Kadınlar
           
Kadın sağlığı
Hamilelik ve Doğum
Kadınlar için Moda
Kadınlar için Güzellik
Kadınlar için Diyet Listesi
Çocuk ve Çocuk bakımı hakkında bilgiler
Kadınlar için Ev İşleri
Kadınlar için Tatil yerleri
Evlilik sorunları
Yemek Tarifleri
Faydalı bilgiler
Yaşam
Kim Kimdir
Kadınlar hakkında
Resimler

 

 

Kadınlar » Evlilik sorunları

» Babalık Testi

Babalık Testi

2010-04-06 16:28:44 Kadinlaricin.net sitesinde Babalık Testi baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Babalık Testi ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Babalık Testi

 

Babalık Testi

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, Türkiyenin her tarafından posta ile gönderilecek kan örneklerine ‘‘babalık testi'' yapmaya başladı.

Böylece savcılıklar aracılığıyla istenen babalık tayinlerinde, artık çocuk, anne ve baba olduğu iddia edilenlerin enstitüye kadar gelerek kan örneği vermelerine gerek kalmayacak.

Özel kutu gönderiliyor

Enstitü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, savcılıkların talebi halinde, kan örneği göndermek isteyenlere kan alımı, saklanması ve yollanması için gerekli tüm araçların bulunduğu bir kutunun gönderileceğini açıkladı.

Kan hastanede alınacak

Kan örnekleri enstitünün belirlediği devlet hastanesinde, gönderilen araçlarla alınacak ve tüplere yerleştirilecek. Savcılık, özel taşımacılık şirketleriyle kutunun güvenle İstanbul'a getirilmesini sağlayacak.

İstanbul'a geliyorlardı

Daha önce babalık tayini için çocukların, kadının ve bazen de birkaç erkeğin birden aynı anda İstanbul'a gelmesinin gerektiğini belirten Prof. Dr. Atasoy, ‘‘Bu sıkıntıya yol açıyordu. Şimdi bu sorunu çözüyoruz'' dedi.

Yanılma payı çok az

Prof. Sevil Atasoy'un verdiği bilgiye göre, Adli Tıp Enstitüsü'nde babalık tayini için kanda bulunan DNA'lar inceleniyor. Hem resmi hem de özel başvurulara aynı anda hizmet veren tek laboratuvar olma özelliğini taşıdıklarını bildiren Prof. Dr. Atasoy, yüzde 99.999 oranında doğru sonuç aldıklarını da vurguladı.

Genlerin savaşı

İnsanın evrimiyle ilgili araştırma yapan biyologlar, kadınla erkek arasındaki savaşın, gen alışverişiyle birlikte başladığını düşünüyor. Bir bebek daha anne karnında embriyon halindeyken iki cins kıyasıya savaşmaya başlıyor. Baba genleri bebeğin irileşmesini istiyor, anne genleri ise bu gidişi durdurmaya çalışıyor. Bu iki caydırıcı gücün çatışması sonunda bir denge oluşturuyor.

Babaların çok önemli bir sorunu vardır: Çocuklarının gerçekten kendilerine mi ait olduğunu asla bilemezler. Genlerini devredeceği kadınla kurduğu evlilik bağı da bir garanti teşkil etmez. Batıda yapılan istatistiklere göre erkeklerin büyük çoğunluğu ilk çocukta olmasa bile, arkadan gelen diğer bebeklerde karısından az da olsa şüphe duymaya başlıyor. Erkekler bu kuşkularında yalnız değil. En güçlü müttefikleri olan genler de onlarla birlikte, onların saflarında savaşıyor.

Harvard Üniversitesi'nden biyoloji uzmanı David Haig'in görüşüne göre erkekler, genlerinin bütün şifresini spermiyle birlikte kadınlara aktarıyor, bir çeşit işaret koyuyorlar. David Haig, bunun bir savaş olduğunu düşünüyor.

ABD'deki Massachussetts Teknoloji Enstitüsü'nden moleküler biyoloji uzmanı Rudolf Jaenisch da erkeğin genlerini kadına aktarmasını ‘‘soğuk savaşa’’ benzetiyor. Çünkü kadınla erkek arasında, aynı soğuk savaş yıllarında ABD ile Sovyetler Birliği arasında olduğu gibi, bir caydırıcılık dengesi bulunuyor.

Haig'in teorisi, kalıtımla ilgili olarak bundan birkaç yıl önce keşfedilen bir bulguya dayanıyor. Birkaç yıl öncesine kadar her okul çocuğu Mendel kanunlarına inanırdı. Buna göre genlerin anne veya babadan alınması önem taşımıyordu. Ancak daha sonra, insanın genlerinde anne veya baba tarafından biçimlendirilen bölümler olduğu ortaya çıktı.

Her insan, her hücresinde çifte kromozom taşıyor. Bu kromozomların yarısı yumurta hücresinden, yarısı da spermden geliyor. Kromozomlar genleri barındırdığı için, kromozomda her genin iki kopyası da bulunuyor. Çoğunlukla bu kopyalardan hangisinin anneye, hangisinin babaya ait olduğu belli olmuyor. Her ikisi de işlevsiz duruyor.

Ancak cinsiyet işareti bulunan genlerde bu kural geçerli değil. Anne, daha yumurta hücresinde bu genlere işaret koyuyor; baba da sperminde işaretliyor. Embriyon, döllenme sırasında, aynı genin işaretlenmiş kopyalarını devralıyor. İşte soğuk savaş bu kopyalar arasında geçiyor. Hücre, hangi genleri kabul edip hangilerini görmezden geleceğine karar veriyor.

