Hollandada Boşanma
Kadinlaricin.net sitesinde Hollandada Boşanma baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Hollandada Boşanma ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Eşinizle nasıl tanıştınız?
- Eşimle 1993 yılında arkeolog olarak bulunduğum Niğde'de bir kazı sırasında tanıştım. O turist olarak gelmişti. 1995'te evlendik. Eşim İngilizce, Almanca öğretmeni. Hollanda'ya gittik, bir yıl orada dil kurslarına gittim ve onların ‘‘vatandaşlaştırma kursları’’ dedikleri programı izledim. Oturma ve çalışma iznimi aldım.
Bu programda haklarınıza ilişkin bilgi verilmedi mi?
- Her türlü bilgi verildi ama boşanma durumu halindeki haklarımız, başımıza neler geleceği söylenmedi. Tabii ben de böyle bir durumda Hollanda'da bu kadar sert yasalar olduğunu aklıma getirmedim. Ben İran'a gitmemiştim ki...
Yasayla ilgili ayrıntılara geçmeden önce, boşanma noktasına nasıl geldiğinizi anlatır mısınız?
- Evliliğimizin birinci yılı sonunda Türkiye'ye geldim tatil için. Eşim bu arada mahkemeye müracaat etmiş. Döndüğümde kapının kilidi değişmişti. Yabancılar polisine verdiği ifadede ‘‘benim eşim üç gün diye Türkiye'ye gidiyor, üç hafta kalıyor’’ demiş. Ben arkeoloğum, katılmam gereken sempozyumlar oluyor. Bana bu müracaatı tam bir sürpriz oldu. Çok kızdım. Arka bahçeden kürek alıp camı kırdım, içeri girdim. Eşim geldi ve boşanma müracaatını elime tutuşturdu. Ondan sonra başladı mücadelem, çünkü hiçbir hakkım kalmadı.
BOŞANMA OLMADAN
Nedir bu ‘‘Bağımlı oturma izni’’ yasası?
- Boşanmaya bile gerek yok. Koca daha boşanma olmadan yabancılar polisine gidiyor ve ‘‘ben ayrı oturuyorum karımdan’’ diyor. Bunu dediği anda, eğer evliliğiniz üç yılı doldurmamışsa, oturma izniniz iptal ediliyor. Polis sizi çağırıyor ve sınır dışı ediliyorsunuz.
Herhalde sahte evlilikler için öngörülmüş bir yasa bu.
- Tamam güzel ama benim evliliğim gerçek bir evlilik. Dolayısıyla bu yasa benim için geçerli olamaz. Sahte ve gerçek evliliğin tarifini nasıl yapacağız? Şöyle bir kural var Hollanda'da, eğer Yabancılar Polisi evliliğin sahte olduğunu farkederse zaten o evliliğe izin vermiyor. Biz bütün aşamalardan geçtik, benim evliliğime nasıl sahte muamelesi yapılır, yasalarda ters işleyen bir şey var demek. Hele İsviçre'de bu süre tam 10 yıl. Yani 10 yıl kölesiniz, ayrılırsanız bitti her şey. Ben mülteci değilim, turist olarak gitmedim, ben bir arkeoloğum, Türkiye'de işim gücüm var, bunlar gözardı ediliyor. Neyse, eşimin müracaatını öğrenince avukatla görüştüm ve hiçbir hakkım olmadığını o zaman öğrendim. Evliliğim üç yıl sürmediği için oturma iznimi kaybettim ve sınır dışı edildim.
Boşanma davanız sürüyor mu?
- Herhalde. Çünkü sınırdışı edilirken polisin verdiği belgede ‘‘evli’’ yazıyor. Yani ben resmen daha evliyken sınırdışı edildim. Zaten yasaya göre boşanmaya gerek yok. Bu bizim Osmanlı toplumundaki ‘‘boş ol’’ sistemi. Ya da İran yasalarına benziyor.
Dava ne zaman başladı?
- Ocak 97'de başladı. İlk duruşmada geçici şartları tespit etmek için. Yani boşanıncaya kadar kim evde kalacak, nafaka, vs. İkinci duruşma Mayıs'taydı, hakim boşanma kararını verdi hemen. Ama itiraz ettim.
AVUKAT ŞANTAJ YAPTI
Peki hiçbir maddi hakkınız da mı yok?
- Hayır, bu durumda kadının hiçbir hakkı yok. Hollanda yasalarına göre mal beraberliği esasına göre evlendik. Eşinizin olanlar sizin, sizin olanlar onun, boşanma durumunda her şey paylaşılıyor. Şimdi ben sınırdışı edildim, oysa orada arabam var, orada çalışıyorum bir turizm bürosunda, vergi ödüyorum. Eşimin avukatı verdiği raporda ‘‘sahte evlilik’’ ibaresini kullanmış, düşünün. Hakimi etkileyip, evde bir süre oturma hakkımı elimden almak için. Bunun üzerine baroya bu avukatı şikayet ettim. Şu anda disiplin kurulunda avukat. Aynı avukat ev ve arabadaki hissemden vazgeçersem, oturma iznimin devamını sağlarım şeklinde şantaj da yaptı. Bütün bunları savcılığa bildirdim. Eğer yabancıysanız, Hollandalı eşinizin elinde her zaman bir silah oturma izniniz. Ortak evimizde oturma hakkı ilk davada benimdi ama avukatı ‘‘o zaten gidecek, o zaman evdeki eşyaları da alıp kaçabilir’’ diyerek benim bütün hesabıma, eşyalara haciz koydurdu. Eve adamlar geldi, kapıyı kırdılar. Ben de mecburen gidip arkadaşımda kalmaya başladım. Düşünün bütün takılarım, özel eşyalarım, her şeyim orada.
