|
Zina yapmak
2010-04-09 21:36:40 Kadinlaricin.net sitesinde Zina yapmak baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Zina yapmak ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Zinanın hala suç sayılması bir yana, zina suçunun kanıtlanması için kadının doktor muayenesinden geçmek zorunda kalması tek kelimeyle korkunç.
Diğer ülkelerde durum nedir, erkek-kadın suçüstü yakalanınca kadın yaka paça doktor muayenesine götürülüyor mu diye merak ettim. Kendimce küçük çaplı bir araştırma yaptım. Kadının muayeneye tabi tutulması gibi aşağılayıcı bir eyleme rastlamadım.
Bir kere tahmin edebileceğiniz gibi, çoğu ülkede zina uzun yıllardan beri suç değil.
Yakın komşumuz Yunanistan'da mesela, Andreas Papandreu iktidara geldikten birkaç yıl sonra zinayı suç kapsamından çıkarmış. Yıl 1985. Başbakanın sanki için doğmuş, çünkü tam bir yıl sonra Dimitra Liani ile evlilik dışı ilişkisi başlamış.
Almanya'da zina 30 yıldan beri suç değil.
İngilizler'in zina gibi bir dertlerinin olmadığını zaten biliyoruz. Hem Prens Charles, hem de Prenses Diana, televizyona çıkıp evli iken başkalarıyla ilişki kurduklarını hiç çekinmeden itiraf ettiler.
Türkiye'nin ceza hukukundan esinlendiği İtalya'da zina 1978 yılından beri suç sayılmıyor; ama bunun öncesi uygulama hemen hemen bizdeki gibi. Tek bir farkla, kadının doktor muayenesinden geçmesi savcılık kararıyla oluyormuş.
Rusya'da ve Japonya'da zina suç değil. Ancak Japon kadını kocasıyla ilişkiye giren kadın hakkında tazminat davası açabiliyor.
Peki zina bizden başka hangi ülkelerde suç?
Avrupa'da halen Belçika ve İspanya'da suç. Ancak edinebildiğim bilgilere göre zina yasası bu ülkelerde pek geçerli değil. Belçika'da çok nadiren zina baskını yapılsa, polis ya da jandarmanın beraberinde muhakkak bir savcı oluyor. Baskın, gece saat 23.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında yasak. Kadının doktor muayenesinden geçmesi söz konusu değil. Her şey savcının kanaatine bağlı.
Ne kadar şaşırtıcı gelse de, zina ABD'de suç ama ispatı son derece zor. Üçüncü bir şahıs dava açtığı takdirde mahkemeye bir fotograf ya da gizli kamerayla çekilmiş filmi göstermesi gerekiyor. Yani diyelim karınız sizi aldatıyor. Polise ‘‘Karım benim yatağımda başkasıyla'' diye başvursanız bile ihbar ciddiye alınmıyor. Zinayı kanıtlamak istiyorsanız tek çaresi karınızın peşine takacağınız özel bir dedektif.
Arap ülkeleri için Faslı arkadaşım Fawzia'ya danıştım. Bana söylediklerini aktarıyorum: Zina Fas'ta elbette suç. Şeriat yasalarına göre, zina yapanların, aynı odada çıplak hatta suçüstü yakalanmaları bile yeterli değil. Baskın yapan polis beraberinde getirdiği ipi çiftin arasından geçiriyor. İp bir yerde takılıp kalırsa durum vahim, zina var demek. İple ilgili insanın aklına sürüyle soru takılıyor, Fawzia'yı bir daha aramaya fırsatım olmadı. Ancak Fas örneğinde, erkeğin baskın anında kadından daha büyük sıkıntı çekiyor olması hoşuma gitmedi değil.