Bu savaş en çok da bebeğin gelişimiyle ilgili süreçte kendini gösteriyor.

Genleri nasıl miras alıyoruz

İnsanın her hücresinde çift kromozom ve çift gen bulunuyor. Genlerin büyük çoğunluğunun anneden ya da babadan geçmesi büyük önem taşımıyor. Hücrelerimiz, her iki gene de aynı muameleyi yapıyor. Ancak bazı genlerde cinsiyet ağır basıyor. Anneden ya da babadan alınan gen aktif olduğu zaman, diğeri ‘‘sessiz’’ kalıyor.

Erbezlerinde, yumurta ve sperm hücrelerinin öncüleri oluşuyor. Bu öncülerin barındırdığı cinsiyet ayırt edici özellikler siliniyor, nötr hale geliyor ve yeniden yapılanıyor. Bu aşamadan sonra sperm öncülerindeki genler baba, yumurta hücrelerindeki genler ise anne tarafından şekillendiriliyor.

Sperm ve yumurta hücrelerinin salt erkek ve salt dişi özelliklerini kazanmasından sonra bunlar bölünüyor.

Döllenen yumurta, kromozomlardan birini spermden, diğerini de annenin yumurta hücresinden alıyor. Bunlarla birlikte cinsiyet şifrelerini içeren genler de devralınıyor. Embriyonun oluşumu sırasında iki kopyadan biri ön plana çıkıyor ve diğerini bastırıyor. Bu diğeri, ömür boyu sessiz kalıyor.

Cinsel dürtülerimiz hala ilkel

Bilim adamlarına göre, insanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerden birisi gözüyle bakılan ‘‘kadının erkeğine bağlılığı’’ boş bir inançtan başka birşey değil. Bilim adamlarının araştırmalarına dayanarak, California'da Anaheim kentinde yapılan ilginç toplantıda ortaya attıkları görüşler özetle şöyle:

BİR ÇOCUĞA ÇOK BABA

Doğu Londra Üniversitesi öğretim görevlilerinden Paul Valentine'e göre, Amazonlarda, Venezuela ile Kolombiya sınırında küçük köylerde yaşayan Curripaco adındaki kabilelerde kadınlar ancak çocuk yapmak için cinsel ilişkiyle giriyorlar. Ancak bebeklerinin sağlıklı olması için çok sayıda erkeğin spermine gereksinim duyduklarına inandıkları için cinsel ilişkiye girdikleri andan itibaren birden fazla erkekle birlikte oluyorlar. Hamile kalır kalmaz ise kadın ailesiyle birlikte karar vererek, istediği babayı seçiyor, diğerleri unutuluyor. Paul Valentine ayrıca bu bölgedeki başka bir kabilede, kadınların babalığı garantilemek için genellikle iki erkek kardeşle birlikte olduklarını anlattı.

SPERM SAVAŞLARI

Manchester Üniversitesi'nden yazar Robin Baker ise, ‘‘Sperm Savaşları’’ adı altında sunduğu araştırmasında, modern kadınların sadakat konusunda Amazonlar'daki hemcinslerinden farksız olduklarını iddia etti. Robin Baker, İngiliz kadınları üzerinde yaptığı ve 10 yıllık bir süreyi kapsayan araştırmasında, çocukların yüzde 10'nun resmi babanın dışında bir biyolojik babaya sahip olduklarını ortaya koydu.

3 saç teli bir diş fırçası

Bir Alman çocuk doktorunun yeni geliştirdiği babalık testi için babaya ve çocuğa ait üç tel saç veya bir diş fırçası götürmek yetiyor.

Yüzde 99.9 doğru

Yeni testin mucidi, Münihli çocuk doktoru Claus Waldenmaier. Çocuğa ait üç tel saç veya ağız mukoza hücreleri üzerine yapıştığı için bir diş fırçası ile babaya ait üç tel saçın gen testini uygulamak için yeterli olduğunu söyleyen Waldenmaier, örneklerin bir analiz bilgisayarıyla karşılaştırıldığını söylüyor. Neticeyi bir hafta sonra alabildiklerini belirten Waldenmaier, ‘‘Testin güvenilirliği yüzde 99.9’’ diyor.

Daha ucuza çıkıyor

Waldenmaier, yeni testin bir diğer avantajının da daha ucuza çıkması olduğunu belirtiyor. Halen uygulanmakta olan test 7 bin marka (1.8 milyar lira) malolurken, yeni test için sadece 2 bin 400 (600 milyon lira) mark ödemek gerekiyor. Almanya'da her 10 babadan birinin çocuğun gerçek babası olmadığını söyleyen doktor, ‘‘Babalığın mahkeme raporuyla belgelenmesi için ayrıca annenin de üç tel saçına ihtiyaç duyuyoruz’’ diyor.

 

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy bu gün  sorularımızı yanıtlıyor.

Sizin uzmanlık alanınızda, Türk halkı en çok hangi sorununa çare arıyor?

