Kadınlar
     
Kategoriler
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuklar
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlara Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Pratik Bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Evlilik sorunları

» Gelin Kaynana Kavgası

 

Gelin Kaynana Kavgası

Kadinlaricin.net sitesinde Gelin Kaynana Kavgası baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Gelin Kaynana Kavgası ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Gelin Kaynana Kavgası ,resim ,resimleri

 

Gelin Kaynana Kavgası

Kaynana Semra isyanı

Konya’da Kardelen Düğün Salonu işletmecisi Abdurrahman Atay kaynana Semra yüzünden bekarların evlenmekten vazgeçtiğini öne sürerek hazırladığı pankartla Semra hanımı boykot etti. Hafta içi her gün TGRT ekranlarına “Tulûhanla Her Gün” programına çıkan Atay, “Semra hanım piyasaya çıktı çıkalı esnaf kan ağlıyor. Önceden randevusu verilen tüm düğünlerim iptal edildi. Saloncuları olumsuz yönde etkileyen Semra hanımı kınamak için TGRT’ye gelerek Türkiye’ye şikayet etmek istedim. Hiç kimsenin gençlere kötü örnek olmaya hakkı yoktur. Devlet büyüklerinden rica ediyorum. Semra hanıma televizyon ekranlarına çıkmayı yasaklasınlar. Aksi takdirde tüm gençler evde kalacak” diye dert yandı.
Gelin kaynana atasözleri

 Kaynanayı ne yapmalı,
Praym Taym’a atmalı...
Görmemişin gelini olmuş,
tutmuş koruma altına almış...
Gelin kaset çıkarmış,
ya nasip demiş...
Yavrum büyüyünce hangi
kanalın gelini olacaksın bakiim?...
N’olur gerçeği söyleyin,
bu gece elenecek miyim doktor?...
Semra Hanım mı reytingden çıkar,
reyting mi Semra Hanım’dan?...
Bir dik kafalı annemiz olmadı,
şu dünyada...
Almanya’dan paket program gelecek,
lütfen evi boşaltın...
Urfa’da zıvana vardı da,
biz mi çıkmadık?...
Türk, övün, çalış,
elektriğine güven...
Oğlumu ben doğurdum
ama potansiyelini ben doğurmadım...
Canlı yayına çıkardık danayı
beğenmez oldu anayı...
Stüdyoya prens aramaya giderken,
köydeki çobandan olduk...

Kaynana muhalefetine karşı koymak zor

Kendi kayınvalidem ile ilişkime bakıp, bir de bunları görünce benim kaynanam tam bir melaikeymiş diyorum. Nehir beş aylıkken işe başladığım dönemde, aklım evde kalmasın diye bir süreliğine kızıma kayınvalidem baktı. Bu dönemde Nehir’in bakımı konusunda hassasiyetime saygı gösterdi.

Bir başkası olsa ‘Bugüne kadar dört çocuk büyüttüm, ben senden iyisini bilirim’ derdi. Ancak o, ‘Kızım, neyi ne zaman yedireceğimi, nasıl yapacağımı sen söyle’ demeyi tercih etti. Akşam eve döndüğümde, içim rahat olsun diye tüm gün yaşadıklarını bir bir anlattı. Sadece Nehir’le ilgili değil, kendimi yıprattığım başka konularda da hep destek oldu.

Ama yakın akrabalarımdan ikisinin kaynanasıyla yaşadıkları beni zıvanadan çıkarıyor. Biri 8 ay önce bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Görseniz, dünya tatlısı bir çocuk. Doğduğunda normal kilo ve boyda olan bebeği bir hafta sonra ikinci kez ziyarete gittiğimizde zayıfladığını fark ettik. Doğumdan sonra şişliğin inmesi normaldir. Ama çocuk huzursuz, uykusuz ve açtı.