Zina meselesi
Zina TCK’ya suç olarak girsin mi girmesin mi? tartışması sürüp gidiyor. Kendi kendime bazı sorular sorup cevaplar bulmaya çalışıyorum: Zina şikâyete bağlı suç kapsamına alınırsa... Karı veya koca, zina yapan eşini şikâyet edip hapse attırdı. Eline ne geçer? Eğer şikâyetçi kadınsa zaten kocasını hapse attırması kolay değildir. Çünkü memleketimizde kadınlar ekonomik olarak kocalarına bağımlıdırlar. Kocasının üç-beş ay hapse girmesi kadına ne kazandırır? Devlet herhalde kocası zina suçundan hapse düşmüş kadınlara maaş bağlamayacak. Üstüne adam bir de hapisten çıkınca, “Sen ne cüretle?...” diyerek kadının ağzını burnunu dağıtabilir. Bunları düşünen kadın, üzerine kuma da gelse zaten şikâyet edemeyecektir. Ekonomik olarak kadın kocasına bağımlı değilse bile, hapse attırdığı adamla geçinmeye devam eder mi? Aklı başında bir kadın, şayet kocasını affetmiyorsa, bu durumda işi medenîce, kısa yoldan halleder: Boşanır. Zina yapan kadınsa, kocası şikâyet ettirerek onu hapse attırdı diyelim. Sonra? Hapisten sonra herşey güllük gülistanlık mı olacak? Bir süre hapis yatmakla mesele halloluyor mu? Böyle bir ailedeki çocuklar ne olacak? Annesi ya da babası zina suçundan hüküm giyip hapse yollanmış bir çocuğu düşünün. Arkadaşları arasındaki vaziyetini düşünün. “Şu kızın anası zinadan içerde”... “Bu oğlanın babası zinadan yatıyor.” Aile adına derken aileyi büsbütün dile düşürmüş olmayacak mıyız? Halbuki taraflardan biri bu suçu işlediyse, karşı taraf da affetmiyorsa, olayı ortalığa saçmadan, hakim önüne çıkıp boşanmak en doğrusu değil midir? Bu madde aile birliğini koruma adına konmak isteniyor. Eşlerden zina yapanı hapse attığımızda, aile birliği zaten çökmüş olmayacak mı? Şikâyetçi eş, ceza almasını sağladığı eşle ceza süresi tamamlandıktan sonra, hiçbir şey olmamış gibi nasıl geçinebilir? Yoksa şikâyet etmek, aslında bağışlamaya niyetli olmak ama “Hele bir burnu sürtülsün!” demek midir? Bence karı veya koca, yekdiğeri hakkında “Burnu sürtülsün!” cümlesini kuruyorsa zaten aile bitmiştir. Bu maddenin caydırıcı olacağına gerçekten inanıyor musunuz? Meşrebi bozuk bir adam karısının şikâyet etmeyeceğini bildiğinde, ya da yakalanmayacağına emin olduğunda TCK’daki maddeyi neden hesaba katsın? Kadın-erkek eşitliğini sağlamak için deniyor. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanamayacağı tek konu belki de bu değil mi? Dünyanın her yerinde erkekler namus konusunda, sadakat konusunda sınıfta kalmışlardır, ama mağdur da hep kadınlardır. Bu eşitsizlik, zina, kanuna suç maddesi olarak girse de değişmeyecektir. Bu sorulara verdiğim cevaplar beni tatmin etmiyor. Ben dinimizde zinanın büyük günahlardan olduğuna inanmış biriyim. (Zaten bu konuda semavî dinlerin hükümleri bütün kanun maddelerinden daha caydırıcıdır da bunu söylemek suç olmuştur) Ancak zinanın ceza kanununa suç olarak girmesinde mantıklı bir taraf göremiyorum, işe yarayacağına, uygulanabileceğine inanmıyorum. Zina tek başına boşanma sebebi olmalıdır, o kadar. Zaten öyledir. Yığınla mesele varken, gündemi bu konuyla meşgul etmenin âlemi yoktur. Ben de ettim, affola!