- Babalık davaları. komik ama, daha önceden baba ve çocuk birbirlerine bakılarak benzetilmeye çalışılırdı. Bu iş artık DNA yöntemiyle yapılıyor. Postayla bile babalık davası çözüyoruz. Olay, Türkiye içindeyse buraya geliyorlar, dışındaysa elçilik aracılığıyla, posta yoluyla yapıyoruz. Mesela kadın ve çocuk Rusya'da, adam Türkiye'de, ki bu çok sık karşılaştığımız bir hadise olduğu için Ukraynalılar'dan ve Romanyalılar'dan örnek veriyorum. Adam o çocuğun gerçekten kendisinden olup olmadığını merak ediyor. Elçiliklerimize bir kutu gönderiyoruz. Orada kadın ve çocuktan kan alınıyor, bu kutulara konuyor ve kurye ile bize tekrar geri gönderiliyor. Yurt içinde, özel başvurularda posta yolunu kullanmıyoruz ama mahkeme ve savcılıklara kutu gönderiyoruz.

TUTARI 80 milyon LİRA

Mesela ne kadar özel başvuru oluyor, babalık davası için?

- İnanamayacağınız kadar çok. Üstelik, her kesimden insan başvuruyor. Öncelikle de kadınlar. Israrla arayıp bu testin yapılıp yapılamayacağını öğrenmek istiyorlar. Ücret mukabili testi yapıyoruz.

Kaç para?

- 80.000.000 lira.

En çok hangi yöreden talep geliyor?

- Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan çok gelen var. Taraflar hep beraber geliyor. Aynı anda kapalı zarf ile kendilerine tebliğ ediliyor. Çocuğun bir aylık olduğu vakalara da rastlıyoruz, 35 yaşında olduğu vakalara da... Çocuklar geliyor, 'bunlar benim gerçek annem babam mı' diye... Ölmüş bir kişinin gerçek anne babası olup olmadığını soranlar var. Ölenlerin kemiklerini incelediğimiz vakalar da var.

Başvuranlar evli çiftler mi?

- Evli ya da bekar hemen hemen eşit. Neticenin kime iyilik, kime kötülük olacağını bilemediğimiz için önce vazgeçirmeye çalışıyoruz. Aralarında çok üst düzey işadamları, üniversite hocaları da oluyor.

Bir şeyi araştırırken aslında hiç araştırmadığınız başka bir şeyi bulduğunuz oluyor mu?

- Elbette. Çiftler iki çocuğuyla birlikte geliyorlar. 'Çocuklardan bir tanesi bizim mi, değil mi şüphe ediyoruz' diyorlar. Hastahanede karışma olayları. Tahlillerde o çocuğun onlara ait olduğunu tesbit ediyoruz ama şüphelenmedikleri çocuğun aslında onların çocuğu olmadığını ortaya çıkarıyoruz. Şimdi, bunu söyleyecek misin, söylemeyecek misin? İşte bu noktada bir etik tartışması başlıyor.

Hiç otopsi yaptınız mı?

- Otopsilere çok girdim ama kendim yapmadım. Ben biyokimya profesörü ve kriminalistim. Yani delillerin analiziyle ilgilenirim. Delilleri birbirine bağlarım. Ben, otopside ne aranması icab ettiğini bilen uzmanım. Otopsi yapan aslında mekanik bir iş yapar. İş organların alınmasından sonra başlar. Mesela, adli tabip merminin girdiği ve çıktığı yeri saptar ama merminin analizi kriminalistlerin işidir.

Otopsi Anadolu'da yapıldığında organlar ya da deliller size nasıl ulaşıyor?

- O bir sıkıntı. Organlar alkol içindeki bir şişeye konuyor. Tamamen çağdışı. Bakkal bakkal dolaşıp peynir tenekesi buluyorlar, turşu kavanozları vs... Sonra o teneke nasıl kapatılacak? Lehim mi yapılacak? Daha neler, Bu malzemeleri geri göndermek lazım tabii. Adam altı ay sonra diyor ki: 'Yahu sen 2 kiloluk bir şey gönderdim diyorsun, burada 10 gramlık bir zarf var.' Nasıl olur, 'kemikler nereye gitti' diyorsun. Postada Manisa yerine Malatya'ya gitmiş. Yazıyorsun, yazışıyorsun, o kemiklerini arıyor, sen kemiklerini arıyorsun. Trajikomik!

APS mi, iadeli taahhütlü mü gönderiyorlar?

- Yok canım, ne taahhütlüsü! Bayağı bildiğimiz normal postayla. Patiskadan bez torba diktirtip, içine kavanozları koyduktan sonra mühürleyip gönderiyorlar.

Anlaşılan sizde binlerce trajikomik hikaye var...

- Alkol muayenelerinde kullandığımız alkolometre var mesela, Van'da var mı, yok. Doktora götürüyorlar, alkol muayenesi için. 'Hoh' de diyorlar. Sonra da adli rapora 'hohlattım, alkollü olduğu kanaatine vardım' diye yazıyor vallahi.

Adam karar veriyor, diyor ki: 'bu Yeşil'dir.' Mezarı açıyor, cesedi olduğu gibi tahlile gönderiyor. Gerek yok ki! Bir küçük deri parçası veya bir saç telini alsa bile yeterli. Ama Türkiye'de mezarlar açılıp cesetler olduğu gibi gönderiliyor işte.

