Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Evlilik sorunları

» Çeyiz Listesi

Çeyiz Listesi

2008-09-01 11:03:29 Kadinlaricin.net sitesinde Çeyiz Listesi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Çeyiz Listesi ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Çeyiz Listesi

 

 

Bir genç kız daha evlenme kararı bile almadan kendisine ait pek çok çeyizlik eşyası vardır. Özellikle Anadolu'da ailenin gurur kaynağı olan çeyizlikler düğün öncesi evlerde sergilenir. Fakat evlilik kararı verildikten sonra çeyizlik eşyalar bir ihtiyaçtır.

Anadolu'da dokumacılıkla başlayan ev tekstili bugün evlilik hazırlığı içinde olan çiftlere çok sayıda seçenek sunuyor. 25 yıldır bu mesleğin içinde olan Bilal Yaşa Bakırköy Dantel Çeyiz Evi'nin sahibi. Yaşa ile bir gelinin çeyizinde neler olmalı ve bu senenin çeyiz modası konularında konuştuk.

çeyiz listesiBir gelinin çeyizinde neler olmalı?

Genel olarak özel günlerde kullanılan el işi işlemeli bir yatak örtüsü, nevresim takımı, gündelik kullanım için ütü istemeyen yatak örtüsü, sehpa ve vitrin örtüleri, hamam takımı (havlu-bornoz takımı) bulunmalı. Bunların yanı sıra artık kullanılmasa da anneler adet olduğu için mutfak takımlarını (perde, dolap örtüsü, buzdolabı örtüsü vs.) ekliyorlar.

Söz ve nişan kutusu arasında ne fark var? Bunların içine neler konuyor?

Söz kutusuna daha az eşya konduğu için küçük boydur. Nişan kutusu ise daha büyük. Söz kutusuna iç çamaşırı, havlu, parfüm, terlik konur. Bunlara ek olarak nişan kutusunda elbiselik kumaş, bohça, sabahlık olur.

Bu senenin çeyiz modası nedir?

İnsanlar çeyizde rahat kullanacakları eşyaları moda olarak kabul ediyorlar. Özellikle ütü istemeyen, buruşmayan ürünler tercih ediliyor. Bunun dışında bu sene simli Hint ürünleri ve masa üzerine buruşturularak konan saçaklı örtüler dikkat çekiyor.

Emanet Çeyiz

Denizli’nin Honaz ilçesinde 1920’li yıllara kadar yaşayan Türk ve Rum ailelerin kardeşliğini anlatan “Emanet Çeyiz” isimli kitap, Yunanistan’da ilgi görüyor. Dedesinden devraldığı emanet çeyizleri yerine ulaştırmak için 1994 yılında Yunanistan’da araştırma yapmaya başladığını, 2 yıllık çalışma sonucu çeyizlerin sahiplerinin torunlarını bularak emaneti teslim ettiğini belirten Yalçın, “1920’li yıllara kadar Honaz’da ailemize komşu olarak yaşayan Rum asıllı Minoğlu ailesi, Yunanistan’a göç ederken küçük kızları Eleni ve Sofia’nın çeyizlerini dedem Mehmet Kemal Beye emanet ederek dönüşlerine kadar saklanmasını ister. Babaannemin ölümünden sonra çeyizlerin saklanması ve korunmasını annem Mürüvvet Hanım üstlenir. Çeyizlerin sahiplerinden Sofia’nın çocukluk arkadaşı olan babam Ramazan Bey’den bu öyküyü, 9 yaşındayken dinledim” dedi.

Bekar işçiye çeyiz yardımı

İntepe Belediyesi, toplu iş sözleşmesi uyarınca, bekar işçilere ‘çeyizlik yardımı’ yapacak. İntepe Belediye Başkanı Önder Öner, ‘‘evli işçiler çeşitli sosyal yardım hakları alıyorlar, ancak bekar işçilerin, bu tür hakları yok’’ dedi ve şöyle konuştu: ‘‘Bekar işçilerimize, yuva kurmaları için ilk altı ayda, her ay için net 6 milyon lira, ikinci altı ay için net 8 milyon lira çeyiz yardımı yapacağız.’’

Asırlık çeyizler

KUŞADASILI genç kızlar, 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl çeyizlerini görmenin heyecanını yaşadı. Folklorik araştırmalarıyla tanınan Belma Özgün, topladığı antika değerindeki çeyiz örneklerini, ‘‘Geçmişten Geleceğe Kuşadası'' sempozyumu çerçevesinde sergiledi. Sergide, el işlemeli beyaz patiska gelin iç çamaşırı, gelin başı, mutfak eşyalarının yanısıra gelinlerin bindiği atlar için özel yapılmış halıdan eğer yeraldı. Özgün, ‘‘Çeyizlerde farklı kültürlerin etkisini görmek mümkün. Topladığımız çeyizler arasında 150 yıllıklar var. Heyecan verici eşyalar özellikle gençlerin ilgisini çekiyor'' dedi.

