|
Mastürbasyon Nedir
Kadinlaricin.net sitesinde Mastürbasyon Nedir baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Mastürbasyon Nedir ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Psikiyatrist Dr. Haydar Dümen Dümen, Türkiye'de erkeklerde en sık erken boşalma, kadınlarda ise vaginismus (Vajinanın istem dışı kasılarak birleşmeye izin vermemesi) sorununa rastlandığını anlattı. Her 5 erkekten birinde erken boşalma olduğunu belirten Dümen, ‘‘Mastürbasyon yaparken 1-2 dakikalık oldu bittiye getirirseniz, biyolojik sisteminizi erken boşalmaya programlarsınız. Bu süreyi uzatarak biyolojik sisteminizi geç boşalmaya ayarlayabilirsiniz‘‘ dedi.
İlk cinsel deyenimlerinin genelevlerde yaşanmasının ‘facia' olduğunu söyleyen Dümen, o ortamda insan ruhunun da katledildiğini söyledi. Birbirini çok seven ve yıllarca evli kalan çiftlerin bile vajinismus yüzünden cinsel birleşmede bulunamadıklarını belirten Dümen, ‘‘Kızlık zarıyla ilgili toplumdaki yaygın kanı bunda en büyük etken. Bütün aile şerefi kızın zarı üzerine yönleniyor. Kanadı, yırtıldı, patladı gibi kavramlar çok itici. Bunlarla büyüyen kız çocukları iradesi dışında vajinismus oluyor. Bu yıllarca sürüp gidiyor’’ dedi. Viagrayı 'yüzakı' olarak nitelendiren ve herkesin seks hayatını kendisine göre dengelemesi gerektiğini anlatan Dümen, 'doğanın kendini koruma aracı' olarak tanımladığı kızlık zarının da 'ahlák ölçütü' haline getirildiğini ve bu konunun erkekler arasında paranoyaya dönüştüğünü kaydetti.
Öğrencilerin sorularına iginç yanıtlar veren Dümen, zaman zaman gençlerin gülmelerine neden oldu. Cinselik yaşanırken estetik değerlerin ve ruhsal değerlerin de gözetilmesi gerektiğini söyleyen Dümen, ‘‘Soğuk kadın yok ateşini yakamayan erkek var’’ dedi
Çocukların müstehcen resim merakı
Özellikle anne babalar, küçük oğullarının odasında buldukları müstehcen dergi ve resimlerden yakınırlar. Gözlerine inanmadıklarını söylerler. Onlara göre oğulları hala küçücük bir çocuktur. Nasıl olur da böyle şeylerle ilgilenebilir? Oysa uzmanlar, çocuklarda cinsel uyanışın 3 yaş dolaylarında başladığını açıklıyorlar. Çocuk anne ve babasının hiç düşünmediği kadar erken yaşta cinsel konulara karşı merak duyar. Merakını gidermesine işte bu dergi ve resimler ilk yardımcılarıdır. Çünkü anne ve babasına bir şey sormaya çekinir. Arkadaşlarından duyup öğrendiği kitap ve dergileri alıp merakını gidermeye çalışır. Bunların cinsel ve duygusal olgunluğa ermesinde hiçbir etkisi yoktur. Ancak yasaklamak da ters etki yaratabilir.
Kötü bir alışkanlık edindim
Ben 16 yaşında kızım. Okuldaki bir kız arkadaşımdan geçn yıl mastürbasyon yapmayı öğrendim. Bir süredir yaptığım halde hala korkuyorum. Mastürbasyonun bir zararı var mı? İlerde bebeğimin olmasını engeller mi? Bekaretime zarar verir mi?
Mastürbasyonu eskiden yasaklayan ve gençleri bu konuda korkuya sürükleyen zihniyet çoktan değişti. Bugün artık seksologlar ve çocuk psikologları gençlerin bulug çağının ardından içgüdüsel olarak mastürbasyona yönelmelerini hem doğal karşılıyor hem de onaylıyorlar. Mastürbasyon aşırıya kaçmadan uygulandığında zarar vermez. Bunu vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirmedikten sonra gelecekteki cinsel yaşamını neden etkilesin? Doğum yapmana da engel değil tabii. Herhangi bir alet kullanmadıktan sonra bekaretine zarar vermesi de sözkonusu değil. Kendini suçlamaktan ve bunu bir sorun yapmaktan vazgeç.