OTOMOBİL KOLTUĞUNDA DNA TESBİTİ

Sıkıca el sıkışırsak sizin DNA'nız bana, benimki size geçiyor. Bir arabada oturuyorsunuz ve teriniz orada kalıyor. Türkiye'deki teknolojiyle o DNA tesbit edilebiliyor. Ama pekçok kişi bu teknolojinin Türkiye'de bulunduğundan haberdar bile değil. Polis ve jandarma bile farkında değil. Olay yerlerinden delil toplanması yetersiz. Laboratuvar teknolojisi sürekli gelişiyor, delili toplayan da bu teknolojiden haberdar olmalı. Bilmeli ki, ben sigara izmaritinin ucundan tahlil yapabiliyorum. Bunu bilmiyorsa o izmariti toplamaz. Bir patlama olduğunda tavandaki isi inceleyip, patlayıcının neviini ve hatta nerede imal edildiğini bulabiliyorum. Bunu bilmezse bana numune toplayamaz.

REKTÖR YARDIMCISININ ÖZRÜ

2 Haziran 1999 tarihinde Hürriyet dizi sayfasında yayınlanan, ‘‘Boğaziçi Üniversitesi'ni kim kurtaracak?’’ başlıklı haberde, BÜ Rektör Yardımcısı Hamit Fişek, Kabataş, Pertevniyal ve Vefa gibi tarihi liselerin zaman içinde dumura uğradıklarını söylemişti. Bu liselerin camialarından gelen tepkiler nedeniyle Fişek'in aşağıdaki açıklamasını yayınlıyoruz: ‘‘Kabataş, Vefa, Pertevniyal liselerinin dumura uğradıkları sözü, düşünülmeden edilmiş yanlış bir ifade oldu. Sadece bu okulların bir süredir mali sıkıntı içinde olduklarını söylemek istemiştim. Bu okulların camialarını rencide ettiysem çok özür dilerim. Bugün hepsinin büyük çabalar içinde aşamalar yaptığını biliyorum.’’

Savcı gelecek, ortalığı temizleyelim!

Bizde ne oluyor? 'Savcı gelecek aman ortalığı süpürüverelim' diyoruz. Savcı gelmeden önce, ayıp olmasın diye, kanları yıkıyorlar. Ortalığı pırıl pırıl yapıyorlar. Çarşafları temizliyorlar. Doktora muayeneye gideceğim diye yıkanıyorlar. Halbuki boynundaki tükürük, göğsündeki bir iz ya da üzerinde kalmış bir kıl ya da tırnağının içine sıkışmış bir deri parçası bize onun kim olduğunu zaten gösterir. Çamaşırlarını atıp yıkanıyorlar, öyle geliyorlar, sonra uğraş da delil bul. Böyle olduğu sürece isterseniz uzay teknolojisi kullanın, hiçbir manası yok. Bir ana kız öldürülmüştü. Bize olay yerinden deliller getirdiler. Biy ay sonra biz biz tekrar gittik, delil topladık. Sonunda orada üzerinde öldürülen kadınların kan izleri olan iç çamaşırının içinde bir kıl tesbit ettik. DNA analizini yaptık. Sonuç, o tarihte başka bir suçtan teslim olmuş ve cezaevine konmuş bir insana götürdü bizi. İpucu toplanamıyor çünkü Olay Yeri İnceleme'de çalışan adam iki gün sonra Terörle Mücadele'de çalışmaya başlıyor. İhtisaslaşma olamıyor.

Otopsi için ne kadar organ?

Otopside hangi organdan ne kadar parça alınacağı yasalarla belirlenmiş. Fazlasını veya eksiğini alamaz ve yok edemezsiniz. Mesela, zehirlenmelerde alınacak miktarlar şöyle sıralanıyor:

İdrar, elde edilebildiği kadar

Mide yıkama sıvısı, elde edilebildiği kadar

Kan, 100 ml.

Beyin, 500 gr.

Böbrek, 2 adet

Kemik, 300 gr.

Akçiğer, 1 adet

Kas, 200 gr.

Saç-kıl-tırnak, yeteri kadar

Çocuk benden mi diye DNA testi yaptıran 200 babadan 20’si kuşkusunda haklı çıktı

‘Acaba çocuğumun gerçek babası mıyım?’ Babalar içlerini kemiren, bazen de tüm yaşamlarını altüst eden bu kuşku ve merakın üstesinden babalık testiyle geliyorlar. Sadece 9 aydır 653 milyon liraya babalık testi yapılan bir laboratuvara Türkiye’nin dört bir yanından gelen 200 ‘şüpheci’ baba başvurdu.

Bunların 20’sinin ‘biyolojik baba’ olmadığı anlaşıldı. Başvuranların arasında anne, baba ve çocuğun beraberce geldiği oluyor. İşin garibi, taşradan gelenler bile bu konuda bir fikir sahibi. Genellikle avukatlardan öğreniyorlar. Her yıl yaklaşık 2 bin babanın ise babalık testi için yurtdışına kan gönderdiği tahmin ediliyor. Babalık testinin yapılabildiği Acıbadem Merkez Laboratuvarı’nın direktörü Doç. Dr. İbrahim Ünsal’la ‘baba’lık örnekleriyle testini konuştuk.