Zina zırvaları... Galiba, toptan tırlattık! Şu başlıklara bir bakar mısınız? Zinada son perde... * Zina, TBMM’yi böldü. * Zina olmasaydı, pembe diziler de olmazdı. * Gündemini sevdiğimin memleketi, zinaya kilitlendi! * Zina, cari açığa beş çeker! * İki gündür devam eden ‘zina krizi’ni bankacılar çok yakından izliyor. * Piyasalar zina mağduru.. * Erkek milleti her zaman haklıdır. * Türk kadınına güvenelim! * Vurun kahpeye! * Zinanın yasaya monte edilmesi ihtimali hâlâ mevcut mu? * Piyasalar zinaya tosladı, sayın seyirciler, az sonra... * AB, zina için tarih verdi. * İMKB Endeksi zinaya tosladı * “Yasadan ‘zina’ sözcüğünü çıkarıp, yerine ‘nitelikli cinsel sadakatsizlik’ ibaresini koyalım...” * AKP’de zina çatlağı * Genel Kurul’un dünkü çalışmasına da ‘zina’ damgasını vurdu. * Zina, bizim iç işimizdir. * Zina, bizim dış işimizdir. * Her zina, veled-i zina ile sonuçlanmaz! * TCK’yı içinde zina olmadan yasalaştırmanın da bir sakıncası yok. * Verheugen, zinaya sıcak bakmıyor. * AB ‘zina oyunu’na gelmedi. * Zinaya hapsolduk! * Zina, Türkiye’ye gol attı! * Zina, rapora tüy dikti. * Zina krizi, Türkiye’nin şansıdır. * Zinada Rus ruleti... * Ayol, kuşlar bile zina yapıyor... * Domuz hariç, hiçbir hayvan zina yapmaz! * İlerleme raporuna zina ayarı. * Zina, AB müktesebatının bir parçası mıdır? * Zinanın faturasını kim ödeyecek? * Zina, bizi bozdu! Merhaba zina, hoşçakal AB! (Hello adultery, bye bye the EU!) İsterseniz yabancı basından da bir miktar aktaralım: * Financial Times: Zina,Türkiye’nin Avrupa ideallerine sadakatinin bir sınavıdır. Yetişkinler arası cinsel ilişki, Avrupa kültürünün bir parçasıdır. Zina olmasaydı, Yunan mitolojisi doğmazdı, Emma Bovary ya da Anna Karenina da olmazdı, pembe diziler en favori temalarından yoksun kalırdı. * International Herald Tribune: Avrupa Komisyonu, Türk Hükümetinin Türk Ceza Kanunu’nun değiştirilmesini ertelemesinden kaygı duymaktadır. Kanun’da zinaya ilişkin olarak yapılması planlanan düzenleme,Türkiye’de demokrasi ve reformdan uzaklaşma bakımından hayati önem taşımaktadır. Gördüğünüz gibi bir sürü boş lâf edilmiş. Netice, sıfır. *** Hoşumuza gitse de gitmese de, iç işlerimize, Günther Verheugen’in kavanoz dipli gözlükleriyle bakmaya alışacağız. Mesaj, son derece net: Zinanın suç sayılması, Kopenhag Kriterleri’ne aykırıdır. Zina tartışması gibi birçok gerçek, artık bize öğretmiş olmalı ki, ülkenin iç işleri ile dış işleri arasındaki çizgiyi eskisi kadar kolay çekemiyoruz. Biraz ters geliyor değil mi? Sahi, biz bu zina çukuruna neden battık? Acaba zinanın gölgesinde başka bir şeyler mi gizleniyor? Bilen var mı? Başbakan’ın bugün Brüksel’deki temaslarından sonra sis bulutlarının kısmen dağılacağını umuyoruz. Atalarımız “Zırva, tevil götürmez!” diye boşuna söylememiş, ama zina tevil götürüyor. Hezar teessüf! Zina konusu kapandı mı? Zina konusu inşallah kapandı. Ama bir iktidarın nasıl saplantılara düşebileceğinin misali olarak yakın tarihimizdeki bir çok örneklerinin yanında, hafızalarda kalacaktır. Zararsız kapanmış da değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi zarar gördü. Zira pek çok kişiyi, partinin niyetleri hakkında şüpheye düşürdü. Üstelik partide her zaman yararlı fikirler üretilmediğini gösterdi. AK Partililer -bir kısmı diyelim-, vatandaşın, zinanın medenî kanunda ve çok daha ağırlıklı olarak Cenâb-ı Hak nezdinde cezalandırılması ile yetinmeyip hapis müeyyidesi getirilmesi istediği üzerinde yanıldı. Bir ankette, sorduğunuz soruya göre cevap alırsınız. Kimse zina taraftarı bir cevap vermez. Soruyu şu şekilde sormak gerekiyordu: