İslam ve cinsel yaşam
2010-04-09 23:18:23 Kadinlaricin.net sitesinde İslam ve cinsel yaşam baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada İslam ve cinsel yaşam ile ilgili yazi bulunmaktadir.
İslam dininin cinselliğe ve kadın cinselliğine bakışında baskı ve dışlama yok
Bu kitap, psikiyatrist Pınar İlkkaracan'ın yedi yıllık çalışmasının ürünü. 13 Müslüman ülkeden 38 kadın, Pınar İlkkaracan'ın çağrısına yanıt verince, ortaya kadın sorunlarını İslam toplumunun bakış açısıyla tarif eden bir ilk kitap çıkmış. Kitap, İran'dan Sudan'a, Pakistan'dan Nijerya'ya, bekaret, erotizm ve kadın cinselliğinin denetiminden, kadınlar arasında aşka, tecavüze, cinsel taciz ve kadın sünnetine kadar birçok konuya ışık tutuyor.
Bu kitap bir 'İçeriden bakış'. 41 makaleden oluşan kitap şu sıralarda sadece Müslüman ülkelerde değil, Avrupa ve ABD'de de büyük ilgiyle okunuyor.
Pınar İlkkaracan, sohbetimizde nasıl yola çıktığını şöyle anlatıyor:
‘‘Batı'da didik didik edildi her şey, ama hep bir eksiklik hissediyordum. Bu kitaplarda bekaret yoktu, namus cinayeti yoktu. Biz kadın sorununu tartışırken batı kavramlarıyla yaklaşıyoruz kendimize ve hep bir şeyler eksik kalıyor.’’
‘‘Üç şeyi amaçladım bu kitapla’’ diyor İlkkaracan: ‘‘Tabu yıkmak, Müslüman kadınların deneyimlerini paylaşmalarını sağlamak ve bu deneyimleri görünür kılmak; yeni bir tartışma başlatmak.’’
Çeşitli Müslüman toplumlardan 38 araştırmacı, akademisyen, psikolog, sosyolog ve gazeteci kadının makalelerini toplayan kitaptan çıkan en ilginç sonuç şu: Müslüman kadına yönelik cinsel baskı, İslamiyet'ten kaynaklanmıyor. İslam dininin cinselliğe ve kadına bakışında baskı ve dışlama yok. Bu baskının kökeninde, asırlardan beri süregelen siyasi, ekonomik ve toplumsal eşitsizlik yatıyor.
BATI’DA KADIN PASİF
Faslı sosyolog Fatma Mernissi, Müslüman toplumlarda, cinsel isteğin doğru biçimde yönlendirilmesi halinde İslami düzene katkıda bulunacağına inanıldığını yazıyor. Hatta ‘‘cinsellik bastırılırsa, bunun düzen için tehlikeli olduğuna inanılır’’ diyor.
Mernissi, Hıristiyan Batı toplumlarında, kadının pasif görüldüğü onun cinselliğinin de pasif olarak değerlendirildiğini vurguladığı makalesinde, ‘‘Müslüman toplumlarda kadın cinselliği aktiftir’’ diyor.
Batı'nın kadın cinselliği anlayışı ile İslam toplumlarındaki anlayışı Mernissi iki önemli bilim adamının kadın konusunda yazdıklarını karşılaştırarak ortaya çıkartıyor.
Psikoloji biliminin babası Sigmond Freud ile Tasavvuf'un Sunni gelenekle birleşmesini sağlayan kelam ve fıkıh bilgini İmam Gazali.
‘‘Sigmond Freud'un teorisi , Batı toplumunun kadına bakış açısını yansıtır’’ diyor Mernissi ve Freud'un kadın ve erkek cinselliğini birbirinden tamamen ayrı iki kutba ayırdığını anımsatıyor. Ona göre erkek cinselliği aktif, kadın ise pasif. Mernissi, bu görüşün bir Batı kavrayışı olduğunu vurgularken spermi örnek gösteriyor. İşte burada, Batı kültüründe birer kelebek tarlası durgunluğu içinde olması gerektiğine inanılan yatak odalarının İslam toplumlarında 'zevk sığınakları' olduğunu yazıyor Mernissi çünkü ‘‘İslam toplumlarında cinsel ilişki sırasında ne saldırgan ne de onun kurbanı var. Sadece birbirlerine zevk vermeye çalışan iki insan sözkonusu.'