Dolunayda siber-seks
Can Kozanoğlu’nun kitabı; ‘‘İnternet Dolunay Cemaat’’...
Evet sonunda okudum ama kitabın sonunda da ‘‘Eee?’’ dedim. Kocaman bir ‘‘Eee?’’, ‘‘N’apalım yani?’’..
Kitabın üçte birini İnternet’e ayırmış Kozanoğlu. Ama bu üçte birlik bölümde yeni hiçbir şey söylemiyor. Çıkartabildiğim tek fikir, İnternet’in de içinde bulunduğumuz dünyayı yansıttığıydı; ‘‘İnternet’e varolan dünyayı, mevcut hayatı, mevcut insanlık halini, çağ’ı, şimdiki zamanı yüklemiş durumdayız. Eğer İnternet dönüşüm kanallarından biri olacaksa, böyle bir yükleme işlemi tamamlanmadan dönüştürme sürecine geçiş beklenemez tabii ki’’, diyordu Kozanoğlu...
Ancak, tırnak içindeki fikrin ilk cümlesini alacak olursak, bu fikir de yeni değil. Yıllar önce defalarca söylendi ve artık pek tekrarlanmıyor. Çünkü bu fikrin ardından ister istemez Kozanoğlu’nun ikinci cümlesi geliyor. Ki, onun da yanlış olduğu su götürmez bir gerçek artık. Bu yükleme tamamlanmadan İnternet’in birşeyleri dönüştürmeye başladığı kesin olarak biliniyor. Bir kitabın üçte biri kadar yere sahip olmadığımız için, daha önceden de vermiş olduğumuz bir örnekle açıklayalım. İnternet’in dönüştürme gücü sayesinde sınırlar ve gümrük duvarları şimdiden anlamsız kalmaya başladılar. Bugün İnternet üzerinden bir yazılım satın alabiliyor ve bu yazılımı birkaç dakika içersinde kendi bilgisayarınıza yükleyebiliyorsunuz. Peki ithal etmiş olduğunuz ürün olan yazılım ülke sınırlarını nerede geçiyor, gümrük vergisi nerede alınacak? Ya da Türkiye’de yasak olan bir yayını, bu yayının yasal olduğu bir başka ülkeden yapıyorsunuz. Belli bir daire içini hedefleyen uyduyla televizyon yayınından çok farklı bu. Yayın belli bir alana değil dünyayı saran İnternet ağı üzerine yapılıyor. Hatta yayın diyoruz ama bu bir yayın da değil, dileyenin görmesine açık, herhangi bir bilgisayarın sabit diskinde sabit olarak duran bir bilgiden başka bir şey değil. Türkiye’yi bilemem ama özgür ülkelerde bu suç oluşturur mu, oluşturmaz mı? ABD Anayasa Mahkemesi (şimdilik bazılarının) oluşturmayacağına karar verdi bile. Bu dönüşüm değil de nedir?
Kozanoğlu’nun tırnak içine aldığım cümlelerine müdahale edip, küçük ‘‘i’’ harfiyle yazılmış ‘‘İnternet’’ kelimelerini düzelttim. Kozanoğlu’nun İnternet’i küçük harfle yazması bile, ‘‘İnternet’’i ne kadar kavramış olduğunun bir göstergesi.
Küçük ‘‘i’’, büyük ‘‘İ’’ tartışmasına haftaya yine döneceğim. Şimdi kitaptaki bir başka yanılgıya dönmek istiyorum. ‘‘Mastürbasyon ya da yapay araçlar kullanımının sanal cinsellik olup olmadığı tartışmasını -başta bazı köşe yazarları ve bazı dergi editörleri- uzmanlarına bırakarak şunu söyleyebiliriz ki, cinsellik temelindeki yüz yüze ya da ten tene insan ilişkileri hep varolacak’’, diyor sosyolog. Yüz yüze, ten tene kelimeleri yerine insan insana kelimelerini kullansa anlayacağım. Hep varolacak demek yerine daha uzun süre var olacak dese onu da anlarım. Ama er ya da geç, sanal-gerçeklik teknolojileri (diğer teknolojilere göre oldukça yavaş ilerlemesine rağmen) beyinde gerçeklik duygusunu kusursuz olarak yaratma aşamasına gelecek ve insanların seks için yüz yüze, ten tene gelmelerine gerek kalmayacak. En azından seksi beyinlerinde yaşayan ‘‘insanlar’’ için...