Annesini emmeyi beceremiyordu. Çiçeği burnunda anneye, bebeğini sütüyle besleyemiyorsa mama takviyesi yapmasını önerdik. Kız, hayatına giren bebek nedeniyle zaten çuvallamış durumda olduğu için, bizim söylediğimizi anladı mı anlamadı mı vallahi anlayamadık.

Ama 15 gün sonra telefonun diğer ucunda ağlarken bulunca, söylediklerimizi duymadığını anladık. Bebeğinin huzursuz, uykusuz ve aç olduğunu söyledi. Neden mama vermediğini sorduğumda ‘Kayınvalidem, ‘senin sütün yetiyor, mamaya alıştırma’ deyince ben de alamadım’ yanıtını verdi.

Gerçekten çok sinirlendim. ‘Telefonu kapat, bir kutu mama alıp getiriyorum’ dedim. Neyse, ben yola çıkmak üzereyken, eşine baskı yaparak mamayı aldırdığını haber verdi. Çocuk, günlerdir karnı tam doymadığı için biberonu sonuna kadar bitirip, huzurlu bir uyku uyumuş. Birinci haftanın sonunda bebek gözle görülür şekilde gelişmişti.

Gelinine ‘sütün yeter, mamaya alıştırma’ diyen kaynana geçen hafta ikinci kez torun sahibi oldu. Bu kez doğum yapan kızıydı. Sevgili kaynanamız, yeni torunu annesini emmeyi beceremeyince ‘Kızım, buna mama verelim, sütün yetmiyor’ dedi. El insaf. İnsan bu kadar ayrımcılık yapar mı? Ayıptır, ayıp.

Kör talih

Yeni doğduğunda Nehir’de de aynı problemi yaşamıştık. Sütüm yetmeyince, acaba hangi mamayı sever, hangi mamanın tadını beğenir, hangisi anne sütü değerlerine daha yakın diye seçim yapmakta zorlanmıştık. Bir yakınımız yurt dışından getirdiği mamayı yetiştirip ‘Bunu deneyin, tadı anne sütüne çok benziyor’ dedi. Nehir, gerçekten de beğenmeyip içmediği iki farklı mamanın aksine, yurt dışından getirileni çok sevdi. Babası hemen İngiltere ile irtibata geçip, birkaç kutu daha mama getirtti. İki kilo ağırlığında doğan kızım, bir ay içinde serpildi.

Beş ay önce doğum yapan ikinci derece bir yakınım da, aynı kaynana problemini yaşıyor. Kızcağızın sütü yetmiyor, beş aylık olmasına rağmen bebekleri sanki iki aylık gibi görünüyor. Kaynanası, gelininin sütünün yettiğini iddia ederek, oğluna mama aldırmıyor. ‘Biz sizi mamayla mı büyüttük? Üç çocuğumun üçü de 1 yaşına kadar sütümle doydu’ diyor.

Milletin oğlu anne sözünü ne kadar çok dinlermiş, yeni yeni anlıyorum. Koskoca adam, 30 yaşını aşmış, çocuğunun gelişmediğini görüyor ama annesinin karşısına çıkıp ‘Anne bu işe karışma, senin çocuk büyüttüğün zamanla şimdiki zaman arasında dağlar kadar fark var’ diyemiyor. Bu adamlara inanamıyorum.

Strateji lazım

Bazen çocuk büyütürken büyüklerin muhalefetine karşı koymak, deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor. Kıyafet alırsın ‘Her şeyi var, niye alıyorsun?’ diye karşı çıkarlar. Elinde tabak çocuğun peşinden koşturursun ‘Bırak yemesin, aç kalsın da gününü görsün’ diye ortamı gererler. Oyuncak bakarsın ‘Ev oyuncakla doldu taşıyor, paranı bunlara yatırıyorsun sonra da maaş yetmiyor’ diye keyfini kaçırırlar.

