Erkekler ve cinsel ilişki
Kadinlaricin.net sitesinde Erkekler ve cinsel ilişki baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Erkekler ve cinsel ilişki ile ilgili yazi bulunmaktadir.
Erkek hindi, tabiattaki bütün diğer erkek hemcinsleri gibi sürekli seks arayışı içindedir.
Bilim adamları tahtadan yapılmış, gagası ve gözleri bile olmayan bir oyuncak hindiyi yerden biraz yükseklikte duracak şekilde yerleştirirler.
Seks arayışı içinde olan erkek hindi, anında bu oyuncak hindinin arkasına geçer.
Ve havaya sıçrayarak bu tahta oyuncak ile cinsel birleşmeyi gerçekleştirmeye çalışır.
Dışardan zorla engellenmediği takdirde de kendince işi başarıncaya kadar zıplayıp durur.
Aslında ilk bakışta komik olan bu görüntü, üzerinde biraz düşünüldüğü takdirde son derece de acıklıdır.
Üstelik tabiat, erkek cinsinin böylesine abuk davranış örnekleriyle doludur.
Örneğin, erkek yılanlar, ölmüş olan dişi yılanlarla uzunca süre birlikte olmakta hiçbir sakınca görmezler. (Descent dergisi Vol.2, sayfa 30).
Canlı bir eş yakınlarına gelince, ancak oradan ayrılırlar.
Kurbağa dünyasında ise işler biraz daha tehlikelidir.
Erkek kurbağa azdığı zaman, önüne çıkan canlı her kurbağa ile cinsel ilişkiye girebilir.
Bu nedenle erkek kurbağalar, istenmeyen bir durumla karşılaşmamak için kendilerine özgü bir ‘beni bırak’ (release call) sesi geliştirmişlerdir.
Erkek azmış kurbağa, ancak bu sesi duyunca yanlışlıkla birleşmeye başladığı erkek kurbağayı bırakır. (Tivers 1985, sayfa 214).
O gün herhangi bir nedenle arkadan yakalanan erkek kurbağanın eğer sesi kısıksa, sonuç kendisi açısından oldukça trajik olabilmektedir.
Bu örneklerden yüzlerce vermek mümkün.
Ancak bu kadarı bile hayvanlar dünyasında erkek cinsinin seks konusunda nasıl da acıklı bir durumda olduğunu göstermeye yeter.
İnsanların beyni gelişti diye -ki bu bir varsayımdır ve çoğu zaman gündelik hayattaki örneklerle bu varsayımın kanıtlanması mümkün değildir- erkek cinsinin insanlar âleminde farklı davrandığını sanmak da yanlıştır.
David Buss ve D. P. Schmitt, Psychological Review Dergisi'nin 100'üncü sayısına 1993 yılında yazdıkları ‘Sexual Strategies Theory: An Evolutionary Perspective on Human Mating’ (Seksüel Stratejiler Teorisi: İnsan Cinsel Birleşmesi Üzerine Bir Evrimsel Perspektif) adlı çalışmalarında (204-232 sayfalar arasında) son derece ilginç bir deneyi aktarıyorlar.
Amerika'da üniversite kampusunda yakışıklı bir erkek, yolda yürümekte olan bayan öğrencilere tek tek yaklaşıp seks yapmayı teklif eder.
Kadınlardan tek bir tanesi bile bu yabancı adamla seks yapmayı kabul etmez.
Sonra deneyin ikinci bölümü başlar.
Bu kez de seksi bir bayan, üniversite kampusunda dolaşmakta olan erkek öğrencilerin yanına yaklaşır ve onlara seks yapma teklifinde bulunur. Her dört öğrenciden üçü, yani yanına yaklaşılan erkek nüfusun yüzde 75'i kadının teklifini hiç düşünmeden kabul eder.
Gerçi bu olayı aktaran Robert Wright, ‘Moral Animal: Why We Are The Way We Are’ adlı kitabında, bu olayda kadın öğrencilerin, fiziksel zarar görme korkusuyla erkeğin teklifine ‘hayır’ demiş olmaları ihtimalini de göz önünde tutmamızı istiyor (s.396).
Ama kadınlarda teklifin tek bir kişi tarafından bile kabul edilmemesine rağmen, erkeklerde oranın yüzde 75 olması tabii ki her halükârda önemli bir sonuç.
Ayrıca erkeklerin, durup dururken seks teklif eden yabancı bir kadından korkmamaları için hiçbir mantıki neden olmadığını da belirtelim.
Durum neden böyle? Bazı istisnalar dışında tabiat âleminde erkek ve kadın davranışları neden türe bakmaksızın aynı. Yani erkekler, neden gözü dönmüş hindi gibi davranmakta ısrarlılar.
Cevabı sosyal Darvinist teori veriyor.
Eğer insanın genlerinin ve zekâ yapısının Darvinist bir çizgide evrim geçirmekte olduğunu kabul edersek, cevap hayli basit aslında.
Erkek cinsi, yine tabiatta kuralı bozmayan bazı istisnalar dışında, sonsuz sayıda, birbiri ardına üreme imkânına sahip.
Yani tabiat âleminde erkek, çocuk istediği takdirde bunu çok değişik eşten, defalarca kez ve birbiri ardına yapmak imkânına sahip.