Zinaya, AB kriterlerine aykırı bulunmasına ve AB ile ilişkilerimize halel getireceğini göze alarak, ceza yasasında yer verelim mi? Bu sorunun cevabı, hip şüphe buyurmayınız, yüzde 90 oranında koskocaman hayır!dır. Kimse zinayı savunmaz ve savunamaz. Ama Avrupa Birliği Üyeliğinin en büyük kurtuluş ümidimiz olduğunda artık millî mutabakat vardır. Üyeliğimizi tehlikeye atacak hiç bir teklife milletimiz razı olmayacaktır. Zira 200 senelik gayretlerimiz, bunca inkılâplar, bunca devrimler ve devirimler bizi 3000 doların utandırıcı çemberinden kurtaramamış, dünkü eyaletlerimizin gerisine düşürmüştür. İç dinamiklerle atılımın yetmediği ortadadır. Şimdi, 4000 dolar per capita ve 9000 dolar iştira gücü olarak millî gelire ayak bastığımız, ümitlerimizin yeşerdiği bir süreçte, bu zina meselesini hangi akl-ı evveller iktidara telkin etti. AK Parti’nin daha önceki bazı yasalardaki gibi, çekirdek bir zümreye veya parti örgütüne hitaben bazı şeyler yapmak istedik, ama görüyorusunuz AB (veya asker yahut basın veya ve saire) engelledi politikası yürüttüğü iddiası var. Bu iddiaya katılmıyorum. Zira AK Parti; oylarının büyük kısmını, diğer partilerin, liderlerinin kötü icraatından, vatandaşı yoksullaştırmasından, katil ve hırsızları salıvermesinden dolayı seçmen tarafından -yüzde 10 barajının da büyük yardımı ile- sandığa gömmesi ile kazandığını elbette biliyor. Ama en kötüsü, bu zina konusunun, Avrupa Birliği hâfızasında, Türkiye’nin niyetleri hakkında şüpheler oluşturması ihtimalidir. Böyle bir şüphenin sonuçları bizim için kötü olur. Çıtalar yükseldikçe yükselir, atlamakta zorlanırız.
Zina geyiği
Siz boşverin bu ciddî konuları da, ben size bir iki tane zina fıkrası anlatayım:
Birincisi daha önce de Berrin’den aktardığım meşhur fıkra:
Öğle tatili sırasında, iki işçi konuşuyormuş: - Victor Hugo’yu bilir misin? - Yoo, kimmiş o? - Bilmende fayda var! Akşam derslerine katılsan öğrenirdin... Ertesi gün, aynı senaryo: - Albert Einstein’ı bilir misin? - Yoo, kimmiş o? - Bilmende fayda var! Akşam derslerine katılsan öğrenirdin... Üçüncü gün yine: - Karl Marx’ı bilir misin? - Yoo, kimmiş o? - Bilmende fayda var? Akşam derslerine katılsan öğrenirdin... Nihayet karşısındaki dayanamamış: - Peki sen Kudbettin Çakal’ı bilir misin? - Yoo, kimmiş o? - Bilmende fayda var! Sen akşam derslerine gittiğinde karının eve aldığı herif...
Adam doğum sancıları çeken karısını hastaneye yetiştirmiş. Hemen doğuma almışlar, bu arada doktor bir teklifte bulunmuş kapıda heyecanla bekleyen kocaya: - Amerika’da yeni bir tıbbî cihaz geliştirildi, karınızın çektiği doğum sancılarına ortak olabilir, onun acısını biraz dindirebilirsiniz! Zaten karısının çektiği sancılardan dolayı kendini suçlu hisseden koca hiç tereddüt etmemiş. Alete bağlamışlar adamı, doktor uyarmış: - Sancının % 75’ini karınız hissedecek, size sadece % 25 veriyoruz. Erkekler daha dayanıksızdır da ondan... Adam dişlerini sıkıp beklemiş, yok, hiç acı hissetmiyor... - O zaman % 50’ye çıkaralım dozu, demiş doktor, ama dikkat edin, çok canınız yanabilir... Yok, yine hiçbir şey hissetmemiş koca, hatta doktora önermiş “Ben hiçbir sancı hissetmiyorum doktor, acının % 100’ünü bana verin bari...” - Kalbiniz varsa tehlikeli olabilir... Koca ısrar etmiş, % 100’e rağmen hiç acı duymamış, karısı da bu sayede acısız bir doğum yapmış. İki gün sonra, evlerine döndüklerinde kapıcıdan öğrenmişler: Postacı acı içinde kıvrandıktan sonra, kurtarılamayarak ölmüş! *
Cennet’in kapısında, Aziz Petrus (Ertuğrul Bey’in kırmızı şarabıyla karıştırılmasın) gün içinde ölen on kadını sigaya çekiyormuş.