Çocuğunu şımartırsın ‘Şımart şımart, üç gün sonra tepene çıkarsa görürsün gününü’ diye anne babalığını sorgularlar. Çocuğunla yaptığın, paylaştığın çoğu şey onların gözünde değerli ve saygı duyulacak değildir. Adam gibi çocuk büyütmeyi sadece ve sadece onlar bilirler.

İnsanın kaynana efsanelerine inanası gelmiyor ama hemen yakın çevremde yaşanan birbirinin benzeri bu iki olay nedeniyle elimi üç kez tahtaya vuruyorum. ‘Allah böyle kaynanaları düşmanımın başına bile vermesin.’

Gelin-kaynana çekişmesi

Bazı kaynanalar gelinlerinin her yaptığını eleştirir. Ancak bazı gelinler de sırf kaynanasının dediğini yapmamak için önyargılı bir tepki içindedir. Hayatı çekilir kılmak için nerede duracağını bilmek gerekir.

Kaynanaları kontrol altında tutun

Çoğu kaynana oğlunun evindeki iç işlerine karışmayı kendinde hak görür. Aynı evde yaşamıyorsanız, kaynananız için sınır çizin.

Aile içi kararlarınıza karışmayı alışkanlık haline getirmesine izin vermeyin.

Belki ilk olayda bozulacak, hatta aranızda ciddi problemlerin yaşanmasına neden olacak şekilde tepki verecektir ama yılmayın.

Özellikle eşinize bu konuda ne kadar ciddi olduğunuzu hatırlatın.

Kaynananıza, her çocuğun veya her ailenin farklı alışkanlıkları ve yaşam tarzı olduğunu belirtin. Bu konuda kaynanazından anlayış beklediğinizi vurgulayın.

Ancak kaynananızın her söylediğine önyargıyla tepki de vermeyin. Onların tecrübeleri.nden yararlanmaya bakın.

Çifte standart

Damat anneleri: “Oğlum da oğlum” diyor, gelinlerini unutuveriyorlar. Pekiyi, aynı şey gelin anneleri için de geçerli değil mi?
Bu sorunuza ben cevap verirsem, taraf tutmuş gibi olmaktan korkarım. Öyle ya, benim de kızım var.
Aynı soruyu, o değilmişçesine, iki kızını da gelin etmiş bir anneye yönelttim geçen hafta.
Ne dedi bakınız bana:
- Yok Aynı şey değil! Oğlan anneleri, genellikle, gelinlerini bir rakip gibi görüyorlar kendilerine. Biri annesi, biri eşi, iki sevgili, kadın tarafından paylaşılamayan bir erkek pozisyonunda bulunuyor damat. Gelin hanım; “Ana kuzusu olmadığını göstersin kocam, kayınvalideme değil, bana ilgi göstersin daha çok” diye düşünürken, oğlan annesi de; “Dokuz ay karnımda taşıdım onu. Onca yıl besleyip büyüttüm. El kızını görünce, beni unutsun diye mi?” der ve gelini ile bir rekabete girer bilinçsizce...
Bunlar da bir şey mi? Daha neler, neler söyledi arkadaşım. Hepsini yazacak olsam, kıyamet kopar...
En iyisi, hem kızı, hem oğlu, daha doğrusu, hem gelini, hem damadı olan bir anneye sormak...
O, tarafsız bir hakem gibidir herhalde. Ne derse, boynumuz kıldan ince...
Ama bir fıkra geldi aklıma şu anda.
Bir anneye yeni evlenen kızını sormuşlar da:
“- Çok iyi, çok mutlu!.. Öyle iyi bir damadım var ki, kızımın yatağına götürüyor her sabah kahvaltısını.”
Diye mutlulukla anlatmış.
- Ya oğlun, oğlundan ne haber?
- Sormayın, çok şanssız! Öyle bir hanıma düştü ki oğlum, kör olası gelin, her sabah yatağına istiyor kahvaltısını!..
Gelini ve damadı olanlar da, günümüzün moda deyimiyle “çifte standart” mı uyguluyorlar yani?
İnanmak istemiyorum ama yanlış anlamamışsam, böyle söylüyor fıkra...