Çeyiz sandığı müzeye taşındı

Yüzyıllardır Halep'te yaşayan Arap kökenli Antaki ve diğer beş Hıristiyan ailenin 18. yüzyıldan bu yana çeyiz sandıklarını süsleyen eşyalar 5 Mayıs'a kadar Büyükdere'deki Sadberk Hanım Müzesi'nde sergileniyor. Sergi Antaki Ailesi'nden Georges Antaki ve Vehbi Koç Vakfı'nın işbirliğiyle gerçekleştirildi.

Torunları korudu

Sergiyi dolaşıp, inanılmaz güzellikteki eşyalar ve kumaşlar karşısında tutulup kalınca Georges Antaki'nin büyük büyük annesi ya da dedesi olmayı isteyebilirsiniz. Serginin düzenlenmesine ön ayak olan Antaki, meraklı ve titiz olduğu biri olduğu için ailesinin üç kuşaktır kullandığı bütün eşyalarına sahip çıkmış. Üstelik sadece Antaki Ailesi'nin değil, dostlarının eşyalarına da. Bu nedenle sergilenen çeyiz sandığının içinde Homsy, Cubbe, Gazele, Wakil ve Hawa Aileri'nin tarih kokan eşyaları da var.

Aile yadigarı eşyaların sergilenmesini Vehbi Koç Vakfı- Sadberk Hanım Müzesi İcra Komitesi Başkanı Sevgi Gönül'e öneren de Georges Antaki olmuş. Antaki, bütün bu eşyaları akrabalardan tek tek toplamış ve özenle korumuş. Onları özel kağıtlar içinde, sandıklar içinde saklamış, sık sık havalandırmış. Halep'in kuru iklimi de bu eşyaların günümüze dek kalmasına yardımcı olmuş.

Görenleri büyüleyen bu eşyalar arasında neler yok ki; zamanın modasını yansıtan tuvaletlerden ipek çoraplara, sırma işlemeli örtülerden pudriyerlere, atlas yorganlardan parfüm şişelerine kadar birkaç kuşağın kişisel hazineleri... Bu sergi, zevkli ve incelikli yaşamları bütün ihtişamıyla yansıttığı gibi, bu zincirin birkaç kuşak boyunca kopmadan günümüze ulaşması açısından da anlamlı.

Kumaşlar el dokuması

Sergiyi düzenleyen Sevgi Gönül serginin önemini şöyle açıklıyor: ‘‘Antakiler Halep kökenli eski bir banker aile. Ailenin üyeleri hala Halep'te bir arada yaşıyor, eskiye ve geleneklerine bağlılar. Daha da ilginci Osmanlı adetlerini yansıtan geleneksel yaşam tarzını sürdürüyorlar.

Halep, Osmanlı'nın büyük şehirlerinden biri olduğu için önemli bir merkez. Bütün bu elbiseler ve kumaşlar Halep'te el tezgahlarında dokunmuş değerli kumaşlardan yapılmış. Hıristiyan-Katolik ve Arap bir ailenin Osmanlı kalıpları içinde nasıl yaşadığını görmek de çok ilginç. Halep'te günümüzde bile Osmanlı tesirini görebiliyorsunuz. Osmanlı 700. yıldönümü olması da sergiyi anlamlı kılıyor.’’

Sadberk Hanım Müzesi, Piyasa Cad., Büyükdere. Tel: (0212) 242 38 13.

Çeyiz sandıkları küçüldü

Kahramanmaraş düğün geleneklerine göre, kız tarafının aldığı büyük çeyiz sandıklarının fiyatının 250 milyon liraya kadar yükselmesi üzerine, dargelirli aileleri dikkate alan ceviz oyma ustaları, çareyi küçük boy sandık yapmakta buldular.

Kahramanmaraş'ta 22 yıldan beri geleneksel Türk el sanatları arasında yer alan ceviz oymacılığı ile uğraşan emekli edebiyat öğretmeni Devlet Yıldırım, bir yandan çeşitli oyma ürünleri imal edip piyasaya sürerken, diğer taraftan da genç kızların evliliklerinde önemli bir yer tutan çeyiz sandıkları, konsol, cemakan, mücevher kutusu ve kahve tepsileri yaparak, el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor.

Yöre halkının düğün öncesinde çeyiz sandığı almaktan vazgeçmediğinibelirten Yıldırım, ''Piyasadaki durgunluk ve yaşanan ekonomik sıkıntı nedeniyle küçük boy çeyiz sandığı imal etmeye başladık'' dedi.

''BOZULMAZ, ÇÜRÜMEZ...''

''Çeyiz sandığı deyip geçmeyin, genç kızların evliliklerinde önemlibir yere sahiptir. Ayrıca bozulmaz, çürümez. Nesilden nesile, güzelliği ve değerini yitirmeden kalır'' diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

''En değerli çeyiz giysileri, bu sandığa konulur. Ceviz oymadan yapılan bu sandıklar hem bir sanat eseridir hem de nesilden nesile bırakılacak en güzel hatıra özelliği taşıdığı için çok önemlidir. Fiyatının 200-250 milyon lirayı bulması üzerine, daha küçük boyda çeyiz sandığı yapmaya ve 80-90 milyon liradan satmaya başladık.