Kadın ise sadece fiziksel nedenlerden dolayı, çocuğu doğuran taraf o olduğundan fazla sayıda üreyemiyor. Bu nedenle hayvanlar âleminde dişi, hemen her durumda hangi erkekle birleşeceği konusunda son derece dikkatli ve seçici olmak zorunda.
Erkeğin böylesine dikkatli olmasına gerek yok. Kadın ise seçeceği erkekte dikkatli davranmadığı takdirde bunun maliyeti ona çok yüksek. Çünkü doğacak çocuk, yanlış seçimle baba olan erkeğin genlerine sahip olursa, anne, adamı çektiği yetmiyormuş gibi bir de çocuğunu çekmek zorunda kalacak.
Erkek ise yanlış seçimin maliyetini katiyen istemiyor ve anında başka eş aramak için yola düşüyor.
Hindi ve diğer hayvanların davranışlarından yola çıkarak insan erkeklerin davranışları hakkında yargıda bulunmanın yanlış olduğunu söyleyenler tabii ki çıkacaktır.
Ancak erkeklerin iki boyutlu kadın resmine, yani pornografik yayınlara bakarak mastürbasyon yapabilme yetenekleri hatırlanırsa o zaman bu ‘yanlışlık’ iddiası tamamen havada kalacaktır.
Zira iki boyutlu pornografik yayına bakarak tatmin olma ile erkek hindinin dişi hindi maketi ile sevişme isteği arasında temelde fazla bir anlam farkı katiyen yoktur.
Kadınların erkek fotoğrafına bakarak aynı sonuca ulaşma istekleri ve pratikte bunu yapan kadın sayısı ise olağanüstü azdır. (Robert Wright; ‘Moral Animal: Whay Are We The Way We Are’...s. 53)
Tüm bu nedenden dolayı radikal feministlerin ‘‘Porno endüstrisi kadınları aşağılamaktadır’’ diye şikâyette bulunmaları da olağanüstü saçmadır, çünkü bütün porno endüstrisi erkeklerin temelde erkek hindi kadar aptal olmaları gerçeğine dayanılarak işlemektedir.
Meselelere böyle baktığınızda Viagra adlı iktidarsızlığa çare getiren ilaca, iktidarlı iktidarsız bütün erkeklerin heyecanla ilgi göstermeleri de dünyanın en doğal gelişmesidir.
Viagra hapı erkeğin hindi gibi davranma içgüdüsüne süreklilik sağlamaktadır.
Bu ilacın yan etkilerinin olduğu şüphesinin erkekleri durduracağını sananlar da yanılıyorlar.
Çünkü bütün tabiat alemi erkeklerin dişileri elde etmek için ölümü bile göze almalarının bir özetidir.
Hayvanlar alemindeki seksüalitede dişi sürekli eş seçici olduğundan, erkek kendini ön plana çıkarmaya yönelik fiziksel özellikleri ya edinir, ya da bunlar varmış gibi hava atar. (Helena Cronin; ‘The Ant and The Peacock: Altrusism and Sexual Selection From Darwin to Today ve Matt Ridley; ‘The Red Queen: Sex and The Evolution of Human Nature')
Sadece seks yapabilmek için erkeğin geliştirdiği bu yetenekler, aynı zamanda onun ölümle burun buruna yaşaması anlamına da gelir.
Çünkü tabiatta var olabilmenin en önemli koşulu fazla dikkat çekmemektir. Dikkatleri üzerine çeken erkek hayvan, sonuçta büyük olasılıkla başka hayvanlar tarafından öldürülüp yenilir.
Ölüm bile erkeği seks arayışından caydıramazken Viagra hapının yan etkilerinin bunun kullanımını azaltacağı varsayımı tek kelimeyle saçmadır.
Burada kısa bir dipnot vererek kendi durumum ile ilgili bilimsel tespitlerimden ilkini aktarmak istiyorum.
Kendi bireysel fiziksel evrimimin ilk aşamalarında ben de diğer hayvanlar gibi kadınları sadece fiziksel çekiciliğimle kendime çekebileceğimi zannettim.
Bunun imkânsız olduğunu fark ettikten sonra fiziksel görünümümü değiştirme yolunda birçok girişimim oldu.
Aslında bunun temelde tavuskuşunun evriminden mantıken bir farkı da yoktur.
Tüyleri olmayan bir tavuskuşu inanılmaz derecede çirkindir.
Onun evriminin ilk açamasında tek bir tüyü bile yoktu. Sonra cinsel çekicilik kazanabilmek için çabalarken yüzyıllar içinde tüylerini geliştirdi.
Bugün benim gibi bütün orta yaşlı erkeklerin aile fotoğraf albümlerinde gençlik yıllarındaki uzun saçlı, bıyıklı ve temelde inanılmaz derecede itici görünümlerinin fotoğraflarla belgelenmiş olması da bu nedenle çok doğaldır. Biz de diğer hayvanlar gibi dış görünümümüzde değişiklik yaparak sekse ulaşmakta başarı kazanmaya çalıştık.
Bunu başaranlar oldu tabii.
Başaramayanlar ise başka yola saptılar.
Dünya tarihinde bilgili, akıllı ve kültürlü diye bilinen hemen bütün erkeklerin aynı zamanda çirkin olmalarının temelinde bu tabiat olayı yatmaktadır.
