Akraba evliliği Akraba evlilikleri
Sağlık Bakanlığı Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü, ''21 Yüzyılda Ülkemizde Ana-Çocuk Sağlığının Durumu'' raporuna göre, Türkiye'deki evliliklerin yüzde 21.7'si akrabalar arasında yapılıyor. Bu da her 5 evlilikten birinin akrabalar arasında olduğunu ortaya koyuyor. Bu evliliklerin yüzde 70'i amca, hala, teyze ve dayı çocukları arasında gerçekleştiriliyor.
DOĞU’DA YÜZDE 35, BATI’DA YÜZDE 14
Akraba evliliklerinin bebek ölümlerini artırdığı, kalıtsal hastalıklara zemin hazırladığı vurgulanan rapora göre, akraba evlilikleri doğuda ortalama yüzde 35, batıda yüzde 14 oranında görülüyor.
Akraba evliliğinin en yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu oran yüzde 40'a ulaşırken, bu bölgeyi Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesi izliyor.
Uzmanlar akraba evliliklerinin kas hastalıkları başta olmak üzere birçok genetik hastalığı beraberinde getirdiğini belirttiler.
SAKAT DOĞUMLARIN BAŞLICA NEDENİ
Uzmanlar, çocuklarda görülen zeka geriliği (fenilketonüri) hastalığının akraba evliliklerinden olan çocuklarda daha fazla görüldüğünü belirtirken, Türk Epilepsi ile Savaş Derneği, akraba evliliğinin, halk arasında ''sara'' olarak bilinen epilepsi hastalığı riskini artırdığını açıkladı.
Akraba evliliklerinin, kalıtsal olan ''Akdeniz Anemisi (Thalassemi) ve Orak Hücre Anemisi'' hastalıklarına yakalanma riskini de yükselttiğini söyleyen uzmanlar, akraba evliliklerinde sakat ve hastalıklı bebek doğumu riskinin yaklaşık yüzde 40 oranında arttığını vurguladılar.
Uzmanlar, doğumsal işitme kayıplarının yarısının genetik özellikten kaynaklandığını, bu nedenle yuva kuracak çiftlere akraba evliliği yapmamaları konusundaki uyarılarını tekrarladılar.
BAKAN GEMİCİ’DEN UYARI
Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici de, özürlülüğün en temel nedenlerinden birinin akraba evliliği olduğunu belirterek, vatandaşların kalıtsal hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Ailelerin ve gençlerin akraba evliliğinden kaçınmaları çağrısında bulunan Bakan Gemici, ''Zira akraba evliliği sonucunda dünyaya gelen çocuklarla birlikte aile de yaşam boyu sıkıntı ile karşı karşıya kalacaktır. Hiç kimsenin önceden bilerek özürlü çocuk dünyaya getirmeye hakkı yoktur'' diye konuştu.
Akraba evliliği kente göç etti
Türkiye Kas Hastalıkları Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Türe Tunçbay, kırsal alandan kente göç edenlerin aynı mahallelerde, dışa kapalı olarak yaşadıklarını ve akraba evlilikleri geleneğini burada da sürdürdüklerini belirterek, ''Bu yüzden genetik hastalıklar azalmadığı gibi, göçlerle kente taşınmış oldu'' dedi.
Türe Tunçbay, Türkiye'de akraba evliliğinin yüzde 21.7 oranında olduğunu belirterek, bunun da her beş evlilikten birinin akrabalar arasında olduğu anlamına geldiğini söyledi.
Akraba evliliklerinin yüzde 70'inin teyze, hala, dayı ve amca çocukları gibi birinci dereceden akrabalar arasında gerçekleştiğini söyleyen Türe Tunçbay, ''Akraba evliliklerinin yapıldığı yerlere baktığımızda son 10-15 yılda bu evliliklerin çoğunun büyük şehirlerimizde gerçekleştiğini görüyoruz. Bu kente göçle beraber akraba evliliği geleneğinin de taşındığını gösteriyor'' dedi.
Akraba evliliklerinin, genellikle kentin varoşlarında devam ettiğini belirten Tunçbay, göç eden bir köy ya da aşiretin tamamının varoşlarda bir mahalleye gelip yerleştiğini söyledi. Türe Tunçbay, şöyle devam etti:
''Aile, aynı mahallede dışa tamamen kapalı yaşıyor. Kadın ve kızlar hangi yaşta olursa olsun evde kalıyor, erkekler dışarıda çalışıyor. Kadın ve kızların çoğu yıllarca yaşadıkları şehrin merkezini bile görmemiş oluyor. Evlilikler de yeni ev açmamak, gelirin paylaşımına yeni evler eklememek, aileye yabancı sokmamak adına akrabalar arasındayapılıyor. Bunda sosyal, kültürel ve ekonomik etkenler önemli rol oynuyor. Bu yüzden de akraba evliliklerine bağlı genetik hastalıklar azalmadığı gibi kente göç etmiş oluyor.''
NASIL OLSA BANA BAKAR
Akraba evliliklerinin kas hastalıkları başta olmak üzere birçok genetik hastalığı beraberinde getirdiğini kaydeden Tunçbay, akraba evliliği yüzünden engelli olarak yaşamını sürdürenlerin de yine akrabalar arasında evliliğe devam ederek, çocuk dünyaya getirdiğini söyledi.
Genetik hastalık taşıyanların çocuk sahibi olmamaları gerektiğini anlatan Tunçbay, ''Oysa 'bana bakar' düşüncesi ile engelli olan bu insanların, engelli çocuk dünyaya getirme riskine rağmen anne baba olmayı göze aldıklarını görüyoruz'' dedi.
Toplumun yüzde 10'unun engelli olduğunu anlatan Tunçbay, akraba evliliklerini eğitim yoluyla en aza indirilmesi halinde toplumun bu önemli sorununun da azalacağını söyledi.
|