FEMİNİST GAZALİ
Yine Freud'a göre cinsel ilişkiden kadınlar daha az zevk alır, çünkü onlar soğukluğa (frijidite) doğal olarak eğilimlidirler. İmam Gazali'de kadınların cinselliği ise son derece ortadadır ve erkeğin bu cinselliği doyuma ulaştırması toplumsal bir sorumluluktur.
Çünkü cinsel isteği doyurulmayan bir kadın 'fitne'ye neden olabilir ve toplumsal düzeni bozabilir. ‘‘Kadının erdemi erkeğin görevidir. Ve erkek kadın ile ilişkisini onun ihtiyaçlarına göre arttırmak ya da azaltmak zorundadır ki onun erdemini garanti alabilsin!’’ demektedir Gazali.
Freud, cinsel ilişkiyi genital organların birleşmesi olarak görür. Oysa Gazali, ön sevişmeyi ve aşk oyunlarını özellikle kadının ihtiyacı olarak görür ve aşk oyunlarını imanlı kişinin görevi olarak değerlendirir.
Hıristiyan toplumlarda sperm çok hareketli ve dölleyen olarak tarif edilir. Yumurta ise pasiftir ve döllenmeyi bekler. Yatakta sırtüstü yatıp bekleyen kadın gibi. Ama Mernissi'ye göre Müslüman toplumda kadın cinselliği erkeğinkine eşittir. Örneğin, İmam Gazali 'boşalma' terimini hem erkek hem de kadın için eşit anlam yükleyerek kullanır.
‘‘Boşalma bir cinsten diğerine değişir ve erkek kadından daha önce boşalırsa eğer, bu düşmanlık kaynağı olabilir. Kadının boşalması çok daha yavaş bir süreçtir. Ve bu süreç sırasında kadının cinsel arzusu güçlenerek artar, o zevkine ulaşmadan önce geri çekilmek kadına zarar verir.’’
Lezbiyenlik yaygın ama gizli
Kadınlar arasında eşcinsel ilişki İslam toplumlarında da yaşanmasına rağmen erkek eşcinselliği gibi baskı altında. İslam ülkelerinde lezbiyenlik, yasaklanmış olan flört ihtiyacını, başka erkeklerle günaha girmeden tatmin etmenin bir yolu olarak ortaya çıkıyor. Kitaba bu konuda katkıda bulunan Hindistanlı bir kadın, ‘‘Kocam çok iyi bir insan fakat, ben romantik, duygusal ve maceraperest bir insanım. Kendi cinsime tutku duyuyorum çünkü tüm kadınlar iyi vakit geçirmeyi ve eğlenmeyi seviyor. Başka bir neden de çevremdeki erkeklere yönelmekten böylece kendimi alakoyuyorum. Çünkü başka bir erkekle yatmak günah,’’ diyor.
Lübnanlı lezbiyenler, kesin bir gizlilik içinde birbirlerini bulmaya çalışırken, İran'da bu kesinlikle yasak. İran'da lezbiyenlere karşı şiddet başlıklı makalenin yazarı Vahme Sabz, hiçbir cinsel sapkınlığa tolerans göstermeyen molla rejiminin lezbiyenliği de ölümle cezalandırdığını yazıyor. Bir kadının lezbiyen ilişkide bulunduğu ilk fark edildiğinde yüz kamçı cezasına çarptırılıyor. Ama dördüncü kez aynı suçlamayla mahkeme önüne çıkan bir kadının cezası ölüm.
Cinselliği her ülke farklı yorumluyor
GÜNEYDOĞU ASYA'DA NAMUS CİNAYETİ YOK
Namus cinayetleri sadece Akdeniz, Arap ülkeleri ve Güney Asya'daki bazı Müslüman ülkelerde görülüyor. Oysa Güneydoğu Asya ve Afrika'nın güneyindeki Müslüman toplumlarda namus cinayeti hiç yok. Bu bölgelerde erkeklerin fahişelerle evlenmeleri de doğal karşılanıyor, ayrıca kadın fahişelik yaptığını ailesinden gizlemiyor.