Onlar sadece ama sadece sekse ulaşmak için fiziksel değişimi deneyip de başaramadıktan sonra, çaresizlik içinde ‘‘Bari aklımızı geliştirelim bakalım kadınlar bizi çekici bulmaya başlayacak mı’’ diyen insan kategorisidirler.
Tabii ben sadece akıllı olmakla yetinemezdim çünkü fiziksel görünümüm ‘bayağı akıllı' tabiriyle örtülebilecekten çok daha fazla sorunluydu.
Bu nedenle de dâhi olmaya karar verdim ve oldum.
Babiali'de beni yemek isteyen gazeteci sayısının inanılmaz derecede fazla olması da anlayacağınız basit bir tabiat kanununun sonucu.
Çünkü daha önce de ifade ettiğim gibi hayvanlar aleminde erkek kendi özelliklerini sekse ulaşmak için geliştirirken aynı zamanda bunun tehlikeli olduğunu, bunun başka hayvanlar tarafından parçalanma tehlikesini beraberinde getireceğini biliyordu.
Ben de dâhi olurken bir gün Babıali'de bunun göze çarpacağını ve beni yemek isteyenlerin sayısının hızla artacağını biliyordum.
Bunu umursayamazdım, çünkü dediğim gibi burada özgür tercihler değil, tabiat kuralları söz konusu.
Buraya kadarki bilimsel tespitlerimiz
1- Hayvanlar âleminde erkek cinsi, sürekli, zincirleme seks arayışı içindedir. Bu, temelde abuk bir durumdur, ama yapılacak bir şey de yoktur. Erkeğin seks arayışında fazla seçici davranmasına da gerek yoktur, çünkü önüne çıkan her dişiye geçiciymiş gibi bakar.
2- Dişiler ise sekse farklı yaklaşırlar, çünkü seksin sonuçlarına katlanacak taraf kendileri olacaklarından, eş seçiminde son derece dikkatli ve seçici olmak zorundadırlar.
Bu iki temel kuralı yan yana koyduğunuzda eğer şu anda yeni evlenmeye hazır bir çift değilseniz, yani ideolojik bir çılgınlık yaşamakta olduğunuzdan algılama düzeyiniz yarı yarıya azalmış değilse, evlilik kurumunun son derece irrasyonel olduğunu net olarak görebilirsiniz.
Hem de sadece erkekler açısından değil, kadınlar aşısından da irrasyoneldir evlilik kurumu.
Çünkü kurumun bütün kuralları, eş seçiminde yapılan bir hatanın katiyen düzeltilmemesi ilkesi üzerine kurulmuştur.
Dolayısıyla dişi cins, eş seçiminde yapması muhtemel olan hata payını bir de düzeltme imkânından yoksun kalarak, hayattaki var olan yükünü biraz daha artırmıştır.
Erkek ise sadece insanlarda var olan bu kurumun bağlılık yeminini ederken, hayat boyu tek eşli yaşayacağı sözünü vererek, yaklaşık bir milyar yıl süren evrim sonucunda oluşmuş genetik yapısına rağmen gözümüze baka baka yalan söylemekte ve daha da acıklısı bu yalanına kendisi de inanmaktadır.
***
Konu üzerinde düşünürseniz yaşamdaki belli başlı mutsuzlukların hemen hepsinin temelinde kadın-erkek ilişkilerinin bulunması işte bu yüzden de çok doğaldır.
Çünkü kadın ve erkek nedense el ele verip illa da bu gayri tabii kurumsal çerceve içinde yer almakta ısrarlı olmaktadırlar.
İnsanoğlunun gerçek mutluluğu bulabilmesi için bu kurumun bir an önce yasaklanması gerekir.
Ancak bu konudaki kanunun yakında TBMM'den çıkacağı ve hatta ilgili komisyona sevk edileceği yolunda bir işaret bile yoktur.
***
İşte bu noktada yine benim durumuma dönebiliriz.
Yaptığım bilimsel çalışmalar sonucunda benim maymundan evrilmediğim, Phalorope diye bilinen kuş türünden geldiğim ortaya çıktı.
Phalorope kuşu, ÜZERİNDE BİR CİNAYET TEHDİDİ OLMADAN BİLE EŞİNE BAĞLI OLARAK YAŞAYAN KUŞTUR.
Bu kuşların kurduğu ailede dişi, etrafla kavga eder, ailenin çıkarlarını korur.
Bütün bunlar olurken erkek kuş, sessiz ve sakin bir şekilde evde oturabildiği takdirde mutludur.
Ve hatta dişi kuş yumurtladığında erkek kuş bu yumurtaların üstüne kuluçkaya yatma işini bile üstlenir. Yeter ki dişi kuş onun evde sakin bir şekilde oturmasına karışmasın.
Genetik yapımı henüz muayene ettiremedim ama karakter olarak bir Phalorope kuşu olduğum kesindir
(Not: Phalorope deniz çulluğuna benzeyen bir kuştur. Bilimsel adı da Phalaropus Lobatus'tur)
(Kaynak: West-Eberhard, Mary Jane (1991) ‘Sexual Selection and Social Behavior’, Michael Robinson ve Lionel Tiger'ın editörlüğünü yaptığı ‘Man and Beast Revisited’, Smithsonian Institution Press, içinde.)
***
Tabii daha gençken bir Phalorope kuşu olduğumu henüz bilmiyordum.
O yüzden de dün yazdığım gibi kadınlara çekici olabilmek için ilk önce fiziksel görünümümü geliştirmeye çalıştım.
