|
Evlilikte Cinsel ilişki sorunları
2008-08-30 15:09:46 Kadinlaricin.net sitesinde Evlilikte Cinsel ilişki sorunları baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Evlilikte Cinsel ilişki sorunları ile ilgili yazi bulunmaktadir.
. Sadece bu cümle nedeniyle, Türkiye'nin her yerinden telefonlar yağdı. Gerçekten de Prof. Hattat ve ekibinin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Türkiye'nin tek androloji hastanesi olan Üro-Androloji Hastanesi'nde yaptığı çalışmalarda, bu nedenle tedavi gören çok sayıda çift var. Hepsinin aynı noktada toplanan ama birbirinden farklı hikayeleri var. Kimi karısıyla olamayıp, sevgilisiyle sevişebilirken, bazı kadınlar yıllarca aşık olduğu adamlarla çocukluktaki cinsel taciz nedeniyle cinsel ilişkiye giremiyorlar. Doktorlar hormonal, sinirsel, psikolojik sebepleri araştırıyorlar ve her çifte özel bir terapi uyguluyorlar.
32 yaşında, yedi yıllık evli ama karısıyla hiç sevişmemiş! Hayır, istemediğinden değil! Aksine 28 yaşındaki karısıyla evlenmek için çok çaba sarfetmiş. Ama ‘‘yapamıyor’’larmış! Önce kadın bir jinekoloğa gitmiş. Jinekolog kadına ‘‘vajinanız dar, genişletmek lazım’’ deyince, mini bir operasyon geçirmiş. Ancak sonuç elde edilememiş. Evlilik öncesinde de sevişmeyi denemişler ama o dönemde başarılı olunamamış. Ön sevişmelerde erkek ereksiyon oluyor fakat ilişkiye geçileceği sırada boşalıyor. Erkek ‘‘acaba yine tekrarlayacak mı, tekrarlarsa ne yaparım, yine mahçup olacağım’’ diye düşüne düşüne performans anksiyetesine de yakalanmış, yani başaramama korkusu!
Sevişme isteğinde ise hiç azalma yok! Çeşitli testlerden, incelemelerden geçti. Hormonal, sinirsel, damarsal araştırmalar yapıldı. Adamın hayattaki ilgi alanları ‘‘çok sınırlı ve kuru’’ bulundu. Ayrıca duygu ve dürtülerini de bastırdığı belirlendi. Bu nedenle doyurucu ilişkiler kuramadığı düşünülüyor. Olaylara duygusal katılımının zayıf, sosyal çevrede de güvensiz ve tedirgin olduğu saptanmış. Şu anda tedavi olabilmek için ev ödevlerini yapmakla meşgul.
Ne olduysa ilk gece oldu
Bir başka erkek. 34 yaşında. Evlenmeden önce de karısıyla ilişkisi olmamış, şimdi de yok! Erken boşalıyor ama karısının şikayetçi olduğu konu bu değil. Adam, karısının sürekli kendisini aldattığını düşünüyor: ‘‘Pencereden bile bakamıyorum. Eve her gün gergin geliyor ve onu aldattığımı söylüyor’’ diyor kadın. Erkek aşırı titiz, sık sık elini yıkıyor. Sabahları ereksiyon olabiliyor. Psikolojik testlerde, depresif bir yapıda olduğu belirlenmiş. Huzursuz bir insan, çevresinden çok çabuk etkilenebiliyor. Ufak tefek problemlere bile aşırı tepki gösteriyor. Hele işyerinde sorunlar oldu mu, evde kıyametler kopuyor! Tedavide erken boşalmayı geciktirici ilaçlarla birlikte, gerginliği düzenlemek için rahatlama çalışmaları verildi. Erkeğin kişilik özelliklerindeki şüpheci tavrın tedavi edilebilmesi için çalışılıyor.
Üç yıllık bir evli erkek daha. Yine sevişme yok! Evlenmeden önce ilişkilerinde hiçbir sorun yokmuş. Ne olduysa, ilk gece olmuş! Daha doğrusu, ilk gece olamamış, çünkü kadının adet günüymüş. Bir hafta ertelemişler... ‘‘Problemi kafamdan atmaya çalışıyorum ama şuur altıma yerleşmiş’’ diyen adamda performans anksiyetesi saptanmış. Ereksiyon problemi var ve ailesi de bu durumu biliyor. Zaten ailesiyle birlikte büyük bir dairede oturuyor. Yatak odasındaki ön sevişmelerden memnun ama evin içinde kendini çok rahat hissetmiyor. Gergin ve huzursuz. Zevk alamıyor. Organik olarak hiçbir problem tespit edilemedi. Sabah ereksiyonları ve mastürbasyonla ereksiyon nedeniyle psikolojik bir problem olduğuna karar verildi ve şu anda gevşeme çalışmalarıyla birlikte ev ödevleri var.