Sülalece geldiler

Bir genç çift, bebekleri ve aileden altı kişiyle birlikte laboratuvara geldi. Güneydoğulu ve yerel giysiler içindeydiler. Çifte sorulan soruları onlar değil, grubun en yaşlı iki üyesi cevaplıyordu. Törenin ağırlığı hissediliyordu ama sorulan soruları da eksiksiz ve rahatlıkla yanıtlıyordu sözcüler. Konuşmalarından çift dışındaki diğer altı kişinin, kız ve erkek taraflarının üçer ileri geleni olduğunu anlaşıldı. Yaşlı sözcüler ‘Biz kendi aramızda konuşarak anlaştık. Babalık testini yaptıracağız. Sonuç ne olursa olsun razıyız’ dediler. Birkaç gün sonra gene hep birlikte test sonucunu almaya geldiler. Delikanlının çocuğun babası olduğu kesinleşmişti. Sakin bir şekilde sonucu dinlediler. Garipti ama taraflar ne bir sevinç ne de bir öfke belirtisi gösterdiler. Teşekkür ederek ayrıldılar.

Babası olduğunu öğrenince ağladı

Ege bölgesinden kırklı yaşlarda bir kadın, babası ve kardeşiyle birlikte randevu alarak laboratuvara geldi. Kadın babasının, gerçek babası olup olmadığını merak ediyordu. Anne yoktu. Yapılan testle, gerçek baba olduğu doğrulandı. Kadın, sonucu öğrendikten sonra babası ve kardeşinden görüşme odasını terk etmeleri için ricada bulundu. Onlar çıktıktan sonra hıçkıra hıçkıra ağladı. Sakinleştikten sonra sessizce uzaklaştı.

Beş kardeşten birinin babası farklıydı

Her biri 60 yaşını geçmiş beş kardeş ve yaşlı anneleri birlikte test için geldiler. Kardeşlerin en büyüğü, kendisinin babasının farklı olduğunu duyduğunu, bunu testle kesinleştirmek istediğini anlattı. Kardeşler arasında bir gerilimden çok dayanışma vardı. Tüm sorulara gerektiğinde kendi aralarında fikir birliğine vararak yanıt verdiler. Beşi de testin yapılmasını istiyordu. Gerçekten de test sonucunda en büyük kardeşin babasının, diğer kardeşlerin babasından farklı olduğu kesinleşti.

Sosyete playboyu rapor zarfını açmadı

Sosyete sayfalarında sıkça boy gösteren bir playboy, yanında bir kadın ve bebekle laboratuvara geldi. Bebeğin gerçek babası olup olmadığını öğrenmek istiyordu. Kadının bilmek istediği de buydu. Konuyu bir adli tıp uzmanına danışmış sonra da meraklarını gidermek için bize gelmişlerdi. Test sonucu almaya yine birlikte geldiler. Raporun olduğu zarfı açmak üzereyken beni durdurdular. ‘Sonucu şimdi bilmek istemiyoruz, zarfı açmayın bize de bilgi vermeyin’ dediler. Zarfı kendi istedikleri bir zaman ve yerde, belki de kendilerini hazır hissettiklerinde açacaklardı. Kapalı zarfı alarak çıktılar.

GERÇEK BABA MI NASIL ANLAŞILIYOR?

Baba ve çocuktan alınan kan örneğinden genetik materyal toplanarak test yapılıyor. Her çocuğun genetik malzemesinin yarısı anneden, diğer yarısı da babadan gelir. Baba ve çocuğun kan örneklerinden genetik tiplerini çıkarıyoruz. DNA’ları üzerindeki, kişiden kişiye değişiklik gösteren 16 ayrı bölgeyi tek tek karşılaştırıyoruz. Bu bölgelerin birinde dahi, çocuk ile baba arasında farklılık görülmesi babanın ‘biyolojik baba’ olmadığı anlamına geliyor.

NASIL EMİN OLUNUYOR?

Doğruluk oranı yüzde 99.9. Kullandığımız genetik analizör Adli Tıp Kurumu, FBI’ın kullandığıyla aynı. 200 bin doların üzerinde bir yatırım. En gelişmiş teknoloji. Aynı cihazla bütün başka genetik testleri de yapabiliyoruz. Doğru sonuç verdiğinden emin olmak için kendi test sistemimizi test ettiriyoruz. Tüm testlerimizin kalite kontrolü için ABD’deki kısa adı CAP olan dünyanın en önemli kalite kontrol organizasyonlarından birine bağlıyız. Onlar bize ABD’den üzerinde çalışmamız için ne olduğunu bilmediğimiz örnekler gönderiyor. İstedikleri testleri yapıyor ve sonucu bildiriyoruz. Sonucun doğruluğuna göre bizi 100 üzerinden puanlıyorlar. Bizim puanımız 100.

İKİ SONUÇ VAR

n Babalığın Dışlanması: Test edilen erkeğin, çocuğun gerçek biyolojik babası olmadığını belirtir. Babalık dışlanması belirtildiğinde baba olma olasılığı yüzde sıfırdır.

n Babalığın Onaylanması: Eğer rapor test edilen erkeğin çocuğun gerçek biyolojik babası olduğunu dışlamıyorsa, kombine paternite indeksi (CPI) denilen hesapla baba olma olasılığı belirtilir. Yapılan testin ölçme gücü yüksek olduğu için babalık olasılığı genellikle %99.9’dan büyük çıkıyor.

GİZLİLİK NASIL SAĞLANIYOR?

Test için başvuran baba ve çocuğun adları, kendileri istesin veya istemesin tıbbi kayıtlara hiçbir şekilde geçmiyor. Kendi özel kodlarımızla kaydediyoruz. Testleri yapan uzmanlar, kime test yaptıklarını bilmiyor. Ayrıca test yapılmadan önce mutlaka yazılı bir onay alınıyor.

Sonuç kötüyse yıkılan da var takmayan da

Baba olmadığı anlaşılan birine sonuçları nasıl veriyorsunuz?