Bunun ancak son derece kapsamlı, hem de bayağı kapsamlı bir zincirleme estetik ameliyat maratonu sonucunda olabileceği ortaya çıkınca fiziksel görünümümü geliştirmekten vazgeçtim ve gücümü beynime verdim.
Sonuçta da dâhi oldum.
Tabii dâhi olmak da kolay değil, uğraşıp didinmek gerekiyor.
Tam 37 yılımı aldı bu Darvinist evrim süreci. Ve tam sonuca ulaştığım gün bütün olayın boşa olduğunu da anladım, ne yazık ki.
***
Dâhi olmayı tam olarak başardığım günü dün gibi hatırlıyorum, çünkü o gün R. ile de tanıştım.
Tabii doğal olarak o da benim temelde bir Phalorope kuşu olduğumun henüz bilincinde değildi.
Bu da şaşırtıcıydı, çünkü anladığım kadarıyla benim okuduğum bütün sosyal Darvinizm ile ilgili kitapları o da baştan aşağıya okumuş ve hatta bunlardan bazı bölümleri ezberlemişti bile.
Bunu anladığım anı da çok net hatırlıyorum. Bir gün bir video filmi kiralayarak eve geldi.
Vallahi şimdi ismini hatırlayamıyorum, ama filmin bizim konumuz açısından en önemli sahnesi şöyleydi: Kadının son derece sinirli olduğu gözlerinden belliydi. Bunu belli eden bir başka nokta da kadının elindeki bir elektrikli testere ile yerde çırpınan adamın derisini soymasıydı. Müteakip sahnelerde kadın bu deriden kendisine kıyafet bile yaptı.
R. bana görüntülerini dondura dondura, sahne sahne izlettirdiği bu filmden sonra ‘‘Ben öyle genetikmiş, sosyal Darvinizm'miş filan anlamam. Canımı sıkacak bir davranışını gördüğümde olacak olan budur haberin olsun’’ dedi.
Bu tür tehditleri canlılar âleminde bütün dişiler yapar. Büyük çoğunluğu korkutmayı beceremez. Korkutmayı becerenler de dişiler sınıflandırması hiyerarşisinde üst sırada yer alırlar.
R. da maalesef üst sıradaydı.
Daha henüz o günlerde maymundan evrildiğimi zannettiğimden bu duruma üzülmüştüm. Çünkü korku belasına tabiat kurallarına aykırı yaşamaya zorlanacağımı sanıyordum.
Sonra baktım ki tehdit olmasa bile öyle yaşamak zorundayım, çünkü bir Phalorope kuşuyum. O zaman ortada da zaten bir sorun kalmadı.
TV izleyicisi müstehcen filmi nasıl seyrediyor
Evin reisinin geceleri ‘‘hanım sen yat, oğlum git dersini çalış, ben televizyon seyredeceğim’’ demesinde şaşacak bir şey yok... Dr. Yaprak İşçibaşı'nın doktora tezi için yapılan araştırmaya göre televizyon izleyicileri müstehcen filmleri tek başlarına seyrettiklerinde daha hoşgörülüler. Yanlarında başkaları olursa, müstehcenliği kabullenmeleri zor.
Televizyonda oynayan filmlerde çıplak insan görüntüleri ve sevişme sahneleri seyirciler tarafından nasıl algılanıyor? Bu sahneler konusunda iki zıt inanç var: Bir yandan izleyicilerin ahlaki kaygılarla bunlara tepki gösterdiği düşünülüyor; bir yandan da bu sahnelerin izlenme oranını arttıracağına inanılıyor...
Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlilerinden Dr. Yaprak İşçibaşı, doktora tezi olarak, televizyonda müstehcenliğin seyirciler tarafından nasıl karşılandığını ölçtü. Tez, aynı fakülteden Prof. Dr. Levent Kılıç'ın danışmanlığında ve Doç. Dr. Ali Atıf Bir'in anket yöntemi ve uygulamasıyla yapıldı.
Deneklere altı müstehcen film senaryosu sunuldu. Bunlardan her biri, ayrı ayrı faktörlerin ölçülmesini amaçlıyordu. Araştırmaya katılanlara bu filmleri tek başına seyrediyorlarsa nasıl tepki gösterecekleri, yanlarında eşleri, çocukları, yakınlarıyla seyrederlerse nasıl tepki gösterecekleri ayrı ayrı soruldu. Deneklerin cinsiyeti, medeni hali, eğitim durumu, dindar olup olmadıkları da göz önünde tutuldu. Sonunda ortaya şu sonuçlar çıktı:
İnsanlar ister kadın, ister erkek olsunlar, televizyonu tek başına izlediklerinde, müstehcenliği çok daha kolay kabul edebiliyorlar. Aileleri ya da başkalarıyla izlediklerinde gösterdikleri hoşgörü büyük ölçüde azalıyor.
Türk izleyicisi için kabul edilemeyen başlıca konu zina. Bu konuda diğer ülke izleyicilerinden ayrılıyorlar. Başka konularda yabancı ülkelerin seyircileriyle aynı tepkiyi veriyorlar; ama zinaya gelince iş değişiyor. Türkler bu konuda daha hassas.
İzleyicinin cinsiyeti de hoşgörüyü belirliyor: Kadınlar müstehcenliği erkeklere göre çok daha fazla tepkiyle karşılıyor.