NİJERYA'DA KIZLIK ZARI DOĞUMDA ALINIYOR
Bekaret konusu da aynı farklılıkları gösteriyor. Afrika'nın bazı Müslüman toplumlarında bekaretin hiç önemi yok. Tam tersine, Nijerya'da aileler doğumdan hemen sonra kız çocuklarının kızlık zarını aldırıyorlar.
MALİ, SUDAN, GAMBİA'DA KLİTORİS KESİLİYOR
Aynı biçimde kadın sünneti, yani klitorisin küçük yaşlarda bir müdahaleyle kesilip ufaltılması ya da dudakların dikilip vaginanın küçültülmesi Mısır, Sudan, Mali ve Gambia da Müslümanlığın gereği olarak kabul edilirken, Türkiye, Tunus, Cezayir, Pakistan, Singapur ya da Nijerya gibi birçok ülkede bu işlem yapılmıyor.
SUDAN'DA ERKEK TANIMADIĞI KADINA DA KARIŞIYOR
Sudan'da herhangi bir erkeğin yoldan geçen bir kadını durdurup, neden dine uygun giyinmediği konusunda sorguya çekmesi serbest. Hatta bu yüzden kadının dövülmesi, karakola götürülüp eşi ya da ailesinden birisi uygun kıyafet getirinceye kadar orada bekletilmesi de normal.
IRAK'TA NAMUS CİNAYETİNİ DEVLET HOŞGÖRÜYOR
Ortadoğu'da namus cinayetleri mazur görülüyor. Hatta Irak'ta devlet de bu görüşü paylaşıyor. Ahlaksızlık şüphesi, cinayet suçunu hafifletici bir unsur.
Çöl'de serbest aşk ve boşanma partileri
Suriyeli kadın romancı Bouthania Shaaban, Cezayir'in güneyine yaptığı seyahatte karşılaştığı Tawariqu kabilesinin üyeleri arasında İslamiyet'in, kadın açısından büyük bir özgürlük anlamına geldiğini anlatıyor.
Tawariqu kabilesinde, kadınlar evliliklerinin ilk yılını ailelerinin evinde geçiriyorlar. Genelde evlilik bu bir yılın sonunda boşanmayla bitiyor. Küçük olduğu için seçimde hata yapabileceği düşünülerek, ilk kocayı kızları için aile seçiyor. Sonraki kocaları ise kadının kendi seçimi. Tawarique kabilesinde evlilik gibi boşanma da çok kolay. Boşanmaya karar veren kadın durumu annesine bildiriyor. O da kabilenin büyüklerine söylüyor ve bir boşanma partisi düzenleniyor. En güzel giysileri, gümüş takıları ve makyajıyla boşanan kadın partinin odak noktası oluyor. Herkes ama özellikle de kendileri için yeni bir eş olasılığı ortaya çıktığından, onunla evlenmek isteyen erkekler partiye hediyeler getiriyor. Bu partilere Tendi adı veriliyor.
Essehar ise genç erkek ve kızların flörtlerine verilen ad. Tam cinsel ilişki olmadan belli ölçüde sevişme ve okşamaya da hoşgörüyle bakılıyor bu ilişkide. Bazen, Essehar geceleri düzenleniyor ve o geceye sadece sevgililer çağrılıyor. Sabahın erken saatlerine kadar birlikte eğlenilip, dans ediliyor. Diğer geceler erkek sevdiği kızın çadırına süzülüp, onun yatağını paylaşıyor ve sabaha karşı geri dönüyor. Aynı çadırda yatan ana ve baba da durumu biliyor ama o yakınlaşmada cinsel birleşme olmayacağına güvenleri tam. Essehar'ın, ‘‘evlilik için çok değerli anılar sağladığına’’ inanılıyor, bu yüzden de bu toplumda flört teşvik ediliyor.
Seks mi dostluk mu?