Bu kez bir kadın. Dört yıldır evli, kocasıyla sevişemiyor. Halbuki aşık olmuş, uzun bir flört döneminden sonra evlenmeye karar verilmiş. Ancak ilk gece çok korkmuş ve kasılmış. Bu duruma çok şaşırıyor. Böylesine korkacağını, kasılabileceğini hiç düşünmemiş. Denemeler devam etmiş. Adamla beraber olmaya can atıyor, ön sevişmelerde de sorun yok ama olmuyor! Ayrıntılı testler yapılıyor. Görüşmeler sırasında anlaşılıyor ki, çocuklukta geçirilmiş bir cinsel taciz öyküsü var. Sekiz yaşındayken, bir yıl boyunca yakın bir akrabası taciz etmiş. Bu nedenle psikolojik bir tedavi görüyor ve cinsel bölgelere rahat dokunma ve uyarılma yönünde ödevlerini yerine getiriyor.
‘Öteki kadın’la mümkün
30 yaşındaki adamın sorunu diğerlerinden biraz farklı. Yedi yıldır evli, son beş yıldır karısıyla sevişemiyor. ‘‘Dört yaşında bir çocuğum var. Eşimle isteyerek evlendim. Ve hiçbir problemimiz yoktu’’ diyor adam. Sorunun ortaya çıkışı, kadının hamileliğine rastlıyor. Cinsel ilişkiye uzun bir ara verilmiş. Ve tekrar sevişmeyi denediklerinde ise başarılı olamamışlar. Adam ereksiyon problemiyle karşı karşıya kalmış. Başarısız ilişki denemelerinin sayısı artınca da kadın tedavi olmasını istemiş. Ancak adamın karısına söyleyemediği bir başka nokta var. Adam başka bir kadınla beraber ve onunla uyarılma konusunda ya da ereksiyonla ilgili herhangi bir sorunu yok. Evli çift organik ve psikolojik yönden incelendi, evlilik terapisine başlandı, takip ediliyorlar.
Prof. Dr. Halim Hattat ve Psikolog Meliha Karayay'ın verdiği bu örnekler uzayıp, gidiyor. Tedaviye ihtiyacı olan kişilerin çoğunluğu erkek! Genellikle çift olarak veya kadınlar tek başına kocalarının sorunu anlatmak üzere başvuruyorlar. Öncelikle sorunlar ereksiyon problemleri ve erken boşalma. Psikolojik testler ve görüşmelerden sonra ürolojik muayeneler yapılıyor. Cinsel sorunu olan kişilerin evilikleri inceleniyor ve doyurucu olmadığı saptanırsa, evlilik terapisine karar verilebiliyor.
Herkesin sorunu kendine
Cinsel ilişki; ilgi, istek, uyarılma, doyum ve rahatlama olarak dört bölümden oluşuyor. Bu aşamalardan bir ya da birkaçında görülen aksama cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Cinsel bozuklukların sebepleri kadın ve erkekte ayrı ayrı inceleniyor. Kadında cinsel bozuklukların nedenleri incelendiğinde ilk sırada, cinsel isteğin azalması geliyor. Onu cinsel uyarılmada azalma takip ediyor. Orgazmik bozukluklar da kadında cinsel bozuklukların sebeplerinden. Orgazmın yokluğu ve az sıklıkta olması anlamına geliyor. Orgazmın partnerle değil mastürbasyonla yaşanması veya mastürbasyonun hiç denenmemesi uzmanlar açısından çok önemli. Her ikisi de sorun olduğunun göstergesi. Vaginismus da kadınları ilgilendiren cinsel bozukluklardan biri. Vajinal adalelerin spazmı sonucunda, cinsel ilişkinin imkansız hale gelmesi veya çoğunlukla ağrı hissinin olması vaginismusun göstergesi. Sonuncu problem ise cinsel ilişki sırasında ağrı hissi yani disparoni.