Bu tür işlerle uğraşıp para kazanırken, tarihi el sanatlarının da bir anlamda yaşatıyoruz. Yurtiçinden olduğu kadar yurtdışından da ürünlerimize ilgi gösteriliyor. Bu nedenle Kahramanmaraş'ta çok sayıdakişi bu işlerle uğraşıyor. Ürünlerimiz, verilen emek ve kalitesinden dolayı pahalı olarak kabul edilemez. İyi bir tanıtım olursa, ihracat dahi yapılabilir.''
Sofra ve çeyiz danışmanlığı

Monev'in bünyesindeki dünyaca ünlü markalar, Villeroy & Boch, Egizia, Rosenthal, Lenox, Wedgwood, Kahla, Leonardo; özellikle porselen takımlar, servis tabakları, vazo, havyarlık, küllük gibi ürünlerden oluşan yelpaze ile göz dolduruyor. Ayrıca, Caldier, cam ve kristal sofra gereçleri ve kristal bardak takımlarının iddialı bir ismi.Egizia'nın cam üzerine 925 ayar gümüş el işlemesi ürünleri şölen havası estiriyor. Gümüş alaşım, çelik çatal bıçak takımları, tencere setleri, çelik baharatlıklar gibi ürünleri ile dünya markası olan WMF de Monev'in seçkin markaları arasında.. El boyaması porselen takımlar ve yüzde 20- 40 arası kurşunlu kristal bardak takımları da cabası... Özellikle bayram sofralarında ve sıradışı bir yılbaşı sofrası yaratmada da Monev öncülük ediyor. Sofra ve çeyiz danışmanlığı, düğün listesi uygulaması Monev'in komple hizmetinin parçaları...

Adres ve telefon

Adres: Monev Exclusive, M. Kasapoğlu Bul, A. Kadam Ap, 222/3, Antalya

& Telefon: 0.242.311 25 37

Modern eskici

Çocukluk yıllarından beri eski eşyalara meraklı olan Macide Karaali, yıllardır dünyanın dört bir yanından topladığı yüzlerce giysi ve objeyi Cihangir'deki dükkanında satışa sunuyor. İsmini Londra'nın iki büyük sokak pazarından birinin kurulduğu, antikacılarıyla ünlü Portobello Road'dan alan çağdaş eskici dükkanı, Perran Kutman'dan, Deniz Türkali'ye kadar birçok ünlünün uğrak yeri.

Geniş mask koleksiyonu

Macide Karaali, eski eşya toplamanın çocukluk yıllarından kalma bir hobi olduğunu söylüyor. Ailesiyle birlikte komşu, akraba ziyaretlerine gittiğinde yaşıtlarıyla oynamak yerine çeyiz sandıklarını karıştırdığını anlatan Karaali ’’Sonraki yıllarda gezdiğim yerlerde eskici dükkanlarına gider, ufak tefek aksesuvarlar alırdım. Şimdi de artık bir süre almayacağım dememe rağmen dayanamıyor gene alıyorum’’ diyor. 10 yıldır da bu keyfini dükkánında devam ettirdiğini belirtiyor.

Kostüm ve objelerin sergilendiği iki bölümden oluşan Porto Bello'da dünyanın dört bir yanından gelmiş kuklalar ve masklar dikkat çekiyor. Fiyatları 50 ila 200 milyon lira arasında değişen maskların çoğu ağaç kalıp kullanılarak alçıdan, bir kısmı kağıt hamurundan yapılmış. Karaali, İtalya'da maskların önemli bir toplumsal zenginlik olduğunu her yıl Venedik'te bir mask festival düzenlendiğini, bu festival için yüzlerce özel mask yapıldığını hatırlatıyor.

Tiyatrocuların uğrak yeri

Kostüm bölümünde ise geçen yüzyılın çizgilerini yansıtan el işi gece elbiseleri, gelinlikler, dönem şapkaları ve smokinler var. Fiyatları 30 ila 200 milyon lira arasında.

Birçok oyuncunun kostüm kiraladığını veya satın aldığını söyleyen Karaali, ‘‘Burası herhangi bir eskici dükkánı değil. Herşey başka türlü bir ruh taşıyor. Elli yıllık, yüz yıllık kıyafetler, aksesuarlar var. Bir kısmı çeyizlik olarak hazırlanmış. Yelpaze çok geniş. Perran Kutman, Ayşegül Aldinç, Hande Ataizi, Işık Yenersu gibi daha birçok sanatçı buradan kostüm alıyorlar. En son Deniz Türkali, tek kişilik oyununun kostümlerini buradan aldı’’ diyor.

Çeyiz sandığı hazırlamak kolaylaştı

ceyizsandigi.net adlı internet sitesinin kurucusu Denizweb Şirketi Genel Koordinatörü Yusuf İnan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 10 yıldır web tasarımı ve online alışverişle ilgili hizmet verdiklerini, firmalarına ait 305 firmanın halen yayında olduğunu anlattı.