Gelin ile Kaynana
 
Tek bir cümleyle özetlemek gerekirse; tatsız, zayıf, yetersiz bir oyun elimizdeki. Arşivimızde Goldoni'nin birkaç oyunu var ve bunların hemen hemen hepsini gördük diyebilirim. Bunlarında büyük bir bölümü beğenilmenin sınırlarını aşmış, takdirle ve sevgiyle izlenmişti. Arşivimizde 1926 tarihinde yazılmış "Gelin ile Kaynana" adlı oyunla ilgili pek bilgi yok. Şimdi gelelim bu oyuna. Klasik ve yerleşmiş bir deyimle gelinle kaynana arasındaki çatışmaların, geçimsizliklerin, doğal kıskançlıkların bir hikâyesi. Şunu evvelâ söylemek istiyorum. Çeviri gayet güzel, oyunu kimin sahneye koyduğunu bilmiyoruz ama çok zayıf ve yetersiz bir yönetim. Hiç bir özelliği de yok, güzelliği de... Sıkıntılı bir oyun düzeni, amatör bir sahnenin çizgilerini taşıyan bir yönetim. Yönetmen kendi inancı doğrusunda bazı ünlü karakterleri kendi ölçüleri içinde değerlendirmek istemiş gözüküyor.
Rol alan sanatçıların huzursuzluk ve sıkıntıları yüzlerinden okunuyor besbelli. Doğrusu uzun uzun yazmak da istemiyorum. Yönetmen, kendi çerçevesinde farklı bir şeyler yapmak istemiş oyunun konseptinde. Ne yazık ki Carlo Goldoni gibi bir usta yazarın oyunu dar bir çerçeve içinde kalmış. Kıt bir yorumla seyirciyi izlemeğe mahkum etmiş.
Yazan: Carlo Goldoni/Türkçesi: Nevra Barışçı, Yönetmen: Angelo Savalı
Oynayanlar: Mustafa Arslan, Nejat Biricik, Güzin Özyağcılar, Rıza Kocaoğul, Sinan Kara
Şehir Tiyatroları

Boşanmaların başlıca nedeni çalışan kadınlar

Selamlar, beni sakın yanlış anlamayın, şahsen kadın haklarını en az kadınlar kadar savunan bir erkeğim. Size yazmamın nedeni, maalesef genelde kadınlar muayyen bir seviyeye eriştiklerinde, kocalarını hor görüyorlar.

Size yazan bir hanım profesörün ‘Biz başarılı profesyonel kadınlar, başarısız erkeklerle, bir yere kadar yürütebiliyoruz yuvalarımızı’ ifadesinden de söylediğim çok açık olarak kanıtlanmış oluyor.

Bazen ileriyi düşünerek, bazen da çocuklar göz önünde tutularak, tamamen ipleri kopartmak yerine, uyuşmak için problemin odak noktasını bulup, halletmek çözüm getirebilir. Bu profesör hanım, bir ev kadını olsaydı, belki de bugün mesut bir hayatı olabilirdi.

Evliliğimden örnek vereyim: Evliliğimizin 7’nci senesinde eşimle aramızdaki kavgalar çekilmez hale gelmişti. Eşim o sıralarda ev kadını olmasına rağmen 4 lisan bilen yetenekli bir insandı. Çocuklarımızın istikbali için biraz daha dişimizi sıkmaya karar verdik. Kavgalarımızın esas nedeninin kayınvalide olduğu anlaşıldı. Annemi evine yollayarak bugünkü mesut ve anlayışlı 37. yıllık evliliğimize ulaştık.

Evlilikte elbette dayak atma ve aldatma ayrılmaya sebep olabilir. Yine de bir çözüm yolu bulunabilir. Ben şahsen bir erkeğin kadını dövmesinin hemcinslerimin ‘zayıflıkları’ olduğunu düşünüyorum. Maalesef bu Türkiye’mizde ve özellikle az veya hiç tahsil görmemiş insanların bulunduğu bölgelerde çoğunlukta. Ben şahsen çocuklarımı bile dövmemişimdir.