Usta yönetmen Nicholas Hytner'ın yönettiği Aşkımın Hedefisin romantik bir komedi- drama... Film, seks, aşk ve dostluk arasındaki ince çizgilerde dolaşarak günümüz toplumunu bir yandan hicvederken diğer yandan yumuşacık bir dostluğu anlatıyor. Hytner'ın aslında film boyunca ele almaya çalıştığı bir çok soru var. Bir çok evlilik dostluk üzerine kurulsa da neden iki insan arasına seks girince tüm dostluk tarihe karışıyor? Ya da seks olmadan bir evlilik yürütmek imkansız mıdır? Evlilik kadın için de erkek için de şart mıdır? Yoksa sadece dostluk yeterli değil mi?
Filmde başrolleri Jennifer Aniston, Paul Rudd, Kali Rocha, Lauren Varuja Pratt ve Liam Aiken paylaşıyorlar.
Yapımcı Laurence Mark 1987'de Stephen McCauley'in romanına talip olduğunda başından sonuna kadar her aşamada bulunmak istemiş: ‘‘Filmin konusunu aldığı roman olayları George'un bakış açasından ve onun dilinden anlatıyordu. Ama filmi Nina'nın perspektifinden anlatmalıydı. Bu yüzden filmin senaryo yazarlığı için en iyi ismin Wendy Wasserstein olduğuna karar verdik.’’ The Heidi Chroicles adlı eseri ile Pulitzer ödülü alan Wasserstein film senaryosu ile tiyatro oyunu arasındaki ayrımı profesyonelce yapan yazarlardan biri.
Kavram mutasyonu
TÜRKİYE'de bazı kavramlar evrensel anlamlarının dışına çekilip, farklı bir şekilde algılanmaya başlandı uzun süredir.
Bir tür mutasyon bu.
Yani kavramların önce içi boşaltılıyor, ona can veren her şey içinden emilip alınıyor, sonra yeni bir şekilde dolduruluyor o boş alan ve adeta bir canavar yaratılıyor.
Evet, anlamı değiştirilen, içi boşaltılan kavramlar birer canavar olurlar, çünkü toplumlar kendi yarattıkları içi boşalmış kavramlara uygun hareket etmeye başlarlar bir süre sonra ve olay böylece tümden çürümeye doğru gider.
Bu çürütme işlemini biz özellikle 1990 sonrasında büyük bir yoğunlukla yapmaya başladık.
Bence üzerinde en fazla uğraştığımız, darbe vurmaktan yorulmadığımız, azıcık kalmış son nefesini bile hálá daha çekip almaya uğraştığımız iki kavram ise ‘‘tercihler’’ ve ‘‘özgürlükler’’.
Bu iki kavram çok önemli çünkü sağlıklı bir siyasal yaşam ve sağlıklı bir toplum yapısı bu ikisinin doğru algılanmasıyla kurulabiliyor ancak.
Ama son gelinen noktada topluma hákim olan yeni kültür ‘‘tercih’’i cinsel tercih, ‘‘özgürlük’’ü de seks yapmaktan ibaret sanmaya başladı.
Yanlış anlaşılmasın meselenin bu boyutunun önemli olmadığını düşünmüyorum. Bilakis cinsel tercihleri özgür olan, seksüalitesini özgür yaşayan insanlar olmazsa demokrasinin de tam yerine oturamayacağını düşünmüşümdür hep.
Ancak kavramın içi sadece tek bir boyuta indirgenince, yani içi boşaltılınca ‘‘tercihlerde’’ ve ‘‘özgürlüklerde’’ olabilecek gelişmeler, toplumun gidebileceği yeni noktalar, sunulabilecek yeni alternatifler çok kolaylıkla unutulabiliyor. Cinsel tercihini istediği gibi ifade edebilen insan kendisini her durumda sınırsız özgür hissedebiliyor, çok fazla sayıda insanla yatan kişi de demokrasinin en hür ifadesinin kendi vücudunda tezahür ettiğini sanabiliyor, özgürlük fazlalığından havalara uçacak kadar ferahlıyor.
Aslında sadece cinsel içerikli olmaktan çıkarıldıklarında insanların daima sınırlarını genişletmek için üzerlerinde çalışmaları gereken iki kavramdır tercih ve özgürlükler.
Ama cinsellikle işi sınırlamaya çalışan kültürel gidişat insanların kafasını da karıştırabilir, cinsel tercih ve özgürlüklerin de sınırsızlığını düşünmeye başlayabilirsiniz mesela...