Evliler de bekarlara göre müstehcenlik karşısında çok daha tutucular.
Eğitim düzeyi yükseldikçe, müstehcenliği kabul sınırı da yükseliyor. Ama eğitim düzeyi ne olursa olsun, insanlar aileleriyle televizyon seyrederken müstehcen yayınlara karşı daha tutucu davranıyor.
Dindar olduğunu belirten izleyiciler, bir de ileri yaştaki bireyler müstehcen yayınlara karşı daha olumsuz bir tavır sergiliyor.
Cinsel yanlışlar hayatı karartıyor
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği Başkanı
Psikiyatrist Dr. Nesrin Yetkin, cinsellikle ilgili yaygın inanışların çoğunluğunun doğru olmadığı halde yaşamı olumsuz etkilediğini belirtti. Dr. Yetkin, ‘‘Bireyler aile ve eğitim kurumlarından yeterli ve doğru bilgi almadığından, yaşıtlarından, yazılı ve görsel yayın organlarından doğru veya yanlış bilgiler ediniyorlar’’ dedi. Dr. Yetkin, cinsel eğitimin çok uzun vadeli bir süreci kapsadığını, yeni yetişenlerin doğru bilgilenmesi halinde bile toplumdaki yaygın inanışların birey üzerindeki etkilerinin hemen yok olmayacağını söyledi. Dr. Yetkin, ‘‘Üzerinde konuşulması, açıkça ele alınması yasak olan cinsellik konusunda doğru bilgi birikimi sağlanamıyor. Bu ortamda çeşitli inanışların ortaya çıkması kaçınılmaz. İnanışlar, film ve romanların, yazılı ve görsel basın organlarının, ana babaların, hatta eğitici ve danışmanların doğrudan veya dolaylı mesajlarıyla daha uzun süre varlıklarını ve bireyler üzerindeki etkilerini sürdürecekler’’ diye konuştu Dr. Yetkin'e göre cinsellikle ilgili bazı yaygın yanlış bilgi ve inanışlar şunlar:
KADIN ASLA ARZULAMAZ
Cinsellikte beklenen kadın-erkek rolleriyle ilgili de yanlış inanışlar var. Örneğin erkekler, her zaman ve her ortamda, her kadınla cinsel ilişkiye istekli ve hazır olmalıdır; cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmeli; cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahláksızdır; her erkek, her kadına nasıl zevk vereceğini bilir ve bilmelidir... Bunların hepsi yanlış inanışlar ve bilgiler. Kadınlar da erkekler de zamana, ortama, cinsel eşe ve daha birçok faktöre göre istekli veya isteksiz olabilirler. Cinsel etkinliği başlatabilir veya reddedebilirler. Cinsel ilişki, iki kişinin bedenleri aracılığıyla beyinleriyle belli bir zaman parçasında birlikte cinsel haz üretmeleridir. Her iş, eşin eşit katılımıyla oluşur.
PENİS BOYU KORKUSU
Sanıldığının aksine, penis boyuyla cinsel performans arasında doğrudan bir ilişki bulunmuyor. Oysa birçok erkek bu nedenle büyük kaygılar yaşıyor. Kimileri karşı cins ile ilişki kurmaktan kaçınıyor, kimileri ise değişik kompleksler geliştiriyor..
MASTÜRBASYON TABUSU
Toplumda kendi kendini tatmin (mastürbasyon) ile ilgili son derece olumsuz ve yanlış inanışlar var. Mastürbasyonun fiziksel ve ruhsal hastalıklara, vereme, körlüğe, kısırlığa, erken boşalmaya neden olacağına inanılıyor. Bu nedenle birçok kişi, ergenlik ve yetişkinlik dönemindeki en doğal cinsel etkinliği, suçluluk duyguları ve hastalık korkuları nedeniyle yaşamıyor. Mastürbasyon yapmıyor. Oysa mastürbasyon, yalnızca bireysel haz kaynağı değil, aynı zamanda kendi bedenimizin cinsel yanıtlarını öğrenmemizde ilk basamak.
DOKUNMAYI SEVMİYORUZ
Yanlış inanışların büyük bir bölümü, cinsel ilişkinin ideal nitelikleri üzerine olan düşüncelerden oluşuyor. İnsanlar, cinsel yaşamdan, kendilerinden ve cinsel eşlerinden bu yanlış inanışlar doğrultusunda beklentilere giriyorlar. Cinsel ilişkinin niteliğiyle ilgili yanlış inanışların bazıları şunlar: Tüm dokunmalar cinsel ilişkiyle sonuçlanmalıdır; cinsellik cinsel birleşme demektir; iyi bir cinsel ilişkide heyecan giderek artmalı ve mutlaka orgazmla sonuçlanmalı; erkeğin penisi sertleştiğinde en kısa zamanda boşalmalıdır; iyi bir cinsel ilişkide eşler birlikte orgazm olmalıdır...
Bu yanlış anlayışlar doğrultusunda cinsel yaşam, hemen hemen yarıya yarıya yok olmuş sayılır. Çünkü bu önyargılar nedeniyle sarılma, öpüşme, duyguların paylaşımı, haz verici dokunmalar vb. yok sayılır. Hedef, hemen cinsel birleşme ve orgazm olarak belirlenir. Oysa kadınların da erkeklerin de hem duygusal yakınlığa, hem de uyarılmaz ve haz almak için okşanmaya ihtiyacı vardır.
