Bir araştırmaya göre prezervatif (kondom) en çok Trabzon'da satılıyor.
INFO Araştırma Şirketi'nin korunma yöntemleriyle ilgili yaptığı araştırmada, prezervatifin en çok Trabzon'da satıldığı ortaya çıktı. İstanbul Nişantaşı, Erenköy ile Ankara, İzmir ve Trabzon'daki D & R mağazalarında yapılan anketlerde ilginç sonuçlar elde edildi. Geçen yılın haziran ayında başlatılan ve 20 bin 326 kişinin katıldığı anket sonuçlarına göre, özellikle gençlerin korunma yöntemi olarak tercih ettikleri prezervatifin Türkiye'de en fazla Trabzon'da satıldığı belirlendi.
Anket sorularını yanıtlayanların yüzde 30'unu kadınlar, yüzde 70'ini ise erkekler oluşturdu. Katılımcıların yüzde 81'inin cinsel ilişki sırasında mutlaka bir korunma yöntemi uyguladıkları saptandı. Bu durumun, Türk halkının büyük çoğunluğunun cinsel konularda bilinçlenmeye başladığının bir göstergesi olduğu bildirildi. Türkiye Aile Sağlığı Planlaması (TAP) Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, Trabzon'un ilk sırayı almasının en büyük nedeninin ise, son yıllarda bölgede yabancı uyruklu hayat kadınlarıyla artış gösteren cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve medyanın bu konuda yaptığı yayınlar olduğu belirtildi.
Benden bir ya da iki yaş büyük çocuklardan biri (Aklan, Yıldırım, Kaya ya da Turan olabilir), aklına nereden gelmişse gelmiş, o müthiş soruyu soruyor:
- Baban annene bir şey yapıyor mu?
Sorunun anlamını yüreğim burkularak kavrar gibi oluyorum.
- Babam anneme bir şey yapmaz, diyorum. Yapsa da ayda yılda bir kere.
Ve ‘‘Ayda yılda bir kere’’ bir süre takma adım oluyor.
Yaşım 12 falan olmalı. Karın ağrısıyla kıvranarak yatıyorum. Mangal başında babam anneme soruyor:
- Bizimki akl-i baliğ (ergen) olmuş mudur?
- Ben ne bileyim! diye dikleşiyor annem.
- Öyleyse, çamaşır yıkarken donlarına dikkat et, bak bakalım leke var mı?
Ertesi gün okulda sınıfın kabadayısı İzzet Dayı'ya soruyorum:
- Dayı yahu, ‘‘akılbali’’ olmak ne demek?
İzzet Dayı yüzüme küçümseyerek bakıyor ve bilimadamı ciddiyetiyle yanıtlıyor:
-Akılbali olmak demek, otuzbir çekmek demektir.
Oğlum Tan dört-beş yaşında o ünlü soruyu soruyor bana:
-Baba ben nereden geldim?
- Bir yerden gelmedin. Seni annenle ben yaptık. Nasıl yaptığımızı şimdi sorma. Sana birkaç yıl sonra anlatırım.
İlkokula başladığı zaman gerçeği anlatıyorum.
Yıl 1978. Tan, Türkbükü denizinden bir yağız tay gibi çıkıp bana doğru koşuyor. Aklıma birden annemle babamın konuşmaları, İzzet Dayı geliyor. Tan'ı yanıma çağrıyorum.
- Mastür işleri nasıl gidiyor? diye soruyorum.
- Ne mastürü be! diye bağırarak yanımdan uzaklaşıyor.
Ama, akşam üzeri, ben Eda'nın barında demlenirken yanıma yaklaşıp, omuzunu böğrüme bastırıyor.
- Evet, yapıyorum, diyor. Ama sen anlat bana...
Babamla benim aramda bir Kaf Dağı vardı. Oğlum ise benim en yakınım.
‘‘Acı Pirinç’’ filminde Silvana Mangano'nun baldırlarını görmek, bizler için bir cinsel serüvendi. Günümüz çocukları bizim yanımızda birer alim sayılır. Kırsal kesim çocukları, cinselliği, hayvanların gösterilerinden mukayese yöntemi ile öğrenmek olanağına her zaman sahipler.
Artık günümüzde durum çok değişik: Yazılı ve görsel medya sayesinde çocuklar artık ‘‘cahil’’ değil. Şifreli kanallarla, uydu antenli televizyonlarla, internette pornonun bini bin para... Bu nedenle, günümüz çocukları, bizim kuşaklara göre bu konuda ‘‘ordinaryüs’’ sayılabilir. Ne var ki bu kolaylık, bu başıbozukluk her türlü hastalığa gebe.
Unutmamak gerekir ki gerçek cinsel bilinç ve terbiye, ancak sözcüklerin gücüyle, bilimsel anlatımla oluşur. Yeter ki onlara kendi hurafelerimizi, saplantılarımızı aktarmayalım. Çocuklarımızı kazandığımız ya da yitirdiğimiz tehlikeli bir geçittir ergenlik dönemi. O dönemin sorunlarını belki de ölünceye kadar ruhumuzda ve bedenimizde taşırız. İnsanın ruhunun ve bedeninin dünya ile, ‘‘Ben’’imizle barıştığı dönemdir ergenlik.