Bu da aslında sınırları doğru çekildiğinde olması gereken bir durumdur, ancak üzerinde çalışılması, çok düşünülmesi, net olunması gereken bir durumdur da.
İki yetişkin insanın, özgür iradeleriyle, karşılıklı anlaşma sonucunda yaşadıkları ilişkiye seks derseniz ve tanımı burada bırakırsanız, bu tanım üzerinde toplumsal bir uzlaşma sağlanırsa o zaman birçok şeyi bir arada yapmış olursunuz.
İlk önce size uymayan ilişkilere sapık damgası vurmaktan vazgeçmek zorunda kalırsınız.
Çünkü iki yetişkin insanın özgür iradeleriyle girmiş oldukları ilişkinin niteliği o tanımda net değildir, bu da iyidir çünkü bu kimseyi ilgilendirmez.
İkincisi ve daha da önemlisi bu tanımla neyin sapıklık, yasak olarak tanınması gerektiğini de kabul etmiş olursunuz.
İlişkide karar alması gerekenler iki yetişkin insan olarak belirtildiğinden sübyancılık gibi geçen hafta basında bir yazı nedeniyle tartışılan hastalık yasaklanmış olur mesela.
Bu böyle olmalıdır, tüm gelişmiş toplumlarda bu böyledir, o toplumlarda gelişmiş insanların fantezileri, fetişlerine kimse karışmaz ve bu da öyle olmalıdır ama iş çocuklara gelince polis devreye girer.
İnsanın cinselliği ahlak normlarını her zaman zorlamıştır ve zorlayacaktır. Sınırlar dikkatli konulursa ve örneğin yukarıdaki veya benzer tanıma göre bir anlayışla işe bakıp sınırlar çizilirse hem korunması gerekenler korunur, hem cinsel tercih özgürlüğü sağlanır, hem de belki bu tür tartışmalar artık bir yana bırakılarak ‘‘tercih’’ ve ‘‘özgürlük’’ kavramlarına olması gereken içerikleri artık sonunda iade edilebilir.
İtibarlarıyla birlikte içeriklerini artık onlara geri vermenin zamanıdır bence.
Cinsellik görev değil
Türkiye'de namus ve töre cinayetleri sık sık gündeme geliyor. Ancak, kadınlara yönelik şiddeti araştıran Kadının İnsan Hakları Projesi, kadınlara, ‘‘Cinsel haklarınızı öğrenin’’ uyarısında bulunuyor ve ‘‘Cinsellik görev değildir’’ deniliyor.
Türk Ceza Kanunu'nun 414. maddesinde tecavüz, suç olarak kabul ediliyor. Gönüllülük esasına dayandırılan evlilik kurumunda, cinsellik de gönüllü olmayı gerektiriyor. Ancak Türk toplumunda varolan toplumsal tabular nedeniyle kadınların cinselliği görev olarak yaşadığı bildiriliyor. Kadının İnsan Hakları Projesi tarafından hazırlanan ‘‘Cinselliğimiz Var’’ isimli kitapta yer alan bilgilere göre cinsellik, ne kadın, ne de erkek için bir görev değildir. Kadın ve erkek arasında bir sevgi ifadesi ve karşılıklı bir paylaşımdır. Resmen evli bile olsalar, bir erkeğin eşini istemediği cinsel ilişkiye zorlamaya hakkı bulunmuyor. Kitapta kadının cinsellik konusundaki insan haklarından bazıları şöyle sıralanıyor:
Her kadının eşini seçme, eşini seçme sürecinde eşini tanıma hakkı vardır.
Kendi seçtiği eşiyle ilişkisini nasıl ve hangi koşullarda yürüteceğine özgür iradesi doğrultusunda ve eşiyle iletişim içerisinde karar vermek ya da istediği zaman ilişkisini bitirmek her kadının hakkıdır. İslam ve cinsel yaşam hakkinda aciklamalar İslam ve cinsel yaşam konusunda bilgiler.
Anahtar Kelimeler:İslam ve cinsel yaşam İslamiyet ve Cinsellik,islami evlilik cinsellik,islam ve cinsel hayat,islam ve cinsellik,islam ve cinsel ilişki
|