TEK HEDEF ORGAZM
Tek hedef olarak orgazmı görmek yanlış. Erkek açısından cinsel eşi uyarıcı bulmamak, penisin sertleşmesini bozan nedenlerden sadece biridir. En az 50 neden daha sayılabilir. Cinsel birleme cinsel ilişkinin yalnızca bir parçası. Orgazm zevkli bir duyumdur, ama saniyelerle ifade edilen bir zaman sürer. Sevişmenin bütünü içinde çok kısadır. Eşlerin aynı anda orgazm olmaları, hem cinsel haz için zorunlu değil, hem de kendilerini ve birbirlerini çok iyi tanıyan eşlerin bazen yaşadıkları bir durumdur.
SERTLEŞME SORUNLARI
Her erkek geçici sertleşme sorunları yaşayabilir. Yanlış cinsellik anlayışı etkisiyle sertleşme refleksindeki her değişiklik fark edilir. Çok önemsenir ve kaygı yaratırsa, sertleşmeyi büsbütün bozar. Uzmanlara danışıp çözüm bulunabilir.
Erotizm tabu mu dürtü mü?
Aşkı nasıl yaşıyorsunuz? Meraklı, bağımsız ya da korkak? İlk adımı siz mi atıyorsunuz, yoksa eşinizden mi bekliyorsunuz? Aşağıdaki psikolojik teste vereceğiniz cevaplar cinselliği nasıl yaşadığınızı ortaya çıkaracak.
1 En yakın arkadaşınızın sevgilisine aşık olmak...
a) İnanılmaz
b) Neden olmasın
c) Sonunun kötü olacağını düşünür vazgeçersiniz
d) Dalavera çeviren kişilere özgü bir davranış olduğunu düşünürsünüz
2 Çocukluğunuz, denince aklınıza ilk gelen şey nedir?
a) Karanlık korkunuz
b) Anneniz
c) Oyunlar
d) Hayalleriniz
3 Nasıl bir ortamda cinsel ilişkiye girmeyi tercih edersiniz?
a) Karanlıkta
b) Tüm ışıklar açıkken
c) Gölgeler arasında
d) Güneş ışığında
4 Aşağıdakilerden hangisiyle bir gece geçirmek hoşunuza gider?
a) Ciddi biriyle
b) Komik biriyle
c) Yakışıklı/güzel biriyle
d) Tecrübeli biriyle
5 Seks...
a) Hoşunuza gider
b) Çok fazla konuşuluyor
c) Bir ilişkinin en önemli parçası
d) Sizi fazla ilgilendirmiyor
6 İlk cinsel birlikteliğinizi yaşadıktan sonra ne yaptınız?
a) Kalkıp bir duş aldınız ve eşinizle konuşmaya başladınız
b) Eşinizin sizi bir kez daha baştan çıkarmasına izin verdiniz
c) Eşinizin size şevkat göstermesini bekleyip yanında uzandınız
d) İçinizden ikinci seferin daha iyi olmasını dilediniz.
7 Bir bekleme odasında yalnızsınız, karşınızda çok çekici bir erkek/kadın sizi ciddi anlamda süzüyor:
a) Kendinizi rahatsız hisseder ve yakınınızda bulduğunuz bir dergiyi karıştırmaya başlarsınız
b) Siz de oyuna katılır, onu süzer ve hareketlerini tartmaya çalışırsınız
c) Böyle biriyle bir ilişki yaşamanın nasıl olacağını düşünmeye başlarsınız
d) Size neden bu kadar dikkatli baktığını sorarsınız
8 Seksten bahsederken aşağıdaki insanlardan hangisinden nefret edersiniz
a) Açık olan insanlardan
b) Düşündüğünü söyleyen insanlardan
c) Her zaman dikkatleri üzerine çekmeye çalışan insanlardan
d) Diyaloğu değiştirmeye çalışan insanlardan
9 Eşinizle cinsel problemleriniz varsa...
a) Konuşmaktan kaçınırsınız
b) Bu konuyu sadece en yakın arkadaşınızla konuşursunuz
c) Eşinizle konuşup bu sorunu derhal çözmeye çalışırsınız
d) İçinizi sıkıntı kaplar
10 Çocuğunuzun seksle ilgili sorusuna ne cevap verirsiniz?
a) Soruyu duymamış gibi yaparsınız
b) Bu soruyu babasına sormasını söylersiniz
c) Sorusunun cevabını öğretmeninden alabileceğini söylersiniz
d) Çocuğunuzu karşınıza alıp herşeyi baştan anlatmaya çalışırsınız
11 Önemli bir iş toplantısı sırasında gömleğinizin/pantolonun-uzun bir düğmesinin kopmuş olduğunu fark ettiniz...