Evleneceğim genç masturbasyon yaptığımı anlar mı
Pek yakında düğünüm olacak, bu yüzden bana yazarsanız, sizden gelen cevaba göre ya mutluluğa ulaşacağım, ya da hayatıma son vereceğim.Ben yaklaşık 4- 5 yıldır masturbasyon yapıyorum. Kendimi hep boşlukta hissetmemden kaynaklanmıştı, doğru düzgün bir aşk hayatım olmadı. Hep porno cd’ ler ve masturbasyon oldu hayatımda. Ben üniversite mezunuyum. Aradığım sevgiyi hiçbir zaman bulamadım. Bunları ailemle aramdaki kuşak çatışmasına bağlıyorum. Benim korkum eşim ilk gece benim cinsel organımı görürse anlar mı, bilemiyorum? Doktora gidemiyorum, kimseye bunu anlatamam.
Senin gibi üniversite mezunu bir genç kıza bu düşünceleri hiç yakıştıramadım. Ölümü düşünmek ne demek? Doktora gitmem, ne demek? Masturbasyon nedeniyle cinsel organında herhangi bir değişiklik olmasa gerek, belki senin yapından kaynaklanan bir değişikliktir bu! Ama endişen daha önemliyse, bana söyleyemediğin bir şeyler varsa, mutlaka bir doktora gitmelisin. İlk gecende eşin hemen senden çok özel davranışlar beklemeyebilir. Çekindiğini, utandığını hissedeceği için üzerine varmaz. Üstelik anlattığı şekil değişikliğini de fark edebileceğini sanmıyorum. Zaten belki de boş yere endişe ediyorsun. Ama bunu mutlaka bir doktorla konuş, hem de yüz yüze. Evlenecek bir genç kız, yaşamı boyunca bir kadın doktoruna ihtiyaç duyacağının bilincinde olmalı.
Mastürbasyon yapan bebeğim var
3,5 yaşında minik bir kızım var. Hemen hemen bir yıldır mastürbasyon yaptığının farkına vardım. Bir çocuk psikiyatristine başvurdum. Bunun normal olduğunu, çocuğun ilgisini başka yönlere çekerek, bunu unutturmaya çalışmamız gerektiğini söyledi.
Ben çalışan bir anneyim, iki yaşındayken kreşe vermiştik. Annem orada öğrendiğini söylüyor. Eşimi kızım yedi aylıkken kaybetmiştik. Bu durum beni çok üzüyor. Sağlıkla ilgili her türlü tahlilini de yaptırdık, bir şeyi olmadığını söylediler. Acaba ne yapmalıyım?
Bir çocuk doktoruyla yaptığım bir röportajda bana çocukların, cinselliğe uyanış yaşının üç dolayları olduğunu söylemişti. Bu yaşlarda bebek kendi cinselliğini, karşı cinsin cinselliğini tanımak istiyor.
Bazı dokunuşları, bazı sürtünme ihtiyacını sizin gittiğiniz doktorun da dediği gibi anormal görüp çok fazla üstüne gitmenin de çok yanlış olduğunu anlatmıştı. Ben de size bu bilgileri tekrarlıyayım. Çocuk ilk cinsel dürtüleri hissettiği anda, eğer çevresinden anormal bir takım tepkiler görürse bunun üzerine üzerine gitmek ister. Biraz da dikkat çekmek ihtiyacıdır bu.
Ona o anda ‘Aaa ne yapıyorsun, sen öyle, ne ayıp’ tarzında yaklaşmayın. Belki siz çalıştığınız için anneniz böyle yapıyordur. Onu uyarın. Kreşin bir etkisi olduğunu sanmıyorum. Bu tamamen içgüdüsel bir şey.
Ona değişik oyuncaklar, oyalanması için çizgi film gibi şeyler sunun. Arkadaşlık etmesi için eve küçük bir hayvan da alabilirsiniz hatta. Çocuklar hayvan sevgisiyle büyümeli bence.
Cinsel fanteziler evliliği kurtarıyor
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ercan Abay, evliliklerde ve uzun süreli beraberliklerde cinsel yaşamdaki tekdüzeliğin en büyük tehlike olduğuna dikkat çekti.