İnan, kurdukları ve işlettikleri siteler arasında en büyük ilgiyi, şu ana kadar 500 bin kişinin ziyaret ettiği arkadaşlık ve evlilik sayfalarının çektiğini, bunu dikkate alarak kurulacak ilişkinin bir adım ilerisini düşünerek, böyle bir site hazırlamaya karar verdiklerini söyledi.

Bu site sayesinde evlilik hazırlıkları yapan gençleri mağaza mağaza dolaşmaktan kurtaracaklarını ifade eden İnan, şunları kaydetti:

“Çeyiz Sandığı, hafızalarımızda aşk ve sevgi kokan bir kelime olarak yer etmiş. Biz de ortalıkta bu kadar çok aşk ve sevgiyle ilgili site olmasına karşın, kurulacak evliliklerin hazırlığını yapacak sitelerin olmadığını farkettik. Bunun üzerine çeyizsandığı sitesini ortaya çıkarttık.

Sitede, evliliğe giden yolda genç kızlara, annelere, gelinlere ve damatlara kolay alışveriş imkanı sunmayı hedefledik. İsteyen firmalar ürün kataloglarını sitemizde yayınlayarak hedef kitlesine kolay ulaşabilir. Firmalar sitede 30, 50, 70 adetten oluşan ürün kataloğunu yayınlayabilir. Amacımız, tüketicinin ürünlere kolay ulaşabilmesi, firmaların hedef kitlesine tanıtılması.”

BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR

İnan, “ceyizsandigi.net”i yeni kurmalarına karşın hem firmaların hem de tüketicilerin siteye büyük bir ilgi gösterdiğini anlattı.

Sitede abiyeden tesettür kıyafetlerine, düğün pastasından takılara ve balayı organizasyonuna kadar tüm ihtiyaçların karşılanabildiğini vurgulayan İnan, şöyle devam etti:

“Ziyaretçiler siteyi çok beğendiklerini söylüyor. Siteyi sadece 12 günde 65 bin kişi ziyaret etti. Tabii ki tam olarak çalışmalarımız bitmedi. Siteyi birkaç hafta sonra daha kullanışlı hale getireceğiz.”

İnan, sitede firmaların adres bilgileri ve varsa internet adreslerinin yer aldığını, veri tabanı çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Şu anda site üzerinden online satış yapmadıklarını ifade eden İnan, bu konu üzerinde çalışmaların devam ettiğini, online satışın altyapı hazırlıklarının 1-2 ay içinde tamamlanacağını, bu konuda firmaların görüşlerini aldıklarını sözlerine ekledi.

Kararlarına saygı duyma zamanı

Kayınvalide adayı, kızını karşısına almış, heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu. Genç kız, annesini dinlerken kaşlarını çattı. Sonunda dayanamayıp, ‘Anne, evlenecek olan sen değilsin, benim. Bırak da bazı şeylere ben karar vereyim’ deyiverdi.
Anne, kızından hiç beklemediği bu tepki karşısında biraz sarsıldığını belli etmemeye çalıştı. Sonra oldukça sert bir sesle ‘Ben sadece sana yardım etmek istiyorum. Ama sen bilirsin. Bundan sonra hiçbir şeye karışmayacağım. Ne halin varsa gör...’ diye yanıtladı onu.
Şu sıralar pek çok evde, gelin adayı genç kızla annesi arasında bu tür sıkıntılı konuşmaların geçtiğinden emin olabilirsiniz. Kızlarını evlendirmeye hazırlanan anneler, birden, zaman tünelinden geçip çocukluk günlerine, arkadaşlarıyla evcilik oynadıkları döneme dönüveriyorlar.
O evcilik oyunlarında, hayali evler döşenir, evin kadını süslenip püslenir, mutfağında güzel yemekler pişirilirdi. Uzun yıllar sonra, evin kızı evlenme hazırlığına başlayınca, anne de belki elinde olmadan, kızının yerine yeni yuvanın hazırlıklarını yürütmek ister. Bu aslında yıllar öncesinin evcilik oyunlarının gerçeğe dönüştürülmesi sayılır.
BENİM EVİM AMA ANNEMİN DEKORU
Anne, kızının evlilik hazırlıklarını A’dan Z’ye üstlenirken, kendini bu oyunun heyecanına kaptırır. Çevresinden, özellikle kızından uyarılar alırsa da, oyuncağını arkadaşına vermek istemeyen hırçın bir kız çocuğu gibi titizlenir. Evcilik oyununda başrolü kimseye kaptırmaya niyeti yoktur.
Günümüzün gençleri, ana kuzusu olmaktan kaçınıyorlar. Kimi zaman, eş adayını da kendileri seçip, evlilik olayını oldu bittiye getiriyorlar. Fakat nedense, bu aşamadan sonra anne devreye giriyor. Kızının evindeki eşyanın stilinden, koltuk takımlarının kumaşına, evin boyasından, kızının giyeceklerine kadar her türlü hazırlığı yapmak için kolları sıvıyor.Alışverişe çıktığı zaman, kızının yeni evine yakışacağını umduğu eşyaları satın almayı da ihmal etmiyor. ‘Bak sana ne güzel bir gecelik takımı aldım. Bu renk sana çok yakışacak. Modeli de pek güzel.’
Annenin bu sözlerine, gelin adayı nasıl karşılık vereceğini bilemez ve annesini kırmamak için hediyeyi beğendiğini söylemek zorunda kalır çoğunlukla. Annenin bu aşırı yardımseverliği, haklı olarak genç kızı tedirgin de eder.
Kendi evinde, kendi seçtiği eşya ile, dilediği gibi bir hayat kurmayı hayal ederken, annesinin ona hazırladığı dekorla yetinmek zorunda kalır.
Türk evlerinde, kızlara çeyiz hazırlama geleneği yavaş yavaş ortadan kalksa da pek çok anne, kızını evlendirmeden dükkan dükkan dolaşıp ona kendi zevkine göre giyecek ve ev eşyası almakta direniyor. Genç kız, annesinin seçimine karşı çıkacak olsa, anne hemen engin tecrübesinden dem vurup kızını susturmaya çalışıyor.
Biz anneler, çocuklarımızı yetiştirirken onların üzerlerine titriyoruz. Aman hastalanmasın, aman üzülmesin, aman eğitimini başarıyla tamamlasın diye çırpınıyoruz. Annelik içgüdüsü bizleri çocuklarımıza sıkı sıkı bağlıyor. Hayatımızın ekseni çocuklarımız oluyor. Fakat çocuklar büyürken, onlara bazı haklar tanımamız gerektiğini de o arada unutuveriyoruz.
SİZ ÇOCUKLARI HAYATA HAZIRLAYIN
Yetişkin bir genç kızın, annesinin zevkini kabullenmesi, annesinin ona hazırladığı ortamda mutlu yaşaması çok zor. Annenin kalbi kırılmasın diye kabul edilen hazırlıklar, daha sonra yeni evli genç kadın için büyük sorunlar yaratabiliyor.
Anneler, çocuklarını evlendirirken, evcilik oynamaya kalkışmamalı. Annelerin en kutsal görevi, çocuklarını adım adım hayata hazırlamak.