a) Kendi kendinize güler ve kimin bu durumun farkında olduğunu anlamaya çalışırsınız
b) İzin ister odadan bir iğne iplik bulmak için çıkarsınız
c) O an yerin dibine girmek istersiniz
d) Dikkatleri üzerinize çekmek hoşunuza gider
12 Nasıl biri olmak istersiniz?
a) Güzel/yakışıklı
b) Akıllı
c) Ünlü
d) Zengin
D E Ğ E R L E N D İ R M E
1) a)6 b)2 c)4 d)0
2) a)6 b)4 c)0 d)2
3) a)6 b)0 c)4 d)2
4) a)0 b)6 c)4 d)2
5) a)6 b)0 c)2 d)4
6) a)2 b)0 c)4 d)6
7) a)6 b)2 c)0 d)4
8) a)0 b)6 c)4 d)2
9) a)4 b)2 c)0 d)6
10) a)6 b)4 c)0 d)2
11) a)2 b)4 c)6 d)0
12) a)2 b)0 c)4 d)6
26 puana kadar
Sınırsız
Aşkta sınır kabul etmiyorsunuz. Korkular, tabular sizin kabul etmedikleriniz arasında yer alıyor. Erotizmin öğrenilmesi gereken bir sanat ya da gizli birşeyi açığa çıkartmak için çabalama olmadığının bilincindesiniz. Bazen agresif olsanız da meraklı ve yaratıcı bir kişiliğe sahipsiniz, cinsel kimliğinizin bilincindesiniz. İstediğiniz yenilikler her zaman yararlı olmayabiliyor. Doğru dengeyi kurmayı öğrenmelisiniz. Sıkıntı yaratan bir insan değilsiniz. Karşı cinse nasıl davranacağınızı biliyorsunuz. Doğru kelimeleri, doğru zamanda, doğru insana karşı kullanmayı biliyorsunuz.
27-46 puan arası
Tatminkar
Bazen baştan çıkarma oyunlarını seviyor bazen de kendinizi bir perde arkasına saklıyorsunuz. Nasıl davranacağınızı çevrenizdekiler belirliyor. Eşinizin korkuları ya da sınırlarına uyabiliyorsunuz. Cinselliğinizi sakin, sıkıntıya girmeden yaşamak istiyorsunuz. Eşinizin her türlü sorusuna cevap verebiliyorsunuz. Sonuna kadar gidebilmek için karşınızdakine tamamıyle güvenmek zorundasınız. Cinsel konularda inisiyatifi elinize almaktan korkmayın.
47 puandan fazla
Kendine güvensiz
Duyuguyu, şiiri, gizi seviyorsunuz, eşiniz tarafından sevilmeyi ve korunmayı istiyorsunuz, ama cinsellik sizin için bir tabu. Eşinizin isteklerinden korkuyor, ona cevap verememekten çekiniyorsunuz. Aynı zamanda ona da birşey sormuyor ve ondan bir istekte bulunmuyorsunuz. Aslında sizin istediğiniz rüyalarınızı süsleyen kişiye rastlayıp sizi gökyüzündeki kalesine götürmesi. Yardım istemekten korkmayın, erotizmin sadece yatakta olacağını düşünmekten vazgeçin.
Yanlış olsa da onu seviyorum Yazılarınızı her gün takip ediyor ve öğütlerinize önem veriyorum. Onlardan ders almaya çalışıyorum. Ben 19 yasında bir genç kızım. Şu an üniversitede okuyorum. Üç aydır, 35 yaşında bir adamla beraberim. Her ne kadar yanlış olduğunu bilsem de onu seviyorum.
Bir hafta kadar önce kendisinin evli olduğunu öğrendim. O henüz bildiğimi bilmiyor. Ondan ayrılmaya korkuyorum, çünkü onunla beraber oldum. Ailem duyarsa beni öldürür. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sen son umudumsun...
Madem yanlış olduğunu biliyor, hatanı da görüyorsun, neden devam ediyorsun? Beraber oldunuzsa, onunla bu ilişkiyi sürdürmekle ne kazanacağını sanıyorsun? Eşini boşayıp seni alacağını mı umuyorsun? Hiç sanmam...
Belli ki bu adam senin gençliğinden, saflığından, tazeliğinden yararlanmak istediği için evli olduğunu söylememiş. Amacı zaten seni elde etmekmiş. Seninle güzelce vakit geçirip, daha sonra da ilk fırsatta çekip gidecektir. Ya bu arada bir de hamile kalıverirsen... İşte o zaman çok zor olur. Hiç kimseye bir şey söylemek zorunda değilsin, ama bu adamdan bir an önce uzaklaş, kendini kurtar.
Erken boşalmaya karşı polisiye roman tedavisi
Tüm dünyada çok yaygın olan erken boşalma sorununun çok ciddi olduğunu ve tabu sayıldığını belirten uzmanlar, Louvain Üniversitesi (UCL) Psikoloji ve Tıp Fakültelerinde ‘‘biblioterapi’’ olarak adlandırılan yeni bir yöntem geliştirdiklerini belirttiler. Bilim adamları, erken boşalma sorunu bulunanların ‘‘bir polisiye roman okuyarak’’ sorunlarına çözüm bulabildiklerini söylediler.
UCL uzmanlarından Sandrine Deplus'un yaptığı açıklamaya göre, Belçika ve Kanada'da araştırmalarını sürdüren Prof. De Sutter'in yazdığı kitapta, erken boşalma sorunu bulunan bir gazetecinin bir seksoloğa başvurmasından sonra izlediği yöntemler anlatılıyor. Bilim adamları, hastalara tavsiyeler içeren broşürler yerine, pratik uygulamayı detaylarıyla anlatan bir kitap sunmanın daha etkili olduğunu savunuyorlar.