Prof.Dr. Abay, şunları söyledi:
‘‘Erkekler için doyum, çoğu zaman boşalmayla sağlanır. Oysa kadınlar için orgazm ikinci planda kalır, aradıkları şey daha çok sıcaklık, insani iletişim ve yeni duyumların tadılmasıdır. Cinsel araştırmalarda kadınların cinsel yaşamlarında mutlu olup olmadıklarıyla ilgili sorulara verilen cevapların büyük bir bölümü, bu noktada olumsuz bir durumun varlığını ortaya koymaktadır. Çok sayıda kadın eşlerinin sevişme tarzının hiç değişmediğini, bir kalıp gibi hep aynı harekeleri yaptıklarını belirtmektedir.’’
Aynı durumun erkek için de geçerli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ercan Abay, eşlerin cinsel yaşamına renk katmak için değişik fantezilere başvurması gerektiğini söyledi. Prof. Abay, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘‘Bir kere her gece aynı saatte ilişkide bulunma alışkanlığından vazgeçilmelidir. Gece, vücut yorgun olduğu için cinsel dürtü zaten güçsüzdür. Böyle bir durumda uyumak, zevksiz bir sevişmeden daha yararlıdır. Sevişilen yer hep yatak odası olmak zorunda değildir. Olanak buldukça değişik yer ve ortamlarda sevişmek heyecanı artırabilir.’’
Ortadoğulu kızlar cinselliği yaşıyor
Lübnanlı psikanalist Prof. Dr. Marie Therese Khair Badawi, ülkesinde yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına dayanarak, genç kızların büyük bölümünün cinselliği yaşadığını, yarısının ise evlenmeden önce bekáretini kaybettiğini söyledi. İstanbul'da düzenlenen ‘‘Ortadoğu ve Akdeniz'de Kadın, Cinsellik ve Sosyal Değişim’’ konulu sempozyuma katılmak üzere Türkiye'ye gelen Prof. Dr. Badawi, 15 yıl önce yaptığı araştırmada ulaştığı sonuçların bugün de geçerliliğini koruduğunu belirtti.
TARTIŞILAN KİTAP
Prof. Dr. Badawi, bu verilerin Türkiye de dahil, bölge ülkelerinin birçoğu için benzerlikler taşıdığını savunuyor. Araştırmaya göre, kızların bákireliği bir tabu haline getirmelerindeki en büyük etken anneler. Ayrıca, evlenen kadınlar genel olarak mutlu değiller. Oysa, bekárken mastürbasyon yapan kadınlar, evlendikleri zaman daha mutlu oluyorlar.
Prof. Dr. Badawi, araştırmanın amacını belirtirken şunları vurguluyor: ‘‘Eğer temel cinsel enerji bastırılıyorsa, bu enerji yasakları çiğneyerek kendini ortaya çıkarır. Hiçbir şey bu isteği tamamıyla bitirmez. Öte yandan cinsel istek, yasakçı bir eğitimin tabularına rağmen ortaya çıkacak bir yol bulursa, bu kez kadının cinselliğinde eğitiminin bıraktığı izler etkili olur.’’
Beyrut St. Joseph Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Badawi'nin 15 yıl önce 100 Lübnanlı Hıristiyan kadın üzerinde yaptığı araştırma, o yıllarda da büyük tartışmalara sebep olmuştu.
MÜSLÜMAN KIZLAR SESSİZ
Prof. Dr. Badawi, daha sonra kitap haline gelen tezininin, araştırmaya katılan ve aynı ülkede yaşadıkları için Müslüman kadınlarla benzer türde bir cinsel kısıtlamaya tabi olduğunu belirttiği, sosyo-ekonomik olarak orta sınıfta yeralan 46 evli ve 54 bekar Hıristiyan kadın üzerinde yapmış. O dönemde Hıristiyan kadınları seçmesinin nedenini, Müslüman kadınların bu konuyu konuşmak istememesi olduğunu belirten Prof. Dr. Badawi yeni gözlemlerini ise hem Müslüman, hem Hıristiyan kadınlar üzerinde yaptığını belirtiyor. 15 yıl öncesi ile aynı sonuçlara vardığını bildiren Prof. Dr. Badawi, bekáretin bugün de ülkede yaşayan her dinden genç kız için çok önemli bir değer olduğunun anlaşıldığını, bu yüzden kızların, bunu gizlemek için başka yöntemlere başvurduklarını belirtiyor.
