getirilmiş ve bunlardan 16’sı estetik ameliyatın bedelini hayatıyla ödemişti.
Yan etkiler fazla
Medical Tribune dergisi Almanya’da yapılan araştırmayı, komplikasyon oranlarına bakılırsa, liposuction girişiminin basit bir ameliyat olduğunu söylemek mümkün değil, şeklinde yorumladı.
Yağ alma girişimi uygulayanların en küçük hataları bile hastalara genelde zarar vermekte. Yağların düzensiz veya cilde çok yakın bir yerden çekilmesi yüzünden çirkin çukurluklar veya asimetriler oluşmakta.
Geriye çok az yağ dokusu kaldığında ise selilüt çukurlukları iyice derinleşmekte, uyuşukluk hissi, cilt altında su birikimi ya da bir türlü dinmeyen ağrılar haftalar hatta aylarca sürebiliyor, üstelik bu yan etkiler neredeyse on girişimden birinde görülmekte.
Fakat cerrahların bir seferde çok fazla yağ çekmeleri halinde hastalar çok daha kötü duruma düşüyor. Liposuction ile sadece belli bölgelerde biriken yağlar alınmalı, girişim kesinlikle bir zayıflama yöntemi değildir.
Bu yüzden bir seansta en fazla iki litre, hastanede ise en fazla dört litre yağ çekilmelidir.
Ne var ki bu kurallara genelde uyulmuyor. Alman doktorlarının araştırmış oldukları olayların yarısında estetik cerrahları sadece kusurları gidermekle kalmamış hastanın tüm bedenini zayıflatmaya çalışmışlardı.
Cerrahlardan biri 43 yaşındaki erkek hastasına, yağ hücrelerini şişirip dokudan ayıran 27 litrelik özel çözeltiyi enjekte edince hasta bir anda helyum balonu gibi şişmişti.
Narkoz altında sekiz saat süren ameliyat sırasında böylece doktor bedenin en az altı bölgesinden 24 litre yağ çekmiş. Hastanın durumu ilk başta iyi gittiyse de kısa bir süre sonra yaraların altında tipik liposuction şişlikleriyle gizlenen kanamalar meydana gelmiş ve şişman adam ancak yoğun bakımda önemli miktarda kan bağışıyla kurtarılabilmiş.
Komplikasyon riski özellikle de tek girişimde aynı anda birkaç sorunlu bölgeden yağ çekildiği zaman ortaya çıkıyor. Derinin altında oluşan dev yara kanalları derinin dörtte biri kadar şişebiliyor ve kolayca gelişen kan pıhtıları da akciğer embolisi veya beyin kanamasına yol açabilmekte.
Hijyen koşulları önemli
İncelenen ameliyatların yarısında cerrahlar, bu tür damar tıkanıklıklarına sebep olmuşlar. Yoğun bakımda görevli doktorlar ise yaşamı tehdit eden kan damlacıklarını çözmek için zorunlu olarak pıhtılaşmaya karşı ilaçlar kullanmışlar; fakat ne var ki bunlar öte yandan da cildin altında tehlikeli kanamaları tetikleyebiliyorlar.
Bununla birlikte araştırmalar estetik cerrahlarının hastalarını sağlıklarını her şeyden önce yetersiz hijyen yüzünden tehlikeye soktuklarını gösteriyor.
Örneğin 39 yaşındaki New Yorklu bir kadının karın yağlarını evinin mutfağında alan cerrahın hastasındaki ağır enfeksiyon ancak çok sayıda ameliyatla giderilmiş ve hastanın göğsünden kasıklarına kadar olan bölge yaralar içinde kalmıştı.
Almanya’daki araştırma da yetersiz hijyenin beklenmedik etkilere yol açtığını kanıtlamakta. Kanüldeki bir iki mikrop bile hasta için büyük bir tehlike demektir.
Deri altına sokulan alet yüzünden mikroplar tüm dokuya yayılmakta. Bedenin savunma mekanizması, cildin altındaki yağ dokusundaki kan dolaşımının iyi olmaması nedeniyle mikroplarla savaşamaz. Ayrıca kanülle çalışma sırasında genelde deri altında oluşan kanamalar mikropların hızla çoğaldıkları beslenme bölgesine dönüşürler.