Kitapta 1996'dan beri Kanada'da uygulanan ve başarılı sonuçlar getiren tedavi yöntemlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, ayrıca kişinin kendini kontrolüne olanak tanıyacak nefes düzenine, kas hareketlerine ve psikolojiye ilişkin yaklaşımların da bulunduğunu vurguladılar.
Uzmanlar, UCL'de 50 gönüllü üzerinde yapılacak deneylerle yeni yöntemin başarılarının kanıtlanacağını belirttiler ve kimlikleri gizli tutulacak gönüllülere çağrı yaptılar. İlaçsız tedavi, 4 ay boyunca bir psikolog kontrolünde gönüllüler üzerinde denenecek.
Bilim adamları, cinsel ilişkinin başlangıcından itibaren 2 dakika içinde orgazm olanların erken boşalma sorunu bulunduğunun söylenebileceğini, ancak bunun bir hastalık olarak algılanmaması gerektiğini ifade ettiler.
Belçika'nın Louvain Üniversitesi (UCL) bilim adamları, yeryüzündeki çiftlerin yüzde 30'unun cinsel ilişki sırasında karşı karşıya bulunduğu ‘‘erken boşalma’’ sorununa kitap okuyarak çözüm getiren yeni bir yöntem geliştirdiler. Özellikle polisiye roman okumanın terapide başarılı sonuçlar verdi.
Yedi seks yalanı
Gün geçmiyor ki doğru bildiğimiz bir sürü şeyin aslında yanlış olduğuna dair bir haber okumayalım. Yumurta-kolesterol ilişkisinden tutun da kadın-erkek ilişkisine kadar...
Nitekim geçtiğimiz günlerde ikincisiyle ilgili en son yanlışları öğrendik. ‘‘Dünyadaki en büyük yedi seks yalanı’’ başlığı altında yayımlandı.
E, yayımlandı diye hemen inanıp benimseyecek değiliz. Bir irdeleyelim bakalım.
Burnu büyük erkeklerin penisi de büyüktür.
Bunun yalan olduğuna sevindim.
İnsan biraz merak etmeli, hayal kurmalı...
Neyle karşılaşacağını bilememenin heyecanını yaşamalı...
Ne o öyle, burnuna bak, gerisini merak etme sen.
Şimdi burnu küçük erkekler, bu yalanı çıkarıp yayanlara tazminat davası açsalar yeridir. Yıllar yılı ‘‘Vallahi değil, inanmazsan göstereyim’’ hallerinde dolaşıp durdular.
Burun havada, karizma yerlerdeydi.
Herkes haftada 2.5 kez seks yapıyor.
Meğer daha az yapıyorlarmış.
Hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur.
Ben 2.5'u bile az buluyordum.
‘‘Neden?’’ derseniz,
Türk erkeğinin gücü malum.
Ayrıca Galapashaşamdan kızlarının performansına da çok güveniyordum.
Meğer eğlenir eğlenir, eve gidip uyurlarmış.
Erkekler daha çok zayıf kadınları tercih eder.
Ben zaten biliyordum bunun yalan olduğunu.
Yoksa peşimdeki erkek ordusu başka nasıl izah edilebilir?
O sıska kızlarla gezip tozmalarının nedeniyse, kızların devamlı rejimde olmaları hasebiyle restorandan ucuza kalkmaları.
İlk bakışta aşk vardır.
Yokmuş meğer.
Aşk için zamana ihtiyaç varmış. O ilk bakışta hissedilen şey arzuymuş.
Arzu ise habire azalan bir şey olduğuna göre, aşk geldiğinde arzu gitmiş oluyor. Anlayacağınız ikisinin denk düştüğü olmuyor.
‘‘Ama bizimki denk düştü’’ diyorsanız... Siz araştırmacılardan daha mı iyi bileceksiniz? İnatlaşmayın şunlarla!
Penisin büyüklüğü kadının tatmini açısından önemli.
Değilmiş meğer.
Hangi kadınlara sorup da bu neticeye vardılarsa...
Doğudaki, 12. çocuğuna hamile kadına sorarsanız ‘‘Benim herifte o dediğiniz şeyden hiç olmasa daha iyi olur’’ diyebilir.
İlişkide yatağa ilk adımı hep erkekler atar.
Bunun yalan olduğunu kabul etmiyorum.
Açın perdeyi dışarı bir bakın, ortada bir dişi kedinin oturmakta olduğunu ve en az beş erkek kedinin etrafında halka olmuş, kıçını yerden kaldırmasını beklediğini göreceksiniz.
Sabahtan beri tam penceremin önündeki ağaçta oturuyor bir tanesi. Erkeklerin biri inip biri çıkıyor yanına. Nafile. Hiç niyeti yok.
‘‘İçlerinde beğendiği tipte biri yoktur belki’’ diyemeyeceğimize göre...
‘‘Onlar kedi’’ diyeceksiniz şimdi. Ben de size ‘‘İnsan da bir hayvandır’’ diyeceğim.
Erkekler soğuktur ve çok zor áşık olur.
Kısmen doğru.
Şöyle:
Eğer bekár erkekler için söyleniyorsa tamam. Ama evli erkekler için bundan daha büyük bir iftira olamaz.
İnanmazsanız herhangi evli bir erkeğe biraz kur yapın, neticeyi gözlerinizle görün. . Erkekler ve cinsel ilişki hakkinda aciklamalar Erkekler ve cinsel ilişki konusunda bilgiler
|