- Telefonda bilgi verilmez. Sonuçlar hastalara yazılı rapor halinde ya da yüzyüze görüşülerek verilir. Laboratuvarda çok yoğun gerilim ve travmalar yaşamıyoruz. Bize geldiğinde zaten kendisiyle hesaplaşmış, bir yol çizmiş oluyor. Bu nedenle çok dramatik olaylar yaşamıyoruz. Bizim yanımızda kavga etmiyorlar. En azından sessiz duruyorlar. Raporda, biyolojik baba olup olmadığını belirtiyoruz. Ancak ‘Bu babalık testi başvuru sahibinin merakı nedeniyle yapılmıştır. Kimlik doğrulaması yapılmadığından herhangi bir adli kanıt değeri yok’ ibaresi ekliyoruz.

Verdiğiniz raporun resmi bir geçerliliği yok mu?

- Hayır, bizim yaptığımız tamamıyla meraka dayalı bir test. Adli geçerliliği olan, resmi bir rapor istenirse adli tıp uzmanına başvurmaları gerekir. Gerçi teknik olarak ikimiz de aynı şeyi yapıyoruz ama bizimki mahkemede delil olarak kullanılamaz.

Yani siz sadece babaların kuşkusunu, kendi deyiminizle merak duygusunu tatmin ediyorsunuz?.

- Bence testin yapılıyor olması toplumsal bir gereksinim. Sosyolojik bir hizmet veriyoruz. Merak önemli bir duygu. Sadece böyle bir merak nedeniyle, kanıt bulunmasa da dağılan çok yuva olduğuna eminim. Zaman zaman test için ailece, kalabalık geliniyor. ‘Hadi bakalım gidelim, alın boyunuzun ölçüsünü’ üslubu da olabiliyor. Biz gelen kişiyle daha çok teknik konuları konuşuruz. Üzgün olup olmadığını, bize gelmesinin arkasında ne gibi sorunlar olduğunu sormayız. Testleri son derece rahat, sindirmiş, gündelik bir rutin gibi yaptıran kişiler olduğu gibi aldığı sonuçtan yıkıldığını hissettiklerimiz de var. Herkesin hikayesi çok farklı.

Test sonuçları aileleri parçalıyor mu?

- Evlenme belgesi sormuyoruz ama gelenlerin çoğu evli. Testten sonra ne olduğunu takip etmemize ise olanak yok. Bazen çiftler, aralarında bu konuda çıkan tartışmayı yok etmek için geliyorlar. Diyorum ya sosyal hizmet veriyoruz. Ailenin kafasında var olan şüpheyi tek testle yok ediyoruz. Çoğu zaman aileyi parçalanmaktan kurtaran bir test.

Bazen testin ne kadar kurtarıcı olduğunu hissedebiliyorsunuz ama bazen de tam tersi oluyor. Ama her halükarda şüphenin şöyle veya böyle yok olması çok daha iyi. Ayrıca insanların doğruyu bilme hakkı var.

Peki çocuğunun kimden olduğunu merak eden kadınlar başvuruyor mu?

- Evet az sayıda da olsa bu taleple gelenler oldu. Her halükarda testin uygulanabilmesi için babanın gelmesi lazım. Baba adayı ikna edilmeden, kanı alınmadan testin yapılması mümkün değil.

Tüp bebek uygulamalarından sonra başkasının spermi kullanılmış olabilir kuşkusuyla gelenler oldu mu?

- Hayır olmadı. Anne, baba birlikte böyle bir test talebiyle gelirse tabii ki kabul ederiz. Burada etik bir yük, üçüncü taraflara karşı şüphe var çünkü.

Şöhretlerden gelenler oluyor mu?

- Pek olmadı. Biliyorum ki bir grup insan böyle bir testi yurtdışında yaptırıyor. Bunun için bazı laboratuvarlar aracı olabiliyor. Ayrıca internet üzerinden, doğrudan doğruya yanak dokusundan örnek, hücre toplayıp yurtdışında DNA testi yaptıran pazarlamacı firmalar da var İstanbul’da.

Test yapmayı reddettiğiniz oluyor mu?

- En önemli ilkelerimiz hiçbir şekilde gebelere test yapılmaması. Teknik olarak gebelere uygulanabilse bile etik kaygılarımız var.

Buzluktaki babalık kanıtı
ABD eski başkan adaylarından vaiz Jesse Jackson'ın metresinin, çocuğunun ondan olduğunu kanıtlamak için kullanılmış prezervatifini buzlukta sakladığı anlaşıldı.

Siyahların insan hakları savunucusu Jesse Jackson'dan evlilik dışı bir çocuk sahibi olan Karin Stanford, yasak aşkının tüm sırlarını yazmaya başladığı kitapta anlatacak. Haftalık National Enquirer Dergisi'nin gelecek sayısında haberini yapacağı ve henüz yazımına devam ettiği kitapta metres Karin Stanford, Vaiz'den gizlice 450 bin dolar aldığını da itiraf ediyor.

Kürtaj da yaptırmış

Stanford, şu anda 22 aylık olan kızının babasının Jesse Jackson olduğunu kanıtlamak için kullanılmış prezervatiflerinden birini derin dondurucuda sakladığını yazdı. Çılgın metres, daha sonra prezervatiften alınan örneğe yaptırdığı DNA testinden pozitif sonuç aldığını da belirtti. Metres, Jackson'dan daha önce de hamile kaldığını, ancak Vaiz'in isteği üzerine kürtaj yaptırdığını da kaydetti.