Deneyim çok önemli
Yaşamı tehdit eden başlıca komplikasyonlar, hastalık etkenlerinin kaslardaki bağdokusunu kaplayan kılıftan dokuya girmesini sağlayan bakteriyel karma enfeksiyonlarla (nektrotik fasya) gelişmekte. Burada en kötü durum, mikropların cildin altındaki dokuyu harap etmeleri sırasında, cildin üzerinde hafif şişlikten başka bir şeyin görünmemesidir.
Bu olaylarda hastanın yaşamı sadece acil operasyonlarla kurtarılabilmekte. Cerrahlar mikroplardan zarar gören bölgeleri radikal bir şekilde almak zorunda kalırlar ve hastalar sanki yırtıcı bir hayvanın saldırısına uğramış gibi görünürler: Yağların emildiği bölgelerdeki cilt ve kas dokuları yok olur, hatta bazı yerlerdeki kabarcıklar altında kemik bile görünür.
Deneyimsiz cerrahlar, vakum kanülünün kör ucuyla karın diyaframını delerek iç organlara zarar verebiliyorlar. Araştırma yapan doktorlar bu şekilde safra kesesi veya karın boşluğundaki damarlara zarar verildiğini saptamışlar. Bazı hastalarda ise doktorun karın duvarını fark etmemesi yüzünden ince bağırsaklar bile delinmiş.
Ameliyat sonrası
Fakat yaşamsal tehlike yaratan komplikasyonların çoğu hastanın taburcu olmasından sonra gelişiyor. Mesela lokal anestezi sırasında yoğun miktarda verilen Lidocain ilacına bağlı olarak gelişen kan dolaşımı konsantrasyonu, girişimden 16-18 saat sonra meydana gelir.
Bu ilacın aşırı dozda verilmesiyse daha sonra görme bozukluğu, kramp ve kalp ritim bozukluğu gibi hastalıkları doğurur. Ayrıca kanamalar ya da enfeksiyonlar da büyük tehlikeler yaratır.
Cerrahlar buna rağmen ameliyat sonrası bakıma hiç önem vermiyorlar. Almanya’da yapılan araştırmaya göre doktorlar, mikropların dokuyu kemirmeye ya da ince bağırsak içeriğinin karın boşluğuna yayılmaya başlamasından sonra hastalarını taburcu etmişlerdi.
Örneğin karnından, kalçasından ve sırtından üç litre yağ çekilen 42 yaşındaki bir doktora pansumanı kendisinin yapması önerilmiş, fakat yaraların üzerinde (gazlı kangrene neden olan) klostridyum bakterileri hızla üreyince, kadın ameliyattan 20 saat sonra yaşamını yitirmişti.
Ciddi yasa gerekli
Yağların çekildiği bölgelerde iltihaplı kabarcıklar oluşan bir hastaya da bunları kendisinin patlatabilmesi için bir paket silikon eldiven yazılmıştı. Kendi kendini tedavi etmeye çalışan hastanın cildi birkaç saat içinde morarmış ve hastanın septik şoka girmesi ancak ameliyatla önlenebilmişti.
Araştırmayı yürüten doktorlar bu kadar çok komplikasyonun ortaya çıkması nedeniyle, liposuction ameliyatlarının sadece deneyimli cerrahlar tarafından yapılmasını öngören yasaların getirilmesini istiyorlar. İki haftalık bir kursla hiç kimsenin insanların sağlığıyla oynamalı diyor doktorlardan biri.
Bu araştırma, Spiegel 24/2004 sayısında yayımlandı. Buna göre doktorlar her altı cerrahtan birinin de ölüm tehlikesini gizlediğini saptamışlar.
Oysa ölüm riski hiç de küçümsenecek gibi değil. Amerika’da yapılan ve Plastic ve Reconstructive Surgery dergisinde yayımlanan en kapsamlı liposuction araştırmasına göre yağlarını aldıran 5000 kişiden biri yaşamını yitirmekte.
Vakumla yağ çekme ameliyatı ülkemizde hastaneler dışında çok sayıda güzellik merkezinde de yapılmakta ve buralarda birkaç haftalık kurs eğitimiyle bu işe soyunan çok sayıda ‘uzman’ çalışıyor.