- Kocasını boynuzlayanlar bir adım öne çıksın! On kadından dokuzu bir adım öne çıkmış. Aziz Petrus dönüp Tanrı’a sormuş: - Patron, bu sağır karıyı nereye koyalım?

Yandaki karikatür:
Erkek : Düşünebiliyor musun Sevgilim, şu beşinci katta oturan züppe herif var ya, sağda solda “Biri hariç, apartmanda ne kadar kadın varsa yattım!” diye anlatıyormuş!..
Kadın : Hııı! Eminim üçüncü kattaki o kendini beğenmiş kızdır bahsettiği...
Zina intikam aracı
İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Sami Türk, zina baskınlarına, genelde çökmüş olan evliliklerde, eşlerin birbirlerinden intikam almak amacıyla başvurduklarını belirtti. Türk, zinanın sadece boşanma nedeni olarak Medeni Kanun'nda yer alabileceğini savundu. İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu 21. toplantısına başkanlık yapan Türk, Lüksemburg zirvesinde Türkiye ile ilgili alınan kararın, kurulun düşünce özgürlüğüyle ilgili çalışmalarını hiçbir biçimde etkilemediğini söyledi. Türk, kurulun daha önce planlanan çalışmaları hiç aksatmadan yürüttüğünü ifade ederek, ‘‘Kurul çalışmaları bu tür zirveler için planlanmadı. Biz insan haklarına saygıyı, kendi Anayasamızın, ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar gereği ve kendi insanımızın layık olduğu bir toplum düzenini sağlamak için yapıyoruz’’ dedi. Ceza ve tutukevlerinin iyileştirilmesi amacıyla bir dizi önlem aldıklarını da bildiren Türk, sürekli sağlık taraması ve bulaşıcı hastalıkların önüne geçilebilmesi için herkese aşı yapılacağını belirtti.
İki zina dünyasında da kadın-erkek eşitliği yok Zinayı ceza yasasına koyarak kadın-erkek eşitliğini sağlamak mümkün değil. Çünkü zinanın sadece bir kusur olarak boşanma nedeni sayıldığı çağdaş dünyada bile bu hüküm çoğunlukla kadın aleyhinde işliyor. Zinanın ceza yasası kapsamına girdiği İslam dünyasında ise malûm, durum çok daha vahim. Kadın hapse düşüp, cinayetlere kurban giderken, erkeklere dört eşe kadar zina serbest...
Antik Yunan’da babalar, erkek kardeş ve kocalar, zina yapan kadını öldürme hakkına sahipti. Roma İmparatoru Augustus, sefahati önlemek için zinayı şiddet ve saldırı içeren bir suç haline getirdi. Bizans İmparatoru Jüstinyen insafa geldi ve ölüm cezasını kaldırıp, zinayı kırbaç ve manastıra kapatmayla cezalandırmaya başladı.
Sonra Anne Boleyn, zina suçu işlediği iddiasıyla, kocası Sekizinci Henry tarafından idama gönderildi. Anna Karenina ve Madam Bovary zina yaptıkları için toplum tarafından dışlandılar, trajik sonlara mahkum oldular.
Fransa’da Napolyon’un 1804 tarihli ceza yasasına göre de zina suçtu. Karısına sadık olmayan erkek para cezasına çarptırıldı, kadınlar iki yıla kadar hapsi boyladı.
Ama bitti. Tarih boyunca zinanın daha mağdur tarafı olarak azap çeken kadınlar en azından yasalar önünde damgalanmaktan kurtuldular. Devlet yatak odalarından çekildi, sadakatsizliğin hesaplaşmasını kadın ve erkeğe bıraktı.
Şimdi, 21’inci Yüzyıl Fransası’nda eşine sadık olmayan kadın ya da erkek, en fazla dergilere kapak olma riskiyle karşı karşıya. Aynı Tamer Karadağlı’nın gazetelere sürmanşet olması gibi.