Erkeğe cinsel işlev bozukluğu tanısı koyulmasının sebeplerinin başında, cinsel isteğin azalması geliyor. Bu durum ereksiyon bozukluklarına sebep olabiliyor. Cinsel isteğin bozulması genellikle erkeğin karşısındaki kadına dair duygularıyla ilgili. Zaman zaman depresyonla bağlantılı olarak da ortaya çıkabiliyor. Ereksiyon bozukluğu ayrıca başlı başına, cinsel işlev bozukluklarının sebeplerinden. Psikolojik veya organik kökenli olabiliyor. Erken boşalma da erkeğin cinsel yaşamını olumsuz etkileyen sebeplerden bir diğeri. Cinsel uyarılma olduktan sonra cinsel ilişki olmadan boşalmanın gerçekleşmesi erken boşalma olarak tanımlanıyor. Başaramama korkusu, erken boşalmanın en önemli nedenlerinden. Gecikmiş boşalma veya boşalmanın olmaması ise genellikle fiziksel sorunlarla ilgili. Ağrılı boşalma ise erkekte cinsel işlev bozukluğunun sebeplerinin sonuncusu. Boşalmadan sonra yanma hissinin duyulması genellikle bir enfeksiyonun belirtisi.
Krizler geçer nefretler kalır
Evli insanların başta cinsellik olmak üzere halledemedikleri birçok sorunun çözülmesi için başvurduğu aile terapisinde ilk amaç, aile üyeleri arasında etkili ve akla uygun bir iletişim sistemini harekete geçirmek. Aile terapisi yapan psikolog Meliha Karayay'ın verdiği bilgiye göre, aile bütünlüğünü tehdit eden stresler ve buna bağlı kriz dönemleri şunlar: Tanışma ve flörtten evliliğe geçiş sırasında ortaya çıkan kopmalar, ayrılmalar, çocukların doğumu, çocukların evden ayrılışı, emeklilik, hastalık veya eşlerden birinin ölümü. Bu sebeplerden biri, ailenin dengesini bozuyor. Eğer aile stresle savaşamazsa, aile krizi ortaya çıkmış oluyor. Aslında krizleri aileler aşabiliyor. Ancak krizin yatışmış olması aldatıcı olabiliyor, kişiler arasındaki ilişkide sinsi ve kronik bir bozukluk yerleşmiş olabiliyor
Kendimizle ilişkilerimiz Bu sene yılbaşı faslı ne kadar tuhaf geçti. Sanki eskiden daha renkli, daha heyecanlı olurdu. Belki de çocukluktan kaynaklanırdı o ölçüsüz beklentiler. Sanki yeni yılın gelmesi, bacadan Noel Babanın bırakacağı hediyeler ve yıldızlanmış geceler bir bütündü. 1001 Gece Masalları gibi bir etkisi olurdu insanların üzerinde. Günler öncesinden başlayan hazırlık ve koşuşturmalar vakit alırdı. Son bir kaç yıldır ise her şey değişmeye başladı. Ya da belki yeni yıllar aynı kaldı ama bizler değişmeye başladık, kim bilir? Bunda iki faktör etkili oldu. Birincisi yılbaşı kutlamalarının Ramazan ayı ile kesişmesi ikincisi ise insanların maddi sıkıntılarının önlenemez şekilde artması. Sokakta yanınızdan geçip gidenlerin yüzlerini inceleyin bir. Ne kadar mutsuz ve umutsuz bakışlar sardı etrafımızı... Herkes banka borçlarından, kredi kartı harcamalarından müşteki. Herkesin evinde ve evliliğinde sorunlar var. Son zamanlarda aldığım boşanma haberlerini sayamaz oldum. Artık kimsenin kimseye fazla tahammülü kalmadı. İlk tartışmada soluğu mahkemede alıyor çiftler. Acaba problem taraflardan ve onların eksikliklerinden mi kaynaklanıyor yoksa evliliğin kendisinde mi eksiklik var? Her konuda olduğu gibi bu konuda da ekonomik koşullar önemli. Bir de zaman meselesi var. Evlilikler zaman aşımına uğruyor. İlk günlerde çırpınan kalbiniz sanki donuyor bir müddet sonra. Şefkatten çok sinir biriktiriyorsunuz eşinize. Bu, kimin kim olduğuyla falan ilgili değil. Sorun, içinde yaşadığımız yüzyıl ve onun getirdiklerinden kaynaklanıyor. Hızlı yaşamak, hep bir yerlere ve birilerine yetişmek, şık olmak, tam olmak gibi mecburiyetler; kısacası şehirli olma yaptırımları insanları