Ancak Amerika ve Almanya’daki gibi geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamış henüz. Bu konu bir araştırılsa acaba ne gibi sonuçlar ortaya çıkar?
Liposuction’la gelen tehlikeler
1- Enfeksiyonlar
Kanülde bulunan mikroplar yağların çekilmesi sırasında yağ dokusunda yayılmakta. Nekrotik fasya iltihabında hastalık etkenleri bağdokusu kılıfı boyunca yayılarak dokuyu birkaç saat veya birkaç gün içinde harap eder.
2- İnce bağırsağın delinmesi
İnce bağırsağın kıvrımı yağ tabakasına girdiğinde, kanülden zarar görebilir. Böylece bağırsak içeriğindeki mikroplar yayılarak diyafram iltihabına yol açar.
3- Cilt nekrozları
Yağ tabakasından geçen damarlar yağların emilmesi sırasında önemli ölçüde zarar gördüklerinden ciltteki kan dolaşımı aksar ve doku ölür. Tıpkı ağır yanık yaraları gibi bunların da alınması gerekir ve ardından cilt nakli ve daha birçok ameliyatın yapılması gerekir.
Şanssız bir yağ aldırma öyküsü üzerine
Günlerdir basında 28 yaşındaki B. Ş.ile ilgili ‘kilo vermek için yapılan yağ aldırma ameliyatı sonrası öldü’ haberlerini izliyoruz. Gencecik bir insanın başına gelen şanssız olayın doktorlar arasında adeta bir rant kavgası haline dönüşmesi karşısında hayrete düşüyorum. Görünen tek gerçek, ameliyat sonrası yaşamını kaybeden B. Ş.’nın artık aramızda olmadığı ve bu olaydan birtakım dersler çıkarmayı bilmemiz gerektiğidir.
Öncelikle bir düzeltme yapmaya gerek görüyorum. Yağ aldırma (liposuction) ameliyatı kilo vermek için yapılan bir operasyon değil yağlı bölgelerdeki şekil bozukluklarını düzeltmek için yapılan ‘bölgesel şekillendirme‘ girişimidir. Konuyla ilgili bilgisine başvurduğum Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi Uzmanı Op.Dr.Erhan Eryılmaz konunun toplum tarafından yanlış algılandığını ve insanların kilo vermek için bu operasyonu istediklerini anlattı. Vücuttan güvenli şekilde alınabilecek yağ miktarı da %5-7 arasında değişir. Yani 80 kiloluk bir kişi bu operasyon ile yaklaşık 4-5 kilo yağ aldırabilir.
Yağ aldırma ameliyatları sanıldığı gibi risksiz ameliyatlar olmayıp uygun teknik kullanılmadığında ya da hastayla ilgili birtakım sorunlar olduğunda ölümcül komplikasyonları olabilen girişimlerdir. Elbette uygun koşullarda bu riskler son derece düşük oranlardadır. Ancak hiçbir zaman risk sıfır değildir. Önemli olan hastaya bu konuda yeterli bilginin verilmiş olması ve tüm önlemlerin alınarak ameliyatın gerçekleştirilmesidir. Yaşanan üzücü olay umarım tekrarlanmaz. Elbette bu tip girişimler sürekli yapılmaya devam edecek ve son derece yüz güldürücü sonuçlar alınacaktır.
B. Ş.’nın ölümüne yol açan olay adli makamlarca araştırılıp sonucunda elbette bu konuda ihmali ve suçu olanlar cezalandırılmalı. Eğitimli ve yetkin olmayan bir doktorun bu tip ameliyatlar yapması kuşkusuz kabul edilemez bir durum. Tüm bunlar yapılacak araştırma sonrasında ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.
Yaşanan üzücü olay sonrasında başlayan tartışmalara bir doktor olarak şaşırdığımı belirtmeliyim. Konuyla ilgili açıklama yapan bazı Plastik Cerrahi Profesörleri sorunu tüm diğer girişim yapan branşlara genelleyip estetik ameliyatlar sanki tek bir uzmanlık dalının tekelindeymiş sonucu hissettirilmeye çalışıldı.