Erkeklerin ne istediği ilgi çekti
ulusal Psikiyatri Kongresi'nde düzenlenen ‘Erkekler Ne İster?’ paneli kongrenin en fazla ilgi gören oturumu oldu. Kongrede aynı anda 3 oturum olmasına rağmen konukların yerlere oturarak izlediği panelde Doç Dr. Kültegin Ögel, ‘‘Her iki cins birbirlerinin kimliğini belirliyor. Daha sonra da bunalıyor!’’ dedi.
Doç Dr. Kültegin Ögel, The Marmara Oteli'ndeki panelde, erkek kimliğiyle ilgili, yerleşik bazı fikirler bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
‘‘Bu konularda yapılan çeşitli araştırmalar, sanıldığının aksine erkeklerle kadınların davranışlarının pek de farklı olmadığını ortaya koydu. Kadın ve erkeğin aşk davranışı aynı. Ama kadınlar biraz daha vurgu ekliyorlar. Kadınlar da erkekler gibi seks içeren filmlerden hoşlanıyorlar. Romantizmle ilgili araştırmalarda erkekler, kadınlardan daha yüksek puan almışlar. Kadın ve erkeğin sadakatte eşit olduğu bulundu’.’ Yakın zamana kadar kadınların erkeklerden daha sık depresyona girdiğinin öne sürüldüğünü belirten Doç. Dr. Ögel, ‘‘Son zamanlarda her iki cinste de depresyona girme oranı eşit bulunmuş. Erkekler de ayrılıklardaacı çekiyor. Ancak erkekler için işi daha önemliyken, kadın medeni durumundaki bozulmaya üzülüyor’’ dedi.
Bekaret zarı hálá çok önemli
Prof. Dr. Marie Therese Khair Badawi'nin 15 yıl önce yaptığı araştırma sonuçları ‘Ket Vurulan Hazlar’ isimli kitapta toplanıyor. Prof. Dr. Badawi, kitabında 4 başlık altında topladığı araştırmasını bu günkü çalışmaları ile karşılaştırmalı olarak şöyle anlatıyor:
SEVİŞİYOR AMA BAKİRE KALIYORLAR
O zaman araştırmaya katılan bekár kızların yarısı bakire değildi. Diğerlerinin de büyük bölümü anal seks, oral seks yapmış ya da sevişme yaşamıştı ancak bakire kalmıştı. Bugün de aynı verilere ulaştım. Bekáret zarına yüklenen değer bir tür fetişizm haline gelmiş durumda. Klinik olarak çalıştığım hem Hıristiyan, hem Müslüman tüm kadınlarda anladım ki bekáret hálá önemseniyor. Genç kızların yarıya yakını cinsellik anlamında her şeyi yaşıyor, ancak bekáretini bozmuyor. Bekáreti bozulanların çoğu, daha sonra operasyonla bir zar diktiriyor ya da zaten evleneceği adamla birlikte olmuş oluyor. Benim bekáret konusundaki görüşüm, annelerin kızlarına etkili olduğu yönünde.
MASTÜRBASYON YAPANLAR EVLİLİKTE MUTLU
Çalıştığım gruplar genel olarak daha önce de saptadığım gibi hálá mastürbasyonun kötü olduğuna inanıyorlar. Bu, çok küçük bir kesim hariç tüm sosyal sınıflardan kızlar için geçerli. Mastürbasyon yapmış olanlar daha sonra evlendiklerinde daha mutlu oluyor. Çünkü erojen bölgelerini keşfetmiş oluyorlar.
KADINLIK: YA ANNE YA METRES OLMAK
Evlilik genel olarak kadınları cinsel yönden tatminsiz yapıyor. Doğu toplumlarında annelik fonksiyonu ‘kadınsılık’ın önüne geçmiş durumda. Bu toplumun erkeklerinin gözünde ya iyi eş, ya da iyi seks partneri var. İkisi arasında bir bağlantı kuramıyorlar bu yüzden karılarına ‘anne’ olarak bakarken, seks partneri olarak kendilerine metres bulmaya yönelebiliyorlar.