Diliyle çeyizlik eşyâ hazırlıyor

Gaziantep’in Şehid Kâmil ilçesinde yaşayan el ve ayaklarından özürlü genç kızın verdiği hayat mücâdelesi, görenleri hayrete düşürüyor. Şehid Kâmil ilçesine bağlı Mezere Köyü’nde oturan 26 yaşındaki Ayşe Bıçakçı, diliyle ipe boncuk geçirerek çeyizlik eşyâ hazırlıyor.
Özürlü de olsam; yaşamak çok güzel
Zahmetli bir iş olan ipe boncuk geçirmeyi diliyle başaran Bıçakçı, “Bu yeteneğe, farkında olmadan sahip oldum. El ve ayaklarımı özürlü olduğum için kullanamıyorum. Bir gün annemin boncukları ipe geçirdiği sırada ben de boncukları ağzıma alıp ipe geçirmeğe çalıştım. Sonunda boncukları ipe geçirmeyi başardım” dedi. Köyde evlilik çağına gelen genç kızların çeyizlik eşyalarını tamamlamaya yardımcı olduğunu kaydeden Bıçakçı, “Bu işi severek yapıyorum ve hiçbir ücret almıyorum. Bu işi yapmaktan çok mutluyum, çünkü hayatta kendi başıma yapabildiğim bir iş. Özürlü de olsam yaşamak çok güzel.” diye konuştu.