Bilimsel gerçekleri ve mesleki doğruları özellikle akademik ünvanımıza yakışır şekilde halka aktarmalıyız. Doktorluk asla maddi karşılığı belirlenebilecek ve bunun yanında para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Hele hele bilimsel gerçekleri yanlış aktararak para kazanmayı hedefleyen bir kişi doktorluk mesleğinin şerefine gölge düşürür.
İnsan vücudundaki estetik girişimler hiçbir branşın tekelinde değil. Bu konuda gerekli eğitimi görmüş ve deneyim sahibi uzmanlar tarafından dünyanın her yerinde bu uygulamalar yapılabilmektedir. Cilt estetiğini bozan durumlarda konuyla ilgili Dermatoloji uzmanları, burun estetiği konusunda Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanları elbette gerekli donanıma sahip olduklarında ve bilgi, deneyim yetkinliğine ulaşmışlarsa estetik girişimler yaparlar.
Örneğin Amerika’da burun estetik ameliyatı, yüz estetiği (Fasial Plastik) branşının bir ameliyatıdır. Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Cemiyeti üyelerinin (American Academy of Facial Plastic and Reconstructive Surgery) yüzde 60’ını Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanları oluşturmaktadır. Kulak burun boğaz uzmanı bir baş boyun cerrahıdır. Temel eğitiminde burun cerrahisi olan tek branş KBB uzmanlığıdır. Ülkemizde de burun estetiği ile ilgili eğitim almış ve deneyim sahibi bir çok kulak burun boğaz uzmanı varken yaşanan olay sonrasında bir plastik cerrahi uzmanının kamuoyuna ‘KBB uzmanları bile burun ameliyatı yapıyor’ gibi komik bir açıklama yapmasını anlayabilmek mümkün değildir.
Böyle üzücü ve adli makamlara yansımış bir olayı mesleki rant kavgasına dönüştürmek yerine, geleceğe yönelik halkı doğru bilgilendirmeye çalışmalı ve suçluların cezalandırılması için sözü adalete bırakmalıyız.
Cerrahide alternatif bir yöntem Liposhaping ile incelin
Uzun yıllardır uygulanan cerrahi çözümlerde genel anestezi kullanılması ve bacak üstlerindeki bölgelerde görülen dalgalı yüzeyler insanları ürkütüyordu. Cerrahi yöntemlere karşı tıbbın her alanında geliştirilen alternatif yöntemler elbette incelme tedavilerinde de bulunuyor. Bunlardan biri, liposhaping.
Transmed cerrahlarından Uğur Dikmen ve Dr. Melike Külahçı konuyla ilgili bilgi verdi. Buna göre diyet, egzersiz, psikoterapi ve yağ biçimlendirme girişimleri birlikte kullanılmalı. Bunun sebebi ise kişinin şişman olup, olmadığını belirlerken çeşitli ölçümlerin gözönünde bulundurulması gerekliliği.
Liposhaping mucize yaratan bir yöntem değil, diyet ve egzersiz ile giderilemeyen yağların ortadan kaldırılıp, vücudun biçimlendirilmesi esasına dayanıyor. Bu teknikte cilt altı yağ dokusuna özel hazırlanmış bir sıvı enjekte ediliyor. Sonra bu sıvıyla birlikte yağ hücreleri çekiliyor. Verilen sıvı o bölgenin uyuşmasını sağlıyor. Genel anesteziye ihtiyaç duyulmuyor. Operasyondan sonra kişi hemen evine gidebiliyor. Liposhaping ile uzaklaştırılan yağ dokusunun bir kez daha aynı yerde çoğalmadığını Opr. Dr. Uğur Dikmen söylüyor.
Yağlar hakkında bilmediklerimiz
Fazla kilolardan ve çeşitli sağlık sorunlarından vücudumuzdaki yağları sorumlu tutmaya alışmışız. Yağlarla ilgili ortaya atılan o kadar çok iddia var ki bunların hangisine inanmak gerektiğine karar veremiyoruz. Halk arasında en yaygın olan iddiaları bir kez daha sorgulamakta fayda var.
Yağa ihtiyaç yok mu?