bunaltıyor. Peki hiç birbirini seven ve uzun yıllar boyunca sıkılmadan evliliğini yürüten yok mu? Var ama sayısına baktığınız zaman acı gerçeği görüyorsunuz. Onların oranı çok düşük. Uzun bir tatilden çıktık. Zaten o kadar çok tatil yapıyoruz ki hiç yorulamaz olduk. Bunun verdiği mahmurluk ve sinsi baş ağrısı beynimizi kemirirken bir yandan da mutlu olmaya çalışıyoruz. Geçenlerde bir dostum mutlu olmaya çalışmanın anlamsız olduğunu söyledi. Önemli olmak mutsuz olmamaya çalışmakmış. Doğru. Hayatımızda toplamda kaliteye ulaşırsak ve kendimizle barışma başarısını gösterirsek işimiz kolay aslında. Bu kendisiyle barışık olma meselesi de derin bir mevzuu. Her türlü geyik muhabbetinde karşınıza çıkar mutlaka. Söylenecek sözler bittiğinde birisi bunu gündeme getiriverir. "Sen kendinle barışık mısın bir kere?" Buyurun bakalım. Hep altını çizdiğim gibi, sürekli kendimizle birlikteyiz. Eşimizden boşanabilir, annemize kızabilir, soluğu dışarıda alabiliriz ama kendimizden kaçamayız. Her aynaya baktığımızda aynı ruhla selamlaşırız. Gece olup da başımızı yastığa koyduğumuzda her çeşit savunmadan uzak, salt gerçeklerle burun buruna kalırız. O karanlığın içinde ve katıksız yalnızlığımızda bütün hatalarımızı biliriz. Söylediğimiz yalanlar, yaptığımız haksızlıklar, zayıflıklarımız karışımızda dikilir. İşte bunlardan kaçamayız. Orada öylece durur, bakarlar gözlerimizin içine. O zaman itiraflar sahneye çıkar. Sadece kendimize itiraf edebildiklerimiz... Bazen kendimize bile itiraf edemediklerimiz... Kim demiş yaşamak kolay diye! Ama kimse yaşamanın anlamsız olduğunu iddia edemez. Sonsuz bir macera ve deneyim yoludur yaşamak. Ve güzeldir. Bu sene yılbaşı faslı tuhaf geçti. Televizyonların çoğu canlı yayınlara bile tenezzül etmediler. Sanki renkler daha soluktu, sanki Noel Baba daha meşguldü. Taksim'de patlayan yılın ilk bombası tatsız bir haberciydi. Ama yine de yaşamak güzel. Yine de yeni yıl ve bütün yıllar güzel. Belki artık 1001 Gece Masallarını kimse okumuyor ama nefes alan her şeyde umut vardır. Ben yarınlara olan güvenimin sarsılmasına izin vermeyeceğim. Neden siz de bana katılmıyorsunuz?
SÖZÜN ÖZÜ Kadınlar sevdikleri adamlarla değil, kendilerini seven adamlarla evlenmelidirler.
LEVHA Her aşık şairdir.
Hem kel hem çaçaron
İNGİLTERE'de yapılan bir araştırmada cinsel gücü arttıran ve kelliğe yol açan erkeklik hormonu ‘‘testosteron’’un erkeklerde konuşma yeteneğini artırdığı da ortaya çıktı. İngiliz Psikoloji Derneği'nin yıllık konferansında açıklanan araştırma, Manchester Üniversitesi'nden Darly O'Connor'a ait.
Yüksek testosteron hormonunun erkeklerde kelliğe neden olduğu ve cinsel gücü artırdığı çoktandır biliniyordu. İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırmada testosteron hormonundaki artışın erkeklerde konuşma yeteneğini de artırdığı görüldü. Araştırmaya yaşları 18 ile 40 arasında değişen 30 erkek katıldı. İngiliz bilimadamlarına göre testosteron takviyesi, katılımcıların konuşma kabiliyetini yüzde 20 oranında artırdı. Ancak bu kişilerde yön bulma yeteneğinin gerilediği görüldü. Dr O'Connor, ‘‘Önceki araştırmalar erkeklerin üçboyutlu algılama yeteneğinin daha gelişmiş olduğunu, kadınların ise sözel ifadede iyi olduğunu gösteriyordu. Bu erkekler ile kadınlar arasında en belirgin cinsiyet farkıydı. Testosteron seviyesinin yükselmesiyle erkeklerin ifade yeteneğinin artması beklenmedik bir sonuç. Bu araştırma aynı zamanda cinsiyet hormonlarının, cinsellik dışındaki fonksiyonları konusunda da bir fikir veriyor’’ dedi.