Mütehassıs doktor oğlum ve bilgisayar mühendisi kızım ve onlardan ikişer tane de nefis torunlar... Ailemiz bu mutluluğa böyle erdi.

Düşüncelerinizi buraya aktarsam da, size katılamıyorum. 4 lisan bilen eşinize bir sorsaydınız bakalım, mutlu muymuş gerçekten?

Ev kadını olmak ve çocuk büyütmek onu mutlu etmeye yetmiş mi? Bu düşünceleriniz kadını evine kapatmak ve sosyal hayattan çekip çıkarmak isteyen zihniyete çok uyuyor.

Başarılı kadınların evliliğinde problem varsa, bu daha çok erkeğin sorunu gibime geliyor. Kadın erkeği hor görmüyor ama erkek bu duruma katlanamıyor.

Kadın dövmeye eğilimli insanların her zaman eğitimsiz kişiler olduğunu da sanmayın. Nice meslek sahibi erkekler de istatistiklere göre eşlerini dövüyor!

Bu arada kızınız da meslek sahibi evli bir kadınmış. Ona neden ev kadını olmayı önermediniz ?

Gelin adayına kaynanadan 6 aşamalı sınav
Kilis Kültür Müdürlüğü'nün araştırmasına göre, genç kızlar müstakbel kayınvalideleri tarafından yapılan 6 aşamalı sınavı başarıyla geçtikten sonra gelin olabiliyor. Kilis'te, görücülüğe giden kayınvalideler, genç kızları kendi yöntemlerince bir takım sınavlardan geçirdikten sonra gelinliğe kabul ediyorlar. Araştırmaya göre, genç kızların gelin olmak için geçtiği sınavın aşamaları şöyle:


- Kayınvalide önce bir bahaneyle kız evine giderek, önce kız ve ailesinin durumu hakkında bilgi almaya çalışıyor.


- Kayınvalide, ağzının kokup kokmadığını ve diş sağlığını anlamak için, bir vesileyle kızı yanına çağırarak kulağına bir şeyler söylüyor. Cevap alırken, kızın nefesinin kokup kokmadığını kontrol ediyor.


- Kahve getiren genç kızın yürüyüşüne, kahveyi sunarken el ve tırnaklarına bakıyor.


- Evden ayrılırken bir bahaneyle yere eğilerek halıların tozlu, kirli olup olmadığını gözden geçiriyor. Görücüler ayrıca kapı arkaları ve pencere camlarına da bakarak kızın temizliği hakkında fikir edinmeye çalışıyor.


- Kayınvalide evden olumlu izlenimle ayrılırsa, bir tanıdığı aracılığıyla genç kızı ailesiyle birlikte hamama davet ederek, vücudunu inceliyor. Gelin adayı, bu testlerden tam not alırsa ailesinden istetiliyor.

. Gelin Kaynana Kavgası hakkinda aciklamalar Gelin Kaynana Kavgası konusunda bilgiler

 

Evlilik sorunları Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 15
Şeker Hastalığı Açlık Tokluk kan şekeri kaç olmalı
Okunma: 14
İshal nasıl geçer
Okunma: 11
Referandum nedir?
Okunma: 8
Çocuklarda Yaz İshali
Okunma: 7
Tansiyon düşüklüğü ve tedavisi
Okunma: 6
Gerdek gecesi
Okunma: 5
İstanbul havuz rehberi
Okunma: 5
Kolesterol Nasıl Düşürülür
Okunma: 4
Enerjik olmak için ne yapmalı
Okunma: 4
Rus turistlerin tercih ettiği oteller
Resim
Organik tarım ve önemi
Organik tarım ve önemi

 |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!

Saglikarsiv Sigorta Kadınlar İçin Blog