Vücut yağları sayesinde vücudumuzda kıvrımlar oluşur. Özellikle kadınsı kıvrımları yağlara borçluyuz. Ayrıca yağlar, bizi üşümekten korur. Vücudumuzda belirli oranda yağ bulunmazsa, kısırlık tehlikesiyle karşılaşırız. Vücudun ihtiyacı olan kolesterolü sağlamak için yağa ihtiyacımız var. Yağ aynı zamanda vücudun kalsiyum, A,D ve E vitaminlerini özümlemesini sağlar.
Haftada bir kilodan fazla zayıflamak tehlikeli midir?
Kısa sürede kilo verdiren rejimler, kısa sürede kilo vermesi gereken fazla şişmanlar dışında kalanlar için tehlikelidir. Rejim yapmaya başladığınız zaman ilk iki hafta içinde kolayca bir kilo verebilirsiniz. Çünkü bu dönemde yağ değil su kaybı olur. Fakat bu hızla kilo vermeye devam ederseniz, yağdan çok kas kaybına uğrarsınız. Bu da çok tehlikelidir.
Şeker zararlı mıdır?
Diyabet hastalığına yakalananların dışında ölçülü yenen şekerin zararı olmaz. Çok şeker yiyen kişilerin yağlı besinlere fazla ilgi göstermedikleri biliniyor. Ayrıca şeker yağa oranla yarı yarıya daha az kalori içerir.
Sigara zayıf kalmayı sağlar mı?
Sigaranın metabolizmayı biraz hızlandırdığı ve iştahı azalttığı doğru. Ancak sigara içenler, içmeyenlere oranla daha hareketsiz olurlar. Sigara içen kadınların şişmanlarken göbek bağladıklarını unutmayalım. Sigarayı bırakanlar, çok az oranda kilo alablirler. Bu kilolar egzersizlerle yok edilebilir.
Göbek erimez mi?
Karın bölgesindeki kasların büyümeleri, göbek yapabilir. Bu egzersizle giderilir. Ama sadece egzersizle yağları yok edemezsiniz. Rejim de yapmalısınız.
Egzersiz faydasız mı?
Bir porsiyon patates cipsten alacağınız kaloriyi yakmak için bir buçuk saat aerobik yapmanız gerekebilir. Ancak egzersizler, yağın eritilmesini ve vücut kaslarının güçlenmelerini sağlar. Metabolizmayı hızlandırır ve kaybedilen kiloların geri alınmasını önler. Egzersiz, aslında çok şeyi değiştirir. Yılmamak ve düzenli egzersiz yapmak gereklidir.
Az yağ, az kalori mi demektir?
Yiyeceklerin etiketlerinde verilen bilgiler yanıltabilir. Yağsız olduğu belirtilen yiyeceklerde yüzde 40 oranında yağ bulunur. Rejim uyguluyorsanız, bu gerçeği aklınızdan çıkarmamalısınız.
Metabolizmanın yavaş olması etkiler mi?
Zayıflar daha fazla enerji harcarlar. Ancak az yemek yedikleri halde kilo almaktan yakınanlara da hak vermek gerek. Bu kişilerin sorunu hareketsizliktir.
Kilolu kişiler formda olamaz mı?
Yapılan araştırmalar, fazla kilolu oldukları halde formda kalmayı başaranların sayısının çok olduğunu gösteriyor. Zayıf, ama hareketsiz kişiler formda kalmakta zorlanırlar. Sürekli kilo alıp kilo vermek kalp için zararlıdır. Bu nedenle birkaç kilo fazlalık zarar vermez. Hareketli olduktan sonra mesele yok.
Yağlılık doğuştan mı gelir?
Vücut yağı, göz rengi, yüz şekli gibi genlerle ilgili değildir. Fakat fazla kilolu olma eğilimi kalıtımla ilgilidir. Uzmanların çoğu yaşam biçimi, beslenme düzeni ve egzersiz gibi faktörlerin vücut yağlarının çoğalıp ve azalmasında rol oynadığına inanıyorlar. Yağ aldırma ameliyatı hakkinda aciklamalar Yağ aldırma ameliyatı konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Yağ aldırma ameliyatı,yağ aldırma operasyonu,yağ aldırmak,yağ aldırma merkezleri
|