Yetmiş deve yükü çeyiz

Resûlullah Efendimiz Hadîce-i Kübrâ ile evlenecekleri zaman, Hazreti Hadîce, bir şahsı gizlice Resulullahın huzuruna gönderdi. O kişi gelip dedi ki: Müşrikler alay ederler, kendi şöhretli hâlinle, bir fakîre varıp, zevceliği kabûl ettin. Şimdi bir miktar çeyiz gönderin, az da olsa, ben onu çoğaltıp, halka gösteririm. Ayıplayanların ayıplaması, kötüleyenlerin kötülemesi def olur.
Resûlullah Efendimiz kalkıp gitti. Ben kimden borç isteyeyim ki, bana borç verir, diyordu. Yine kendi kendine, bâri vefâkâr Ebû Bekir’in dükkânına varayım deyip, pazara geldi. Ebû Bekir Sıddîk uzaktan gördü ki, Sultân-ı kâinât hazretleri, saadet ve izzetle teşrîf buyurur. Sevincinden şaşırmış olarak kendi kendine dedi ki, eğer benim dükkânıma teşrîf ederse, her ne ister ise vereyim.
Kâinatın Efendisi doğru Ebû Bekir Sıddîk’ın dükkânına geldi. Hazreti Ebû Bekir Sıddîk da karşılayıp, dedi ki: Yâ Muhammedül-emîn! Niçin üzüntülüsün? Fahr-i âlem buyurdular ki: Yâ Ebâ Bekir. Bana bir miktar şey gerek ki, Hadîce’ye ceyiz götüreyim. Ebû Bekir Sıddîk dedi ki: Yâ Muhammedül-emîn! Yetmiş devem, Şam’a ticârete gitmişti. Bugün müjde getirdiler ki, sâlim ve ganîmet ile geldiler. Kerem edip, karşılayın. Kervânbaşı olan şahsa durumu bildirin. O kervânın başındaki şahsa sağ ve sâlim geldiğinde, azâd edeceğimi, yüz altın vereceğimi, Ebû Bekir’in bunu va’detmiş olduğunu söyleyin.
Resulullah Efendimiz, çok sevinip, kervânın önüne geldi. Kervânbaşı, “ben ve develer, sana fedâdır” deyip, develeri Hadîce-i kübrâ hazretlerinin sarayı tarafına sürdüler. Pazar ortasına vardılar.Ebû Bekir Sıddîk bir kimse gönderdi ki, “Muhammedül-emîn hazretlerine söyle, develeri getirip, bu aradan geçirsinler.”
Getirdiler. Dedi ki: Yâ Muhammedül-emîn, bir miktar durun. Hizmetçi gönderip, kendi evinden renkli-ipekli kaftanlar getirtip, herbirini bir devenin yükü üzerine çektiler. Renkli ipekli kumaşlar ile çeyizleri iletirler. Bütün Mekke-i mükerreme ehline, malûmdur ki, Resulullah Efendimizin malı yoktur. Ebû Bekir Sıddîk malını ve mülkünü Hazreti Muhammed’e fedâ etmiştir. O develeri, üzerlerinde ipekli-renkli kumaşlar ile örtülü olarak, sesli olarak Mekke-i mükerremeyi dolaştırarak, Hazreti Hadîce’nin evine ilettiler. Cümleye malûm oldu ki, bu Hazreti Hadîce’nin çeyizidir. Muhammedül-emîn getirmiştir.
Sıddîk-ı Ekberin bunun gibi, hizmet-i şerîfleri ve haseneleri, sayısızdır...

Yatılı kilimciler

Osmaniye'nin Kadirli İlçesi'ne bağlı Karatepe Köyü'ne Türkiye'nin değişik bölgelerinden gelen genç kızlar, Karatepe Kilim Kooperatifi'nde bir yandan meslek öğrenirken diğer yandan çeyiz parası biriktiriyor.

Antalya, Niğde, Adana ve Mersin ile Osmaniye'nin diğer ilçelerinden Karatepe'ye gelen yaşları 15 ile 25 arasında değişen kızlar, Karatepe kilimi dokuyor.

Karatepe Kilim Kooperatifi Başkanı Cengiz Cafri, AA muhabirine, boya atölyesi, dört boya fırını ve dokuma atölyesinin bulunduğu tesiste, 120 tezgahta ayda yaklaşık 200-400 metrekare arasında kilim dokunduğunu söyledi.

Ailelerin kızlarını meslek öğrenmeleri ve çeyiz paralarını kazanmaları için Karatepe'ye gönderdiklerini ifade eden Cafri, gençlerin kooperatif binasının üst katındaki 25 yataklı sosyal tesiste ailelerinden uzakta, ancak yeni arkadaşlarıyla bir arada yaşadıklarını belirtti.

Metrekaresi 70-85 milyon lira arasında satılan Karatepe kilimlerinin bölgeye gelen turistler aracılığıyla ABD'ye ve çeşitli Avrupa ülkelerine ulaştığını anlatan Cengiz Cafri, şöyle devam etti:

“Genç kızlarımızın el emeği ve göz nuru ile tamamen doğal malzeme kullanarak dokunan kilimlerimiz yurtdışında da tanınıyor. Geleneksel motiflerimizin yanı sıra, özellikle yabancıların siparişleri üzerine değişik motifler de uyguluyoruz. Kilimlerimiz Karatepe'nin adını dünyaya duyurdu. Bu özellik ailelerin faaliyetlerimize ilgi duymasını ve çocuklarına meslek kazandırmak için burayı tercih etmelerini sağlıyor.”

İLMEKLERDE DOSTLUĞU PAYLAŞIYORLAR

Atölyede çalışan 15 genç kız ise emekleriyle birlikte günlük yaşamlarını da paylaşıyor. Bir evi andıran sosyal tesisin, yatakhanesinde uyuyan, ortak mutfağında yemek pişiren, salonunda dertleşen kızlar, dokudukları kilimler için metrekare başına 40-45 milyon lira ücret alıyorlar.

Yaklaşık 8 yıldır sosyal tesislerde kalan ve “en kıdemli” olma sıfatına erişen Safire Uğur, kazandıkları parayla ailelerine destek olduklarını, en önemlisi ise çeyizlerini hazırladıklarını belirtiyor.

