|
Kısırlık
|
 |
|
|
| |
Kanser tedavisi yüzünden kısırlaşma riski taşıyan erkeklere umut doğdu. Alınan testis hücreleri tedavi bitiminde vücuda yeniden nakledildi. Sonuç umut verici Ingiltere`kanser tedavisi yüzünden Kısırlık olasılığı bulunan erkeklerin yeniden baba olmalarına olanak sağlayan teknik geliştirildi. Kemoterapi öncesinde hastanın testislerinden alınan hücreler sıvı haldeki nitrojende dondurularak saklandı ve Manchester'daki Christie Hastanesi doktorları, sperm üretici hücre oranını laboratuvar koşullarında çoğalttıkları hücreleri, iki yıl sonra kanser tedavisinin sonunda hastaya yeniden nakletti. Adının açıklanmasını istemeyen hastanın, aynı durumdaki 14 hastadan biri olduğu, bunlardan yedisine hücreleri yeniden nakledilirken, sadece söz konusu kişinin yeniden sperm üretmeye başladığı belirtildi.
ÖNEMLİ BİR SONUÇ Kanser tedavisinden sonra hiçbir müdahaleye gerek olmaksızın kendiliğinden sperm üretmeye başlayan erkeklerin oranı yüzde 5 olarak biliniyor. Belli testler yapılmadan, hastanın müdahale sonucu mu yoksa kendiliğinden mi yeniden sperm üretmeye başladığını anlamanın kolay olmadığını belirten doktorlar, sonuçları 'umut verici' olarak değerlendirirken, 'Ancak bu, araştırmaların sonu değil... Zira bu hastada bizim müdahalemiz sonucu mu, yoksa doğanın kendisine tanıdığı şans sonucu mu doğurganlık başladığını bilmiyoruz. Yaptığımız iş, daha önce hayvanlarda başarıya ulaşmış yöntemin pekala insanlarda da uygulanabileceğini göstermesi açısından bile önemli' dediler.
SORUN AŞILABİLECEK Doktorlar aynı sonucun birkaç hastada daha alınmasının başarılması halinde, sonuca kendi müdahalelerin yol açtığına inanmalarının daha kolay olabileceğini söylediler. Bu yöntemin başarısının kanıtlanması halinde, bazı doğuştan kısır kişilere babalarından testis hücresi nakledilmesi yoluyla sorunun aşılmasında da kullanılabileceği belirtiliyor. Ancak doktorlar, vücudun bu yabancı hücreleri reddetmesi olasılığının yüksek olacağına işaret ediyor.
Kısırlık oranımız artıyor!
Sağlık Bakanlığı kısırlık verilerine göre ortalama 1 milyon kişi kısır. 150 bin çift ise bebek sahibi olmak için tedavi görüyor. Kısırlığın en büyük nedeni ise, çevresel faktörler, sanayileşme, sigara ve aşırı kilolu veya zayıf olmak.
Bebek sahibi olmak isteyen ve bunun için her yolu deneyen çiftlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de 1 milyon dolayında kadın ve erkek kısır. 150 bin çift ise tedavi için sıra bekliyor. Tedavi gören çiftlerin 75 bin ise SSK'lı. Kadın kısırlığına yol açan en büyük nedenler arasında yaklaşık 100 kadından 2'sinde görülen polikistik over sendromu, 100 kadından 16'sında görülen ve endometriozis hastalığı yer alıyor. Endometriozis, kısırlık şüphesiyle başvuran her 2 kadından birinde görülüyor. Çevresel faktörler, sanayileşme, sigara kullanım yaşanını düşmesi ve kullanım oranının artması, aşırı kilo ve aşırı zayıflık, özellikle bayanlarda kısırlığı artıran nedenler arasında görülüyor. Erkeklerde ise sigara, aşırı sıcak ve aşırı soğuk üreme sistemini etkiliyor. Bakanlığa bağlı, ruhsatlı 84 tüp bebek merkezi bulunuyor. Bu merkezlerin 52'si Ankara, İstanbul ve İzmir'de yer alıyor. Bu arada, yapılan araştırmalara göre, Avrupa'da doğan her 40 bebekten 1'i tüp bebekken, Türkiye her 16 bin bebekten sadece biri tüp bebek.