Avukatı yalanladı

Kitapta, vaiz Jackson'ın eşi Jackie'nin gizli ilişkiyi öğrenince kocasına silah çektiği ve evdeki bir konuk tarafından zorla yatıştırıldığı anlatılıyor. Stanford'un avukatı Raenella Zapata ise müvekkilinin bir kitap yazdığı ve Jackson'dan 450 bin dolar aldığı iddialarını yalanladı. Avukat, ‘‘Müvekkilim Jackson'la bir nafaka anlaşmasına varmayı bekliyor, kızının da Jackson'ın kendi çocuklarıyla aynı olanaklara sahip olmasını istiyor. Yoksa mahkemeye gideceğiz’’ dedi.

Monica'yı örnek aldı

Jesse Jackson, bir Beyaz Saray ziyaretinde sevgilisi Karin Stanford'la (daire içinde) poz vermişti. Stanford tıpkı Lewinsky'nin Clinton'ın spermiyle lekelenen elbisesini saklaması gibi, içinde Jackson'ın spermi bulunan prezervatifi sakladığını söylüyor.

Çocuk sizden değil
M. A. / Almanya


Evlenmiş olduğunuz Alman kadının davranışlarından ve size karşı kötü davranışlarından şikayet ediyor, ama onun sizi sınırdışı ettirme ve gerek kendisi ve gerekse çocuk için nafaka talebinde bulunma tehditleri nedeniyle katlandığınızdan bahsediyorsunuz. Yasal durumunuz ve aile ilişkileriniz hakkında bir yorumda bulunmak istemiyorum. Ancak mektubunuzda belirttiğiniz kan grupları doğru ise çocuğun babasının başkası olduğunu söyleyebilirim. Gerek sizin ve gerekse eşinizin kanı (0) grubundaymış. Bu grup, kalıtım açısından silik genlerle taşındığı için hem kadının hem de erkeğin (0) grubu olduğu hallerde çocuklar da mutlaka (0) grubu olur. Rh faktörüne gelince, (+) olması baskın bir özelliktir. Bu nedenle üreme hücrelerinin bazılarında (-) bulunsa bile bu kişinin kanı (+) olur. Hem kadın hem de erkek (+) olduğu halde üreme hücrelerinde bulunabilen (-) genlerin bir araya gelmesi halinde çocuk Rh(-) olabilir. Durumu özetlemek gerekirse, tahlillerin doğru olduğunu kabul edersek, gerek siz ve gerekse eşiniz 0 Rh+ grubundan olduğunuz için, ikinizin çocukları 0 Rh+ veya 0 Rh- olabilir. Çocuk A Rh+ olduğuna göre, babasının A veya AB grubu kan taşıyan biri olduğu sonucu çıkıyor. Böyle durumlarda adli tıp kuruluşları tahlilleri kontrol etmenin yanısıra genetik araştırmalar da yaparak durumu kesinleştirir. Böylece siz çocuğun babası olmadığınız için, çocuğa karşı yasal yükümlülüklerden kurtulursunuz. Bunun dışındaki yasal durumlar için bir avukata danışmanızı öneririm.

'Baba'ların hafiyeleri'
Çocuğunun kendisine ait olup olmadığı konusunda şüpheye düşen aileler, sorunlarını çevrelerinden gizledikleri ve mahkemelere yansıtmak istemedikleri için İÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü Hemogenetik Merkezi'ne başvuruyor.
Çocuğunun kendisine ait olup olmadığı konusunda şüpheye düşen aileler, soluğu İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü Hemogenetik Merkezi'nde alıyor. Merkeze babalık tayini için yılda 150 özel başvuru yapılıyor.

Her gün şüphe ve huzursuzluk içinde yaşamaktansa, 'yaptıralım şu testi de kurtulalım' anlayışı ile merkeze gelen vatandaşlar, test sonucu açıklandıktan sonra ya gönül rahatlığı ile ya da üzüntü ile ayrılıyor buradan. Çünkü bir çocuğun kime ait olduğu gerçeği enstitüde yüzde 99,99'a varan oranlarda ortaya çıkarılabiliyor.

Sorunlarını çevrelerinden gizledikleri ve mahkemelere yansıtmak istemedikleri için Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen vatandaşlar için enstitüde sadece bir biyolojik hizmet değil, psikolojik ve hukuki hizmet de sunuluyor.

Enstitü'ye ayrıca mahkemeler tarafından 150 civarında kimliklendirme ile ilgili başvuru da geliyor. Gelişmiş bir KİMGEN laboratuvarına sahip olan merkez, DNA'dan yola çıkarak kimliklendirmeyi yapabilen tek kurum. Kimliklendirme çalışmaları fen bilimleri, psikiyatri ve hukuki açıdan ele alınıyor.

Enstitüye özel başvurular randevu alınarak yapılabiliyor. Laboratuvarlarda günde ancak bir vaka ele alınabiliyor. Başvurular genellikle erkek tarafından geliyor. Kadın tarafından yapılan başvuruların yanı sıra erkek ve kadının anlaşarak yaptıkları başvurulara da rastlanıyor.