Örneğin şu geçtiğimiz yaz aylarında Fransa, böyle bir sadakatsizlik hikayesiyle çalkalandı. Isabelle Adjani ile Jean-Michel Jarre’ın iki yıllık birlikteliği dergi kapaklarına yansıyan bir savaşla sona erdi. Adjani, Jarre’ın aktris Anne Parillaud’yla ilişkisini keşfedince gidip Paris-Match kanalıyla aldatıldığını dünyaya ilan etti. Gerçi onlar evli değildi ama, Fransız mantığına göre sadakatsizliğin sadakatsizlik olması için insanların evli olması gerekmiyor.
Adjani’nin daha önce de canı yanmıştı. Daniel Day Lewis, ‘Senden ayrılıyorum’ diye faks çekmişti. Bu sefer de o erken davrandı ve Jarre’a ayrıldıklarını dergi kapağından bildirdi.
Derken Adjani L’Express’e de kapak oldu. Kadın-erkek ilişkisinde sadakatsizlik konusundaki araştırma kapsamında dergiye konuşan Adjani, ‘Erkektir, metres tutar’ diyerek zinaya göz yumduğu için Fransız toplumunu ikiyüzlü olmakla suçluyordu. Böylece Fransa’da önemli bir tabuyu yıkan Adjani, aldatılmanın hıncını uluorta konuşarak çıkarırken, araştırmalar Fransız kadınlarının başka bir yol seçtiğini gösteriyordu. Fransız Kamuoyu Araştırma Enstitüsü’ne göre erkeklerin yüzde 40’ı, kadınların ise yüzde 25’i eşlerini aldatıyordu. 1970’lere göre aldatan kadın sayısı üç kat artmıştı.
Evliliklerin yüzde 40’ı boşanmayla sonuçlanıyordu ve bir numaralı gerekçe de zinaydı. Zina gerekçeli boşanma davalarının yüzde 88’i de kadınlar tarafından açılıyordu. Ancak bu davaların pek azında erkeğin zinası, boşanma için geçerli neden kabul ediliyordu.
KADIN BÖYLE DE MAĞDUR EDİLİR
Geçenlerde ABD’de ilginç bir boşanma davası gündeme geldi. Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi ABD’de de zina suç değil, ancak boşanma nedeni. Medeni yasa eyaletten eyalete farklılıklar gösteriyor.
İşte New York eyaletinde bakılan söz konusu davanın kahramanları da Okan Özkan adlı iki benzin istasyonu sahibi Türk ile Amerikalı eşi Gail Özkan’dı. Kadın, zina yaptığı gerekçesiyle 17 yıllık kocasından boşanmak istiyordu. Koca da zina yaptığını açık açık itiraf ediyordu. Ancak Yüksek Mahkeme yargıcı, kadının zinayı tespit ettikten sonra eşiyle aynı evde yaşamasını gerekçe göstererek çifti boşamayı reddetti. Hakim William J.Kent, kadının kocasıyla ilişkiye devam etmesini bir çeşit ‘affetme’ olarak değerlendiriyor ve ‘Zinanın tespiti için davalının itirafı yeterli değildir. Zina gerekçesini kuvvetlendirecek ek delillere ihtiyaç vardır’ diyordu.
Medeni yasaya göre zina boşanma nedeni olduğu halde boşanamayan Gail Özkan davayı temyize götürdü. Yine reddedilirse, yine boşanma davası açacak.
Mahkemeler erkek zinasının tespitine kolay kolay yanaşmadığından ABD’de daha nice Gail Özkan’lar var.
Zina-boşanma ilişkisi İngiliz yasalarında da erkekten yana. Kadının, evlilik dışı bir ilişkiye girmesi boşanma nedeni olarak yeterli görülüyor. Ancak orada da erkek zinasını kanıtlamak kolay değil. Erkeğin zina yapmış sayılması için ensest ilişkiye girmesi ya da çok eşli bir yaşam sürüyor olması gerekiyor.