Çocuk isteği
Çocuk sahibi olmak için başvuran çiftlerin bir kısmında yapılan testlerde ne kadında ne de erkekte kısırlığı açıklayabilecek bir sebep bulunamamaktadır. Tıbbın imkanları ile sebebi açıklanamayan bu kısırlık tipi ‘İdiopatik İnfertilite’ olarak isimlendirilmektedir. Sebebi tam olarak bilinememesine rağmen psikolojik sebepler ve stres de etken olarak suçlanmaktadır. Aşırı stresin ve psikolojik bozuklukların kadın hormonlarında bazı bozukluklara yol açarak yumurtlamaya veya çocuğun rahim içine yerleşmesine engel olabileceği sanılmaktadır. Fakat çocuk sahibi olamayan kadınlarda zaten stres arttığı için bir kısır döngü oluşmaktadır. Bazen tedavinin başarısız olduğu çiftlerde hastalar hiçbir ilaç kullanmamasına rağmen kendi kendine gebe kalabilmektedirler. Adı üzerinde ‘Sebebi bilinmeyen kısırlığın’ nedenleri tam bilinmemekte ve varsayımlara dayanmaktadır. Sperm yapısındaki, yumurta çatlamasında ve tüplerdeki hareketlerde bilinmeyen sebeplere dayalı bozuklukların da etken olabildiği bu hastalar en zor hasta grubunu oluşturmaktadır. Maalesef tedavi yöntemleri ile başarı oranı en düşük hasta grubu da bu hastalardan oluşmaktadır.
Kısır olma korkusu
Kadınlar, çocuk sahibi olmak için çeşitli yöntemlere başvururlar. Anne olabilmek için her çareye başvurmayı göze alan kadınların sayısı milyonları aşıyor. Onların en büyük korkusu ‘‘kısır kadın’’ sıfatını almak.
Acaba kısırlık bazı kadınların alın yazısı mı? Tıp dünyası kısırlığın doğuştan olabileceği gibi, tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabileceği görüşünde. Ancak günümüzün gelişen tıp bilimi, kısırlıkla da mücadele edebiliyor ve de sonuçlar sevindirici oluyor. Kısırlık tedavisine çok fazla ümit bağlamanın ise yanlış olduğunu belirtelim. Kısırlık dedavisi gören kadınlar, kısa bir süre sonra sorunun mutlaka çözümleneceğine inanıyorlar. ama ne yazık ki, tıp ilminin de çaresiz kalabileceği durumlar var.
Kısır olmaktan korkan kadınlar arasında bazıları, düzensiz ádet kanamalarını kısırlık habercisi sayılacağını düşünürler. Jinekologlar, bu düşüncenin gerçekleri yansıtmadığı kanısındalar. Ancak düzensiz ádet kanamalarından yakınan kadınların gebe kalmaları diğer hemcinslerininkinden daha zor olabilir. Böyle durumlarda bir jinekoloğa başvurup kısırlık tedavisine başlamak gerekir. Doktor, bu durumdaki anne olmak isteyen hastasına yumurtlama sürecini kısaltmaya yarayacak ilaçlar önerir.
Kadının cinsel organlarının fiziksel durumu, kısırlık nedenlerinden biri olabilir. Böyle durumlar karşısında tıp ilmi çaresiz kalabilir. İşte bu nedenle kısırlık tedavisine çok fazla güvenmek de doğru sayılmıyor. Son yıllarda geliştirilen bazı tıbbi yöntemler yapay döllenme yoluyla gebe kalmayı kolaylaştırıyor. Kısırlık endişesiyle doktora başvuran her kadının doktor muayenehanesinden mutlu bir şekilde ayrılması imkansız. Fizyolojik kusurlar, kadının normal koşullar altında gebe kalmasını önleyebilir. Her kadının yapay döllenme yoluyla gebe kalması da mümkün değil. Bu durumda da umutlar tamamen tükenmiyor. Genel olarak tüp bebek'' yöntemleri olarak adlandırılan yöntemler yardıma koşabiliyor. Ülkemizde de çok sayıya ulaşan bu merkezlerde başarılı uygulamalar yapılıyor. Kadının öncelikle kendi vücudunu iyi tanıması gerekir. Fizyolojik özelliklerini bilmesi, cinsiyet organlarının çalışma yöntemleri hakkında aşağı yukarı biraz bilgi sahibi olması çok önemlidir. Bu arada kısırlık tedavisinden yüzde yüz başarı beklemek de kadının ilerde düş kırıklığına uğramasına neden olabilir. Kısırlık teşhisi konulan kadınlarda daha sonra ruhsal problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle de çocuk yapabilmek için kısırlık tedavisi görmenin yeterli olmayacağını baştan mabul etmek gerekir.
Kadının kilosu önemli olabilir
Jinekologlar, kadının kilolarının doğurganlığını etkilediği kanısındalar. Aşırı kilolu bir kadının da aşırı zayıf bir kadının da gebe kalma şansının düşük olduğu belirtiliyor. Vücuttaki yağ kitleleri rahim çeperlerinde toplanıp döllenmeyi zorlaştırır. Normal kilosunun çok altında olan kadının da yumurtlama dönemlerinde aksaklıklar yaşaması kaçınılmazdır. Bu nedenle gebe kalma olasılığı azalır
| |