Prof. Dr. Ersin Abacı Kalfaoğlu Fen Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı

' Bize gelen özel başvurular ise genellikle erkek tarafından geliyor. Çok az da olsa ben babayım diye gelen erkekler de var. Bazen de 'Bunun babası acaba kim?' diyen kadınlar da geliyor. Yalnız kadınların talepleri ile babayım talepleri kısıtlı. Yüzde 90, babalar şüphe ile karşılayarak geliyor. 'Bunların bir kısmı psikiyatrik sorunları olan, yani şüphe denilen sorunları olan insanlar. Total olarak yılda 300 vaka gelir. Babalık tayini yapabilmek için anne ve baba ve çocuktan kan alınıyor. Ve bu kanlar üzerinde DNA'lar elde edilir. Ve karşılıklı olarak mukayese edilir. Anne, baba ve çocuğun üçünün birden bizzat buraya gelip kan vermeleri gerekir. Taraflardan her birinin de hangi amaçla kan verdiklerini bilmeleri gerekir etik açıdan. Vakaların içinde bazen üç dört kişi test ederiz. Dolayısıyla bizim çalıştığımız insan sayısı üç çarpı üç yüz, toplam dokuz yüz kişi civarında. Bunların hepsi babalık tayini olabilir. Bize yapılan başvuruları basına yansımış olanlar haricinde kesinlikle konuşmayız.'

Dr. Neylan Ziyalar Psikolog-Öğretim Üyesi

'Müracaat eden aileler son derece gergin şekilde bize gelirler. Bir suçlanan taraf bir suçlayan taraf var. Belki haklı belki haksız. Dolayısıyla gergin ve çatışma ortamında geliyorlar bize. Müracaatlarda bir psikolojik servis veriliyor. Çünkü çok hassas bir olay. Huzurlu, sakin ve medeni şekilde gelen aileler son derece az. Ön görüşmenin hasta buraya geldiğinde yapılması gerekir. Kan alımı sırasında mutlaka bir psikolog olayın içerisindedir. Bizim özel babalık tayini yaptığımız vakaların içinde çok özel grup vardır. Bu orta yaş civarında erkeklerin aşırı kıskançlığı nedeniyle ortaya çıkan hastalıktır. Biz bunlara hizmet vermeden önce psikiyatrik danışmanlık almaları gerektiğini tavsiye ederiz. Gelen başvurular Anadolu'nun çeşitli yerlerinden olabiliyor. İstanbul ağırlıklı demek pek mümkün değil. En son aldığımız vaka Batı Anadolu yöresinden. Geceden geldiler. Sabahleyin burada oldular. Sonuçları iadeli taahhütlü olarak postalarız.'

Tanıl M. Baştan (Adli Tıp Enstitüsü Hukuk Müşaviri)

'Bir erkeğin, bir çocuğun babası olduğuna karar verebilmek için, baba olabilirliğinin en az yüzde 99,73 ihtimalle kanıtlanması gerektiğini ilk kez ortaya atan Adli Tıp Enstitüsü olmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu yöndeki kararı üzerine artık babalık tayinlerinde tüm bilirkişi laboratuvarları bu durumu dikkate alarak çalışmaktadırlar. DNA ile ilgili kitaplara buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye'de nesep tetkiki günümüzde büyük önem taşımakta. Ama 90'lı yılların başında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu bir içtihat kararı ile nesep tetkikleri ve bunlar ile ilgili davalarda gerçekleştirilen bilirkişilik faaliyeti ayrı bir önem kazandı. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bizim bugün için aslında pek fazla kabul etmediğimiz ya da bugün için artık geçerliliğini yitirmiş kurallar getiren bu içtihat kararı ile önemli bir devir açtı.'

 

GÜNDE 150 KİŞİ BAŞVURUYOR

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Enstitüsü

Hemogenetik Merkezi'ne babalık tayini için yılda 150 özel başvuru yapılıyor. Her gün şüphe ve huzursuzluk içinde yaşamaktansa, 'yaptıralım şu testi de kurtulalım' anlayışı ile merkeze gelen vatandaşlar, test sonucu açıklandıktan sonra ya gönül rahatlığı ile ya da üzüntü ile ayrılıyor buradan. Çünkü bir çocuğun kime ait olduğu gerçeği enstitüde yüzde 99,99'a var oranlarda ortaya çıkarılabiliyor.

Babalık Testi hakkinda aciklamalar Babalık Testi konusunda bilgiler.

Anahtar Kelimeler:Babalık Testi,babalık testi nasıl yapılır,babalık testi yapan hastaneler,babalık testi nerede yapılır,babalık testi yapılan yerler

 

 

Evlilik sorunları Diger Sayfalar :

 

Ara
En Çok Okunanlar
Okunma: 1
Perihan Savaş Kimdir?
Okunma: 1
Hayat dersleri
Okunma: 1
Zayıflatan Korseler
Okunma: 0
Elmalı havuçlu kek tarifi
Okunma: 0
Epizyotomi bakımı nasıl yapılır?
Okunma: 0
Dün dündür, bugün bugündür
Okunma: 0
Kartondan ev yapma
Okunma: 0
Şok nedir ?,Şok Belirtileri ve Şok tedavisi
Okunma: 0
Bebek emzirirken dikkat etmem gereken konular nelerdir?
Okunma: 0
Kelimelerin gücü
Resim
Yakışıklı erkekler
Yakışıklı erkekler

 |   |   |   |   | 
Copyright © 2007
Kadınlar

Bu sitedeki yazılar sadece bilgi amaçlıdır.Doktorunuza danışmadan, tedavi amaçlı kullanmayınız..!