ÇOK EŞLİLİK KILIFI
Batı’da erkeğin çok eşli yaşam sürmesi zinanın tespitine yarıyor, İslam dünyasında ise erkeğin zinasına kılıf teşkil ediyor. Örneğin İran’da. Geçen aylarda ‘Diğer Kadın’ adlı TV dizisi kadınları ayağa kaldırdı. Çünkü dizideki tablo şöyleydi: Kanser olduğu için çocuk doğuramayan kadın kocasından, yakın bir arkadaşını ikinci eş olarak almasını istiyor, adam da alıyor. Sonra bu kadın hamile kalıyor ve dizinin sonunda kanserden ölen ilk eş cennetten onlara gülümseyerek bakıyor. İranlı kadınlar, bu senaryo aracılığıyla aşağılandıkları ve çok eşliliğin teşvik edildiği gerekçesiyle protesto gösterileri düzenliyorlar. Molladan aldıkları yanıt ise şu oluyor: Fahişeler!
Oysa Şah döneminde erkeklerin birden fazla eş almasını önlemek amacıyla bazı yasal düzenlemeler yapılmıştı. Mahkeme kararı ve ilk eşin mutlak rızası gerekiyordu. İslam devriminden bu yana ise çok eşlilik, özellikle kırsal kesimde alabildiğine yaygın.
İran’da zinanın cezalandırılmasında bir hile de var. Evli olmayanlar 100 kırbaç, evliler recm cezasına çarptırılıyor. Erkekler taşlanırken beline kadar, kadınlar ise boynuna kadar toprağa gömülüyor. Yasa, ‘Kaçmaya yeltenen bırakın kaçsın’ diyor. Bu durumda sadece beline kadar gömülü olan erkek kaçabiliyor.
Eşitsizlik bitti ama zina suç olarak kalmalı Kadının zina suçunu iptal ettiren ilk başvuruyu yapan Hakim Beyazıt Boran, ‘‘Zina eşitsizliği bitti, kadınlar adına çok mutluyum’’ dedi. Ancak Boran, zinanın TCK'da suç olarak kalmasını ve şikayete bağlı olmasını savunuyor.
Anayasa Mahkemesi'ne, TCK'nın 440. maddesindeki ‘kadının zinası’ suçunu iptal ettiren ilk başvuruyu yapan İzmir Torbalı Asliye Ceza Hâkimi Beyazıt Boran, zinanın suç olarak kalmasından yana olduğunu söyledi.
Boran, ‘‘Bu konudaki görüşümü bir hâkim değil vatandaş olarak söylüyorum. Bana göre, zina kadın ve erkeklere eşit ceza öngören bir suç olarak TCK'da kalmalı. Ancak şikayete bağlı olarak takibi yapılmalı. Evlilikte eşlerin birbirine sadakati esastır. Sadakatsiz davranılması halinde, eşin şikayeti üzerine zina nedeniyle kamu davası açılmalı’’ dedi.
18 yıllık hâkim olan Boran, iptal kararı konusunda, ‘‘TC Devleti'nin kadınları adına da bu başarıyı elde ettiğim için mutluyum. Zina eşitsizliği bitti. Hukuk devleti adına iptal kararının büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum’’ diye konuştu.
DÜNYADA BOŞANMA NEDENİ
Dünyanın birçok ülkesinde zina bir suç değil, boşanma nedeni. Türkiye'de ise bu konuda hukukçular ikiye bölünmüş durumda. İptal kararını aldıran hâkim Boran'ın yeraldığı bir grubun görüşüne göre, zina suç olmalı. Ancak, TCK'da kadın ve erkek için eşit ceza öngörülmeli. Karşıt görüşe göre ise zina sadece boşanma nedeni sayılmalı.
TBMM Genel Kurulu'nda bekleyen tasarı, zinayı suç sayıyor ve TCK'da düzenliyor. Anayasa Mahkemesi'nin erkeğin zinası suçunu iptal kararı doğrultusunda hazırlanan tasarı, zina yapan kadın ve erkeklerin aynı şekilde, başka bir koşul aranmaksızın, 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngörüyor. Daha önce iptal edilen TCK'nın erkeğin zinasını düzenleyen 441. maddesi ise ‘herkesçe bilinecek surette başka bir yerde bir kadınla karı-koca gibi geçinmesi’ koşulu aranıyordu. TCK'nın kadının zinasını düzenleyen 440. maddesi, ‘zina yapan kadın hakkında 6 aydan 3 seneye kadar hapis cezası’ öngörüyordu. Zina yapmak hakkinda aciklamalar Zina yapmak konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Zina yapmak ,zina nedir,zinanın cezası
|
|