BÖBREK ANLATIR GİBİ CİNSELLİK
Geleneksel eğitimde cinsellik yer almıyordu. Artık cinsellik anlatılıyor ancak şimdi sadece ‘bilgi’ veriliyor. Vücudun başka bir parçası, mesela böbrek anlatılır gibi cinsellik anlatılıyor. Cinselliğin, duygusal yönü, mastürbasyon, öpüşme gibi konular hiç konuşulmuyor. Şimdi bu konuda geliştiğimizi düşünüyoruz ama sanırım birçok ülke için de durum böyle. Aslında cinsel eğitim değil, bilgilendirme yapılıyor.
Kadınlar da seks filminden hoşlanıyor
Panelde varılan sonuçlar kadın ve erkeğin birçok açıdan hiç de farklı olmadığını ortaya koydu:
Kadınlar da erkekler gibi seks içeren filmlerden hoşlanıyor
Erkekler sevişmekten kadınlar kadar hoşlanıyor
Kadın ve erkek sadakatte eşit
Depresyona girme oranı kadın ve erkekte aynı
Erkekler de ayrılıklarda, boşanmalarda acı çekiyor
Kendime zarar verebilir miyim?
Üniversite son sınıfta okuyan, iyi aile terbiyesi görmüş, çalışan bir genç kızım. Küçük yaştan beri mastürbasyon yapıyorum. Zaman zaman havlu gibi şeyler kullanıyorum. İçimde hep bir endişe ve kuşku var. Acaba kendime zarar vermiş miyimdir? Yani şimdiye kadar yaptığım bu olay nedeniyle kızlık zarıma bir şey olmuş mudur? Bu durum tıpkı uyuşturucu gibi insanda alışkanlık yapıyor. Bir türlü vazgeçemiyorsun. Bu yüzden evlenmeyi de düşünmüyorum. Geçenlerde kilotumda koyu kırmızı bir leke vardı. Çılgına döndüm. Kime sorsam, nasıl sorsam bilemedim. Bu öyle herkesle konuşulacak bir sorun değil ki. Lütfen bana yardımcı olun. Üstelik bu sorun, genel bir sorun. Benim gibi pek çok genç kızın sorunu olduğundan eminim. Geniş bir açıklama yaparsanız benim gibilere de çok büyük bir iyilik yapmış olursunuz.
Genellikle bizde genç kızlar ne aileleri ne de eğitim kurumları tarafından bu konularda aydınlatılıyor. Bu yüzden hep endişe içindeler. Mastürbasyonun kötü bir şey olup olmadığı, yasak olup olmadığı ve kızlık zarına zarar verip vermediği endişesi içinde kıvranıp duruyorlar, senin gibi. Ben bu konularda sizleri eğitebilecek düzeyde değilim. Bilgilerim yeterli olmayabilir ama senin açıkladığın tarzda kendi kendini tatmin ediyorsan bunun kızlık zarına zararı olmasa gerek. Ama tabii yazdıkların dışında bir şey yapmadınsa. Kilodundaki kahverengi leke de adet öncesi ya da sonrası kalıntısıdır. Mastürbasyonu seksologlar gençlere asla yasaklamıyor. Ancak bunun aşırıya kaçmadan, gerçek bir cinsel yaşamdan kaçınacak düzeye gelmeden uygulanması şartıyla. Seks bilimciler, gençlik yıllarında düzenli bir cinsel ilişkiye başlamadan önce mastürbasyona başvurulmasını doğal, hatta yararlı kabul ediyor. Bunun için kendini suçlama, ancak daha dikkatli davran ve daha seyrek olmasına çalış. Evlenmeyi düşünmemen de hiç hoş değil. Hatalı düşünüyorsun. Endişeden kurtulmak istiyorsan bir jinekoloğa görün.
Haftada iki seksin yararı
Haftada en az iki kez orgazm olan erkeklerin kalp hastalıklarından ölme olasılığı yarı yarıya daha az.
Eğitim seksi azaltıyor
İnsanlar ne kadar çok eğitimli olursa, o kadar az seks yapıyorlar. Üniversite mezunları yılda 52 kez seks yaparken, lise mezunlarında bu sayı 61’i buluyor. . Mastürbasyon Nedir hakkinda aciklamalar Mastürbasyon Nedir konusunda bilgiler
|
|