Davada sizin talepleriniz nelerdi?
- Dava süresince benim hiçbir talebim olmadı. Ben sadece bu eşitsizliğin su yüzüne çıkmasını istedim. Bu mücadeleyi yapacak maddi imkanım var, dil biliyorum, avukat tutabiliyorum. Bunu yapamayan kadın ne yapacak? Uçağa bindirildiğiniz gibi kendinizi ülkenizde bulursunuz. Ben konuyu gündeme getirmek istiyorum, nitekim biraz getirdim, bir kadın dergisi ‘‘yasa göçmen kadını köle yapıyor’’ diye başlık attı. Ciddi bir gazete temmuzda benimle röportaj yaptı. Onun da başlığı ‘‘Köle: Eski çağlardaki gibi’’ oldu. İki Hollandalı hukukçunun ‘‘bağımlı oturma izni ve göçmen kadınların hakları’’ konulu bir tezi var zaten. Düşünün ‘‘bağımlı’’ diye bir kavram olabilir mi bir kadın için bu yüzyılda? Kadının ve haklarının, genelde insan haklarının en çok korunduğu ülkelerden biri olan Hollanda'da hala bu olabiliyor. Oysa Anayasalarının 1. maddesi, uzun uzun ayrımcılığa izin verilmemesi üzerinedir.
Ne zaman sınırdışı edildiniz?
- Sınırdışı kararı 1997 yılının Ocak'ında çıktı. Ben çalıştığımı göstermek için kontratımı gönderdim. İlk cevapla reddettiler. Gönderdikleri sınırdışı kağıdını imzalamamı istediler, imzalamadım. Avukatımla görüşmek için 24 saat verdiler. Düşünün avukatımı bulamasam ne olacak? Ertesi gün avukatım itiraz yaptı, o süreç uzadı ve Ekim 97'de kesin red cevabı geldi. Üçüncü itirazımızı da yaptık. Bu arada 98'de son boşanma davasına avukatsız olarak, kendim girdim. Yazılmış olan tezi ve bütün belgeleri gösterdim. Çalışıyor olmam fayda etmedi, çünkü yasaya göre evlilik bozulmadan önce - yani bakın boşanmadan değil bozulmadan deniyor- bir yıldır çalışıyor olmak lazımmış. Bu da benim Hollanda'ya geldiğimin 2. günü dil bilmeden iş bulmam demek.
Bunların dışında, eşinizle boşanmak da sizi yıprattı herhalde, bu konudan bahsetmiyorsunuz.
- Boşanmak gerçekten başlı başına insanı yıpratan bir olay. Hiç kolay değil. Yetmiyor, iki de bir ‘‘sizi sınırdışı edeceğiz’’ tehdidi alıyorsunuz. ‘‘İllegal’’ muamelesi görüyorsunuz. İşin ilişki kısmına gelince: Bir ilişki yürümüyorsa biter, bu konuda en ufak bir meselem yok. Ama tabii tatlı başlayan bir şeyin tatlı bir biçimde bitmesi de çok güzel olurdu.
Hücrede bir gece
Sınırdışı edildiğim 4 Şubat'ta, saat 14.00'te iki polis geldi iş yerime ve beni alıp merkeze götürdü. Gitmeden avukatı aradım ama yoktu. Merkezde yarım saat bekletildim, sonra pasaportumu istediler. Pasaportum yanında kaldığım arkadaşımdaydı. Sınırdışı edileceğimi söyleyerek beni hücreye koydular. Ben itiraz ettim ve hemen sınırdışı edilmemi istedim. Önce uçak yok dediler. Oysa KLM vardı o saatte. Patronumu arayıp haber verdim, Almanya'da yaşayan ağabeyime haber verdim. Ağabeyim onlarla görüştükten sonra telefonda bana, bu işin insan hakları mahkemesinde biteceğini, duvara konuştuğumu söyledi. Bu arada olan uçak da kaçtı. Gece önce arkadaşımın evine gidip pasaportumu aldık. Sonra hücreye koydular. Sabaha kadar uyuyamadım.
Sabah doktor gelecek diye beklettiler. Doktor geldiğinde saat 14.00 olmuştu, THY de kaçmıştı. Doktor hücrede tutulmamam için yazı yazdı. Ama uçak da yok. Bunun üzerine beni bir mahkum arabasına koydular, bütün şehirde akşama kadar dolaştırdılar, kendi işlerini hallettiler o arada. Mesela bir hapishaneye uğradık, orada da geçiçi olarak bir hücreye kondum. Havaalanında ayrı bir kapıdan soktular, ayrı bir odaya koydular, herkes size bakıyor, pasaportumu da pilota teslim ettiler. Neyse akşam 19.30 uçağıyla gönderdiler beni. Tam bir psikolojik işkenceydi. Havaalanından Türkiye'yi aramak istedim haber vermek için, ‘‘buradan ancak Hollanda içi aranır’’ dediler. Hollanda çok demokratik bir ülke anlayacağınız. . Hollandada Boşanma hakkinda aciklamalar Hollandada Boşanma konusunda bilgiler
|