Aralarına katılan yeni arkadaşların ilk günlerde aile özlemi çektiğini, ancak zamanla alıştığını belirten Uğur, “Biz burada zaten bir aile oluyoruz. Çalışıyoruz, dertleşiyoruz, birlikte gülüp söylüyoruz. Hepimiz farklı köylerden geldik, ama burası bizim köyümüz oldu. Bayramlarda ve yaz aylarında ise ailelerimizin yanına giderek özlem gideriyoruz” dedi.

Dokudukları kilimlerin dünyanın dört bir tarafına gitmesinin kendilerini gururlandırdığını kaydeden Uğur, “Hiç görmediğimiz bir ülkede düğümlerini bizim attığımız bir kilimin kullanıldığını bilmek hoşumuza gidiyor” diye konuştu.

Yetiştirme yurdunda yaşayan kızlar çeyiz yapmayı öğreniyor

Üç hafta boyunca öğrendikleri 75 çalışmayı birleştiren yaşları 16 ile 17 arasındaki 6 öğrenci, kursta aldıkları bilgilerle kendi çeyizliklerini kendileri hazırlıyor.

Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Kayseri Kız Yetiştirme Yurdu’nda kalan 6 kız öğrenci, dikiş–nakış kursunda yaptıkları çalışmaları görücüye çıkardı. Üç hafta boyunca öğrendikleri 75 çalışmayı birleştiren yaşları 16 ile 17 arasındaki 6 öğrenci, kursta aldıkları bilgilerle kendi çeyizlerini hazırlıyor. Kız Yetiştirme Yurdu’nda haftasonları boş vakitlerini değerlendirmek için dikiş–nakış kursuna katıldıklarını belirten kız öğrenciler, kursla birlikte çeyizlerini de kendilerinin yapabilecekleri konuma geldiklerini açıkladı. Kursa katılan kız öğrencilerden Ayşe Pınar, kendisinin bir yıl sonra yurttan ayrılacağını, bu nedenle yurttan hayatta gereken bilgi ve becerileri öğrenerek ayrılmak istediğini söyledi. Yurt sorumlusu Nesrin Funda Özçelik’e haftasonları boş vakitlerini değerlendirmek istediklerini ilettiklerini söyleyen Pınar, okuldan arta kalan zamanlarda kursa giderek hem boş zamanını değerlendiğini, hem de ileride hayata atıldığında kendisine gerekli olan el işlerini öğrendiğini belirtti. Bu tür kursların kız öğrencilere çok faydası olduğunu ifade eden Pınar, bu sayede el becerilerinin de geliştiğini kaydetti. İki yaşında annesi ile babasının ayrılmasından sonra yurda yerleştirildiğini anlatan Pınar, 15 sene yurtta kaldığı sürece sevgisizliği de bu tür organizasyonlarla birlikte arkadaşları ve yurt sorumlularıyla giderdiğini anlattı. Pınar şöyle konuştu: “Haftasonlarında el işi kursuna giderek kendimi hayata hazırlamaya çalışıyorum. Burada öğrendiğim bilgilere dışarıdaki dünyada çok gerek duyacağım. Buradan ayrıldığımda kendimi yetiştirmiş bir şekilde ayrılmayı düşündüğüm için bu kursa katılmayı istedim. Aslında bu tür kurslar bizim için çok gerekli. Bu kursu bize düzenleyen herkese teşekkür ediyorum.” Dikiş–nakış kursuna katılan kızların yaptıkları el işi ürünlerinden oluşan sergiyi Vali Nihat Canpolat açtı. Canpolat, bu gibi yurtlarda kalan çocuklara sahip çıkılması gerektiğini belirterek, öğrencilerin yaptıkları çalışmaları çok güzel bulduğunu aktardı.
HALEPLİ AİLENİN ÜÇ ASIRLIK ÇEYİZİ
Evinizin bir köşesinde, naftalin ve lavanta kokulu ahşap bir sandık var. Üç asır önce yaşamış olan ve sadece isimlerini bilebildiğiniz büyük büyük ninelerinizden kalma bu sandığı, sık sık açıyor, ipeklerin, sırmaların, incilerin ve gümüş kemerlerin geçmişten getirdikleri o esrarlı havayı kokluyor ve adeta incitmekten korkarcasına okşuyorsunuz onları. Sadece evinize gelen eşiniz, dostunuzla paylaştığınız bu hazineyi bir gün bambaşka bir ülkede, bambaşka insanlarla paylaşmanız teklif ediliyor ve hiç düşünmeden kabul ediyorsunuz. Halep'in ünlü ailelerinden Antaki ailesinin üç asırlık çeyiz sandığının sergilenmek üzere Büyükdere'deki denize nazır Sadberk Hanım Müzesi'ne getirilmesinin öyküsü de bundan farklı değil.
Unutulan kent Halep