Karı koca rol değiştirdi
İngiltere'de tuhaf mı tuhaf bir çift, medyanın ilgi odağı oldu. Bir zamanlar kadın olan Cheryl, Liam adıyla erkek olarak yaşamaya başladı. Bir zamanlar erkek olan Adrian da, Sarah adıyla kadın olarak yaşamaya başladı. Transeksüel Liam ve Sarah Wilson çifti çok yakında ameliyatla yeni cinsiyetlerine kavuşacak. En fazla aile ve dost çevresinin tepkisinden yakınan çift, seksin, orgazmın önemli olmadığını, mutlu birlikteliğin sırrının sevgi olduğunu söyledi.
İNGİLTERE'nin ilk evli transseksüel çifti olan Liam ve Sarah Wilson özel yaşamlarının tüm sırlarını New Look/B Dergisi ile paylaştı. Önümüzdeki günlerde bıçak altına yatıp, gerçek cinsiyetlerine kavuşma heyecanındaki Wilson çifti, ‘‘Bir öpücük ve sarılma yeterli. Seks bizim için mesele değil. Güçlü dostluk, şartsız şefkatle birbirini gözetme bir birliktelikte seksden daha önemlidir’’ dedi.
Derginin verdiği bilgiye göre, Liam ve Sarah Wilson diğer evli çiftlerden farklı değil. Tek farkları var: Liam kadın olarak, Sarah ise erkek olarak doğdu. 7 Aralık 1996'da Colchester'deki nikah törenlerinde 24 yaşındaki Liam ceket giydi, kravat taktı. 10 yaş büyük sevgilisi Sarah ise kırmızı etek-ceketi yeğledi. Yasalar cinsiyet değişikliğini tanımadığından evlilik cüzdanlarına doğum adları olan Cheryl Scott(Liam) ve Adrian Mark Elms(Sarah) yazıldı.
PARTİDE TANIŞTILAR
Tuhaf çift, cinsiyet sorunları olanların buluştukları bir partide bundan 6 yıl önce tanıştılar. Liam partide ilk olarak Sarah'a değil de, onun yanındaki bir arkadaşına abayı yakar. Sarah ise Liam'dan hoşlanmıştır. Ama onun ilgisinin yanındaki arkadaşına yönelik olduğunu fark eder. Yine de Liam'la tanışabilmek için bir numara yapar ve Liam'ı eve davet eder.
Liam bu daveti alınca çok sevinir ve koşa koşa gider. Ama bu arada başkaa bir şey fark eder. Esas beğendiği kişi Sarah'dır. Sarah'ı fark ettikten sonra, onun hayatının kadını olduğunu anlar
İlişkileri bu noktadan sonra hızla gelişmeye başlar. Dört gün sonra ilk buluşma ve ilk öpücük gelir. Eylül 1996'da birlikte yaşamaya başlayan çift, flört dönemlerinin müthiş romantik geçtiğini itiraf ediyor.
BÜYÜK BİR PROBLEM
Ama çiftin büyük bir problemi vardır. Kadın olan erkek, erkek olan da kadın olmayı düşlüyordur. Cinsiyetinde bir tuhaflık olduğunu ve 8 yaşında dişiliğini kabullendiğini belirten Sarah'ın bugünlerde yapılması planlanan operasyonla penisi kesilecek ve vajina yapılacak.
Liam'ın kadınlıktan erkekliğe dönüşümü ise iki aşamalı. Önce göğüsleri alınacak, birkaç yıl sonra da kolundan deri alınarak, işlevsiz bir penis yapılacak.
Ev işlerinden ve her türlü düzenlemeden ‘‘dişi kuş’’ Sarah sorumlu. Mutfağı çok dağıttığından yumurta kırmasına bile izin verilmeyen Liam ise futbola, hızlı arabalara meraklı tipik bir erkek değil. O boş vakitlerinde Abba, Celineion, Spice Girls dinlemeyi seviyor. Mükemmel birlikteliklerindeki tek baş ağrıları yakın çevrelerindekilerin tepkileri. Ailelerine, aşklarını ve evliliklerini kabul ettirmekte bir haylı sıkıntı çekmişler. aile neicede bu durumu kabullenmiş gibi gözütüyor. Ama kamuoyunun bu tuhaf ilişkiyi kabellenmesi imkansıza yakın gözüküyor. Evlilikte Cinsel ilişki sorunları hakkinda aciklamalar Evlilikte Cinsel ilişki sorunları konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:Cinsel ilişki sorunları,cinsel ilişkiye girememe, Sevişemeyen evliler
|
|