Bu nedenle, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, özel girişimle işbirliği yaparak başlattığı ‘‘Ergenlik Dönemi Değişim Projesi’’ni alkışlıyorum.
Hiç kuşkunuz olmasın, bu program sayesinde, öğrencilerin yanı sıra Okul ve Aile de eğitilecek.
Seksi tavsiyeler
Natürel Dergisi'nin ‘Seksi daha cazip hale getirmenin yollarını’ okurken bir ara orada da ‘Serdar Amca’ tiplemesine benzeyen birisinin var olduğunu düşünmeye başladım.
Üstelik daha da vahimi oradaki Serdar Amca muadili kişi kendini ciddiye alıyordu.
Çünkü konu hakkında gayet ciddi, kapsamlı düşünceleri vardı ve ona göre tavsiyelerine uyulduğu takdirde Türkler'in suratlarında devamlı tuhaf bir gülümsemeyle gezmelerine yol açacak bir seks yaşamını yakalamaması işten bile değildi.
Baştan söylemeliyim ki derginin konuyla ilgili tespitleri arasında sadece bir tanesine katılıyorum.
‘‘Seksi bulduğumuz ama yatakta kesinlikle bize buz gibi etki yapacak 13 erkek’’ listesine Antonio Banderas'ı -ki kendisi son yüzyılın en yakışıklı erkekler listesinde 11'inci sırada yer alan Ertuğrul Özkök'ten sonra daha alt düzeylerde yer almıştır- koymuşlar.
Sadece Antonio Banderas ile ilgili tespitlerine katıldım. Katıldım demek yanlış olacak, sadece bu tespitlerine bir itirazım yok diyeyim.
Ancak bu listeyi hazırlayan arkadaşın zevk düzeyi konusunda gerçek şüphelerim var.
Çünkü listede Mehmet Ali Erbil de yer alıyor.
Listenin konu başlığının ‘‘Seksi bulduğumuz ama yatakta bize kesinlikle buz gibi etki yapacak 13 erkek’’ olduğunu hatırlayın.
Yani anlayacağınız bu arkadaş -ki yazıyı yazanın bir bayan olduğu gibi bir izlenimim var- MEHMET ALİ ERBİL'İ ASLINDA SEKSİ BULUYOR.
Sizi bilemiyorum ama bence bu arkadaşın demin bahsettiğim ‘Son yüzyılın en seksi erkekler’ listesini hazırlayan aynı kişi olduğu açıklanırsa şahsen ben hiç şaşırmayacağım.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Bu arada bu liste dünya çapında bir ‘ilk’i de başardı ve 10'uncu sıraya Prens Charles'ı koyarak onun aslında seksi bir insan olduğu yolunda dünya tarihindeki ilk açıklamayı da yaptı.
Şimdi derseniz ki o bile listede varsa Mehmet Ali Erbil niye olmasın ki, o zaman ben de size vallahi haklısınız der ve susmak zorunda kalabilirim.
Ama beni şu anda susturmamanızda yarar var çünkü tam gaz almış gidiyorum.
‘Seks sonrası yapılacak altı şey’ listesi de ilginç.
Bir kere bu liste orta yaşlı erkeklere düşman olan bir kadın tarafından yazılmış.
Çünkü seks sonrası yapılacak şeylerin altıncı sırasında ‘Tekrar seks yapmak’ yazıyor.
Bunu okumak bile yaşları 40 ile 55 yaş arası olan kuşakta müthiş bir panik yaratır, benden söylemesi. Bana inanmıyorsanız aynı öneriyi Woody Allen'a yapın da bakın görün olacakları.
Ancak listede benim takıldığım konu aslında bu değil. Yapılacak altı şeyin birinci sırasında ‘Karton kutularda Çin yemeği veya dondurma yemek’ yer alıyor.Dondurmaya bir şey diyemem ama Çin yemeği oldukça önemli stratejik sorunları beraberinde getiriyor.
Şöyle ki:
Seks yapar yapmaz Çin yemeğini yatakta yiyebilmemiz için Çin yemeğinin lokantadan bizim seks bittiği anda gelmesi gerekecek. Zamanlamayı nasıl yapacağız? Yatmadan önce yemeği ısmarlarsak ama zamanlamamız tutmazsa ne olacak? Orgazm olmaya yaklaşırken kapıya dayanan Çin yemeklerini getiren kişiyle muhatap olmak zorunda kim kalacak? Kapıya yemeği getiren kişi de Çinli olur ve yataktan kalkıp onunla muhatap olan kişi erkek olursa o erkeğin o gece bir kez daha sevişebilmesi artık mümkün olabilir mi? Yemek geldi tekrar yattınız diyelim, mutfaktan o güzel kokular gelirken sevişmeyi tercih etmek kolay bir çözüm mü? Evde yeterince soya sosu yoksa ve bu kafanıza takılırsa o durumda bile sekse konsantre olabilmeniz mümkün mü?
Dergide bütün bu sorulara cevap yok.
Korunma Yöntemleri