Osmanlı sultanlarının ve yalılarda, konaklarda yaşayan İstanbullu hanımların üç etek entarileri, giysilerini, işlemelerini sakladıkları bohçaların veya uzanıp hayallere daldıkları sedirlerin örtülerinin pek çoğunun Halep'ten getirildiği biliniyor. 1516 yılında Osmanlı yönetimine geçen ve o dönemlerde başkentten sonra en önemli merkezlerden biriyken günümüzde neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan Halep'in gizli kalmış görkemli yaşamını gözler önüne sermek isteyen Vehbi Koç'un kızı Sevgi Gönül'ün, dostu Georges Antaki'den ailesinin çeyizini, Sadberk Hanım Müzesi'nde sergilenmek üzere istemesiyle Boğaz'a taşınan kıymetli çeyiz sandığı için, Georges Antaki bakın neler söylüyor: "On beş yaşımdan beri, geçmişe ait eşyalarla, giysilerle ve özellikle bunların sırma ve incilerle bezenmiş dokumaları ile çok yakından ilgilenmekteyim. Ailemin sahip olduğu bu hazinelere hayranlıkla bakardım ve gençlik heyecanıyla başlayan bu merak, daha sonraları gerçek bir tutkuya dönüşerek, benim yaşam biçimim olarak noktalanmıştır. Işıltılı renklerle dokunmuş bu gösterişli kumaşların güzelliklerine gittikçe artan hayranlığım, benim geçmişteki atalarımla, köklerimle ilgilenmemi ve onları öğrenmemi sağlamıştır." Georges Antaki, 16. yüzyıl ortalarında ticari hayatın canlanmasıyla Halep'te ortaya çıkan varlıklı Hıristiyan Arap burjuvasından olan ailesinin eski fertlerinin yavaş yavaş bu dünyadan göç etmesiyle bir anılar yumağı olan bu sandıklarla baş başa kaldığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: "Bana bırakılan bu kıymetli hazineyi seyrederken uzaklara dalarım, sanki bir tül perde aralanır ve hepsi arka arkaya gençliklerinin tazeliği ile gözümün önünden geçerler. Birden büyük babamın büyük babası Antonie de Cubbe'yi, Sultan Selim'in o tarihi ziyaretinde, Halep'teki evinde ağırlarken; sultanın onu kendinin onursal tercümanı unvanı ile ve yalnızca şeyhülislam tarafından yargılanma ayrıcalığı ile şereflendirirken görürüm. İmparatorluğun ihtişamı içinde, ona Osmanlı erkanı önünde başlığını çıkarmaması imtiyazını da bahşetmiştir."

Yüzümüzü Doğu'ya döndük

Osmanlı Devleti'nin 700. yıl kutlamaları için hazırlanan etkinliklerin genelde Batı ülkelerine sunulduğunu fark eden Sevgi Gönül, bir zamanlar Doğu'daki en önemli eyaletlerimizden biri olan ve Osmanlı'dan hala izler taşıyan Halep'i ülkemize tanıtmak için yaptığı ziyarette gördükleri karşısında çok etkilendiğini söylüyor. "Halep ve Şam'ı gezerken, Osmanlı valilerinin kurdukları vakıfların çarşılarında bugün bile coşkuyla süren egzotik ticaret hayatını görebiliyorsunuz. Bir kenardaki el tezgahlarında dokunan ve satıcının top top önünüze döktüğü pırıltılı ipekli kumaşlar; sıcak denizlerin inci ve mercanları; sedef kakmalı kutular; çağlar öncesinden Palmyralı kadınların takılarına benzeyen altınlar, çuvallar dolusu fıstıklar, kahveler, buram buram kokan baharatlar sanki geçmişten günümüze kalmış gibiydi." diyen Gönül, bugüne kadar yurt dışındaki birçok sergiye gönderdiği eserlerle, Osmanlı kültürünü dünyada tanıtma misyonunu üstlenen Sadberk Hanım Müzesi'nin kuruluşunun 20. yılında ilk defa yurt dışından bir sergiye ev sahipliği yaptığını söylüyor.

Üç asır önce yaşayan Antaki ailesinin özellikle bayanlara ait şık kıyafetlerini, değerli mücevherlerini, hamam takımlarını, işlemeli bohçaları, gümüş kaplı ayna ve taraklarını görmek istiyorsanız yolunuzu Sadberk Hanım Müzesi'ne düşürün. Vehbi Koç'un eşi Sadberk Hanım için yaptırdığı müzenin diğer katlarını da gezmenizi tavsiye ederiz.

Çeyiz Listesi hakkinda aciklamalar Çeyiz Listesi konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Çeyiz Listesi, evlilik listesi,dantel çeyiz listesi,çeyiz ihtiyaç listesi

 

 

Evlilik sorunları Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 13
Hamilelikte karın çatlakları
Okunma: 12
Bacak ağrısı Bacak ağrıları
Okunma: 11
Selülit kremleri
Okunma: 9
ilk gece korkusunu nasıl yenebilirim
Okunma: 5
Çeyiz Listesi
Okunma: 4
Cinsiyet belirleme yöntemleri
Okunma: 4
Kil maskesi
Okunma: 3
Stres Topu
Okunma: 3
Safra kesesi taşlarının bitkisel tedavisi
Okunma: 3
Gözaltı torbaları neden oluşur
Resim
Afyon patlıcan böreği tarifi
Afyon patlıcan böreği tarifi

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!